AÖF Soru Bankası

Eğitim PsikolojisiÜnite 3 Özeti

Kişilik Gelişimi

Giriş Kişilik yerine kullanılabilen karakter, kişiliğin ahlaki Bireylerin düşünce şekilleri, davranış biçimleri, duyguları yönünü ve ahlaksal özellikleri olup kalıtımdan çok sosyal dış görünüşleri, yetenekleri, inançları, olayları algılama çevrenin etkisi ile oluşurken; mizaç (huy), bir insanın biçimleri ve bu olay ve olgulara karşı tepkileri, onları duygusal ve devinimsel hayatının özelliklerinin tümünü; birbirinden farklı kılmakta; bu farklılıklar ise genel olarak yetenek ise hem bireyin kişiliğinin oluşmasında hem de her bireyin kişiliğinin diğerlerinden farklı olmasından kişiliğinin biçimlenmesinde önemli rol oynayan bedensel kaynaklanmaktadır. ve zihinsel özelliklerin bütününü ifade eder.

İnsanın kişiliğini etkileyen çok sayıda etmenin bulunması, Karmaşık bir bütün olan kişilik özelliklerini şöyle insan kişiliğinin karmaşık ve farklılık gösteren yapısı bu özetleyebiliriz:

olgunun tek bir kuramsal çerçeveye konulmasını • Kişilik, doğuştan getirilen ve sonradan kazanılan olanaksızlaştırmış; bu durum kişilik olgusunu özelliklerden oluşur. tanımlamaya, kişiliğin nasıl ortaya çıktığını, geliştiğini ve • Kişilik, sosyal ortam içinde sergilenen davranışların ne tür işlevlere sahip olduğunu anlamaya yardımcı olacak toplamıdır. çok sayıda bakış açısının gelişmesine neden olmuştur. • Kişilik, planlı bir biçimde oluşturulan bir çevrenin

Kişilik olgusuna yönelik geliştirilen kuramsal bakış ortaya çıkardığı bir olgudur. açıları, bireyin kendisini ve diğer insanları • Kişilik, bedensel ve zihinsel özelliklerin toplamından anlamlandırmasına yardımcı olurken temele bireysel oluşur. farklılıkları almaktadır. • Davranışların toplamından oluşan kişilik, aynı

Kişilik kavramının, bireysel farklılıklara vurgu yapan bir zamanda davranışlara da yön verir ve idare eder. kavram olması da yine öğrenme-öğretme süreçlerinde • Her kişilikte doğuştan getirilen bir mizaç vardır ve dikkate alınması gereken bireysel farklılıklara ilişkin bu mizaç kişiliğin vazgeçilmez bir özelliğini kuramsal temellerin oluşturulması ve bu süreçlerin kişilik oluşturur. psikolojisinin verileri çerçevesinde yapılandırılmasının • Kişilik, bireysel dengenin oluşturduğu bir bütündür. önemini ortaya koymaktadır. Kişiliğe ilişkin olarak araştırmacıların üzerinde uzlaştıkları

İnsanların tutum ve davranışlarına anlam vermeyi üç genel ilke; kişiliğin psikolojik yapı ve süreçlerin kolaylaştıran ve böylelikle insanların hem kendilerini karmaşık bir sistemi olduğu; kişiliğin hem bir araç hem de tanımalarına hem de diğer insanları anlamlandırmalarına yapı olarak çevre ile etkileşim içinde devam eden bir yardımcı olan kişilik çalışmaları ve kuramları, öğrenme- süreçte gelişip, işlev kazandığı ve kişiliğin bir bütünlük ve öğretme süreçleri üzerinde önemli etkilere sahiptir. süreklilik gösterdiğidir.

Kişilik Kavramı Kişilik Kuramları

Kişilik, kişinin çevresine olan eşsiz uyumunu ve bireyin Kökeni Latince maskeleri ifade eden, “persona” davranış eğilimlerini içeren oldukça geniş ve kapsamlı bir sözcüğüne dayanan kişilik kavramı yalnızca bireyin kavram olup karakter, duygular, güdüler, değerler, dışarıdan gözlenen özelliklerini değil, o bireyin doğrudan amaçlar ve algılama şeklinin tamamı bireylerin kişilik gözlenemeyen veya diğer insanlardan saklamaya çalıştığı yapısını oluşturmaktadır. tüm sosyal ve duygusal özelliklerini de kapsamaktadır.

Kişiliğe yönelik pek çok tanım bulunmakla beraber Kişilik kuramları, insanları, benzerlik ve farklılıklarına, kapsamlı bir tanıma göre kişiliğin, bireyin iç ve dış birbirleri ile tutarlı olan veya bireyin kendine özgü çevresiyle kurduğu, diğer bireylerden ayırt edici, tutarlı ve yönlerine göre sınıflandırmayı sağlayan bireysel etmenler yapılaşmış bir ilişki biçimi olduğu; kişiliğin öncelikle ile bireysel özelliklere odaklanmakta ve insan davranışının kültürel veya günlük davranış biçimlerinden farklı olarak altında yatan nedenleri açıklamaya çalışmaktadır. bireyi, diğer bireylerden ayırt eden özellikler olduğu Kişilik kuramlarının birbirinden farklı özellikte olmasında vurgulanmaktadır. ve kişilik kuramcılarının farklı alanlara odaklanmasında

İnsanlar diğerlerinin davranışlarını gözlemleyerek birbirine karşıt görüşler içeren temel felsefi varsayımların bireylerin kişilik özellikleri hakkında izlenimler etkisi görülmektedir. Bu karşıt varsayımlar; oluştururken; bilim adamları kişiliğin, kişinin çevresi ile • Özgürlüğe karşı belirlenimcilik etkileşimi ile ortaya çıkan ve böylece içsel işlevlere ve • Kalıtıma karşı çevre birey- çevre arasındaki faaliyetlere aracılık eden psikolojik • Tekilliğe karşı tümellik bir sistem olduğunu vurgulamaktadırlar. • Proaktifliğe karşı tepkisellik Kişilik, bir insanın duyuş, düşünüş, davranış tarzlarını • İyimserliğe karşı kötümserlik etkileyen faktörlerin kendisine özgü bir bütünü olup Bireyin bilinçdışı süreçlerine önem verilmesi veya bireyin devamlı olarak içten ve dış çevreden gelen uyarıcıların öğrenme geçmişine, deneyimlerine önem verilmesi ya da etkisi altında olması nedeniyle sürekli bir değişim zihinsel süreçlerine odaklanılması gerektiğine inanan geçirerek doğuştan yaşamın sonuna kadar oluşum süreci farklı görüşe sahip kuramcılarının geliştirdiği kişilik içindedir. gelişimini açıklamaya yönelik kuramlar; psikanalitik


kuram, psikososyal gelişim kuramı, davranışçı kuram ve kuram olması ve her şeyi aynı süreçlerle açıklamaya insancıl kuramdır. çalışan bir kuram olması gibi yönlerden eleştirilmiştir.

Sigmound Freud’un; insan davranışlarının altında Freud’un kişilik gelişimi kuramını cinsel öğelerin çoğunlukla bilincinde olunmayan dürtü ve çatışmaların baskısından kurtararak, toplumsal gelişimin ön plana yer aldığı ve kişiliğin yaşamın özellikle ilk altı yılında çıktığı psikosoyal gelişim kuramını oluşturan Erik geçirilen önemli psikoseksüel aşamalarda yaşanan Erikson, psikanalitik kuramındaki evrelerin kritik deneyimler ile bilinçdışı dürtülerle şekillendiğini öne noktalarını temel alırken bu evreleri toplumsal sürerek geliştirdiği psikanalitik yaklaşım, psikoloji alanını, kazanımlarla desteklenmektedir sosyal bilimleri, sanat dallarını ve genel anlamda toplumu Kişilik gelişiminin sekiz evreden oluşan ve yaşam boyu derinden etkilemiştir. devam eden bir süreç olduğunu, evrelerin her birinin

Freud, insanın zihinsel yapısının bilinç, bilinçaltı ve bireyin psikososyal gelişimini şekillendiren krizleri bilinçdışı olmak üzere üç bölümden oluştuğunu, kişiliğin içerdiğini öne süren kurama göre bireyin gelişimini gelişiminde ve davranışların ortaya çıkışında önemi olan sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için bu krizlerin bilinçdışı güçleri ve dürtüleri ortaya çıkarmak için serbest başarılı bir şekilde aşılması gerekmektedir. çağrışım, rüya analizi ve dil sürçmeleri tekniklerinin Erikson’un psikososyal gelişim kuramında en kritik evre, kullanılabileceğini öne sürer. kimlik edinmeye karşı kimlik krizinin yaşandığı ergenlik

Freud kişiliğin insan varlığının çekirdeğini oluşturan, dönemini kapsayan evre olarak değerlendirilmekte; bu insanın temel güdülerini, ihtiyaçlarını ve arzularını temsil süreçte bireylerin yaşamının geri kalanını önemli eden id, kişiliğin mantıksal yönünü temsil eden ego ve derecede etkileyecek ve daha sonraki gelişim kişiliğin, çevreyle etkileşim ve toplumsal yaşama uyum evrelerindeki krizlerin ne yönde çözümleneceğini sürecinde en son gelişen kısmını oluşturan süperego belirleyecek olan sosyal ve mesleki kimlikleri edinmeleri olmak üzere birbirini etkileyen üç birimden oluşan bir gerektiği ifade edilmektedir. yapı olduğunu öne sürmüştür. Psikososyal gelişim kuramında kültürel özellikler ile

Kişilik gelişimini, her çocuğun geçirdiği beş evrenin etkili sosyal çevrenin kişilik gelişimi üzerindeki etkisine vurgu olduğu psiko-seksüel gelişim kuramı ile açıklayan yapılması; kişilik gelişiminin yaşam boyu devam eden bir Freud’un; bireyin kişiliğini ve kişilik gelişimini süreç olarak kabul edilmesi bağlamında okulun sağladığı etkilediğini öne sürdüğü psiko-seksüel gelişim evreleri: sosyal çevre ile öğretmenlerin, kişilik gelişimi ve kişilik oral evre, anal evre, fallik evre, gizil evre ve genital evrelerindeki krizlerin başarılı bir şekilde evredir. sonuçlanmasında önemli etkileri olacağı söylenebilir.

Oral evre; doğumdan yaklaşık olarak 1 yaşına kadar Davranışçı yaklaşım kuramları, psikanalitik yaklaşımdan devam eden süreci kapsayan, temel haz ve potansiyel farklı olarak kişiliğe etki eden çevresel ya da durumsal çatışma kaynağının ağız olduğu evre olup bebeğin fazla belirleyicilerin üzerinde durarak çevresiyle sürekli veya eksik emzirilmesi kişiliğin oral döneme takılı etkileşim halindeki bireyin çevreden gelen uyarıcılar ve kalmasına neden olmaktadır. bu uyarıcılara verdiği tepkiler yoluyla sürekli bir şeyler Anal evre; temel haz kaynağı ve potansiyel çatışma öğrendiğini ve bu öğrendiği yeni şeylerin davranışlarını kaynağı anüs olan, evredeki temel gelişim görevi tuvalet biçimlendirdiğini öne sürer.

eğitimin kazandırılması sürecinde fazla baskıcı veya Kişiliği sürekli olarak pekiştirilen bir davranışın alışkanlık esnek davranılması bireyin gelecekteki kişiliğinin haline gelmesi durumu olarak tanımlayan Burhus şekillenmesinde önemli etkileri olan evredir. F.Skinner; davranışların nedeni ve kişiliğin gelişiminin Fallik evre; genellikle 3-6 yaş arasını kapsarken evredeki bireyin öğrenme tarihçesinden anlaşılabileceğini haz ve çatışma kaynağı genital organlar olup cinsel vurguladığı kuramda kişilikle ilgili çalışmalarını tamamen kimliğin ve kişilik gelişiminin temellerinin atıldığı bu dış çevreden gelen uyarıcılarla belirlenen bir yapı ile dönem kişilik gelişimi açısından oldukça özel bir öneme sınırlandırmıştır.

sahiptir. Kişiliğin gelişimini diğer davranış kuramcıları gibi Gizil evre; genellikle 6 yaşından ergenliğe kadar devam öğrenme süreci ile açıklayan Albert Bandura’ nın; eden, çocuğun cinsel gelişiminde durmanın yaşandığı öğrenmenin başkalarının davranışlarını gözlemleme ve bu evre olup dış dünyayla ilişkilerin artması, okul yaşamı ve davranışların sonuçlarına dikkat etme sürecinde arkadaş edinme gibi görevler ön plana çıkmaktadır. gerçekleştiğine öne sürerken geliştirmiş olduğu kavramlar, bu kuramın sosyal-bilişsel kişilik kuramı Genital evre; karşı cinse yönelim ile birlikte cinsel olarak anılmasına neden olmuştur. dürtülerin tekrar ortaya çıktığı ergenlik dönemini kapsarken bastırılan cinsel dürtüler bu dönemde yaşanan Bandura’nın kişilik kuramının üzerinde durduğu karşılıklı çatışmanın kaynağını oluşturmaktadır. determinizm ilkesine göre; davranışın dışsal belirleyicileri (ödüllendirme ve cezalandırma gibi) ile içsel Freud’un kişilik yapısı ve kişilik gelişimi kuramı; belirleyicileri (inançlar, düşünceler ve beklentiler gibi) deneysel yöntemlerin uygulanamaması, cinselliğin aşırı davranışı ortaya çıkarma sürecinde birbirleriyle etkileşim vurgulanması, nevrotik kişilerin gözlemine dayalı bir


halinde olması kişiliğin oluşumunda bilişsel etkenleri oluşurken, bu kavramların arasında çok fazla fark vurgulamaktadır. olmasının, anksiyetelerin ve duygusal bozuklukların en Bandura’nın sosyal bilişsel teorisinde kişilik gelişimi ve önemli sebeplerinden olduğu öne sürülmüştür.

değişimi; gelişmiş dil becerisi, gözlemsel öğrenme, İnsan kişiliğinin kendisinden bağımsız güçlerle amaçlı davranış ve kendi kendini analiz olmak üzere dört belirlendiği anlayışına karşı çıkan ve insani değerlere süreçle açıklanmaktadır. odaklanan bir kişilik anlayışı benimseyen Abraham İnsanın basit uyaran-tepki bağı ile tanımlanan veya Maslow; İnsanların doğuştan iyi veya nötr olduklarını yalnızca cinsellik ve saldırganlık gibi bilinçdışı güçler ve savunarak her bireyin gelişme ve kendi potansiyelini geçmiş deneyimler tarafından yönetilen veya gerçekleştirme dürtüsüne sahip olduğunu düşünmektedir.

şekillendirilen edilgen bir doğası olduğu anlayışını kabul Maslow, insanların gereksinimlerini yeme, içme, uyuma etmeyen hümanist kuramlar; psikoloji akımları içinde, gibi biyolojik gereksinimler ve özgüven, sevilme, ait olma insanın sahip olduğu kendini kontrol etme gücüne ve gibi psikolojik gereksinimler olarak ikiye ayırıp hiyerarşik insan olarak taşıdığı değere vurgu yapan bir “üçüncü güç” olarak basamaklandırarak alt düzeydeki gereksinimin bir olarak ortaya çıkmışlardır. üst düzeydeki gereksinimin öncülü olduğunu öne Daha önceki kişilik kuramları, insan davranışları ve sürmüştür.

kişiliğin ne derecede önceki deneyimler, çevresel öğeler Kişilik hakkında bilgi edinmenin yolunu normal veya bilinçdışı güçler tarafından kontrol edildiğini bireylerden farklı, kendini gerçekleştirmiş bireyleri açıklamaya çalışırken, hümanist kişilik kuramları bireyin incelemek olduğunu öne süren Maslow; kendini kendi davranışları ve kişiliği üzerinde kendi kontrolünü gerçekleştirmiş bireylerin nesnel bir gerçeklik algısı, merkeze almışlardır. kendini ve başkalarını olduğu gibi kabul etme, içinden Hümanist kuramlar, bireyin sahip olduğu gerçek geldiği gibi davranma ve kendini tanıma, iyi bir mizah potansiyele ulaşmasını ve kendini sürekli geliştirmesini anlayışı, tüm insanlığa yönelik empati ve sevgi, derin ve ifade eden kendini gerçekleştirmeye odaklanırken; insanın anlamlı kişilerarası ilişkiler, yüksek bir amaca adanmışlık, algısının veya dünyaya bakışının, doğru olsun veya yaşama nesnel bir bakış açısıyla bakabilme özelliklerine olmasın, o insanın gerçeği haline geldiği varsayımına sahip olması gerektiğini ifade etmiştir.

dayanan fenomenolojik yaklaşımdaki gibi kişiliğin, Kişiliği Etkileyen Faktörler bireyin kendi deneyimleri ile oluştuğunu öne sürmektedir. Kişiliği etkileyen temel faktörler; genellikle bireyin 1961 yılında bir grup psikoloğun bir araya gelerek biyolojik-fizyolojik özellikleri, grup üyeliği, bulunduğu kurduğu Hümanist Psikoloji Derneği’nin temel ilkeleri sosyal statüsü gibi kavramlar vb. farklı faktörlerden arasında; kişinin kendisi ve çevresi arasındaki öznel oluşmakla beraber genel olarak “genetik ve bedensel yapı değerlerine önem verme, insanın kendini gerçekleştirme faktörleri, kültürel faktörler, sosyal sınıf faktörü, aile potansiyeli olduğunu kabul etme ile kişinin öznelliğini, faktörü ve diğer faktörler” olmak üzere 5 ana başlıkta değerlerini ve saygınlığını ön planda tutma gibi ilkeler yer toplanabilir. almaktadır. İnsanların doğuştan getirdiği özelliklerin büyük bir İnsan davranışlarını yönlendiren en önemli ihtiyacın kısmının kalıtımsal olduğu ilke olarak kabul edilse de insanın kendini gerçekleştirme ihtiyacı olduğunu öne kişiliğin önemli bir kısmının bireyin sonradan kazandığı süren Carl Rogers’ın kişilik ile ilgili görüşleri özellikle özelliklerin sosyal ve kültürel etkenlerden etkilenmesiyle deneysel çalışmaların sonucuna dayandığı için daha ve bir kısmının da kalıtımsal özelliklerin sonradan önceki psikoloji kuramlarından ayrılmakta olup ortaya psikososyal bir gelişmeye maruz kalınmasıyla oluştuğu attığı danışan merkezli terapi anlayışının temeline, her kabul edilirse genetik yapının etkisi çevresel koşullara bireyin, terapistin yönlendirmesine gereksinim göre belirlenmekte ve aynı biyolojik potansiyel, farklı duymaksızın, kendini değiştirme ve gerçekleştirme çevresel koşullarda oldukça farklı kişilik yapısı gücüne sahip olduğu düşüncesini koymuştur. oluşumuna neden olabilmektedir.

Rogers’ın kişilik kuramında daha önceki kuramlardan Kişilik oluşumunda birçok özellik bilinerek ya da farklı olarak; geçmişten gelen bilinçdışı itkiler yerine bilinmeden aile çevresinden kazanılmakta olup kişilerin, bireyin şimdiki zamana ilişkin bilinçli anlayışı, yalnızca diğer insanlardan beklediği şeylerin niteliği, tatmin olma çocukluk döneminde ebeveynlerle yaşanan etkileşim yolları, duygularını ifade etme şekli ve duygusal yerine tüm yaşam boyunca gerçekleşen kişilerarası çatışmaları çözme yolları, ideallerin ve çeşitli eğilimlerin ilişkilerin etkileri ile bireylerin sürekli olarak çocuklukta nitelik ve coşkunluğu, yasaklama ve suçluluk duygularının yaşanan çatışmaları tekrar ettikleri anlayışı yerine yoğunluğu gibi özellikler çoğunlukla aile içi ilişkiler psikolojik sağlık ve olgunluğa erişme eğiliminde oldukları tarafından şekillendirilmektedir. anlayışı vurgulanmaktadır. Bireyin ait olduğu sosyal sınıf, onun eğitim olanaklarını, Rogers’ın kuramının temeli bireyin olmak istediği veya yaşama biçimini, düşünce ve eğilimlerini, tüketim öyleymiş gibi davrandığı kişilik özelliklerini içeren “ideal kalıplarını ve çeşitli kişisel özelliklerini benlik” ile gerçekten sahip olduğu kişilik özelliklerini etkileyebildiğinden ait olunan sosyal sınıf ve özellikleri, ifade eden “gerçek benlik” olmak üzere iki kavramdan


bireyin kişiliğinin oluşmasında ve değişmesinde etkili • Çocuğa kendi kararlarını alması için yeterli zemin unsurlar olarak işlev görmektedir. hazırlanmaz.

Bireyin yaşadığı ilk çevre olan aile, kişiliğin oluşmasında • Anne baba genellikle çocuk adına kararlar alır. en önemli ve etkili çevresel faktör, ilk karşılaştıkları • Çocuğa çok az sorumluluk verilir. sosyal grup olan aile, çocuğun sosyalleşmeye başladığı ve • Çocuğa yaşına uygun kuralları öğrenmesi için uygun ilk sosyal deneyimlerini edindiği yer olup çocuklar önce eğitim verilmez. yakın çevresini oluşturan anne ve babası, daha sonra geniş • Çocuğun gençliğinde bağımsız bir birey olabilmesi insan grupları ile etkileşime girerek, kendine karşı için gerekli şartlar oluşmaz. gösterilen tutum ve davranışları kendi kişiliği olarak Aşırı koruyucu tutum çocuğun sosyal gelişim ve uyumunu içselleştirip özümserler. zedelemekte, bencil bir kişilik geliştirmesine yol açmakta

Kişilerin, diğer insanlardan beklediği şeylerin niteliği, olup bu himaye arayışının bireyin yaşamı boyunca tatmin olma yolları, duygularını ifade etme şekli ve sürebildiği ve aynı koruma duygusunu ilerleyen yaşlarda duygusal çatışmaları çözme yolları, ideallerin ve çeşitli başkalarından talep edebildiği de görülmektedir. eğilimlerin nitelik ve coşkunluğu, yasaklama ve suçluluk Aşırıcı otoriter ve baskıcı anne-baba tutumu ailenin duygularının yoğunluğu gibi özellikler çoğunlukla aile içi çocuğa kesin bir biçimde hâkim olduğu ve çocuğun ilişkilerin şekillendirdiği kişilik unsurlarıdır. itaatinin esas olduğu tutumdur. Aşırı otoriter ve baskıcı

Aile içerisinde çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı anne-baba tutumuna sahip ebeveynlerin sergiledikleri takınılan tavır kültürden kültüre, toplumdan topluma, tutum ve davranışlar şunlardır: toplumdaki aileden aileye farklılık gösterse farklı çocuk • Anne baba çocuğun davranışlarını şekillendirmeye yetiştirme tutumunu ve farklı ödül ve ceza anlayışını ve kontrol etmeye çalışır. içeren bu ilişki genel olarak dört başlık altında toplanır. • Çocuk anne ve babanın sözlerinin koşulsuz doğru Eşitlikçi ve demokratik anne-baba tutumu aile içerisinde olduğuna inandırılır. bağımsız bir kişilik geliştirebilmesi için çocuğun bir birey • Çocuğun istenmeyen davranışları cezalandırılır. olarak görüldüğü anne baba tutumu olarak ifade edilebilir. • Ailede iletişim tek yönlüdür.

Demokratik anne-baba tutumuna sahip anne babaların • Çocuğun doğal öğrenme güdüsünden kaynaklanan sergiledikleri tutum ve davranışlar: merak dürtüsü ve doğal hareketliliği bastırılır.

• Çocuğun özgür şekilde gelişmesine, yeteneklerini en • Çocuğun duygu ve düşünceleri daha çok bastırılır. üst seviyeye çıkarmasına ve kendini • Öfke ve kızgınlık duyguları açık biçimde ifade gerçekleştirmesine izin verilir, bunun için edilmez. yardımlarda bulunulur • Aile üyeleri arasında genellikle sevgi duyguları yok • Çocuğa karşılıksız bir sevgi gösterilir. olur, ilişkilerde daha çok korku ve kızgınlık • Çocuğa aile içinde eşit haklar tanınır. Fikirlerini duyguları egemendir. açıkça ifade etmesi desteklenir ve bu konuda • Çocuklar azarlanma, dışlanma ve reddedilmeye cesaretlendirilir. sıklıkla maruz kalırlar. • Katı kurallar koyulmaz, gerektiğinde esnek İlgisiz anne-baba tutumu, çocuğa karşı ilgisiz, çocuğun davranılır. maddi ve manevi ihtiyaçlarına karşı duyarsız, sevgi ve • Anne ve baba çocuğa karşı davranışlarında ortak bir şefkati yetersiz, kontrolü gevşek bir anne-baba tutumunu tutum sergiler. ifade etmektedir. İlgisiz ailelerde çocukları yönlendirme, • Çocuklar küçük yaştan itibaren sorumluluk almaya kontrol ve disiplin söz konusu değildir. hazır hale getirilir. Kişiliğin oluşumunda genetik, kültürel, sınıfsal ve ailesel • Başarısızlıkları cezalandırmak yerine başarılar faktörlerin yanı sıra kitle iletişim araçlarının, sosyal ödüllendirilir. çevredeki yetişkinler grubunun ve doğum sırası gibi • İstenen davranışın kazandırılması veya istenmeyen faktörlerin de etkisi bulunmaktadır. Kitle iletişim davranışların azaltılması için kanıt göstererek araçlarından yararlanan ya da yararlanmayan bireylerin inandırma, mahrum bırakma gibi disiplin kişilikleri arasında farklılıklar bulunduğu ve bireylerin yöntemlerinden yararlanılır. yeni davranış kalıpları kazanmalarında kitap, dergi, Demokratik anne-baba tutumu ile çocuk, kendi kararlarını gazete, televizyon gibi kitle iletişim araçlarının etkili kendi verme alışkanlığına sahip, kendi kendini olduğu düşünülmektedir.

yönetebilen, iç kontrole sahip, sağlıklı ve dengeli bir kişilik geliştirebilir. Aşırıcı koruyucu ve müdahaleci anne baba tutumu, çocuğa büyük bir sevgi ile bağlanmış, çok kollayıcı olan anne- baba tutumu olup sergiledikleri tutum ve davranışlar şöyle sıralanabilir: • Çocuğa aile içinde sürekli himayeye muhtaç gibi davranılır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında