AÖF Soru Bankası

Temel Sağlık ve Hastalık BilgisiÜnite 2 Özeti

Egzersiz ve Beslenme

SAĞ104U-TEMEL SAĞLIK VE HASTALIK BİLGİSİ

Ünite 2: Egzersiz ve Beslenme

Giriş

Düzenli egzersiz eşliğinde sağlıklı ve dengeli bir beslenme, sadece fiziksel sağlık için değil zihinsel sağlık için de esastır. Düzenli egzersiz ve dengeli bir beslenme sadece aşırı kilo alımını önlemede veya kilo kaybını korumada etkili olmakla kalmaz, aynı zamanda daha sağlıklı yaşam tarzı geliştirme, daha iyi uyku ve huzurlu bir ruh hâli de sağlar.

Araştırmalar, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı-dengeli beslenmenin, kan basıncının düzenlenmesi, anksiyete ve depresyonun kontrol altına alınması ve kilo alımının önlenmesi dâhil sayısız sağlık yararı olduğunu göstermektedir.

Egzersiz

Egzersizler, kişinin özellikleri ve çevresel faktörler dikkate alınarak planlı ve düzenli yapıldığında her yaşta kadın, erkek, hatta kronik hastalıklı ya da engelli kişiler için daha sağlıklı ve verimli bedensel-ruhsal yaşam kalitesi sağlar. Düzenli egzersiz yapan kişiler, yaşlandıklarında fiziksel ve zihinsel olarak daha sağlıklı, daha kuvvetli ve daha bağımsız olurlar. Düzenli ve kişiye göre planlanmış uygun spor aktiviteleri çok sayıda hastalığı önler, hastaları sağlığına kavuşturur. Egzersiz sağlıklı-kaliteli yaşama ve yaşlanma için en etkili yöntemdir. Haftada 5 kez tempolu yürüyüş birçok sağlık sorununun çözümü olabilmekte, hastalıkların oluşumunu sınırlamaktadır.

Fiziksel Aktivite ve Egzersiz

Dinlenim hâlinden farklı olarak vücudun stabil olmadığı harekete geçtiği ve normal şartlardan daha fazla enerji harcandığı durumların ya da faaliyetlerin hepsine fiziksel aktivite denir. Evde ütü yapmak, temizlik yapmak, alışveriş yapmak, çiçek dikmek, araba yıkamak bu tür faaliyetlere örnek verilebilir.

Egzersiz ise fiziksel aktiviteye göre daha planlı ve programlıdır. Herhangi bir faaliyet sonucunda iskelet kaslarının hareketine bağlı olarak ortaya çıkan fiziksel aktivite sonucunda enerji harcanırken; egzersizde temel amaçlar ise yapılan fiziksel aktivitelerle sağlıklı kalmak, vücut performansını ve kapasitesini arttırmak ve var olan sağlık iyi olma durumunu devam ettirmektir. Egzersiz fiziksel aktiviteden farklı olarak planlı, programlı, düzenli, tekrarlı, yapılandırılmış ve hedefe yöneliktir.

Düzenli egzersiz yapmak hastalıklara yakalanma, sık sık doktora gitme, hastaneye yatma, ilaç kullanma durumlarını oldukça azaltacaktır. Düzenli egzersizler çoğu ölümcül ya da sakat bırakıcı; artrit, kalp hastalıkları, tip 2 diyabet, obezite, yüksek tansiyon gibi durumların ve kronik hastalıkların oluşmasını önler veya kontrol altına alınmasını kolaylaştırır. Her ne kadar egzersiz her yaşta kadın ve erkek için çok yararlı olarak bilinse de egzersizden beklentiler ve egzersizin çeşidi, süresi, sıklığı ve yoğunluğu farklıdır.

Egzersizin Yararları

Sağlıklı-düzenli-dengeli beslenen ve egzersiz yapan kişiler benzer bireysel özellikte olup egzersiz yapmayan kişilere göre daha sağlıklı olmaktadır. Düzenli egzersiz yapan kişilerde yaşlanma süreçleri yavaşlayacak, yaşlanmanın etkilerinden daha hafif etkilenecektir. Solunum, dolaşım gibi yaşamsal fonksiyonların kapasitelerinin artması bireylerde yaşama daha etkin katılmaya yol açacak, hareketsizliğe bağlı ortaya çıkan rahatsızlıklardan ve hastalıklardan daha az etkileneceklerdir.

Öncelikle bireyin yaşamda karşılaşabileceği değişkenlerden ve tüm olumsuzluklardan (kazalar, intihar, cinayet, travmalar, çok ciddi hastalıklar gibi) bağımsız bir şekilde egzersiz kişilerin sağlıklı olmalarına yol açar, yaşam sürelerinin ve yaşam kalitesinin artışını sağlar. Egzersiz kişilerdeki bedensel zindeliği ve ruhsal dinginliği geliştirirken günlük yaşamda gereksinim duyduğu hareketliliği de kazandırır.

Çalıştığı iş ortamında hareketlilik aktiflik söz konusu ise denge yeteneğini arttırarak işe uyumunu kolaylaştırır. Beden kilo kontrolünü sağlayarak aşırı kilolu ya da obez olmayı önler. Hatta kişilerin mevcut kilolarının korunmasını sağlar. Genç bireylerde sosyalleşmeyi sağlar. Yaşlılarda da sosyalleşmeyi sağladığı gibi yaşlılığın fiziksel, ruhsal ve sosyal etkilerinin olumsuz etkilerini kısıtlar. Yaşlı bireylerin kendi kendilerine yetecek fiziksel yeterlilikte olmasına katkıda bulunur.

İdeal Vücut Kilosu

Aşırı zayıflık (beden kitle indeksinin 18.5’in altında olması) durumudur. Aşırı zayıflıkta kişilerin hastalıklara direnci azalırken organ fonksiyonlarında bozulmalar ve yetersizlikler ortaya çıkar, ölüm riski artar. Aşırı zayıflığın temel nedenleri bireysel genetik faktörlerin ve ekonomik koşulların yanı sıra çeşitli enfeksiyonlara maruz kalma, hormonal yetersizlikler, psikolojik/fiziksel iştahsızlık, aşırı aktif olma/aşırı egzersiz yapma, yanlış yeme alışkanlığı, çeşitli sindirim sistemi hastalıkları, batıl inançlar (zayıfların güzel olduğu düşüncesi gibi), aşırı stres gibi psikolojik rahatsızlıklardır.

Aşırı kilolu olma hatta biraz daha ileri safhası olan obez olma durumu da sağlığı olumsuz etkiler. Kilo fazlası olan kişiler eğer gerekli önlemleri almazsa başka hiçbir nedene bağlı olmaksızın kalp damar hastalıklarına, şeker ve benzeri hastalıklara yakalanabilir. Kişi kilo aldıkça yaşama aktif katılımı azalacak, hareket sınırlılığı oluşacak, fiziksel rahatsızlıkların yanı sıra sosyal ve ruhsal problemler de ortaya çıkacaktır.

Obezite ile mücadelenin ilk basamağı erken teşhis ve müdahaledir. Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık birimleri obezite tanımlamasında;

a. Kişilerin sağlığına zarar verici b. Beden yağının aşırı olmasından dolayı depolanmasına bağlı olarak ortaya çıkan c. Fiziksel sorunlara ve hastalıklara yol açan


d. Ruhsal sorunlara ve hastalıklara yol açan e. Kişinin tüketmiş olduğu enerjiden daha fazla enerji (besin alması) durumu f. Kişinin tükettiği enerji düzeyinin düşük olması durumu g. Kronik rahatsızlık durumu h. Enerji metabolizması sorunu

durumlarını ele alır.

Kitabın 52. sayfasındaki tablo 2.1’de boy ve kilo oranına göre kişilerin zayıflıktan obezliğe durumları ortaya konmuştur. Bu tabloda kullanılan veri kaynağı beden kitle indeksi verileridir. Bu veriler bireyin vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle ortaya çıkar.

Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ve İdeal Kilonun Saptanması

Vücut kitle indeksi bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine bölünmesiyle elde edilen bir değerdir. Beden kitle indeksi vücutta yağ dağılımı hakkında bilgi vermemektedir. Bu tabloya göre 18.5 ile 24.9 arasında olan kişiler ideal kilodadırlar.

Kalp Atım Hızı=Nabız

Kan damarlarının (atardamar, toplardamar ve kılcal damar) temel görevi kalbin pompalamış olduğu kanı taşımak ve ilgili yapılara götürmektir. Kalp kasıldıktan sonra kendisine gelen kanı aort ana atardamara fırlattığında kanın damarlarda oluşturduğu basınca nabız denir. Kardiak output yani kalp debisi (1 dakikada kalp tarafından fırlatılan kan miktarı) sırasında kalp dakikada 60-100 kez atar.

Kanın atardamar üzerinde oluşturmuş olduğu basınç dalgalarının bir dakikadaki sayısına nabız sayısı denir. Dakikadaki kalp atım sayısıdır. Yetişkin bir kişide dinlenim hâlinde kalp dakikada yaklaşık 60-100 arasında atar yani kasılır, gevşer.

Birinin nabzını ölçmek istiyorsak herhangi bir atardamar üzerine parmaklarımızı koyarak, hafif bastırarak ölçülür. Ancak en doğru nabız ölçüm yerleri yetişkinler ve çocuklar için boyun şah damarı; bebeklerde dirsek üstü kol atardamarıdır. Neticede nabız ölçülen nokta üzerine en az 3 parmak gelecek şekilde ve en az 5 saniye olarak nabız varlığı kontrol edilir.

Egzersiz ya da antrenmanlardan özellikle koşu gibi antrenmanlardan verim alabilmek için, ideal kalp atım hızı ile egzersiz yapmak gerekir. 20 yaşında olan bir kişini koşu antrenmanı sırasında hedeflenen nabız sayısı 100 ile 170 arasında olmalıdır. Egzersize başlarken mutlaka ısınma ile başlanmalıdır. Egzersiz başlangıcında ideal kalp hızı yaklaşık olarak %55-65; orta şiddetli egzersizde %70-80; yüksek şiddetli egzersizde ise %80-90 arasında olmalıdır.

Egzersiz Tipleri

Egzersiz kavramı genelde fiziksel aktivite ve spor ile birlikte akla gelen bir kavramdır. Gün içerisinde enerji harcaması sonucu ortaya çıkan her türlü bedensel aktiviteye fiziksel aktivite denir.

Egzersiz yapılma ve hedefe göre 4 başlık altında ele alınır:

Dayanıklılık egzersizleri, dayanma, karşı koyma egzersizleri olarak da ele alınır. Canlı bedeninin uzun süren ağır yüklenmelere fiziksel ve zihinsel olarak karşı koyabildiği oksijen kullanılan egzersiz tipidir.

Kuvvet egzersizleri, kas hacmini artırarak kas gücünü yükseltmeyi amaçlayan egzersiz tipidir. Kuvvet bir dirence karşı kasın kasılma ve karşı koyma gücü olarak ifade edilebilir. Şınav çekme, ağırlık kaldırma, dağcılık sporları gibi kuvvet egzersizleri iskelet kas sistemini güçlendirirken beden yağ miktarını düşürür ve kas kaybını azaltır.

Esneklik egzersizleri, ısınma egzersizleri olarak da bilinir ve eklemlerin hareket yeteneklerini geliştirir. Sadece egzersiz ya da spor öncesi değil aynı zamanda egzersiz sonrasında da yapılacak olan esnetme egzersizlerini de içerir. Esneme egzersizleri ile birlikte eklem hareketlerinin yapılışı kolaylaşır, hareket açıları artar.

Denge egzersizleri, bedenin sabit durumda kalabilme yeteneğini arttırma egzersizleridir. Tek ayak üzerinde durmak, tek ayak üzerinde çömelip kalkmak, ayak ucunda yürümek gibi hareketler ile eklemlerin uyumlu bir şekilde çalışmasını arttıran egzersizlerdir. Bu egzersizler kişinin denge ve esnekliğini arttırarak çevik olmasını ve düşerek yaralanmasını engeller.

Çocuk ve Gençlerde Egzersiz

Çocuk ve gençlerin spor, egzersiz yapması ve fiziksel aktivitede bulunması onları sadece hastalıktan korumaz aynı zamanda sosyal ve ruhsal yönden de geliştirir. Çocukların yaşına ve fiziksel gelişimlerine uygun olarak tek bir egzersiz tipine yönelik değil tüm egzersiz tiplerini içeren programlara önem vermeli ve bu yönde programlar uygulanmalıdır.

• Çocuklarda aerobik egzersiz her gün orta şiddetli ve haftada en az 3 gün olmak şartıyla şiddetli fiziksel aktivite: Süre 1 saat • Çocuklarda aerobik egzersiz: Hızlı tempolu yürüme, koşu, yüzme, bisiklet sürme gibi • Çocuklarda kuvvetlendirme egzersizleri: Ağırlık kaldırma, şınav, mekik gibi • Çocuklarda kemik kuvvetlendirme egzersizleri: Kort tenisi, ip atlama, hentbol, basketbol gibi

Yetişkinlerde Egzersiz

Yetişkinler de çocuklar ve gençler gibi aktif bir şekilde hayatın içinde olmalıdır. Yaşlanma süreçlerinin başlaması ile birlikte maalesef spor yapma, egzersiz ve fiziksel aktivite genel olarak azalmaktadır.

İlk kez egzersiz yapacaklar için kısa sürelerle egzersize başlanmalı ve nihayetinde egzersiz süreleri 30 dakikaya çıkartılmalıdır. Egzersiz öncesi kaslar ısıtılmalı, ani hareketlerden kaçınılmalıdır.

Hiçbir şey yapamıyorsanız bile günde ya da 2 günde 1 en az 30 dakikalık hızlı tempoda yürümeniz sağlığınız


açısından çok olumlu olacaktır. Genellemek istersek sağlıklı olmak ve sağlıklı kalmak için günde en az 30 dakikalık orta ve daha üstü şiddetli egzersizler yapmak gerekir.

Oksijen kullanım yönüne göre de egzersiz sınıflandırılabilir;

a) Aerobik egzersiz: Besin maddeleri olan enerji kaynağı şeker ve yağların oksijen tarafından parçalanmasıyla enerjinin elde edildiği egzersiz türüdür. Aerobik egzersizler dayanıklılığı arttırırken, iskelet kaslarını geliştirir, solunum ve dolaşım sistemi kapasitesini yükseltir. b) Anaerobik egzersiz: Enerji kaynağı olarak glikozun kullanıldığı oksijenin kullanılmadığı kısa süreli egzersiz türüdür. Yüksek hızda tempolu koşu, ağır halter kaldırma örnek olarak verilebilir.

Yaşlılarda Egzersiz

Yaşlılık öncesi ve sırasında yapılan egzersizler öncelikle kişilerde denge fonksiyonunu geliştirir, kas gücü ve dayanıklılığı arttırır, eklem esnekliğini korur veya genişletir, kalp ve solunum kapasitelerini arttırır, kemik erimesini geciktirir, duruş hatalarını azaltır, hastalıklara karşı direnci arttırır, sosyal ve ruhsal açıdan mutlu kılar. Yaşlılarda germe ve gevşeme egzersizleri büyük önem arz eder.

Hamile ve Yeni Doğum Yapmış Annelerde Egzersiz

Hamileler de egzersiz yapabilir. Ancak egzersiz programı kadının yaşı, kaçıncı hamileliği, bebeğin durumu, hamileliğin kaçıncı ayı, kadının beslenme durumu, var olan hastalıklarına göre yapılmalıdır. Hamilelikte doktorun vereceği hareketlere bağlı kalarak egzersiz yapmak gerekir.

Egzersiz Planlaması ve Yapılandırmasında Dikkate Alınması Gereken Durumlar

Egzersizlerin de programlanması kişiye özel olmalıdır. Sağlık öyküsü olumsuz olanlar ile olumlu olanlar aynı tür ve şiddette egzersize maruz bırakılmamalıdır. Kişiye özel egzersiz aktiviteleri programlanmalı ve yapılmalıdır. Sadece bireysel ya da fiziksel özellikler göz önünde bulundurulmamalı aynı zamanda kişisel alışkanlıklar da baz alınmalıdır;

• Kaç kilosunuz? • Beden kitle indeksi kaçtır? • Günlük yaşam içerisinde ne kadar aktifsiniz? • Alkol ya da sigara kullanımı var mıdır? • Kaç yaşındasınız? • Herhangi bir rahatsızlığınız var mı? • Beslenmede kalori durumuna dikkat ediyor musunuz? • Günlük sıvı alım miktarınız ne kadar? • Düzenli spor ya da egzersiz yapıyor musunuz? • ...

Egzersize başlamadan önce esnekliği arttırmak ve spor yaralanmalarını en aza indirmek için ısınma ile başlanmalıdır. Isınma kaslar ve eklemler hareket ettirilerek

gerçekleştirilir. Daha sonra tüm kaslar sırasıyla germe ve esnemeye maruz bırakılır. Daha sonra kişiye özel reçetelendirilmiş egzersiz programına aynen uyulur. Egzersizden sonra ısınma hareketlerinin yapıldığı gibi kaslar aktif soğumaya maruz bırakılır.

1) Isınma 2) Germe-Esneme 3) Egzersiz 4) Aktif soğuma

Şunu unutmamak gerekir: Bilimsel verilerle reçetelendirilmiş egzersizin hedefine ulaşabilmesi için dengeli bir beslenme programı ve sağlıklı bireysel alışkanlıkların da buna eşlik etmesi gerekir. Egzersiz programlı, düzenli ve kişiye uygun olmalıdır. Kişi zararlı alışkanlıklarını (uyuşturucu-uyutucu madde, sigara kullanımı gibi) bırakmalı, kullandığı ilaçlar varsa egzersiz yaparken mutlaka doktoruna danışarak kullanmalı, 40 yaşın üzerinde ise gerekli tıbbi tahlil ve tetkiklerini yaptırmalıdır.

Beslenme

Hücrelerin temel fonksiyonlarını düşündüğümüzde bu fonksiyonların gerçekleşebilmesi için enerji gereklidir. Canlılar için temel enerji kaynağı da besinlerdir. Besinler genel olarak karbonhidrat, yağ ve protein olarak sınıflandırılır. Dünyada savaşların bile çıkmasına yol açacak kadar önemlidir besin kaynakları.

Doğru-dengeli ve düzenli beslenmenin sağlık üzerine olumlu etkileri olduğu gerçeğini kabul ederek günlük yaşantımızda bedenimizin biyo-kimyasal reaksiyonları karşılayacak gerekli enerji ve besin maddelerini yeterli miktarda alma yoluna gidilmelidir. Doğru beslenmek obezite, obezite ile ilişkili olan hastalıklara ve diğer bazı hastalıkları (dolaşım sistemi ile ilgili hastalıklar, kemik erimesi vb.) engeller.

Beslenme, Yeterli Beslenme, Dengeli Beslenme, Sağlıklı Beslenme

Kana emilen besinler hücrelere geçerek enerji kaynağı olarak kullanılır. Gereğinden fazla besin alınırsa ve bunu enerji kaynağı olarak beden kullanmazsa bu besinler depo edilmeye ve kişi kilo almaya başlar. Buna dengesiz beslenme denir. Temel besin ögeleri organik molekülleri olan karbonhidrat, protein, yağ ve inorganic moleküller olan su, vitamin ve minerallerdir. Belli bir program içinde belirli aralıklarla besin maddelerinin alınmasına dengeli beslenme denir. Bedenin ihtiyacı olan besin maddelerin yeterli miktarlarda alınmasına yeterli beslenme denir. Beslenme faaliyetleri sağlıklı ve güvenilir besin maddeleriyle gerçekleşiyorsa buna sağlıklı beslenme denir.

Besin, Besin Ögeleri ve Vücuttaki İşlevleri

Besin maddelerinin en küçük yapı taşlarına ayrılmasına katobolizma, yapı taşlarının birleştirilerek yeni maddeler oluşturulmasına anabolizma, her ikisine birden de metabolizma adı verilir. Anabolik ya da katobolik faaliyetler gerçekleştirilirken vitaminler ve minerallerle birlikte enzimler de görev alırlar.


Yenilebilen ve yenildikten sonra sindirilip kana geçip hücrelere ulaşan yaşam için gerekli besin ögelerini içeren, enerji verebilen, yapısal ve işlevsel metabolik aktivasyona uğrayan maddelere besin; beden için besin içinde gerekli olan maddelere besin ögesi denir. Besin ögeleri yapı taşı olarak besinleri oluşturur. Besin ögeleri basitçe iki kısımda ele alınır: makro besin ögeleri ve mikro besin ögeleri. Günlük beslenme ile yüksek miktarlarda alınan besinler (karbonhidratlar, yağlar ve proteinler) makro besinler; az miktarda alınmasına rağmen gereksinimi yüksek olan besinlere mikro besinler (vitaminler ve mineraller) denir.

Proteinler

Bedenin yaklaşık %16’sını oluşturan proteinler hücrenin, hücre zarının, bedenin temel yapı taşı olup sağlıklı yaşam için gereklidir. Yapı taşları olan amino asitler bazı metabolik işlemlere tabi tutulduktan sonra birleştirilerek vücudun doku proteinlerine dönüşürler.

Hayvansal gıdalardan et, süt, yumurta; bitkisel gıdalardan da bazı hububatlar ve kuru baklagiller proteinden zengin besinlerdir. Günlük beslenmede alınması gereken protein diyetteki enerjinin %10-20’si kadar olmalıdır.

Karbonhidratlar

Temel enerji kaynağı (ekonomik ve en hızlı enerji kaynağı) olan karbonhidratlar içerdikleri şeker molekülü sayısına göre basit ve kompleks şekerler olarak isimlendirilir. Doğal olarak meyvelerde, sütte, piyasada satılan çeşitli içeceklerde, şekerleme ve tatlılarda bulunan basit şekerler yapısında 1 veya 2 molekül şeker barındırır. Glikoz, früktoz, galaktoz tek molekül şeker (monosakkarit) içerirken sükroz, laktoz ve maltoz 2 molekül şeker (diskkarit) içerir.

Kan şeker değerinin normal şartlar altında aç iken bu değerlerin altında olması ya da yükselmesi sağlık sorunlarına yol açar. Normalden fazla miktarda alınan karbonhidrat glikojen olarak depolanır. Depolama sonrası geri kalan yağ şeklinde depolanır.

Yağlar (Lipitler)

Beden ağırlığının yaklaşık %20’sini (kadınlarda %25; erkeklerde %15) yağlar oluşturur. Enerji depo kaynağı olan yağlar sadece enerji için değil aynı zamanda hücre yapısına, hormonlar sentezine, vitaminlerin fonksiyonuna yardımcı olur. Yeteri kadar bedende şeker yoksa enerji kaynağı olarak yağlar kullanılır. Enerji, yüksekliği bakımından şekerlerden yüksektir. Ancak yağların enerji olarak tüketilmesi sağlık sorunlarına (kalp ve damar hastalık riski, asit baz dengesinin bozulması gibi) yol açar.

Vitaminler

Suda ve yağda çözünen formları olan vitaminler az miktarda alınmasına rağmen etkileri ve görevleri büyüktür. En çok sebze ve meyvelerde bulunan besin ögeleridir. Vitamin yetersizliğinde kişilerde bazı rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Örneğin A vitamini yetersizliğinde gece körlüğü; D vitamin yetersizliğinde Raşitizm gibi.

Mineraller

İnsan bedeninin %5-7’sini oluşturan mineraller bedende birçok fonksiyonda görev alırlar. İnsan bedeninde üretilmeyen mineraller besinlerle birlikte bedene alınırlar. Minerallerin azı da, çoğu da zararlıdır.

Besin Grupları

Besinler içerdikleri besin ögelerine göre (farklı şekilde ve farklı gruplarda sınıflamalar olsa da) 4 grupta toplanabilir:

• Süt grubu • Et, yumurta, kuru baklagiller ve yağlı tohumlar grubu • Sebze ve meyve grubu • Ekmek ve tahıl grubu

Yeme Bozuklukları

Yeme bozukluğu, aşırı derecede az miktarda yemek yemek veya aşırı derecede yemek yemek gibi ciddi rahatsızlıklara neden olan bir hastalıktır. Burada birçok neden etkili olabilmektedir. En çok bilinen yeme bozuklukları anoreksiya nervoza, bulimia nervoza ve doymuyorcasına- tıkanırcasına yeme bozukluğudur. Bu yönde çalışma yapan bilim insanları yeme bozukluklarının altında; genetik, biyolojik ve davranışsal, psikolojik ve sosyal faktörlerin yattığını düşünmektedirler. Yeme bozuklukları her yaşta ortaya çıkabileceği gibi genellikle gençlik yıllarında, genç erişkinlikte ortaya çıkar.

Gıda (Besin) Etiketi Okur Yazarlığı

Sağlıklı yemek pişirme ve yeme, akıllı gıda alış-verişiyle başlar. Alışveriş yaparken besin değerleri etiketini nasıl kullanılacağını öğrendiğinizde, etiket sizin ve aileniz için daha sağlıklı yiyecek seçimleri yapmanıza yardımcı olacak son derece değerli bir araç olabilir.

Kalori, bir porsiyon yiyecekte tüm kaynaklardan (yağ, karbonhidrat, protein ve alkol) sağlanan toplam kalori veya enerjidir.

Besin, vücudumuzun işlev görmek ve büyümek için kullandığı gıdalarda bulunan bir maddedir. Besinleri yediklerimizden ve içtiklerimizden alırız. Yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler, mineraller ve su, besin maddelerine örnektir.

Günlük Değer Yüzdesi, bir porsiyon besinin toplam günlük diyete ne kadar katkıda bulunduğunu bize söyler. Ayrıca, bir porsiyon gıdanın besin açısından yüksek mi yoksa düşük mü olduğunu belirlemenize ve gıda ürünlerini karşılaştırmamıza yardımcı olabilir.

Besin Değerleri Etiketi Nedir?

Besin değerleri etiketi devletlerin ilgili Bakanlık (Tarım ve Orman Bakanlığı) ve ilgili diğer kurumları tarafından düzenlenir ve çoğu yiyecek ve içecek paketinde gereklidir. Yiyecek ve içeceklerin besin içeriği hakkında önemli bilgiler sağlar. Etiket genellikle kutu, çanta, şişe ve teneke gibi yiyecek ve içecek ambalajlarının üzerinde bulunur.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında