AÖF Soru Bankası

Tedarik Zinciri YönetimiÜnite 4 Özeti

Tedarik Zincirinde Satın Alma ve Tedarik

PZL212U-TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ

Ünite 4: Tedarik Zincirinde Satın Alma ve Tedarik

Giriş

Günümüz dünyasının ekonomik temeller üzerine geliştirilmiş bir sistem olması, ekonominin çeşitli uzmanlık ve araştırma alanlarını ortaya çıkarmıştır. Bir ürünün satışı için alıcı, satıcı ve pazarın aynı anda bulunması gerekmektedir. Bu koordinasyon sağlanamadığı takdirde ekonomik faaliyetlerin oluşması da mümkün olmayacaktır (Karabıyık, 2021: 212). Bu nedenle, işletmelerin bir tedarik politikasının olması son derece önemlidir. Tedarik, bir işletme için hayati önem taşıyan mal ve hizmetlerin satın alınması ile ilgili iş fonksiyonudur. Bu nedenle tedarik, satın alma, kaynak bulma, talepler ve satın alma siparişleri gibi birçok terimi içerisinde barındıran bir şemsiye terimdir.

Tedarik Zinciri Yönetiminde Satın Alma

Satın alma, başka bir firmadan malzeme, bileşen ve hizmet alma sürecidir. Günümüz işletmelerinin uygulamakta olduğu profesyonel satın alma, doğru malzeme, bileşen veya hizmetin, doğru miktarda ve kalitede, doğru yerde ve zamanda satın alınmasıdır.

Satın Almanın Önemi

Satın almanın işletmenin ihtiyaçları, değerleri ve yönü hakkında net bir görüşe sahip olması iş etkinliğinin sağlanması için esastır. Satın almanın işletmenin diğer fonksiyonları ile arasındaki ilişkiyi aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:

• Tasarım • Üretim • Finans • Pazarlama • Satış

Satın Almanın Amaçları

İşletmelerin genel amaç ve hedeflerinin de gözetilmesi ile satın alma amaçlarını aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür (Murphy ve Knemeyer, 2016: 95):

1. İşletmenin genel amaç ve hedeflerini desteklemek. 2. Satın alma faaliyetlerini etkin ve verimli bir şekilde yürütmek; firmanın ihtiyaç duyduğu malzeme ve hizmetlerin seçilmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesini sağlamak. 3. İşletmenin tedarik merkezini yönetmek; tedarikçilerle yakın ilişkiler sürdürerek, kalite, teslimat, ödemeler ve iadeler açısından etkinliği sağlamak. 4. Üretim fonksiyonunun gereksinimlerini desteklemek. Gelecekte kullanılabilecek olan yeni malzeme, ürünler ve daha iyi yeni kaynaklar aramak. 5. Diğer fonksiyonlarla güçlü ilişkiler geliştirmek. 6. Ürünün kullanım ömrü, servis kolaylığı ve bakım maliyetini dikkate almak. 7. Değer analizi gibi maliyet düşürme faaliyetlerinde iş birliği yapmak.

Satın Alma Süreci ve Aşamaları

Satın alma süreci stratejik, taktik ve operasyonel bir dizi faaliyetten meydana gelmektedir (Raaij, 2016: 14). Bu faaliyetler:

• Kaynak analizleri • İhtiyaçların belirlenmesi • Kaynak stratejisi geliştirme • Tedarikçi seçimi • Sözleşme • Satın alma ihtiyacını tanımlamak • Siparişlerin oluşturulması • Satın alma talimatlarının yaratılması ve yönetilmesi • Sipariş işleme • Faturaları onaylama • Ödeme

şeklinde sıralanmaktadır.

Satın Alma Faaliyetinde Düzeyler

Her ne kadar işletmeler sürekli olarak, satın alma ve tedarik faaliyetleri yürütse de esasında her bir satın alma sürecinin kendine özgü yönleri de bulunmaktadır. Bu farklılıklar durumsal ve yapısal farklılıklardan kaynaklanmaktadır (Monczka vd., 2009: 163-164).

• Stratejik Düzey Satın Alma • Operasyonel Düzey Satın Alma • Taktik Düzey Satın Alma

Tedarik ve Tedarikçi İlişkileri

Tedarikçi ilişkileri yönetimi en temelde ürün tedarikleri için işletmeler arasında stratejik ilişkiler geliştirme olarak tanımlanmaktadır (Mettler ve Rohner, 2009: 59).

Tedarikçi İlişkilerinin Önemi

İşletmeler, rekabette ayakta kalabilmek ve sürdürebilirliği sağlayabilmek için hem müşterileri hem de tedarikçileri ile uzun soluklu ve güvenilir ilişkiler geliştirmelidirler. Çünkü bu süreçte ihtiyaç duyulan sadece malzeme tedariki ve birtakım koşulların sağlanması değil, bu koşulların sürdürülebilir olması da son derece önemlidir. Tedarikçi ilişkilerini önemli kılan faktörleri aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:

• Satın alınan ürünlerde belirli kalite standartlarını korunması • Tedarik süreçlerinin hızlı ve başarılı bir biçimde sürdürülmesi • Rekabetçi ekonomik sistem içinde rekabet avantajı elde etmek

Tedarikçi İlişkileri Yönetiminin Avantaj ve Dezavantajları

Tedarikçi ilişkileri yönetiminin en temel amacı avantajlar elde etmektir. İşletmelerin küçülerek daha esnek bir yapıya sahip olması, süreci doğru bir şekilde yürütmek için her bir girdinin o alanda uzman bir birim tarafından üretilmesi,


tedarikçi ve müşteri ilişkileri entegrasyonu sonucunda müşteri sadakatinin artırılması noktasında yapılan araştırmalar Tedarikçi ilişkileri yönetimi sistemlerinin oluşturulmasının en temel avantajlarıdır.

Açık çevrenin getirdiği her türlü rekabet avantajı aynı zamanda bir dezavantajı da beraberinde getirmektedir (O’Brian, 2014: 5). Öncelikle tedarik ağı üzerinden faaliyetleri yürütmenin en önemli dezavantajı bu faaliyetleri işletmenin dışında yürütmekten doğan kontrol kabiliyeti kaybıdır. Tedarikçi işletmenin özellikli bilgilerinin kopyalama riski tedarik sisteminin risklerindendir.

Tedarikçi Seçimi

Tedarikçi seçiminde kullanılan kriterleri aşağıdaki gibi dört başlık altında özetlemek mümkündür (Stevic, 2017: 24):

1. Ekonomik açıdan bakıldığında en önemli faktörler, tedarikçinin ekonomik performansı ve finansal açıdan istikrarlı olmasıdır. 2. Tedarikçinin sahip olduğu örgüt kültürü açısından; güven, stratejik uyum, yönetimin tutumu, üst yönetimin yeteneği, tedarikçinin organizasyon yapısı ve kapasite gibi kriterler ön plana çıkmaktadır. 3. Teknolojik anlamda, mevcut ve gelecekteki üretim yetenekleri, tasarım yetenekleri ve geliştirme hızı gibi kriterler önem arz etmektedir. 4. Tedarikçinin müşteri portföyü ve referanslar da dikkate alınması gereken kriterler arasındadır.

Tedarikçi Performansının İzlenmesi

Bir tedarikçinin performansını izlemek için temel kriterler bulunmaktadır:

• Kalite • Fiyat • Zamanlama • Tedarikçinin Stratejileri, Politikaları, Güvenilirliği ve Marka İmajı

Tedarik Zincirinde Ortaklıklar, İşbirlikleri ve Bütünleşmeler

Hızla genişleyen tedarik zinciri ağları giderek daha karmaşık hâle gelmiştir. Bu durum özellikle büyük ölçekli işletmeler için kritik bir öneme sahiptir.

Tedarik Zincirinde Ortaklıklar

Ortaklıklar, tedarik zincirinde değişik aşamalardaki işletmelerin bir araya gelmeleri durumundaki ilişkiyi anlatır. İki ya da daha fazla bağımsız işletmenin tek başlarına ulaşmaları mümkün olmayan amaçlarını gerçekleştirebilmek için birleşmeleri olarak tanımlanmaktadır (Wallace, 2004: 7).

Tedarik Zincirinde Stratejik İşbirlikleri

İşletmelerin stratejik iş birliği yapmak istemelerinin birçok nedeni olabilir. Bazen ulaşılması zor bir pazara ulaşmak,

bazen rekabet gücü elde etmek yahut korumak, bazen teşviklerden faydalanmak için bu yola başvurabilirler.

Tedarik Zincirinde Bütünleşmeler

Gerçek anlamda entegre bir tedarik zinciri yönetimi maliyetleri düşürmenin yanında önemli ölçüde değer yaratmaktadır (Bagchi vd., 2005: 275-276). Günümüz iş ortamında entegrasyon, bir rekabet stratejisi olarak düşünülmektedir. Kalitenin artması, üretim maliyetlerinin düşmesi, artan tedarik zinciri verimliliği ve stratejik avantaj, teşvikler, eğitim vb. birçok avantajı beraberinde getirmektedir.

Tedarik Zincirinde Bütünleşmelerin Avantaj ve Dezavantajları

Avantajlar;

• Tüm dış kaynaklı işlemler için işletmelere tek bir iletişim noktası sağlar. • Bütünleşme, tedarik zincirinin her aşamasında mevcut olan bilgi ve kaynakları artır. • Tedarik zincirinde bütünleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan verimlilik artışı, göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir.

• Etkili bir şekilde entegre edilmiş bir tedarik zinciri hem kısa hem de uzun vadede son derece maliyetli olabilecek faaliyetleri azaltmaya yardımcı olur, çok daha kârlı operasyonlar elde etmenin en iyi yollarından biridir.

Dezavantajlar;

• Esnekliğin azalması. • Teknolojik engeller

• Tedarik zinciri üyelerinin ortak amaçlarının olmaması

Tedarik Zincirinde Dış Kaynak Kullanımı

Dış kaynak kullanılmaya başlanması ile esneklik artmış, işletmeler yeni pazarlara daha hızlı giriş yapabilmiş, daha hızlı kararlar almaya başlamışlardır. Böylece pazarı takip etmek, değişiklikleri yakalamak, müşteri merkezli hareket etmek mümkün olmuştur.

Dış Kaynak Kullanımında Taraflar

Birinci Taraf Lojistik Hizmet Sağlayıcı İşletme (1PL): Üretici, toptancı, perakendeci vb. olabilir.

İkinci Taraf Lojistik Hizmet Sağlayıcı İşletme (2PL): Üretici, açıkça tanımlanmış bir lojistik faaliyetin yürütülmesi için bir nakliyeci veya depo yöneticisi tutar.

Üçüncü Taraf Lojistik Hizmet Sağlayıcı İşletme (3PL): Depolamadan teslimata kadar operasyonel lojistik faaliyetlerin dışarıdan yönetilmesine ve dolayısıyla işletmenin ana faaliyetlerine odaklanmasına imkân tanıyan bir hizmettir.

Dördüncü Taraf Lojistik Hizmet Sağlayıcı İşletme (4PL): Esas olarak kaynakları, teknolojiyi ve altyapıyı yöneltirler.


Beşinci Taraf Lojistik Hizmet Sağlayıcı İşletme (5PL): • Tedarik zincirlerinden tedarik ağlarına geçiş yapıldığında geçerlidir. Beşinci taraf lojistik genellikle e-İş ile de • bağlantılıdır.

Dış Kaynak Kullanımının Avantajları

Dış kaynak kullanımının avantajlarını aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür (Somjai, 2017: 157; Tayauova, 2012: 192)

• Lojistik faaliyetleri devrederek satış, pazarlama ve ürün geliştirme gibi işletmenin diğer faaliyetlerine odaklanabilmek • Birden fazla müşteri ile çalışan lojistik hizmet sağlayıcılar ile pazarlık yaparak maliyetleri düşürebilirler. • İhtiyaca göre ölçeği azaltma ve artırma imkânı sunmaktadır • Bir lojistik hizmet sağlayıcı geniş dağıtım ağına erişime yeteneği sayesinde, siparişin nereye gönderildiğine bakılmaksızın hızlı sevkiyata imkân tanır. • Sevkiyat gecikmelerinde, siparişleri mümkün olan en kısa sürede yerine getirmek için alternatif düzenlemeler yapmaktan lojistik hizmet sağlayıcısı sorumludur. • Lojistik hizmet sağlayıcılar, lojistik konusunda uzmanlaşmış oldukları için, işletmelerin bazı noktalarda bu firmalardan öğrenebilecekleri hususlar vardır. • Doğru planlama ve teslimatların söz verilen zamanda gerçekleşmesi stok seviyelerinin azalması işletmelerin çalışma sermayelerinde azalma sağlamaktadır. • Uluslararası satış yapan işletmeler açısından, lojistik hizmet sağlayıcılar, sınırlarda ortaya çıkan ve gönderileri geciktirebilecek ve tam olarak yapılmadığında yüksek maliyetlerle sonuçlanabilecek belgeler, gümrükler, vergiler ve diğer sorunları halledebilirler. • Depolama sırasında işletmeler, kendi alanlarına ve personellerine sahip olmak zorunda değildirler. • Dış kaynak kullanımı birçok açıdan esnekliği beraberinde getirmektedir.

Dış Kaynak Kullanımının Dezavantajları

Dış kaynak kullanımının dezavantajlarını aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür (Somjai, 2017: 157; Tayauova, 2012: 193):

• İşletmenin ihtiyaçları iyi tespit edilmelidir. Maliyeti yüksek olabilir. • Lojistik hizmet sağlayıcı firma bazen işletmeleri ürünlerinden uzakta konumlandırabilir. • Dış kaynak kullanımı bağımlılık haline gelebilir. • Çok sık rastlanmasa da işletmelerin gizliliğine dikkat ettikleri konuların rakiplerle paylaşılması da söz konusu olabilir.

Lojistik hizmet sağlayıcılar bazen verdikleri sözleri tam olarak yerine getirmeyebilirler. İşletmede gerçekleştirilen faaliyetlerin işletme dışına verilmesiyle birlikte bu işi yapan çalışanların işlerini kaybetme korkusu ve huzursuzluklarıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında