MLY201U-TÜRK VERGİ SİSTEMİ
Ünite 6: Katma Değer Vergisi
Giriş
Çağdaş bir genel tüketim vergisi olan katma değer vergisi (KDV), günümüzde başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde uygulanmaktadır.
Katma değer vergisi ilk olarak Alman sanayici Von Siemens tarafından önerilmiştir. İlk olarak 1935 yılında Arjantin’de ve 1948 yılında Fransa’da imalatçıların, imal ettikleri ürünlerin değeri ile satış bedeli arasındaki fark üzerinden ödedikleri bir vergi olarak uygulanmıştır.
Ülkemizde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1985 tarihinden bu yana katma değer vergisi uygulanmaktadır.
Günümüzde önemli bir gelir kaynağı olarak 168 ülkede uygulanmaktadır. 36 OECD ülkesinden 35’inde katma değer vergisi uygulanmakta sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanmamaktadır.
Katma Değer Vergisinin Tanımı, Özellikleri ve Türleri
Genel tüketim vergileri eğer üretimden tüketime kadar geçen her ekonomik işlem aşamasında alınırlarsa yayılı muamele vergileri, eğer üretimden tüketime kadar geçen süreçte tek bir üretim veya dağıtım aşamasında alınırlarsa toplu muamele vergileri adını alırlar.
Katma değer vergisi üretimden tüketime kadar her aşamada malların ve hizmetlerin satışından belirli oranda alınan bir yayılı muamele vergisidir.
Katma değer vergisinin özelliklerini maddeler hâlinde şöyle özetleyebiliriz:
• Üretimden tüketime kadar her aşamada alınır. • Üretimden tüketime kadar her aşamada yaratılan katma değerden alınır. • Satın alınan malın maliyetlerinin bir unsuru değildir. • Üretici ve satıcılar ödedikleri verginin tamamını nihai tüketicilere yansıtırlar. • Vergi indirimi esasına dayanır.
Matrahın tespit şekline göre dört farklı KDV tipi uygulanmaktadır:
• Gayri Safi Hasıla Tipi KDV modelinde, satışlarda tahsil edilen KDV’den yatırım malları alışlarında ödenen KDV’nin indirilmesine izin verilmez. Yatırım malları dışındaki ilk madde, ara malı veya hizmet alışlarında ödenen KDV indirilebilir. • Gelir Tipi KDV modelinde, üretimden tüketime kadar her aşamada yaratılan katma değerden yatırım mallarının amortisman payı çıkartıldıktan sonra kalan net katma değer vergilendirilir. Verginin matrahı toplam üretim faktörlerinin (ücret, faiz, rant ve kâr) gelir paylarıdır. Bu KDV tipinde yatırım malları alışlarında yüklenilen
KDV yatırım malının satın alındığı yıl değil, amortisman süresi içinde indirilir. • Tüketim Tipi KDV modelinde, satışlarda tahsil edilen KDV’den yatırım malları alışlarında ödenen KDV’nin tamamının bir defada indirilmesi söz konusudur. Yatırım malları vergiden tamamen istisna edilir. Verginin matrahını tüketim harcamaları oluşturur. • Ücret Tipi KDV modelinde, verginin matrahı üretimin içindeki emeğin payından yani ücret ödemelerinden oluşmaktadır.
Ülkemizde Avrupa Birliği ile de uyumlu olarak tüketim tipi vergi indirimi modeli uygulanmaktadır.
Verginin Konusu ve Vergiyi Doğuran Olay
Verginin Konusu
Katma değer vergisinin konusunu Türkiye’de yapılan mal teslimleri ile hizmet ifaları oluşturmaktadır (KDVK m.1). Bir işlemin katma değer vergisine tabi olması için;
• İşlemin Türkiye’de yapılmış olması • Yapılan işlemin mal teslimi ve hizmet ifası olması
gerekmektedir. İşlemin Türkiye’de yapılmış olması şunları ifade eder:
• Malların teslim anında Türkiye’de bulunmasını, • Hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını
Malı Türkiye’de teslim eden kişi yabancı uyruklu olsa da vergileme yapılır. Ayrıca bir Türk vatandaşı Türkiye dışında bir mal teslim ederse bu işlem vergilendirilmez.
Katma Değer Vergisine Tabi İşlemler
Katma değer vergisinin kapsamına giren işlemler 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde üç ana grupta sınıflandırılmıştır. Bunlar;
1. Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler, 2. Her türlü mal ve hizmet ithalatı, 3. Diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetlerdir.
Vergiyi Doğuran Olay
Katma değer vergisinde vergiyi doğuran olay Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinde her duruma göre ayrı ayrı sayılarak belirtilmiştir (ders kitabının 149- 150. sayfalarında listelenmiştir).
Genel kural olarak katma değer vergisinde vergiyi doğuran olay, malın teslimi veya hizmetin ifası, yani yapılmasıdır. Mal teslim edildikten veya hizmet yapıldıktan sonra bedeli tahsil edilmese bile vergiyi doğuran olay gerçekleşmiş olur. Kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması alışılagelmiş olan hâllerde her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması durumunda vergiyi doğuran olay gerçekleşmiş olacaktır.
Teslim ve Teslim Sayılan Haller
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde teslim, bir mal üzerindeki tasarruf (mülkiyet) hakkının malın sahibi veya onun adına hareket edenler tarafından, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olarak ifade edilmiştir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere bırakılması da teslim hükmündedir.
Bir malın tasarruf yani mülkiyet hakkı devredilmez ise teslim gerçekleşmiş sayılmaz.
Trampa yani mal değişimi iki ayrı teslim hükmündedir. Trampada bir mal veya hakkın bedelini diğer bir mal ya da hak oluşturmaktadır. Bir malın hizmetle değişimi trampa olarak kabul edilemez.
Vergiye tabi malların her ne suretle olursa olsun, vergiye tabi işlemler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, bağış gibi adlarla verilmesi teslim olarak kabul edilmektedir (KDVK, m. 3)
Hizmet ve Hizmet Sayılan Haller
KDVK’nun 4. maddesinde hizmet; teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olarak tanımlanmıştır. Hizmet, bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, onarmak, temizlemek, muhafaza etmek, hazırlamak, değerlendirmek, kiralamak, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebilir. Bir hizmetin karşılığının bir mal teslimi veya diğer bir hizmet olması hâlinde bunların her biri ayrı işlem olup, hizmet veya teslim hükümlerine göre ayrı ayrı vergilendirilirler (KDVK m. 4).
Verginin Mükellefi, Vergi Sorumlusu ve Tevkifat
Verginin Mükellefi
Katma değer vergisinin yapısı nedeniyle teorik olarak kanuni mükellef ve iktisadi veya fiilî mükellef olmak üzere iki tür mükellef ortaya çıkmaktadır.
Kanuni mükellefiyet türü, kanundan kaynaklanmaktadır. Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre nihai tüketiciye malı satan veya hizmeti ifa eden kişi kanuni mükelleftir. Kanuni mükellef nihai tüketiciden mal veya hizmet bedeliyle birlikte katma değer vergisini tahsil eder, mal veya hizmet alımlarında yüklendiği katma değer vergisini indirdikten sonra kalan vergiyi vergi dairesine öder.
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinde verginin mükellefleri sayılmıştır. Buna göre verginin kanuni mükellefi;
• Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar, • İthalatta mal ve hizmet ithal edenler, • Transit taşımalarda gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar, • Müzayede yerlerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanlar,
• PTT İşletme Genel Müdürlüğü ve radyo ve televizyon kurumları, • Her türlü şans ve talih oyunlarını düzenleyenler, • Profesyonel sanatçıların yer aldığı gösteriler ve konserler ile profesyonel sporcuların katıldığı sportif faaliyetler, maçlar, yarışlar ve yarışmalar tertiplenmesi, gösterilmesi hallerinde bunları tertipleyenler veya gösterenler, • Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde belirtilen gayrimenkul sermaye iradı kapsamındaki mal ve hakları kiraya verenler, • İsteğe bağlı mükellefiyette talepte bulunanlardır.
Verginin Sorumlusu ve Tevkifat
Katma değer vergisinde vergi sorumluluğu vergi alacağını güvence altına almak için vergiye tabi işlemlere taraf olanların verginin ödenmesinden sorumlu tutulmasıdır. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesinde belirtilen işlemlere taraf olanlar, kendine mal teslim edilen veya hizmet ifa edilen kişi ve/veya kurumlardır. KDV tevkifatı isteğe bağlı değil, zorunlu bir uygulamadır. Bu durumda alıcı mal veya hizmet bedelini satıcıya öderken katma değer vergisini vergi sorumlusu sıfatıyla kesip, vergi dairesine kendisi ödemek zorundadır.
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 9. maddesine göre vergi sorumluluğu aşağıdaki hallerde söz konusu olur:
• Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, iş yerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması, • Fiilî ya da kaydi envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğu veya belgesiz hizmet satın alındığının tespiti, • 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu’na göre düzenlenen ürün senetlerinin, senedin temsil ettiği ürünü depodan çekecek olanlara teslimi, • Hazine ve Maliye Bakanlığınca gerekli görülen diğer haller.
KDV tevkifatı uygulaması, teslim veya hizmet bedeli üzerinden hesaplanan verginin, teslim veya hizmeti yapanlar tarafından değil, bu işlemlere muhatap olanlar (alıcılar) tarafından kısmen veya tamamen vergi sorumlusu sıfatıyla beyan edilip ödenmesidir. “Tam tevkifat” işlem bedeli üzerinden hesaplanan verginin tamamının alıcılar tarafından beyan edilip ödenmesidir. “Kısmi tevkifat” ise hesaplanan verginin Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen kısmının, alıcılar tarafından, diğer kısmının ise işlemi (teslim veya hizmeti) yapan tarafından beyan edilip ödenmesidir.
Verginin Matrahı, Oranı ve İndirim
Verginin hesaplanabilmesi için öncelikle vergi matrahının yani vergilendirmeye esas alınan ekonomik değer veya ölçülerin tespit edilmesi gerekir. Vergi matrahı parasal değer şeklinde tespit edilirse ad valorem (değer esaslı)
matrah, fiziki ölçüler esas alınarak tespit edilirse de spesifik matrah söz konusu olur.
Verginin Matrahı
Katma değer vergisi ad valorem (değer esaslı) bir vergi olduğu için verginin matrahını verginin konusuna giren işlemlerin parasal değeri oluşturmaktadır. Teslim ve hizmet işlemlerinde KDV matrahı, bu işlemlerin karşılığını oluşturan bedeldir (KDVK m. 20). Bedel, malı teslim alan, kendisine hizmet yapılan veya bunlar adına hareket edenlerden bu işlemler karşılığı alınan veya borçlanılan para, mal ve para ile temsil edilen menfaat, hizmet ve değerler toplamından oluşur (KDVK m. 20/2).
Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hâllerde tarife ve bilet bedeli katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez (KDVK m. 20/4).
Dar mükellefler tarafından yapılan uluslararası yük ve yolcu taşımalarında matrahı, kişi ve ton başına kilometre itibarıyla yurt içi emsalleri dikkate alarak Hazine ve Maliye Bakanlığı belirler (KDVK m. 22).
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 23. maddesinde bazı özel durumlara ait matrah şekilleri de düzenlenmiş ve Hazine ve Maliye Bakanlığı özel matrah şekilleri belirlemeye yetkili kılınmıştır.
Matraha Dahil Unsurlar
Katma değer vergisinin matrahının belirlenmesinde hangi unsurların matraha dahil olduğu önem taşımaktadır. Teslim alanın gösterdiği yere kadar satıcı tarafından yapılan taşıma, yükleme ve boşaltma giderleri; ambalaj giderleri, sigorta, komisyon ve benzeri gider karşılıkları ile vergi, resim, harç, pay, fon karşılığı gibi unsurlar; vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler matraha dahil olduğu için satış bedeline eklenmelidir (KDVK m.24).
Matraha Dahil Olmayan Unsurlar
Teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri belgelerde gösterilen ticarî teamüllere uygun miktardaki satış iskontoları ile hesaplanan KDV, vergi matrahına dahil edilmez (KDVK m.25). İskonto ticari teamülleri aşıyorsa aşan kısım matraha dahil edilir. İskontonun matrahtan indirilebilmesi için düzenlenen fatura ve benzeri belgede iskonto tutarının ayrıca gösterilmesi gerekir. Ayrıca 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 39. maddesinde Özel İletişim Vergisi’nin katma değer vergisinin matrahına dahil edilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Verginin Oranı
Ülkemizde katma değer vergisi oranı kanunen vergiye tabi her bir işlem için % 10’dur. Cumhurbaşkanı bu oranı, dört katına kadar artırmaya, % 1’e kadar indirmeye, bu oranlar dahilinde çeşitli mal ve hizmetler ile bazı malların perakende safhası ve konut teslimleri için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkilidir (KDVK m.28).
Cumhurbaşkanının KDV oranını belirleme yetkisi 9 Temmuz 2018 tarihinden önce Bakanlar Kuruluna aitti. Bakanlar Kurulu bu yetkisini kullanmış ve 3 farklı oran belirlemiştir: Genel oran %18’dir, indirimli oranlar ise %1 ve %8’dir. I sayılı listede %1 oran uygulanacak mal ve hizmetler, II sayılı listede ise %8 oran uygulanacak mal ve hizmetler listelenmiştir. Bir mal veya hizmete indirimli oranın uygulanabilmesi için o mal veya hizmetin mutlaka I ve II sayılı listede yer alması gerekmektedir. Bu listelerde yer almayan mal ve hizmetlere ise genel oran %18 uygulanır.
Verginin Hesaplanması
Perakende mal satışı yapanlar ile hizmet ifa edenlerin mal satışları ile hizmet ifalarına ait liste, etiket, fatura ve benzeri belgelerde fiyatları, KDV dahil ve tek tutar olarak göstermeleri gerekmektedir.
Örnek: KDV dahil bedeli 15.000 TL olan bir malın (% 18) oranında KDV’sinin fiyata dahil olması durumunda KDV tutarı;
KDV = Vergili Bedel × Vergi Oranı / 100 + Vergi Oranı
15.000 × 18 / 100 + 18 = 2.288,13 TL olarak hesaplanır.
Vergi İndirimi
Katma değer vergisinde tarh edilecek vergiyi bulmak için vergi indirimi yöntemi benimsenmiştir. Katma değer vergisinin yapısı gereği vergi yükünün iktisadi mükellef olan nihai tüketici üzerinde kalması gerektiğinden, kanuni mükellef mal veya hizmetin üretimi veya alımı sırasında yüklendiği KDV’yi indirir.
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinde vergi indirimi müessesesi düzenlenmiştir. Buna göre, mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden,
a. Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde gösterilen katma değer vergisini, b. İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen katma değer vergisini, c. Götürü veya telafi edici usulde vergiye tabi mükelleflerden gerçek usulde vergilendirmeye geçenler, çıkarılan envantere göre hesap dönemi başındaki mallara ait fatura ve benzeri belgelerde gösterilen katma değer vergisini
indirebilirler. İndirim hakkından yararlanabilmek için işletmeye alınmış malın satılması gerekmez.
Kanuni mükellef olan satıcıların satışlarda tahsil ettiği KDV’ye Hesaplanan KDV, alışlarda ödediği KDV’ye ise İndirilecek KDV denir. Mükellefler aylık veya üçer aylık dönemlerde KDV beyannamelerini vermeden önce ilgili döneme ait hesaplanan KDV toplamları ile indirilecek KDV toplamlarını karşılaştırırlar. Eğer hesaplanan KDV toplamı indirilecek KDV toplamından büyük ise aradaki fark devlete Ödenecek KDV adı altında ödenir.
Hesaplanan KDV toplamı indirilecek KDV toplamından küçük ise aradaki fark mükellefe iade edilmez, bir sonraki döneme devreder. Buna Devreden KDV denir.
İndirilemeyecek Katma Değer Vergisi
Mükellefin vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilmesine izin verilmeyen katma değer vergileri KDVK’nun 30. maddesinde sayılmıştır. Bunlar;
a. Vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilmiş bulunan malların teslimi ve hizmet belgelerinde gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan KDV, b. İşletmelere ait binek otomobillerinin alış belgelerinde gösterilen KDV (Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç), c. Zayi olan mallara ait KDV (Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç), d. Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV, e. Değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen KDV.
Katma değer vergisine tabi olmayan veya istisna edilmiş bir mal veya hizmetin satışından katma değer vergisi alınmadığı için bu mal veya hizmetlerin alışlarında yüklenilen katma değer vergisi de indirilemez.
Deprem, sel felaketi ve Hazine ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlara ait katma değer vergisi indirilebilir.
Verginin İstisnaları
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda vergi istisnaları 11-17. maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu istisnalar; istisnaya tabi malın teslimi veya hizmetin yerine getirilmesi için sağlanan mal ve hizmetler için yüklenilen katma değer vergilerinin indirime konu olup olmamasına göre tam istisna ve kısmi istisna olarak ikiye ayrılır;
• Tam istisnada, mal ve hizmet tesliminin yapıldığı son aşama vergi dışı tutulmaktadır. • Kısmi istisnada; sadece son aşama vergi dışında tutulmakta, buna karşılık daha önceki aşamalarda alınan vergiler iade edilmemektedir.
Tam istisna kapsamına alınan mal ve hizmetler Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11, 13, 14, 15 ve 17/4(s) maddelerinde belirtilmiştir. Bu hükümler doğrultusunda;
• Mal teslimi ve hizmetin yerine getirilmesinde KDV alınmaması, • Mal ve hizmetler nedeniyle yüklenilen KDV’nin hesaplanan KDV’den indirilememesi,
• Mükellefin vergiye tabi işlemlerinin bulunmaması veya bulunsa bile hesaplanan KDV’nin indirilecek KDV’den az olması durumunda
indirilemeyen verginin iade edilmesi gerekmektedir.
İhracat İstisnası
Uluslararası ticarette mal teslimlerinde, birden fazla devletin vergilendirme yetkisinin çakışması sonucu oluşan çifte vergilendirmenin önlenmesi için varış veya çıkış ilkesi uygulanmaktadır.
Varış ilkesi (destination principle), sınır ötesine geçen malların sadece tüketildikleri ülkede vergilendirilmesidir. Bu ilke uygulamasıyla, ihraç edilen mallar üretildikleri ülkede vergiden istisna edilerek vergilendirilmez ve bunlar üzerindeki daha önce yüklenilmiş vergi iade edilir. Malı ithal eden ülkede ise ithal mallar yerli mallara uygulanan vergi oranı kadar vergilendirilir.
Çıkış ilkesinde (origin principle) mallar üretildikleri ülkede vergilendirilir. Mallar ihracatçı ülkede vergilendirildiği için ithalat yapan ülkede vergi alınmaz. AB’nde çıkış ülkesinde vergilendirme sisteminin uygulanması önerilmekte, ancak bu ilkenin uygulanmasına yönelik sorunlar nedeniyle ertelenmektedir. Türkiye’de de varış ilkesi benimsenmiştir.
Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri malların teslimi anında katma değer vergisi tahsil edilir. Ancak gümrükten malın çıkışı anında fatura veya belgenin ibrazında tahsil edilen katma değer vergisi iade olunur (KDVK m. 11-b).
İthalat İstisnası
Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 16. maddesine göre;
a. Katma Değer Vergisi Kanunu’na göre teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithali, b. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 167. maddesi (5- (a) bendi ile 7 numaralı fıkrası hariç), geçici ithalat ve hariçte işleme rejimleri ile geri gelen eşyaya ilişkin hükümleri kapsamında gümrük vergisinden muaf veya müstesna olan eşyanın ithali, c. Gümrük Kanunu’ndaki transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar
katma değer vergisinden istisnadır.
Bunlar dışında;
• Transit taşımacılık istisnası • Diplomatik istisna, • Araç istisnası, • Kıymetli maden, petrol araması, yatırım, liman ve hava meydanı inşa istisnası • Ulusal güvenlik harcamaları istisnaları, • Ürün senetleri istisnaları, • T. Kızılay Derneğine yapılan teslimlerde istisna, • Yabancı uyruklu kişilere verilen sağlık hizmetleri istisnası,
• Dar mükelleflere konut ve işyeri teslimi istisnası, • Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerinin inşasına ilişkin istisna, • Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan tesislerin inşasına ilişkin istisna, • Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimlerinde istisna, • Kültür ve eğitim amacı taşıyan istisnalar, • Sosyal amaç taşıyan istisnalar, • Askerî amaç taşıyan istisnalar,
ve diğer (ders kitabının 165. sayfasında listelenmiştir) istisnalar söz konusudur.
Vergilendirme Usulü, Dönemi, Beyanı, Tarh ve Ödeme
KDV’nin vergilendirilmesinde kanunda aksine hüküm olmadıkça “gerçek usul” uygulanır. Bunun dışında “hasılat esaslı vergilendirme” usulü de vardır. Hasılat esaslı vergilendirmeden ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilenler ve mesleki kazancı serbest meslek kazanç defterine göre tespit edilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamında yer alanlar yaralanabilir (KDVK m. 38).
Gerçek Usulde Vergilendirme Usulü
KDVK’nun 37. maddesine göre Kanun’da aksine hüküm bulunmadıkça mükellefler gerçek usulde vergilendirilirler. Gerçek usulde vergilendirmede mükellefler;
• Önce hesaplanan KDV’yi tespit ederler. • İkinci olarak indirilecek KDV’yi tespit ederler. • Son olarak hesaplanan KDV toplamından indirilecek KDV tutarını indirirler, eğer fazla var ise KDV beyannamesi vererek devlete öderler.
Vergilendirme Dönemi
Katma değer vergisinde vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının üçer aylık dönemleridir. Ancak, Hazine ve Maliye Bakanlığı mükelleflerin yıllık gayrisafi hasılatlarına göre üç aylık vergilendirme dönemi yerine birer aylık vergilendirme dönemi tespit etmeye yetkilidir (KDVK m. 39/1). Hazine ve Maliye Bakanlığı bu yetkiye dayanarak vergilendirme dönemini birer aylık dönemler olarak belirlemiştir.
Verginin Beyanı
Katma değer vergisi, KDVK’nda aksine hüküm bulunmadıkça mükelleflerin yazılı beyanları üzerine tarh olunur. Kanun’un 9. maddesinde belirtilen hallerde beyan, vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar tarafından yapılır. Katma değer vergisi mükellefi olmakla birlikte bir vergilendirme döneminde vergiye tabi işlemi bulunmayan kimseler de beyanname vermek zorundadırlar.
Beyanname Çeşitleri
Hazine ve Maliye Bakanlığı bu yetkiye dayanarak beş tür beyanname belirlemiştir. Bu beyannameler şunlardır:
• Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerce verilmek üzere 1 no.lu KDV beyannamesi • Vergi sorumluları tarafından verilmek üzere 2 no.lu KDV beyannamesi • Elektronik Hizmet Sunucularına Özel KDV Mükelleflerince verilmek üzere 3 no.lu KDV beyannamesi • Hasılat Esaslı Vergilendirme Usulüne Tabi Mükelleflerce verilmek üzere 4 no.lu KDV beyannamesi • İcra daireleri, mahkeme satış memurlukları ve gerçek usulde KDV mükellefiyeti olmayanlar tarafından müzayede mahallinde yapılan satışlarda verilmek üzere 5 no.lu KDV beyannamesi
Beyanname Verme Zamanı
KDVK’nun 41. maddesine göre, mükellefler ve vergi kesintisi yapmakla sorumlu tutulanlar katma değer vergisi beyannamelerini, vergilendirme dönemini takip eden ayın 24. günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine vermekle yükümlüdürler. Ancak Kanun’da takip eden ayın yirmi dördüncü günü akşamına kadar olan beyanname verme tarihi, 29 Mart 2019 tarih ve 115 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile 1 Nisan 2019 tarihinden itibaren yeni bir belirleme yapılıncaya kadar takip eden ayın 26. günü akşamına kadar olmak üzere yeniden belirlenmiştir.
Verginin Tarhı
KDVK’nun 43. maddesinde verginin tarh yerinin mükellefin iş yerinin bulunduğu yer vergi dairesi olduğu hükme bağlanmıştır. Mükellefin, ayrı ayrı vergi dairelerinin faaliyet bölgelerinde iş yerleri varsa, katma değer vergisi, gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesi tarafından tarh olunur. Örneğin; bir Anonim Şirketin merkezi İstanbul Beyoğlu Vergi Dairesinin faaliyet bölgesindedir. Şirketin fabrikası Yalova’dadır. KDV mükellefiyetini doğuran işlemler Yalova’daki fabrikada yapılmaktadır. Bu durumda da şirketin KDV’si Beyoğlu Vergi Dairesince tarh olunur.
Verginin Ödenmesi
Verginin ödeme zamanı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 46. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;
• Beyanname vermek mecburiyetinde olan mükellefler vergiyi, beyanname verdikleri ayın 26. günü akşamına kadar öder. • İthalde alınan katma değer vergisi, gümrük vergisi ile birlikte ve aynı zamanda ödenir. • Gümrük vergisine tabi olmayan ithalatta ve dar mükellefler tarafından motorlu kara taşıtlarıyla Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık ile transit taşımacılığa ait vergi, bu işlemlere ait özel beyannamelerin verilme süresi içinde ödenir.