AÖF Soru Bankası

Türk Vergi SistemiÜnite 2 Özeti

Ticari Kazançlar (İşletme Hesabı Esası, Basit Usul), Zirai Kazançlar

MLY201U-TÜRK VERGİ SİSTEMİ

Ünite 2: Ticari Kazançlar (İşletme Hesabı Esası, Basit Usul), Zirai Kazançlar

Giriş

Ticari kazanç, gerçek veya basit usule göre tespit edilir. Ticari kazancın gerçek usulde tespiti bilanço veya işletme hesabı esasına göre olmaktadır.

Gelir vergisine tabi kazançlardan bir diğeri de zirai kazançtır. Çiftçilerin zirai faaliyetlerinden elde etmiş oldukları gelirler de vergiye tabi olmaktadır.

Ticari Kazancın İşletme Hesabı Esası ve Basit Usule Göre Tespiti

Ticari kazancın gerçek usulde tespiti bilanço veya işletme hesabı esasına göre olmaktadır.

Ticari kazancın gerçek usulde tespitinde ikinci usul işletme hesabı esasıdır. İkinci sınıf tüccarların ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilmektedir. Kimlerin ikinci sınıf tüccar olarak kabul edilecekleri VUK’un 178. maddesinde ifade edilmektedir. Buna göre;

• Birinci sınıf tüccar olmanın şartlarını taşımayanlar, • Yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar yeniden işe başlayan tüccarlar,

ikinci sınıf tüccardır.

İkinci sınıf tüccarlar işletme defteri tutarlar. Ticari kazanç, işletme defterinin sağ tarafında yer alan hasılat ile sol tarafında yer alan gider arasındaki müspet farktır.

İşletme hesabı esasına göre defter tutanlardan mal ticareti üzerine iş yapanlar, envanter çıkarmak zorundadırlar.

İşletme hesabı esasında gelir tespitinde kural olarak bilanço esasında vergileme ile ilgili düzenlemeler geçerlidir. Ancak bazı konularda farklı düzenlemelere yer verilmiştir. Örneğin; işletme hesabı esasına göre ticari kazancı tespit edilenler şüpheli hâle gelen alacakları için karşılık ayıramazlar, yukarıda da belirtildiği üzere azalan bakiyeler usulüne göre amortisman ayıramazlar.

Geçici Vergi

Ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanun’un ticari kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) belirlenen ilgili hesap döneminin üçer aylık dönemleri üzerinden, GVK’nın 103. maddesinde yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oranda (%15) geçici vergi öderler.

Ticari kazancı bilanço esasına ya da işletme hesabı esasına göre tespit edilen I. ve II. sınıf tüccarlar geçici verginin mükellefidir.

Ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilen mükellefler, vergilendirme dönemini izleyen yılın üçüncü ayının son günü akşamına kadar elektronik ortamda gelir vergisi beyannamesini vermek, beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiyi Mart ve Temmuz aylarında iki eşit taksitte ödemek zorundadır.

Basit Usul

GVK’da gerçek usulün yanında gerçek usul için belirlenen belli bir sınırın altında kalmakla beraber esnaf muafiyetinden yararlanmayan ticaret ve sanat erbabının basit usulde vergilendirileceği belirtilmiştir.

Basit usulde ticari kazancı tespit edilenler arasında geliri sınırlı bakkal, kasap gibi küçük ticaret erbabları, tamirci, terzi gibi küçük sanat erbabları, taksici, dolmuşçu gibi küçük esnaflar yer almaktadır.

Kanun’da sayılı genel ve özel şartları taşıyan küçük ticaret, sanat erbabı ile küçük esnaflar basit usulden yararlanabilirler.

Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunan mükelleflere, gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden farklı birtakım avantajlar sağlanmıştır. Basit usulde vergilendirmenin sağladığı avantajlar ders kitabının 37. sayfasında listelenmiştir.

Basit Usule Tabi Olmanın Şartları

GVK’nın 47. maddesinde basit usulde vergilendirme için gerekli olan genel şartlar sayılmıştır. Bu maddeye göre basit usule tabi olmanın genel şartları şunlardır;

1. Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak. 2. İş yeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması hâlinde emsal kira bedeli, kiralanmış olması hâlinde yıllık kira bedeli toplamı büyükşehir belediye sınırları içinde 12.000 TL (2021 yılı), diğer yerlerde 7.600 TL (2021 yılı) aşmamak. 3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak.

GVK’nın 48. maddesinde basit usulde vergilendirme için gerekli olan özel şartlar sayılmıştır. Özel şartlar genel itibarıyla işletmelerin iş hacimlerinin sınırını göstermektedir. Basit usule tabi olacaklar için genel şartların yanında özel şartların da sağlanması gereklidir. Bu maddeye göre basit usule tabi olmanın özel şartları şunlardır;

1. Alım-satım ve imalat işleri ile uğraşanların satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının 2021 yılı için 150.000 TL’yi veya yıllık satışları tutarının 240.000 TL’yi aşmaması, 2. Hizmet işiyle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayrisafi iş hasılatının 2021 yılı için 76.000 TL’yi aşmaması, 3. Alım-satım, imalat ve hizmet işlerinin birlikte yapılması hâlinde yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının 2021 yılı için 150.000 TL’yi aşmaması.

Bazı kimseler basit usule tabi olmanın genel ve özel şartlarını taşısalar bile basit usulden faydalanamamaktadırlar. Bunlar şunlardır;

1. Kolektif şirket ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortakları, 2. İkrazat (borç verme) işleriyle uğraşanlar,


3. Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar, 4. GVK’nın 94. maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece derece taahhütte bulunanlar, 5. Sigorta prodüktörleri, 6. Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere aracılık edenler, 7. Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar, 8. Tavassut (aracılık) işi yapanlar (dayıbaşılar hariç), 9. Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları işletenler, 10. Şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri, 11. Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar dahil) belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla veya sabit bir iş yerinde faaliyette bulunup bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi gerekli görülenler. Bu düzenleme gereği büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde aşağıda belirtilen faaliyetleri yapan mükellefler gerçek usulde vergilendirilirler; • Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar. • Her türlü emtia alım-satım ile uğraşanlar. • İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar. • Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işi ile uğraşanlar. • Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler. • Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler

Basit Usulden Gerçek Usule-Gerçek Usulden Basit Usule Geçiş

Basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.

Gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler ile basit usulün şartlarını kaybedenlerden gerçek usulde vergilendirilmeye başlamadan önce işini terk eden mükellefler, terk tarihini takip eden yılın başından itibaren iki yıl geçmedikçe basit usule dönemezler. Bu hüküm, işin eş veya çocuklara devri hâlinde de uygulanır.

Basit Usulde Ticari Kazancın Tespiti

Basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır.

Ticari Kazanç = (Dönem sonu mal mevcudu + hasılat) – (Dönem başı mal mevcudu + gider)

Basit usulde vergilendirilen mükellefler, faaliyetlerine ilişkin mal alış ve giderleri ile hasılatlarını gösteren belgeleri, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılı başından başlayarak 5 yıl süre ile ayrı ayrı dosyalarda saklamak zorundadırlar.

Ticari kazancı gerçek usulde veya basit usulde tespit edilenlere sağlanan vergisel avantajlardan birisi de vergi indirimidir. Hesaplanan indirim tutarı, her hâl ve takdirde (2021 yılı için) 1.500.000 TL’den fazla olamaz. Söz konusu indirimden faydalanabilmek için;

1. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin kanuni süresinde ödenmiş olması, 2. Yukarıda belirtilen süre içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, resen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması, 3. İndirimin hesaplanacağı beyannamenin verildiği tarih itibarıyla vergi aslı (vergi cezaları dâhil) 1.000 Türk lirasının üzerinde vadesi geçmiş borcunun bulunmaması, şarttır.

Ticari Kazancın Tespitinde Özellik Taşıyan Faaliyetler

Birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarma işleri ile dar mükelleflerin yabancı ülkeler arasında yaptıkları ulaştırma işlerinden elde ettikleri kazançlar ticari kazancın tespitinde özellik taşımaktadır.

Birden Fazla Takvim Yılına Yaygın ve Onarma İşleri

Yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri, hizmet işletmeleri sayılır. Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerini, gerçek ya da tüzel kişilere ait bir inşaat işinin, yüklenici tarafından düzenlenen sözleşme koşullarına uygun olarak belli bir ücret karşılığında yapılması ve teslimi olarak tanımlamak mümkündür.

GVK’nın 42. maddesine göre birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kâr veya zarar işin bittiği yıl kesin olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkûr yıl beyannamesinde gösterilir. Bir işin GVK’nın 42. maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için;

• Faaliyet konusu işin inşaat (dekapaj işi-toprağın gevşetilmesi, kazılması, yüklenmesi, taşınması) ve onarma işi olması. Örneğin, bir baraj yapım işi. • İşin birden fazla yıla yaygın olması. Örneğin, bir baraj yapım işinin 21 Mayıs 2010’da başlayıp 21 Mayıs 2023’de tamamlanması. • İşin resmî veya özel taahhütlere bağlı olarak ve başkaları hesabına yapılıyor olması.

Mükellefler bu madde kapsamına giren hâllerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin tamamlandığı takvim yılını takip eden yılın Mart ayında vermeye mecburdurlar.


Dar Mükelleflerin Türkiye ile Yabancı Ülkeler Arasında Yaptıkları Ulaştırma İşlerinde Elde Ettikleri Kazançlar

Ulaştırma işlerinde matrah başlıklı 45. maddede “dar mükellefiyete tabi olanların Türkiye ile yabancı memleketler arasında yaptıkları ulaştırma işlerinde elde ettikleri kazançlar, Kurumlar Vergisine tabi yabancı ulaştırma kurumlarının kazançlarının tayinine ait esaslara (KVK m.23) göre tespit olunur” denilmektedir.

Dar mükellefiyete tabi olanların Türkiye ile yabancı memleketler arasında yaptıkları ulaştırma işlerinde vergiye matrah olacak ticari kazanç, hasılata ortalama emsal oranlarının uygulanması suretiyle hesaplanır. Ortalama emsal oranları; kara taşımacılığında % 12, deniz taşımacılığında % 15, hava taşımacılığında % 5, olarak uygulanır.

Ticari Kazançlara İlişkin Muafiyet ve İstisnalar

Muafiyet kişilerin vergi dışında bırakılmasını, istisna ise vergiye tabi konuların vergi dışında bırakılmasını ifade etmektedir.

Esnaf Muaflığı

Esnaf muaflığı kapsamındaki kişilerin vergilendirilmesine ilişkin düzenlemeler GVK’nın 9. maddesinde yer almaktadır.

Ticaret ve sanat erbabından, gelir vergisinden muaf tutulanlar, ders kitabının 44-45. sayfalarında listelenmiştir.

Esnaf muaflığından faydalananlar faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mallara ve giderlerine ilişkin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden aldıkları belgeleri saklamak zorundadırlar.

Esnaf muaflığından yararlanan kişilerin belge düzenleme zorunluluğu bulunmamaktadır. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle, defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbapları ve çiftçiler vergiden muaf esnafa iş yaptırırlarsa ya da onlardan mal alırlarsa gider pusulası düzenlerler. Bu işlem sırasında düzenlenen gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir.

Gider pusulası; Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle, defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin vergiden muaf esnafa; yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia içinde tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirdikleri belgedir.

Dar Mükellef İhracatçı Muaflığı

Türkiye’de yerleşmiş sayılmayanlar dar mükelleftir. Dar mükelleflerin sadece Türkiye’de elde ettikleri ticari kazançlar gelir vergisine tabi olmaktadır. Dar mükellefiyete tabi kimseler aşağıdaki şartlarda ticari kazancı Türkiye’de elde etmiş sayılırlar;

• Kazanç sahibinin Türkiye’de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve • Kazancın bu iş yerleri veya bu temsilciler aracılığı ile sağlanıyor olması.

Dar mükellefler yukarıda sayılanları taşıyor olsalar dahi iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlardan, ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları veya imal ettikleri malları Türkiye’de satmaksızın yabancı memleketlere gönderenlerin bu işlerden doğan kazançları Türkiye’de vergiye tabi tutulmamaktadır. Dar mükellef ihracatçı muafiyeti adı verilen bu uygulama ile ülkemize döviz girişinin artması amaçlanmıştır.

Sergi ve Panayır İstisnası

Dar mükellefiyete tabi olanların Hükûmetin izniyle açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar Türkiye’de başkaca iş yeri veya daimi temsilcileri bulunmamak şartıyla gelir vergisinden istisna edilmiştir (GVK m.30).

PTT Acentaları Kazanç İstisnası

PTT acentalığı faaliyetinden elde edilen kazançlar, gelir vergisinden istisnadır. Ancak, bu istisnanın varlığı bu faaliyeti yapanlara yapılan ödemeler üzerinden vergi tevkifatı yapılmasına engel değildir.

Kreş ve Gündüz Bakımevleri ile Eğitim ve Öğretim İşletmelerinde Kazanç İstisnası

Özel kreş ve gündüz bakımevleri ile okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden istisnadır.

Genç Girişimci Kazanç İstisnası

Ticari faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla 29 (yirmi dokuz) yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 TL’sine kadar olan kısmı aşağıdaki şartlarla gelir vergisinden istisna edilmiştir;

1. İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması. 2. Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi. 3. Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla bu maddedeki şartları taşıması. 4. Ölüm nedeniyle, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması. 5. Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması.

Yazılım ve AR-GE İstisnası

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun geçici 2. maddesi uyarınca, tam veya dar mükellef ayrımı


söz konusu olmaksızın gerçek kişilerin teknoloji geliştirme bölgelerindeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31.12.2023 tarihine kadar gelir vergisinden istisnadır.

Ürün Senetlerinin Elden Çıkarılmasından Doğan Kazanç İstisnası

Ürün senetleri esas itibarıyla, standardı, nitelik ve özellikleri belirli tarım ürününü mülkiyetini ifade eden kıymetli evraktır. Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen bu ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, 31/12/2023 tarihine kadar gelir vergisinden istisnadır. İstisna edilen bu kazançlar üzerinden GVK 94. madde kapsamında tevkifat yapılmaz. Münhasıran bu kazançlar için gelir vergisi mükelleflerince yıllık beyanname verilmez, bu kazançlar verilecek beyannamelere dahil edilmez.

Sınai Mülkiyet Haklarından Elde Edilen Kazanç İstisnası

Türkiye’de gerçekleştirilen araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri ile yazılım faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan buluşların; kiralanması, devri veya satışı sonucunda elde edilen kazançların, Türkiye’de seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları hâlinde elde edilen kazançların, Türkiye’de gerçekleştirilen üretim sürecinde kullanılması sonucu üretilen ürünlerin satışından elde edilen kazançların patentli veya faydalı model belgeli buluşa atfedilen kısmının %50’si gerekli şartların yerine getirilmesi hâlinde gelir vergisinden istisnadır.

Zirai Kazanç

Zirai Faaliyet Tanımı ve Unsurları

Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır. Zirai faaliyet arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.

Zirai İşletme, Çiftçi ve Mahsul Kavramları

Zirai faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelere zirai işletme, bu işletmeleri işleten gerçek kişilere (adi şirketler dahil), vergiye tabi olsun veya olmasınlar çiftçi ve bu faaliyetler neticesinde istihsal olunan maddelere de mahsul denir.

Kolektif şirketlerle adi veya eshamlı komandit şirketler zirai faaliyetle iştigal etseler dahi çiftçi sayılmazlar.

Bir çiftçiye veya ortaklığa ait olup aynı köy sınırları içinde veya birbirine bitişik arazi üzerinde bulunan yahut istihsal şartlarına göre birbirine bağlılık ve beraberlik arz eden işletmeler tek işletme sayılır.

Zirai Kazancın Diğer Gelir Unsurlarına Dönüşümü

Zirai kazançlar bazı durumlarda ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmektedir. Bunlardan ilki, zirai faaliyet sonucu elde edilen mahsullerin ticari işletmede

değerlendirilmesidir. İkinci durum, ürünün sınai işletmede işlenmesidir.

Satın aldığı hayvanları bakıma ve besiye almadan veya çok kısa bir süre besledikten sonra (6 ay gibi bir süre) satan yükümlülerin faaliyeti ise ticari faaliyet (celeplik), elde edilen kazanç ise ticari kazanç sayılmaktadır.

Zirai kazançla gayrimenkul sermaye iradı da bazı durumlarda birbirine karışmaktadır. Çiftçiye ait ve işletmenin aktifine kayıtlı her türlü ziraat makina ve aletlerinin kiralanmasından elde edilen gelir zirai kazançtır. Çiftçiye ait olmayan ya da işletmenin aktifine kayıtlı olmayan ziraat makina ve aletlerinin kiralanmasından elde edilen gelir ise gayrimenkul sermaye iradıdır.

Zirai Kazançların Vergilendirilmesi

Çiftçilerin elde ettikleri zirai kazançlar, hasılatları üzerinden tevkifat yapılmak suretiyle ya da gerçek usul olmak üzere iki şekilde vergiye tabi tutulmaktadır. Ülkemizde zirai kazançların vergilendirilmesinde tevkifat (stopaj) usulü temel vergilendirme usulüdür. Kazançları gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçiler bu kazançları için beyanname vermezler.

Zirai Kazançların Gerçek Usulde Vergilendirilmesi

Zirai kazançların gerçek usulde tespiti zirai işletme hesabı esası ve bilanço esası olmak üzere iki şekildedir.

İşletme büyüklüğü ölçülerini aşan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan ve kendi isteği ile gerçek usulde vergilendirilmek isteyen çiftçilerin kazançları gerçek usulde tespit olunarak vergilendirilir.

Zirai kazancın gerçek usulde tespitinde kullanılan ilk ölçüt işletme büyüklüğü ölçüleridir. Bir takvim yılı içerisinde zirai faaliyetin yapıldığı işletmenin büyüklüğü GVK 54. maddesinde 28 ayrı grupta belirtilen ölçüleri aşarsa, zirai kazanç gerçek usulde tespit edilir. GVK’nın 54. maddesinde yer alan 28 gruptan bazıları ders kitabının 51. sayfasında listelenmiştir.

Cumhurbaşkanı bu ölçüleri gerekli gördüğü bölgeler için yıllık olmak kaydıyla arazi ve ürün türlerine göre beş katına kadar artırmaya veya kanuni hadden az olmamak üzere yeniden tespit etmeye yetkilidir. Bu şekilde tespit olunan ölçüler, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren yürürlüğe girmektedir.

Zirai kazancın gerçek usulde tespitinde kullanılan ikinci ölçüt motorlu araç şartıdır. Bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca (kamyon, patoz, su çekme motoru, ağaç kesme motoru gibi) veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olan çiftçilerin zirai kazançları gerçek usulde tespit olunur.

Zirai İşletme Hesabı Esası

Zirai işletme hesabı esasına göre zirai kazançları tespit edilen çiftçiler, zirai işletme defteri tutmak zorundadırlar.


Bu defterin tasdiki zorunludur. Zirai kazancın işletme hesabı esasına göre tespitinde; hesap dönemi başındaki mahsullerin değeri giderlere, hesap dönemi sonundaki mahsullerin değeri ise hasılata ilave olunur.

Bilanço Esası

Çiftçiler, diledikleri takdirde, işletme hesabı yerine bilanço esasına tabi tutulmalarını isteyebilmektedirler. Bilanço esasında zirai kazancın tespiti, bilanço esasına göre ticari kazancın tespitinde olduğu gibi dönem başı ve dönem sonu öz sermayelerin kıyaslaması yoluyla yapılır. Bu farktan varsa dönem içinde eklenen değerler çıkarılır, çekilen değerler eklenir.

Gerçek Usulde Zirai Kazancın Tespitinde Hasılat ve Hasılattan İndirilebilecek Giderler

Gerçek usulde (zirai işletme hesabı veya bilanço esasında) zirai kazançları saptanan çiftçiler için hasılatın ve hasılattan indirilebilecek gider unsurlarının neler olduğu GVK 56. ve 57. maddelerinde belirtilmiştir. Gerçek usulde hasılat olarak kabul edilen gelirler aşağıda sayılmıştır (madde 56): Evvelki yıllardan devredilenler de dahil olmak üzere istihsal olunan, satın alınan veya sair suretlerle elde edilen her türlü zirai mahsullerin satış bedelleri.

Zirai işletme hesabı esasına göre peşin olarak ödenen veya borçlanılan meblağları ihtiva eden giderler ders kitabının 53. sayfasında listelenmiştir.

Hasılattan indirilemeyecek giderlerin neler olduğu hususunda GVK’nın 58. maddesi ile GVK’nın 41. maddesine atıf yapılmıştır. Buna göre GVK’nın 41. maddesinde yer alan giderler hasılattan indirilmez. Bunlar da ders kitabının 53-54. sayfasında verilmiştir.

Zirai Kazançların Tevkifat Yoluyla Vergilendirilmesi

GVK’nın 54. maddesinde yazılı işletme büyüklüğü ölçülerini aşmayan çiftçiler ile bir biçerdövere veya bu mahiyetteki bir motorlu araca veya on yaşına kadar ikiden fazla traktöre sahip olmayan çiftçilerin kazançları tevkifat (stopaj) usulüyle vergilendirilir.

Zirai kazançların tevkifat usulüyle vergilendirilmesi zirai kazancı gerçek usulde vergilendirilmeyen mükelleflere özgü bir uygulama değildir. Çiftçilerin zirai faaliyet kapsamına giren tüm faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar kaynakta vergilendirmeye (tevkifat) tabi tutulmaktadır.

Zirai faaliyet kapsamında teslim edilen ürün bedelleri ile yapılan hizmetler üzerinden yapılacak vergi kesintileri GVK’nın 94. maddesinin 11 numaralı bendinde aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

1. Hayvanlar ve bunların mahsulleri ile kara ve su avcılığı mahsulleri bedelleri üzerinden; Ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınanlar için %1 ve diğer zirai ürünler için %2 2. Diğer zirai mahsul bedelleri üzerinden; Ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınanlar için %2 ve diğer zirai ürünler için %4

3. Zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmet bedelleri üzerinden

Orman İdaresine veya Orman İdaresine karşı taahhütte bulunan kurumlara yapılan ormanların ağaçlandırılması, bakımı, kesimi, ürünlerin toplanması, taşınması ve benzeri hizmetler için %2, Diğer hizmetler için %4. Çiftçilere yapılan doğrudan gelir destekli ve alternatif ürün ödemeleri için %0.

Zirai Kazançlarda İstisnalar

Zirai faaliyette bulunan çiftçileri teşvik etmek amacıyla kanunda istisna hükümlerine yer verilmiştir.

Arızi Nakliye Ücretleri

Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği devamlı hâle getirmeksizin ara sıra ücret karşılığında eşya ve insan taşıyan çiftçiler gelir vergisinden muaf tutulmuşlardır.

Genç Girişimci Kazanç İstisnası

Zirai faaliyeti nedeniyle adlarına ilk defa gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyet başlangıç tarihi itibarıyla yirmi dokuz yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişilerin, faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının 75.000 Türk lirasına kadar olan kısmı, kanunda belirtilen şartların sağlanması halinde gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Teşvik, İkramiye ve Ödül İstisnası

Tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyla verilen ikramiyeler ve ödüller gelir vergisinden istisnadır (GVK m.29).

Zirai kazancı gerçek usulde tespit edilenler bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri safi kazançlarını izleyen yılın üçüncü ayının (Mart) son günü akşamına kadar elektronik ortamda ikametgâhlarının bulunduğu yerin vergi dairesine göndermek zorundadırlar. Beyanname üzerinden tahakkuk eden vergi Mart ve Temmuz aylarında olmak üzere iki eşit taksitte ödenir. Hazine ve Maliye Bakanlığına, gelirlerinin büyük bir kısmı zirai kazançtan oluşan mükellefler hakkında gerekli görülen hâllerde, iki taksitten fazla olmamak üzere, belli üretim bölgeleri ve ziraat ürünlerine göre, özel ödeme zamanları tayin edebilme yetkisi tanınmıştır (GVK m.117). Bu çerçevede, zirai kazançları ile birlikte başka kaynaklardan elde ettikleri kazanç ve iratlarını bildirecek çiftçilerden, bu toplam gelir içindeki zirai kazançları %75 ve daha yüksek nispette olanlar için ödeme zamanları Kasım ve Aralık ayı olarak belirlenmiştir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında