ÖMB101U-EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ
Ünite 5: Eğitimin Ekonomik Temelleri
Giriş
Yaşamlarını sürdürebilmek için gereksinimlerinin karşılanması gereken bireylerin tüm çabaları, gereksinimlerini karşılayacak mal ve hizmetlerin sınırlı olmasıdır. Kıtlık kavramıyla açıklanan bu durum, tüm bireyleri gereksinimlerini daha iyi karşılayabilmek için daha fazla çaba harcamaya zorlamaktadır. Çağlar boyunca gelişmelere dayalı olarak gereksinimlerin çeşitlenerek artması; üretilmesi için ekonomik çaba gerektiren mal ve hizmetlerle bireylerin çeşitlenerek artan gereksinimleri arasında dengesiz bir durumun ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu dengesizlik durumunu bir problem alanı olarak incelemeye ve denge sağlamaya yönelik bilimsel çabaların tümü ise ekonomi bilimi kapsamında ele alınmaktadır.
Ekonomiyle İlgili Temel Kavramlar
Gereksinim
Ekonomi biliminde, temel kavramlardan kabul edilen gereksinimler, “tatmin edildiklerinde bireylere haz, tatmin edilmediklerinde üzüntü ve acı veren duygular” olarak tanımlanabilir.
İnsanların ekonomik gereksinimlerinin kimi ortak özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikler şöyle sıralanabilir:
• Gereksinimler sınırsız ve sonsuzdur. • Gereksinimlerinin şiddeti birbirinden farklıdır ve karşılandıkça şiddeti azalır. • Başlangıçta zorunlu olmayan gereksinimler, zaman içerisinde zorunlu duruma gelebilir. • Gereksinimlerle, gereksinimleri karşılamaya yönelik olan mal ve hizmetler birbirinin yerine geçebilirler.
Alternatif Maliyet (Fırsat Maliyeti)
Alternatif Maliyet (Fırsat Maliyeti), sınırlı kabul edilen mal ve hizmetlerin arasından en iyi tercihin yapılması ve gereksinimleri karşılayan diğer alternatif mal ve hizmetlerin terk edilmesidir. Ülkelerin mevcut bütçeleri, her yıl tüm alanlarda yatırım yapmaya yeterli olamayabilir. Bütçe kaynakları, eğitim, sağlık, toplum gereksinimleri doğrultusunda baraj, yol, okul yapımına ayrılır ve diğer yatırımlar gerçekleştirilmezse, toplum açısından alternatif maliyet (fırsat maliyeti) vazgeçilen ya da terk edilen yatırım alanları olarak ön plana çıkmaktadır.
Beşer Sermaye (İnsan Sermayesi)
Gelişen ekonomik etkinlikler doğrultusunda sermayeler, beşeri, fiziki, sosyal ve finansal sermaye olarak dört grupta ele alınmaktadır. Özellikle yirmi birinci yüzyılda, küreselleşmenin de etkisiyle bilgiyi ve bilgiye ulaşma yollarını kullanarak bunu içselleştiren bireyler, en önemli sermaye olarak kabul edilmektedir. 1970’li yıllardan itibaren İngiltere, Almanya gibi Avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlayan beşer sermaye, çok genel anlamıyla “işe doğrudan katkı sağlayan donanım ve bilgilerin tümü” olarak tanımlanabilir. Beşerî sermaye, bireylerin iş yapabilme ve zihinsel yeteneklerinin geliştirilmesi,
verimliliklerinin arttırılması ve gelecekte ekonomik güç elde etme potansiyellerinin geliştirilmesi amacıyla eğitim, yetiştirme gibi etkinliklerle kazandırılan alışkanlıklar, bilgi kazanma ve gelecekte daha iyi iş olanakları için yer değiştirebilme etmenlerinin oluşturduğu sermaye olarak tanımlanabilir.
Üretim
İnsan gereksinimlerinin karşılanması amacıyla, mal ve hizmetlerin oluşturulması çabalarının tümü üretimdir. Üretim kavramında iki temel nokta vardır. Bunlardan ilki, daha önce bulunmayan mal ve hizmetlerin ortaya konulması, ikincisi de var olan mal ve hizmetlerin çeşitli özelliklerinin değiştirilmesidir. Her iki durumda da amaç, insan gereksinimlerinin karşılanabilmesi için yarar sağlamaktır.
Tüketim
Tüm ekonomik etkinliklerin başlangıç ve bitiş noktası olan tüketim, “gereksinimlerin giderilmesi için mal ve hizmetlerin kullanımı veya yok edilmesi”, olarak tanımlanmaktadır.
Yatırım
Akademik çevrelerden sokaktaki bireylere kadar farklı anlamlarda kullanılan yatırım ile ilgili pek çok tanımla karşılaşılmaktadır. Ekonomi bilimi açısından ele alındığında “belirli bir zaman dilimi içerisinde ekonomide yer alan üretim araçlarının birikimi amacıyla yapılan harcamalar” yatırım kapsamında incelenmektedir. Harcama sürecinin yatırım olarak tanımlanabilmesi için daha önce mevcut olmayan bir üretim kapasitesinin mutlaka yaratılması gerekmektedir.
Ekonomik Büyüme ve Kalkınma
Ekonomik büyüme ve kalkınma kavramları, çoğunlukla birbirlerine yakın kavramlar olarak görülse de yapısal olarak farklılık göstermektedir. Genel olarak, bir ülkenin kişi başına düşen millî gelirinin artması durumunda, o ülkenin bireylerinin yaşam standartlarının da yükseleceği varsayılmakta; ancak, bu iki durum arasında her zaman doğru orantı olamayabilmektedir. Ekonomik büyüme; bir ülkenin toplam olarak reel millî gelirinde meydana gelen yıllık artış oranı, Ekonomik kalkınma ise bir ülkedeki ekonomik dönüşüm süreciyle birlikte sosyal dönüşümün de gerçekleşmesidir. Ekonomik kalkınma, bir ülkedeki ekonomik dönüşüm süreciyle birlikte, sosyal dönüşümünde gerçekleşmesini kapsayan bir kavramdır (Taş, 2017). Bu anlamda kalkınma çabaları şu boyutlarda ele alınmaktadır (Kaynak, 2005):
• İnsanların doğayla mücadele ederek yaşamlarını devam etmelerini sağlayan üretim ve teknoloji • İnsanların yaşam standartlarını yükselten insan • Bireylerin iş ve istihdam koşullarını geliştiren istihdam • Küresel ekonomik rekabette ülkelerin diğerlerine göre önde yer almalarını kapsayan liderlik
• Ekonomik üretim sürecini, çevreye minimum zararı verecek biçimde gerçekleştiren çevre • İnsanların ekonomik, sosyal ve siyasal yönlerden yaşam düzeyini yükselten özgürlük
Eğitim ve Ekonomi İlişkisi
Ekonomi
Bir bilim dalı ve aynı zamanda bir toplumsal kurum olarak ekonomi, bireylerin her türlü ekonomik gereksinimlerinin karşılanmasını amaçlamaktadır. Bu çerçevede, toplumu oluşturan bireylerin ortaya koymuş oldukları ekonomik çabalar, tüketim, barınma ve giyinme gibi çeşitli bireysel gereksinimleri karşılamayı hedeflemektedir. Ekonomi, toplum genelindeki tüm üretim ve dağıtım etkinliğini gerçekleştirmek amacıyla yapılandırılan kurumları ve bu kurumların örgütlenmesi ve işleyişi süreçlerini de kapsamaktadır.
Eğitim
Toplumsal kurumlardan biri olan eğitim denince akla ilk olarak okullar gelmektedir. Ancak, eğitim yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Eğitim ile ilgili farklı bakış açıları ve bilim dallarına göre farklı tanımlar bulunmaktadır. Örneğin; ekonomi bilimine göre eğitim “insan sermayesine yapılan bir yatırımdır”. Eğitim bilimlerinde ise eğitim “bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik yönde değişme meydana getirme süreci” olarak tanımlanmaktadır.
Bir toplumdaki tüm bireylerin eğitim düzeyleri ile o toplumun kalkınmışlık düzeyi arasındaki ilişki, eğitimin toplumsal ve ekonomik kalkınma sürecindeki rolünün ve sorumluluğunun önemini vurgulamaktadır. Toplumsal sistemde, bireylerin eğitim gereksinimlerini karşılamak amacıyla oluşturulan eğitim, toplumu oluşturan bireylerin içinde yaşadıkları dünyayı ve yakın çevrelerini tanımalarını, üretim ve kalkınma sürecinde temel unsurlardan birisi olan doğal kaynakları verimli olarak kullanabilmelerini sağlamaktadır. Toplumsal yapının düzenli bir şekilde işlemesi, topluma yararlı bireylerin yetiştirilmesi ile olanaklıdır. Eğitim kurumları, toplumdan gelen bireyleri eğitim öğretim sürecinden geçirdikten sonra, yine topluma yönlendirir.
Eğitimin Maliyeti ve Finansmanı
Eğitimin Maliyeti
Bir mal ya da hizmetin elde edilebilmesi için başka mal ya da hizmetlerden vazgeçmek, mal ve hizmetlerin üretilebilmesi için kullanılması gereken miktar, maliyet kavramıyla açıklanmaktadır.
Eğitim politikalarının belirlenmesinde en önemli konulardan birini eğitim hizmetlerinin maliyeti oluşturmaktadır. Eğitime yapılan yatırım özellikle gelişmekte olan ülkeler için büyük bir önem taşımaktadır. Eğitim sistemlerinde belirlenen amaçlara ulaşabilmek için eğitime ayrılan kaynaklarla ilgili finansal sorunların çözülmesi gerekmektedir.
Eğitim hizmetlerinin sunulmasında maliyet hesaplaması karmaşık bir yapıdadır. Doğru bir maliyet hesaplaması yapabilmek için öncelikle maliyet analizi yapılmalıdır. Eğitim maliyetlerinin analizinde ön plana çıkan temel kavramlar yedi temel başlıkta incelenebilir.
• Doğrudan Maliyet: Eğitim hizmetlerinin üretilmesinde kullanılan girdilere yönelik devlet tarafından yapılmış olan harcamaların geneli, doğrudan kamusal maliyeti ifade etmektedir. Bunun yanı sıra ailelerce yapılmış olan masrafların tamamı da eğitimin doğrudan kişisel maliyetini temsil etmektedir. • Toplam Maliyet: Eğitim hizmetlerinin sunulması kapsamında gereksinim duyulan tüm değişkenlere ödenen bedellerin geneli ya da toplamı, eğitim hizmetlerinin toplam maliyetidir. • Ortalama Maliyet: Öğrenci başına katlanılan eğitim maliyetini temsil etmektedir. Toplam maliyetler belirlendikten sonra toplam maliyetin öğrenci sayısına bölünmesiyle ortalama maliyetler hesaplanabilmektedir. • Dolaylı maliyet: Alternatif maliyet, kavramı en basit ifadesiyle bir kişinin bir şeyi elde etmesi için vazgeçtiği diğer şeylerin toplamıdır. Ekonomide bireyin bir mal ya da hizmete sahip olmak adına feda edilmek zorunda olduğu diğer tercihlerin analiz edilmesi ile hesaplanır. Örneğin, eğitime devam edilmesi için belirli bir gelir getiren işte çalışmama tercih edilmesi durumunda alternatif maliyeti de kapsamaktadır. • Marjinal maliyet: Üretim miktarı bir birim arttırıldığında toplam maliyette meydana gelen değişmeyi ifade etmektedir. • Sabit maliyet: Bir kuruluşun üretim sürecine bağlı olarak değişmeyen maliyet kalemleridir. Bir eğitim kurumunun açılması sürecinde yapılan etüdler, bu sürecin projelendirilmesi, mevcut arsanın temin edilmesi, inşaatının yapılması, öğrenci alımı ve eğitimöğretime başlama sürecine kadar yapılan tüm harcamaların geneli sabit maliyetleri temsil etmektedir. • Değişken maliyet: Mevcut üretim miktarına bağlı olarak ortaya çıkan maliyetleri kapsamaktadır. Çalışanların ücretleri, elektrik enerjisi, taşıma hizmetleri, malzeme giderleri gibi temel giderler bu bağlamda değişken maliyetleri kapsamaktadır. Değişken maliyetlerin en önemli özelliği, bu maliyet kategorisi ile üretim miktarı arasında doğrusal bir ilişkinin var olmasıdır.
Eğitim hizmetlerinin maliyetlerini etkileyen etmenler şu başlıklarda toplanabilir:
• Zorunlu eğitim süreleri • Ülkelerin ekonomik durumu • Ülkelerin sahip olduğu kaynaklar • Toplumsal tercihler • Öğrenci sayıları
• Ülke nüfusunun artış hızı Bu kavram, genel olarak, bir ülkenin bir yıl için geçerli olan • Okul sayıları gelirini ifade etmektedir.
• Dersliklerin teknolojik altyapısının yenilenme gereksinimi • Okul terkleri
Eğitimin Finansmanı
Eğitim hizmetlerinin toplum geneline sunulabilmesi için bu hizmetlerin finansmanının da etkin bir biçimde sağlanması gerekmektedir. Dünyada yapılan kamu harcamaları içerisinde eğitim harcamaları önemli bir yer tutmaktadır. Toplumsal kalkınmışlık göstergelerinin en önemlilerinden birisi, toplumun tüm kurumlarının bir bütün olarak gelişmesidir. Eğitim kurumunun gelişmesiyle birlikte, toplumdaki diğer sosyal kurumlar da gelişmektedir. Diğer ülkelerde olduğu gibi, Türk Eğitim Sisteminin de sayısal büyüklüğü, eğitim finansmanını etkileyen en temel etkenlerden birisidir.
Eğitim hizmetlerinin toplum geneline fırsat eşitliği ilkesi göz önünde bulundurularak sunulması için ülkelerin var olan bütçelerine göre büyük miktarlarda harcama yapılmaktadır. Ülkelerin hemen hemen tümü, kimi durumlarda yaptıkları harcamaları artırabilmektedirler. Ülkelerin eğitim harcamalarını etkileyen etmenler şöyle sıralanabilir:
• İletişim ve bilgi teknolojilerinde meydana gelen değişmeler • Ülkelerin mevcut hükûmetlerinin belirlediği politikalar • Toplum tarafından eğitime verilen önem • Toplam eğitim maliyetlerinin artış hızı • Ülkelerin ortalama ekonomik yaşam düzeyleri • Yetişmiş insan gücüne duyulan gereksinim • Eğitim kurumlarının coğrafi dağılımları
Türkiye’de eğitim hizmetlerinde maliyetlerin karşılanabilmesi için gereksinim duyulan finansman kaynakları şunlardır (MEB, 2021):
• Merkezî yönetim bütçesinden ayrılan pay • İl özel idareleri bütçesinden ayrılan kaynaklar • Eğitime katkı payı gelirleri (bütçeleştirilen gelirler) • Dış ülke ve kuruluşlardan sağlanan dış krediler, burslar ve bağışlar • Halkın, kişi ve kuruluşlar olarak eğitime katkıları, bağışları • Okul aile birliği gelirleri
Ülkelerin gayrisafi millî hasılalarından eğitime ayırdıkları payın oranı, ülkelerin ekonomik açıdan gelişmişlik düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Gayrisafi millî hasıla (GSMH), bir yıl içerisinde, bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin piyasa fiyatlarıyla toplam değerini ölçmek için kullanılmaktadır. Kelime anlamı olarak gayrisafi millî hasıla, kesintisiz ulusal gelir anlamında kullanılmaktadır.