AÖF Soru Bankası

Eğitim Bilimine GirişÜnite 4 Özeti

Eğitimin Felsefi Temelleri

ÖMB101U-EĞİTİM BİLİMİNE GİRİŞ

Ünite 4: Eğitimin Felsefi Temelleri

Giriş

Eğitim geçmişte ve günümüzde kuramsal bir temele dayandırılmıştır. Bunun böyle olmasında felsefenin ve özellikle eğitim felsefesinin önemli bir rolü vardır. Çünkü eğitim felsefesi, eğitime egemen olan dünya görüşünü daha görünür kılmaya, anlamaya ve yorumlamaya çalışmaktadır. Eğitim felsefesi eğitim sisteminin sigortası görevini yapmaktadır. Eğitimin hangi amaçlarla yapılacağı, bu amaçlara uygun içeriğin ne olacağı, içeriğin hangi yöntem ve tekniklerle kazandırılacağı ve kazanımların nasıl değerlendirileceği önemli bir sorun alanıdır.

Eğitim ve Felsefe

En iyi eğitim sistemlerine ulaşmanın yolları geçmişten günümüze aranmış; eğitim daha ayrıntılı olarak incelenmiş, insanla ilgili farklı alanlardaki bilgilerden yararlanılmıştır. Bu süreçte eğitim farklı bir disipline ihtiyaç duymuştur. Bu disiplin de felsefe olmuştur. Felsefe, bütün alanlardaki gelişmeleri eğitime uygulama yollarını göstermiştir. Eğitim bilimlerinin belli bir kurama ya da yaşam felsefesine dayandırılması son derece önemlidir. Toplum içinde varlığını sürdüren insan; varlığını devam ettirebilmek, sorunlar karşısında ayakta kalabilmek ve çağa ayak uydurabilmek için yaşamın her aşamasındaki gelişmelere açık olmak ve uyum sağlamak zorundadır. Bu ise eğitim ile gerçekleşir. Dinamik bir toplumsal kurum olan eğitim kendini yenilerken güçlü temellere, kuramlara dayanmalı, daha önceleri yapılanları gözden geçirmelidir.

Felsefe, gerçeğin tümünü, madde ve yaşamla ilgili türlü belirtileri neden, ilke ve erekler (hedefler/amaçlar) bakımından inceleme amacı taşıyan düşünce etkinliğidir. Felsefe terimi ilk defa Pythagoras tarafından kullanılmakla birlikte, Philosophia terimine kesin anlamını Platon ve Aristoteles kazandırmıştır. Önceleri, bilgi içeren her disiplindeki araştırmalar, felsefe kapsamında ele alınırken zamanla, bilim ve din konuları felsefeden ayrılmıştır. Daha sonraları felsefe, bilim ve din konularının tamamıyla birbirinden ayrılmayacağına karar verilmiştir. Felsefe, genel anlamda farklı alanlardaki bilimsel sonuçlardan yararlanarak yeni görüşler ortaya koymakta ve bilime yeni ufuklar açarak bilim insanlarının bilimsel üretimine yeni bakış açıları kazandırmaktadır.

Felsefe ve eğitim arasında sağlam bir ilişki vardır. Çünkü felsefe, eğitime bir nitelik ve değerler sistemi sağlarken eğitim de bu nitelik ve değerlere nasıl sahip olunabileceğini, insanlara bunların nasıl kazandırılabileceğini amaçlayan etkinlikler sunmaktadır. Eğitimde belirlenen amaçlar, içerik, öğretim yöntemleri de benimsenen felsefeye göre biçimlenmektedir. Eğitimciler, eğitime ilişkin bilgilerini bilimsel gerçeklere dayandırmalı ve bilimsel bulgulardan yararlanmalıdır. Bu nedenle genelde bir eğitimcinin kişisel eğitim felsefesi uzun bir süreç sonucunda gelişir. Eğitim ve felsefe arasındaki ilişkiyi maddeler halinde açıklayalım:

• Eğitim sisteminin kurulmasında öncelik hedeflere verilmelidir.

• Hedef davranışlar, içerik, eğitim ve sınama durumları temele alınan felsefenin ölçütlerine uyuyorsa, iç tutarlık vardır. • Eğitimin nesnesi insandır. İnsan aynı zamanda felsefenin de konusudur. • Hedeflere yeni hedefler katmada felsefe etkili bir şekilde işe koşulabilir. • Eğitim sisteminin işlemler bölümünün şimdilik en etkili ögelerinden biri de öğretmen, yönetici ve hizmetlilerdir. • Her ekonomik, toplumsal ve politik sistem en azından bir felsefeye dayanır. • Her ekonomik, toplumsal, politik ve eğitim sisteminin dayandığı en az bir sayıltısı vardır. • Felsefe bir açıdan insanın yaşama bakış açısını belirler. • Bir öğretim programının eğitim durumlarının düzenlenmesi ve işe koşulmasında felsefeden yararlanılmaktadır. • Sınama durumlarının düzenlenmesi ve denetlenmesinde de felsefe, ölçütler takımı olarak kullanılır. • Temele alınan felsefeye göre eğitim sisteminin işleyip işlemediğini, sınama durumlarının düzenlenip düzenlenmediğini denetlemede felsefeye başvurulmalıdır. • Felsefe gerçeği bütün olarak ele alırken bilim sadece belli bir açıdan gerçeği ele alır. Bütün bilimler iç içedir. • Felsefenin eğitime katkısı olduğu gibi, eğitimin de felsefeye katkısı vardır.

Felsefenin disiplinleri; ontoloji (varlık felsefesi), epistemoloji (bilgi felsefesi), aksiyoloji (değerler felsefesi) ve mantık olarak sayılabilir.

Ontoloji

Ontoloji, felsefenin var olanı inceleyerek çözümlemeye çalışan uğraşı alanıdır. Ontoloji genelde varlığı kendisine konu yapar, var olmanın doğasını, kaynağını ve sınırlarını araştırır. Var olmanın yapısının ne olduğu sorusu üzerinde durarak, var olma türlerini sorgular. Bu disiplinin odak noktası, var olanın ilk kaynağının ya da başlangıcının ne olduğudur. Ontolojik açıdan sorulan sorulara verilen cevaplar insan anlayışını da etkilediği için oldukça önemlidir.

Eğitim ontolojik olarak eğitim işlerini/eylemlerini yerine getiren öğretmenden ve bu eylemlerin asli unsuru olan öğrenciden oluşur. Eğitim ontolojisi bağlamında cevaplanacak kimi sorulara aşağıda yer verilmiştir:

• İnsan yetiştirme modeli nasıl olmalıdır? • İnsan yetiştirme modelinin temel nitelikleri neler olabilir? • Hedeflenen insan yetiştirme modelini yetiştirecek kişinin temel nitelikleri neler olabilir? • Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki nasıl kurulabilir?


Ontoloji, eğitimin teorik ve uygulamalı boyutları arasındaki ilişkiyi kurar.

Epistemoloji

Epistemoloji bilginin kaynağını, sınırlarını, imkânını, doğruluğunu ve bilginin elde edilişini araştırır. Epistemoloji, bilgi sorunuyla ilgilenen bir felsefe disiplinidir. Bu disiplin bilginin ne olduğu, doğru, yanlış, bilinmez, mutlak ya da göreceli oluşu, türlerinin neler olduğu ile ilgili sorulara cevap arar. Epistemolojide bilme, özne (suje) ile nesne (obje) arasında bir bağ kurma olarak tanımlanmaktadır. Bu etkinlik sonucunda “bilgi” ortaya konulur. Bilginin bir ucunda bilen insan; diğer ucunda ise bilinen doğal, toplumsal, ekonomik, politik, psikolojik her türlü olgu, olay ve nesne kısaca gerçek vardır. Aynı zamanda insan hem özne hem de nesne olabilir.

Epistemoloji, bilgi edinme teorisi olması nedeniyle ders programlarını oluşturma ve uygulama açısından eğitimciler için önem taşımaktadır. Bilmenin en temel ve en genel kavramları arasında ilişkiler kurarken epistemoloji, öğretim ve öğretim yöntemiyle yakından ilgilidir. Eğitim epistemolojisi kapsamında sorulabilecek soru örnekleri aşağıda verilmiştir:

• Öğrencilere hangi bilgi kazandırılmalıdır? • Kazandırılacak bilginin niteliği ne olmalıdır? • Öğrencilere hangi türdeki bilgiler kazandırılmalıdır? • Öğretim nedir? • Öğrettiklerimiz doğru mu? • Öğrettiklerimiz doğru ise bunun temeli nedir? • Bilgiyi hangi yöntemle öğretebiliriz? • Bilme ve öğrenme sürecini nasıl temellendirebiliriz?

Aksiyoloji

Değerleri inceleyen disipline aksiyoloji (değerler sorunu, değer felsefesi, değer öğretisi) denir. Bu disiplin, “ahlak- ahlaksızlık, iyi kötü, özgürlük-tutarsızlık, erdem- erdemsizlik, güzellikçirkinlik, saygı saygısızlık, mutlu- mutsuzluk, vicdan-vicdansızlık vb. nedir?” sorularını yanıtlamaya çalışır. Aksiyoloji disiplini ile ilgili sorulara verilecek yanıtlar eğitim sistemini etkiler ve değiştirir. Eğer bu değerler var ve evrenseldir derseniz, bunları öğrencilere kazandırmaya çalışır ve hiç ödün vermezsiniz. Bu değerler var fakat evrensel değildir, zamanla değişir derseniz, hoşgörülü olur, eğitim ortamında esnek davranırsınız. Bu değerler ile ilgili konular genelde “etik” ve “estetik” olarak ikiye ayrılır. Etik değerler, doğru hareketlere temel oluşturacak değerlerdir ve insanın davranışlarıyla ilgilenir. Öğrenilmiş hiçbir davranış değerlerden bağımsız olamaz. Estetik değerler ise sanat ve güzellikle ilgili değerler olup güzel olan şeyin niteliğini ve güzel olanı takdir etmeyi inceler. Estetik değerlerin ölçülmeleri ve değerlendirilmeleri oldukça güçtür.

Eğitim yoluyla ulaşmak istediğimiz değer(ler) nedir? Öğrettiklerinizin değeri nedir? Öğrencilerde nasıl değerler

oluşturmalıyız? Etik eğitim ilişkisinde “iyi” olan nedir? aksiyoloji kapsamında öğretimle ilişkili sorulabilecek kimi sorulardır. Eğitimcilerin bir rolü de öğrencilerde değerler oluşturmaya çalışmaktır.

Mantık

Mantık, kısaca “doğru düşünce incelemesi” olarak tanımlanabilir. Bu kavram bugün, tutarlı ya da doğru düşünme, akıl yürütme gibi özellikleri kapsar. Düşünme ise önermeler arasında bağ kurarak bilinenden bilinmeyeni elde etme süreci ve bu sürecin sonunda oluşan ürünlerdir

Eğitim Felsefesi

Eğitim felsefesi, eğitimin ne olduğunu tartışan, onu belirleyen faaliyetleri ve eğitim alanını meydana getiren kavramları sorgulayıp çözümleyen bir felsefe disiplin olarak eğitim hakkındaki muhtemel bütün felsefi soruları sorar, bunları cevaplamaya çalışır. Eğitim felsefesinin, eğitimin doğasını, imkânını, amaçlarını, yöntemlerini, kapsamını ve içeriğini araştırarak onu bütün yönleriyle anlama ve açıklamayı amaçladığı söylenebilir.

Eğitimle ilgili bir konu veya sorun farklı felsefi disiplinler tarafından inceleneceği gibi aynı zamanda disiplinler arası bir yaklaşımla da ele alınabilir. Burada eğitim felsefesi ile eğitim bilimi arasındaki ilişkinin tam olarak anlaşılması gerekmektedir. Çünkü eğitim bilimi ve eğitim felsefesi arasında çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Eğitimin genel hedeflerini belirleme, içeriği seçme ve düzenleme, öğretme ve öğrenme süreçleri ile okul ve sınıflarda ne tür yaşantı ve etkinliklere yer verilmesi gerektiği konularındaki temel sorunlara felsefe aracılığıyla cevap verilmektedir. Eğitimle ilgili bu soruların çoğu aslında eğitim programları ile ilgili alınan kararlara işaret etmektedir. Eğitim felsefesinin en önemli işlevlerinden birinin eğitimin belirlenen amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için yapılanların bütüncül olarak değerlendirilmesinin yapılmasını sağlamak olduğu ortaya çıkmaktadır.

Felsefi Akımlar ve Eğitimle İlişkisi

Felsefe tarihi incelendiğinde farklı felsefi akımların olduğu, bu felsefi akımların ya birbirinden etkilendiği veya birbirine tepki olarak ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu anlamda genel felsefi akımlar arasında idealizm, realizm, natüralizm, pragmatizm ve varoluşçuluk akımlarının ilgili eğitim kaynaklarında yaygın olarak incelendiği görülmektedir.

İdealizm

İdealizm, mutlak gerçekliğin fiziksel değil daha çok ruhsal olduğunu kabul eder. Çevredeki dünyanın mutlak bir gerçek olmadığını ileri sürer. Bu akım materyalizmin karşıtıdır. İdealist felsefi akıma göre insan, ruhsal bir nesnedir ve insanın hayattaki temel amacı, kendi doğasını anlamak ve anlatmaktır. Eğitim, insanın doğasını anlamasına ve anlatmasına yardımcı olmayı amaçlar.


Realizm

Realizm, dış dünyanın insanın algılarından bağımsız olarak var olduğunu ileri sürer. Realistler, evrenin bir hayal veya düş değil, algılardan bağımsız somut olarak var olan gerçekliğine inanırlar. Realist bir eğitimci, insanların doğal ve kültürel çevresiyle uyum içinde bulunmasını hedefler.

Naturalizm

Natüralizm insan ile doğa arasındaki ilişkilere dayanır. Natüralistler gerçeğin doğa olduğunu ileri sürdüklerinden, natüralizm materyalist felsefe ile özdeştirilmektedir. Natüralist felsefeye göre eğitimin temel amacı, insanları, insan doğasının gerektirdiği biçimde ve bu doğaya uygun bir yaşam doğrultusunda yetiştirmektir.

Pragmatizm

Pragmatizm, gerçeğin değişken ve göreceli olduğunu kabul eder. Gerçeğin bu yapısı nedeniyle mutlak ya da evrensel doğru yoktur. Gerçeği; olgu, yaşantı veya davranışlarla ilişkisini kanıtlayarak aramak gerekir. Pragmatizmde yaparak, yaşayarak öğrenmeye ve tecrübeye önem verilir. Bilgi kullanmak içindir. Esas olan problemi çözmektir.

Varoluşçuluk

Varoluşculuk, insanın özgürlüğünü ve öznelliğini vurgulayan bir felsefi akımdır. Bu felsefi akıma göre yaşam ve eğitimin amacı, insanın bir varlık olarak kendi varoluşunun farkına varmasını, kendini tanımasını ve varoluşunu gerçekleştirmesini sağlamaktır.

Eğitim Felsefesi Akımları ve Eğitime Yansımaları

Antropoloji alanında yapılan çalışmalar farklı toplumlarda eğitimin rastgele olmadığını özellikle çocukların ve gençlerin eğitimi için istendik yönde farklı süreçlerin izlendiğini göstermektedir. Eğitimin işlevi, yalnızca okul için değil; aynı zamanda toplum için de gerekli olan amaçlara göre belirlenmektedir. Bu kapsamda genel felsefi akımların yansımalarından eğitim alanına özgü eğitim felsefesi akımları ortaya çıkmıştır. Eğitim felsefesi kakımlarını şu şekilde sınıflandırabiliriz:

• Daimicilik (Perennialism) • Esasicilik (Essentialism) • İlerlemecilik (Progressivism) • Yeniden Yapılandırmacılık (Reconstructionism)

Eğitim felsefesi akımlarının nasıl bir birey ve nasıl bir vatandaş yetiştirileceğinin ve nasıl bir toplum öngörüleceğinin çerçevesini çizdiğini söylemek mümkündür. Çünkü bu felsefi akımlar temel alınarak eğitim programları geliştirilmekte ve uygulanmaktadır.

Daimicilik

İdealizm ve realizmi temel alır. Daimici eğitim felsefesi; değişmezlik, kökleşiklik, evrensellik, gelenekçilik ve muhafazakârlık niteliklerini öne çıkarır. Öğrencinin akıl ve zihninin geliştirilmesi temel amaçtır. Eğitimin görevi; insana evrensel, tekrar eden, değişmez gerçek ve doğruların bilgisini kazandırmaktır.

Esasicilik

Esasici felsefenin temel belirleyicileri; değişmezlik, kültürlenme ve muhafazakârlık kavramlarıdır. Esasicilere göre değişme, kimi toplumsal çatışmaların kaynağı olup çatışmaların olmaması için kişi toplumu değiştirmemeli, insanlığın mirası olan bilimi, sanatı, değerleri ve temel yetenekleri korumalıdır. Bu bağlamda eğitimin amacı, gerçek yaşamda geçerli olanların öğrencilere aktarılması bir başka ifadeyle kültürlenmedir.

İlerlemecilik

Demokratik düşünce, değişim, gelişim ve ilerlemecilik gibi temel özellikleri vurgular. Eğitimde sorun çözme, yaşayarak öğrenme, iş birlikli çalışma ile süreç ve ürün değerlendirme tercih edilir. “Ne” düşünülmesinden daha çok “nasıl” düşünülmesi amaçlanarak öğrencilerin kendi yaşantıları yoluyla gizil güçlerini ortaya çıkarması ve geliştirmesi sağlanır.

Yeniden Yapılandırmacılık

Sürekli gelişime ve değişime uyum sağlayabilme mücadelesi veren insanın var olması için yapacağı seçimde, gelişime ve değişime engel olan eskiyen, yıkılan değerlerin yerine yenisini yapılandırması gerektiğini savunur. Bu felsefeye göre eğitimin amacı, toplumu yapılandırmak için birey yetiştirilmesi, demokratik yaşamın yetkinleştirilmesi ve bireyin kendini gerçekleştirmesini sağlamaktır.

Türk Millî Eğitim Sisteminin Felsefi Temelleri

Bir ülkenin veya bir milletin eğitim görüşünü yalnızca bir eğitim felsefesinin sınırları içine sokmak mümkün görünmemektedir. Bu nedenle bir ülkenin eğitim görüşü, tek bir eğitim felsefesinin çizgilerini değil, diğer eğitim felsefelerini de yansıtır.

En genel anlamda Türk eğitim sisteminin felsefi temellerini İslamiyet Öncesi ve İslamiyet Dönemi olmak üzere iki başlık altında incelemek mümkündür.

İslamiyet Öncesi Türk Eğitim Felsefesi

Eski Türklerin, tarihî belge ve malzemelerden uzak olan dönemlerdeki günlük yaşamları, inanç ve eğitim felsefelerinin anlaşılmasında destanlar önemli bir veri kaynağı olmaktadır. İslamiyet’ten önce Türkler de eğitimin dayandığı temel felsefe içinde bulunulan toplumların yaşam biçimlerinden etkilenmiştir. Genelde eski Türk toplumlarının yaşam biçimlerini dönemin ekonomik, toplumsal ve politik koşulları belirlemektedir.

İslamiyet Dönemi Türk Eğitim Felsefesi

İslamiyet dönemi Türk eğitim felsefesi üç başlık altında incelenebilir. Bunlar;

• Selçuklular Dönemi, • Osmanlı Dönemi • Cumhuriyet Dönemi

Selçuklular Dönemi

Türkler, İslamiyet’i benimsemeye başladıktan sonra artık İslamiyet’in çizdiği sınırlar çerçevesinde iyi bir Müslüman


olmak, yaşamın her alanında dolayısıyla eğitimde de temel bir görüş hâline gelmiştir. İzleyen süreçte Türk toplumlarında ilk kez medrese denilen düzenli, sistemli bir örgün eğitim kurumu ortaya çıkmış ve bu kurumlar kısa sürede yaygınlaşmıştır. Selçuklular Dönemi’nde eğitimde Sokratik Tartışma tekniğinin işe koşularak öğrencinin soru sorması ve cevaplaması savunulmuştur. Çünkü bu dönemde, anlayarak öğrenmenin ezberden daha kalıcı olduğu düşünüldüğünden anlamlı öğrenme üzerinde durulmuştur. Bu dönemde daimicilik, esasicilik, ilerlemecilik ve yeniden yapılanmacılık felsefeleriyle ilişkilendirilecek görüşler ileri sürülmüştür.

Osmanlı Dönemi

Osmanlı Dönemi’nde farklı düzeylerdeki okullarda okutulan dersler incelendiğinde Osmanlı eğitim sisteminin genelde Türk gelenekleri ve İslam temeline dayandığı görülmektedir. Bu dönemde öğretim, öğretmen merkezli, öğretmenin söyledikleri, kitapların yazdıkları, İslam bilginlerinin ileri sürdüğü düşünceler kesin doğru kabul edilirdi. Öğrenciler, bunlar üzerinde tartışamazlar ve kendilerine sunulan her şeyi olduğu gibi ezberlemek zorunda kalırlardı. Öğrenmede kalıcılığı sağlamada tekrar çalışmalarının yapılması zorunlu tutulurdu. Tanzimat Fermanı’ndan sonra Osmanlı, Batı eğitim sistemini yavaş yavaş benimsenmeye başlayınca öncelikle, Fransız eğitim sisteminin etkisi görülmüştür. Daha sonra Alman ve İngiliz eğitim sistemlerinin izleri görülmeye başlamıştır.

Cumhuriyet Dönemi

Cumhuriyet;’in başlangıcında pragmatizm felsefesini savunan John Dewey, Türk Eğitim Sistemini incelemek üzere davet edilmiş ve yaptığı incelemeler sonucunda ele aldığı rapor doğrultusunda Türk eğitim sisteminde pragmatizm felsefesine dayalı bir eğitim sistemi yapılanmasına gidilmiştir. Bu dönemde hazırlanan eğitim ve hükûmet programlarına bakıldığında daha çok ilerlemeci eğitim felsefesinin benimsendiği ancak köy enstitüleri hariç uygulamaların daha çok daimicilik ve esasicilik eğitim felsefelerinin izlerini taşıdığı anlaşılmaktadır.

Sonuç olarak Türk eğitim sisteminin pragmatizme ve ilerlemecilik felsefelerine dayanıyor olması dünyadaki gelişmelerden bağımsız değildir. Çünkü dünyadaki eğitim sistemlerine de pragmatizme dayanan bir eğitim felsefesinin egemen olduğu görülmektedir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında