LOJ331U-ULUSLARARASI İKTİSAT
Ünite 2: Hecksher-Ohlin (Faktör Donatımı) Teorisi
Hecksher-Ohlin Teorisinin Temelleri
Heckscher-Ohlin teorisi basitleştirici varsayımlara dayandırılmaktadır. Teorinin daha iyi anlaşılabilmesi için bu varsayımları ve ne ifade ettiklerini açıklamak gerekmektedir.
Teorinin Varsayımları
Heckscher-Ohlin teorisi şu varsayımlara dayanmaktadır:
1. İki ülke, iki mal ve iki üretim faktörü (emek ve sermaye) bulunmaktadır. 2. Her iki ülke de üretimde aynı teknolojiyi kullanmaktadır. 3. Malların üretim faktör yoğunlukları veya nispi faktör oranları farklılık göstermektedir. Her iki ülkede de mallardan biri emek yoğun iken diğeri sermaye yoğundur. 4. Her iki mal da ölçeğe göre sabit getiri altında üretilmektedir. 5. Her iki ülkede de üretimde eksik uzmanlaşma vardır. 6. Her iki ülkede zevkler ve tercihler aynıdır. 7. Her iki ülkede de hem mal hem faktör piyasalarında tam rekabet vardır. 8. Her ülke içerisinde faktörler arasında tam hareketli iken ülkeler arasında faktör hareketliliği yoktur. 9. Ulaşım maliyetleri sıfırdır. 10. Ülke ekonomileri tam çalışma kapasitesindedir. 11. İki ülke arasındaki uluslararası ticaret dengededir.
Faktör Yoğunluğu, Faktör Bolluğu Kavramları
Heckscher-Ohlin ticaret modeli, ülkelerin üretimde kullandıkları girdilerin (faktörlerin) farklı seviyelerine sahip olduğu gözlemiyle başlar. Ayrıca, elde edilen her çıktının üretimi için çeşitli girdilerin farklı kombinasyonları ve oranları kullanılmaktadır. Burada, faktör bolluğu ile faktör kullanımında yoğunluk arasındaki farka dikkat edilmelidir.
Faktör Yoğunluğu: Teorinin dayandığı varsayımlardan biri de malların faktör yoğunluklarının birbirinden farklı olması idi. Bir malın diğer mala kıyasla sermaye yoğun olması, o malın üretiminde diğer malın üretimine göre kullanılan sermaye miktarının emek miktarından daha yüksek olduğunu ifade etmektedir.
Faktör Bolluğu: Faktör bolluğunu tanımlamanın iki yolu vardır. İlki, fiziksel faktör miktarı yani, her ülkenin sahip olduğu toplam sermaye ve emek miktarı oranıdır. Diğeri ise, göreceli faktör fiyatları yani, ülkedeki sermayenin kullanım bedelinin emeğin bedeline oranlanması ile hesaplanmaktadır.
Ülkenin sahip olduğu sermaye stokunun büyüklüğü, iş gücü miktarı, niteliği ve doğal kaynaklar malların üretiminde kullanılan temel üretim faktörlerdir. Faktör miktarlarına göre ülkelerin üretebilecekleri mal ve hizmet seviyeleri de farklılık gösterecektir. Bu durum ülkelerin üretim imkânları eğrisine de yansır.
Hecksher-Ohlin Teorisi
Heckscher-Ohlin teorisine göre her ülke, kendisinde bol bulunan faktörü kullanarak ürettiği ürünlerin üretiminde uzmanlaşarak bunları ihraç etmeli, kıt olarak sahip olduğu faktörü kullandığı ürünleri ise ithal etmelidir. Bu durumda, bir ülkede hangi üretim faktörü diğerine göre daha bol ise, o ülke o malın üretiminde uzmanlaşacak ve o malı ihraç edecektir. Bu varsayımların ışığı altında Hecksher-Ohlin teorisi, bir ülkenin diğer üretim faktörüne göre nispi olarak daha zengin olduğu faktörü yoğun olarak kullandığı mal üretiminde uzmanlaşması ve bu malları ihraç etmesi gerektiğini öne süren genel denge teorisidir.
Uluslararası Ticaretin Faktör Fiyatları ve Gelir Dağılımı Üzerine Etkisi
Uluslararası ticaret yoluyla ülkeler arasında faktör hareketliliği olmadan da faktör fiyatlarında eşitliğe doğru bir hareketin ortaya çıkabileceği gözlenebilir. Serbest ticaret aracılığıyla ülkeler arasında faktör fiyatlarının eşitleneceğine ilk defa Eli F. Heckscher, 1919 yılında yayınladığı makalesinde değinmiş, daha sonra Bertil Ohlin bunu geliştirmiş, Paul Samuelson ise serbest ticaretin uluslararası faktör fiyatlarında bir eşitliğe yol açtığını ortaya koymuştur.
Faktör Fiyatları Eşitliği Teoremi: Faktör Fiyatları Eşitliği teoremini şu şekilde ifade edebiliriz: Uluslararası ticaret, ülkeler arasında homojen faktörlerin göreli ve mutlak getirilerinde eşitlik sağlayacaktır. Bu nedenle uluslararası ticaret, faktörlerin uluslararası hareketliliğinin yerine geçmektedir. Bu teoriye göre uluslararası ticaret, ülkeler arasında faktör fiyatlarını belli varsayımlar altında eşitler ve dolayısıyla uluslararası serbest faktör hareketliliği ile aynı sonuçlara ulaşır.
Uluslararası ticaret aracılığıyla ülkelerde gerçekleşen uluslararası uzmanlaşma ülkelerin bol olarak sahip oldukları faktörün fiyatını yükseltirken, kıt olan faktörün fiyatını düşürerek ülkeler arasında nispi olarak faktör fiyatlarının eşitlenmesine yol açar. Bu hareket, faktör fiyatlarında tam bir eşitlik sağlanana kadar devam eder. Fakat gerçek ekonomik hayatta ortaya konulan kısıtlayıcı varsayımların geçerliliğini koruyamaması, ülkeler arasında faktör fiyatları eşitliğini tam olarak sağlayamaz. Ayrıca ülkeler arasındaki farklı üretim fonksiyonları, üretim faktörlerinin homojen olmaması, tarife ve kota gibi uluslararası ticarete konan kısıtlamalar, sendikaların tekelci etkileri gibi faktörler de bu eşitliğin gerçekleşmesine engel olur. Faktör Fiyatları Eşitliği Teorisi statik bir teori olup sadece belli bir zaman kesitindeki durumu ele alır. Ticaretin, veri teknoloji ve faktör yoğunluğu üzerinde ne gibi etkiler yaratacağını açıklar. Teorem, aynen Heckscher-Ohlin teorisinde olduğu gibi kuvvetli varsayımlara dayanır ve bu varsayımların gerçek hayatla uyuşması çok güçtür.
Değişik mal fiyatları ile faktör fiyatları farklı üretim fonksiyonlarının bir sonucu olarak aynı değilse, bu teorem geçerliliğini kaybeder. Eğer ekonomide gerçek hayattaki gibi ölçeğe göre artan getiriler söz konusu ise, teorem yine istenilen sonuca ulaşamaz.
Stolper-Samuelson Gelir Dağılımı Teoremi: Ülkelerin dış ticarete yönelik izleyecekleri politikaların, ülke içinde gelir dağılımı üzerinde birtakım etkiler yaratması kaçınılmazdır.
Stolper-Samuelson Gelir Dağılımı Teoremine göre uluslararası ticaret ülkede bol bulunan üretim faktörünün gelirini yükseltirken kıt faktörün gelirini düşürmektedir. Uluslararası serbest ticaret ülke içindeki gelir dağılımını, ihracatta yoğun olarak kullanılan ve ülkenin zengin olarak sahip bulunduğu faktör lehine, buna karşılık ithalata rakip sanayilerde yoğun kıt faktörün aleyhine değiştirir.
Teorem, uluslararası ticaretin faktör gelirlerini mutlaka eşitleyeceğini vurgulamaz. Bunun nedeni ücretlerin tek gelir kaynağı olmamasıdır. Çünkü ücretlerin yanında sermaye ve toprak faktörleri de bulunmaktadır. Ekonomide sermaye faktörü emek faktörüne kıyasla miktar olarak fazla ise, bunların gelirlerinde de mutlak anlamda bir farklılık söz konusu olacaktır.
Özetle, ülkelerde ticaretin serbest olması ülkede bol ve ucuz olan faktörün lehine iken korumacılık kıt ve pahalı olan faktör lehinedir. Ülke ekonomisi bir bütün olarak bu durumdan zararlı çıksa da ithalata rakip endüstriler (kıt ve pahalı olan faktörün kullanıldığı endüstriler) bundan fayda sağlamaktadır. Bu durumun tersi gerçekleşir ve korumacılık ithalata rakip malların fiyatlarını düşürürse Stolper-Samuelson teoremi geçerliliğini kaybedecektir. Buna “Metzler Paradoksu” adı verilir.
Rybczynski Teoremi: Teoremde, tam istihdam koşulları sağlandığında üretim faktörleri miktarında ortaya çıkabilecek bir artışın üretim, tüketim ve uluslararası ticaret üzerindeki etkileri incelenmektedir. Teorem, üretim faktörlerinin birinin arzında gerçekleşen artışın, bu faktörü yoğun olarak kullanan malın üretimini artıracağını, diğer taraftan arzı sabit kalan faktörün yoğun olarak kullanıldığı malın üretimini ise azaltacağını öne sürmektedir.
Tadeus Rybczynski’ye göre, iki faktörün miktarında meydana gelecek değişimler sonucu etkilemeyecektir. Teoremin dayandığı varsayımlar şunlardır: Ülkede sermaye ve emek faktörlerini kullanan iki üretim sektörü bulunur; Her sektördeki üretim fonksiyonu aynı ve elde edilen çıktı homojendir; Malların üretiminde kullanılan faktör yoğunlukları farklıdır; Her iki üretim faktörü de tam olarak kullanılmakta, diğer bir ifadeyle atıl bir faktör bulunmamaktadır.
Rybczynski teoremine göre bir üretim faktöründeki artış sonucunda bu faktörü yoğun olarak kullanan sektördeki üretim artarken, arzı artmayan üretim faktörünü kullanan diğer sektördeki üretim düşecektir.
Heckscher-Ohlin Teorisinin Eksik Yönleri
Heckscher Ohlin teorisi dayandığı varsayımların gerçeklikten uzak olmasından ötürü oldukça eleştirilmiştir.
Teoriye göre tam rekabetin geçerli olduğunu mal ve faktör piyasalarında iki mal, iki ülke, iki faktörlü bir model vardır. Üretim faktörleri ülke içinde hareketli iken ülkeler
arasında hareketsiz kabul edilmektedir. Bu varsayımların da günümüzde geçerliliğe sahip olması olası değildir. Ülkelerde üretim faktörlerinin homojen olması diğer bir ifadeyle aynı nitelik ve kalitede olmaları da söz konusu olmamaktadır. Farklı niteliklerdeki üretim faktörlerinin oluşması, ülkeler arasında farklı üretim maliyetlerinin oluşmasına yol açabilmektedir.
Heckscher Ohlin teorisi arz yönlü bir nitelik taşımakta ve talebe önem vermemektedir. Ancak, düşük maliyetli bir mala yönelik ülke içi talep de o malın fiyatının yükselmesine yol açabilir. Talep yönünden de ele alınmaması teorisinin eksik yönünü vurgulamaktadır.
Tüm ülkelerde üretim fonksiyonlarının aynı olduğu güçlü bir varsayımdır. Günümüzde, bir malın üretim fonksiyonunun dünyanın her yerinde aynı olmasını kabul etmek mümkün değildir. Üretim faktörleri her ülkede homojen olmaz.
Diğer güçlü bir varsayım da, ölçeğe göre sabit getirinin olduğunun kabul edilmesidir. Uluslararası ticarete açılan bir ülkede piyasanın genişlemesinin doğal sonucu olarak içsel ve dışsal ekonomiler ortaya çıkacak, maliyetler azalacak, bir başka ifadeyle ölçeğe göre artan getiri söz konusu olabilecektir. Bu durumun bir sonucu olarak, ülkeler arasında farklı maliyetler ortaya çıkacak ve uluslararası ticaret buna göre yapılacaktır.
Heckscher-Ohlin Teorisinin Uygulamalı Testi: Leontief Paradoksu
Ticarete konu olan malların faktör bileşimlerini belirleyecek bir tekniğin bulunamamış olması nedeniyle Heckscher Ohlin teorisi, ileri sürüldüğü zamandan itibaren çok eleştirilmesine rağmen uzun süre test edilememiştir.
Leontief, input-output (girdi-çıktı) tekniğini bularak teorinin test edilmesi imkânını sağlamıştır. Input-output tekniği ile bir malın faktör bileşimini, o malın üretiminde kullanılan ve diğer bağlantılı sektörlerden elde edile nara malların faktör belişimlerini de hesaplayarak bulmak mümkün olmuştur.
Leontief ’in ulaştığı sonuç, Heckscher Ohlin teorisinin tam tersini gösterdiği için uluslararası ticaret teorisinde bu bulgu Leontief Paradoksu olarak ifade edilmektedir.
Leontief Paradoksunun, Hecksher-Ohlin teorisinin bir çelişkisi olmadığını öne süren ilk girişim Leontief ’e aittir. Leontief ’e göre burada önemli olan iş gücü verimliliğidir.
Leontief’in çalışmasından sonra klasik karşılaştırmalı üstünlükler teorisini test eden diğer önemli çalışma George Donald Alastair MacDougall’a aittir. MacDougall, ABD ve İngiltere’nin 1937 yılı verilerini kullanarak uluslararası ticarette emek-değer teorisinin geçerliliğini test etmeye çalışmıştır. Bu çalışmadan sonra aynı ülkeler için Robert Stern 1950 ve 1959, Bela Balassa ise 1950 yılı verilerini kullanarak benzer araştırmalar yapmış ve her ikisi de MacDougall’ın araştırma sonuçlarını desteklemiştir.
Özetle, Heckscher Ohlin teorisinin tutarlılığı, teorinin üzerine inşa edildiği varsayımların gerçek hayatta geçerliliğine bağlı bulunmaktadır.