AÖF Soru Bankası

Vergi Yargılaması HukukuÜnite 5 Özeti

Davanın Karara Bağlanması

MLY408U-VERGİ YARGILAMASI HUKUKU

Ünite 5: Davanın Karara Bağlanması

Giriş

Usûlüne uygun olarak hazırlanmış, harç ve posta gideri ödenmiş, Danıştay ya da vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış, imzalı bir dilekçe ile dava açılmasının sonuçlarından biri, hüküm verme mecburiyetidir. Bu itibarla, davanın usûlüne uygun olarak açılıp açılmadığının incelenmesi, usûlüne uygun olarak açılmış olan davanın ise gerekli incelemenin/yargılamanın yapılıp karara bağlanması şarttır. Bu bağlamda dava dilekçesinin ilk incelemeye tâbi tutulması, usûlüne uygun olarak açılmış olan davanın tarafları arasında dilekçe teatisinin sağlanarak (ve şartları varsa duruşma yapılarak) dosyanın tekemmül etmesi, tarafların delillerini ikame etmesi; tarafların göstereceği delillerle iddialarını ispat etmesi ve mahkemenin uyuşmazlık konusu olay hakkında gerekli ve yeterli bilgiye ulaşarak vicdanî kanaatine göre karar vermesi gerekir.

İlk İnceleme ve İlk İnceleme Üzerine Verilecek Kararlar

Genel Açıklama

Davanın açılması, dilekçenin kaydedilmesi ile gerçekleşmektedir ancak açılan davanın görülebilmesi için kaydedilerek davanın açılmasını sağlayan dilekçenin davanın görülmesi için gerekli ve yeterli hususları içermesi gerektiğinden dava dilekçesinin karşı tarafa/davalıya tebliğ edilmesinden önce dava dilekçesinde Kanun’da belirtilen hususlarda bir eksiklik ve/ya da aykırılık bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla incelenmesi yoluna gidilmektedir. Bu incelemede herhangi bir eksiklik ve/ya da aykırılık tespit edilmemesi hâlinde dilekçenin davalıya tebliğ edilmesi, yapılan ilk inceleme sonucunda herhangi bir eksiklik ve/ya da aykırılık tespit edilmesi hâlinde ise eksiklik ve/ya da aykırılığın türü ve niteliğine göre ya davanın reddine ya dilekçenin reddine ya da dilekçenin gerçek hasma ve/ya da idarî mercie tevdiine karar verilmesi gerekir.

İlk İnceleme

İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre dilekçeler, Danıştay’da Evrak Müdürlüğünce kaydedilir ve Genel Sekreterlikçe görevli dairelere havale edilir. Bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dilekçeler; evrak bürosunca kaydedilerek ilgili mahkemelere havale edilir. Dilekçe sahibine evrakın tarih ve sayısını gösterir ücretsiz bir alındı kâğıdı verilir (İYUK.m.14/1-2). Esas defterine kaydı yapılan dilekçeler, Danıştay’da daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hâkimi; idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından; görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, dava dilekçesinin düzenlenmesinin ve tek dilekçe ile dava açılmasının kanuna uygun olup olmadığı, yönlerinden sırasıyla incelenmektedir (İYUK.m.14/3). Burada sözü edilen ilk inceleme, dava dilekçeleri hakkında yapılmaktadır. İlk inceleme, dilekçelerin teatisi (verilmesi)

aşamasına geçilip geçilemeyeceğini belirlemek için yapılmaktadır. Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum, görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hâkimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve ilk inceleme sonucunda verilecek kararlar, ilgili hâkim tarafından verilir (İYUK.m.14/4). İlk incelemeyi yapanlar, bu hususlardan kanuna aykırılık görmezler veya daire veya mahkeme tarafından ilk inceleme raporu yerinde görülmezse tebligat işlemi yapılır (İYUK.m.14/5). Dilekçe üzerinde yapılması gereken ilk inceleme ve bu inceleme sonucunda yapılacak işlemlerin dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gün içinde sonuçlandırılması gerekir (İYUK.m.14/4).

İlk İnceleme Üzerine Verilecek Kararlar

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15’inci maddesine göre Danıştay veya vergi mahkemelerinde yapılan ilk inceleme sonucunda kanuna aykırılık görülürse;

• Adlî ve askerî yargının görevli olduğu konularda açılan davanın reddine; • İdarî yargının görevli olduğu konularda görevli ve/ya da yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli ve/ya da yetkili mahkemeye gönderilmesine; • Dava ehliyetinin yokluğu, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin bulunmaması, davanın süresinde açılmamış olması hâllerinde davanın reddine; • Davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğine; • Dava dilekçesinin kanuna uygun ya da tek dilekçe ile dava açılmasının mümkün olmadığının belirlenmesi hâlinde dava dilekçelerinin kanuna uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak; ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine; • İdarî merci tecavüzü hâlinde dilekçelerin görevli idare merciine verilmesine,

karar verilir. Dilekçelerin görevli mercie verilmesi hâlinde Danıştay’a veya ilgili mahkemeye başvurma tarihi, görevli merciye başvurma tarihi olarak kabul edilir (İYUK.m.15/2). Dilekçelerin kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olmadığı için reddi hâlinde yeni dilekçeler için ayrıca harç alınmaz (İYUK.m.15/3) ancak dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir (İYUK.m.15/5). İlk inceleme üzerine Danıştay veya vergi mahkemeleri tarafından verilen;

• İdarî yargının görevli olduğu konularda davanın görev ve/ya da yetki yönünden reddine ilişkin kararlarla, • Dava dilekçesinin gerçek hasma tebliğine ve


• Dava dilekçesinin kanuna uygun hâle getirilmesine yönelik dilekçe red kararlarına karşı herhangi bir yargı/kanun yoluna gitmek mümkün değildir. Buna karşılık, ilk inceleme üzerine verilecek diğer kararlara karşı, ilgisine göre istinaf ya da temyiz yoluna başvurulabilir (İYUK.m.15/4).

İlk inceleme konularına ilişkin eksiklik ve/ya da aykırılıkların ilk inceleme aşamasından sonra tespit edilmesi hâlinde de yargılamanın her aşamasında, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15’inci maddesinde belirtilen işlemlerin yapılması ve kararların verilmesi mümkündür (İYUK.m.14/6).

İspat ve Delil

Genel Açıklama

Vergi yargılaması hukukunun delil ve ispat konusundaki düzenlemeleri ana hatlarıyla şöyledir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda resen araştırma ilkesi (İYUK.m.20), geç ibraz edilen belgeler (İYUK.m.21) ve dava açıldıktan sonra delil tespiti (İYUK.m.58) dışında ispat ve delil ile ilgili hükümlere yer verilmemektedir. Öte yandan, aynı Kanun’un 31’inci maddesinin birinci fıkrasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na yapılan açık atıfta sadece bilirkişi, keşif ve delil tespiti konuları yer almaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, “Bu kanun ve yukarıdaki fıkra uyarınca Hukuk (Usulü) Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan hâller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır”. Anılan hükümlerin topluca irdelenmesinden, İdari Yargılama Usulü Kanunu tarafından saklı tutulan hâller dışında, Vergi Usul Kanunu’nun delil ve ispat ile ilgili hükümlerinin (VUK.m.3/B), vergilendirme işlemlerinde olduğu gibi yargılama aşamasında da geçerli bulunduğu sonucu çıkartılmaktadır. Vergi Usul Kanunu’nun ispat ve delile ilişkin hükmüne göre, “İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki vergiyi doğuran olayla ilgisi tabiî ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması hâlinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir” (VUK.m.3/B).

İspat

Genel Olarak

Yargılama hukukunda ispat, taraflarca iddia edilen vakıaların doğruluğu hakkında deliller ileri sürmek suretiyle hâkimde kanaat uyandırma faaliyetidir.

İspat Yükü

İspat yükü, tarafların iddia ve savunmalarını dayandırdıkları bir vakıanın gerçekleşmiş olup olmadığının ispat edilememesi hâlinde aleyhe bir kararla karşılaşma tehlikesidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ispat yüküne ilişkin, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme

bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” (HMK.m.190/1) hükmüne yer verilmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun ispata ilişkin hükmüne göre, iktisadî ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması hâlinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir (VUK.m.3/B, II).

İspat Yükünün Paylaşımı

Genel Olarak

İspat yükü, yalnız mükellefler için değil duruma göre vergi dairesi için de geçerli olmaktadır.

İspat Yükünün Mükellefte Olduğu Hâller

• Şahsa özgü (kişisel) etkiye sahip olan mücbir sebebin varlığını ispat yükü, mükellefe aittir. • Vergi beyannamesinde yazılı bilgilerin doğruluğunu ispat yükü, beyanda bulunan mükellefe düşmektedir. • Bir vergi muafiyeti ya da istisnasından yararlanması gerektiğini iddia eden mükellefin, yararlandırıcı işlemler bakımından durumunu ispat etmesi gerekmektedir • Kanunî karinelerde ispat yükü mükellefe aittir. • Vergi mevzuatında adî karine niteliğiyle yer alan örnekler arasında kanunî ölçüler gösterilebilir. • Takdir komisyonlarının yaptığı değerlendirmeler kendi başlarına kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlem niteliği taşımamaktadır. • Emlâk vergisi bakımından beyan/bildirim dışı kalan bina, arsa ve arazinin idare tarafından bilindiğini iddia ve ispat yükü mükellefe düşmektedir.

İspat Yükünün İdarede Olduğu Hâller

• Faturalı satışlarda, satışın piyasa fiyatının altında olduğu iddiasının vergi dairesince ispat edilmesi gerekir. • Tapu kayıtlarında yer alan satış bedelinin gerçeği yansıtmadığını ispat yükü vergi idaresindedir. • Vergi dairesinin tarh işlemini yaparken dayandığı sebep ya da sebepleri göstermesi, gösterdiği sebep ya da sebeplerin gerçek ve hukuka uygun olduğunu da ispat etmesi gerekir. • İşini terk ettiğini süresinde bağlı bulunduğu vergi dairesine bildiren mükellefin, faaliyetine son verdiğini ispat etmesi gerekmediği hâlde aksinin iddia edilmesi hâlinde iddianın sahibi olan vergi dairesinin bunu ispat etmesi gerekir. • Peçeleme işlemlerinde olayın gerçek niteliğinin ispatı ile vergi dairesi yükümlüdür. • Tahakkuk fişinin tebliğ edilmesinin gerekmesi durumunda, bu tebliğin posta vasıtasıyla yapılması gerekir. Tahakkuk fişinin tebliğ edildiği hususunu ispat yükü vergi dairesine aittir. • Mükellef lehine kabul edilen karinelerin aksini, vergi idaresinin ispat etmesi gerekmektedir


• Zaman aşımının durduğunu ve/ya da kesildiğini ispat yükü, zaman aşımının durması ve/ya da kesilmesi lehine olan vergi idaresine aittir. • Uyuşmazlık hâlinde incelemenin dairede (iş yerinde) yapılmasını gerektiren durumların ispat yükü, vergi idaresine düşmektedir.

İspatı Gerekli Olmayan Hâller

Genel Olarak

Çekişmeli olmayan vakıaların ispatına gerek yoktur. Ayrıca, herkesçe bilinen ve ünlü vakıaların da ispatı gerekmemektedir çünkü bu tür vakıalar herkesçe bilindiğinden çekişmeli vakıa niteliği taşımamaktadır.

İkrar

Taraflardan birinin kendi aleyhine ileri sürülen bir vakıanın doğruluğunu mahkeme huzurunda beyan etmesidir.

Karineler

Karine, dolaylı delillerle ispat edilen bir olayın ispat edilemeyen sonucunu; bilinen bir olaydan bilinmeyen bir olaya, bir sonuca ulaşmayı ifade etmektedir. Karineler de fiilî (maddî) ve kanunî olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Fiilî karine, olayların normal akış biçimine göre belli bir olaydan belli olmayan bir olay hakkında hâkim tarafından çıkarılan sonuçlardır. Kanunî karine, belli bir olaydan belli olmayan bir olay için kanun tarafından çıkarılan sonuçlardır.

Delil

Genel Olarak

İspat faaliyetinde kullanılan vasıtalara delil adı verilmektedir. Vergi Usul Kanunu’na göre, “Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki vergiyi doğuran olayla ilgisi tabiî ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz” (VUK.m.3/B, II).

Delil Çeşitleri

Genel Olarak

Vergi uyuşmazlıklarında tarafların ileri sürdüğü iddiaların ispatında vasıta olarak yararlanılabilecek delillerin bir kısmı vergi ödevlisi kesiminde; bir kısmı da idare bünyesinde oluşmaktadır ancak yargılama hukukunun bu alanında ispat vasıtası olarak yararlanılabilecek deliller, sadece bu iki kesimde oluşan delillerden ibaret değildir.

Mükellef Beyanı

Mükellef tarafından yapılan çeşitli bildirimler, verilen be- yannameler, mükellefe ait defter, kayıt ve belgeler, arama sırasında ele geçen özel notlar, mektuplar, yazışmalar bu kategorideki deliller arasında yer almaktadır.

Üçüncü Kişilerin Beyanı

Genel Olarak

Üçüncü kişi, bir hukukî ilişkinin tarafları dışında kalan; davacı ve/ya da davalı sıfatı bulunmayan kişilerdir.

Şahit İfadesi (Tanık Beyanı)

Şahit (tanık), davada taraflar arasında çekişmeli olan, geçmişte meydana gelmiş olaylar ve durumlara ilişkin sahip olduğu bilgi ve algıları mahkemeye aktaran kişidir. Şahit ifadesi, kural olarak, vergi yargılaması hukukunda geçerli bir delildir ancak şahit ifadeleri bakımından olayla tabiî ve açık ilginin bulunması şartı aranmaktadır (VUK.m.3/B/II).

Bilirkişi Raporu

Bilirkişi, bir davanın dayandırıldığı vakıaların değerlendirilip onlardan sonuçlar çıkarılmasında özel ve/ya da teknik bilgiye ihtiyaç duyulan durumlarda hâkim tarafından bilgisine ve görüşüne başvurulan ve verdiği bilgiler ve yaptığı açıklamalarla hâkime yardımcı olan kişidir. Bilirkişi; görüşüne başvurulan hususlar hakkında, özel ve/ya da teknik bilgisine dayanarak yaptığı incelemesini tamamladıktan sonra, görüşünü mahkemenin tercihine göre sözlü veya yazılı olarak mahkemeye bildirir (HMK.m.279/1). Taraflar bilirkişi raporuna, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde itiraz edebilirler.

Uzman Görüşü

Mahkemenin bilirkişiye başvurması, dosyanın incelenmesi aşamasında söz konusu olmaktadır. Buna karşılık taraflar, özel ve/ya da teknik bilgiyi gerektiren konularda dava açmadan önce de uzman görüşüne ihtiyaç duyabilmektedir. Tarafın kendisinin belirlediği uzman bir kişiden ve yine kendisinin ihtiyaç duyduğu özel ve/ya da teknik bilgi gerektiren bir konuda aldığı görüşe, uzman görüşü ya da hukukî mütalâa; bu görüşü veren kişiye de uzman ya da özel-taraf bilirkişisi denilmektedir.

Keşif

Mahkemenin kişiler veya nesneler üzerinde doğrudan ve duyu organlarına dayanarak bilgi sahibi olmasıdır.

İdare Tarafından Düzenlenen Tutanaklar

Vergi idaresi bünyesinde oluşan ve toplanabilecek olan deliller; yoklama, inceleme, arama sonuçlarını gösteren tutanaklar ile üçüncü kişilerin bilgi verme ödevi çerçevesinde vereceği bilgilerdir.

Yemin

Tarafların davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunda kutsal değerlerle desteklenen sözlü beyanlarıdır.

Delillerin Toplanması

Genel Olarak

Yargılama hukukunda, karar verme yetkisine sahip olan hâkim ve/ya da mahkemenin karar verebilmesini sağlamak için delillerin yargılama sürecinde hazır bulundurulmasına delillerin toplanması denilmektedir.

Delil Tespiti

Delil tespiti, açılmış veya açılacak bir dava ile ilgili delillerin kanunda belirtilen şartlar altında önceden toplanıp emniyet altına alınmasını sağlayan hukukî bir kurumdur.


Dosyanın Tekemmülü

Genel Açıklama

Usûlüne uygun olarak açılmış olan dava hakkında karar verilebilmesi için dosyanın tekemmül etmesi gerekir. Dosyanın tekemmülü, davanın taraflarının dava ile ilgili olarak iddia ve savunmaları ile bunların dayanağını oluşturan delillerinin tamamını ileri sürmüş olması; söyleyecekleri bir sözlerinin ve ileri sürecekleri bir delillerinin kalmaması anlamına gelmektedir.

Tebligat ve Cevap Verme

İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre ilk inceleme sonunda herhangi bir eksikliği ve/ya da aykırılığı olmadığı anlaşılan dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya; davalının vereceği savunma dilekçesi davacıya tebliğ edilir. Tarafların, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap vermesi mümkündür. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması hâlinde taraflardan birinin talebi üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilmektedir (İYUK.16/3).

Duruşma

İlk derece mahkemelerinde taraflardan birinin duruşma talebinin olması hâlinde mahkeme duruşma yapmak zorundadır çünkü böyle bir durumda mahkemenin duruşma yapıp yapmama konusunda takdir yetkisi bulunmamaktadır. Buna karşılık, istinaf ve temyiz aşamasında duruşma yapılması tarafların talebine ve bölge idare mahkemesinin veya Danıştay’ın kararına bağlıdır (İYUK.m.17/2).

Dosyanın İncelenmesi ve Karar Verilmesi

Dosyanın İncelenmesi

Danıştay ve vergi mahkemelerinin, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapmaları mümkün ve gereklidir. Mahkemeler, belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilmektedir. Bu husustaki kararların, ilgililerce süresi içinde yerine getirilmesi şarttır. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilmektedir.

Davanın Karara Bağlanması

Dosya tekemmül ettikten sonra yapılan inceleme sonucunda konular aydınlandığında uyuşmazlık konuları hakkında sırasıyla oylama yapılır ve karara bağlanır. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15’inci maddesinde sayılan sebeplerden biri ile veya yargılama usûlüne ilişkin konularda verilen kararlarda azınlıkta kalanlar işin esası hakkında da oylarını kullanırlar, azınlıkta kalanların görüşleri kararın altına yazılır (İYUK. m.22).

Kararların Sonuçları-Uygulanması

Kararların Sonuçları

Vergi mahkemesi kararlarının sonuçlarını davanın vergi ödevlisi ya da vergi dairesi tarafından açılmasına; lehte ya

da aleyhte sonuçlanmasına göre incelemekte yarar vardır. Vergi ödevlisi tarafından açılan davada, kısmen ya da tamamen vergi ödevlisinin lehine karar verilmesi (davanın kabul edilmesi) hâlinde; karar uyarınca dava konusu işlem iptal edilmekte ve terkin işlemi gerçekleştirilmektedir çünkü böyle bir durumda mahkeme, vergi idaresinin dü- zenlediği işlemi hukuka aykırı bulmakta ve bu işlemi kısmen ya da tamamen iptal etmektedir. Kararın vergi ödevlisi aleyhine verilmesi (davanın reddi) hâlinde vergi idaresinin vergilendirme işleminin hukuka uygun olduğu sonucu doğmaktadır. Vergi idaresi tarafından açılan davada, kararın kısmen ya da tamamen vergi idaresi lehine verilmesi (davanın kabul edilmesi) hâlinde takdir ve tadilat komisyonların kararları, iptal edilmekte ve hükümsüz hâle gelmektedir. Kararın vergi idaresi aleyhine verilmesi (davanın reddedilmesi) hâlinde dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunun kabul edilmesi nedeniyle idarenin mahkeme kararının, dolayısıyla dava konusu işlemin gereğini, Kanunda belirtilen sürede yerine getirmesi gerekir.

Kararın Uygulanması

Vergi yargısı organlarının verdikleri kararların idare tarafından uygulanması, uyuşmazlıkların mahkeme kararı ile çözümlenmesinin tabiî sonucudur. Kararların sonuçlarına ve uygulanmasına ilişkin hükümler, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinde yer almaktadır. Kanun koyucu, yargı kararlarının gereğini yerine getirme ve gecikmeksizin işlem yapma konusunda idareyi bağlayıcı bir düzenleme yapmakta ve bu konudaki makûl sayılabilecek gecikmenin üst sınırını da otuz gün olarak belirlemektedir. Bu durumda bir yargı kararının gereğini en geç otuz gün içinde yerine getirmeyen kamu görevlisinin kastının varlığının karine olarak kabul edilmesi mümkündür.

Dosyanın İşlemden Kaldırılması

Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü hâlinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar, dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır (İYUK.m.26/1). Sadece öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir (İYUK. m.26/2). Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir yıl içinde yeni adres bildirilmek suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir (İYUK.m.26/3). Dosyanın işlemden kaldırılmasına ve davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar diğer tarafa tebliğ edilir (İYUK.m.26/4).

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında