SAĞ104U-TEMEL SAĞLIK VE HASTALIK BİLGİSİ
Ünite 1: Sağlıkla İlgili Temel Kavramlar ve Aile Sağlığı
Giriş
Topluma sunulan sağlık hizmetlerinin temel fonksiyonu insan sağlığını korumak ve bu yönde geliştirmektir. Toplumu oluşturan bireylerin sağlığı olumsuz etkilenir, bozulursa yapılması gereken en önemli müdahaleler;
a) Erken dönemde tespit etmek, b) Tespit edilir edilmez gerekli müdahalelerde bulunmak ve etkin tedavi yöntemlerini uygulamak, c) Hastalığa ya da diğer etkenlere bağlı ortaya çıkan tıbbi ya da sosyal engellilik oluşursa kişiye yönelik olarak kişileri rehabilite etmektir.
Yukarıda sayılan bu temel görevlerin yerine getirilmesi için sağlık hizmetlerinin süreklilik hâlinde sunulması gerekir. Bu süreçte görev alan sağlık personeline önemli sorumluluklar düşmektedir.
Kitabımızın bu bölümünde sağlığın tanımından başlayarak sağlığı etkileyen temel unsurlar, sağlık hizmetleri, aile sağlığı ve üreme sağlığı konuları ele alınacaktır.
Sağlık ve Hastalığın Tanımları
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ=WHO) 1948’de sağlığın tanımını şu şekilde yapmıştır: “Sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, mental (zihinsel, akılsal ve duygusal) ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlidir”.
Bu tanımda öne çıkan unsurlar fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlinde olunmasıdır. Kişi fiziksel olarak kendini iyi hissetse de ruhsal yönden ya da sosyal açıdan sıkıntıda ise sağlıklı olmaktan bahsedilemez.
Dünya Sağlık Örgütünün sağlık tanımı fizyolojik, psikolojik ve sosyal faktörleri birbirinden bağımsız içine aldığı gibi aynı zamanda bu faktörler arasındaki etkileşimleri de ele alır. Nihayetinde de tanımının özünü tek kelime ile sınırlarsak “biyopsikososyal” kelimesi ortaya çıkar.
Yaşamda kaza, hastalık vb. nedenlerle anatomik vücut yapılarında meydana gelen olumsuz değişikliklere “fiziksel engellilik” denir. Daha önceleri anlaşılmayan, ölçülemeyen bir kavram olarak karşımıza çıkan sağlık tanımının bir parçası olan “sosyal yönden tam bir iyilik hâli”nin önemi son zamanlarda daha iyi anlaşılmıştır. İnsan sosyal bir varlıktır ve bunun gereği kendisinin topluma, toplumun da kendisine karşılıklı olarak olumlu ve olumsuz etkileri bulunmaktadır.
Sağlığı tanımlamada kullanılan bir sınıflama da objektif ve subjektif sağlık tanımlamalardır. Objektif sağlık, hekimlerce belirlenen güncel ve yenilenen bilimsel ölçütlere göre normal olarak tanımlanan değerlerin içinde olması, yani anormallik, patolojik durum, sapma saptanmamasıdır. Subjektif sağlık ise bireyin kendi durumunu iyi veya kötü olarak tanımlamasına neden olan duygusu ve algısıdır.
Hastalıkla ilgili bazı tanımlar şu şekildedir:
• Tıp ve sağlık bilimlerinde yetkili ve yetkin kurum ve kuruluşlarca yayımlanan kılavuz, rehberlerle bilimsel ölçülere göre tanımlanan anatomik, fizyolojik ve mental kısa veya uzun süreli normalin ötesinde olağan dışı durumdur. Yani hastalık, kabul edilmiş kanıt ölçütleri ile doğrulanabilen, sağlığın bozulmasının nesnel hâlidir. • Hastalık hakkındaki tıbbi düşünce, bireylerin organların yapısını ve işlevlerini olumsuz etkileyen patolojik süreçlerdir.
Bir de rahatsızlık (İng:illness) dediğimiz kavramlar vardır. Kişinin kendinde olumsuz olarak tanımladığı hislere rahatsızlık denilmektedir. Başının ağrıması, bunalma, sıkılma, bulantı vb. yakınmalarla kendini gösteren bu durum kişiyi sağlık açısından çare arama davranışına yönlendirebilir.
Sağlığın Korunması
Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için hastalıkların önlenmesi, önlenemiyorsa tedavisi şarttır.
Leavell ve Clark, sağlığın korunması basamaklarını şu şekilde tanımlamışlardır:
Birincil (Primer) Düzeyde Korunma
Hastalıklar için gerçek önleme stratejisi olup hastalık kişide başlamadan önce alınan proaktif önlemlerle sağlığın korunmasıdır. Birincil koruma stratejileri, genel sağlığın geliştirilmesi, risk faktörlerinin azaltılması ve diğer koruyucu önlemleri vurgular.
İkincil (Sekonder) Düzeyde Korunma
Erken-öncül tanıma hizmetleri olarak tanımlanan sekonder korumada sağlık sorunları veya hastalık yaşayan ve komplikasyon geliştirme veya koşulların kötüleşmesi riski altında olan bireylere odaklanılır.
Üçüncül (Tersiyer) Düzeyde Korunma
Hastalığın oluşum sürecinin geçilip klinik bulgu ve belirtilerinin ortaya çıkmasından sonra hastalığın tedavi edilmesi, tedavide başarılı olunması, tedavide başarısız olunması durumunda yeni tedavi yöntemlerine geçilmesi, tedavi sonrası ortaya çıkan sağlık ve sosyal sorunların rehabilite edilmesi üçüncül korunmanın temelidir.
“Temel Düzeyde Korunma” kavramı da son yıllarda oldukça önem kazanmıştır. Primordiyal korunma olarak da belirtilen temel korunma hastalıklarda rol oynayan etmenlerin etkisini azaltmak ya da ortadan kaldırmaktır.
Sağlığın Geliştirilmesi
Dünya Sağlık Örgütü ve Ottowa Sözleşmesine göre sağlığın geliştirilmesi kavramı ve bu kavram bağlamında yapılan çalışmalar insanların bireysel, sosyal ve ekonomik olarak verimli yaşam sürmesine izin veren bir kaynak olarak değerlendirilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü ve Ottawa Sözleşmesine göre sağlığın geliştirilmesinde öne çıkan maddeler şunlardır:
1. Bireylerin sağlıkları üzerindeki kontrolünü arttırma 2. Bireylerin sağlıklarını geliştirmeye olanak sağlayan bir süreç 3. Bireylerin becerilerini ve yeteneklerini güçlendirmeye yönelik eylemler 4. Bireylerin toplumsal, çevresel ve ekonomik koşullarını değiştirmeye yönelik eylemler 5. Bireylerin sağlığın belirleyicileri üzerindeki kontrollerini artırmalarını böylece kendi sağlıklarını koruma ve daha iyi duruma getirebilmesine yönelik eylemler
Özetle sağlığın geliştirilmesi etkili ve nitelikli halk sağlığı politikalarının geliştirilmesi ve uygulanmasını, bunun için sağlıkla ilgili tüm tarafların sorumluluk aldığı, sağlığı etkileyen çevresel ve sosyal faktörlerin ele alındığı, çevrenin korunup geliştirilmesine önem veren bir kavramdır.
Sağlığı Etkileyen Faktörler
Sağlığı etkileyen faktörleri bireysel, davranışsal ve çevresel etkenler olmak üzere 3 başlık altında incelemeye çalışacağız:
Bireysel Etkenler
Genetik yapı, yaş, cinsiyet, ırk, inanış ve din, daha önceki sağlık durumu ve kişisel sağlık öyküsü ve bağışıklık sistemi gibi etkenleri ifade etmektedir.
Davranışsal Özellikler
Fiziksel aktivite, yeterli ve dengeli beslenme, bağımlılık, stres ve kendine karşı sorumluluk (öz sorumluluk) gibi etkenler olarak ifade edilebilir.
Çevresel Etkenler
Genel olarak da çevre kavramı; Fiziksel Çevre, Kimyasal Çevre, Biyolojik Çevre ve Sosyokültürel Çevre olarak 4 başlıkta ele alınır.
Temel Sağlık Hizmetleri Kavramı ve Gelişimi
Bilimsel düşüncenin hakimiyeti ile birlikte hekimlik ve tıp kavramları daha da somutlaşmaya başlamış günümüz modern tıbbın temelleri atılmaya başlanmıştır. Sağlık hizmetlerinin sunulmasında iki temel yöntem ortaya çıkmıştır.
a) Geleneksel Sağlık Hizmeti Sunumu: Geleneksel sağlık hizmeti sunumunda hastalığın etkenleri sadece biyolojik faktörler olarak ele alınmaktadır. Hastalıklar oluşmadan önce korunma yöntemleri üzerinde çok durulmaz, kişi hasta olduktan sonra kişinin sağlık kuruluşuna başvurması sonucu tedavi ve rehabilite amaçlı yaklaşım önem kazanır. b) Çağdaş Sağlık Hizmetleri Sunumu Anlayışı: Çağdaş Sağlık Hizmeti sunumunda hastalığın biyolojik, bireysel, sosyal nedenlere bağlı olarak gerçekleştiği ele alınmaktadır. Öncelik hastalık oluştuktan sonra tedavi değil hastalık oluşmadan
önce koruma hizmetleridir. Koruma ağırlıklı bir sunumdur.
Temel Sağlık Hizmetleri, “HERKES İÇİN SAĞLIK” mantığıyla sağlık hizmetleri sunumu ile ilgili görüş oluşturur. Bu görüşün temelleri şunlardır:
• Sosyal eşitlik: Doğuştan kazanılmış temel insan haklarından birisi sağlıktır. Bu hakkın sunulması için sağlık hizmetleri şarttır. • Öz sorumluluk: Herkes kendisinin farkında olmalı ve sorumluluğunu bilmelidir. En azından kendi bedenini tanımalı, hastalıklarla ilgili temel kavramları ve kendi sağlığının değerini ve kıymetini bilmelidir. • Sağlık hizmetlerinin boyutu: Sağlık hizmetleri öyle geniş bir süreçtir ki tek başına sağlık sektörü bunun üstesinden gelemez. Diğer kurumlarla ve sektörlerle iş birliği içerisinde olmalıdır. • Uluslararası dayanışma: Bir ülkede meydana gelen olumsuz durumlar (hava kirliliği, deniz kirliliği, bulaşıcı hastalıklar vb.) diğer ülkeleri de doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyecektir. Bu nedenle ilgili ülkelerin gerekiyorsa da tüm dünya ülkelerinin iş birliği altında çalışması gerekir. • En az bakım kavramı: Alma-Ata’da alınan kararlara göre bir ülke halkın sağlık eğitimini gerçekleştirmeli; yeterli ve uygun gıda tedariği ve sunumunu sağlamalı; temiz-güvenli su sağlamalı; temel hijyen unsurlarını yerine getirmeli, anne- çocuk sağlığı hizmetlerini sunmalı; bulaşıcı hastalıklara karşı önlem almalı ve aşılamaları gerçekleştirmeli.
Alma Ata Bildirgesi hedeflerine ulaşamamış ve bu durumlar ve diğer sorunlar 2008 Dünya Sağlık Raporu’na göre beş temel yetersizlik alanı başlığı altında açıklanmıştır:
1. Ters Orantılı Hizmet: En fazla imkânı olanların sağlık hizmetlerinden en fazla yararlanmasıdır. Hizmetlere en fazla ihtiyacı olanlar ise hizmetlerden en az yararlanmaktadır. 2. Yoksullaştırıcı Hizmet: Sosyal güvenceleri sınırlı olan ya da olmayan kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanmak için kendileri para ödedikleri için fakirleşmektedir. 3. Parçalı Hizmet: Tıp alanında aşırı derecede uzmanlaşma ve branşlaşma olduğundan bireylere ve ailelere bütüncül yaklaşma ihmal edilmiştir. 4. Güvenli Olmayan Hizmet: Artan hastane enfeksiyonu, yanlış tedaviler, hekim hataları, bakım uygulamalarındaki eksiklikler, olmaması gereken ama önlenebilir istenmeyen durumlar, hastalıklar ve ölümler güvenli olmayan hizmet başlığı altında ele alınır. 5. Yanlış Yönlendirilmiş Hizmet: Çağdaş sağlık hizmetlerinin temel hedefi koruyucu tedavi yöntemlerinin ön plana çıkmasıdır.
Dünya Sağlık Örgütü raporunda toplum sağlığını tehdit eden ve göz ardı edilmemesi gereken durumlar şu şekilde sıralanmaktadır:
1. Eşitsizlik: Sağlık hizmetlerinin sunulmasında bazı ülkeler gelişme gösterip sağlık hizmetleri çok iyi düzeyde verilirken birçok ülkede sağlık hizmetlerinde gerileme görülmüştür. Bunun sonucunda hem ülkeler ve bölgeler arası hem de o ülkenin alt bölge ve gruplarında sağlık düzeyi göstergelerinde ciddi farklılıklar görülmektedir. 2. Değişim: Sağlık sorunları her daim değişmektedir. Bir yıl ya da beş yıl önceki, sorunlar ile şimdiki sorunlar aynı olmamaktadır. 3. Güç/Güçsüzlük: Tüm dünyada yaşanan ekonomik ve politik krizlere karşı yeterli kadar güçlü olmayan devletlerde sağlık hizmetlerinde finansman, insan gücü ve altyapı sorunları ortaya çıkmıştır.
2008 yılında yayımlanan Dünya Sağlık Raporu’nda olası yeni sağlık tehditlerine karşı etkili olabilecek, beklentilerini karşılayabilecek reformlardan bahsedilmektedir. Bu reformlar dört ana başlıkta toplanmıştır:
1. Evrensellik: Herkesi içine alan ve gözeten bir sosyal sağlık güvencesi 2. Hizmet Sunumu: Ortaya çıkacak/çıkabilecek yeni sorunlara, ihtiyaç ve beklentilere yanıt veren, karşılayabilen hizmet sunumu 3. Kamu Politikası: Sağlıkla ilgili olsun olmasın ilgili bütün sektörlerin görev ve sorumluluklarını dikkate alan ve iş birliğini arttıran kamu düzeni reformları 4. Liderlik Reformları: Katı merkeziyetçi yönetim yerine katılımcı, tartışmaya dayalı liderlik reformları
Sağlık Hizmetlerinin Günümüzde Sunumu
Ülkemizdeki basamaklı sağlık hizmetleri durumu aşağıda tanımlanmaya çalışılmıştır. Ülkemizde basamaklı sağlık hizmetleri sunumunun anahtarı olan sevk sistemi ise oldukça kısıtlı alanda ve düzeyde uygulanmaktadır.
Basamaklı Sağlık Hizmetlerinin Sunumu
1. Koruyucu Sağlık Hizmetleri 2. Tedavi Edici Sağlık Hizmetleri 3. Rehabilitasyon Hizmetleri
Sağlık hizmetlerinin tanımı da şu şekilde yapılabilir: “Sağlığın korunması, hastalıkların tedavisi ve rehabilitasyon için yapılan çalışmaların tümüdür.”.
Koruyucu Sağlık Hizmetleri
Hastalıklar oluşmadan önce insanları korumak, bilinçlendirmek için yapılan hizmetlerdir. Bunun için sağlığı da etkileyen tüm faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Koruyucu sağlık hizmetleri uygulamasında çevreye yönelik ve bireye yönelik uygulamalar söz konusudur.
Tedavi Edici Sağlık Hizmetleri
Ne kadar tedbir alınırsa alınsın nihayetinde hastalıklardan kaçılamamaktadır. Kişi hastalandıktan iyileşinceye kadar geçen sürede yapılan tedavi edici çalışmalar bu başlık altında incelenir.
Rehabilitasyon Hizmetleri
Sadece hastalık değil kazalardan sonra da bireylerde ortaya çıkan kalıcı rahatsızlıklar kişilerin yaşama aktif bir şekilde katılmalarını engeller. Yaşama aktif bir şekilde katılamayan kişiler hayata küser, sosyalleşmesi gerileri mental yönden sıkıntılı durumlara düşer. Fiziksel yetersizlikler sosyal ve ruhsal sorunlara da yol açabilir. Bu nedenle hastalık ve kazalardan dolayı oluşan kalıcı ya da geçici bozuklukların ve engellerin kişilerin gündelik yaşamı etkilememesi ya da en az etkilemesi başkalarına bağımlı olmadan yaşamını devam ettirmek amacıyla sunulan sağlık hizmetleridir.
Üreme, Anne-Çocuk Sağlığı
Üreme sağlığı kavramı ilk kez 1950’li yılların sonuna doğru kontrol edilemeyen nüfus artışına bağlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Nüfus artışı ekonomik zorluklara, kaynak sorunlarına, göçler, savaşlara ve toplumsal yapı değişikliklerine yol açmıştır. 1970’li yıllarda da Dünya Sağlık Örgütü çiftlerde modern doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması konusunu vurgulamıştır. 1994’te yapılan Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı’nda nüfusun sadece sayılardan ibaret olmadığı bireylerden oluştuğu vurgulanarak kalkınmanın temelinde insanların olması gerektiği vurgulanmıştır.
Üreme Sağlığı
Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı’nda (1994, Kahire) aşağıdaki konular üzerinde durulmuştur.
a) Cinsel ayrımcılığı kaldırılma b) Kadınların güçlendirilmesi c) Kadın, erkek ya da çocuğa yönelik şiddeti ortadan kaldırma d) Kadınların doğurganlıklarında söz sahibi olma
Bu konular başta olmak üzere konferansta “Üreme Sağlığı ve Üreme Hakları” kavramı kabul edilmiştir. “Üreme sağlığı, üreme sistemi, onun fonksiyonları ve işleyişine ilişkin bütün alanlarda sadece bir hastalık ya da sakatlık olmaması değil; fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan bütünüyle iyi olma durumudur.” şeklinde tanımlanır.
Aile Planlaması
Üreme sağlığının amaçları da dikkate alındığında aile planlaması kavramı şekillenmektedir. Basitçe ailelerin diledikleri zaman diledikleri sayıda anne ve çocuk sağlığı için çocuk sahibi olma şeklinde tanımlanabilir. Aile planlaması çocuk sayısını kısıtlamak, nüfusu azaltmaya yönelme olarak asla düşünülmemelidir. Tam tersine toplum ve devletler için sağlıklı nesiller oluşmasını sağlayan, uygunsuz/sağlıksız düşüklerin olmasını engelleyen, anne
ve bebek sağlığını koruyan-geliştiren toplum sağlığına olumlu katkılar veren bir uygulamadır.
Gebelikten Korunma
Gebeliğin önlenmesi için çeşitli yöntemler vardır. Gebeliği önleyici aile planlaması yöntemleri genel olarak geleneksel ve modern yöntemler olarak ayrılır. Ayrıca kadın ve erkeğe uygulanan yöntemler olarak da iki farklı kısımda sınıflandırılır. Kadına ait olarak kullanılan yöntemler geçici veya kalıcı olabilir. Kadın kondomu, doğum kontrol hapları, rahim içi araçlar, gebelik önleyici iğneler, deri altı kapsüller, sperm öldürücüler kadınlara yönelik başlıca geçici yöntemlerdir. Kadınlarda tüplerin bağlanması yani tüp ligasyonu ise kalıcı bir yöntemdir. Kondom- prezervatif-kılıf kullanımı ise erkeklere yönelik geçici yöntemdir. Erkeklerde sperm kanallarının bağlanması yani vazektomi ise kalıcı bir yöntemdir. Geleneksel yöntemler ise yüzde yüz koruyucu özelliği olmamasına rağmen zaman zaman tercih edilen yöntemlerdir. Geri çekme, takvim yöntemi ve cinsel organların yıkanmasıdır. Ayrıca yine emzirme döneminde hamile kalınmayacağı düşüncesi de bu sınıfa girer.
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
Tüm diğer hastalıklarda olduğu gibi tarihi çok eskilere dayanan çok sayıda cinsel yolla bulaşan hastalık olsa da HIV (Human Immunodeficiency Virus/İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) virüsünün bulunması ve etkileri ile bu konuda tüm insanlığın bakış açısı değişti. HIV kan ve korunmasız cinsel temas yoluyla bulaşan ve vücudun çeşitli dokularına yerleşebilen bir virüstür. Bu virüsün temel etkisi bağışıklık sistemi üzerinedir.
Cinsel sağlığı etkileyen pek çok faktör vardır. Biyolojik, psikolojik, sosyal çevre, din, kültür, politika, ekonomi gibi. O yüzden cinsel sağlığı ele alırken bu konular üzerinde de mutlaka durulmalıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara neden olan genel faktörler cinsel yolla bulaşan hastalıklarda genel risk grupları da “birden fazla cinsel eşi olanlar, birden fazla cinsel eşi olup korunmasız ilişkiye girenler, kendini kaybettirecek seviyede alkol-uyuşturucu vb. madde kullanıp tanımadığı kişilerle cinsel ilişki yaşayanlar, ergen yaştaki erkek ve kızlar, sünnetsiz erkekler risk grubu arasında yer alır.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklara neden olan mikrobiyolojik etkenler genel olarak iki sınıfta yer alır:
a) Bakteri enfeksiyonuna bağlı bazı hastalıklar: Gonore, Klamidya Trokomatis, Sifiliz, Şankroid, Granuloma inguinale, Gardnerella vajinalis (bekteriyel vajinit). b) Viral enfeksiyona bağlı bazı hastalıklar: Genital Herpes, Hepatit B, Hepatit C, AIDS, Human Papilloma Virüsüne bağlı ortaya çıkan siğiller, kanserler.
Kadın/Anne Sağlığı
Kadın/anne sağlığını etkileyen temel faktörler ailede ve toplumda kadının rolü/statüsü (eğitim, meslek, gelir elde
etme, çalışma yaşamında etkinliği, eşinin mesleği ve gelir durumu, ailedeki birey sayısı, yöneticilik durumu, toplumun özellikleri), sağlık eğitimi, sağlık okuryazarlığı, sağlık hizmetlerine ulaşabilme ve faydalanabilme, bireysel faktörler (beslenme, sağlık öyküsü, vitamin eksikliği/fazlalığı, genetik, biyolojik faktörler vb.), bireysel davranışsal özellikler (sigara içip içmeme, alkol-uyuşturucu kullanıp kullanmama, stres yönetimi/yönetememe gibi) ve doğurganlık özellikleri (evlilik yaşı, ilk gebelik tarihi, ilk âdet tarihi, menopoz yaşı gibi)dir.
Anne Ölümlerinin Nedenleri ve Önlenmesi
Ölüm nedenine bakılmaksızın gebelik sırasında ya da gebelik sonrasında 42 gün içinde (6 hafta) meydana gelen ölümlere gebeliğe bağlı ölüm denir. Gebelik sırasında, doğum sırasında ya da sonraki 6 hafta içinde doğrudan ya da dolaylı ilişkili nedenlerden dolayı kadının ölümüne ise anne ölümü denir. Anne ölümü dolaylı ya da doğrudan sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Bebek ve Çocuk Sağlığı
Ülkelerin gelişimine en önemli katkıyı yeni nesiller vereceği için bebek ve çocuklara yönelik alınacak her türlü olumlu tedbir ve karar ülkelerin geleceğini etkileyecektir. Bu nedenle bebek ölüm hızı, dengeli/düzenli beslenme koşulları, eğitim alan çocuk sayısı oldukça önemli göstergelerdir. Bu anlamda da bebek ve çocukların izlemleri oldukça önemlidir. Bebek ve çocukların büyüme ve gelişme süreçlerinin izlenmesi, sağlık durumlarının değerlendirilmesi, aşı ve sağlık eğitimi gibi koruyucu hekimlik uygulamalarının sunulması gerekmektedir. Bu hizmetler her bebeğin ve çocuğun hakkıdır. Bunları ailelerle iş birliği içinde yürütmek gerekir. Bu sağlık hizmetlerinde temel amaç bebek ve çocukların sağlıklı olma, kalma ve sağlıklarını sürdürmesine katkıda bulunarak bebek ve çocuk sağlığının geliştirilmesi, desteklenmesini sağlayarak bebek/çocuk ölümlerini engellemek; hastalıkları, sakatlıkları azaltmak ve önlemektir. Döllenme sürecinden büyüme ve gelişmenin bir anlamda sonlandığı 20-25 yaşlarına kadar olan sürece kadar ne kadar sağlıklı bir gençlik yetişirse toplum o denli kalkınacaktır. Bunun da temelinin atılabilmesi için sağlıklı ve olumlu bir bebeklik/çocukluk döneminin geçirilmesi gerekir.