AÖF Soru Bankası

Türk Vergi SistemiÜnite 8 Özeti

Servet Vergileri

MLY201U-TÜRK VERGİ SİSTEMİ

Ünite 8: Servet Vergileri

Giriş

Servet vergileri, gelir ve harcamalar üzerinden alınan vergilerin yanında vergi sistemlerinin vazgeçilmez bir öğesini oluşturur.

Serveti vergilendirme gereği, servetin vergi ödeme gücünü temsil etmesinin yanında diğer vergilerin bu ödeme gücünü belirlemede yetersiz kalması nedeni ile ortaya çıkmaktadır.

Gelir üzerinden alınan vergiler bir yıl içinde elde edilen gelirin temel alındığı vergiler; harcamalar üzerinden alınan vergiler ise ya belirli bir satış fiyatı üzerinden ya da satılan birimin miktarı üzerinden alınan vergilerdir. Servet vergileri ise çoğu zaman serveti oluşturan varlıkların iktisadi değeri üzerinden alınmakla birlikte bazı spesifik unsurlar da vergiye etki edebilmektedir.

Servet Vergilerinin Türk Vergi Sistemi İçindeki Yeri ve Önemi

Servet, kendi yapısında meydana gelen artışlara veya servet üzerindeki mülkiyet hakkının başkalarına intikaline bağlı olarak vergiye tabi tutulmaktadır. Bu nedenle servet vergileri verginin genelliği, sürekliliği ile verginin servet öğesi veya servet transferi üzerinden alınması şeklinde bir takım sınıflandırmalara tabi tutulmuştur.

Ödeme gücünün bir göstergesi sayılan servet unsurlarının vergilendirilmesinden elde edilen gelir çok az bir paya sahip olsa da gelir ve servet dağılımını etkilemeleri açısından oldukça önemlidir. Türkiye’de vergilemede mali amaçtan çok ekonomik-sosyal amacın ön planda olduğu özel servet vergisi sistemi uygulanmaktadır.

Türk vergi sisteminde servet üzerinden alınan vergiler motorlu taşıtlar vergisi, veraset ve intikal vergisi ve emlak vergisidir.

Motorlu Taşıtlar Vergisinin Türk Vergi Sistemi İçindeki Yeri ve Özellikleri

Türk vergi sistemi içinde servet üzerinden alınan bir vergi olan motorlu taşıtlar vergisi, motorlu taşıta sahip olunan süre boyunca yıllık olarak ödenen ve belirli bir tarihe bağlı olarak kendiliğinden tahakkuk eden bir vergidir.

Türkiye’de motorlu taşıtlar vergisi ilk olarak 28 Şubat 1957 tarihinde kabul edilerek, 1 Mart 1957 tarihinde 6936 sayılı “Hususi Otomobil Vergisi Kanunu” ile yürürlüğe girmiştir.

Motorlu taşıtlar vergisi yönetimi kolay, vergi kayıp ve kaçağının nispeten az olduğu bir vergidir.

Verginin Konusu

197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun “Verginin Mevzuu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanunun 5. ve 6. maddelerinde yazılı tarifelerde yer alan;

a) Karayolları Trafik Kanununa göre trafik şube veya bürolarına kayıt ve tescil edilmiş bulunan motorlu kara taşıtları, b) Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne kayıt ve tescil edilmiş uçak ve

helikopterler motorlu taşıtlar vergisine tabidir.” hükmü yer almaktadır.

Vergiyi Doğuran Olay ve Verginin Mükellefi

Motorlu taşıtlar vergisinde mükellefiyete ilişkin hükümler Kanunun 3, 7 ve 8. maddelerinde düzenlenmiştir. Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 3. maddesinde “Motorlu taşıtlar vergisinin mükellefi; trafik sicili ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca tutulan sivil hava vasıtaları sicilinde adlarına motorlu taşıt kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve tüzel kişilerdir” ifadesi yer almaktadır.

Motorlu Taşıtlar Vergisinde İstisnalar

Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununda vergi dışı bırakılmış taşıtları beş grupta toplamak mümkündür. Bunlardan ilk dördü “istisnalar” başlığını taşıtan 4. maddede, beşincisi ise “Vergileme Ölçü ve Haddeleri” başlığını taşıyan 6. maddesinde yer almaktadır.

Motorlu taşıtlar vergisi ile ilgili muaflık ve istisna hükümlerinin, sadece bu Kanuna hüküm eklenmek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenleneceği Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununda yer almayan istisna ve muaflıklar hükümsüz olduğu ifade edilmiştir;

• Kamu kurumlarına ait taşıtlar • Diplomatlara ait taşıtlar • Malül ve engellilere ait taşıtlar • TMSF’na intikal eden bankalara ait taşıtlar • Türk Kuşu ya da THK’na ait uçak ve helikopterler

Motorlu Taşıtlar Vergisinin Tarhı

Motorlu taşıtlar vergisinin matrahı ilgili 197 sayılı Kanunun 5. maddesindeki (I) sayılı tarife, 6. maddesindeki (II) ve (IV) sayılı tarifeler ile Geçici 8. maddesindeki (I/A) sayılı tarifede yer alan taşıtlar için ödenecek vergi miktarları üç ayrı tarife şeklinde tespit edilmiştir.

Motorlu Taşıtlar Vergisinin Matrahı ve Tarife Yapısı

Bir taşıtın motorlu taşıtlar vergisinin konusuna girebilmesi için motorlu olması yeterli değildir. Taşıt motorlu olmasının yanında ilgili Kanunda yer alan tarifede sayılması gerekmektedir. 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunundaki (I), (II) ve (IV) sayılı tarifeler şu şekilde düzenlenmiştir.

(I) Sayılı Tarife: Bu tarife otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile motosikletleri kapsamına almıştır.

(II) Sayılı Tarife: (II) sayılı tarife, daha çok ticari amaçlı kullanımlara yönelik, (I) sayılı tarifenin dışında kalan diğer kara taşıtlarına ilişkin düzenlenmiştir. Bu tarifede minibüs, panel van ve motorlu karavanlar, otobüs ve benzerleri ile kamyonet, kamyon çekici ve benzerleri yer almaktadır.

(IV) Sayılı Tarife: (IV) sayılı tarife, uçak ve helikopterlerden oluşan motorlu hava taşıtlarından oluşmaktadır.

Verginin Tahakkuku ve Ödenmesi

Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunun 9. Maddesi uyarınca “tahakkuk ettirilen vergi ayrıca mükellefe tebliğ olunmaz


vergi, tahakkuk ettirilen günde tebliğ edilmiş sayılır” hükmünden hareketle motorlu taşıtlar vergisinin tahakkuk ettirilmesi için ayrıca tebliğ edilmesine gerek yoktur.

Yıllık olarak her yıl ocak ayında tahakkuk eden vergi iki eşit taksitte ocak ve temmuz aylarında ödenmektedir.

Vergi Güvenlik Önlemleri

Trafik sicil memurları ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sivil hava vasıtaları sicil memurları kayıt ve tescil ettikleri motorlu taşıtları, bu taşıtların cins, nevi, nitelikleri ve kullanış maksatları ile verginin alınmasına esas olabilecek diğer bilgileri ve bunlarda meydana gelen değişiklikleri, kayıt ve tescilin yapıldığı ve değişikliğin tespit olunduğu tarihten itibaren bir ay içinde ilgili vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

Bu mecburiyetleri yerine getirmeyen trafik sicil memurları ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sivil hava vasıtaları sicil memurları hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 150. maddesinin 1-3 bendinde yazılı olanlar için uygulanan ceza hükmolunur.

Motorlu Taşıtlar Vergisi mükellefleri, adlarına kayıt ve tescil edilmiş bulunan taşıtları, bu taşıtların cins, nevi, niteliklerini ve kullanış maksatları ile verginin alınmasına esas olabilecek diğer bilgileri ve bunlarda meydana gelen değişiklikleri, kayıt ve tescilin yapıldığı veya değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren bir ay içinde ilgili vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.

Taşıtlarla ilgili fenni muayene komisyonları, fenni muayene yapma yetkisi verilen gerçek ve tüzel kişiler ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sivil havacılık genel müdürlüğü taşıtların fenni muayeneleri yapmadan, uçuşa elverişli belgelerini vermeden önce, verginin ödenip ödenmediğini araştırmak zorundadırlar.

Veraset ve İntikal Vergisinin Türk Vergi Sistemi İçindeki Yeri ve Özellikleri

Veraset ve intikal vergisi, veraset yolu (ölüme bağlı tasarruflar) ile sağlar arasında ivazsız (karşılıksız) olarak gerçekleşen servet transferlerini konu alan, sübjektif, özel nitelikli ve dolaysız bir servet vergisidir.

Servetin ivazsız bir şekilde el değiştirmesi ölüm veya intikal şeklinde olmaktadır. Veraset ve intikal vergisi de bu ayrıma uygun şekilde, ölüm nedeniyle el değiştirmeye bağlı olarak “veraset” sağlararası el değiştirmeye bağlı olarak “intikal” tipine ayrılmaktadır.

Veraset yoluyla intikalleri vergilendirmenin iki yöntemi vardır. Bunlar, tereke vergisi ve miras payı vergisidir.

Veraset ve intikal vergisi ilk olarak 1926 yılında yürürlüğe girmiştir. Günümüzde yürürlükte olan Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu 08.06.1959 tarih ve 7338 sayılıdır. Bu tarihten bu yana kanunda çeşitli değişiklik yapılarak son halini almıştır.

Veraset ve intikal vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı son derece düşüktür. Diğer vergilere kıyasla daha

uygun koşullarda ödeme imkanı getiren bu verginin toplam vergi gelirleri içindeki payı binde 1 civarındadır.

Verginin Konusu ve Mükellefi

Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye’de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle ivazsız (karşılıksız) bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikali veraset ve intikal vergisinin konusuna girer.

Veraset ve intikal vergisinin mükellefi, veraset yoluyla veya ivazsız (karşılıksız) bir suretle mal intikal eden gerçek ve tüzel kişilerdir.

Vergiyi Doğuran Olay

Veraset ve intikal vergisi uygulamasında vergiyi doğuran olay, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 2. maddesinde tanımı yapılan malların yukarıda belirtilen kişilere veraset yoluyla veya her ne şekilde olursa olsun ivazsız bir suretle intikal etmesidir.

Buna göre, vergiyi doğuran olay;

• Bir kişinin ölümü, • Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre hukuken ölümüne karar verilmesi (gaiplik), • Bir kişiye hayatta iken yapılan bağış

vb. ile meydana gelmektedir.

Veraset ve İntikal Vergisinde Muafiyetler ve İstisnalar

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 3. ve 4. maddelerinde çeşitli gerekçelerle oldukça geniş bir istisna ve muafiyet listesi öngörülmüştür.

• Kanunda yer alan muafiyetler; kamusal muafiyetler, kamu yararı amacı güden teşekküllere sağlanan muafiyetler ve diplomatik muafiyetler şeklinde üç ana başlık altında toplanabilir. • Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4. maddesinde yer alan istisnalar ders kitabının 214. sayfasında belirtilmiştir.

Veraset ve İntikal Vergisinde Vergilendirme Süreci

Veraset ve intikal vergisi hem mükellef hem de idare tarafından yapılan değerlemeler sonucunda, mükellef tarafından tespit ve beyan edilen matrah ile idarece belirlenen matrah üzerinden tarh olunmaktadır.

Veraset ve intikal vergisi, esas itibariyle, mükelleflerin beyanı üzerine tarh ve tahakkuk ettirilmektedir. Ancak 5602 sayılı gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerin vergilendirilmesinde kaynakta kesinti yoluna gidilmiştir.

Verginin Matrahı ve İlk Tarhiyat

Veraset ve intikal vergisinin matrahı, ilgili Kanunun 10. maddesine göre, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunan değeridir. Ancak, mükellefler veraset ve intikal vergisi konusuna giren malları değerlerken Veraset ve İntikal Vergisi Kanununda öngörülmüş değerleme ölçütlerini kullanacaklardır.


Veraset ve intikal vergisine konu gayrimenkuller ticari işletmeye dahil olsun veya olmasın emlak vergisine esas olan değerle değerlenir.

Verginin Beyanı

Veraset ve intikal vergisinde;

• Türkiye sınırları içinde bulunan malların, • T.C. uyruğundaki kişilere ait malların, veraset yoluyla veya her ne şekilde olursa olsun ivazsız (hibe yoluyla veya karşılıksız herhangi bir tarzda) suretle bir kişiden diğer kişiye intikali veraset ve intikal vergisine tabi olup bu intikaller nedeniyle beyanname verilir.

Veraset ve intikal vergisi beyannameleri mirasçılar tarafından imzalanmak suretiyle verilebileceği gibi mirasçıların vekili tarafından imzalanmak suretiyle de verilebilir.

Beyannamenin Verileceği Yer: Mükellefler, veraset ve intikal vergisi beyannamesini;

• Veraset yoluyla gerçekleşen intikallerde ölen kimsenin ikametgâhının bulunduğu, • Diğer suretle gerçekleşen intikallerde tasarrufu yapan şahsın ikametgâhının bulunduğu, tasarrufun tüzel kişilerce veya diğer teşekküllerce yapılması durumunda tüzel kişilerin veya diğer teşekküllerin merkezlerinin bulunduğu, • Miras bırakanın veya bu tasarrufu yapan şahsın ikametgâhı yabancı memlekette ise • Türkiye’deki son ikametgâhının bulunduğu, yerdeki vergi dairesine verirler.

Beyannamenin Verilme Zamanı: Veraset yoluyla meydana gelen intikallere ilişkin veraset ve intikal vergisi beyannamesi;

• Ölüm Türkiye’de meydana gelmiş ise ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde, • Ölüm Türkiye’de meydana gelmiş ve mükellefler yabancı bir memlekette bulunuyorsa ölüm tarihini takip eden altı ay içinde, • Ölüm yabancı bir memlekette meydana gelmiş ve mükellefler Türkiye’de bulunuyorsa ölüm tarihini takip eden altı ay içinde, • Ölüm yabancı bir memlekette meydana gelmiş ve mükellefler ölenin bulunduğu memlekette bulunuyorsa ölüm tarihini takip eden dört ay içinde, • Ölüm yabancı bir memlekette meydana gelmiş ve mükellefler ölenin bulunduğu memleketin dışında başka bir yabancı memlekette bulunuyorsa ölüm tarihini takip eden sekiz ay içinde, • Gaiplik halinde gaiplik kararının ölüm siciline işlendiği tarihi takip eden bir ay içinde, verilir.

Vergi Usul Kanununda sadece veraset ve intikal vergisi için geçerli olmak üzere iki ek beyan süresi düzenlenmiştir. Şöyle ki; Veraset ve intikal vergisine

ilişkin mükellefiyetlerde tahakkuk işlemi yapmak için beyanname verme süresinin sonundan başlayarak 15 gün beklenir. Beyanname bu süre içinde verilirse vergi ziyaı cezası kesilmez ve gecikme faizi de hesaplanmaz. Ayrıca mükellefe tebliğ edilmek şartı ile yeniden 15 günlük süre verilir. Beyanname bu sürede verilirse yine vergi ziyaı olmamış sayılır.

Kendilerine veraset yoluyla veya ivazsız suretle intikal eden mallar dolayısıyla veraset ve intikal vergisi beyannamesi düzenleyenler, beyannameyi ilgili vergi dairesine verirken intikal eden malların çeşidine göre aşağıdaki belgeleri beyannameye ekleyeceklerdir:

• Veraset ilamı (Mirasçılık Belgesi), • Vasiyetname, miras mukavelenamesi, (olması halinde) • Borç ve masraflara ait belgeler, • Ticari bilanço ve gelir tablosu, • Gayrimenkuller için, tapunun fotokopisi ve emlak vergisi değerini gösteren ilgili belediyeden alınmış bir belge.

Veraset ve İntikal Vergisinin Oranı

Veraset ve İntikal Vergisi mükelleflerince veraset yoluyla meydana gelen intikallerde vergi, artan oranlı vergi tarifesi uygulanarak hesaplanmaktadır. Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 16. maddesine göre verginin tarifesi ders kitabının 218. sayfasındaki Tablo 8.1’de gösterilmiştir.

Bir şahsa ana, baba eş ve çocuklarından (evlatlıktan evlat edinenlere yapılan ivazsız intikaller hariç) ivazsız mal intikali halinde vergi, ivazsız intikallere ilişkin tarifede yeralan oranların yarısı uygulanarak hesaplanır.

Vergi tarifesinin matrah dilim tutarları, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak VUK uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan dilim tutarlarının % 5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz. Cumhurbaşkanı, bu suretle tespit edilen tutarları yarısına kadar artırmaya veya indirmeye yetkilidir.

Emlak Vergisinin Türk Vergi Sistemi İçindeki Yeri ve Özellikleri

Emlak vergisi, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan bina, arsa ve araziden alınan hasılatı ve yönetimi yerel idarelere bırakılmış, sürekli, objektif ve özel nitelikte bir servet vergisidir.

Emlak vergisi objektif nitelikte bir vergidir. Sübjektiflik yani kişisellik unsurları olan gelir ya da servetin toplanması ve artan oranlı tarife uygulanması gibi hususları içermemektedir.

Günümüzde uygulanmakta olan 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu 29.07.1970 tarihinde kabul edilmiştir. 1972 mali yılbaşından itibaren yürürlüğe konulan 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununda günümüze kadar çeşitli değişiklikler yapılmıştır. 1986 yılına kadar merkezi yönetim tarafından


toplanan bu verginin yönetimi ve gelirleri 1985 yılında çıkarılan 3239 sayılı kanunla belediyelere bırakılmıştır.

Bina Vergisi ve Arazi Vergisi

1394 sayılı Emlak Vergisi Kanunun sistematik yapısı incelendiğinde bina ve arazi vergisi olmak üzere iki ayrı vergiyi içermektedir. Ancak, her iki vergiye ilişkin düzenlemelerin büyük ölçüde bir bütünlüğe sahip olduğu da görülmektedir. Ayrıca Kanunda her iki vergi için ortak hükümlere de yer verilmiştir.

Bina Vergisinin Konusu

Bina vergisi yükümlülüğünün doğabilmesi için inşaatın kullanılış amacına uygun olarak tamamlanmış olması gerekir.

Bina Vergisinin Mükellefi

Bina vergisinin mükellefi binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerdir. Malik terimi, bina üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan gerçek ve tüzel kişileri ifade eder. İntifa hakkı ise mülkiyeti başkasına ait bir malı kullanma ve ondan yararlanma hakkı veren bir ayni haktır.

Bina Vergisinde Muafiyet Hükümleri

Emlak vergisinin konusunu oluşturan bazı binalar vergiden sürekli olarak muaf tutulmuş, bazı binalara ise geçici muaflık tanınmıştır;

• Sürekli muaflıklar belli bir süreyle kısıtlı olmaksızın devamlı olarak vergi dışı kalmayı ifade eder. • Muafiyetlerin bir kısmı belirli bir süreyle sınırlandırılmıştır; sürenin sonunda mükellefiyet başlar. Bunlara da geçici muaflıklar denir.

Bina Vergisinin Matrahı

Bina vergisinin matrahı, binanın “vergi değeri”dir. Bina vergisinin matrahını oluşturan vergi değeri binanın Emlak Vergisi Kanununa göre hesaplanan vergi değeridir ve şöyle hesaplanır:

• Binanın dıştan dışa yüzölçümü ile Hazine ve Maliye ile Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarınca ortaklaşa belirlenen (binanın betonarme, karkas, yığma ya da ahşap olma durumuna ve inşaat sınıfına göre) bina metrekare normal inşaat maliyet bedellerini gösteren cetvelde yer alan ortalama rakam çarpılır. • Bu çarpım sonucu bulunan rakama, varsa asansör (%6 oranında), kalorifer veya klima tesisat (%8 oranında) farkı ilave edilir. • Bu suretle bulunan toplam değerden inşaatın türüne ve binanın yaşına göre değişen aşınma payı düşülür. • Aşınma payı düşüldükten sonra kalan değere arsa veya arsa payının asgari ölçülere göre tespit edilen değeri ilave edilerek binanın vergi değeri bulunmuş olur.

Bu şekilde bulunan vergi değeri, mükellefiyetin başlangıç yılını takip eden yıldan itibaren her yıl, bir önceki yıla ait vergi değerinin VUK hükümleri uyarınca aynı yıl için tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle bulunacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 29/5 maddesinde, Cumhurbaşkanı bu maddede belirlenen artış oranını sıfıra kadar indirmeye veya yeniden değerleme oranına kadar artırmaya yetkili olduğu ifade edilmiştir.

Hazine ve Maliye ile Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarınca ortaklaşa belirlenen bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri uygulanacağı yıldan dört ay önce Resmi Gazete’de ilan edilir.

Bina Vergisinin Oranı

Ders kitabının 222. sayfasındaki Tablo 8.2’de görüldüğü üzere bina vergisinin oranı, konutlar için binde 1, diğer binalar için binde 2’dir. Bu oranlar büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki konutlar için binde 2, diğer binalar için binde 4 olarak uygulanır. 5216 sayılı Kanunun uygulandığı büyük şehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde % 100 artırımlı uygulanır. Cumhurbaşkanı, vergi oranlarını yarısına kadar indirmeye veya üç katına kadar artırmaya yetkilidir.

Mükellefiyetin Başlaması ve Bitmesi

Bina vergisi mükellefiyeti;

• Vergi değerini değiştiren sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin gerçekleştiği (örneğin yeni bina yapılması, mevcut binalara ilave veya asansör, kalorifer tesisatı yapılması gibi) tarihi, • Herhangi bir sebep yüzünden bir şehir, kasaba veya köyün tamamında sürekli olmak üzere bina veya arazinin değerlerinde %25’i aşan oranda artma veya eksilmesi olmasına bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, • Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, • Muafiyetin sona erdiği tarihi izleyen bütçe yılından itibaren başlar.

Verginin Tarh ve Tahakkuku

Bina vergisi, normal olarak ilgili belediye tarafından dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı izleyen bütçe yılının Ocak ve Şubat aylarında yıllık olarak tarh olunur.

Arazi Vergisinin Konusu

Arazi vergisinin konusunu Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsalar oluşturur. Sınırları tabii veya suni işaretlerle belirtilmiş olan yeryüzü parçasına arazi denilmektedir. Arazi; arsa, tarla, çiftlik, bahçe vb. şekillerde bulunup, çevresi duvar, çit, su ve buna benzer tabii ve suni işaretlerle çevrilidir.

Arsa ise, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan ve belediyelerce parsellenmiş arazidir.


Arazi Vergisinin Mükellefi

Bina vergisinde olduğu gibi arazi vergisinin de mükellefi arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa araziye malik gibi tasarruf edenlerdir. Bir araziye paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette malikler vergiden zincirleme olarak sorumludurlar.

Arazi Vergisinde Muafiyet ve İstisnalar

Emlak Vergi Kanunu ile bina vergisinde olduğu gibi arazi vergisinde de bazı arazilere sürekli bazı arazilere ise geçici muaflık tanınmıştır. Ayrıca, araziler için kısmi nitelikte bir istisna öngörülmüştür.

• Arazi vergisinde süreklilik taşıyan muafiyetler Emlak Vergisi Kanununun 14. maddesinde “Daimi Muaflıklar” başlığı altında, • Arazilere ilişkin geçici muaflıklar Emlak Vergisi Kanununun 15. maddesinde düzenlenmiştir.

Arazi Vergisinde İstisna

Mükelleflerin bir belediye ve bu belediyenin mücavir alan sınırları içinde bulunan arazisinin vergi değerinin 10.000 TL’si, arazi vergisinden istisnadır. Cumhurbaşkanı bu istisna miktarını üç katına kadar artırmaya yetkilidir.

Bu hükmün uygulanmasında mükellef ile eş ve velayet altındaki çocuklara ait arazi değerleri toplu olarak nazara alınır. Hisseli arazide mükelleflerin hisse miktarları ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle uygulanır.

Arazi Vergisinin Matrahı

Arazi vergisinin matrahı Emlak Vergisi Kanunu hükümlerine göre tespit edilen “vergi değeri”dir. Arsa ve araziler için vergi değeri, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlerine göre belirlenir. Buna göre vergi değeri takdir komisyonları tarafından arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseller), arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibarıyle 213 sayılı VUK göre oluşturulan ve dört yılda bir toplanan arsalar için “Arsa Takdir Komisyonları” ve araziler için “Arazi Takdir Komisyonlarınca” takdir olunan birim değerlere göre hesaplanan değerdir. arazi vergisinde de artış oranına ilişkin olarak Cumhurbaşkanı bu oranı sıfıra kadar indirme ve yeniden değerleme oranına kadar artırma yetkisi tanınmıştır.

Arazi Vergisinin Oranı

Ders kitabının 226. sayfasındaki Tablo 8.3’de görüldüğü üzere arazi vergisinin oranı binde 1, arsalarda ise binde 3’tür. Bu oranlar 5216 sayılı Kanunun uygulandığı büyük şehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde % 100 artırımlı uygulanır. Cumhurbaşkanı, vergi oranlarını yarısına kadar indirmeye veya üç katına kadar artırmaya yetkilidir.

Mükellefiyetin Başlaması ve Bitmesi

Arazi vergisi mükellefiyeti;

• Arazinin maddi veya hukuki durumunda vergi değerini değiştiren sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin meydan geldiği tarihi, • Herhangi bir sebep yüzünden bir şehir, kasaba veya köyün tamamında sürekli olmak üzere arazinin değerlerinde %25’i aşan oranda artma veya eksilme olması halinde, bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, • Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, • Muafiyetin sona erdiği tarihi, izleyen bütçe yılından itibaren başlar.

Verginin Tarh ve Tahakkuku

Arazi vergisi de bina vergisi gibi, ilgili belediye tarafından dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı izleyen bütçe yılının Ocak ve Şubat aylarında yıllık olarak tarh olunur.

Bina ve Arazi Vergilerine İlişkin Ortak Hükümler

Emlak Vergisi Kanununun üçüncü kısmında bina ve arazi vergilerine ilişkin ortak hükümlere yer verilmiştir. Burada bildirim verme, ödeme süresi ve zamanaşımı konusuna ilişkin hükümler üzerinde durulacaktır.

Bildirim Verme ve Süresi

Emlak vergisi mükelleflerinin bildirim verme ödevi ve süresi, yeni inşa edilen binalar ve vergi değerini değiştiren sebeplerin ortaya çıkması bakımından iki ayrı başlık altında incelenebilir.

Yeni İnşa Edilen Binalar Nedeniyle Bildirim

Yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmışsa her kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde bildirim yapılır.

Bildirimin Verileceği Yer ve Bildirimde Bulunmamanın Sonucu

İlke olarak emlak vergisi bildirimi, emlakin bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye verilir. Bildirimin süresinde verilmemesi halinde, vergi idarece tarh edilir. İdarece tarhiyatta her yıla ilişkin vergi değeri, vergi değerinin belirlenmesini düzenleyen 29. madde hükmü dikkate alınarak hesaplanır.

Ödeme Süresi

Emlak vergisi iki eşit taksitte ödenir. Birinci taksitin ödenme zamanı Mart, Nisan veya Mayıs ayları, ikinci taksitin ödenme zamanı ise Kasım ayıdır. Hazine ve Maliye Bakanlığının ödeme zamanını, bölgelerin özelliklerine göre değiştirme yetkisi vardır.

Devir ve ferağı yapılan bina ve arazinin, devir ve ferağın yapıldığı yıl ile geçmiş yıllara ait ödenmemiş emlak vergisinin ödenmesinden, devreden ve devralan zincirleme olarak sorumlu tutulurlar.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında