MLY201U-TÜRK VERGİ SİSTEMİ
Ünite 5: Kurumlar Vergisi
Giriş
Gelir üzerinden alınan vergilerden bir diğeri olan kurumlar vergisi ilk olarak gelir vergisi ile birlikte 1950 yılında uygulanmaya başlamıştır. Günümüze kadar kurumlar vergisinde çok sayıda değişiklik yapılmıştır. En son olarak 2006 yılında yapılan değişiklik ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) uygulamaya konulmuştur. 5520 sayılı KVK’da 2019 yılının Haziran ayına kadar 30 değişiklik yapılmıştır.
Kurumlar Vergisinin Konusu, Vergiyi Doğuran Olay, Mükellefleri ve Mükellefiyet
Kurumlar Vergisinin Konusu
Bir sermaye vergisi olarak nitelendirilebilecek kurumlar vergisinin konusunu, sermaye şirketleri niteliğindeki tüm kurum ve kuruluşların sermaye değerlerine bağlı elde edilen tüm kazançları oluşturmaktadır (KVK m.1/1).
Kurum kazançları ise gelir vergisinin konusunu oluşturan kazanç ve iratlardan meydana gelmektedir (KVK m.1/2). Bu bakımdan gerçek kişilerin bir takvim yılında elde etmiş olduğu ticari kazançlar, zirai kazançlar, ücretler, serbest meslek kazançları, gayrimenkul sermaye iratları, menkul sermaye iratları, diğer kazanç ve iratlar eğer KVK m.1/1’de sayılan kurumlar tarafından elde edilirlerse kurumlar vergisinin konusunu oluşturacaktır.
Kurumlar Vergisinde Vergiyi Doğuran Olay
Kurumlar vergisi mükellefleri, KVK m. 1’de sayılan kurumlardan oluşmaktadır. Kurum kazancının KVK’da belirtilen kurumlar vergisi mükellefleri tarafından elde edilmesi kurumlar vergisinde “vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği” anlamına gelmektedir. Safi kurum kazancının tespitinde GVK’nın ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır (KVK m. 6/2).
Kurum kazancının elde edilmesinde “tahakkuk esası” geçerli bulunmaktadır.
Kurumlar Vergisinin Mükellefleri
Kurumlar vergisi mükellefleri;
1. Sermaye şirketleri, 2. Kooperatifler, 3. İktisadi kamu müesseseleri, 4. Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler, 5. İş ortakları
olmak üzere beş başlık altında toplanmaktadır.
Sermaye Şirketleri
TTK kapsamındaki sermaye şirketleri, anonim şirketler, limited şirketler ve sermayesi paylara bölünmüş (hisseli) komandit şirketlerdir. Bununla birlikte, tüzel kişilikleri olmamasına rağmen KVK uygulanmasında, Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi fonlar ile bu fonlara benzer yabancı fonlar da sermaye şirketi sayılmaktadır.
• Anonim Şirketler: Ortaklarının temettü geliri veya kâr payı adı altında elde ettikleri gelirler “menkul sermaye iradı” olarak değerlendirilirken, şirket olarak ticari işlemlerden doğan kazanç, sermaye şirketi olarak kurumlar vergisine tabidir. • Limited Şirketler: Ortakların iştirak payları olarak nitelendirilen ortak payları karşılığında elde ettikleri kazanç “menkul sermaye iradı” olarak değerlendirilirken, limited şirket kazancı bir sermaye şirketi olarak kurumlar vergisine tabi olmaktadır. • Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketler: Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde “komandite” ve “komanditer” olmak üzere iki çeşit ortak bulunur. Komandite ortakların sorumluluğu sınırsız, komanditer ortağın sorumluluğu ise koydukları sermaye ile sınırlıdır. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde kurumlar vergisi, komandite ortağın kâr payı düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden hesaplanır.
Kooperatifler
KVK m.2’de, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa veya özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile benzer nitelikteki yabancı kooperatiflerin kurumlar vergisi mükellefi olduğu ifade edilmiştir.
Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir.
İktisadi Kamu Müesseseleri
Devlete, özel idare ve belediyelere ait olmasının yanı sıra, diğer kamu idarelerine ve müesseselerine tabi veya ait olup sermayesinin tamamına yakını devlete ait olan bir müessese ya da teşekkülün kurum kazancı, adeta özel bir işletme veya kurummuş gibi KVK m. 1 kapsamında kurumlar vergisine tabidir.
Dernek ve Vakıfların İktisadi İşletmeleri
KVK m.1’e göre, dernek veya vakıfların kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamakta, bunlara ait iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmaktadır.
Tüm yabancı kamu idare ve müesseselerine ait iktisadi işletmeler KVK m. 4 kapsamındaki şartların tamamını sağlamaları şartıyla, kazanç amacı gütmeseler ve hatta bağımsız muhasebe kayıtları ile tüzel kişilikleri olmasa bile kurumlar vergisi mükellefidirler.
İş Ortaklıkları
KVK m.2’e göre kurumlar vergisi mükelleflerinin kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle, belli bir işin birlikte yapılmasını ortaklaşa yüklenmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklara iş
ortaklığı denir. İş ortaklıkları talep etmeleri halinde tüzel kişiliklerinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kurumlar vergisi mükellefi olabilirler.
Kurumlar Vergisinde Mükellefiyet
Kurumlar vergisi mükellefleri, kanuni veya iş merkezlerinin Türkiye’de bulunup bulunmadığına göre tam mükellefiyet veya dar mükellefiyet esasında vergilendirilecektir.
Bir kurumun iş merkezinin belirlenmesinde kullanılan ölçütler şunlardır:
a. İmalatın, personelin, hizmet ifalarının, gelir ve giderlerin yoğunlaştığı yer, b. Genel kurulun ve yönetim kurulunun toplantı yeri, c. Kurumun fiili yöneticilerinin ikametgâhlarının bulunduğu yer, d. Kurumun idare servislerinin yoğun olarak bulunduğu yer, ve e. Kurumun üçüncü şahıslarla ilişkilerini yürüttüğü yer.
Tam Mükellefiyet
Kurumlardan, kanuni veya iş merkezleri Türkiye’de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.
Dar Mükellefiyet
Kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler. KVK m. 3/3’de ise dar mükellefiyete tabi kurumların kazançlarının hangi kazanç ve iratlardan oluştuğu belirtilmiştir.
Kurumlar Vergisinde Vergiye Tabi Kurum Kazancının Tespiti
Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır. Kurum kazancı ise GVK’nun konusuna giren kazanç unsurlarından oluşmaktadır. Safi kurum kazancının tespitinde, GVK’nun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır (GVK m.6/2).
Kural olarak, dar mükellef kurumların vergilendirilmesinde tam mükellef kurumlar için geçerli olan düzenlemeler esas alınmaktadır.
Kurum Kazancının Tespitinde Hasılat
Safi kurum kazancının tespitinde, GVK’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin geçerli olmasından dolayı ticari kazancın tespitinde hasılat ile ilgili kuralların tamamı kurumlar vergisi bakımından da geçerlidir.
Kurum Kazancının Tespitinde İndirilebilecek Giderler
GVK m.40’da düzenlenen gelir vergisi mükelleflerinin safi kazançlarını tespit etmede geçerli olan giderler kurumlar vergisi mükellefleri için de geçerli olacaktır.
Bunun dışında, kurumlar vergisi mükellefleri KVK m.8’de düzenlenen giderleri de safi kurum kazancının tespitinde ayrıca dikkate alırlar. Bu giderler aşağıdaki gibidir:
a. Menkul kıymet ihraç giderleri, b. Kuruluş ve örgütlenme giderleri, c. Genel kurul toplantıları için yapılan giderler ile birleşme, devir, bölünme, fesih ve tasfiye giderleri, d. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde komandite ortağın kâr payı, e. Katılım bankalarınca katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları, f. Sigorta ve reasürans şirketlerince ayrılan teknik karşılıklar, g. Muallak hasar ve tazminat karşılıkları, h. Deprem hasar karşılıkları, i. Kazanılmamış prim karşılıkları, j. Hayat sigortalarında matematik karşılıklar, k. Dengeleme karşılığı, l. Ayrılan sigorta teknik karşılıklarının ertesi bilanço döneminde aynen kâra nakledilmesi, m. Bağlı şirketlerde holding şirketin genel idare giderlerden alınan paylar
Kurum Kazancının Tespitinde Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler
Safi kurum kazancının tespitinde, GVK’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin geçerli olmasından dolayı GVK m.41’da yer alan kanunen kabul edilmeyen giderler ile birlikte KVK m.11’de yer alan kanunen kabul edilmeyen giderlerin birlikte ele alınması gerekir. KVK m. 11’de yer alan kanunen kabul edilmeyen giderler aşağıdaki gibidir:
• Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler • Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler • Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar • Kurum kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen diğer giderler
Kurum Kazancının Tespitinde Özel Durumlar
Kurum kazancının tespitinde ilgili Kanunda yer alan bazı özel durumlar şunlardır:
• Zirai faaliyette bulunan kurumlarda kazanç tespiti • Yurt dışı faaliyetlerde kazanç tespiti • Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde kazanç tespiti • Yabancı ulaştırma kurumlarında kurum kazanç tespiti • Kontrol edilen yabancı kurum kazancının kurum kazancına eklenmesi
Vergiye Tabi Kurum Kazancının Tespitinde İndirimler
KVK m. 10’da yer alan indirimler vergiye tabi kurum kazancının tespitinde kurumlar vergisi beyannamesi
üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla ve kanundaki sırasıyla kurum kazancından indirilebilecektir. KVK m. 10’da yer alan Ar-Ge indirimi, sponsorluk harcamaları ile bağış ve yardımlar kurum kazancının yetersiz olması halinde sonraki yıllara devredilir. Vergiye tabi kurum kazancının tespitinde kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilerek indirim konusu yapılan unsurlar şunlardır:
a. Ar-Ge ve tasarım indirimi, b. Sponsorluk harcamaları ile bağış ve yardımlar, c. Girişim sermayesi fonu, d. Türkiye’den yurtdışı mukimi kişi ve kurumlara verilen hizmetler, e. Sermaye artırımında indirim
Kurumlar ayrıca, ticari faaliyetlerden doğan zararların KVK m. 9’da belirtilen şartların gerçekleşmesi durumunda, 5 yılı geçmemek üzere sonraki dönemlerde doğan kazançlardan indirebilmektedirler.
Kurumlar Vergisinde Muafiyet ve İstisnalar
Kurumlar vergisinde muafiyet ve istisnalar kurumlar açısından, ilgili kurumun kamu yararı kriteri esas alınarak kategorize edilmiş ve bu kurumların taşıdığı özellikler nedeniyle bazı sosyo-politik ve iktisadi özellikler muafiyetlerin kapsamını oluştururken, bu kurumların kazancına ilişkin özelliklerle vergi dışı bırakılması istisna hüküm ve esaslarını oluşturmuştur.
Kurumlar Vergisinde Muafiyet
Kurumlar vergisinden muaf olan kurumlar KVK m.4 de düzenlenmiştir. Kurumlar vergisinden muaf olan kurumlar şunlardır:
a. Kamu idare ve kuruluşları tarafından tarım ve hayvancılığı, bilimi, fenni ve güzel sanatları öğretmek, yaymak, geliştirmek ve teşvik etmek amacıyla işletilen kuruluşlar, b. Kamu idare ve kuruluşları tarafından genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi etmek amacıyla işletilen kuruluşlar, c. Kamu idare ve kuruluşları tarafından sosyal amaçlarla işletilen kuruluşlar, d. Kamu idare ve kuruluşları tarafından açılan sergiler, fuarlar ve panayırlar, e. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerine ait kreş ve konukevleri ile askeri kışlalardaki kantinler, f. Kanunla kurulan emekli ve yardım sandıkları ile sosyal güvenlik kurumları, g. Yaptıkları iş veya hizmet karşılığında resim ve harç alan kamu kuruluşları, h. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü ile askeri fabrika ve atölyeler, i. İl özel idareleri, belediyeler ve köyler ile bunların oluşturdukları birlikler veya bunlara bağlı kuruluşlar tarafından işletilen işletmeler, j. Köyler veya köy birlikleri tarafından işletilen işletmeler,
k. Spor kulüplerinin idman ve spor faaliyetlerinde bulunan iktisadi işletmeleri ile sadece idman ve spor faaliyetinde bulunan anonim şirketler, l. Kooperatifler, m. Kredi teminatı sağlamak üzere kurulmuş olan kurumlar, n. Bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar, o. Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerine ait iktisadi işletmeler, p. Bölgesel yönetim merkezleri.
Kurumlar Vergisinde İstisnalar
Kurumlar vergisi mükelleflerinin elde ettiği kazançların bir bölümü, belirli koşullar ve sınırlar dikkate alınarak kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Diğer taraftan KVK m.35’e göre, diğer kanunlarda yer alan muafiyet, istisna ve indirimlere ilişkin hükümler kurumlar vergisi bakımından geçersizdir. Kurumlar vergisi ile ilgili muafiyet, istisna ve indirimlere ilişkin hükümler ancak KVK, GVK ve VUK’a hüküm eklenmek veya bu kanunlarda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir.
Kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlar KVK m.5’de düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu istisnalardan bazıları şunlardır:
• İştirak kazançları istisnası • Emisyon primi kazancı istisnası • Taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan hakları satış kazancı istisnası • Yurt dışı şube kazançları istisnası • Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanan kazançlarda istisna • Sınai mülkiyet haklarında istisna • Serbest bölge kazanç istisnası
Kurumlar vergisi kanununda yer alan diğer istisnalar ise ders kitabının 129. sayfasında belirtilmiştir.
Kurumlar Vergisinin Beyanı, Tarhı ve Ödenmesi
Kurumlar vergisi, kurum kazançlarının mükellefler veya vergi sorumluları tarafından kurumlar vergisi beyanı üzerine tarh edilir. Kurumlar vergisine göre hesap dönemleri, birer yıllık süreleri kapsayan zaman dilimleridir ve kurum kazançları da bu ilgili bir yıllık süreyi esas kabul edilerek tarh edilir. Kurumlar vergisinde, yıllık kurumlar vergisi beyannamesi, özel beyanname ve muhtasar beyanname olmak üzere üç tip beyanname düzenlenmiştir.
Yıllık Kurumlar Vergisi Beyannamesi
Kurumlar vergisi beyannamesi, mükelleflerin elde ettikleri kazançları bildirmek üzere kullanmış olduğu beyannamedir. Yıllık kurumlar vergisi beyannamesi, kurumun Türkiye’deki iş yerinin veya daimi temsilcisinin bulunduğu yerin; Türkiye’de iş yeri veya daimi temsilcisi
olmadığı takdirde yabancı kuruma kazanç sağlayanların bağlı olduğu yerin vergi dairesine verilir (KVK m. 25/4).
Kurumlar vergisi mükellefi kurumlar yıllık beyannamelerini, KVK m. 25/5 hükmüne göre hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın son günü akşamına kadar verilir.
Kurumlar Vergisi Oranı
Kurumlar vergisi oranı %20’dir. Ancak KVK geçici 13. madde uyarınca %20 olan kurumlar vergisi oranı; 2021 yılı kurum kazançları için %25, 2022 yılı kurum kazançları için ise %23 oranında uygulanacaktır.
İndirimli Kurumlar Vergisi Oranı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli kurumlar vergisine tabi tutulur.
Hesaplanan Kurumlar Vergisinin Bulunması
KVK hükümlerine göre tespit edilen matraha kurumlar vergisi oranının uygulanmasıyla hesaplanan kurumlar vergisi bulunur.
Ödenecek Kurumlar Vergisinin Bulunması
Hesaplanan kurumlar vergisinden dönem içinde ödenmiş olan geçici vergiler, stopaj yoluyla ödenen vergiler ve yabancı ülkelerde ödenmiş olan vergiler mahsup edildikten sonra ödenecek kurumlar vergisi bulunur.
Geçici Vergi
Kurumlar vergisi mükellefleri, cari vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere kurumlar vergisi oranında geçici vergi öderler. Dar mükelleflerin geçici vergi mükellefiyetleri zirai ve ticari kazançlarıyla sınırlıdır (KVK m.32).
Geçici vergi dönemleri normal hesap dönemi uygulayan kurumlarda takvim yılının üçer aylık dönemleridir. Üçer aylık kurum kazancı üzerinden hesaplanan geçici vergiler, üç aylık dönemi izleyen ayın 17. akşamına kadar bağlı olunan vergi dairesine verilip, ödenecektir.
Stopaj Yoluyla Ödenmiş Vergiler
KVK hükümlerine göre tespit edilmiş kurum kazancı üzerinden dönem içinde stopaj yoluyla ödenmiş olan vergiler hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir
Yurt Dışında Ödenmiş Vergiler
Tam mükellef kurumların yurt dışında elde ettiği ve elde edilen ülkede vergilendirilmiş kurum kazançları için yurt dışında ödenmiş vergiler hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilir.
Özel Beyanname (Münferit Beyanname)
Dar mükellefiyete tabi yabancı kurumların elde ettikleri bazı kazançları için verdikleri beyanname türüdür. Dar mükellef kurumların kazançlarının sadece GVK’da belirtilen diğer kazanç ve iratlardan (telif, imtiyaz, ihtira,
işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayrimaddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında alınan bedeller hariç) meydana gelmesi durumunda özel beyanname vermeleri yükümlülüğü getirilmiştir (KVK m. 26/1). Özel beyanname, dar mükellef tarafından veya adına hareket eden tarafından kazancın elde edilmesinden itibaren 15 gün içinde ilgili vergi dairesine verilir.
Muhtasar Beyanname
Gelir ve kurumlar vergisinde vergi kesintisi yapmakla yükümlü olanların, yaptıkları ödemelerden hesapladıkları vergileri gösterdikleri beyanname türüne muhtasar beyanname denir.
Kurumların muhtasar beyanname verme yükümlülüğü “kurumlar vergisi mükelleflerinden yapılan kesintiler” ve “gelir vergisi mükelleflerinden yapılan kesintiler” olmak üzere iki başlık altında incelenebilir.
Dar mükelleflerin vergi kesintisi yapılacak kazançlarından bazıları ders kitabının 132. sayfasında listelenmiştir.
Vergi kesintisine tabi olan kazançların vergilendirme dönemi takvim ayının bir aylık dönemidir. Vergi kesintisi yapmakla yükümlü olanlar, vergilendirme dönemini izleyen, başka bir ifadeyle kesintinin yapıldığı ayı izleyen ayın 26. günü akşamına kadar yapmış oldukları bu kesintileri ödeme ya da tahakkukun yapıldığı yerin vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirirler ve öderler.
Kurumlar Vergisinin Tarhı
Kurumlar vergisi, bağlı olunan vergi dairesine beyannamenin verildiği günde, beyanname posta ile gönderilmişse, vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi izleyen üç gün içinde tarh edilir. Tarh işlemi ders kitabının 132. sayfasında belirtilen kişiler adına yapılabilir (tarhiyatın muhatabı).
Kurumlar Vergisinin Ödenmesi
Kurumlar vergisi, yıllık beyanname ile bildirilmişse beyannamenin verildiği ayın sonuna kadar ödenir. Muhtasar beyanname vermekle yükümlü olan vergi sorumluları ise yapmış oldukları ödemelerde kestikleri vergileri beyannamelerini verdikleri ayın 26. günü akşamına kadar ödemekle yükümlüdürler.
Tasfiye, Birleşme, Bölünme, Devir ve Tür Değiştirme
Kurumlar ekonomik ve hukuki bir takım nedenlerle kimi zaman varlıklarını sona erdirirken kimi zaman bir başka şirketle birleşirler ya da bir başka şirketin bünyesine katılırlar. Kurumların aldıkları bu kararlar da kurumlar vergisi açısından özelliklidir.
Tasfiye
Tüzel kişiliğe sahip bir kurumun tüzel kişiliğinin sona ermesi durumunda kurumun malvarlığının paraya çevrilmesi, alacaklarının tahsil edilmesi, borçlarının ödemesi ve olumlu bir bakiye varsa bunun tasfiye payı hükümlerince pay sahiplerine dağıtılması ve şirketin
kaydının sicilden silinmesi işlemlerinin tümüne tasfiye denmektedir.
Tasfiye Dönemi
Tasfiye haline giren kurumlarda vergilendirme tasfiye dönemi esas alınarak yapılmaktadır. Kurumların tasfiye işlemine başlaması ile tasfiyeye başlandığı tarihten dönem sonuna kadar olan süre, bunun yanında izleyen her takvim yılı ve tasfiyenin döneminin sona erdiği yıl ayrı birer tasfiye dönemi sayılır (KVK m. 17/1-a).
Tasfiye Kârı
Tasfiye dönemlerinde de kazanç genel esaslara göre tespit edilir. Bilanço esasına göre defter tutan kurumlarda tasfiye kârı, tasfiye dönemi sonundaki servet değeri ile tasfiye dönemi başındaki servet değeri arasındaki olumlu farktır. Tasfiye döneminde ortaklar veya kurum sahipleri tarafından yapılan ödemeler ile vergiden istisna olan kazanç ve iratlar tasfiye dönemi başındaki servet değerine eklenir. Bu süreçte ortaklar veya kurum sahiplerine yapılan ödemeler ise tasfiye dönemi sonundaki servet değerine eklenir (KVK m. 17/4). Tespit edilen kazanç üzerinden genel esaslara göre vergi hesaplanır ve ödenir.
Tasfiye Kârının Beyanı
Tasfiye süreci aynı takvim yılı içinde tamamlanmış ise, tasfiyenin sonuçlandığı tarihten itibaren 30 gün içinde kurumun bağlı olduğu vergi dairesine verilmesi gerekir. Tasfiyenin bir takvim yılını aşması durumunda, her tasfiye dönemine ait kâr ayrı vergilendirilmekte ve bu dönemlere ilişkin beyannameler kurumlar vergisi beyannamesinin normal verilme süresi içinde bağlı olunan vergi dairesine verilir. Tahakkuk eden vergiler de KVK m. 21/1. hükmüne göre beyannamenin verileceği ayın sonuna kadar ödemesi yapılır.
Birleşme
Birleşme, bir veya birkaç kurumun kendi hukuki varlıklarını sona erdirerek yeni bir kurum oluşturmaları, diğer bir ifadeyle tek bir hukuki varlık haline gelmeleridir. Birleşme işlemi sonrası, tasfiye işlemine tabi tutulacak infisah eden kurumlar, diğer kurumlarla birleşmeyi ve pazar paylarını artırarak rekabeti sona erdirmeyi amaçladıkları için, tasfiye kârı yerine, birleşmeyle ortaya çıkacak kâr esasına dayalı bir matrah ve vergilendirme esasına göre değerlendirilmektedirler.
Birleşme birden fazla yıl sürmüşse, tasfiyede olduğu gibi her bir birleşme dönemi (sonuncu dönem hariç) sonunu takip eden dördüncü ayda kurumlar vergisi beyannamesi verilir ve aynı ayın sonuna kadar ödenir.
Devir, Bölünme ve Tür Değiştirme
KVK m. 19/1’e göre, kanunda belirtilen şartları taşıyan birleşmeler “devir” niteliğindedir.
KVK m. 19/1 hükmünde hangi şartlarda yapılan birleşmelerin “devir” sayılacağı şöyle belirtilmiştir:
a. Birleşmeye taraf olan kurumların (devredilen -infisah kurum- ve birleşilen) her ikisi de tam mükellef olması, b. Devredilen kurumun devir tarihindeki bilanço değerlerinin, birleşilen kurum tarafından bir bütün halinde devralınması ve aynen bilânçosuna geçirilmesi gerekir.
Birleşilen kurum, münfesih kurumun tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarını ödeyeceğini ve diğer ödevlerini yerine getireceğini münfesih kurumun birleşme sebebiyle verilecek olan kurumlar vergisi beyannamesinin ekinde vereceği bir taahhütname ile taahhüt eder.
Tam bölünme işleminde, KVK m. 20/2’de belirtilen koşullara uyulması durumunda, münfesih kurumun sadece bölünme tarihine kadar elde ettiği kazançlar vergilendirilip, doğrudan doğruya bölünmeden doğan kârlar hesaplanmayacak ve vergilendirilmeyecektir.
Tam mükellef bir sermaye şirketinin veya sermaye şirketi niteliğindeki bir yabancı kurumun Türkiye’deki iş yeri veya daimi temsilcisinin bilançosunda yer alan taşınmazlar ile en az iki tam yıl süreyle elde tutulan iştirak hisseleri ya da sahip oldukları üretim veya hizmet işletmelerinin bir veya birkaçını kayıtlı değerleri üzerinden ayni sermaye olarak mevcut veya yeni kurulacak tam mükellef bir sermaye şirketine devretmesi KVK uygulamasında kısmi bölünme olarak tanımlanır (KVK m. 19/3-b).
Tam mükellef bir sermaye şirketinin, diğer bir sermaye şirketinin hisselerini, bu şirketin yönetimini ve hisse çoğunluğunu elde edecek şekilde devralması ve karşılığında bu şirketin hisselerini devreden ortaklarına kendi şirketinin sermayesini temsil eden iştirak hisselerini vermesi de KVK m. 19/3-c hükmüne göre hisse değişimidir.
Kısmi bölünme ve hisse değişimi işlemlerinde, kurumlar vergisi açısından, ortaya çıkan kârlar hesaplanmaz ve vergilendirilmez. Kısmî bölünme işlemlerinde, bölünen kurumun bölünme tarihine kadar tahakkuk etmiş ve edecek vergi borçlarından bölünen kurumun varlıklarını devralan kurumlar, devraldıkları varlıkların emsal bedeli ile sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olurlar (KVK m. 20/3).