AÖF Soru Bankası

İşletme FinansmanıÜnite 7 Özeti

Finansal Performans Analizi ve Projeksiyonlar

LOJ306U-İŞLETME FİNANSMANI

Ünite 7: Finansal Performans Analizi ve Projeksiyonlar

Giriş

Bu bölümde finansal planlamaya ve planlama aracı olarak kullanılan proforma finansal tablolar ve bütçelere odaklanılmıştır. Kısa vadeli olan nakit fazlalarının veya açıklarının türlerini analiz etmek, gelecek dönemlerde gereksinim duyulacak fonların miktarını belirleyecek finansal projeksiyonlar üzerinde durmak ana amaç olacaktır.

Finansal Performans ve Finansal Performans Metrikleri

Finansal performans kavramı, işletmeler için işletme kaynaklarının ne ölçüde etkin ve verimli kullanıldığının finansal olarak ölçümünü ve değerlendirilmesini ifade etmektedir. Finansal performans analizinin temel amaçları işletme strateji ve politikalarının geliştirilmesi, finansal başarısızlığın öngörülmesi, vergilerin hesaplanması, kredibilitenin belirlenmesi ve işletmenin değerinin belirlenmesidir. İşletmelerin finansal performans sonuçları; sadece finans yöneticileri tarafından değil yatırımcılar, borç verenler, tedarikçiler, çalışanlar ve müşteriler olmak üzere tüm paydaşlarca da etkin bir şekilde kullanılabilmektedir.

Geleneksel Finansal Performans Yaklaşımı

İşletme performansını izlemenin geleneksel yöntemi, şirketin istenen finansal göstergelere (kâr, ciro veya pazar payı) ulaşma yeteneğinin değerlendirilmesinde kullanılan muhasebe temelli finansal performans ölçütlerine dayanmaktadır. Bu yaklaşımda işletme, öngörülen veya arzu edilen finansal sonuçlara ulaştığında başarılı olarak değerlendirilmektedir. Geleneksel performans yaklaşımına göre işletmelerin finansal performans değerlendirmeleri, geçmiş faaliyet sonuçlarına göre yapılmaktadır. Bu nedenle finansal performans, finansal analiz sürecinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Finansal analiz, işletmenin mevcut finansal güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirilmesine ve geçmiş yatırımları ile finansman kararlarını göz önünde bulundurarak işletmenin getirileri, riski ve dolayısıyla değerini tespit etmeye yardımcı olmaktadır.

Oran Analizi Yöntemi ile Finansal Performans Ölçümü

Geleneksel yaklaşımda en çok kullanılan performans ölçüm aracı finansal oranlar kullanılarak yapılan ölçümdür. Oran analizi temel kullanım amaçları işletmenin performansının zaman içinde gelişiminin analiz edilmesi, işletmeler arası karşılaştırma yapılması, işletmenin performansının sektör ortalamaları ile karşılaştırılması, geleceğe dönük projeksiyonların yapılması ve bütçelemedir. Oran analizinde kullanılan oranlar; likidite oranları, finansal yapı oranları, faaliyet oranları, kârlılık oranları ve piyasa performansını gösteren oranlar olmak üzere beş gruba ayrılmaktadır

Likidite Oranları

İşletmenin cari finansal durumunun analizinde kullanılan likidite oranlarıyla işletmelerin vadesi gelen kısa vadeli

yükümlülüklerini karşılama düzeyi belirlenmektedir. Likidite oranları aynı zamanda çalışma sermayesi yeterliliği hakkında bilgi vermektedir. Çalışma sermayesi işletmenin dönen varlıklarına yaptığı yatırımdır.

Finansal Yapı Oranları

Özsermaye ile borçlar arasındaki ilişkiyi rakamsal olarak ifade eden finansal yapı oranları; işletme özsermayesinin yeterliliği, kaynak yapısı içindeki borç ve özsermaye dengesi, işletmeye tahsis edilen kaynakların hangi tür varlıkların finansmanında kullanıldığı gibi konularda bilgi verir.

Faaliyet Oranları

Varlık kullanım oranları olarak da bilinmekte olup işletmelerin varlıklarını ne ölçüde etkin kullandığını göstermektedir. Bu amaçla gelir tablosunda yer alan satışlar kalemi genel olarak bilançodaki ilgili varlık hesapları ile oranlanmaktadır. Böylelikle satışlarla stokların, alacakların ve diğer varlık kalemlerinin ilişkisi ortaya konularak, ilgili hesapların satışlar yoluyla nakde dönüşüm süreleri belirlenebilir.

Kârlılık oranları

İşletme performansının nihai ve net sonucu olan kârlılık hakkında bilgiler vermektedir. Bu yönüyle kârlılık oranları işletme faaliyetinin sonuçlarına dair likidite, varlık yönetimi ve kaynak yönetiminin beraber etkisinin görülebileceği oranlardır. Satışların ne ölçüde kârlılığa etki yaptığı ya da yatırımın kârlılık oranının ne olduğu gibi soruların yanıtı kârlılık oranları ile bulunabildiği gibi hisse başına kârlılık, varlıkların ne kadar kârlı çalıştırıldığı, öz sermayenin kârlılık düzeyi gibi değerlendirmeler de bu oranlar vasıtasıyla yapılabilir.

Piyasa Performans Oranları

İşletme performansının değerlendirilmesinde, finansal oranlarla birlikte işletme pay senetlerinin finansal piyasalardaki performansının değerlendirilmesi, sadece yatırımcı grubu için değil tüm ilgi grupları için faydalıdır. İşletmelerin finansal piyasalardaki menkul kıymetlerinin değerlendirilmesi, o menkul kıymetlere ilişkin gerçek piyasa değerinin bulunması amacıyla önem taşımaktadır. Böylelikle yatırımcılar, satın alacakları menkul kıymetlere ilişkin piyasadaki fiyatın yüksek ya da düşük olmasına göre harekete geçerler.

DuPont Modeli ile Finansal Performans Ölçümü

DuPont Modelinin temel amacı, işletmelerin kârlılığını belirleyen ve etkileyen tüm faktörlerin şematik olarak takibinin yapılması ve sorunlu kısımların belirlenmesidir. Modelde öncelikle varlık kârlılığının hesaplanmasında kullanılacak varlıklar ve kârlılık arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. DuPont Modeli şu formül ile hesaplanabilir:

Öz Sermaye Kârlılığı = Net Kâr Marjı ´ Varlık Devir Hızı ´ Öz Sermaye Çarpanı


Değere Dayalı Finansal Performans Yaklaşımı

İşletmenin cari finansal durumunu dikkate alan değere dayalı yöntemler; geleneksel yöntemlerdeki kârlılık ve getiri odaklı performans değerlendirme yanında, işletme başarısında sadece kârlılığın değil hissedar refahının, müşteri ve çalışan memnuniyetinin, yenilik, kalite gibi değer yaratan unsurların da dikkate alınmasını şart koşmaktadır. Performansı ölçmeye yönelik olarak ekonomik katma değer, piyasa katma değeri, nakit katma değer, yatırımın nakit akımı getirisi ve hissedar katma değer yöntemleri kullanılmaktadır.

İşletme Finansal Performansının Belirleyicileri

İşletmelerin finansal performansları üzerinde etkili olan belirleyici faktörler makro ve mikro faktörler olarak sınıflandırılmaktadır.

Makro Belirleyiciler

İşletmelerin finansal performansları üzerinde etkili olan makro faktörleri enflasyon, ekonomik büyüme, dış ticaret ve döviz kuru, faiz ve vergi olarak sıralamak mümkündür.

• Enflasyon; Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artışlar olarak ifade edilen enflasyonun işletme performansına etkisi önemlidir. • Ekonomik Büyüme; Ekonomik büyüme en basit ve yalın ifadeyle bir bütün olarak ekonominin genelinde üretilen mal ve hizmet miktarındaki artış olarak ifade edilebilir. • Dış Ticaret ve Döviz Kuru; Uluslararası ticari faaliyetler ülkelerin büyüme ve üretim kapasitelerinin artmasında önemli bir faktördür. Dış ticaretin işletme performansına etkisi; ihracat ve ithalat olarak iki bölüme ayrılır. • Faiz; Klasik iktisat teorisinde sermaye ile ilişkilendirilen faiz, ekonomik birimlerin bugünkü mallarının değerini aynı tür ve miktarda gelecekteki mallardan daha değerli görmeleri ile ifade edilmektedir. • Vergi; Vergi devlet tarafından zaman zaman piyasaya müdahale etmek amacıyla kullanılan düzenleyici bir araçtır. Devletin vergi düzenlemeleri işletmelerin finansal kararları üzerinde etki yaratmaktadır.

Mikro Belirleyiciler

İşletmelerin finansal performansları üzerinde etkili olan mikro faktörleri çalışma sermayesi yönetimi, finansman kararları ve kâr dağıtım kararları olarak sıralamak mümkündür.

Çalışma Sermayesi Yönetimi

Toplam varlık yapısı içinde çalışma sermayesine yapılacak yatırım ve dönen varlıkların nasıl finanse edileceğine yönelik kararların optimal düzeyde verilmesinin işletme kârlılığı ve değeri üzerinde etkili olduğunu ifade etmek mümkündür.

Finansman Kararları

Finansal yapı ile ilgili çalışmalar ayrıca işletme büyüklüğünün sermaye yapısını etkilediğini göstermektedir. İşletmeler büyüklüklerine göre daha çok ya da daha az borçlanma yoluna gitmektedirler. Literatürde bu suretle yapılan çalışmalar işletme büyüklüğüne göre borçlanma düzeyinin arttığı sonuçları yansıttığı kadar büyüklüğün artmasına rağmen borçlanma düzeyinin düştüğü sonuçları da içermektedir. Dengeleme Kuramında işletme büyüklüğü ile borçlanma düzeyi arasında pozitif bir ilişki beklenmekteyken, Finansal Hiyerarşi Teorisinde bu ilişkinin beklenen yönünün negatif olduğu ifade edilmektedir. Bu çalışmalar işletme büyüklüğünü varlık kârlılığı üzerinden ele alan çalışmalardır.

Kâr Dağıtım Kararları

Kâr dağıtım politikası işletme faaliyetleri ile kazanılan net kârın işletme pay senetlerini elinde bulunduran ortaklar, dağıtılmayan kâr kalemi ve yedek akçeler arasındaki dağılımını belirlemektedir. Bu konuda Franco Modigliani- Merton Miller’ın ilişkisizlik yaklaşımı, John Linter-Myron Gordon yaklaşımı ve eldeki kuş teorisi farklı görüşleri paylaşmaktadır. Bu yaklaşımlara göre finansal performans farklı şekillerde etkilenebilir

Finansal Planlama ve Tahmin

Finansal planlama genellikle değere dayalı yönetim olarak adlandırılır ve bu sayede çeşitli kararların firmanın finansal durumu ve değeri üzerindeki etkileri, firmanın finansal modeli içindeki etkileri simüle edilerek çalışılmış olur.

Her işletme yönetimi herhangi bir maliyetle katlanmadan daha yüksek satış büyümesine ulaşmak ister. Ayrıca satış büyümesi, kapasitede eşzamanlı bir artış olmadan gerçekleşemez ve bu da maliyetlidir. Dolayısıyla satış büyümesi bu büyümeyi gerçekleştirmenin maliyetiyle dengelenmelidir. Satış tahmini yanlışsa, sonuçlar ciddi olabilir. Birincisi, eğer pazar işletmenin beklediğinden daha fazla genişlerse talebi karşılayamayacak, müşterileri rakiplerinden satın alacak ve pazar payını kaybedecektir. Öte yandan tahminler aşırı derecede optimistik ise işletme çok fazla fabrika, ekipman ve envantere sahip olabilir, bu da düşük devir oranlarına, yüksek amortisman ve depolama maliyetlerine ve bozuk envanterin silinmesine yol açabilir. Bu, düşük kâr ve düşük bir pay senedi fiyatı ile sonuçlanacaktır. Dahası, işletme genişlemesini borçla finanse ederse, yüksek faiz giderleri işletmenin sorunlarını artırır.

Proforma Finansal Tablolar ve Hazırlanması

Proforma finansal tablolar, işletmenin finansal tahminlerinin ve varsayımlarının gerçekleşme durumunu dikkate alarak fiili bir finansal tablonun nasıl olması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, bir işletmenin proforma finansal tabloları, söz konusu işletmenin fiili faaliyet sonuçlarıyla karşılaştırmada bir kıyaslama standardı olarak kullanılabilmektedir. Öte yandan, proforma finansal tablolar, planlama dönemi boyunca firmanın ilerlemesini


izlemek ve kontrol etmek için yol gösterici planlama tablolarıdır.

Proforma finansal tabloların hazırlanmasında ve işletmenin finansman ihtiyaçlarının tahmin edilmesinde yer alan temel adımlar şunlardır:

1. Planlama dönemi boyunca firmanın satış gelirlerinin ve giderlerinin projelendirilmesi 2. Öngörülen satış tahminini desteklemek için gerekli olan dönen ve sabit varlıklara yapılan yatırım seviyelerinin tahmin edilmesi 3. Planlama dönemi boyunca firmanın varlıklarını finanse etmek için gerekli olan finansman ihtiyaçlarını belirlenmesi

Finansal planlama kapsamında 3 temel proforma tablo düzenlenmektedir. Bunlar; proforma gelir tablosu, proforma bilanço ve proforma nakit akış tablolarıdır. Proforma gelir tablosu, işletme için geniş bir operasyonel planı temsil ederken, proforma bilanço ise alınan kararların işletmenin gelecekte beklenen mali durumu üzerindeki etkisini yansıtmaktadır. Proforma finansal tablolar nakit bütçesi, üretim bütçesi ve satış bütçesi gibi daha önceden hazırlanmış tablolardan yararlanılarak oluşturulabildiği gibi, satışların yüzdesi veya oran yöntemi ve regresyon analizi yöntemleriyle de hazırlanabilmektedir.

Fon İhtiyacının Saptanması

İşletmelerin gelecek dönemde satışların artışına bağlı olarak ek fon gereksinimin belirlenmesi gerekmektedir. Bu gereksinimin belirlenmesi, proforma finansal tablolar yardımıyla yapılır. Ayrıca, fon gereksiniminin hesaplanmasını basitleştirmeye yardımcı olacak bazı formüllerde geliştirilmiştir.

Ek Fon Gereksinimi (Ek Finansman İhtiyacı) = (Toplam varlıklar/ Satışlar) × ∆ Satışlar – (Kısa vadeli borçlar / Satışlar) × ∆ Satışlar – ∆ Dağıtılmayan kârlar

∆ Satışlar: Satışlardaki değişim

İşletme Faaliyetlerinde Kullanılan Bütçeler

Finansal planlama faaliyetinde temel uygulama aracı bütçelerdir. Bütçe, genel olarak, gelecekteki belirli bir dönemde gerçekleşmesi öngörülen gelir ve giderlerin karşılıklı tahminlerini içeren cetvel olarak tanımlanabilir.

İşletmelerde, nakit akımına yol açan her bir işlem için bütçeler yoluyla yapılacak tahminler, gerçekleşen nakit akımlarıyla karşılaştırılır. Bütçeler yoluyla yapılan bu karşılaştırmalar, işletmenin çeşitli bölümlerinin veya bir bütün olarak işletmenin performansı hakkında bir yargıya ulaşmamıza olanak sağlar. İşletmeler, yoğun rekabet koşullarında ve sürekli değişen bir çevrede faaliyetlerini sürdürmektedirler. Rekabet koşulları, teknoloji ve tüketici davranışları gibi faktörlerdeki değişimler, gelecekteki para akımlarının tahminini zorlaştırmaktadır. Bütçeler yoluyla iyi hazırlanmış bir finansal planlama, işletmelerin bu değişen koşullara uyumunu kolaylaştıracaktır.

Bütçe, bir planlama faaliyeti olması sebebi ile planlamaya paralel olarak aşağıdaki aşamaları içermektedir:

• Amaçların belirlenmesi: Yapılan planla ulaşılmak istenen hedef açıkça belirlenmiş olmalıdır. Bütçelerde amaçlar stratejik planlarda belirlenmiş olan hedeflere ulaştıracak adımlar olarak planlanmalıdır. • Amaçlara ulaştıracak varsayımları belirlenmesi: Organizasyonun tüm kısımlarındaki kapasiteler, iş gücü gibi iç etkenler ve kanunsal yükümlülükler, enflasyon, faiz oranları gibi dış etkenlerin bütçe dönemindeki durumlarına ilişkin varsayımların belirlenmiş olması gereklidir. • Seçeneklerin karşılaştırılması: Bir sonraki aşamada hazırlanmış olan taslak bütçeler üzerinde daha önceden yapılmış olan varsayımlarım çeşitli alternatiflerini içeren bütçelerle senaryo analizleri yapılmalıdır. • Seçenekler arasından en uygun olanın belirlenmesi: Bu aşamada bir önceki aşamada hazırlanan senaryolardan uygun olanı belirlenir. Yönetim kurulunca onaylanan bütçe devreye alınır.

Bütçe çalışmalarının hazırlık aşamasında, geniş kapsamlı bilginin finans yöneticileri tarafından elde edilmesi gerekir. Çünkü geçmişe ait sayısal verilerle geleceğe dair raporlar, varsayımlar ve öngörüler çalışmaların alt yapısını oluşturur.

Nakit Bütçesi

Nakit bütçesi, gelecek dönemlere ilişkin nakit giriş ve çıkışlarının tahmin edilip, özetlendiği bütçedir. Proforma finansal tablolar, firmanın uzun süreli finansman gereksinimini saptanması açısından elverişli araçlar olmalarına karşın, kapsadıkları dönem içerisindeki nakit akışlarını göstermezler. Bu nedenle, ek finansman ihtiyacı tespit edilmemiş olsa bile planlanan dönem içerisinde önemli tutarlara ulaşabilen fon açığı ya da fazlası oluşabilir. Bu bağlamda nakit bütçeleri, proforma finansal tabloların eksikliğini gidererek finans yöneticilerinin planlamada kullanabilecekleri bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nakit bütçesi oluşturmanın ilk adımı, bütçenin kapsayacağı zamanı belirlemektir. İkinci aşaması ise nakit girişlerinin tahmin edilmesidir. Nakit akışlarının miktarı, zamanlaması ve satışlar birbirileriyle yakından ilişkili olan üç faktördür.

Bütçeler hazırlanırken, ilk olarak gelecekteki satışlar göz önüne alınarak, meydana gelecek olan nakit girişlerinin saptanması gerekmektedir. Daha sonra, olası nakit çıkışlarını da tahmin edilmesi gerekmektedir. Bu tahmin, işletmenin farklı bölümleri tarafından düzenlenen ürün, satış bütçeleri ve diğer bütçeler yardımıyla yapılmalıdır.

İşletme Bütçesi

İşletme bütçesi, bir işletmenin, gelecekteki belli bir dönemine ait faaliyetlerinin tüm yönlerini kapsayan bir yönetim planlamasıdır.


Satış Bütçesi

Satış Bütçesi; bir işletmenin bütçe döneminde mamul miktarı, birim satış fiyatı ve toplam tutarını ayrı ayrı tablolar ve cetveller şeklinde gösteren ve işletme yöneticilerince hedef olarak benimsenmiş ve onaylanmış resmî bir belgedir.

Üretim Bütçesi

Üretim Bütçesi tahmin edilen satışları karşılamak için bütçe döneminde üretimi gereken mamul miktarının öngörülmesidir. Ancak işletmenin mevcut üretim kapasitesi sınırlı ise satış bütçesinin isteklerini karşılamıyor ise işletme bütçelerinin düzenlenmesinde kullanılacak temel bütçe üretim bütçesi olur. İşletmelerde büyük ve küçük her türlü proje için bir üretim bütçesi uygulanabilir.

Üretim bütçeleri maliyetleri kontrol etmeyi kolaylaştırmak ve şirketlerin belirtilen harcama hedeflerini karşılayıp karşılamadığını belirlemek için üretim maliyetleri için kılavuzlar oluşturur.

Finansal Modelleme ve Duyarlılık Analizi

Finansal modeller bir şirketin gelecekteki finansal durumunu inceler. Finansal modelleme, modelleme yoluyla bir şirketin performansının finansal temsilini geliştirme sürecidir. Bu modeller, koşulları ve riskleri, yeni sermaye yaratmak veya şirketlerin değerini belirlemek gibi kararlarla ilgili gelecek beklentilerini hesaba katar ve bu kararların yaratabileceği etkiyi göstermek için kullanılır. Duyarlılık analizi ise, bir doğrusal programlama probleminde belirlenen katsayı değerlerinin değişmesinin problemin optimal çözümü üzerine etkisini incelemektedir. Duyarlılık analizinde, amaç fonksiyonu ve kısıtlayıcı katsayılarındaki ve kaynak değerlerindeki birtakım değer değişikliklerinin olması hâlinde ve yeni bir değişken ve yeni bir kısıt eklenmesi hâlinde optimal çözümdeki değişiklikler incelenmektedir.

Finansal Modelleme

Finansal modelleme, gerçek bir finansal durumun soyut bir temsilini oluşturmaktır. Finansal modelleme tanım olarak, bir işletmenin, projenin veya başka bir yatırımın bir finansal varlığın veya portföyün performansını temsil etmek için tasarlanmış matematiksel bir modeldir. Finansal model, finansal bir soruna olası çözümler sunan bir araçtır. Bir finansal model, çeşitli değişkenler, girdiler, çıktılar, hesaplamalar ve senaryolar içerir. Ayrıca finansal modeller genellikle bir dizi finansal tahmin içerir.

En basit finansal modelleme biçimi, analiz ve manipülasyon için belirli bir ilişki kümesini temsil etmek üzere elektronik tabloların ortak kullanımında bulunur. Burada analist, gözden geçirilen veri ve formatların altında yatan temel formülleri ve bağlantıları belirtir ancak dahili tutarlılığı korumak için özel dikkat göstermelidir. Diğer uçta ise, genellikle bir şirketin personeli tarafından yazılımcılarla iş birliği içinde geliştirilen ve şirketin muhasebe prosedürleri, amortisman programları, vergi hesaplamaları, borç servisi programları birçok unsuru

kapsayan tam teşekküllü bir finansal modeldir. Sözleşmeler, envanter politikaları vb. çoğu durumda, kullanılan terimler, temel varsayımlar ve çıktı biçimleri, modelin belirli bir şirketin belirli özelliklerini yansıtması için “özel olarak uyarlanmıştır.” Bu uyarlama, analistin şirket tarafından beklenen koşulların öngörülen sonuçlarını hesaplamasına, birkaç varsayım kümesini incelemesine ve alternatif sonuçları değerlendirmesine olanak tanır.

Duyarlılık Analizi

Duyarlılık Analizi, bağımsız değişkenlerin farklı değerlerinin belirli koşullar altında bağımlı değişkenleri nasıl etkilediğini göstermek için kullanılan bir tekniktir.

Duyarlılık Analizi, değişkenleri/varsayımları birer birer değiştirir, bu da hangi değişkenlerin/varsayımların bir işletme üzerinde en büyük etkiye sahip olacağını görmeyi mümkün kılar. Örneğin, borçlanma oranı her seferinde bir baz puan değiştirilebilir. Bununla birlikte, uygun yazılımla, analistler çok daha fazla olasılığı inceleyebilir ve çok daha fazla sayıda varsayımın etkisini belirleyebilir. Duyarlılık testleri aynı anda birden fazla değişken üzerinde gerçekleştirilebilir ve sonuca yansıyan finansal etki geliştirilen farklı senaryolarla analiz edilebilir. Duyarlılık Analizi, bir projenin başarısı veya başarısızlığı üzerinde hangi değişkenlerin yüksek etkiye sahip olduğunun anlaşılmasını sağlar. Örneğin, Duyarlılık Analizinde analistler üretimde kullanılan belirli bir hammaddenin maliyetleri önemli ölçüde etkilediğini fark edebilir. Bu nedenle yönetim, bu malzemeyi diğer satıcılardan temin etmeye veya kârlılığı artırmak için alternatifler aramaya yönelebilir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında