SAĞ101U-TEMEL İLKYARDIM BİLGİSİ
Ünite 8: Bulaşıcı Hastalıklarda Uyulması Gereken Kurallar
Giriş
Sağlıklı toplumlar için sağlıklı bireyler gerekmektedir. Gelişen teknoloji doğrultusunda çağa hızla ayak uyduran tıp bilimi birçok hastalığın çaresini bulmuştur. Hatta tarihsel süreç boyunca salgın olarak ortaya çıkan ve yüz binlerce kişinin ölümüne yol açan hastalıkları daha ortaya çıkmadan önlemenin yolunu bulmuştur. Ancak her ne kadar tıp bilimi ilerlese de tıbbın da çaresiz kaldığı çeşitli hastalıklar maalesef ortaya çıkmaya devam etmektedir. Hastalığın tanımını yapabilmek için daha doğrusu hastalıklarla mücadele edebilmek için öncelikle sağlık kavramına çok iyi hâkim olmak gerekir.
Dünya Sağlık Örgütü sağlığı “İnsanların sadece hastalık ya da bedensel engelinin olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli” şeklinde tanımlamaktadır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere sağlığı sadece fiziksel olarak iyi olma hâli değil bir bütün olarak ele almak ve sağlığı etkileyen faktörleri çok iyi incelemek gerekir. Sağlığı etkileyen faktörler arasında bireysel, davranışsal ve çevresel etkenler ön plandadır. Bireysel faktörler arasında genetik yapı, ırk, yaş, cinsiyet, bağışıklık sistemi, sağlık öyküsü değerlendirilebilirken davranışsal özellikler arasında fiziksel aktivite, sağlıklı- dengeli beslenme, zararlı alışkanlıklardan kaçınma, stres yönetimi ön plana çıkmaktadır. Çevresel faktörler deyince de fiziksel, kimyasal, biyolojik ve sosyokültürel çevre aklımıza gelmelidir. Basitçe kişinin sağlıklı bir genetik yapısına sahip olmasının yanı sıra içinde yaşadığı çevre ya da çalışma ortamları doğrudan doğruya sağlığı etkiler.
Sağlık
Sağlık kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlidir. Sağlığı etkileyen bu 3 temel faktörden herhangi birinde aksaklık ya da yetersizlik ortaya çıkarsa kişinin sağlığı bozulur. En basitinden günlük hayatta birçok stres durumuyla karşı karşıya kalırız. Kendini bu durumlara fiziksel ve ruhsal olarak hazırlayan kişiler bu tür durumların üstesinden çok rahat gelirler ve sağlıklı kalmaya devam ederler.
İnsan bedeni sistemlerden; sistemler organlardan; organlar dokulardan ve dokular da hücrelerden oluşur. Kabaca 100 trilyon hücreden oluşan insan bedeninde hücreler sağlıklı kalabildiği ölçüde, canlı bedeni sağlıklı kalabilir. Gün içerisinde bile bu hücrelerimiz çok sayıda strese maruz kalır. Açlık, yemek yeme, yürüme, koşma, darbe alma, travma, havanın aşırı soğuk/sıcak olması, susuzluk, ağır egzersiz, zararlı alışkanlıklar gibi durumlardan hücrelerimiz etkilenir. Bu streslere karşı konulabildiği ölçüde sağlıklı bir şekilde yaşamımızı sürdürebiliriz.
Sağlığı Etkileyen Faktörler
Sağlığı etkileyen ilk unsur kişinin fiziksel özellikleridir. Bireysel faktörler genetik özellikler, yaş, cinsiyet, ırk, anneden yavrusuna geçen bağışıklık gibi başlıklar altında ele alınabilir.
Sağlığı etkileyen ikinci unsur davranışsal özelliklerdir. Davranışsal özellikler daha çok kişinin yapmayı/yapmamayı tercih ettiği durumları içerir. Spor yapma/yapmama, dengeli/düzenli beslenme/beslenmeme, stres yönetme/yönetememe; sigara, alkol, bağımlılık yapıcı madde kullanma/kullanmama gibi unsurları içerir.
Sağlığı etkileyen diğer bir unsur da çevresel etkenlerdir. Kişinin bedeninin dışındaki, onu doğrudan veya dolaylı etkileyen her şeye “çevre” denir. Kılık-kıyafet, gözlük, saat, cep telefonu, hava, su, yiyecek, çevremizdeki insanlar, bitkiler, hayvanlar, böcekler, hepsi çevre unsuru içerisinde yer alır. Temelde de çevre fiziksel, biyolojik, kimyasal ve sosyal çevre olarak ele alınabilir.
En Sık Rastlanılan Bulaşıcı Hastalıklar
İnsanlar, bedenlerinde taşıdıkları bir mikrobu bulaştırabilecekleri gibi diğer insanlardan da mikrop kapabilirler. Ortaya çıkan bu mikrop toplumun büyük kesimini etkisi altına alacak şekilde de yayılabilir. Bu tür yayılmalara yol açan hastalıklara basitçe bulaşıcı hastalık denir.
Hastalıkların tanımlanması, bulaşması, korunma ve kontrol yollarını bilen kişiler gerek kendisini gerekse çevresini daha etkin bir şekilde koruyacaktır. Bedende gözle görülemeyecek kadar küçük (bakteri, virüs, mantar, protozoon, riketsiya) ve görülebilecek kadar büyük (bazı helmint parazitler) zararlı özelliğe sahip zararlı organizmaların neden olduğu hastalıklara infeksiyöz hastalıklar denir.
Bulaşıcı hastalıklarla ilgili olarak bazı temel kavramları bilmekte fayda vardır:
Mikrop: Bulaşıcı ya da bulaşıcı olmayan hastalıklara yol açan, gözle görülmeyen ancak mikroskop denilen aletle görülebilen canlılara mikroorganizma ya da mikrop denir.
Virüsler: Normal mikroskopla görülmeyen, canlı ortamlarda üreyebilen ve diğer mikroplardan çok daha küçük olan canlılardır.
Bakteri: Tek hücreli prokaryotik canlılardır. Normal mikroskopla görülebilen, virüslere göre daha büyük olan canlılardır. Büyüklükleri 0,1–10 mikro metre arasında değişir.
Parazit: Mikrop kadar küçük tek hücreli canlılar olabildiği gibi (sıtma etkeni), bağırsak solucanı, kıl kurdu ve tenya (abdestbozan) gibi gözle de görülebilen canlılardır.
Dezenfeksiyon: Hastalık yapma özelliği bulunan mikropların uzaklaştırılması ve tamamen ortadan kaldırılması işlemine dezenfeksiyon denir.
Sterilizasyon: Bir maddenin üzerinde ya da içinde bulunan tüm mikroorganizmaların arındırılma işlemine sterilizasyon denir.
Sanitasyon: Bir çevresel ortamdaki hastalık etmenlerini halk sağlığı açısından kabul edilebilir düzeylere indirme veya ortadan kaldırmadır.
Enfeksiyon: Bir organizmanın bir konakçıda yerleşmesi, çoğalması ve genellikle bir immün yanıt oluşturmasıdır.
Hastalık: Bedendeki fizyolojik parametrelerin bozulması ve düzeltilememesine bağlı olarak ortaya çıkan durumdur. Başka bir deyişle; herhangi bir nedenle kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyiliğini yitirmesidir.
Bulaşıcı hastalık: Bazı hastalıklar kişide gerçekleşip yayılım göstermezken bazıları başkalarına da bulaşır. Bu tür hastalıklara bulaşıcı hastalık denir.
İnkübasyon süresi: Bir enfeksiyon etkeninin, bedene girişinden, hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen süredir.
İnsidans: Belirli bir zaman dilimi içinde hasta olanların popülasyona oranıdır. Eğer zaman dilimi belirtilmemişse, zaman dilimi olarak yıl kabul edilir.
Prevalans: Belirli bir anda hasta olanların nüfusa oranıdır.
Olgu fatalite hızı: Belirli bir zaman diliminde bir hastalığa yakalananların ne kadarının öldüğünü ortaya koyar. Hastalıktan ölenlerin oranıdır.
Morbidite: Hastalığın yayılma hızıdır.
Atak hızı: Bir toplumda, enfeksiyona maruz kalan insanlardan hastalananların orantısıdır.
Salgın: Normal şartlarda bulaşıcı bir hastalığın belli bir yayılma seyri vardır. Hastalığın belirli zaman ve normal ölçüler içinde beklenenden daha çok sayıda ve hızda görülmesine salgın denir.
Sporadik: Herhangi bir köy ya da bir bölgede ortaya çıkan enfeksiyonun seyrek biçimde, tek tek olgular hâlinde zamana bağlı olmaksızın tek tük seyretmesidir.
Endemik: Bir enfeksiyon etkeninin veya hastalığın belirli bir coğrafyada veya toplulukta sürekli görülmesi durumudur. O bölgede ya da toplumda hastalığın alışılmış bir prevalans hızının olması da genellikle endemik olduğu anlamına gelir.
Epidemi: Belli bir bölgede aynı anda birçok kimsenin hastalanmasına sebep olan, hızla yayılan, salgın gösteren hastalığın olması anlamına gelir. Vakaların toplumda beklenenden fazla görülmesi olarak tanımlanmaktadır.
Pandemi: Çok sayıda insanı etkileyen, kıtaya veya tüm dünyaya yayılmış bir epidemiyi ifade eder. Bir ülkeden diğerine yayılabilecek derecelerdeki geniş salgınlardır. Örneğin; domuz gribi, SARS, MERS, COVİD19 gibi.
İzolasyon: Hastalığın yayılmasını önlemek için hasta insanları sağlıklı insanlardan ve yakın çevresinden uzak tutma ve ayırma yöntemidir.
Eradikasyon: Ya hep ya hiç anlamında kullanılır. Hastalığın etkeni ile birlikte yeryüzünden tamamen yok edilmesidir.
Toplumsal bağışıklık: Aşılanma yüzdesi belirli bir seviyeye ulaşan bir toplumda aşılanmamış bireylerin
aşılanmış bireyler nedeniyle hastalıkla karşılaşma olasılıklarının azalmasıdır.
Sosyal mesafe: İnsanların fiziki temasta bulunmaması anlamında kullanılır. El sıkışmamak, kalabalıklardan uzak durmak, insanlarla araya belirli bir mesafe koymak, hasta hissedildiğinde evinde olmak gibi...
Sık karşılaşılan hastalıkları genel olarak etkenin bedene alma yoluna göre örneklendirirsek;
a) Hava yolu ile bulaşan hastalıklar b) Ağız yolu ile bulaşan hastalıklar c) Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar (Zoonozlar) d) Vektörlerle bulaşan önemli hastalıklar
Başlıca aşı ile önlenebilen hastalıklar; verem, boğmaca, difteri, tetanos, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, hepatit b, çocuk felci gibi.
Bulaşıcı hastalıkların bulaşma yolları genel olarak şunlardır:
a) Hava yolu ile b) Temas (deği) yoluyla c) Ara bir kaynak ile
Sindirim Sistemi (Ağız Yolu) ile Bulaşan Hastalıklar
• Tifo ve paratifo • Poliomyelitis (Çocuk felci) • Sarılık • Kolera • Bruselloz (Halta Humması)
Solunum Yoluyla Bulaşan Hastalıklar
• SARS • Grip • Tüberküloz (Verem) • Difteri • Suçiçeği (Varicella) • Kızamık (Measles, Rubeola) • MERS • COVID-19
Deri ve Mukoza Yoluyla Bulaşan Hastalıklar
• Bitlenme • Uyuz hastalığı • Mantar hastalığı • Trahom hastalığı • Lepra (Cüzzam) • Kuduz
Bulaşıcı Hastalık Şüphesinde İlkyardım
İlk yardımcı müdahale edeceği kişi ile ilgili olarak herhangi bir bulaşıcı hastalıktan şüpheleniyorsa ya da yaralı/hasta kişi bu yönde bir beyanda bulunuyorsa kendini korumaya yönelik tedbirleri mutlaka almalıdır. solunum sistemi yoluyla bulaşan bir hastalık şüphesi varsa mutlaka maske ve eldiven takmalıdır. Temas edeceği
noktalara ve kendi ellerine mutlaka dezenfektan ya da en az % 70 alkol içeren kolonya sürmelidir. Kendisinin ve yaralının güvenliğini sağladıktan sonra kişiye müdahale etmelidir. Müdahale sırasında kişide kanama varsa asla elleriyle müdahale etmemeli mutlaka eldiven giymelidir. Gerekli güvenlik tedbirlerini aldıktan sonra yaralının ilk olarak bilincini kontrol etmelidir. Herhangi bir şekilde ilkyardımcının vermiş olduğu uyarıya tepki veriyorsa bilinci açık kabul edilir. Eğer tepki vermiyorsa bilinci kapalı olarak kabul edilir. Bilinci kapalı kişilerde ister yetişkin ister çocuk ister bebek fark etmez yanımızda birisi varsa 112 acil servis aranması istenir yani 112 arattırılır. 112 acil servis arandığında ilgili görevlilere şüpheli durumla ilgili mutlaka detaylı bilgi verilmelidir. Daha sonra bilinci kapalı kişi sırtüstü sert bir zemine yatırılmalı ve sırasıyla A-B-C işlemlerine geçilmelidir;
• A: Airway (Hava yolunun kontrol edilmesi): Hava yolunun kontrol edilmesi hava yolu açıklığının sağlanmasıdır. Ağzının içinde bir cisim yoksa ya da cisim çıkartılmışsa bu kez kişinin dil kökünün geriye düşerek soluk borusunu kapatmasını engellemek için kişiye baş çene pozisyonu verilir. Baş çene pozisyonu verilirken ilkyardımcının bir eli yaralının alnında bir eli çenesinde 90 derece olacak şekilde baş geri çene ileri ittirilir. Bu şekilde hava yolu açıklığı sağlanmış olur. • B: Breathing (Solunumun değerlendirilmesi): BAK-DİNLE-HİSSET aracılığıyla kişinin soluk alıp almadığı en az 10 saniye kontrol edilir. Solunum varsa dolaşım varlığı kontrolüne geçilir. Solunum yoksa derhâl temel yaşam desteğine geçilmelidir. • C: Circulation (Dolaşımın değerlendirilmesi): Kişilerde dolaşım sisteminin varlığı mutlaka kontrol edilmelidir. Dolaşımın varlığı kalbin her atımında atardamara yapmış olduğu baskıdan yani nabızdan anlaşılabilir. Yetişkinlerde ve çocuklarda nabız en rahat boyun şah atardamarı üzerinden (tek yönlü); bebeklerde ise dirsek üstündeki kol atardamarından tespit edilebilir. Nabız kontrolü en az 3 parmakla 5 saniye boyunca yapılmalıdır.
Kişide solunum ve dolaşım varsa ikinci değerlendirmeye geçilir. Kişinin bilinci açık ve konuşabilecek durumda ise kişiden durumu ile ilgili bilgi (olayın nasıl olduğu, geçmiş rahatsızlıklar, alerji, hipertansiyon, şeker hastalığı gibi) alınır. Sonra kişinin baştan ayağa doğru nazik bir şekilde bedeninde herhangi bir olumsuzluk var mı yok mu kontrol edilir. Hasta ya da yaralı ile görüşme ve baştan ayağa kontrol işlemine ikincil değerlendirme adı verilir.
Kişide solunum ve dolaşım yoksa temel yaşam desteğine geçilir. Kaza, hastalık ya da rahatsızlık geçiren bir yetişkinle karşılaşıldığında ilkyardımcı öncelikle kendi, olay yeri ve yaralının güvenliğini sağlamalıdır.
Güvenlik ilkesi gerçekleştirildikten sonra yaralının yanına yaklaşırken ona “nasılsınız?” şeklinde seslenmelidir. Yanıt alamazsa kişinin bulunduğu pozisyonu bozmadan omuzlarına hafifçe dokunarak sesli ve fiziksel uyarıda bulunmalıdır. Herhangi bir yanıt alınamazsa bilinç kapalı olarak kabul edilir ve yanımızda birisi varsa 112 acil servis arattırılır. Yanımızda birisi yoksa kişi hemen sırtüstü sert bir zemine yatırılır. Boyun bölgesinde sıkan kıyafetleri varsa gevşetilir. Ağız içi kontrol edilir ve 90 derece olacak şekilde baş çene pozisyonu verilir. Bak- Dinle-Hisset yöntemi ile 10 saniye solunumu kontrol edilir. Solunum yoksa derhâl temel yaşam desteğine geçilmelidir. İlk yardımcı olay yerinde yalnız ise yani 112 acil servisi arattıramamışsa bu kez kendisi 112 acil servisi temel yaşam desteğine geçmeden önce arar. Yetişkinlerde temel yaşam desteğine kalp masajı ile başlanır. Kalp masajı yapacağımız nokta tespit edilirken iki elimiz kullanılır. Bir el göğüs kemiğinin (halk arasında iman tahtası) bir ucuna diğer elimizi diğer alt ucuna parmaklarımızı 2 eşit C harfi yapacak yerleştirilir (şekil 8.3.). Altta kalan C bölgesine bir elin tabanı parmaklar göğüs bölgesine değmeyecek şekilde yerleştirilir. Diğer elin tabanını da bu elin üzerine konur. Dakikada 100 olacak şekilde eşit bir tempoyla sayarak (1v 2v 3v …..11, 12, 13,…., 29, 30) 30 kez iki elle dirsekleri bükmeden dik bir şekilde kalp masajı yapılır. 30 basıdan sonra hâlen kendine gelmediyse bu kez suni solunuma geçilir. Yaralının baş çene pozisyonu düzeltilir, burun delikleri kapatılır ve ağız içine 2 kez suni solunumla hava verilir. Bu şekilde 112 acil servis olay yerine gelinceye kadar ya da kişi kendine gelinceye kadar temel yaşam desteğine devam edilir.