AÖF Soru Bankası

PsikolojiÜnite 3 Özeti

Bilişsel Psikoloji

PSI103U- PSİKOLOJİ

Ünite 3: Bilişsel Psikoloji

Bilişsel Psikolojiye Genel Bakış

Biliş, bilginin edinilmesini, depolanmasını, dönüştürülmesini ve kullanılmasını içeren tüm zihinsel faaliyetlerdir. Bilişsel psikoloji, algı, dikkat, bellek, imgeleme, düşünme, problem çözme ve karar verme gibi zihinsel süreçlerin tümünü kapsayan zihinsel süreçleri inceleyen bir psikoloji alt alanıdır.

Duyum ve Algı Kavramları

Bilişsel psikolojide duyum ve algı birbirinden ayrı süreçler olarak incelenir. Duyum, çevreden gelen enerjinin duyu organları tarafından alınıp elektriksel sinyallere dönüştürülerek beyne iletilmesidir. Algı ise beynin bu duyumları yorumlayarak anlamlı hâle getirmesi sürecidir. Örneğin, göz sayfadaki çizgileri ve kıvrımları kodlarken, algısal organ olan beyin bu verileri kavramlarla ilişkilendirerek anlamlı kelimeler ve cümleler oluşturur.

Renk Algısı Kuramları

Renk algısını açıklamaya çalışan iki temel kuram bulunmaktadır: Üç Renk Kuramı ve Karşıt Süreçler Kuramı. Her iki kuram da gözün retina kısmında yer alan özel alıcı hücrelerin, konilerin ve çubukçukların önemini vurgular.

• Üç Renk Kuramı: Bu kurama göre, kısa, orta ve uzun dalga boylarına duyarlı üç çeşit koni mevcuttur. Işığın her dalga boyu bu üç tür konide belirli düzeyde tepki üretir ve beyin bu tepkilerin oranına göre rengi belirler.

• Karşıt Süreçler Kuramı: Kırmızı-yeşil ve mavi- sarı şeklinde dört ana renk çifti vardır. Bu kuram, bir çiftten birine tepki verildiğinde diğerinin ketlenmesini içerir ve üç renk kuramının açıklayamadığı art imge gibi olguları açıklar. Art imge, görsel bir uyaran ortadan kalktıktan sonra genellikle orijinal uyarana karşıt biçimde görsel duyumun devam etmesidir.

Algısal Değişmezlik İlkeleri

Duyusal veriler değişse bile insanların dünyayı değişmez ve sabit biçimde görmesi, önceki bilgi ve deneyimlerimiz sayesinde mümkündür. Bu değişmezlik ilkeleri şunlardır:

• Büyüklük Değişmezliği: Bir nesnenin retinaya düşen imgesi mesafeye göre değişse de gözlemcinin nesneyi aynı büyüklükte algılamaya devam etmesidir.

• Şekil Değişmezliği: Tanıdık bir nesneye farklı açılardan bakıldığında retinaya düşen görüntüsü şekil itibarıyla farklı olsa bile aynı nesne olarak algılanmasıdır.

• Parlaklık Değişmezliği: Farklı ışık koşullarına rağmen tanıdık bir nesnenin tonunun aynı algılanmasıdır.

Derinlik Algısı

Derinlik algısı, uzamsal derinliği ve nesnelerin uzaklığını algılama yetisidir.

• Tek Göze Bağlı İpuçları: Resimsel derinlik ipuçları olarak da adlandırılır ve tek gözle derinliği algılamayı destekler. Bunlar arasında göreli büyüklük, atmosferik perspektif doğrusal perspektif, doku değişimi ve hareket paralaksı bulunur.

• Çift Göze Bağlı İpuçları: İki gözden gelen verilerle elde edilir. Retinal ayrıklık, iki gözde oluşan retinal görüntü arasındaki küçük farkın kortekste karşılaştırılıp birleştirilmesiyle derinliğin algılanmasıdır. Yakınsama ise, iki göz küresinin tek bir nesneye odaklanmak için dönmesiyle oluşan kaslardan alınan bir derinlik ipucudur.

Görsel Olmayan Algılar

Tat ve koku algısı kimyasal uyaranlara dayanır ve çok erken dönemlerde gelişmeye başlar. Koku sinyallerinin işlendiği koku yumruları, bellekten sorumlu hipokampüs ve duyguların işlenmesinden sorumlu amigdalaya yakın konumlandığı için, koku güçlü bir bellek ipucu işlevi görür. Somestetik algı, temas, baskı, sıcaklık ve acı gibi uyaranları içerir. Kinestetik algı bedenin farklı kısımlarının birbirine göreli konumunu bildirirken, vestibüler algı ise duruş ve dengeyle ilgilidir.

Bilgi İşleme Türleri

Algı, tek yönlü bir bilgi akışı değildir.

• Aşağıdan Yukarıya İşlemleme: Bilginin veriye dayalı olarak, duyu organlarındaki alıcılar yoluyla alınıp analiz edilerek işlenmesidir.

• Yukarıdan Aşağıya İşlemleme: Bilginin deneyimlerimiz, bilgi birikimimiz, beklentilerimiz ve inançlarımız bağlamında yapılandırılarak işlenmesidir. Bu, beynin sınırlı bilişsel kaynakları nedeniyle başvurduğu, verilere dayalı tahminler yapmayı sağlayan bir kısa yoldur.

Dikkat Kavramı ve Kullanımları

Dikkat, duyusal dünyadan ve bellekten gelen geniş bilgi akışının belirli bir bölümünü işlemeyi, diğerlerini ise göz ardı etmeyi sağlayan zihinsel faaliyettir.

• Seçici Dikkat: Dikkati belirli bir nesne, yer ya da mesaja odaklamaktır; dikkat dağıtıcı uyaranlar arasında belli bir uyaranla ilgilenebilme yetisidir.

• Bölünmüş Dikkat: Aynı anda birden fazla uyarana odaklanıp, bu uyaranlara tepki vermektir. Bölünmüş dikkat, yapılan işin hızını ve doğruluğunu olumsuz yönde etkileyebilir.


Bellek Türleri

Bellek, geçmişte edinilen bilgi ve deneyimleri saklamamızı ve daha sonra kullanmak üzere hatırlamamızı sağlayan zihinsel süreçlerdir. Belleğin klasik modeli olan modal model, belleğin üç yapıdan oluştuğunu öne sürer:

1. Duyusal Bellek: Gelen tüm bilginin çok kısa süreliğine tutulduğu tampon sistemdir.

2. Kısa Süreli Bellek: Sınırlı miktarda bilginin yaklaşık 15-30 saniye tutulduğu bellek türüdür. Kapasitesi sınırlıdır ve ortalama 7 ± 2 öge arasında değişir. Kümeleme, küçük birimlerin birleştirilerek daha büyük birimlere dönüştürülmesi sayesinde hatırlanacak öge sayısından ziyade küme sayısıyla sınırlı olan bellek kapasitesini artırabilir.

3. Uzun Süreli Bellek: Büyük miktarda bilginin uzun süreli ve sürekli olarak tutulduğu arşivdir.

Çalışan Bellek

Çalışan bellek, kısa süreli belleğin sadece pasif bir depo olmaktan öte, karmaşık bilişsel görevlerde aktif bir rol oynayan, dinamik ve çok bileşenli bir modelidir. Bilginin saklanması ve işlenmesi üç temel parçadan oluşur:

1. Fonolojik Döngü: Sözel bilgileri içsel konuşma tekrarı aracılığıyla saklar.

2. Görsel-Uzamsal Karalama Tahtası: Görsel ve uzamsal bilgileri işlemek için saklar.

3. Merkezî Yönetici: Çalışan belleğin "çalışan" kısmıdır; fonolojik döngü ve görsel-uzamsal karalama tahtasını izler ve bilgileri işlemeyi yönetir.

Uzun Süreli Belleğin Kategorileri

Uzun süreli bellek, açık bellek ve örtük bellek olarak ikiye ayrılır.

• Açık Bellek: Gerçeklerin veya yaşamdaki olayların bilinçli olarak hatırlandığı, tanındığı ve bildirilebildiği bellek türüdür.

o Semantik Bellek: Dünya hakkındaki genel bilgileri saklar ve bu bilgiler zaman/mekân bilgisiyle etiketlenmez.

o Epizodik Bellek: Spesifik deneyimleri ve olayları hatırlama kapasitesidir; bu hatırlama anında olay anına geri dönülmüş gibi hissedilebilir.

• Örtük Bellek: Öğrenilen bilgilerin açıkça hatırlanıp bildirilmesi güç olsa da performansa yansıdığı bellek türüdür. İşlemsel bellek, Hazırlama ve Koşullama alt kategorileridir.

Bellek Süreçleri ve Güçlendirme Stratejileri

Bellek süreçleri kodlama, geri çağırma ve unutma süreçlerine odaklanır. Geri çağırma, bilgiyi eşleştirmeyi gerektiren tanıma ve karşılaştırma ihtiyacı duymadan akla geldiği hatırlama süreçleriyle gerçekleşebilir.

Belleği güçlendirme stratejileri şunlardır:

• İşleme Düzeyleri Kuramı: Bilgiyi derinlemesine, anlama dayalı olarak işlemek yüzeysel işlemeye kıyasla daha iyi kodlama ve hatırlama ile sonuçlanır.

• Kendine Atıf Etkisi: Yeni bir bilgiyi kendi yaşamından bir durumla ilişkilendirerek bellek performansının artmasıdır.

• Test Etkisi: Yeni öğrenilen bilgiyle ilgili kendini test etmenin (tekrar okumaktan daha verimli olması) belleği güçlendirmesidir.

• Organizasyon: Öğrenilen bilgilerin anlamlı bir yapı oluşturacak şekilde düzenlenmesi, hem kodlamayı güçlendirir hem de bellek taramasını kolaylaştırır.

• Kodlama Özgüllüğü: Kodlama ve geri çağırma koşulları eşleştiğinde bellek performansının artmasıdır.

Unutma ve Belleğin Yeniden Yapılandırılması

Unutma, kodlanan bilgilerin hatırlama ya da tanıma yoluyla geri çağrılamamasıdır. Çalışmaların çoğu unutmanın nedeninin, bilginin mutlak yok olmasından ziyade, engelleme nedeniyle bilgiye erişilememesi olduğunu göstermektedir.

• İleriye Doğru Engelleme: Önceden öğrenilen bilgilerin, yeni öğrenilen bilgilerin hatırlanmasını engellemesidir. • Geriye Doğru Engelleme: Yeni edinilen bilgilerin, eski bilgilerin hatırlanmasını engellediği durumlardır.

Belleğin yeniden yapılandırılabilen bir doğası vardır; hatırladıklarımız, genel bilgilerimiz ve beklentilerimiz gibi pek çok farklı bilgi kaynağıyla iç içe geçerek yapılandırılmıştır. Olay sonrası yanlış bilgi etkisi, geçmişte deneyimlenen olaylar hakkındaki yeni veya çarpıtılmış bir bilginin, insanların o olayı nasıl hatırladığını yeniden şekillendirebildiğini gösterir.

Düşünme, İmgelemler ve Kavramlar

Düşünme, bir kişinin bilgiyi işlerken, derleyip başkalarına aktarırken beyinde devam eden faaliyetler olarak tanımlanabilir. Düşünürken zihinde kelimelerin yanı sıra zihinsel imgelemler de oluşur. Dünya, aynı zamanda kavramlar aracılığıyla da zihinde temsil edilir. Bir


kategorinin tanımlayıcı özelliklerini barındıran en iyi örneğe prototip denir.

Problem Çözme Süreçleri ve Stratejileri

Problem, bir hedefe ulaşma yolunda karşımıza çıkan ve nasıl aşılacağı hemen belli olmayan engeldir. Problem çözmenin temel işlevi, mevcut durumdan istenen hedefe nasıl ulaşılacağını belirlemektir. Problemi çözebilmek için öncelikle onu doğru anlamak ve zihinsel temsilini oluşturmak gerekir.

Problem çözme stratejileri şunlardır:

• Algoritmalar: Belirli bir problemi çözmek için adım adım ilerlemeyi gerektiren prosedür dizisidir ve doğru kullanılırsa çözüme götürür.

• Sezgisel Kestirmeler: Problemi basitleştiren, hızlı ve kolay çözüm sağlayan kısa yollardır, ancak bazen yanlış çözümlere neden olabilir.

• Alt Hedeflere Ayırmak: Nihai çözüme varmak için atılan ara adımlar.

• Geriye Doğru Gitmek ve Önceki Deneyimlerden Faydalanmak.

Problem Çözmeyi Engelleyen Faktörler

• Zihinsel Kurulum: Belirli bir problem çözme stratejisinin alışkanlık hâline gelmesi ve geçmişte işe yarayan yöntemi kullanmakta ısrar etme eğilimi.

• İşleve Takılmak: Tanıdık nesneler için yeni kullanımlar hayal edememe durumu.

• Doğrulama Yanlılığı: Kişinin hâlihazırdaki inancını destekleyen bilgi ve kanıtları bulma, desteklemeyenleri ise reddetme eğilimi.

Kültür ve Biliş Arasındaki İlişki

Kültür, insanların nelere dikkat ettiklerini, nesneleri, olayları ve insanları nasıl algıladıklarını ve hatırladıklarını etkiler. Kültür, bilginin işlenme biçiminde farklılıklar yaratır.

• İlişkisel Kültürler: Bu kültürlerde yetişen kişiler dünyayı ilişkisel çerçevede algılar, bilgiyi bağlamla birlikte işlerler ve nesneler arasındaki ilişkilere odaklanırlar. Anılarında sosyal ilişkilere vurgu yapma eğilimi gösterirler.

• Özerk Kültürler: Bu kültürlerde yetişen kişiler nesne, olay ve insanları tek başına, bağlamdan bağımsız düşünme eğilimindedirler ve bilginin ayrıntılarına odaklanırlar. Anıları kendi rollerine, bakış açılarına ve duygularına odaklanır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında