MLY206U-ULUSLARARASI TİCARETTE VERGİLENDİRME
Ünite 8: Uluslararası Ticarette Vergi Uyuşmazlıkları ve
Gümrük Uyuşmazlıklarının Çözümü
Giriş
Uluslararası ticareti gerçekleştiren ekonomik aktörlerin ya da bu doğrultuda yapılan işlemin farklı devletlerce vergilendirmek istenmesi, ticari işlemi gerçekleştiren aktör ile gümrük idaresinin prosedürel ya da hukuki süreçte karşı karşıya gelmeleri veya uluslararası ticarete taraf olan aktörlerin çıkarları arasındaki ihtilaflar uluslararası düzlemde yaşanan uyuşmazlıklardan sadece bir kaçıdır. Bu bölümde genel olarak uluslararası ticarette yaşanan idari ve mali uyuşmazlıklar ile çözüm yollarına değinilmektedir.
Uluslararası Ticarette Uyuşmazlıklar
Uluslararası Ticarette İdari ve Mali Uyuşmazlıklar
Kendi ülke sınırları içerisinde vergilendirme yetkisine sahip olan bir devlet, hangi konuyu ve/ veya mükellefi vergilendireceğine egemenlik gücü doğrultusunda karar verecektir. Bu çerçevede devletler, vergi kanunlarını kendi mali sınırları içerisindeki yerli ya da yabancı tüm ekonomik aktörlere uygulayabilecekleri gibi kişilerin uyruğunu dikkate alarak sadece kendi vatandaşlarını vergilendirebilirler. Ancak farklı ülkelerde ekonomik işlem yapabilme imkanlarına sahip bir mükellefin ya da gerçekleştirdiği işlemin hangi ülke tarafından vergilendirileceği olgusu uyuşmazlığın odağını oluşturmaktadır. Nihayetinde böylesine bir ortamda farklı devletlerin muhatap olduğu aynı vergi konusunun ya da mükellefin aşırı vergilendirilmesi, yani çifte vergilendirme sorunsalı ile karşı karşıya kalınacaktır. Uluslararası düzeyde yaşanan vergi uyuşmazlıklarının en önemli nedeni ise taraf ülkelerin karşılıklı olarak vergilendirmeyle ilgili çıkarlarının çatışmasıdır. Yaşanan çatışmanın giderilebilmesi açısından ülkeler aralarında karşılıklı anlaşma yoluna gidilebilmektedirler. Bunun yanında ulusal ya da uluslararası düzeyde yargı mercilerine başvurulması ya da tahkime gidilmesi de söz konusu olabilmektedir.
Uluslararası vergi uyuşmazlığı, farklı devletler ya da vergiye taraf olan ekonomik aktörler arasında vergiyi doğuran olay, mükellefiyet, verginin konusu, tarifesi ya da vergilendirme süreciyle ilgili başlıklarda ortaya çıkan uyuşmama durumudur.
Uluslararası ticareti etkileyen uyuşmazlıklar farklı devletler arasında olabileceği gibi ulusal düzeyde gümrük idaresi ile mübadele sürecini gerçekleştiren aktörler arasında gümrük yükümlülükleri kaynaklı olarak “gümrük uyuşmazlığı” başlığı altında da ortaya çıkabilir.
Uluslararası Vergi Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yöntemleri
Genel olarak uluslararası vergi uyuşmazlığı, iki ya da daha fazla devlet veya devletler ile özel hukuk kişileri arasındaki anlaşmazlıklar sonucunda doğabilmektedir. Aynı ekonomik aktör ya da konu üzerinden iki veya daha fazla vergi alınması, bir yandan vergi yükünü artırırken diğer yandan da uluslararası ticareti olumsuz yönde etkileyecektir. Bu çerçevede ülkeler arasında yaşanan uyuşmazlıkların çözümü için karşılıklı anlaşmalar
yapılmakta, ulusal ve/veya uluslararası düzeylerde çeşitli mekanizmalar geliştirilmektedir.
Devletler arasında yaşanan vergi uyuşmazlıkları, karşılıklı imzalanan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının farklı yorumlanması ya da uygulanmasından kaynaklanabileceği gibi vergilendirilmek istenen aktör ya da konunun anlaşma kapsamında yer almaması nedeniyle de yaşanabilmektedir. Bunun yanında ekonomik aktör ile devletler arasındaki uyumsuzluklar ise spesifik olarak özel hukuk kişisinin temel haklarının ihlali ya da yapılan anlaşmalara uyulmaması gibi gerekçelerle açığa çıkmaktadır.
Kârlarını maksimize etmek isteyen yabancı özel hukuk kişileri ile bu aktörleri hem yatırımcı hem de vergi kaynağı olarak gören devletler arasında idari ya da mali konularda çeşitli uyuşmazlıklar yaşanabilmektedir. Söz konusu uyuşmazlıklarının giderilebilmesi açısından uluslararası ticari tahkim gibi müesseselerden yararlanılabilmektedir. Bunun yanında, bir vergi konusunun ya da uluslararası ticarete taraf olan vergi yükümlüsünün aynı vergilendirme döneminde birden fazla devletçe vergilendirme sürecine dahil edilmesi de uluslararası vergi uyuşmazlığı olarak değerlendirilmektedir. Bahse konu uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla taraf devletler arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları imzalanmaktadır.
Yine imzalanan anlaşmanın taraf devletlerce yorumlama ya da uygulama aşamasında farklılıklar yaşanması veya dinamik sosyo-ekonomik koşulların anlaşmanın kapsamı dışındaki yeni sorunları gündeme getirmesi hallerinde de uluslararası vergi uyuşmazlıkları ile karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda değerlendirilebilecek başlıklar çok uluslu şirketlerde şirketin mükellefiyet türünün belirlenmesi ya da transfer fiyatlandırması uyuşmazlıkları gibi spesifik konuları içermektedir. Genel olarak transfer fiyatlandırması, uluslararası ticarette taraf olan bir kurumun ilişkili kişi ya da kurumlarla mal veya hizmet alım ya da satımı işlemlerinde uyguladığı fiyatı ifade etmektedir. Transfer fiyatlandırması süreci nedeniyle yaşanan vergi uyuşmazlıklarının çözümü maksadıyla taraf devletler arasında “karşılıklı anlaşma usulü” uygulanabilmektedir. Ancak yaşanan uyumsuzluk konularındaki artış, bu başlıkların çözümünde karşılıklı anlaşma usulünün gecikmeli ve yetersiz bir araç olarak değerlendirilmesine de neden olmaktadır. Bu gerekçeyle uluslararası tahkim modellerinin geliştirildiği görülmektedir.
Gümrük Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yöntemleri
Gümrük uyuşmazlıkları, gümrük işlemlerinde herhangi bir idari ya da mali aşama veya uygulamanın yürürlükteki hukuki kurallara ve prosedürlere uygunluğunun değerlendirilmesinde yaşanır. Uyuşmazlığın tarafları gümrük idaresi ile işleme muhatap ekonomik aktördür. Uyuşmazlığa konu olan şey ise genel itibariyle idarece gerçekleştirilen prosedürel işlem, inceleme, denetim ya da soruşturma aşamalarında ortaya çıkabilmektedir. Her çeşit gümrük işlemlerinde, ürünün ithal edildiği ya da üretildiği
yerin tespitinde, değerinin belirlenmesinde, gümrük vergisi mükellefiyetinin başlatılmasında, vergilendirme sürecine ilişkin aşamalarda, tahakkuk eden verginin hesaplanmasında, gümrük işlemleriyle ilgili idari süreçlerde ya da mevzuata aykırılığı ileri sürülen edimler için cezai müeyyide uygulanmasında gümrük uyuşmazlıkları yaşanabilmektedir.
Ülkemizde gümrük idaresi ile yükümlü ya da işleme taraf olan aktör arasında yaşanacak olası uyuşmazlıkların çözümü için hukuki zeminde çeşitli düzenlemeler geliştirilmiştir. Söz konusu düzenlemelere göre idare ile yükümlü arasında yaşanacak gümrük uyuşmazlıkları genel itibariyle iki yoldan çözüme kavuşturulabilir; i) İdari çözüm yolları ve ii) Yargısal çözüm yolları.
İdari Çözüm Yolları
İdari çözüm yolları, gümrük idaresi ile yükümlü ya da ceza muhatabı arasında yaşanacak uyuşmazlığın yargı yoluna başvurulmaksızın giderilmesini hedeflemektedir. Gümrük uyuşmazlıklarında, yükümlü ya da ceza muhatabının uyuşmazlık nedeniyle yargı yoluna başvurabilmesi için idari yollardan çözümün sağlanamamış olması gerekir. İdari çözüm yolları pişmanlık, itiraz, uzlaşma ve peşin ödeme indirimidir.
Pişmanlık
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234’üncü maddesi genel olarak serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle ithalat rejimi uygulanan eşyalar için gerçekleştirilen beyan ile muayene ve denetleme ya da teslimden sonra yapılacak kontrol sonrasında belirlenen usulsüz işlemlere karşı uygulanacak idari işlemler, müeyyideler ve para cezalarını düzenlemektedir. Bu madde kapsamında mükelleflerin beyanlarındaki eksiklik ya da hatalar nedeniyle kısmen veya tamamen ödemedikleri parasal yükümlülükleri yerine getirebilmeleri, eksiklik ya da hataları düzeltebilme imkanları bulunmaktadır. Pişmanlık müessesi olarak değerlendirilebilecek bu olanaktan yararlanılabilmesi için ön koşul, Kanun maddesinde belirtilen aykırılıkların gümrük idaresince tespitinden önce beyan sahibince idareye bildirilmesidir.
Pişmanlık müessesesi, gümrük yükümlülüğü kapsamında ödenmesi gereken ithalat vergilerinde de uygulanabilmektedir. Kanunun 194’üncü maddesinde geçen ithalat vergilerinin belirlenen tarih ve vadede ödenmemesi ya da eksik ödenmesi durumlarının gümrük idarelerinin gerçekleştireceği kontrol sonrasında tespiti halinde, ödenmesi gereken ithalat vergisi faizi ile birlikte tahsil edilecek ve söz konusu vergilerin dörtte biri tutarında da para cezasına hükmedilecektir. Ancak mükellefin hiç ödemediği ya da eksik ödediği ithalat vergisini gümrük idaresinin tespiti öncesinde bildirmesi durumunda sadece eksiklik giderilecek ve para cezasına hükmedilmeyecektir.
Gümrük Kanunu’nun 234’üncü maddesinde vergi kaybına neden olabilecek işlemler için uygulanacak cezalar ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Aynı maddeye göre gümrük idaresince tespitinden önce bahse konu aykırılıkların beyan sahibince
idareye bildirilmesi durumunda belirtilen cezalar yüzde on oranında uygulanacaktır.
İtiraz
İdari çözüm yollarından bir diğeri olan “İtiraz”, Gümrük Kanunu’nun 242 ve 243’üncü maddeleri ile Gümrük Yönetmeliği’nin 585 ve 590’ıncı maddeleri arasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu müesseseye göre işleme taraf olan aktör, gümrük idaresince karara bağlanarak kendine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı itiraz yoluna gidebilir. İtiraz yolu, işlemi gerçekleştiren ekonomik aktörün hatalı ya da yersiz olarak değerlendirdiği karar, yükümlülük veya yaptırımın idarece tekrardan ele alınmasına ve incelenmesine aracı olmaktadır. Mükellef tarafından itiraz konusu olarak değerlendirilecek hususlar; gümrük vergisinin konusu, matrahı, tarifesi ya da vergilendirme sürecinin diğer bileşenlerini içerebileceği gibi idarenin resen aldığı ve mükellefi doğrudan etkileyen bir karara veya idarece belirlenen cezai müeyyideye dayanabilmektedir.
İdari çözüm yollarından uzlaşma müessesesi tercih edilmişse uzlaşma görüşmeleri devam ettiği sürece itiraz yoluna başvurulması mümkün değildir. Yine idareyle uzlaşmaya varılan bir konu üzerine ya da pişmanlıktan yararlanılan cezalar için itiraz yoluna gidilemez. Ayrıca mükellefin idareye verdiği beyannameye dayanılarak yapılan hesaplamalara ve belirlenen gümrük vergilerine itiraz söz konusu değildir.
İtirazla İlgili Genel Süreç: 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na göre yükümlüler, gümrük idaresince kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde bir üst makama, üst makam bulunmuyorsa aynı makama verecekleri dilekçe yoluyla itirazlarını gerçekleştirebilirler.
Gümrük Yönetmeliği’ne göre mükellefçe sunulan itiraz dilekçesini alan gümrük idaresi, itiraza ilişkin dilekçeyi öncelikle şekil yönünden inceleyecektir. Şekil koşullarında noksanlık olması durumunda başvuru reddedilerek yükümlüye bildirilecektir. Bir üst makama sunulmak üzere verilen itiraz dilekçeleri ise ilgili gümrük idaresinin inceleme, görüş ve önerileri ile gerekli bilgi ve belgeler eşliğinde üst makama iletilecektir. Ayrıca Gümrük Kanunu’na göre, itiraz dilekçesi, süresi içinde yanlış makama verilirse itiraz süresinde yapılmış sayılacak ve ilgili idarece yetkili makama ulaştırılacaktır.
Mükellefçe gerçekleştirilen ve idareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilecektir. İtirazın karara bağlanması aşamasında, uyuşmazlık ya da anlaşmazlığa esas teşkil eden beyanname ve diğer her türlü bilgi, belge ile eşyadan alınacak örnekler incelenecektir. Ancak otuz günlük zaman zarfında karar alınamamış ise Gümrük Kanunu’nun 6’ıncı maddesi gereği bu süre aşılabilmektedir.
İtirazın Sonuçları: Gümrük idaresince gerçekleştirilen işlem ve eylemler için itirazlarda, mükellefçe yapılan itirazın kabulü ve haklılığı söz konusu olduğunda,
uyuşmazlık konusu olan gümrük vergisi ve/veya cezaların tamamının ya da belirli bir kısmının iptali mümkün olacaktır. Ne var ki itirazın reddi halinde ise mükelleflerin ret kararına uyarak gerekli edimleri yerine getirmeleri ya da süresi içinde yargı yoluna gitmeleri gerekecektir. Bunun yanında itirazı idarece değerlendirilerek karara bağlanmış bir mükellefin uzlaşmaya gitme ihtimali de ortadan kalkmaktadır.
Uzlaşma
Uzlaşma, gümrük idaresi ile işleme taraf olan ekonomik aktör arasındaki uyuşmazlık konularının diğer hukuki yollara başvurulmaksızın, karşılıklı yapılacak görüşmeler ile çözümlenmesini amaçlayan bir uygulamadır. 4458 sayılı Kanun’un 244’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Gümrük Kanunu’nun ilgili maddesine göre idarece gerçekleştirilen ek tahakkuk ve ceza kararlarına bağlı olarak belirlenen alacaklar için yükümlü veya ceza muhatabınca uzlaşma başvurusunda bulunulabilecektir. Dolayısıyla uzlaşma müessesinde bir zorunluluk bulunmamakta, süreç yükümlü ya da ceza muhatabının tercihine bağlı olarak işlemektedir. 4458 sayılı Kanun’un 244’üncü maddesine göre uzlaşma kapsamındaki konular üç başlık altında ifade edilmiştir. Buna göre;
• Yükümlünün vermiş olduğu beyanı ile idarece gerçekleştirilen tespit sonucunda belirlenen farklılıklara ilişkin yükümlüye tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları, • İdarece tespitinden önce beyan sahibince bildirilen farklılıklara ilişkin yükümlüye tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları, • Gümrük Kanunu ve ilgili diğer kanunlara bağlı olarak gümrük idaresince düzenlenen idari para cezaları
idare ile yükümlü ya da ceza muhatabı arasında gerçekleştirilecek uzlaşmanın kapsamındadır.
Yükümlü ya da ceza muhatabı tarafından uzlaşma talebi, henüz itiraz başvurusu yapılmamış ya da itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ile idari para cezaları için tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde yapılacaktır. Taraf ekonomik aktörlerin bu istekleri ise gümrük uzlaşma komisyonları tarafından değerlendirilecektir. Gümrük uzlaşma komisyonlarının çalışmaları gizlilik esasıyla yürütülmektedir. Ayrıca uzlaşma tutanakları kesin olup gereği işlem idarece derhal yerine getirilecektir. 4458 sayılı Kanuna göre vergi yükümlüsü veya ceza muhatabı idareyle üzerinde uzlaştıkları ve tutanak ile belirlenen konular hakkında dava açamayacağı gibi hiçbir yetkili kuruma da şikâyette bulunamayacaktır. Uzlaşmaya varılan gümrük vergileri ve cezaların ödenmesi gereken süre, uzlaşma tutanağının idarece yükümlü ya da ceza muhatabına tebliğinden itibaren bir aydır.
Peşin Ödeme İndirimi
Bu uygulama, sadece idarece mükellef aleyhine tahakkuk ettirilen para cezalarını kapsamaktadır. Peşin ödeme
indirimi yapısal olarak 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17’nci maddesinde düzenlenen bir yöntemdir. Kabahatler Kanunu’na göre ekonomik aktörlerin üzerlerine tahakkuk ettirilen para cezalarına karşı idari ya da hukuki yollara başvurmaksızın, kesilen cezayı kabul etmeleri halinde toplam ceza tutarının dörtte üçünü ödemeleri mümkündür. Bu çerçevede gümrük uyuşmazlıklarında peşin ödeme indiriminden yararlanılabilmesi için üç koşuldan söz edilebilir. Öncelikle sadece para cezaları için peşin ödeme indiriminden yararlanılabilmektedir. İkincisi, işlem muhatabı ekonomik aktörün yapılan işleme ilişkin idari ya da hukuki yollara başvurmamış olmasıdır. Son koşul ise ekonomik aktörün, idarece üzerine tahakkuk ettirilen tutarı Kanunda gösterilen vadede ödemesidir.
Gümrük Uyuşmazlıkları ve Yargısal Çözüm Yolları
Gümrük uyuşmazlıklarının idari yollarla çözüme kavuşturulamaması durumunda, uyuşmazlık konusu işlemler yargı mercilerine taşınabilmektedir. Şayet idare ile ekonomik aktör arasındaki uyuşmazlık konusu Gümrük Kanunu ya da diğer ilgili mevzuatta belirtilen vergi yükümlülüğü dışındaki idari bir işlem ve/veya eylemler ile ilgili ise idare mahkemeleri aracılığıyla yargısal çözüm yolları aranabilecektir. Uyuşmazlık konusunun vergi ve vergiye bağlı cezai yaptırımlar olması durumunda ise işleme taraf olan ekonomik aktör çözüm amacıyla vergi mahkemelerine başvurabilecektir.
Gümrük uyuşmazlıklarında yargısal çözüm müesseselerinin kullanılması halinde “davalı” işlemi yapan gümrük idaresi iken “davacı” ise işleme taraf olan yükümlü ve/veya vergi cezasına muhatap olan ekonomik aktördür. Gümrük idaresi, gerek Gümrük Kanunu gerekse 6183 sayılı Kanun gibi diğer hukuki düzenlemelere dayanarak yükümlünün aleyhine olabilecek bir vergilendirme işlemini gerçekleştirebilir. Böylesine bir durumda idari çözüm yollarını tüketen yükümlü uyuşmazlık konusu işlemi yargısal sürece taşıyacak ve çözüm arayışına devam edecektir. 2576 sayılı “Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun”a göre gümrük idaresi ile yükümlü ya da ceza muhatabı arasındaki uyuşmazlığın çözümünde, uyuşmazlık konusu işlem ya da eylemi yapan veya vergilendirme sürecini gerçekleştiren gümrük idaresinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesi yetkilidir.
Vergi mahkemelerinde genel dava açma süresi olayın gerçekleştiği ya da itiraz yollarının tüketildiği tarihten başlamaktadır. Gümrük uyuşmazlıklarında da özel kanunla farklı bir uygulama olarak belirlenmediği takdirde dava açma süresi otuz gündür. Bahse konu süre içerisinde yükümlü ya da ceza muhatabı usulüne uygun olarak hazırlayacağı bir dilekçe ile vergi mahkemesine dava açabilmektedir. Dava dilekçesinde, davacı taraf olan ekonomik aktör, davalı idare ve idarenin gerçekleştirdiği işlemler, dava konusu karar ile diğer eylemlerin yanı sıra olayın muhtevasıyla ilgili açıklamalara yer verilecektir. Dava açılmasıyla vergi ve cezaların tahakkuk ve tahsilleri dava sonuna kadar durmaktadır. Davanın en geç altı ay
içinde nihayete erdirilmesi gerekmektedir. Dava sonucunda vergi mahkemesi, yükümlü veya ceza muhatabı lehine karar verebileceği gibi gümrük idaresi lehine de karar verebilir. Her olasılık dahilinde yargı organlarınca verilecek kararların otuz gün içerisinde yerine getirilmesi zorunludur.
Vergi mahkemesince gümrük idaresi ile taraf ekonomik aktör arasında yaşanan uyuşmazlığa ilişkin verilen kararın hukuka aykırılığını iddia eden davalı ya da davacı, mahkeme kararının aynı yargı organınca ya da üst yargı merciince incelenmesini kanunen talep edebilecektir.
Olağan Kanun Yolları
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45’inci maddesine göre idarenin ya da vergi mahkemelerinin gümrük uyuşmazlığı neticesinde vermiş olduğu bir nihai kararlara karşı işlem veya davanın tüm tarafları, kararın kendilerine tebliğinden itibaren otuz gün içerisinde istinaf başvurusunda bulunabilir. Yasal süre dahilinde istinaf başvurusunun gerçekleştirileceği yargı birimi kararı alan vergi mahkemesinin yargı çerçevesindeki bölge idare mahkemesidir. Yetkili bölge mahkemesi istinaf başvurusuna konu başlık ile ilgili esas hakkında karar verecektir. Bölge idare mahkemesinin bu durumda önünde iki alternatif vardır. Bunlardan birincisi, ilk aşamada verilen kararın doğruluğuna ilişkindir. Diğeri ise gümrük uyuşmazlığı için verilen karara istinaf başvurusunun haklı bulunması ya da ilgili davanın görevsiz hakimce görülmesi halinde ise alınan kararın bozulması şeklinde ortaya çıkacaktır. Bu durumda dava dosyası, esas hakkında karar verilmesi üzerine görevli mahkemeye gönderilecektir. Bölge idare mahkemesinin iki alternatif olasılık dahilinde almış olduğu karara karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün değildir.
Gümrük uyuşmazlıklarında davanın tarafları, 2577 sayılı Kanun’un 46’ncı maddesine göre bölge idare mahkemelerinin gördükleri davalarda alınan kararlara karşı yine otuz gün içerisinde temyiz başvurusu yapılabileceklerdir. Benzer şekilde Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak vermiş oldukları kararlara karşı da aynı süre içinde temyiz yoluna gidilebilir. Genel olarak davaya taraf olan aktörler, i) mahkemece görev ve yetki alanı dışında bir dava konusuna bakılması, ii) hukuka aykırı mahiyette karar verilmesi ve iii) usul hükümlerine uyulmamış olması gibi gerekçelerle temyiz başvurularını süresi içinde doğrudan Danıştay’a gerçekleştireceklerdir. Danıştay’ın ilgili birimleri temyiz incelemesi neticesinde iki alternatif karara hükmedebilir. Bunlardan ilki, bölge idare mahkemesinin ya da ilgili dava dairesinin aldığı kararın doğrudan onanmasıdır. Bir diğer alternatif karar ise temyiz incelemesi sonucunda Danıştay tarafından ilgili mahkeme kararının bozulmasıdır. Kararın bozulması halinde uyuşmazlığa ilişkin ilk kararı veren mahkeme, bozma kararına uyabileceği gibi vermiş olduğu kararında ısrar da edebilir. İlgili mahkeme bozma kararına uyar ise bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacaktır. Bölge idare
mahkemesinin Danıştay’ın bozma kararına uymaması ve kendi kararında ısrar etmesi halinde ise bu kez ısrar kararının temyiziyle karşı karşıya kalınacaktır. Böylesine bir ısrar kararında temyiz incelemesi Danıştay Dava Daireleri Kurulu tarafından değerlendirilecek ve neticeye kavuşturulacaktır. Ayrıca bu kurulun aldığı karar kesindir.
Olağanüstü Kanun Yolları
Gümrük uyuşmazlıklarına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları kanun yararına temyiz ile değişebilir. Gerçekten 2577 sayılı Kanun’un 51’inci maddesine göre alınmış bir kararın yürürlükteki hukuka aykırılığı durumunda ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine ya da resen başsavcı tarafından kanun yararına temyiz edilebilmesi söz konusu olacaktır. Temyiz talebinin Danıştay tarafından yerinde görülmesi halinde ilk derece mahkemesince alınan ve kesinleşen karar kanun yararına bozulabilmektedir. Ancak bozma kararı daha önceden kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır.
2577 sayılı Kanunun 53’üncü maddesi bir diğer olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi müessesini düzenlemektedir. Bu müessese, kararın kesinleşmesinden sonra tarafların Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden yargılamanın yenilenmesini talep edebilme imkanını doğurmaktadır. Bu yöntemden yararlanılabilmesi için; i) kararın verilmesi sonrasında zorlayıcı nedenlerle ya da lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin ele geçirilmiş olması, ii) verilen kararda esas alınan belgenin sahte olduğunun anlaşılması, iii) verilen karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak ortadan kalkması, iv) Bilirkişinin kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla tespiti, v) lehine karar verilen tarafın karara etki edecek bir hileye başvurmuş olması, vi) vekil ya da kanuni temsilci olmayan kimseler ile davanın görülerek karara bağlanmış olması, vii) kararın davadan çekinme mecburiyeti olan başkan, üye ya da hakimin katılımıyla alınmış olması, viii) Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken aynı mahkeme veya başka bir mahkeme tarafından önceki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması, ix) verilen hüküm ile İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlal edilmesi (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayanılarak) gibi hususların ortaya çıkması gerekecektir. Yargılamanın yenilenmesi talebi esas kararı veren mahkemece karara bağlanacaktır.
Gümrük uyuşmazlıklarında olağanüstü kanun yolu olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru da yapılabilmektedir. “Bireysel başvuru” müessesesi 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45’inci ve 51’inci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunun 45’inci maddesine göre, herkes Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve taraf olunan ek protokoller kapsamındaki temel hak ve özgürlüklerinden
herhangi birinin kamu gücüyle ihlal edildiği iddiasıyla bireysel olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Bireysel başvuru yapılabilmesi için temel koşul, ihlale konu olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için hukuki olarak öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olmasıdır. Gümrük uyuşmazlıklarında idarece bir idari ve/veya cezai işleme muhatap olan ekonomik aktörlerin Anayasa ile teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapma hakları vardır. Bu çerçevedeki bir başvuru, 6216 sayılı Kanunun 47’nci maddesine göre başvuru yollarının tüketildiği tarihten ya da başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Ekonomik aktörce gerçekleştirilecek bireysel başvuruda bir eksiklik olmaması ve kabul edilemezlik sebebi ya da koşullarının bulunmaması durumunda dosya esasının incelenmesi gerçekleştirilecektir. İnceleme neticesinde ekonomik aktörün temel haklarının ihlal edildiğine karar verilebileceği gibi hakların ihlal edilmediği doğrultusunda da kanaat oluşabilecektir. Şayet yapılan idari ya da yargısal işlemin ekonomik aktörün temel haklarını ihlali doğrultusunda olduğuna karar verilirse bu durumda ihlalin telafisi için yeniden yargılamanın gerçekleştirilmesi ya da ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yapılması gereken diğer işlemlere hükmedilebilir.