AÖF Soru Bankası

Vergi Yargılaması HukukuÜnite 7 Özeti

Yargı Kararlarına Karşı Başvuru Yolları II

MLY408U-VERGİ YARGILAMASI HUKUKU

Ünite 7: Yargı Kararlarına Karşı Başvuru Yolları II

Olağan Kanun Yolu: Temyiz

Giriş

Temyiz, olağan kanun yollarından en önemlisidir çünkü temyiz talepleri, vergi yargılaması hukukunda en üst dereceli yargı merci olan Danıştay tarafından incelenip karara bağlanmaktadır. Kural olarak, temyiz kanun yolunda Danıştay dava dairelerinin nihaî kararları ile bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesi sonucunda ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46’ncı maddesinde belirtilen davalar hakkında verdikleri kararların hukuka uygunluğu denetlenmektedir.

Temyiz Edilebilecek Kararlar

Vergi yargılaması hukuku bakımından önem arz eden üç tür karar söz konusudur. Bunlardan birincisi, düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarına ilişkin kararlardır (İYUK.m.46/I,a). Bu davalar, kural olarak, Danıştay tarafından ilk derece mahkemesi olarak görülmekte ve karara bağlanmaktadır (DşK.m.24). İkincisi, konusu yüz (2022 yılı için iki yüz altmış bir) bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idarî işlemler hakkında açılan davalara ilişkin istinaf merci kararlarıdır (İYUK.m.46/b). Üçüncüsü, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun uygulanmasından doğan davalara ilişkin istinaf merci kararlarıdır (İYUK.m.46/k).

Kararların Temyiz Edilebilmesinin Şartları

Bir kararın temyiz edilebilmesi için;

• Danıştay dava dairelerinin nihaî kararları ile bölge idare mahkemelerinin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46’ncı maddesinde belirtilen davalar hakkında verdikleri kararlardan

olması gerekmektedir.

Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyiz merci, kararın ilgisine göre İdarî veya Vergi Dava Daireleri Kurullarıdır (DşK.m.38). Bu kurullar idarî dava daireleri ile vergi dava dairelerinin başkanları ve üyelerinden oluşmaktadır (DşK.m.17/1). Bir kararın temyiz edilebilmesi için nihaî karar olması gerekir. Nihaî karar; davayı sonuçlandıran, yargılamayı sona erdiren, mahkemeye işten el çektiren karardır. Mahkemeler verdikleri nihaî karardan dönemezler ve bu kararı geri alamazlar. Yargılama sırasında verilen kararlar ise ara kararı niteliğindedir. Vergi yargısı organlarının verdikleri ara kararları arasında, belge istemeye, keşif yapmaya, bilirkişi incelemesi yaptırmaya ya da hukukî durumu açıklığa kavuşturmaya veya yürütmenin durdurulması gibi önlem almaya ilişkin kararlar yer almaktadır. Nihaî karar, sadece uyuşmazlığı çözen kararlar değildir. İşin özünü karara bağlamadan davayı sonuçlandıran kararlar da nihaî karar kavramı içinde yer almaktadır. Bunlar arasında görev, ehliyet, süre yönünden ya da karar verilmesine mahal olmadığına denerek davayı sonuçlandıran kararlar da bulunmaktadır. İdarî yargının görev alanına giren bir uyuşmazlıkta vergi mahkemelerinin görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermeleri hâlinde davaya hangi mahkemenin bakacağına ilişkin kararları, davayı

sonuçlandıran kararlar değildir. İlk inceleme üzerine Danıştay ya da vergi mahkemelerince verilen kararlardan, yalnız husumete ilişkin olanlar ile dava dilekçesindeki eksiklikler ve avukat olmayan vekil tarafından açılan davalar nedeni ile verilenlere karşı herhangi bir kanun yoluna gidilememektedir. Bunların dışında kalanlar hakkında, ilgisine göre istinaf-temyiz yoluna başvurulması mümkündür (İYUK.m.15/4). İlk derece mahkemelerinin verdiği ara kararların ancak davayı sonuçlandıran nihaî karar ile birlikte temyiz edilebilmesi mümkündür.

Temyiz Edilemeyecek Kararlar

Bölge idare mahkemelerinin verdiği her karar temyiz edilemez çünkü İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre bölge idare mahkemelerinin 46’ncı maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların temyiz edilmesi mümkündür (İYUK.m.46/I). Bu itibarla, bölge idare mahkemelerinin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46’ncı maddesinde sayılmayan davalar hakkında verdikleri kararlara karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir. Ayrıca, konusu yüz bin (2022 yılı için 261.000.-) Türk lirasını aşmayan vergi davalarına ilişkin kararlar hakkında da temyiz yoluna başvurulamaz (İYUK.m.46/I, b). Danıştay’ın temyiz incelemesinden geçmiş olan kararlarına karşı ikinci kez temyiz talebinde bulunulamaz. Kararın açıklanması veya yanlışlıkların düzeltilmesi taleplerine ilişkin verilen kararlar temyiz edilemez ancak kararın açıklanması veya yanlışlıkların düzeltilmesi talebi üzerine verilen karar ile hükmün değiştirilmesi veya yeni bir hüküm verilmesi hâlinde bu hükmün tebliği tarihinden itibaren süresi içinde temyiz yoluna başvurulması mümkündür.

Temyiz Talebinde Bulunabilecekler

Kimlerin temyiz talebinde bulunacakları hakkında İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Yerleşik yargı kararlarına göre temyiz kanun yoluna ancak temyiz edilmesi mümkün olan kararda davanın tarafları olarak yer alan kişiler başvurabilmektedir. Temyiz kanun yoluna davanın taraflarından biri tek başına başvurabileceği gibi her iki taraf da kendi açısından başvurarak kararın bozulmasını talep edebilmektedir. Taraf durumunda olmayan kişi, temyiz yoluna başvuramaz. Vergi daireleri ile vergi dairesi başkanlıkları, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca belirlenen tutarları aşan davalarda Gelir İdaresi Başkanlığının; il özel idareleri ile belediyeler valilerin muvafakatini almadan istinaf merciinin kararları aleyhine Danıştay’a temyiz yoluyla başvuramazlar ancak Gelir İdaresi Başkanlığı, tespit edeceği hadlerle sınırlı olmak şartıyla muvafakat verme yetkisini vergi dairesi müdürlüklerinin taraf bulunduğu davalar için vergi dairesi başkanlıklarına ve/veya defterdarlıklara devredebilmektedir. Bu hadleri aşmayan davalarda vergi dairesi başkanlıkları ve/ya da defterdarlıklar, Danıştay nezdinde doğrudan temyiz talebinde bulunabilmektedir (VUK.m.377/IV-V). Vergi daireleri, Bakanlığın muvafakati ile açtıkları davalardan yine ancak Bakanlıktan usûlüne göre alınacak


muvafakatnameye dayanarak feragat edebilirler. Kararı temyiz edilen mahkemenin azınlıkta kalan üyeleri, davanın taraflarından olmadıkları için temyiz yoluna başvuramazlar. Birden çok kişinin bir karara karşı ortak dava açmaları durumunda (buna ihtiyarî/isteğe bağlı dava arkadaşlığı da denir) davacılardan her biri ayrı ayrı kararı temyiz edebilirler. Buna karşılık davaya katılan kişi, tek başına temyiz talebinde bulunamaz ancak yanında yer aldığı tarafla birlikte hareket eder. Temyiz talebinde bulunan tarafın, kararın bozulmasında, korunmaya değer bir hukukî menfaatinin bulunması şarttır. Bu itibarla tüm talepleri mahkemece kabul edilen ve karara bağlanan bir kimse, bu karara karşı temyiz yoluna başvuramaz. Temyiz incelemesi, kararın hüküm fıkrası esas alınmak suretiyle yapılmaktadır. Bu nedenle hüküm fıkrası aynı kalmak üzere kararın gerekçesinin bozulmasının talep edilmesi mümkün değildir.

Temyiz Kanun Yoluna Başvurma Şekli ve Usûlü

Danıştay dava daireleri ve bölge idare mahkemelerinin kararlarının temyiz yolu ile Danıştay tarafından incelenebilmesi için taraflardan birinin Danıştay dava dairesinin ya da istinaf merciinin kararını temyiz etmiş olması gerekir çünkü Danıştay’ın kendiliğinden temyiz incelemesi yapması mümkün değildir.

Temyiz talebinin, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılan bir dilekçe ile yapılması gerekir (İYUK.m.48/1).

Temyiz dilekçesinde;

• Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının yazılması gerekir • Davanın ve temyiz edilen kararın konusu açıklanır, sebepleri ve dayandığı deliller gösterilir. Kısaca dava konusu olay ve verilen karar yazıldıktan sonra temyiz sebepleri, gerektiği ölçüde maddî ve hukukî dayanaklar ve deliller gösterilmeli; talep sonucu (netice-i talep-son istek) açık bir şekilde belirtilmelidir çünkü temyiz dilekçesinin talebi tam olarak ortaya koyması, usûlüne uygun şekilde gerekli bütün bilgi ve delilleri mahkemeye bildirmesi davanın kolayca anlaşılmasını sağlar. • Temyiz edilen kararın yazılı bildirim tarihinin gösterilmesi gerekir. • Tam yargı davalarına veya vergi uyuşmazlıklarına yahut yargılama giderlerine ilişkin temyiz başvurularında, uyuşmazlık ve temyiz konusu miktarın bildirilmesi gerekir. • Vergi uyuşmazlıklarıyla ilgili temyiz başvurularında, vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümler ve bunların zam ve cezaları, cezanın nevi ve yılı, ihbarnamenin tarih ve sayısı, varsa mükellefin hesap numarası gösterilmelidir (İYUK.m.48/2; 3/2-e)

• Belgeler temyiz dilekçesine eklenmelidir. Temyiz edilen karar ile temyiz sebeplerine ilişkin belgelerin asılları veya örneklerinin; Vergi Usul Kanunu’nun 377’nci maddesi gereğince vergi dairelerinin mahkeme kararını temyiz edebilmeleri için Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının muvafakatnamesinin, bu başkanlık muvafakat verme yetkisini devretmiş ise vergi dairesi başkanlığının ve/ya da defterdarlığın, il özel idareleri ile belediyelerin temyiz edebilmeleri için bağlı bulundukları valiliklerin muvafakatnamesinin temyiz dilekçesine eklenmesi gerekir.

Kanunda yazılı olmamakla beraber dilekçenin bütün nüshalarının, temyiz eden davalı veya davacı; varsa temsilcileri veya vekilleri tarafından imzalanması gerekir. Dilekçe aslının veya örneklerinin imzasız olması ya da aslının imzalı, örneklerinden birinin, birkaçının veya hepsinin imzasız olması davanın reddini değil dilekçenin reddini gerektirir çünkü dilekçeyi hazırlamak, belge ve deliller sağlayarak dilekçeye eklemek, harcını ve posta ücretini ödemek suretiyle dava açma talebini belirten irade beyanı açıklanmış olmaktadır. Dava dilekçesini dalgınlık, unutkanlık, telaş gibi nedenlerle davacının imzalamamış olması; bu kadar emek ve masrafla açıkladığı dava açma iradesinin yokluğuna işaret edemez. Aksi hâlde Anayasa’da idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı açık olduğu bildiri

Temyiz Dilekçesinin Verileceği Yer

Temyiz dilekçeleri,

• ilgisine göre kararı veren bölge idare mahkemesine, • Danıştay’a veya • bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, • idare ve vergi mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hâkimliklerine ve • yabancı ülkelerde Türk Konsolosluklarına verilebilir (İYUK.m.48/3; m.4).

Temyiz Talebinde Bulunma Süresi

Otuz Günlük Süre

Kural olarak, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararları ile bölge idare mahkemelerinin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46’ncı maddesinde sayılan davalar hakkında verdikleri kararlara karşı, kararın tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde temyiz yoluna başvurulması mümkündür (İYUK.m.46/2). Temyiz süresi, davaların bir an önce kesin sonuca bağlanması ve idarî istikrarın sağlanması, işlerin süratlenmesi amacıyla otuz gün olarak belirlenmiştir. Temyiz dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir. Dosya, temyiz dilekçesi tebliğ edilmeden Danıştay’a gönderilmişse Danıştay, tebligat işlemlerinin tamamlanması için dosyayı kararı veren mahkemeye göndermektedir.


Temyiz dilekçesi karşı tarafa tebliğ edildiğinde karşı taraf,

• dilerse dilekçenin tebliğini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir, • dilerse mahkeme kararını daha önce temyiz etmemiş olsa bile düzenleyeceği dilekçesinde temyiz talebinde bulunabilir. Bu durumda cevap dilekçesi, temyiz dilekçesi yerine geçer (İYUK.m.48/3).

Karşılıklı temyiz talebinde bulunabilmek için ilk temyiz talebinin, kanunda belirtilen otuz günlük temyiz talebinde bulunma süresi içinde yapılmış olması gerekmektedir. İlk temyiz talebinin süresi içinde yapılmaması hâlinde evvelce kararı süresinde temyiz etmemiş olan tarafın, temyiz talebinde bulunan tarafın talebinin kendisine tebliği üzerine verdiği cevap dilekçesinde temyiz talebinde bulunması mümkün değildir. İlk önce temyiz yoluna başvuran tarafın başvurusu süresinde değilse Danıştay böyle bir durumda her iki temyiz talebini süre aşımı nedeniyle reddetmektedir. Bu durumda, önce temyiz yoluna başvuranın temyiz talebinin süre yönünden; karşı tarafın temyiz talebinin ise temyiz hakkı doğmamış olmasından dolayı reddedilmesi gerekir.

Yedi Günlük Süre

• Temyiz dilekçesi İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3’üncü maddesine uygun olarak düzenlenmemişse eksikliklerin onbeş gün içinde tamamlanması, kararı veren Danıştay veya bölge idare mahkemesi tarafından ilgiliye tebliğ edilir. Bu sürede eksiklikler tamamlanmazsa tebligatı yapan merci tarafından temyiz talebinde (isteminde) bulunulmamış sayılmasına karar verilir (İYUK.m.48/2). • Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenmemiş ise kararı veren merci tarafından ilgiliye tamamını ödemesi için yedi günlük süre verilir. Bu üre içinde tamamlanmazsa temyize başvurma hakkından vazgeçmiş sayılacağı kendisine bildirilir. İlgili bu tebligata rağmen süresinde harç ve giderleri tamamlamazsa ilgili merci, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir (İYUK.m.48/6). • Temyizin süresinde yapılıp yapılmadığını, temyiz dilekçesi kendisine verilen veya gönderilen kararı veren merciin incelemesi gerekir. Temyiz, dilekçenin Temyiz Defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. Bu kayda göre temyiz talebi süresinde yapılmamışsa kararı veren merci tarafından temyiz talebinin (isteminin) reddine karar verilir (İYUK.m.48/6). • Temyiz başvurusunun kesin bir karar hakkında yapılması hâlinde de kararı veren merci tarafından temyiz talebinin (isteminin) reddine karar verilmesi gerekmektedir (İYUK.m.48/6).

İlgili merciin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48’inci maddesi kapsamında verdiği,

• Kararın temyiz edilmemiş sayılmasına, • Temyiz talebinin (isteminin) reddine ve • Temyiz talebinde (isteminde) bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, bu kararların tebliğ tarihini izleyen günden başlayarak (itibaren) yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulması mümkündür (İYUK.m.48/2, 6).

Temyiz-Bozma Sebepleri

Vergi yargılaması hukukunda, Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin kararları hakkında ancak hukuka aykırı verildikleri iddiasıyla temyiz talebinde bulunulabilir. İdari Yargılama Usulü Kanunu temyiz- bozma sebeplerini üç başlık altında toplamaktadır (İYUK.m.49/2):

• Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması; • hukuka aykırı karar verilmiş olması;

• usûl hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması

Temyiz Talebinin İncelenmesi

Temyiz talebi ile Danıştay’a gelen dosyanın önce ilk incelemesi yapılır. Bu bağlamda,

• görev ve yetki; • merci tecavüzü; • ehliyet • vergi davasına konu olacak kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olup olmadığı; • süre aşımı; • husumet • ve dilekçelerin İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3 ve 5’inci maddelerine uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleme yapılır (İYUK.m.14/3).

Temyiz İncelemesi Sonunda Verilecek Kararlar

Temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Dairesi veya Vergi Dava Daireleri Kurulu çeşitli kararlar verebilmektedir. Bu kararlar esas itibarıyla bozma ve onama kararı olabilmektedir ancak bu iki karar türü arasında yer alan başka kararların verilmesi de mümkündür.

Bozma Kararı

Danıştay, temyiz incelemesi sonunda,

• Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, • Hukuka aykırı karar verilmesi, • Usûl hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin olması

sebeplerinden herhangi birisinin bulunması hâlinde incelenen kararı bozar (İYUK.m.49/2). Bozma kararında hukuka ve usûle aykırılıkların, araştırılacak ve


soruşturulacak hususlar ile yanlışlıkların ve eksikliklerin açıkça belirtilmesi gerekir.

Onama Kararı

Danıştay, temyiz incelemesi sonucunda temyiz edilen kararda bozma sebeplerinin bulunmaması yani kararın hukuka uygun olması hâlinde temyiz talebini reddederek kararın onanmasına karar verir (İYUK.m.49/1,a). Danıştay Dava Dairesinin ya da istinaf merciinin kararında bozmayı gerektiren bir eksiklik ve/ya da aykırılığın bulunmaması sebebiyle temyiz talebinin reddi yönünde verilen karara onama kararı denilmektedir.

Kararın Gerekçesini Değiştirerek Onama Kararı

Temyiz incelemesi sonucunda Danıştay; kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa kararı, gerekçesini değiştirerek onar (İYUK.m.49/1,a).

Düzelterek Onama Kararı

Temyiz incelemesi sonucunda Danıştay’ın kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddî hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıkların bulunması hâlinde kararı düzelterek onaması (İYUK.m.49/1,b) mümkündür. Bu itibarla, temyiz incelemesi sonucunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddî hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıkların bulunması hâlinde karar bozulmakla birlikte işin esası hakkında da karar verilir.

Kısmen Onama Kısmen Bozma Kararı

Temyiz incelemesine konu olan kararda çeşitli uyuşmazlıkların çözümlenmiş olması mümkündür. Bunlardan bir kısmı hakkında verilen karar hukuk ve usûle uygun olabildiği hâlde diğer bir kısmı hakkında verilen kararın bozulması gerekebilir. Böyle bir durumda Danıştay, kısmen onama kısmen bozma kararı verebilmektedir. Danıştay, kararın kısmen onanması ve kısmen bozulması hâlinde onanarak kesinleşen kısmını kararında açıkça belirtmek zorundadır (İYUK.m.49/3).

Temyiz Talebi Hakkında Verilen Karar Üzerine Yapılacak İşlem

Danıştay tarafından işin esası hakkında karar verilmesi mümkün olmayan hâllerde kararın bozularak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerekir ancak Danıştay ilgili dairesinin onamaya ilişkin kararları; dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge idare mahkemesine gönderilir. Bu kararlar, dosyanın geldiği tarihten itibaren yedi gün içinde taraflara tebliğe çıkarılır (İYUK.m.50/1). Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir (İYUK.m.50/2). Bölge idare mahkemesi, Danıştay tarafından verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir (İYUK.m.50/3) ancak ilk derece mahkemesi olarak dava dairelerinin, bozma kararlarına

karşı ısrar etme hakları yoktur (İYUK.m.49/4). Bu itibarla daireler bozma kararına uyararak yeniden karar vermekle yükümlüdür. Danıştay’ın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılması gerekir (İYUK.m.50/4). Bölge idare mahkemesinin Danıştay’ın bozma kararına uyması hâlinde esas olarak karar kesinlik kazanmamaktadır. Bu durumda kararı veren mahkeme ve/ya da ilgili daire, bozma sebepleri doğrultusunda yeniden inceleme yapmak ve yeni bir karar vermek durumundadır. Verilen bu yeni karar hakkında Kanunda belirtilen şartlara ve sürece uygun olarak tekrar temyiz talebinde bulunulması mümkündür. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse ısrar kararının temyizi hâlinde konusuna göre Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararlarına uyulması mecburidir (İYUK.m.50/5).

Israr Kararı

İdari Yargılama Usulü Kanunu; bölge idare mahkemesine, Danıştay’ın bozma kararına karşı ısrar etme hakkı tanımaktadır (İYUK.m.50/3) ancak kararlarını temyiz yoluyla Vergi Dava Daireleri Kurulu incelediği ve bu kurulun kararları da uyulması zorunlu kararlar olduğu için ilk derece mahkemesi olarak Danıştay dava dairesi, kararlarında ısrar edemez (İYUK.m.49/4). Bölge idare mahkemesi, Danıştay’ın bozma kararını uygun görmezse sebeplerini ve gerekçesini belirterek ilk kararını aynen yazmak suretiyle ısrar eder fakat bozulan kararını verme gerekçesini değiştiremez ancak mahkeme, kararını esas gerekçeyi değiştirmeden yeni gerekçelerle kuvvetlendirebilir. Buradaki yeni gerekçeleri, mahkemenin ilk kararını verdiği zamanki hukukî dayanağı değiştirilmeden bu kararı kuvvetlendirecek yeni gerekçeler olarak anlamak gerekir. Mahkeme, yeniden inceleme yapması gerekiyorsa bu incelemeyi yaptıktan sonra kararında ısrar edebilir. Bir kararın ısrar kararı olabilmesi için ilk karardaki hukukî sebebe dayalı olması gerekir. Bir kararın ısrar kararı niteliğinde olup olmadığının takdiri, ısrar kararı hakkında karar verme yetkisine sahip olan merci olarak Vergi Dava Daireleri Kuruluna aittir. Israr kararı davayı sonuçlandıran kararlardan olduğu için hakkında taraflarca temyiz talebinde bulunulabilir. Israr kararının ilgili tarafından temyizi hâlinde talep, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, Danıştay’ın ilgili Vergi Dava Dairesinin kararını uygun görürse bölge idare mahkemesinin ısrar kararını bozar; aksi hâlde ısrar kararını onar. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun kararına uyulması mecburidir (İYUK.m.50/3,5). Bölge idare mahkemesi bozma kararının bir kısmına uyar, bir kısmında ısrar ederse önce Vergi Dava Daireleri Kurulu, kararın ısrara ilişkin kısmını inceleyip kararını verdikten sonra kararın diğer kısımları hakkında da temyiz talebi varsa bu taleplere ilişkin temyiz incelemesi görevi Danıştay Dava Dairesince yapılır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında
MLY408U Ünite 7 Özeti — Vergi Yargılaması Hukuku | AÖF Soru Bankası