LOJ331U-ULUSLARARASI İKTİSAT
Ünite 5: Uluslararası Ticaret Politikası
Uluslararası Ticaret Politikasının Gelişimi, Amaç ve Araçları
Uluslararası Ticaret Politikasının Gelişimi
Dış ticaret politikası, tarihsel açıdan merkantilist dönemden başlatılabilir. Merkantilizm ortalama olarak 1450 ile 1750 yılları arasında ulus devlet oluşma sürecinde Avrupalı devletlerin ekonomi politikasını oluşturmuştur.
Bu korumacı dönem 1750’lerde Fizyokratların sahneye çıkması ile sorgulanmış, 1776 yılında Adam Smith’in kaleme aldığı Ulusların Zenginliği kitabı ile sona ererek yerini klasik liberal iktisat felsefesine bırakmıştır.
Smith’in öncülük ettiği iktisadi görüşlerle başlayan (1776) liberal iktisat, korumacı politikalardan serbest dış ticarete geçmiş, bu dönem 1929 yılında patlak veren Büyük Buhran’a kadar nerede ise sorunsuz devam etmiştir. Sanayi inkılabı ile başlayan süreç, ortalama 150 yıl başta İngiltere olmak üzere üretim fazlaları oluşturan Batılı ülkelerin kendilerini koruma ihtiyacı duymadan ve fazla ürünleri için dış pazar ihtiyacından dolayı aralıksız devam etmesi ile sonuçlanmıştır.
24 Ekim 1929 tarihi ekonomi literatürüne ‘Kara Perşembe’ olarak geçmiştir. Yaşanan bu olay, ülkelerin dış ticaret politikalarında köklü değişikliklere gitmelerine neden olmuş, serbest piyasanın yerini müdahaleli piyasa almıştır. Sürecin sonunda ülkeler sanayilerini korumak amacıyla gümrük duvarlarını yükseltmek zorunda kalmışlardır. Kriz, tüm dünyada ihracat değerlerinin düşmesine ve dış ticaretin daralmasına neden olmuştur. Kriz, J.M. Keynes’in görüşleri doğrultusunda yeni bir ekonomik anlayışın kabul edilmesi ile liberalizme duyulan güvenin sarsılması ile beraber yeni bir ekonomik anlayışın doğması ile sonuçlanmıştır.
II. Dünya Savaşı sonrasında yeni bir döneme girilmiş, ABD’nin başını çektiği yeni ekonomik düzen tercihini liberal politikalardan yana kullanarak korumacılıktan vazgeçilmiştir. Yeni ekonomik düzenin başlangıcı Bretton Woods Anlaşması ile sağlanmış, savaştan harap bir şekilde çıkmış olan ülkelerin kalkınma amaçlarını gerçekleştirmek, sermaye ihtiyaçlarını karşılamak ve mali yapılarını kuvvetlendirmek için uluslararası ticaretin önündeki engeller kaldırılmıştır. Bu amaçla Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası (DB) ve Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) kurulmuştur. Bu üç kuruluştan konumuzu daha ziyade GATT ilgilendirmektedir. GATT, dünya ticaretini serbestleştirmek için Dünya Ticaret Örgütüne (DTÖ) giden yolda geçici bir anlaşma ile 23 ülke arasında 1947 yılında Cenevre’de imzalanmıştır. Türkiye’nin 1951 yılında taraf olduğu GATT, 1995 yılında aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerce bağımsız bir sekretaryası olan bir kuruma dönüşmüştür.
GATT’ın gözetiminde devam eden uluslararası ticarette gümrük duvarlarının olabildiğince azaltılması asıl amaç iken 1973 Petrol Krizi ile ülkeler oluşan yeni şartlar gereği
korumacı politikalara geçmişlerdir. II. Dünya Savaşı ile başlayan serbest ticaret anlayışı GATT çerçevesinde devam ederken ülkeler kendi ödemeler dengesi dinamiklerini gözeten daha sonra adına yeni korumacılık denen bir döneme geçilmiştir.
1980 sonrası dönem dünyada liberal politikaların estiği bir dönem olmuştur. ABD’de Reagen, İngiltere’de Thatcher ve Türkiye’de ise Özal’ın başta olduğu bu dönemde uluslararası ticarette serbest dış politikası hâkim olmuştur. 2008 Dünya Küresel Krizi’ne kadar devam eden bu dönemde dış ticaret GATT’ın amaçları doğrultusunda her türlü engelden arındırılmak istenmiş, bu dönem aynı zamanda küreselleşmenin de hız kazandığı yıllar olmuştur.
1995 yılında kurulan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 1947 yılında kurulan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması’nın (GATT) devamıdır. İki organizasyonun amacı da dünya ticaretinin serbestleştirilmesidir.
Uluslararası Ticaret Politikasının Amaçları
Dış Ödeme Açıklarının Giderilmesi
Bir ülkenin cari işlemler bilançosu açık ya da fazla verebilir. Cari işlemlerin fazla vermesi genelde problem olarak algılanmazken açık vermesi ve bu açığın yıllarca giderilemeyip kronik hâle gelmesi problemdir. Cari işlem açıkları sermaye hesabından gelen fazla ile kapatılmaya çalışılır. Sermaye hesabının açığı kapatamadığı durumlarda Merkez Bankası Rezervleri devreye girerek denkleştirme işlemi yapılabilir.
Yurt İçi Endüstrileri Dış Rekabetten Koruma
Yurt içi endüstriler her zaman yurt dışında faaliyet gösteren firmalarla rekabet edemeyebilirler. Ülkeler, yurt içinde var olan endüstrileri korumak için ithalatı kısıtlayıcı önlemler almak durumunda kalabilirler. Koruma, ülke içerisinde faaliyet gösteren firmaların yurt içi maliyetleri ile yurt dışında faaliyet gösteren firmaların maliyetlerinin eşitlendiği noktaya kadar olmalıdır.
Hazineye Gelir Sağlama
Ülkeler hazineye gelir sağlamak için dış ticaret politikasını öteden beri kullanagelmişlerdir. Özellikle gümrük tarifeleri bu konuda etkin olarak kullanılmıştır. Bütçe açığı çeken ülkeler dışarıdan alınan mal ve hizmetlerin üzerlerine gümrük tarifeleri koyarak yerli endüstrileri korumanın yanında gelirde elde etmişlerdir.
Ekonomik İstikrarın Sağlanması
Ekonomiler için iç istikrar enflasyon, faizler ve işsizliğin, dış istikrar ise döviz kurunun ve dış ödeme açık ya da fazlalarının makul seviyelerde olmasıdır. Bahsi geçen göstergelerin iyileştirilmesi için dış ticaret politikasına başvurulabilmektedir. Dış ticaret politikası araçları, iç tüketimi yabancı mallardan yerli mallara kaydırmak amacıyla kullanılabilir. Böylelikle üretim seviyesini ve dolayısı ile istihdam seviyesini artırmak mümkün olabilmektedir.
Otarşi (Kendi Kendine Yeterlilik)
Otarşi, ülkenin ekonomik olarak kendi kendine yeterli olması demektir. Bütün ülkelerin temel amacı ekonomilerini otarşik bir duruma getirmektir. Ülkeler otarşiyi bir amaç olarak benimsediklerinde ellerinden geldiğince dışarıdan alınan mal ve hizmetleri sınırlama yoluna gitmektedirler.
Uluslararası Ticaret Politikasının Araçlarından Gümrük Vergileri
Dış ticarette hükûmetlerin amaçlarını gerçekleştirmek isterken kullandıkları araçlara dış ticaret politikası araçları denir. Bu araçlar, öteden beri kullanılan gümrük tarifeleri (vergileri) ile daha ziyade 1970’li yıllardan sonra kullanılmaya başlanılan tarife dışı araçlardır. Bunların haricinde sübvansiyonlar, çoklu kur sistemleri ve döviz kontrolü gibi özel bazı durumlar için kullanılan araçlar da vardır.
Gümrük Tarifeleri
Ülkeler, bağımsızlıklarının gereği olarak dış ülkelerden satın aldıkları mal ve hizmet üzerine vergi koyabilirler. Bu vergilerden en yaygın olanı gümrük vergileri (tarifeler) dir. Gümrük vergilerinden tek taraflı olarak konulanlara otonom (kanuni), iki ya da daha fazla ülkenin karşılıklı bir anlaşmaya dayalı şekilde konulanlara da tercihli (tavizli) tarifeler denir.
Gümrük vergileri spesifik ve ad valorem usul olmak üzere iki şekilde alınabilir. Spesifik usulde malların fiziki özelliklerine göre ad valorem usulde ise malın değeri üzerinden vergi alınır. Örneğin araba başına vergi alınıyorsa spesifik usul, arabanın değerinin belirli bir oranında vergilendiriliyorsa ad valorem usule göre vergilendiriliyor demektir.
Gümrük vergileri uygulanırken F.O.B (free on board) ve C.İ.F (cost, insurance ve freight) olmak üzere başlıca iki tür uygulama vardır. F.O.B, malın ihraç edilen ülke limanında gemiye yüklendiğindeki fiyatı, C.İ.F ise malın ithalatçı ülke limanına ulaşınca oluşan fiyatıdır. C.İ.F, malın maliyeti, sigortası ve taşıma giderlerini içermektedir. Gümrük vergilerinin temelde gelir sağlama ve koruma olmak üzere iki amacı vardır. Gelişmekte olan ülkeler gümrük vergilerini, bütçe açıklarını azaltmak, yurt içi endüstrilerini dış rekabetten korumak için kullanırken gelişmiş ülkeler daha ziyade bebek endüstrilerini dış rekabetten korumak için bu yola başvurmaktadırlar. Gümrük vergilerinin koruma amacı olabilmesi için bahse konu malı yurt içerisinde üreten firmaların olması gerekir. Gümrük vergilerinin ekonomik etkileri sadece bir piyasayı etkilemesi anlamında kısmi (mikro) ve bütün bir ekonomiyi etkilemesi anlamında genel (makro) olmak üzere iki ölçekte incelenebilir.
Gümrük vergilerinin kısmi etkileri kitabınızın 95. sayfasında Şekil 5.1’de grafik yardımı ile açıklanmıştır. Şekil 5.1’de S arz eğrisini T ise talep eğrisini göstermek üzere P1 serbest dünya fiyatını, tarifeli fiyatı ile yurt içi
fiyatın toplamı demek olan P2 ise yurt içi fiyatı göstermektedir. Fiyatlar P1 noktasında iken üretim K, tüketim L noktasındadır. KL aralığı kadar talep fazlası oluşmuş ve bu talep ise dış taleple karşılanmaktadır.
Fiyatın P2 seviyesine çıkmasının ülke içerisinde ilgili endüstriler üzerinde oluşturduğu etkilere gümrük tarifelerinin kısmi etkileri denir. Bunlar, üretim, tüketim, gelir, gelir dağılımı (bölüşüm) ve dış ticaret etkileridir. Bu etkileri ayrıntılı olarak kitabınızdan okuyabilirsiniz.
Optimum Gümrük Tarifesi
Tarifeler, ilgili malın uluslararası piyasalardaki fiyatını değiştirmek bakımından ticaret hadlerini ve yine ilgili malın miktarını değiştirmek bakımından ticaretin hacmini etkilemektedir. Büyük ülkenin malını uluslararası piyasalarda azaltması ticaret hadlerini olumlu etkilerken aynı durum ticaret hacminin daralmasına yol açmaktadır. O hâlde öyle bir tarife konmalı ki ticaret hacminden uğranılan zarar ticaret haddinden elde edilen kârdan daha yüksek olmasın ve nihayetinde ülke dış ticaretten maksimum kârla çıksın. İşte, ticaret hacmindeki daralmanın olumsuz etkilerine karşın ticaret hadlerinin iyileşmesinden doğan kârı maksimize eden gümrük vergisine optimum tarife denir.
Etken Dış Koruma
Etken koruma, yurtiçi endüstrilerin hangi oranda korunduğunu gösterir. Etken koruma miktarı, nihai mal üzerine konulan vergiler ile doğru orantılı, ara malları üzerine konulan vergiler ile ters orantılı bir şekilde çalışmaktadır. İthal mallarının girdileri üzerine konulan verginin çok fazla olması yaratılan katma değerin daha da düşmesine neden olacağı için buna da negatif etken koruma denir.
Uluslararası Ticaret Politikasının Araçlarından Tarife Dışı Araçlar
Devletlerin uluslararası ticarete müdahalede kullandığı geleneksel araçları olan gümrük tarifelerine zamanla tarife dışı araçlar da dahil olmuştur. Gümrük tarifeleri daha sade iken tarife dışı araçlar çok çeşitlidir. Tarife dışı araçlar kendi arasında miktar kısıtlamaları, yeni korumacılık, sübvansiyonlar, ithal ve ihraç vergileri ile monopol ve kartellerden oluşmaktadır.
Miktar Kısıtlamaları
Bunlar, ithalat kota ve yasakları, döviz kontrolü ve çoklu kur sisteminden oluşmaktadır. İthalat kotaları: Hükûmetlerin ithalatı yapılacak mallara getirdiği fiziki engellerdir.
Kotalar ithalatı doğrudan sınırlandırdığı için sonuçları açısından gümrük vergilerinden farklı sonuçlar doğurabilmektedirler. Kotalar, yurtiçi fiyatların yükselmesine ve kıtlık rantının oluşmasına sebep olabilir. Miktar belirli bir düzeyle sınırlandırıldığı için gerçekten ihtiyaç duyanların bu malların bulamamasına sebep olabilir. Kotalar ayrıca, ihtiyaç hâlinde bulunmayan kısım için kaçakçılığa ve karaborsacılığa sebep olabilir.
Kotalarda saydamlık az olduğu için ithalatçılar açısından daha fazla bürokratik engelle karşılaşılabilir. İthalat kotalarında, gümrük vergilerinde gelir olarak hükûmete giden kısım kıtlık rantı olarak ithalat lisansını almış olanların kasasına gider. Ayrıca ithalat kotalarında lisansları elde etmek isteyen ithalatçıların rüşvet gibi yasal olmayan yollara başvurmalarına neden olabilir. Kotaların vergilere göre bazı üstün tarafları da vardır. Kotalar tarifelere göre ithalatı kısıtlamada daha etkili olabilir, ithalatın acil kısıtlanması gerektiği durumlarda daha etkilidir.
İthalat Yasakları: İthal edilen bir malın yurt içine sokulmasının tamamen yasaklanması durumudur. İthalat yasakları sık başvurulan bir yöntem olmamakla beraber bir malın ekonomiler için lüks sayılması, yerli sanayinin tam olarak dış rekabetten korunmak istenmesi, kronik dış açıkların kapatılmak istenmesi durumlarında başvurulabilir. Bu yönteme bazen de genel ahlaka uygun olmayan durumlar için ve bazı sağlık gerekçeleri için başvurulabilir.
Döviz Kontrolü: Hükûmetlerin döviz piyasalarında yapmış oldukları düzenlemelere döviz kontrolü bir başka ifade ile kambiyo denetimi denir. Ülkeler için döviz piyasasının serbestliği temel ilke iken ülkelerin dövize ihtiyaç duyduğu zamanlarda merkez bankaları aracılığı ile dövizin kontrol edilmesi hayati öneme sahiptir. Çünkü nihayetinde dış alımı devam ettirmenin başlıca yolunun dövizin varlığına bağlı olduğu bilinmektedir.
Çoklu Kur Sistemi: Döviz piyasalarında birden fazla kur sistemi olmasına çoklu kur sistemi denir. Buradaki amaç döviz ihtiyacının sağlanmasıdır.
Yeni Korumacılık
Yeni korumacılık yöntemleri 1973 Petrol Krizi ile beraber ülkelerin kendilerini korumaya çalıştıkları yeni araçlardır. Özellikle gelişmiş ülkelerin, GATT’ın dış ticareti serbestleştirme çabalarından kaçınmak ve oluşan yeni ekonomik durumda kendilerini korumak için başvurdukları gönüllü ihracat kısıtlamaları, sağlık, güvenlik ve çevre standartları, idari düzenlemeler ve kamu ihaleleri gibi genelde görünmez engeller olarak tarif edilen uygulamalardır.
Gönüllü ihracat kısıtlamaları, sanayileşmiş ülkelerin yumuşak güçlerini kullanarak yeni sanayileşen ülkeler üzerinde oluşturdukları baskılarla yapılan görüşmeler sonucunda genellikle emeğe dayalı sektörlerde üretilen mal ve hizmetler üzerine konulan sınırlamalardır.
Sağlık, çevre ve güvenlik gibi gerekçelerle de dış korumaya gidilebilmekte, örneğin gıda, hijyen ve çocuk oyuncakları gibi ürünlerinde sağlık, elektrikli arabalarda ve yine çocuk oyuncaklarında güvenlik gibi önlemler gerekçesi ile ithalata sınırlama getirilmektedir. Bu konuda görülen başka bir sınırlama da kamu ihaleleridir. Ülkeler ihale yaparken öncelikle alımlarını yerli mallardan
yapılmasını salık verebilir. Bu bütün ülkelerde yaygın olan bir uygulamadır.
Sübvansiyonlar
Tarife dışı araçlardan olan sübvansiyonlar, devletin firmalara verdiği karşılıksız desteklerdir. Sübvansiyonlar yurtiçi endüstriler ve ihracatın desteklenmesi için uygulanabilir. Sübvansiyonların diğer araçlardan farkı dış ticareti engelleyen değil destekleyen nitelikte olmasıdır. Devlet ihracatı artırmak için dış ticarete dönük endüstrileri farklı yöntemlerle desteklemektedir. İhracata dönük endüstrilere düşük faizli kredi, işçilerin primlerinin ödenmesi ve girdilerin ucuza sağlanması gibi dolaylı desteklerle bu firmaların ihracatının artırılması amaçlanmaktadır. İhracatın çoğalması için yapılan bu tür destekler bu malın yurt dışına satılmasını daha cazip hâle getirecektir. Yurt içine yapılan bu tip destekler diğer ülkeler için bir tür damping niteliği taşımaktadır.
İhracat ve İthalat Vergileri
Tarife dışı araçlardan bir diğeri de ithalatta fark giderici vergiler ve ihracat vergileridir. Hükûmetlerin yurt içinde korumak istedikleri endüstriler için ithal mallarında yurtiçi fiyatlarla daha düşük olan uluslararası fiyatlar arasındaki fark kadar vergi konmasına ithalatta fark giderici vergi denir. Amaç yurt içindeki endüstriyi korumaktır. İhracat vergileri ise ülkelerin ihraç ettikleri bazı ürünleri üzerine konulan vergilerdir. Buradaki amaç ihracatın kısıtlanmasıdır. Bu vergiler genellikle gelişmekte olan ülkelerin dünya piyasalarındaki ticaret hadlerinden faydalanmak için yaptığı bir uygulamadır. Petrol ve kahve gibi dünya piyasalarında tekel durumunda olan ülkelerin bu imkândan faydalanmak için gerçekleştirilir.
Monopoller ve Karteller
Monopol (tekel) piyasası, piyasada tek bir firmanın bulunduğu ve yakın ikamesi olmayan bir malın üretildiği, bu firmanın malın miktarını dolayısı ile fiyatını belirleme gücüne sahip olduğu piyasa yapısına verilen isimdir. Alıcılar tarafından ise piyasada tek bir alıcının olmasına monopson denmektedir. Dış ticarette firmalar monopol gücünden faydalanmak istemektedirler. Dış ticarette faaliyeti olan bir firma, piyasadaki gücünden faydalanarak daha sonra fiyatları yükseltmek üzere bahsi geçen malın fiyatını düşürmekte ve dış piyasalarda söz sahibi olmaktadır. Firmaların satıyor oldukları malların fiyatlarını yurt dışında yurt içi fiyatlarından daha düşük fiyata satmalarına damping denir. Kartel, aynı sektörde faaliyet gösteren birden fazla firmanın aralarındaki rekabeti sona erdirmek için yapılan birleşmelerdir. Bu birleşme farklı ülkeler arasındaki firmalar arasında olursa buna uluslararası kartel denir. Karteller belirli amaçlar için bir araya geldiklerinden geçici anlaşmalardır ve bu ortak amaçlar kaybolduğunda ortaklık sona erebilir.