LOJ306U-İŞLETME FİNANSMANI
Ünite 6: Finansal Analiz
Giriş
Bir şirketin finansal durumunu değerlendirmek için bilanço ve gelir tablosu kalemleri arasında ilişki kurma ve yorumlama süreci finansal analiz olarak tanımlanmaktadır.
Finansal Analiz
Finansal analiz finansal durumunun değerlendirilmesi amacıyla bilanço ve gelir tablosu kalemleri arasında ve gerekirse diğer finansal tablolar arasında ilişkiler kurulması ve yorum yapılmasıdır. Aynı zamanda finansal planlama ve denetim yapılması için de finansal analiz yapılması şarttır.
Finansal analiz, analizin amacına, nasıl yapıldığına ve analizi yapan kişiye göre farklı isimler alır. Örneğin, finansal analiz amacına göre yönetim analizi, yatırım analizi, kredi analizi olmak üzere üçe ayrılır. Yönetim analizinde, bir işletmenin faaliyetlerinin planlanan hedefler doğrultusunda gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği incelenir. Yatırım analizi sabit varlıkların performansını değerlendirmek için yapılır. Kredi analizi ise borç verenler tarafından bir işletmenin ödeme gücünü ölçmek için yapılır. Analizin yapılış şekline göre finansal analiz statik ve dinamik olmak üzere iki şekilde yapılır: Statik analizde işletmenin finansal durumu tek bir dönemde değerlendirilirken, dinamik analizde işletmenin finansal durumu zaman içinde (birden fazla yıl için) değerlendirilir.
Analizi yapacak kişiye göre finansal analiz iç ve dış analiz olarak adlandırılır. Eğer finansal analiz, muhasebeci gibi işletme içinden biri tarafından yapılıyorsa bu bir iç analizdir; aracı kurum veya denetim firması gibi işletme dışından biri tarafından yapılıyorsa bu bir dış analizdir.
Finansal analizde kullanılabilecek başlıca teknikler oran analizi, karşılaştırmalı tablo analizi, yüzde analizi ve trend analizidir. Oran analizi, finansal tablo kalemlerinin veya kategorilerinin matematiksel karşılaştırmalarıdır. Finansal tablo kalemleri arasındaki bu ilişkiler, yatırımcıların, alacaklıların ve şirket yöneticilerinin bir işletmenin iyi bir performans gösterip göstermediğinin analiz edilmesine ve iyileştirilmesi gereken alanları anlamasına yardımcı olur. Karşılaştırmalı tablo analizinde bir işletmenin bilanço ve gelir tablosu kalemleri aynı kalemlerin geçmiş yıllardaki tutarlarıyla karşılaştırılır ve değişimleri yorumlanır. Yüzde yöntemi ile analizde mali tablo kalemlerinin toplam varlıklar veya toplam kaynaklar içindeki payı bulunarak analiz edilir. Trend analizinde incelenmek istenen bilanço ve gelir tablosu kalemlerinin zaman içinde nasıl bir eğilim izlediği analiz edilir ve yorumlanır.
Finansal analistler, doğru yorumlar yapabilmek için muhasebe teori ve uygulamalarını bilmeli, sektörün özelliklerini, analizin yapıldığı dönem ve o dönemin ekonomik koşullarını dikkate almalıdır. Şirketin politika ve yöntemleri de finansal analist tarafından bilinmelidir.
Finansal Analizde Kullanılan Mali Tablolar
Mali tablolar, temel mali tablolar ve ek mali tablolar olarak iki kategoriye ayrılabilir: Bilanço ve gelir tablosu temel
finansal tablolar olarak sınıflandırılırken, satışların maliyeti tablosu, fon akım tablosu, nakit akım tablosu, kâr dağıtım tablosu ve özkaynak değişim tablosu, ek finansal tablolar olarak sınıflandırılmaktadır.
Bilanço
Bilanço, bir işletmenin belirli tarihteki varlıklarını, yükümlülüklerini ve özkaynaklarını gösteren mali tablodur. Bilançonun sol yanında kalan bölüme aktif, sağ yanında kalan bölüme pasif denir. Varlıklar, likidite dereceleri ve kullanım amaçlarına göre dönen varlıklar ve duran varlıklar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Kaynaklar ise vadelerine göre; Kısa Vadeli Borçlar, Uzun Vadeli Borçlar ve Öz sermaye olmak üzere üç ana grupta toplanır.
Dönen Varlıklar
Sağladığı yarar o dönem içinde sona eren varlıklara dönen varlıklar denir. Dönen varlıklar grubunda bir yıl veya daha kısa süre içinde paraya çevrilebilecek değerler yer alır. Dönen varlıklar ana grubu en likitten en az likit olana doğru hazır değerler, menkul kıymetler, ticari alacaklar, diğer alacaklar, stoklar, gelecek aylara ait giderler ve gelir tahakkukları ve diğer dönen varlıklar olmak üzere sıralanabilir.
Duran Varlıklar
Satılmak amacıyla alınmayan, faaliyet dönemi içinde birden fazla dönem kullanılabilen ve sağladığı yarar birden fazla döneme yayılan varlıklardır. Duran varlıklar ticari alacaklar, diğer alacaklar, mali duran varlıklar, maddi duran varlıklar, maddi olmayan duran varlıklar, gelecek yıllara ait giderler ve gelir tahakkukları ve diğer duran varlıklar gibi ana hesap gruplarına ayrılmıştır.
Kısa Vadeli Yabancı Kaynak
Bu hesap grubu bilanço tarihi itibariyle bir işletmenin en çok bir yıl veya normal faaliyet dönemi sonuna kadar ödeyeceği veya ödenmesi öngörülen yabancı kaynakları kapsamaktadır. Bu hesap grubunda mali borçlar, ticari borçlar, diğer borçlar, alınan avanslar, ödenecek vergi ve diğer yükümlülükler, diğer kısa vadeli yabancı kaynaklar yer almaktadır.
Uzun Vadeli Yabancı Kaynak
Bir işletmenin bir yıldan daha uzun vadeli almış olduğu borçlar bu bölümde yer alır. Bu hesap grubunda mali borçlar, ticari borçlar, diğer borçlar, alınan avanslar ve diğer uzun vadeli yabancı kaynaklar yer almaktadır.
Özkaynaklar
Bir işletmenin sahip ya da ortaklarının sermaye olarak verdikleri değerler ile faaliyetler sonucu sağlanan ve henüz işletmeden çekilmemiş olan karlardan oluşan unsurlar bu hesap grubunda yer alır. Öz kaynak hesap grubunda ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kar yedekleri, geçmiş yıllar karları, geçmiş yıllar zararları, dönem net kârı/zararı ana kalemleri yer almaktadır.
Gelir Tablosu
Bir işletmenin belirli bir hesap döneminde elde ettiği gelirle, yaptığı giderleri tasnifli bir şekilde gösteren ve dönem faaliyetlerinin net sonucunu, kâr ve zarar olarak özetleyen bir tablodur.
Finansal Analizde Kullanılan Yöntemler
Oran Analizi
Oran analizi finansal tablolarda incelenmek istenen iki kalem arasındaki ilişkinin matematiksel olarak ifade edilmesi ve yorumlanması işlemidir. Analiz, işletmelerin yükümlülüklerini yerine getirme, kârlılık, likidite durumu, finansman yapısı ve varlıkların etkinliği hakkında ilgili kişilere fikir vermektedir. Oran analizi statik bir analiz türüdür. Çünkü bir yıla ilişkin finansal tablolardan yararlanılır. Oranların yorumlanmasında üç temel ilke esas alınmaktadır. Bu ilkeler; hesaplanan oranların, işletmenin geçmiş dönem oranlarıyla karşılaştırılması, endüstri içinde yer alan diğer işletmelerle veya endüstri ortalamalarıyla karşılaştırılması ve deneyimler sonucu belirlenmiş uluslararası oranlarla karşılaştırılmasıdır. Geçmiş dönem oranları ile karşılaştırma yapıldığında, işletmenin trendi belirlenerek, gidişat hakkında daha anlamlı yorumlar yapmak mümkün olacaktır. Aksi takdirde tek bir yılın oranı alınırsa işletme politikaları veya genel ekonomik koşullar nedeniyle geçici olarak ortaya çıkmış sorunlar işletmeyi başarısız gösterebilecektir.
Likidite Oranları
Likidite oranları, bir işletmenin vadesi gelen borçlarının ödeme gücünü ortaya koyup, çalışma sermayelerinin yeterli olup olmadığını belirler. Likidite oranlarının işletme sahip ve yöneticileri açısından önemi, işletmenin kısa süreli borçlarını ödemede herhangi bir sorunla karşılaşıp karşılaşmayacağını belirlemek iken, kredi verenler ise oranları, işletmeye verilen kısa vadeli fonların geri ödenmesinde işletmenin sıkıntı çekip çekmeyeceğini belirlemek amacıyla kullanmaktadırlar.
Cari Oran: Dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasındaki sayısal ilişkiyi gösteren orandır. Kısa vadeli borçların ödenmesinde bir güçlükle karşılaşılıp karşılaşılmayacağı hakkında fikir veren cari oran dönen varlıkların kısa vadeli borçlara bölünmesiyle bulunur. Bu oran, işletmenin likidite durumunu ortaya koyup, net çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığını araştırdığı için çalışma sermayesi oranı olarak da adlandırılır. Cari oranın genel olarak 2’den büyük olması istenir. Buna neden olarak da dönen varlıkların paraya çevrilmesinde karşılaşılacak güçlükler ve değer kayıpları gösterilir. Ancak unutulmamalıdır ki her oran gibi cari oranda endüstriden endüstriye, işletmeden işletmeye değişebilmektedir.
Asit-Test Oranı: İşletmenin likidite durumunun ölçülmesinde kullanılan bir başka oran da asit test oranıdır. Asit test oranı hesaplanırken paraya çevrilmesi uzun zaman alacak stoklar kalemi dönen varlık toplamından çıkarılır ve sonuç kısa vadeli yabancı kaynaklara bölünür. Her ne kadar stoklar diğer dönen varlık kalemleri arasında nakde
çevrilmesi en yavaş olan kalem olsa da stoklardan paraya çevrilmesi uzun zaman alacak kalem diye söz ederken stok devir hızının bu süreyi etkilediğini unutmamak gerekir.
Asit-test oranının yüksek olması arzu edilir çünkü bu durum işletmenin kısa vadeli yükümlülüklerinden daha fazla likit varlığa sahip olduğunu gösterirler. Oranın hesaplanmasında stoklar göz ardı edildiğinden bu oranın 1 olması tavsiye edilir. Ancak rakamın bir standart olmadığı ve endüstriden endüstriye işletmeden işletmeye değişebileceği unutulmamalıdır. Oranın 1 olması, işletmenin kısa vadeli borçlarının tamamının süratle paraya çevrilebilir değerlerle karşılanabileceğini gösterir
Nakit Oranı: Asit test oranına göre daha likit durumu ölçen nakit oranı, bilançoda hazır değerler grubunda yer alan nakit ve nakit benzeri değerlerin toplamının kısa vadeli borçlara bölünmesiyle bulunur. Bu oran işletmenin acil para durumunu göstermektedir. Nakit oranı alacakların tahsil edilmemesi ve faaliyetlerden elde edilen para girişlerinin durması hâlinde işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeyip ödeyemeyeceğini gösterir.
Bu oranın 1’in altına düşmemesi istenir. Ancak bu rakam yorumlama amacına göre değişecektir. Örneğin, kredi verenler açısından oranın 1 olması işletmenin bütün kısa vadeli borçlarını hazır değerleriyle karşılayabileceğini gösterirken, yöneticiler bu oranın 0.20 olmasını olumlu karşılarlar. Çünkü yöneticiler oranın yüksek olmasını işletmenin elinde âtıl para kaldığını gösterdiğini ve bunun da kârlılığı olumsuz etkileyeceğini düşünürler.
Finansal Yapı (Borç) Oranları
Finansal oranlar işletmenin öz sermaye ve borçları ile bunlar arasındaki ilişkiyi inceler. Finansal oranlar; işletmenin öz sermayesinin yeterli olup olmadığını, kaynak yapısı içinde borç ve öz sermaye dengesi, öz sermaye olarak yaratılan fonların ne tür dönen veya duran varlıklara yatırıldığının ölçülmesinde kullanılırlar. Bir işletmenin toplam kaynakları içinde borç oranının yüksek olması, riskin bir kısmını borç verenler üzerinde bırakırken, işletmeye belli bir miktar maliyet de getirmektedir. Bu nedenle, alınan borçların etkin kullanımı kârı arttırıcı etki yaparken, alınan borçlar etkin kullanılamazsa kârı azaltıcı etki yapar.
Kaldıraç Oranı: Bu oran işletmenin toplam borçlarının varlık toplamına bölünmesiyle hesaplanır. Söz konusu oran, varlıkların yüzde kaçının borçlarla finanse edildiğini göstermektedir. İşletmeye kredi verenler oranın küçük olmasını arzu ederler. Çünkü işletmenin tasfiyesi halinde, borç verenler öz sermayenin yeterliliği hâlinde alacaklarını tahsil etme olanağı bulurlar. Ortaklar ise, oranın belli bir düzeye kadar büyük olmasını isterler. Çünkü bu durum, öz sermayeye oranla yabancı kaynak kullanımının daha fazla olduğunu ifade eder. Bu şekilde finansman kaldıracı etkisiyle işletmenin kârlılığını artırıp, ortakların daha fazla kâr payı almalarını sağlar. Ancak yabancı kaynaklar dikkatli kullanılmalıdır. Borçların maliyetinin öz sermayeye göre daha düşük olması kâr/öz sermaye oranını
artırır. Ancak belli bir noktadan sonra finansal risk artar ve yeni borç bulmak zorlaşır ve maliyet yükselir. Bu noktada kâr/öz sermaye oranı düşecektir. Bu nedenle, ortaklar yabancı kaynaklar/toplam varlıklar oranının sermaye maliyetinin minimum olacağı noktada olmasını isterler. Bu kapsamda oranın 0.50 olması istenir.
Öz Sermaye/Toplam Varlık Oranı: Oran, öz sermayenin varlık toplamına bölünmesi yoluyla elde edilir. Oran, varlıkların yüzde kaçının ortak veya ortaklar tarafından finanse edildiğini ortaya koyar ve işletmenin uzun vadeli borç ödeme gücünü gösterir. Oranın yüksekliği, işletmenin borçlarını ve borç faizlerini güçlükle karşılamadan ödeyebileceğini gösterir. Bir başka ifade ile, daha yüksek bir oran potansiyel alacaklılara şirketin daha sürdürülebilir ve gelecekte kredi vermek için daha az riskli olduğunu gösterir. Oranın zaman içinde yükselmesi, yönetimin başarısı olarak değerlendirilir. Ancak öz sermaye maliyetinin yüksekliği nedeniyle işletmelerin borçla finansmanı tercih etmesi oranın düşük kalmasına yol açacaktır.
Toplam Borç/Özsermaye Oranı: Bu oranın 1 olması istenir. Bu şekilde işletmenin toplam kaynaklarının yarısının borçla, yarısının öz sermaye ile finanse edildiği anlaşılır. Oran 1’den küçük ise, öz sermaye tutarının borç toplamından fazla olduğu anlaşılır. Bu ise işletmenin finansal yapısının ekonomik dalgalanmalara karşı kuvvetli olduğunu ve işletmeden alacaklıların daha fazla güvencede olduğunu gösterir. Böylece işletme daha uygun koşullarda kredi bulma olanağına sahip olur.
Faaliyet (Etkinlik) Oranları
İşletmenin varlıklarını etkin kullanıp kullanmadığını ölçen oranlardır.
Stok Devir Hızı Oranı: Stok devir hızı, stokların belirli dönem içinde kaç defa yenilendiğini göstermektedir ve satılan malın maliyetinin ortalama stoklara bölünmesi ile hesaplanır. Unutmamak gerekir ki stok devir hızı, üretim ve ticaret işletmeleri için ayrı ayrı hesaplanır. Stok devir hızı oranının yüksek olması esastır. Bu durum işletmenin etkin bir stok politikası izlediği yönünde sinyal verir.
Alacak Devir Hızı Oranı: Ticari alacakların kalitesi ve likiditesi hakkında fikir sahibi olmamızı sağlar ve kredili satışların ticari alacaklara bölünmesi ile hesaplanır. Oranda yer alan ticari alacaklar, işletmenin esas faaliyetlerinden doğan senetli ve senetsiz alacakları içermektedir. Ticari alacaklar, kredili satışlar nedeniyle doğduğundan, kredili satışların esas alınması doğaldır.
Alacak devir hızının yavaşlığı ise alacak tahsilinde güçlükle karşılaşıldığını, müşterilere geniş kredi olanakları sağlanırken, alacakların şüpheli alacak hâline gelme olasılığının da yüksek olduğunu gösterecektir.
Aktif (Varlık) Devir Hızı Oranı: Bu oran, bir işletmenin ne kadar etkin çalıştığının bir ölçütüdür. Bu oranı işletmenin toplam varlıklarını yılda kaç defa döndürdüğü şeklinde de
yorumlayabilir, net satışların toplam varlıklara oranı ile hesaplayabiliriz.
Kârlılık Oranları
Kârlılık oranları faaliyet sonuçlarını, likidite, aktif yönetimi ve borç yönetiminin birleşik etkisi olarak göstermektedir. Kârlılık oranları birçok kaynakta yatırımın kârlılığını ve satışların kârlılığını veren oranlar olarak incelenmektedir.
Net Kâr Marjı Oranı: Oran, bir şirketin satışlarının kârlılığını ölçmektedir. Net karın net satışlara bölünmesi ile hesaplanır.
Aktif Kârlılığı Oranı: Oran, aktif değerlerin ne ölçüde verimli kullanıldığını ölçmek için kullanılır. Net karın toplam varlıklara bölünmesi ile hesaplanır.
Öz Sermaye Kârlılık Oranı: Kâr ile sermaye arasındaki ilişki “Finansal Rantabilite” olarak adlandırılır. Yatırımın amacı, kâr elde etme olduğundan işletme ortak ve ortaklarının koyduğu sermaye ile kâr arasındaki ilişki kârlılık analizinde anlamlı bir gösterge olabilir. Net karın özsermayeye bölünmesi ile hesaplanır.
Piyasa Temelli Oranlar
Yatırımcılar, hisse senedi fiyat eğilimlerini analiz etmek ve bir hisse senedinin mevcut ve gelecekteki piyasa değerini anlamaya yardımcı olmak için piyasa temelli oranları kullanmaktadırlar. İşletmelerin hesaplanan diğer oranları ile piyasa temelli oranlar arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Oranların kullanılmasındaki temel amaç, hisse senetlerinin gerçek piyasa değerlerine ulaşmasında kat ettikleri yolun ve zamanın belirlenmesi olmaktadır.
Fiyat-Kazanç (F/K) Oranı: Fiyat-kazanç oranı, piyasanın mevcut kazançlarına dayalı olarak bir hisse senedi için ne kadar ödemeye istekli olduğunu gösterir. Fiyat-kazanç oranı, yatırımcılar ve analistler tarafından hisse senedi değerlemesini belirlemek için kullanılan en yaygın kullanılan hisse senedi analiz araçlarından biridir. Fiyat kazanç oranı hisse senedi piyasa fiyatının hisse başına kazanca bölünmesi yoluyla bulunur.
Piyasa Değeri-Defter Değeri (PD/DD) Oranı: Oran, işletmenin piyasada dolaşımda bulunan hisse senetlerinin piyasa değerinin defter değerine oranlanması yoluyla hesaplanmaktadır. Defter değeri dolaşımdaki pay senetlerinin nominal değerini göstermektedir. Pratik olarak ise, işletmenin öz sermaye tutarının pay senedi sayısına bölünmesiyle bulunabilir. PD/DD’nin düşük olması yatırımcıları gelecekte fiyat artışı ihtimalini düşünerek menkul kıymeti almaya teşvik edecektir. Bunun nedeni ise, pay senedinin piyasa değerinin defter değerine yakın olması nedeniyle, gelecekte beklenen fiyat artışı ihtimalinin yüksek olmasıdır. Genellikle yatırımcıların bekledikleri yüksek gelir oranının gerçekleşmesi durumunda bu oran da büyük olacaktır.
DuPont Analizi
Du-Pont analiz sistemi, firmanın finansal tablolarını parçalara ayırmak ve finansal durumunu değerlendirmek
için kullanılır. Gelir tablosu ve bilançoyu iki özet karlılık ölçüsü olan toplam varlık kârlılığı ve özsermaye kârlılığı etrafında inceler. Du-Pont analizinin ilk uygulamasının yatırım kârlılığını ele aldığı ifade edilmektedir. Bu çerçevede Varlık Kârlılığı = (Satışlar / Varlık Toplamı) × (Net Kâr / Satışlar)
Du-Pont analizi ikinci olarak özsermaye karlılığını konu alır. Bu çerçevede Özsermaye Kârlılığı = (Net Kâr / Satışlar) × (Satışlar / Toplam Varlıklar) × (Toplam Varlıklar / Özsermaye)
Burada, yatırımcılar mevcut özsermaye kârlılığına neyin neden olduğunu analiz etmeye çalışmaktadır. Örneğin, yatırımcılar düşük bir öz sermaye kârlılığından memnun değillerse, yönetim bu formülü kullanarak sorun alanını, düşük kâr marjı mı, varlık devir hızı mı veya zayıf finansal kaldıraç mı olup olmadığını belirlemek için kullanabilir. Sorun alanı bulunduğunda, yönetim bunu düzeltmeye çalışabilir.
Karşılaştırmalı Tablo Analizi
Bir işletme için karşılaştırmalı tablo analizi yapılırken, finansal tablolar iki veya daha fazla dönem için bir araya getirilir. Bir işletme için karşılaştırmalı tablo analizi oluşturmanın temel amacı, bilanço kalemlerindeki değişikliklerin nedenlerini araştırmak ve ilgili işletmenin olumlu veya olumsuz yönlerini ortaya çıkarmaktır.
Karşılaştırmalı tablo analizinin ilk adımında bir bilanço kaleminin bir yıldan diğer yıla mutlak farkı ve yüzde değişimi hesaplanır. İkinci adımda birinci adımda belirlenen değişimlerin nedenleri belirlenir. Bu nedenler, aynı sütunda zıt yönde değişen kalemler olurken diğer sütunda ise aynı yönde değişen kalemlerdir. Üçüncü adımda ele alınan kalemdeki değişimin içinde bulunduğu grup bakımından ne anlama geldiği, bir başka ifade ile sonuç belirlenir. Dördüncü adımda, önceden belirlenen nedenler ile sonuç arasındaki ilişki kurulur. Son olarak bu değişikliğin aynı sebeplerle devam etmesi hâlinde ilgili işletmenin gelecekteki mali durum ve faaliyet sonuçlarının ne olabileceği tahmin edilmeye çalışılır.
Yüzde Yöntemi ile Analiz
Yüzde yöntemi ile analiz bilançodaki kalemlerin ait oldukları grup veya genel toplamların bir yüzdesi veya gelir tablosundaki hesap tutarlarının net satışların bir yüzdesi şeklinde hesaplanmasıyla uygulanan bir finansal tablo analiz tekniğidir. Örneğin bilanço ve Gelir tablosu için;
Bilanço Kalemleri için Dikey Yüzde = (Bilanço kaleminin değeri / Baz Tutar) × 100
Gelir Tablosu Kalemleri için Dikey Yüzde = (Gelir tablosu kaleminin tutarı×100) / Net Satışlar Tutarı
Trend Analizi
Trend Analizi, bir işletmenin finansal analizinde kullanılan yöntemlerden biridir. Trend analizinde işletmelerin gösterdiği gelişimler yıllar itibariyle analiz edilir. Karşılaştırmalı tablolar analizinden farklı olarak trend
analizinde daha uzun yıllar karşılaştırılır. Genellikle inceleme dönemi, 5-10 yıl arasında değişkenlik gösterir. Trend Analizinde trend yüzdesi (Cari Yıl Rakamı / Baz Alınan Yıl Rakamı) × 100 ile hesaplanır.
Trend analizi yönteminde bir baz yıl kabul edilmekte ve ilgili yıla ait tutarlar 100 kabul edilerek diğer yıllardaki verilerin baz yılına göre yüzde olarak değişimi hesaplanmaktadır. Bu sayede yıllara göre mali tablolarda yer alan kalemlerin artış ve azalışları belirlenerek işletmenin gelişimi ve eksik yönlerini inceleme fırsatı verir. Trend analizinde inceleme dönemi uzun tutulursa analiz daha başarılı sonuçlar verir. Trend analizi yapılırken baz alınan yıl ve karşılaştırılan yılı piyasada dengesinin aynı doğrultuda olması daha doğru sonuçlar verir. Örneğin, piyasaların iyi olduğu bir yıl ile kriz dönemi yaşanan bir yılı karşılaştırmak trend analizinde doğru ve etkin sonuçlar vermez. Trend analizinin yorumlanmasında unutmamak gereken husus hesaplanan trend yüzdelerinin daima pozitif olduğudur. Bu durumda yüzün üzerindeki trend yüzdeleri artışı, yüzün altındaki trend yüzdeleri azalışı ifade eder.
Nakit Akışları Analizi
Gelir tablosu nakit akışı esasına göre değil tahakkuk esasına göre hesaplandığından, kâr nakit akışlarının bir ölçüsü değildir. Tahakkuk esasına dayalı muhasebede, gelirler kazanıldığında, giderler gerçekleştiğinde kaydedilir. Gelirlerin tahsili ve giderlerin ödenmesi yani nakit giriş ve çıkışları muhasebe kayıtlarıyla aynı zamanda gerçekleşmez. Örneğin, satışlar hem peşin hem kredili satışları kapsar. Stoklardaki bazı kalemler vadeli satın alınmış olabilir. Ayrıca gelir tablosundaki amortisman giderleri nakit çıkışı gerektirmeyen giderlerdir. Dolayısıyla, kâr ve nakit akışları aynı şey değildir.
Bir firmanın nakit akışlarını ölçmek için iki yaygın yaklaşım vardır. İlk yaklaşım nakit akışı tablolarıdır. Nakit akış tablosu, işletmenin nakit dengesindeki değişikliği açıklayan nakit kaynaklarını ve kullanımlarını belirlemeye odaklanır. Alternatif olarak, bir şirketin serbest nakit akışlarını hesaplayabiliriz. Bir firma tüm işletme giderlerini ve vergilerini ödedikten ve tüm yatırımları, kalan nakit, alacaklılara ve hissedarlara dağıtılmakta serbesttir. Öte yandan, serbest nakit akışları negatifse yönetim finansman sağlamak zorunda kalacaktır.
Yatırımcılar ile firma arasındaki nakit akışlarına Finansal Nakit Akışları (FNA) adı verilir. İşletme, Finansal Nakit Akışları kapsamında şunları yapabilir:
• Borç verenlere faiz ödemesi • Hissedarlara kâr payı ödemesi • Faiz içeren borcu artırma veya azaltma • Hissedarlara yeni pay senedi ihraç edilmesi veya mevcut yatırımcılardan pay senetlerinin geri satın alınması.