MLY206U-ULUSLARARASI TİCARETTE VERGİLENDİRME
Ünite 3: Uluslararası Ticaretin Vergilendirilmesi:
Gümrük Vergisi ve Türkiye Uygulaması
Giriş
Gümrük vergisi uygulaması en eski vergilerden biridir. Günümüzde sadece ithal edilen mallar üzerinden alınmaktadır, yani ihracat ve transit işlemleri gümrük vergisine tabi değildir.
Gümrük vergisini diğer vergilerden ayıran en önemli özelliklerinden biri mali amacının yani devlete gelir sağlama amacının yanında, yerli sanayiyi yabancı rekabetine karşı korumak amacının da bulunmasıdır. Bu da gümrük vergisini amacı bakımından son derece önemli bir vergi haline getirmektedir. Ancak bunula birlikte uluslararası ticaretin serbestleştiği bir dönemde gümrük vergisinin zararlı bir korumacılık etkisi göstermemesi de gerekmektedir.
Türkiye’de 5 Şubat 2000 tarihinden itibaren yeni bir Gümrük Kanunu yürürlüğe girmiştir.
Gümrük Vergisinin Tanımı
Gümrük Vergisi Kavramı
Uluslararası ticareti yapılan mallar üzerinden alınan gümrük vergileri geçmişte ithalat, ihracat ve transit ticaret işlemlerinin tümü üzerinden alınmıştır.
Ancak günümüzde gümrük vergisi hemen hemen bütün ülkelerde sadece ithalata uygulanmaktadır. İhracat ise ilke olarak gümrük vergisinden hariç tutulmaktadır. İhracat, sadece olağanüstü durumlarda vergilendirilmektedir ve bu gibi durumlarda ülkenin gereksinim duyduğu ve üretiminde rakipsiz olduğu eşyanın ihracatından gümrük vergisi alınmaktadır.
Gümrük vergisi, ithal edilen mallar üzerinden alınan ve malın maliyeti içerisinde yer alan bir vergidir. Bu sayede ithal edilen malların yurt içinde üretilen mallara göre daha ayrıcalıklı bir konuma sahip olmaları da önlenmektedir.
Gümrük Kanununda Gümrük Vergisinin Tanımı
Türkiye’nin 4458 Sayılı Gümrük Kanununda (bundan sonra Gümrük Kanunu) “gümrük vergileri; eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin bütününü” kapsayacak şekilde geniş olarak tanımlanmıştır. Türkiye’de de gümrük vergisi sadece ithalata uygulanmaktadır ve ihracattan gümrük vergisi alınmamaktadır.
Gümrük Vergisinin Tarihsel Gelişimi
Türkiye’deki tarihsel gelişimi ise Tanzimat öncesi ve Tanzimat sonrası olarak değerlendirilecektir. Çünkü Türkiye’de gümrük vergisinin tarihsel gelişiminde Tanzimat önemli bir dönüm noktasıdır.
Gümrük Vergisinin Dünyadaki Gelişimi
İlk çağlarda Yunan ve Roma ile birlikte ümrük vergisi kimi zaman mali amaçla kimi zaman da koruma amacıyla kullanılmıştır. Ancak günümüzdeki uygulamadan farklı olarak, geçmiş dönemlerde gümrük vergisi, ithalatın yanında ihracattan da alınmıştır.
Gümrük vergisinin korumacı amaçlarla kullanılması düşüncesi ilk olarak Merkantilizm döneminde gelişmiştir. Bu korumacılık fikri üç yüz yıl sonra yerini dış ticaretin serbestleştirilmesi yönündeki düşünce akımlarına (Fizyokratlar, Klasik İktisatçılar ve Manchester okulu gibi) bırakmıştır.
Dış ticaretin serbestleştirilmesi fikri (liberal görüş) etkisinin karşısına korumacılık akımı yeniden çıkmıştır. 1929 yılından sonra yaşanan ekonomik krizler ülkelerin merkantilist (yani korumacı) düşünceye dayalı gümrük politikalarına yeniden geri dönmelerine neden olmuştur.
Korumacılığın uluslararası ticaret üzerindeki olumsuz etkileri ile 1947 yılında Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması yani kısa adıyla GATT imzalanmıştır. Türkiye’nin de taraf olduğu GATT, 1995 yılında yerini halen 164 üyesi bulanan Dünya Ticaret Örgütüne (WTO) bırakmıştır.
GATT ile birlikte tarihte ilk defa karşılıklı olarak gümrük tarifelerinde indirimler yapılmasına imkân sağlanmış, uluslararası ticaretin önündeki engelleri/sınırlamaları kaldırmış, uluslararası ticaretin serbestleştirilmesine önemli derecede katkı sağlamıştır.
İkinci Dünya Savaşı sonrası 1973 yılından itibaren başlayan olumsuz ekonomik koşular ile birlikte 1980’lerde korumacılık fikri yeniden gündeme gelmiştir.
Gümrük Vergisinin Türkiye’deki Gelişimi
Türkiye açısından gümrük vergilerinin tarihsel gelişiminde Tanzimat bir kırılma noktası olmuştur.
Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde yerli tüccara % 2,5 ve yabancı tüccara ise %10 oranında uygulanan ve “Sadakat-ı Ticariye” adı verilen bir vergi uygulanmıştır.
Osmanlı döneminde hem ithalat, hem ihracat, hem yurt içi tüketim ve hem de transit işlemleri gümrük vergisine tabi tutulmuştur.
Cumhuriyet Dönemi ile birlikte bu vergilerin üçü kaldırılmış ve gümrük vergisi sadece ithalattan alınan bir vergi haline gelmiştir.
Gümrük vergisinin tahsilinde temel yöntem olarak iltizam usulü kullanılmıştır, yani gümrük vergilerinin tahsili belli bir süreliğine mültezim denilen kişilere bırakılmıştır.
Türkiye’de 1973 yılından itibaren uygulanan 1615 Sayılı Eski Gümrük Kanunu 5 Şubat 2000 tarihinden itibaren yerini 4458 sayılı Yeni Gümrük Kanununa bırakmıştır. Dolayısıyla Türkiye’de gümrük vergisinin uygulaması 4458 Sayılı Yeni Gümrük Kanunun gümrük yükümlülüğüne ayırılan dokuzuncu kısmı esas alınarak açıklanacaktır.
Gümrük Vergisinin Özellikleri
Gümrük vergisi ithalattan alınan dolaylı bir vergidir. Bu sebeple ödenen gümrük vergisinin malın fiyatı içerisinde kullanıcı ya da tüketiciye yansıtılması mümkün olabilmektedir.
İdari Yönden Esneklik
Gümrük vergileri, diğer vergilere göre idari yönden daha esnektir.
Amaçlara Ulaşmada Etkinlik
Gümrük vergileri ekonomik gelişmenin amaçlarına ulaşmada etkilidir. Ekonomik gelişme için nispeten önemsiz olan lüks mallar ve sermaye mallarının ithalatının gümrük vergileri sayesinde sınırlandırılması mümkün olmaktadır.
Yurt İçi Üretimi Teşvik Etmek
Gümrük vergileri yurt içinde uygulanmadığı için, yurt içi üretime müdahale olasılığı zayıftır. Sermaye mallarında farklı gümrük vergisi oranları uygulamak suretiyle, çeşitli endüstrilerdeki yatırımları etkilemek mümkündür. İthal edilen ürünlerin yurt içinde üretilmesini teşvik etmektedir.
Eşitlik Amacına Hizmet Etmek
Düşük gelir gruplarından ziyade yüksek gelir gruplarının tükettiği mallar ithal edildiği sürece, gümrük vergisi yüksek gelir gruplarının daha ağır vergi yükü taşımaları için etkin bir araç olarak kullanılabilecektir. Bu sayede eşitlik ilkesine hizmet edilmektedir.
Gümrük Vergisinin Amaçları
Gümrük vergisinin amaçları; devlete gelir sağlamak, yerli sanayiyi yabancı rekabetine karşı korumak ve gümrük vergisinin üçüncü bir amacı da bazı ülkelerle olan ticareti geliştirmektir.
Devlete Gelir Sağlamak
Gümrük vergisinin ilk amacı devlete gelir sağlamaktır. Gelirleri artırmak için sadece ülkede üretilmeyen ancak ülkeye girişi kolaylıkla izlenebilen mallar üzerine vergi konulmalıdır. Bu amaçla uygulanan gümrük tarifesine gelir amaçlı gümrük tarifesi denir.
Gelir sağlama amacı güden bir gümrük tarifesi, elde edilen geliri maksimize etmelidir. Bunun için gümrük vergisinin oranı, birim başına maksimum gelir sağlanacak şekilde ayarlanmalıdır.
Eğer mal yurt içinde üretilmiyorsa ve özellikle de talebi nispeten esnek ise gümrük vergisinin oranı düşük olmalıdır. Bir malın talebinin oldukça inelastik olması halinde ise ithalat yüksek gümrük vergisi oranlarından daha az etkilenecektir.
Talep esnekliği, fiyat değişikliği karşısında, tüketicilerin bu değişikliğe karşı satın aldıkları miktarı değiştirmek şeklinde gösterdikleri tepkinin şiddeti ifade etmektedir.
Yerli Sanayiyi Korumak
İthal edilen mallar üzerine konan bir gümrük vergisi, söz konusu malları yurt içindeki tüketiciler için daha pahalı hale getirir ve yurt içinde üretilen mallar ile rekabet etme şansını azaltır. İthal edilen mallar üzerine bu nedenle gümrük vergisi konulmaktadır.
Korumacı bir gümrük tarifesinin temel amacı, ithal edilen malların fiyatlarını yükseltmek ve bu sayede alıcıların yurt içerisinde üretilen rakip malları satın almasını sağlamaktır.
Gümrük vergisinin en olumsuz ekonomik etkisi, arzulanmayan korumacılıktır.
Gümrük vergisi ithalat üzerine konur, yurt içinde üretilen ikame ürünler ise vergiye tabi tutulmaz. Böylece yurt içinde üretilen ürünlerin lehine bir ayrımcılık doğar.
Korumacılık esnetildiğinde ise bu sefer de fiyatlar yapay olarak yükselir (yani enflasyon) ve sanayi bundan olumsuz olarak etkilenir. Dolayısı ile en güzel çözüm arzu edilmeyen korumacılığa son vermek ve fiyatları dünya fiyatlarına uygun seviyelere indirmektir.
Ödemeler Bilançosuna Katkı Sağlamak
Ödemeler bilançosundaki açıkların azaltılması ya da ortadan kaldırılmasına yardımcı olmaktır. Dış ödemeler bilançosunun lehe çevrilmesi, ülkenin; ihraç ettiği malları daha pahalıya satması, ithal ettiği ürünleri ucuza mal etmesi ya da her ikisini birlikte gerçekleştirmesi ile mümkündür.
İthalat açısından bakıldığında, bir malın dünya fiyatının ilgili ülkenin talebinden etkilenmeyeceği bir durumda, bu ülkenin malın fiyatını değiştirerek dış ticaret hadlerini lehine çevirmesi imkânsızdır.
İlgili ülke talebi dünya fiyatlarını etkiliyor ise o takdirde ithalata konacak gümrük vergileri ithal mallarının yurt içi fiyatını yükseltecek ve ithalat talebini kısacaktır. Talepteki bu azalış, dünya fiyatını düşürecek ve eğer ithal edilen malın fiyatı aynı kalıyorsa dış ticaret hadleri iyileşmiş olacaktır
Gümrük Vergisinin Türkiye Uygulaması
Verginin Konusu
Gümrük Kanununda gümrük vergisinin konusu, “Türkiye Gümrük Bölgesine giren ve Türkiye Gümrük Bölgesinden çıkan eşya ve taşıt araçları” olarak belirlenmiştir.
Gümrük Kanununda gümrük vergisinin konusu ihracatı da kapsayacak şekilde geniş olarak tanımlanmıştır. Ancak Gümrük Kanununda ihracatta gümrük vergisi alınacağı yönünde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu bağlamda sadece “Türkiye’ye ithal edilen yani Türkiye Gümrük Bölgesine giren eşya ve taşıt araçları” gümrük vergisine tabidir. Burada eşya, taşınır nitelikteki “her türlü madde, ürün ve değeri” ifade etmektedir.
Vergiyi Doğuran Olay
Gümrük vergisinde vergiyi doğuran olay, eşyanın serbest dolaşıma girmesi halinde gerçekleşir. Serbest dolaşıma giriş, ticaret politikası önlemlerinin uygulanması, eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması ve kanunen ödenmesi gereken vergilerin tahsil edilmesidir.
Eğer bir eşya yurda sokulmamış ise yani herhangi bir rejim beyanında bulunulmamış ise vergiyi doğuran olay gerçekleşmeyecektir. Vergiyi doğuran olay, eşyanın
kesin/geçici ithali hallerinde söz konusudur. Eşyanın Kanuna aykırı olarak; Gümrük Bölgesine girmesi ya da serbest bölgeden, bir başka yere gitmesi durumunda, girdiği veya çıkarıldığı tarihte, gümrük vergisi doğacaktır.
Vergi Yükümlülüğü
Gümrük yükümlülüğünü yerine getirmelidir:
i. Yerleşim yeri Gümrük Bölgesi’nde bulunan bütün gerçek kişiler, ii. Gümrük Bölgesinde işyeri, iş merkezi veya şubesi bulunan tüzel kişiler ve iii. Tüzel kişiliği olmamakla birlikte hukuki tasarrufta bulunma yetkisi olan kişi ortaklıkları.
Gümrük vergisinin ödenmesinde aynı verginin ödenmesinden birden çok kişi sorumlu ise bunlar gümrük vergisinin ödenmesinden hep birlikte yükümlü tutulmaktadır.
Gümrük vergisi yükümlülüğü gümrük giriş beyannamesinin tescil edildiği tarihte başlamaktadır.
Vergi yükümlülüğünün yerine getirilmemesi;
i. Eşyanın özelliklerine bağlı nedenlerden, ii. Beklenmeyen hal/mücbir sebepten ya da iii. İdarenin izninden kaynaklanıyorsa her üç durumda da hangi bir vergi mükellefiyeti doğmayacaktır.
Gümrük vergisinin yükümlüsü normal olarak beyan sahibidir.
Gümrük vergisi ödemekle yükümlü olanların vergi idaresinden bağlayıcı tarife ve bağlayıcı menşe bilgisi talep etme hakları vardır. Geçerlilik süreleri; tarife bilgisi için 6, menşe bilgisi için 3 yıldır.
Vergi Matrahı
Gümrük Kanununda matrah kavramının yerine gümrük kıymeti kullanılmaktadır. Bunun nedeni matrahın tespitinde advalorem sistemin ağırlık kazanmasıdır. Günümüzde gümrük vergisi daha çok kıymet üzerinden hesaplanmaktadır.
Gümrük vergisi uygulamasında kıymet ve matrah kavramları aynı anlama gelmektedir.
Gümrük kıymeti, Cenevre Kıymet Kodunun öngördüğü sırayla tespit edilmektedir.
Günümüzde Türkiye’de gümrük kıymeti Cenevre Kıymet Sözleşmesinde öngörülen aşağıdaki sıraya göre tespit edilmektedir.
Buna göre; 1. Sıra: İthal eşyasının gümrük kıymeti öncelikle satış bedelidir, yani eşyanın gerçekte ödenen ya da ödenecek fiyatıdır. Uygulamada ithalatın yüzde doksandan fazlasına satış bedeli yöntemi uygulanmaktadır. 2. Sıra: Eşyanın satış bedeli mevcut değilse ya da gerekli koşulları sağlamıyorsa o zaman aynı tür yani onunla aynı cins eşyanın satış bedeli gümrük kıymetine esas alınır. 3. Sıra: Gümrük kıymeti aynı eşyanın satış bedeline göre
belirlenemezse onunla yakın tarihte ithal edilen benzer eşyanın satış bedeli, dikkate alınır. 4. Sıra: Eşyanın Türkiye’de tekrar satılması halinde, bu fiyattan yapılan bazı giderlerin düşülmesi suretiyle ulaşılan fiyat, gümrük kıymetine esas alınır. 5. Sıra: Gümrük kıymeti eşyanın yurt dışında oluşan imalat maliyetine, ortalama bir kâr ve genel gider eklenerek belirlenir. 6. Sıra: Değilse, bütün yöntemlerin esnek bir şekilde yorumlanması yoluna gidilerek (son yöntem), nihayetinde ithal eşyasının gümrük kıymetine ulaşılacaktır.
Gümrük Kanununa göre gümrük kıymetine (matraha) alıcı tarafından üstlenilen aşağıdaki unsurların dışında, hiçbir ilave yapılamaz.
Gümrük Kanunu’na göre, satış bedelinden ayırt edilebilmek koşuluyla bazı unsurların matrahtan indirilmesi (matraha dahil edilmemesi) mümkündür.
Muafiyet ve İstisnalar
Gümrük Kanununda muafiyetler ve istisnalar AB Gümrük Koduna (Kanununa) uygun bir şekilde Kanunun “özellik gösteren faaliyetler” başlığı altında bir arada toplanmıştır.
Gerçek kişilere ait şahsi eşyalar (kullanılmış otomobiller, kullanılmış ev eşyası, çeyiz gibi) gümrük vergisi ödenmeksizin serbest dolaşıma girebilir. Değeri 150 euroyu geçmeyen eşya gümrük vergisi ödenmeksizin serbest dolaşıma girebilir. Değeri 430 euroyu geçmeyen yolcu beraberi hediyelik eşya gümrük vergisi ödenmeksizin serbest dolaşıma girebilir.
Verginin Tarifesi
Gümrük tarifesi ithal edilen çok sayıdaki ve çok çeşitli eşyanın; teknik özelliklerine, menşe ülkesine ve aynı zamanda bu ülkelerle yapılan ikili anlaşmalara dayalı olarak uygulanmaktadır.
Türkiye’de analitik tarife tasnif şekli kullanılmaktadır. Bu kapsamda gümrük tarifesinde maddesine göre sınıflandırılan eşyalar ve karşılarında da bunlara uygulanacak vergi oranları yer almaktadır.
Spesifik tarifeler; ağırlık, boy, kütle gibi fiziki ölçü birimlerini, advalorem tarifeler ise eşyanın değerinin belli bir yüzdesini esas almaktadır. Günümüzde advalorem gümrük tarifeleri ağırlık kazanmıştır.
Gümrük Vergisinin Ödenme Süreci
Verginin Tarhı
Gümrük vergisinin tarh işlemi, gümrük giriş beyannamesinin tescili ile başlamaktadır. Beyannamenin deftere kaydı ya da bilgisayara geçirilmesi ile tescil işlemi tamamlanır.
Beyanname tescil edildikten sonra eşyanın niteliğinin değişmesi ya da bozulması gibi sebeplerle, gümrük vergisinde herhangi bir indirim yapılmaz.
Gümrük idaresinin gümrük beyannamesini kontrol hakkı saklıdır. Verginin tahakkuku gümrük idaresinin yapmış olduğu muayene ve tahlil sonucuna göre olur.
Beyanın kontrolünün eşyanın tesliminden sonra yapılması oranında mükellefe faiz de ödenecektir. Böylece İdarenin da mümkündür. Bu yeni uygulama eşyanın, beyan esas zamanında tahsil edemediği alacaklarını faizi ile birlikte alınarak muayenesiz teslimini ve kontrolün sonradan alma hakkının bir benzeri vergi mükellefine de tanınmıştır, yapılmasını içermektedir. Amacı, işlemleri hızlandırmak ve yani mükelleften fazla alınan vergi kendisine iade edilirken basitleştirilmiş işlemleri yaygın hale getirmektir. Bunun eskiden faiz ödenmiyor iken şimdi artık kanunen faiz de için idarenin ihtiyaç duyması ya da beyan sahibinin talepte ödenmesi de zorunludur. bulunması gerekmektedir.
Tarh işlemi, gümrük vergisinin hesaplanması ile tamamlanmaktadır.
Verginin Tebliği
Gümrük Kanununa göre, “gümrük vergilerinin tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ edilmesi gerekmektedir. Yükümlü tarafından beyannamede gösterilen vergi tutarı ile idare tarafından hesaplanan vergi tutarının eşit olması halinde, gümrük idarelerinin eşyayı teslim etmesi gümrük vergisinin tebliğ edilmesi anlamına gelmektedir”.
Verginin Tahakkuku
Vergilendirme sürecinde tahsilden önceki son aşaması tahakkuk aşamasıdır. Tahakkuk genel olarak verginin ödenmesi gereken aşamaya gelmesini anlatmaktadır.
Beyana dayalı vergilerin bir özelliği olarak gümrük vergisi de tebliğ edildiği anda otomatik olarak tahakkuk etmiş olmaktadır. İtiraz halinde ise vergi, itiraz üzerine verilen kararın kesinleştiği tarihte kesinlik kazanır, yani ancak o zaman tahakkuk etmiş sayılır.
Verginin Tahsili
Gümrük vergisinin tahakkukundan sonra sıra tahsiline gelir. Tahsil yetkisi yeni Gümrük Kanunu ile birlikte yetki verilen bankalara da tanınmıştır.
Gümrük vergisi, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmek zorundadır.
Gümrük vergisi Türk lirası olarak ve tek seferde ödenmek zorundadır, yani diğer vergilerde olduğu gibi taksitle ödenmesi mümkün değildir.
Süresi içinde ödenmeyen kesinleşmiş gümrük vergileri ve cezaları diğer kamu alacaklarında olduğu gibi 6183 Sayılı Amme Alacaklarını Tahsili Hakkında Kanuna göre takip edilecektir. İlgili tarafından yazılı talepte bulunulması ve teminat verilmesi şartıyla gümrük vergisinin ödeme süresi 30 gün daha uzaya bilmektedir. Teminatın, vergi borcunun kesin miktarını ya da tahakkuk edilebilecek verginin en yüksek miktarını karşılayacak miktarda (yani vergi borcuna yetecek kadar) olması gerekmektedir.
Kanunen ödenmemesi ya da tahakkuk ettirilmemesi gerektiği halde ödenen ya da tahakkuk ettirilen gümrük vergileri mükellefin tebliğ tarihinden itibaren üç yıl içinde başvurması ya da idare tarafından tespit edilmesi halinde geri verilir ya da kaldırılır.
Gümrük vergisi ve buna bağlı olarak tahsil edilen gecikme faizi veya zamlarının geri verilmesinde geri verilecek tutar üzerinden 6183 sayılı AATUHK’da belirlenen tecil faizi