Toplumsallaşma (socialization) insanın doğduğu andan itibaren, aile, arkadaşlık, din, okul, devlet gibi kurumlarla toplumun bir parçası olmayı, toplum içerisinde bulunmayı öğrenme, toplumun norm ve değerlerini içselleştirme sürecidir.
Sosyal Psikoloji I — Ünite 6 Soru-Cevap
Sosyal Psikoloji I (PSI201U) soru-cevapları.
Toplumsallaşma nedir, kısaca açıklayınız?
Kişisel ilişkilerin en temel yönleri nelerdir, isimlerini belirtiniz?
Gündelik yaşamımızın büyük bir kısmını kapsayan kişilerarası ilişkilerin en temelde üç yönü vardır. Bunlar:
- karşılıklı bağımlılık
- tamamlama gereksinimi ve
- duygusal bağlılıktır.
Benzerlik ilkesi nedir, kısaca açıklayınız?
Benzer fikirler, benzer kişilik özellikleri, benzer tarz ve iletişim becerileri, ortak ilgi alanları ve yaşam deneyimleri kişilerin karşılıklı ilişki kurmasındaki en önemli etkenlerden biridir. Genellikle kişilerarası ilişkilerimizi bize benzeyen insanlarla kurarız. Benzer yaşam görüşüne, siyasi görüşe sahip insanlarla, benzer ilgi alanları olan ve yaşam görüşü örtüşen kişilerle ilişki kurarız. Bu benzerlik ilişkilerimizde pekiştirici bir rol oynar ve bizi ilişki kurmaya ve sürdürmeye teşvik eder. Benzerlik ödüllendiricidir. Bununla birlikte bize benzemeyen insanlar bizde bir dengesizlik durumu yaratır. İnsanlar kendilerine benzeyen insanlarla birlikte olmayı ve bu denge durumunun bozulmamasını tercih ederler ki aksi durumda kendimizi rahat hissetmeyiz.
Kişilerarası ilişkilerde temel bir ilke olarak yakınlık nedir, kısaca açıklayınız?
Fiziksel yakınlık kişilerarası ilişkilerin belirleyicilerindendir. Fiziksel yakınlığı bulunan kişilerin ilişki kurma olasılığı uzak olanlardan daha yüksektir. Yan komşumuzla kişilerarası ilişki kurma olasılığımız farklı kentte yaşayan biriyle kurmamızdan daha yüksektir. Yakınlık etkisinde salt maruz kalma teorisi (mere exposure theory) önemlidir. Bir uyarıcıya maruz kalma sıklığımızla o uyarıcıyı benimseme, beğenme, hoşlanma olasılığımız arasında pozitif yönde bir korelasyon bulunmaktadır. Yakınlık bazı durumlarda düşmanlığı doğurabilir.
Karşılıklılık ilkesi nedir, kısaca açıklayınız?
Karşılıklılık ilkesi kişilerarası ilişki içerisinde olacak iki tarafın birbirine yönelmesiyle ilişkilidir. Taraflardan birinin yönelmesi diğerinin buna karşılık vermesi olasılığını artırır. Bize ilgi duyan, bizi seven insanlara aynı tepkiyi göstermeye, bize olumsuz duygularla yaklaşanlara da yine olumsuz duygularla yaklaşmaya meyilliyizdir. Ancak bazı durumlarda karşılıklılık ilkesi aynı şekilde işlemez, bireylerarası farklılıklar önem kazanır. Bebekliğinde güvensiz bağlanma yaşayan insanlarda ya da özsaygısı düşük bireylerde karşılıklılık ilkesi diğerlerine göre daha iyi işlemektedir. Özsaygısı yüksek insanlar karşılıklılıkta bir beklentiye ihtiyaç duymamakta, özsaygısı düşük insanlar ise karşılıklılık ilkesi gereği karşı tarafın kendisiyle ilgili ne düşündüğünü gözetmektedirler.
Kişilerarası ilişkilerde “hale etkisi” nedir, kısaca açıklayınız?
Hale etkisi, bir özelliği olumlu olarak değerlendirilen insanlar, diğer özelliklerde de olumlu olarak değerlendirilme eğilimindedir. Kişilerarası ilişkilerde fiziksel olarak çekici olan insanların diğer arzulanan sosyal özelliklere de sahip olduğu inancıdır.
Bağlanma nedir, işlevleri nelerdir, kısaca açıklayınız?
Bağlanma, bebeğin anne-babasına ya da ihtiyaçlarını gideren ve bakımını üstlenen bakıcısına olumlu tepki vermesi, korku durumunda onlara ihtiyaç hissetmesi ve yanlarında güven duyması durumudur. Bununla birlikte bağlanma sadece bebeklikle ilgili değildir yaşam boyu sürer ancak güven duygusunun gelişiminde ilk bebeklikte kurulan bağlanma çok önemlidir. Bağlanmanın güvenlik duygusu oluşturma ve çevre hakkında bilgi edinme olmak üzere iki işlevi vardır.
Bebeklerdeki bağlanma türlerini sayıp kaygılı bağlanmayı tanımlayınız?
Bebekler de üç tür bağlanma olduğunda söz edilebilir. Bunlar:
- Güvenli bağlanma,
- Kaygılı bağlanma ve
- Kaçınan bağlanmadır.
Kaygılı bağlanma, anne-baba ya da bakıcı bebeğin gereksinimlerine tutarlı tepki vermediğinde oluşur. Bazen gereksinim giderilir bazen kayıtsız kalınır. Bu durum bebeği etkiler. Bebek, bakıcısının gereksinimlerine nasıl tepki vereceği yolunda bir öngörü geliştiremediği için bağlanma kaygılı bir hâl alır. Bakıcıya yakın durma ve varlığında bile kendisini güvensiz hissetme eğilimindedir. Sinirlilik ve endişe gösterirler.
Çatışma kavramının özelliklerini kısaca açıklayınız?
Çatışma, kişilerarası ilişkilerde sıkça yaşanan süreçlerden biridir. Sadece kişilerarası ilişkilerde değil, kişi ve grup arasında ya da grup ve grup arasında da sıklıkla yaşanır. İş yaşamında, ev ortamında, arkadaşlık ilişkilerinde hatta devletler arasında görülebilir. Çatışma zarar verici olabildiği gibi ilişkiyi yeni bir yöne sürükleyici ve tamir edici de olabilir. Yıkıcı davranışlar içerebildiği gibi ilişkinin tarafları arasında tartışma sonucu ulaşılan bir uzlaşma da yaratabilir.
Empatik iletişim ve empati nedir, empati kurulması gerekli noktalar nelerdir, kısaca açıklayınız?
Empatik iletişim, kişilerarası ilişkilerde yaşanan bu sıkıntıları giderebilecek ve iletişimin tam ve eksiksiz gerçekleşmesini sağlayacak bir iletişim türüdür. Empati, bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır.
Dökmen’e göre (2012), empati kurulması için gerekli olan üç önemli nokta bulunmaktadır:
- Öncelikle empati kuracak kişi kendisini karşısındakini yerine koymalı ve dünyaya onun gözlüklerinden bakabilmelidir. Her insanın dünyaya bakışı farklıdır, herkes kendine özgü bir bakış tarzına sahiptir. Bu yüzden empati kurabilmek için dünyaya karşımızdakinin bakış tarzıyla bakmalıyız.
- İkinci olarak karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak algılamalıyız.
- Son olarak, empati kurarak zihnimizde oluşan empatik anlayışı karşımızdaki kişiye aktarmalıyız. Empati kurmamız ve karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini tam olarak algılamamız, bu aktarmayı yapmadığımız, ona onu anladığımızı ifade etmediğimiz durumda işe yarar bir süreç olmaktan uzaklaşacaktır.
Yalnızlık nedir, kısaca tanımlayarak yalnızlığın nedenlerinden sosyal izolasyonu açıklayınız?
Yalnızlık çok yaygın bir yaşanan bir süreçtir. Muhtemelen çok az sayıda insan yaşamı boyunca yalnız olmaktan kaçınabilmiştir. Yaygınlığının yanı sıra aynı zamanda üzücü bir deneyimdir. Yalnızlık, bir kişinin sosyal ilişkiler ağının, niteliksel ya da niceliksel olarak önemli bir şekilde eksik olduğu durumlarda meydana gelen nahoş bir deneyimdir.
Sosyal izolasyon da kişinin yalnız kalmasıyla ilgili bir durumdur ancak yalnızlıkla eş anlamlı olarak kullanılamaz. Yalnızlık sosyal izolasyonla doğrudan bağlantılı değildir. Sosyal izolasyon diğer insanlarla ilişkilerin olmaması durumudur. Yalnızlıksa, mevcut ilişkiler ve ilişki standartları arasındaki tutarsızlığı bilişsel değerlendirmesinin olumsuz sonucudur.
Sosyal değiş-tokuş kuramı nedir, kısaca açıklayınız?
Sosyal değiş-tokuş kuramı, kişilerin faydayı en üst seviyeye çıkarıp maliyeti en aza indirmek için çabaladığını öne sürer. Kurama göre en tatmin edici ilişkiler en düşük maliyetle en büyük ödülü edinen ilişkilerdir.
Denklik kuramı nedir, kısaca açıklayınız?
Denklik ilkesine göre insanlar ilişkilerini, ancak ilişkiye kattıkları şey ilişkiden kazandıkları şeye denk olduğunda adil ve tatmin edici görürler. Buradaki denklik eşit olmakla aynı şey değildir. Tarafların eşit olmasıyla ilişkili değildir. Kurama göre, bir taraf ilişkiye daha fazla katkı sunarsa, ondan daha fazla getiri elde etmelidir. Eğer böyle olmazsa kişi kendisini sömürülmüş hisseder. İnsanlar, kaynakların adil bölüştürüleceği beklentisindedirler; herkesin katkıda bulunduğu ölçüde kaynaktan pay almalarını beklerler.
Evrimsel kuram nedir, kısaca açıklayınız?
Evrimsel kuram, diğer kuramlardan farklı olarak kişinin sosyal davranışlarının biyolojik temellerine odaklanır. Kuram, kişilerarası ilişkilerin temelinde türün en iyi şekilde gelişimi amacı olduğunu belirtir, eş seçiminde iyi genlerin rolü olduğunu vurgular. Bu bakış açısına göre kişilerin bize çekici gelmesinde bize yansıttıkları doğurganlık, gençlik, sağlıklılık izlenimleri önemlidir.
Aşk ve aşk kuramları hakkında kısaca bilgi veriniz?
Aşk bizim gündelik yaşamda sıklıkla karşılaştığımız, romanlarda, şarkılarda, dizilerde ya da filmlerde gördüğümüz bir konudur. Peki bilim bu konuda, sosyal psikoloji özelinde ne söylemektedir? Aşk da birçok başka kavram gibi farklı bireylerin farklı farklı anlamlarda kullandığı, bağlamına göre değişebilen kavramlardan biridir. Sosyal psikologlar sevgi kavramını; hoşlanma, arkadaşça sevgi ve tutkulu aşk ya da romantik aşk olarak kabaca üçe ayırırlar. Hoşlanma ve sevgi bir sürecin iki ucunda yer alır ve aralarında duygu derinliği ve bağlanma derecesi açısından farklılıklar vardır. Sevgi daha kuvvetlidir. Sevgi, arkadaşlarımıza ailelerimize beslediğimiz duyguyken tutkulu aşk bundan farklı bir şeyi ifade eder. Bir başkasını yoğun şekilde arzulamaktır. Hoşlanma, eşimize dostumuza hissettiğimiz olumlu hislerdir. Sevgi, yaşamımıza derinden etkisi olan kişilere, ailemiz, arkadaşlarımız, dostlarımıza hissettiğimiz olumlu hislerdir. Tutkulu aşk ise karşı konulmaz bir şekilde şefkat, coşku, kaygı ve cinsel arzu hissedilen güçlü bir duygusal durumdur (Jackson-Dwyer, 2013). Tutkulu aşk, yoğun bir enerjiyle doludur ve bu enerjiyi sağlayan fizyolojik uyarılmanın kaynakları; cinsel arzu, reddedilme korkusu, engellenmişlik duyguları, kavga sonucu oluşan kızgınlık vb. olabilir. Kişi zihinsel olarak tutkulu aşk duyduğu kişiyle sürekli meşguldür, onu mükemmel olarak görür. Genellikle bir anda gerçekleştiği söylenir, çok taşkındır ancak bununla birlikte kırılgan ve kısa ömürlüdür. Aşk ile ilgili birçok kuramdan söz edilebilir. Aşk’ın Renkleri Tipolojisini ve Üçlü Aşk Kuramını bunlardan bazılarıdır.
Lee’nin Aşkın Renkleri Tipolojisi kuramını kısaca açıklayınız?
Lee, 1973 tarihli klasik çalışmasında aşkın bir tipolojisini çıkarmıştır. Renkleri bir alegori olarak kullanır. Ona göre üç temel sevme biçimi vardır ki bu temel biçimler birleşerek aşkın ikincil biçimlerini oluştururlar. Ancak tıpkı renklerde olduğu gibi ilişkilerde de ikincil olmak daha aşağıda olmak anlamına gelmez, birleşerek oluşmak anlamındadır. Nasıl ki temel renkler birleşerek diğer renkleri oluştururlar aşkın tipolojisi de bu şekilde oluşur. Aşkın temel biçimleri Eros, Ludus ve Storge olmak üzere üç tanedir. Eros tutkulu aşkı, Ludus oyun oynama aşkını, Storge ise arkadaşça aşkı yani sevgiyi betimler. Eros ve Ludus birleşerek Mania’yı, Storge ve Ludus bir araya gelerek Pragma’yı ve Eros ve Storge bir araya gelerek Agape’yi meydana getirir. Mania saplantılı aşkı, Pragma gerçekçi aşkı, Agape ise özgeci aşkı ifade eder.
Lee’nin Aşkın Renkleri Tipolojilerinden biri olan “mania”yı birkaç cümleyle açıklayınız?
Mania; takıntılı, kıskanç duygusal olarak yoğun aşk biçimidir. Ait olmayla ilgili sürekli kaygı duyar ve sevildiğine dair tekrar tekrar onay ister. Tipik bir mania sevgisi gösteren kişi, çocukluğunun mutsuz olduğunu düşünür. Genellikle yalnızdır ve eğlenceli işlerden de yoksundur. Âşık olmayla ilgili kaygı yaşar, sevgilisi ile takıntılı derecede meşgul olur, bütün rakipleri ve başına gelebilecek felaketler hep gözünün önündedir ayrıca ilişkinin kötüye gittiğine dair gelen işaretlere karşı son dakikaya kadar kayıtsız kalır.
Sevgisizlik nedir, açıklayınız?
Sevgisizlik, aşk bileşenlerinin üçünden de yoksundur. İçinde sevgi barındırmayan gündelik etkileşimlerimizden ibaret kişilerarası ilişkilerimizin büyük bir çoğunluğunu karakterize eder.
Sternberg’in Üçlü Aşk Kuramı hakkında kısaca bilgi veriniz?
Sternberg aşkın üç temel bileşeni olduğunu belirtir. Bunlar; yakınlık, tutku ve bağlanma bileşenleridir. Bir üçgen düşündüğümüzde yakınlık en tepede, tutku sol köşede, bağlılık ise sağ köşede bulunacaktır. Yakınlık bileşeni, aşk ilişkisinde samimiyet ve bağlanmışlık ifade eder. Tutku bileşeni; romantizme, fiziksel çekiciliğe, cinsel tüketime yol açan güdüleri belirtir. Bağlılık bileşeni ise kısa dönemde birinin bir başkasını sevme kararını ve uzun dönemde bu sevgiye sürdürmeye olan bağlılığını, buna dair verdiği taahhüdü işaret eder. Yakınlık bileşeni, ilişkideki duygusal yakınlığı; tutku bileşeni güdüsel katılımı; bağlanma bileşeni ise ilişkideki bilişsel bileşeni ifade eder.
Saçma aşk nedir, kısaca açıklayınız?
Saçma aşk, tutku ve bağlanma birleşiminden oluşur. Yakınlık bileşeninin dengeleyici unsuru bulunmaz. Kısa sürede tanışma, hemen âşık olma ardından hemen evlilik gibi hızlı bir süreci vardır. Çabuk sonlanabilir, boşanmayla sonuçlanabilir.