MLY408U-VERGİ YARGILAMASI HUKUKU
Ünite 4: Görev ve Yetki Dava Açma Süresi Davanın Açılması ve Sonuçları
Giriş
Bu Ünitede, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde hangi mahkemelerin görevli ve yetkili oldukları konusu Görev ve Yetki başlığı altında incelenmektedir. Taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların yargı organları tarafından çözüme kavuşturulması için dava konusu edilmesi gerekmektedir. Bu Ünitede Dava Açma Süresi, Dava Açılması ve Dava Açılmasının Sonuçları ele alınmaktadır.
Görev ve Yetki
Görev
Genel Olarak
Görev, bir uyuşmazlığa hangi yargı koluna ait mahkemelerin ya da bir yargı kolunda yer alan mahkemelerden hangisinin bakması gerektiğini ifade etmek üzere kullanılan bir terimdir. Vergi uyuşmazlıklarına genel idarî yargı kolunda yer alan mahkemelerden vergi mahkemeleri bakmakla görevlidir ancak Danıştay da bazı durumlarda ilk derece mahkemesi olarak vergi uyuşmazlıklarına bakabilmektedir.
Vergi Mahkemelerinin Görevli Olduğu Davalar
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 6 ve 7’nci maddeleri uyarınca Vergi Mahkemeleri;
• Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları, • Yukarıda belirtilen konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları, • Diğer kanunlarla verilen işleri çözümler.
Vergi mahkemeleri, yukarıda sayılan uyuşmazlıklar konusunda ilk derece mahkemesidir.
Kanundaki düzenleme biçimi itibarıyla özel (katma) bütçeli idarelerin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve sosyal güvenlik kurumunun gelirlerine ilişkin uyuşmazlıklar; özel kanunlarında bu mahkemelerin görevli olduğuna dair bir hüküm bulunmaması hâlinde vergi mahkemelerinin görev alanı dışında kalmaktadır.
Danıştay’ın İlk Derece Mahkemesi Olarak Baktığı Davalar
Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak bakması gereken davalar, Danıştay Kanunu’nun 24’üncü maddesinde düzenlenmektedir. Vergi uyuşmazlıkları bakımından Danıştay, ilk derece mahkemesi olarak;
• Cumhurbaşkanlığı Kararlarına, • Cumhurbaşkanının Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlerine, • Bakanlıklar ile kamu kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere,
• Birden çok vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarını karara bağlamakla görevlidir.
Görev İtirazlarının Mahkeme Tarafından İncelenmesi
Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğu için yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi mahkeme tarafından resen (kendiliğinden) de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Kendisine dava açılan vergi mahkemesi, şayet hem kendisini görevsiz hem de uyuşmazlığı idarî yargının alanı dışında görürse davayı görev yönünden reddeder (İYUK.m.15/1,a). Davanın görevli mahkemede tekrar açılması gerekir. Davanın görev yönünden reddine ilişkin kararlar, nihaî karar olmasına karşılık görevsizlik talebinin reddine ilişkin kararlar ara kararı niteliğindedir.
Görev Uyuşmazlığının Giderilmesi
İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre, vergi mahkemesi, idarî/vergi yargı(sı)nın görev alanına giren bir davada görevsizlik sebebiyle davanın reddine karar verirse dosyayı Danıştay’a veya görevli idare veya vergi mahkemesine göndermesi gerekir ancak;
a. Görevsizlik sebebiyle gönderilen dosyalarda Danıştay, davayı görevi içinde görmezse dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verir. b. Görevsizlik sebebiyle dosyanın gönderildiği mahkeme kendisini görevsiz gördüğü takdirde, söz konusu mahkeme ile ilk görevsizlik kararını veren mahkeme aynı bölge idare mahkemesinin yargı çevresinde ise uyuşmazlık bölge idare mahkemesi; ayrı bölge idare mahkemesi yargı çevresinde ise Danıştay tarafından çözümlenir (İYUK.m.43/1).
Danıştay ile vergi mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı, ancak vergi mahkemesi kendisini görevsiz görmesi hâlinde söz konusu olmaktadır. Aksi hâlde, Danıştay’ın kendisini görevli saydığı davada görev, kesinlik kazanmaktadır (İYUK.m.43/1).
Danıştay ve bölge idare mahkemesi tarafından görev uyuşmazlıkları ile ilgili olarak verilen kararlar kesindir (İYUK.m.43/3).
Yetki
Genel Olarak
Yetki, bir uyuşmazlığa görevli mahkemelerden hangi yerdeki mahkemenin bakması gerektiğini ifade etmek için kullanılan bir terimdir.
Vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme;
• Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen; • Gümrük Kanunu’na göre alınması gereken vergilerle Vergi Usul Kanunu gereğince şikâyet yoluyla hata düzeltme taleplerinin reddine ilişkin
işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren; • Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasında ödeme emrini düzenleyen; • Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir (İYUK.m.37).
Yetki İtirazının Mahkeme Tarafından İncelenmesi
Yetkiye ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan, mahkeme yetki konusunu, kendiliğinden ya da tarafların itirazı üzerine yargılamanın her aşamasında inceleyebilmektedir (İYUK.m.32/II).
Kendisine dava açılan vergi mahkemesi şayet hem kendisini (görevsiz ve) yetkisiz hem de uyuşmazlığı idarî yargının alanı dışında görürse davayı (görev ve) yetki yönünden reddeder (İYUK.m.15/1, a).
Davanın yetki yönünden reddine ilişkin kararlar nihaî karar olmasına karşılık, yetkisizlik talebinin reddine ilişkin kararlar ara kararı niteliğindedir.
Yetki Uyuşmazlığının Giderilmesi
Yetki konusunda da (her iki mahkemenin kendisini yetkili görmesi hâlinde) olumlu ya da (her iki mahkemenin de kendisini yetkisiz görmesi hâlinde) olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkabilmektedir. Yetki uyuşmazlığı bölge idare mahkemesi veya Danıştay tarafından çözümlenmektedir.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre, vergi mahkemesi, idarî/vergi yargı(sı)nın görev alanına giren bir davada yetkisizlik sebebiyle davanın reddine karar verirse dosyayı Danıştay’a veya yetkili idare veya vergi mahkemesine göndermesi gerekir ancak;
• Yetkisizlik sebebiyle gönderilen dosyalarda Danıştay, davayı görevi içinde görmezse dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verir. • Yetkisizlik sebebiyle dosyanın gönderildiği mahkeme, kendisini yetkisiz gördüğü takdirde söz konusu mahkeme ile ilk yetkisizlik kararını veren mahkeme aynı bölge idare mahkemesinin yargı çevresinde ise uyuşmazlık bölge idare mahkemesi; ayrı bölge idare mahkemesinin yargı çevresinde ise Danıştay tarafından çözümlenir (İYUK.m.43/1).
Danıştay ile vergi mahkemesi arasında yetki uyuşmazlığı, ancak vergi mahkemesi kendisini yetkisiz görmesi hâlinde söz konusu olmaktadır. Aksi hâlde, Danıştay’ın kendisini yetkili saydığı davada yetki (ve görev), kesinlik kazanmaktadır (İYUK.m.43/1).
Danıştay ve bölge idare mahkemesi tarafından yetki uyuşmazlıkları ile ilgili olarak verilen kararlar kesindir (İYUK.m.43/3).
Merci Tayini
Genel yetki kuralının iki istisnası vardır. Bunlardan birincisi, merci tayinidir. Merci tayini, bir mahkemenin fiilî ve/ya da hukukî engel sebebiyle davaya bakamaması veya mahkemelerin yargı çevrelerinin tayininde tereddüt olması durumunda genel yetki kuralından ayrılarak davanın tayin edilecek başka yer mahkemesi tarafından görülmesidir. Merci tayini, uyuşmazlığın aynı yargı çevresindeki mahkeme veya mahkemeler arasında çıkması hâlinde o yargı çevresindeki bölge idare mahkemesi; diğer hâllerde Danıştay tarafından yapılmaktadır. Danıştay ve bölge idare mahkemesinin bu konuda vereceği karar kesindir.
Merci tayinine gidilebilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar şunlardır:
• Deprem, sel veya yangın gibi bir hâlin mevcut olması ve bu gibi fiilî engellerin mahkemenin davaya bakmasını imkânsız hâle getirmesi; • Başka bir hâkimle davayı sürdürmenin mümkün olmadığı hâllerde hâkimin reddi veya davadan çekilmesi gibi hukukî engellerin mevcut olması ile davaya bakılamaması; • İki mahkemenin yargı çevresi sınırlarında tereddüt edilmesi veya iki mahkemenin de aynı davaya bakmaya karar vermiş olmasıdır.
Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması
Bağlantılı Davalar-Davaların Birleştirilmesi: Genel yetki kuralının ikinci istisnası, bağlantılı davalardır. Bağlantılı davalar, aynı maddî veya hukukî sebepten doğan ya da biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte olan davalardır (İYUK.m.38/1).
Bağlantılı davalar iki sebepten kaynaklanmaktadır:
• Bunlardan birincisi, davaların aynı maddî ve/ya da hukukî sebepten doğmuş olmasıdır. Vergilendirme işlemlerinde maddî sebep, davaların aynı tür vergiyi doğuran olayın meydana gelmesinden kaynaklanmasıdır. Bağlantılı davaların doğmasında hukukî sebep ise olaya aynı hukuk kurallarının uygulanması gerekliliğidir. Örneğin, bir limitet şirketin vergisini ödeyememesi sebebiyle birden fazla ortaktan verginin tahsil edilmek istenmesi hâlinde açılan davalarda olduğu gibi. • Bağlantılı davaların ortaya çıkmasına yol açan ikinci durum ise davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olmasıdır. Bir mükellefe birden fazla vergiyle ilgili (gelir/kurumlar vergisi ve katma değer vergisi gibi) tarhiyat yapılması, buna örnek gösterilebilir.
Bağlantı Kararının Verilmesinde Yetki: Davaların bağlantılı dava olup olmadığına yetkili yargı organları karar verir.
• Vergi mahkemesi veya Danıştay’a veya birden fazla idare veya vergi mahkemelerine açılmış bulunan davalarda, davaların bağlantılı olup
olmadığına, ya taraflardan birinin talebi üzerine veya doğrudan doğruya davalara bakmakta olan mahkeme tarafından karar verilir. • Bağlantılı davalardan birinin Danıştay’da bulunması hâlinde yetkili yargı organının Danıştay olması sebebiyle dava dosyası Danıştay’a gönderilir. • Bağlantılı davaların, ayrı bölge idare mahkemesinin yargı çevrelerindeki mahkemelerde bulunması hâlinde dosyaların yine Danıştay’a gönderilmesi gerekmektedir. • Bağlantılı davaların aynı bölge idare mahkemesinin yargı çevresindeki mahkemelerde bulunması hâlinde ise dosyalar o yer bölge idare mahkemesine gönderilir.
Davaların Ayrılması: Birleştirilen davalar gerektiğinde ayrılabileceği gibi birlikte açılan davalar da ayrılabilir. Davaların ayrılması esası Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 167’nci maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya resen (kendiliğinden) karar verebilmektedir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder.
Dava Açma Süresi
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7’nci maddesine göre dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu süre, genel dava açma süresidir çünkü uyuşmazlığın ilgili bulunduğu özel kanunda, bu uyuşmazlık için ayrı bir dava açma süresi belirtilmişse İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen genel dava açma süresi değil, özel dava açma süresi dikkate alınarak davanın açılması gerekir.
Dava Açma Sürelerinin Hukukî Niteliği
Doktrinde ve Danıştay içtihatlarında ağırlıklı olarak benimsenen görüş, dava açma sürelerinin hak düşürücü süre olduğu yönündedir. Bu görüşün dayanağını, dava açma süresinin geçmesi hâlinde dava açma hakkının kaybedilmesi ve bu sürelerin yargı organlarınca resen göz önünde bulundurulması oluşturmaktadır.
Vergi yargılaması hukukunda kabul edilen dava açma süreleri hak düşürücü sürelere benzemekle birlikte bunların özel hukuk anlamında bir hak düşürücü süre olmadığını vurgulamakta yarar vardır çünkü dava açma sürelerinin durması veya davanın usûlüne uygun olarak açılabilmesi için ek süre verilmesi mümkündür. Bu itibarla dava açma süreleri, dava açma süresi niteliğindedir.
Dava Açma Sürelerinin Başlangıcı
Vergi, resim ve harçlar ile benzeri malî yükümler ve bunların zam ve cezalarından kaynaklanan uyuşmazlıklarda dava açma süreleri;
• Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın,
• Tebliğ yapılan hâllerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin, • Tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin,
Tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı;
• İdarenin dava açması gereken konularda ise, ilgili merci ya da komisyon kararının idareye geldiği tarihi izleyen günden başlamaktadır (İYUK.m.7/2, b).
Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla tebliğ yapılan hâllerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre son ilan tarihini izleyen günden (itibaren) on beş gün sonra işlemeye başlamaktadır.
Özel Durumlar
Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 49’uncu maddesi uyarınca, takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde değer tespitleriyle Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre-Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri hakkındaki kararlarına karşı açılacak olan davalarda, Kanunda belirtilen kamu idareleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına tanınmış bulunan dava açma süresi on beş gündür.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu’nun 15’inci maddesi uyarınca, haklarında ihtiyati haciz uygulananlar, ihtiyati haczin uygulanma; ihtiyati haciz gıyapta uygulanmışsa ihtiyati haczin tebliğ tarihini izleyen günden başlayarak on beş gün içinde ihtiyati haciz işlemine karşı dava açabilmektedir.
AATUHK 20’nci maddesine göre hakkında ihtiyati tahakkuk işlemi üzerine ihtiyati haciz uygulanan kamu borçlusunun, ihtiyati haczin tebliği tarihini izleyen günden başlayarak on beş gün içinde dava açması mümkündür.
AATUHK 58’inci maddesi uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ edilen kişi, böyle bir borcu olmadığı ya da kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihini izleyen günden başlayarak on beş gün içinde dava açabilmektedir.
Sürelerin Hesaplanması
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 8’inci maddesine göre;
• Süreler; tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden (itibaren) işlemeye başlar. • Tatil günleri süreye dahildir. Sürenin son gününün tatil gününe rastlaması durumunda, süre tatili izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar. • Sürelerin sona ermesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa süre ara vermenin bittiği günü izleyen tarihten itibaren (günden başlayarak) 7 gün uzamış sayılır.
Dava Açılması
Vergi uyuşmazlıklarının vergi mahkemeleri tarafından incelenip karara bağlanabilmesi için mutlaka uyuşmazlık
hakkında bir davanın açılmış olması gerekmektedir çünkü yargı organları herhangi bir uyuşmazlığa resen (kendiliğinden) bakma yetkisine sahip değildir. Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin davalar, Danıştay ya da vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.
Dilekçelerin Verileceği Yerler
Dilekçelerin verileceği merciler Kanun’da sayılmaktadır. Buna göre, dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak,
• Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya • Bunlara gönderilmek üzere vergi ve/ya da idare mahkemesi başkanlıklarına, • Vergi ve/ya da idare mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hâkimliklerine veya • Yabancı ülkelerde Türk Konsolosluklarına verilebilir (İYUK.m.4).
Dilekçe Hakkında Uygulanacak İşlemler
Dava dilekçesi almaya yetkili makamlara verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhâl kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır. Davacılara, kayıt tarih ve sayısını gösteren imzalı ve mühürlü, pulsuz bir alındı kâğıdı verilir (İYUK.m.6/1-2).
Yetkili mahkeme dışında dilekçe kabul edebilen yerlere verilen dilekçeler, en geç üç gün içinde Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderilir. Bu yerlerde harç pulları bulunmadığı takdirde bunlara karşılık alınan paraların miktarı ve alındı kâğıdının tarih ve sayısı dilekçelere yazılır (İYUK.m.6/3).
Davanın açılmış sayılması için dilekçenin dava açılan mahkemede veya Kanunda (İYUK.m.4) belirtilen diğer mercilerde harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere kaydedilmesi şarttır. Harç veya posta ücretlerinin eksik olmasına rağmen dilekçe deftere kaydedilmişse dava yine açılmış sayılır.
Davanın Açılmasının Sonuçları
Dava açılması ile meydana gelen hukukî ilişkiden doğan sonuçların bir kısmı maddî hukuk; bir kısmı da yargılama hukuku ile ilgilidir.
Yürütmenin Dur(durul)ması
Kural olarak Danıştay’da, idare ve/ya da vergi mahkemelerinde dava açılması; dava edilen idarî işlemin yürütülmesini durdurmamaktadır (İYUK.m.27/1).
İdarî/vergi yargı(sın)da yürütmenin yargı organları tarafından durdurulabilmesi, bazı şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için;
• idarî işlemin uygulanması hâlinde telâfisi güç veya imkânsız zararların doğması ve
• idarî işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Yazılı talep üzerine ve şartların gerçekleşmesi hâlinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmektedir. Mahkemenin kendiliğinden yürütmeyi durdurma kararı vermesi mümkün değildir.
Zaman Aşımı Süresinin Kesilmesi
Vergi hukukunda, her ikisi de beş yıllık süreye bağlı olan biri tarh zaman aşımı ve diğeri de tahsil zaman aşımı olmak üzere iki tür zaman aşımı bulunmaktadır. Dava açılmasının maddî hukuk yönünden doğurduğu en önemli sonuç, zaman aşımını kesmesidir. Dava açılmakla dava konusu olan hakkın zaman aşımına uğraması önlenmiş olmaktadır ancak tarh zaman aşımı yönünden, dava açılmasının zaman aşımına ne gibi etkilerinin olduğuna ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, dava açılmasının zaman aşımını kesme etkisi/sonucu, tarh zaman aşımı yönünden söz konusu değildir. Ayrıca, tahsil zaman aşımı yönünden de dava açılmasının yalnız başına zaman aşımını kesme- durdurma etkisi bulunmamaktadır çünkü Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda, yargılama sürecine ilişkin tahsil zaman aşımını kesen hâller olarak “İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi” ile “Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi” (AATUHK.m.103/7, 9) sayılmaktadır.
Derdestlik
Davanın derdest olması, dava açılmakla birlikte davanın görü(şü)lmeye başlanması anlamına gelmektedir. Bu bakımdan, davanın derdest hâle gelmesiyle aynı konuda aynı sebeplere dayanarak ve aynı kişiler tarafından başka bir mahkemede dava açmak mümkün değildir. Bir mahkemede açılmış olan bir dava, başka bir mahkemede tekrar açılırsa karşı taraf derdestlik iddiasında bulunabilir. Mahkeme, derdestlik iddiasını kabul ederse ikinci dava açılmamış sayılır ancak davanın reddine karar verilemez.
İddia ve Savunmanın Sınırlandırılması
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16’ncı maddesinin 4’üncü fıkrasındaki “Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler.” hükmü ile sonradan ibraz edilen belgelerin kabulünü mahkemenin takdirine bırakan 21’inci maddedeki düzenlemeden hareket edilerek iddia ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağının var olduğu kabul edilmektedir. Bu yasağın gerekçesi olarak davaların uzamasının engellenmesi yani çabukluk ilkesi üzerinde durulmaktadır.
Hüküm Verme
Her mahkeme, önüne gelen davaya bakmak ve uyuşmazlık hakkında karar vermekle yükümlüdür. Bu bakımdan, vergi davalarında da mahkeme, Anayasa hükmüne uymak ve uyuşmazlık hakkında karar vermek zorundadır.