LBV210U-LABORATUVAR HAYVANLARI YETİŞTİRME VE
SAĞLIĞI
Ünite 8: Deney Hayvanlarında Sık Görülen Hastalıklar ve Koruma
Giriş
Bölüm 3’te deney hayvanlarının yetiştiriciliği için barınak, tesis, bina gibi alanların oluşturulmasında gerekli kurallar ve Bölüm 4’de ise laboratuvar ortamlarında bulundurulan ya da yetiştirilen deney hayvanlarının refah ve iyilik hâllerinin korunarak stabil kalması üzerinde durulmuştu. Deney hayvanı yetiştiriciliği için kullanılan tüm yapı ve teknik donanımın tesis edilmesinde sağlıklı, verimli, kaliteli ve ekonomik üretimin olması en önemli unsurlar olduğundan deney hayvanı sağlığı ve bu sağlığı etkileyen hastalıklar hakkında da bilgi sahibi olunmalıdır.
Deney hayvanlarında görülen hastalıkları önlemek için öncelikle sağlıklı hayvan yetiştirme mekânlarının tasarlanması ve uygun fiziksel barınma ortamlarının oluşturulması yanında sağlık durumunu etkileyebilecek patojenlerin bulaşmasını ve yayılmasını engelleyici önlemler alınmalıdır.
Deney hayvanı yetiştirilirken hayvanlarda sağlığın korunması için sıklıkla karşılaşılan hastalıklar ve bu hastalıkları oluşturan etkenler yanında patojenlerin bulaşmasını ve topluluğa yayılmasını engellemek veya hayvanların bu etkenlerden korunmasını sağlamak için gerekli tedbirler çok önemlidir.
Deney Hayvanlarında Hastalık Etkenleri
Deney hayvanı hastalıklarının gelişmesinde etkili faktörleri deney hayvanları veya çevreye bağlı faktörler olmak üzere 2 grup altında toplamak mümkündür. Kitabın 186. sayfasındaki Tablo 8.1’de belirtildiği gibi hayvan yaşı, ırkı ve fizyolojik yapısı vb. faktörler yanında besin, beslenme, hijyen ve gürültü seviyesi gibi çevresel etkenler hastalıklara zemin hazırlamaktadır.
Deney hayvanlarında hastalık oluşturan mikrobiyal etkenler de immün sistem ve barsak mikrobiyotası ile yakından ilgili olduğu için çok önemlidir. Çeşitli bakteri türlerinden oluşan normal bağırsak mikrobiyotasının doğal yapısının dışında kontamine olmuş yem ve su tüketimi gibi yollarla bulaşmalardan kaynaklanan hastalık yapan etkenler de vardır. Bu etkenler bakteri, virüs, parazit, protozoon, mantar (fungus) gibi organizmalar ve kimyasallar olarak sınıflandırılabilir.
Hastalık Etkenlerinin Bulaşması
Hastalık nedeni patojen organizmaların laboratuvarda kesici-delici aletlerle oluşan yaralanmalar, hasar görmüş deri veya mukozanın varlığı, çizikler, ısırıklar, el-göz teması, enfekte atıkların teması, damlacık ve aerosol inhalasyonu gibi yollarla hem deney hayvanlarına hem de personele bulaşması mümkündür. Bunun yanında oral yolla bulaşma veya enfekte dışkı temasıyla gerçekleşen sindirim yolu bulaşmaları da önemli risk faktörleri arasında yer alır.
Deney hayvanlarında genel olarak ağır seyreden önemli zoonoz hastalıklar genellikle teşhis ve tedavi edilmeden iyileşebilmektedir. Baş ağrısı, hâlsizlik ve sindirim sistemi bozuklukları gibi zayıf semptomlar göstermesi nedeniyle
zooantroponoz hastalıklar genelde ciddiye alınmasa da buna yönelik tedbirlerin alınması kaçınılmazdır.
Deney Hayvanlarında Bakteriyel Hastalıklar
Deney hayvanlarında hastalık etkeni olarak kendisini gös- teren bazı bakterilerle ile ilgili kısa bilgilere aşağıda yer verilmiş olup kitabın 187. sayfasındaki Tablo 8.2’de zooantroponoz bakteriler ve neden olduğu hastalıklara ilişkin bilgiler özetlenmektedir.
Clostridium piliforme
Bacillus piliformis olarak da adlandırılan bu bakteri türü, Tyzzer’s hastalığının etkeni olup fare, sıçan, kobay, hamster, gerbil ve tavşanlarda karaciğer odaklı gelişen ishal, canlı ağırlık kaybı ve ani ölümler ile kendisini göstermektedir.
Helicobacter spp.
Helicobacter spp. hemen hemen tüm kemiricilerde saptanmıştır. Helicobacter hepaticus türü farelerde hepatik kistlerin oluşumuna neden olan bir etkendir. Helicobacter cholecystus türü ise hamsterlerde hepatitis, pancreatitis yani karaciğer ve pankreasta yangı ve enflamasyon oluşturan etkendir.
Bordetella bronchiseptica
Özellikle tavşan ve kobay olmak üzere, fare, sıçan, hamster ve gerbillerden de izole edilmiş olan hastalık etkeni bir bakteridir. Kobaylarda ve tavşanlarda pnömoni (zatürre), pleuritis ve perikarditise neden olmaktadır.
Corynebacterium spp.
Fare ve sıçanlarda pseudotuberkulosis yani yalancı verem etkeni olan Corynebacterium kutscheri ayrıca akciğer, karaciğer, böbrek ve servikal lenf nodüllerinde iltihaplanmaya neden olan bir patojendir.
Citrobacter rodentium
Farelerde özellikle bağırsakta etkilidir. Rektal sarkma, ishal ve dehidrasyon (su kaybı) olgularının ortaya çıkmasına neden olur. Çok az olasılıkla insanlarda da fırsatçılık yapabilir.
Streptobacillus moniliformis
Haverhill hastalığı etkenidir. Fare, sıçan ve kobaylardan izole edilmiştir Fare ve sıçan ısırmalarına bağlı olarak insanlarda ısırılan yerde yara enfeksiyonu yanında ateş, endokarditis, polyartritis ve ölüm görülmektedir.
Streptococcus spp.
Streptokokal enfeksiyonlar genellikle semptomsuz veya hafif belirtilerle seyreden bir şekilde ortaya çıkar ve insanlar ile hayvanlar arasında bulaşabilir. S. pneumoniae özellikle kobay, sıçan ve tavşan gibi hayvanlardan ve nadiren farelerden izole edilmiştir. Sıçanlarda bu bakteri rhinitis, fibrinopurulent pleuritis, perikarditis, peritonitis, periorşitis, meningitis, otitis ve zatürreye sebep olabilir. Hastalıklı hayvanlarda depresif davranışlar, burun akıntısı,
solunum zorluğu ve genellikle ölümle sonuçlanan semptomlara rastlanmaktadır.
Staphylococcus spp.
Laboratuvardaki kemiricilerde bulunan ve insanlara da kolayca bulaşabilen S. aureus bir kok bakteridir. Fare ve sıçanlardan izole edilen diğer stafilokok türleri ise S. haemolyticus, S. xylosus, S. sciuri ve S. cohnii’dir. Fare ve sıçanlarda iltihap ve zatürreye ve gerbillerde de dermatitise neden olmaktadır.
Pseudomonas spp.
Pseudomonas spp., P. aeruginosa ve P. diminuta farelerde ve sıçanlarda solunum, sindirim ve üreme sistemlerinden izole edilmiş olup P. aeruginosa, farede konjunktivitis ve rhinitise, sıçan ve kobayda ise pnömoni ve septisemiye neden olmaktadır.
Mycoplasma spp.
Mycoplasma pulmonis, sıçanlarda P. pneumotropica ile neden olduğu enfeksiyonlarda bronkopnömoni ve artritis etkeni olarak bilinen bir bakteridir.
Pasteurellaceae
Pasteurella pneumotropica kemirici takımındaki hayvanlardan izole edilebilen önemli bir bakteri türüdür. Fare ve sıçanlardan oluşan kalabalık gruplarda semptomları net biçimde görülemeyen bir enfeksiyon meydana getirir. Bulaşma doğrudan temas etme, ısırık yaraları, solunum yolu ile gerçekleşirken fekal-oral temasla da dolaylı yoldan gerçekleşir. Solunum yolları/derialtı/memede enfeksiyona neden olmaktadır. Pasteurella multocida ise pastörellosis hastalığının da ana etkenidir.
Salmonellae
Salmonella cinsine ait türler fare, sıçan, kobay, hamster ve tavşanlarda salmonellosis hastalığının etkeni olarak karşımıza çıkar. Salmonella typhi bağırsak patojenleri arasında yer alır. Fare ve sıçanlarda Salmonella typhimu- rium; kobaylarda ise Salmonella enteritidis yaygın hastalık etkeni olan türlerdir ve bağırsak iltihabına neden olurlar. Hastalığın bulaşması içeriğinde bu bakterinin bulunduğu dışkıya temas etmiş olan besin maddelerinin tüketimi ile gerçekleşir. Zoonoz bir hastalık olan salmonellosisin etkileri özellikle çocuklarda ve immün sistemi baskılanmış yetişkin insanlarda daha ağır seyrettiği bilinmektedir.
Leptospira interrogans
Deri, sindirim, solunum yoluyla enfeksiyona neden olan fare, sıçan ve hamsterlerde leptospirosis hastalığının oluşuma sebep olur.
Listeria monocytogenes
Listeriyosis hastalığının etkeni olan bu zoonotik bakteri türü, toprak, çamur ve bitkilerden insanlara, kobaylara, tavşanlara ve diğer hayvanlara bulaşmaktadır.
Mycobacterium tuberculosis
Bu zoonoz, laboratuvarlardaki deney hayvanlarında ve çoğunlukla tavşanlarda tüberkülosis hastalığına neden olmaktadır. Bulaşma yolu solunum sistemi olan hastalığın etkileri akciğer üzerinde gözlenir.
Yersinia pseudotuberculosis
Fare, sıçan, kobay ve tavşanlarda psödotuberkülosis hastalığına neden olan ve özellikle kuşların ve yabani kemirici hayvanların dışkıları ile temas etmiş gıdaların yenilmesi ile bulaşan bakteriyal bir zoonozdur.
Franciscella tularensi
Yabani tavşan, su sıçanı, dağ faresi ve yabani kuşların vücutlarında doğal olarak bulunan zoonoz karakterli bu etken tavşan ve hamsterlerde Tularemi hastalığına (Tavşan ateşi) neden olur.
Chlamydia pasittaci
Chlamydophila psittaci, kanatlı hayvanlardan bulaşan ve kobayda konjunktivitis gelişiminin etkeni olan, fekal-oral ve solunum yolu ile bulaşan bir zoonozdur. Ayrıca psittacosis hastalığına neden olup insanlarda yüksek ateş, başta ağrı, üst solunum yollarında iltihaplanma ve pneumotitis şeklinde etkisini göstermektedir.
Kitabın 189. sayfasındaki Tablo 8.2’de deney hayvanlarından bulaşabilen bazı bakteriler ve etkeni oldukları farklı hastalıklar ayrıca özetlenmektedir.
Deney Hayvanlarında Viral Hastalıklar
Kalıtsal materyal içeriğinin tipine bağlı olarak virüsler genetik olarak sadece Deoksiribonükleikasit (DNA) ya da sadece Ribonükleikasit (RNA) içerenler biçiminde nitelendirilir. Virüsler dışında tüm canlılarda ve hüc- relerinde her iki kalıtsal materyal birlikte bulunur.
Deney hayvanlarında hastalık etkeni olan virüslerin bazıları DNA, diğer bazıları ise RNA içeren farklı tipte olabilmektedir. Burada deney hayvanlarında hastalık etkeni olan bu virüs tipleri ve neden oldukları viral hastalıklar anlatılmaya çalışılmıştır. Zooanthroponoz tipte virüsler ve neden oldukları hastalıklar da ayrıca kitabın 191. sayfasındaki Tablo 8.3’te verilmiştir.
Sadece DNA kalıtsal özelliğe sahip olup deney hayvanlarında enfeksiyon oluşturan virüsler şunlardır;
Parvovirüs, Adenovirüs, Poxvirüs, Herpesvirüs, Coronavirüs, Cardiovirüs, Paramyxovirüs, Rotavirüs, Togavirüs, Calcivirüs, Reovirüs, Arenavirüs, Powassanvirüs ve Bunyaviridae. Bu virüslere ait genel özellikleri kitabın 189. ve 190. sayfalarında verilen bilgilerden okuyarak detaylı öğrenebilirsiniz.
Deney Hayvanlarında Paraziter Hastalıklar
Parazitler yerleştikleri konaktan özellikle beslenme konusunda kendisine fayda sağlar. Genellikle yeterince hijyen koşulların sağlanamadığı ortamlarda paraziter hastalıklar ortaya çıkmakta olup gereken teşhis ve tedavi yapıldıktan sonra deneylere başlanmalı aksi takdirde
enfekte hayvan deney grubundan çıkarılmalı ya da bir deney grubuna hiç sokulmamalıdır.
Deney hayvanlarında parazitler konakta yerleşim gösterdiği yere göre ektoparazit ve endoparazit olarak ayrılırlar. Uyuz böcekleri (akarlar), pire, kene gibi parazitler, hayvanlarda konuk olmak için derinin dış kısmına tutunurlar. Bunlara dış parazit ya da ektoparazitler adı verilir. Ektoparazitler özellikle zoonoz hastalıklarda hastalık etkenini taşıma ve bulaştırma olasılıkları yüksek olduğu için tehlikelidir.
Aşağıda açıklanan örnekler ise “iç parazit” adı da verilen endoparazit türlerdir.
• Strobilocercus fasciolaris
• Tritrichomonas muris
• Hymenolepis nana
• Taenia taeniaformis • Trichinella spiralis • Leishmania • Encephalitozoon cuniculi • Eimeria • Entomoeba histolytica • Balanditium coli • Trypanosoma brucei • Toksoplasma gondii
Deney hayvanlarından bulaşabilen önemli parazit türleri ve etkeni oldukları hastalıklar kitabın 193. sayfasındaki Tablo 8.4’te verilmektedir.
Deney Hayvanlarında Fungal Hastalıklar
Deney hayvanlarında hastalık oluşturabilen mantar (fungus) türleri doğrudan temas yoluyla bulaşırlar. Dermatophytes ailesine ait Microsporum spp., Trichophyton spp. ve Epidermophyton spp. kobay ve tav- şanlarda az ancak, memeli hayvanlarda daha çok görülen dermatofitosis (tinea) hastalığının zoonoz nitelikte etkenleridir.
Laboratuvar hayvanlarından özellikle kemiricilerde Trichophyton mentagrophytes türü yaygın bulunur. Genel olarak asemptomatik karakterli olan enfeksiyon, temas ile insanlara bulaşarak deride kaşıntılı ve halka şeklinde beliren deformasyonlara neden olur.
Zooantroponoz karakterde olan bazı funguslar ve etkeni oldukları hastalıklar kitabın 193. sayfasındaki Tablo 8.5’te yer verilmiştir. Tabloda yer alan funguslar dışında Aspergillus spp., Candida albicans, Cryptococcus neoformans, Pneumocystis carinii gibi cins ve türlerin de deney hayvanlarında fungal hastalıklara neden oldukları bilinmektedir.
Hastalıklardan Koruma
Deney hayvanlarının hastalıklardan korunması amacıyla barınakların, kafes sistemlerinin ve diğer donanımların,
hayvan türünün özel ihtiyaçlarına ve refah gereksinimlerine uygun şekilde tasarlanması gerekmektedir. Bunun yanında karantina uygulamaları, izolasyon önlemleri, hijyen standartlarına uyum, atıkların uygun yöntemlerle depolanması ve bertaraf edilmesi, yabancı hayvan girişine karşı tedbirlerin alınması ve patojen türlerine karşı belirlenen periyotlarda eğitimli veya uzman veteriner hekimler tarafından denetimlerin yapılması veya gerekli hizmetlerin temin edilmesi zorunludur.
Hayvan Barınaklarının Yapılandırılması
Deney hayvanları sağlığının korunması için barınakların hayvan refahı standartlarına uygun fiziki şartlara sahip olması ve hastalığa neden olabilecek etkenlerin bulaşma olasılığına karşı gerekli tedbirlerin alınması kaçınılmazdır. Bunun için planlanmış barınak binası ya da bloklarının başka yaban hayvanlarının tehditlerinden uzak yerlerde inşa edilmesi ile gerek barınaktaki deney hayvanlarından yabani hayvanlara gerekse dışarıdaki yabani hayvanlardan barınakta bulunan deney hayvanlarına olası hastalık bulaşma riski de azalmış olur Bulaşma tehlikesi yüksek olan hastane veya klinik, kreş, okul, yemekhane ve benzeri kuruluşlar içine ya da yakınlarına barınak inşa edilmemelidir.
Barınak binalarında en büyük bulaşma risklerinden birisi dıştan içe ve içten dışa hava akımı kontrolü işini yapan hava değişim sistemidir. Bunun için uygun havalandırma tesisatının yapılandırılması, filtrelerin ve tesisatı oluşturan yardımcı donanımların periyodik olarak ve zamanında ba- kımlarının yapılması gerekmektedir. Ayrıca aşağıdaki önemli konulara dikkat edilmesi gerekmektedir;
• Birimler, idareciler, veteriner hekimler ve diğer personel için ayrılmış odalardan oluşmalıdır.
• Yöneticiler hariç diğer personelin çalışma veya dinlenme ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli sayıda oda bulunmalıdır.
• Personelin kıyafet değiştirme ve gerektiğinde duş alma imkânı sağlayacak odalar mevcut olmalıdır.
• Hayvan türlerinin morfolojisine ve biyolojisine uygun fiziki şartların sağlandığı odalar yeterli sayıda olmalıdır.
• Tıbbi ve sarf malzemelerin saklanabileceği kapaklı dolaplar bulunan uygun nitelikte odalar veya depolar bulunmalıdır.
• Kafes, yemlik, suluk gibi gereçlerin saklanabileceği ve bunların temizliği ve dezenfeksiyonunun yapılabileceği odalar veya depolar mevcut olmalıdır.
• Yem ve altlık malzemelerinin saklanabileceği kapaklı kaplar ve dolaplar bulunan yeterli büyüklükte odalar veya depolar bulunmalıdır.
• Atık maddelerin geçici olarak depolanabileceği, kokuşmayı geciktirecek geçici atık depolama tankı veya gerekirse derin dondurucu bulunmalıdır.
• Hastalıklı hayvanların bakımı, muayenesi ve tedavisi için kullanılabilecek ayrı odalar mevcut olmalıdır.
• Yeni gelen deney hayvanlarının karantina süreci için uygun bölümler bulunmalı ve hayvan türlerine göre düzenlenmiş olmalıdır.
• Barınakta araştırma, test ve cerrahi operasyon gibi uygulamaların yapılabileceği ve gerekli donanımın bulunduğu araştırma odaları yeterli sayıda olmalıdır.
• Deneysel uygulamalara tabi tutulmuş hayvanların bakımı ve takipleri için ayrı bakım odaları ve araştırma odaları bulunmalıdır.
Laboratuvar Güvenliği ve Biyogüvenlik
Laboratuvar güvenliği; laboratuvar deneyleri ve araştırmaları sırasında çalışan personele, hayvanlara, çalışma materyaline ve çevreye yönelik potansiyel tehdit ve tehlikelerin önlenmesi amacıyla belirlenmiş kuralların titizlikle uygulanmasını kapsamaktadır. Laboratuvarlarda karşılaşılması olası biyolojik tehlikeler ile bunlara karşı alınması gerekli tedbirler ise “biyogüvenlik” olarak adlandırılır. Uluslararası Sağlık Örgütü, Hastalıkları Kont- rol ve Koruma Merkezi tarafından risk gruplarına göre, deneysel ve doğal enfekte omurgalı hayvanların kullanıldığı araştırmalar için dört farklı biyogüvenlik seviyesi ve bu seviyelere uygun laboratuvar tipleri belirlenmiştir. Buna göre;
Biyogüvenlik seviyesi 1 (BGS-1) laboratuvarlarında, hastalık etkenlerinin yetişkin insanlarda enfeksiyona neden olmamakta veya bilinmemektedir. Bu laboratuvarlar, insan ve çevreye en düşük düzeyde tehlike arz eden ajanlarla yapılan çalışmalar için uygun ortamlardır. BGS-1 seviyesindeki laboratuvarlar genellikle standart veya temel tip olarak tasarlanmıştır. Bu tür laboratuvarlarda, deney hayvanlarında iyi bilinen ajanlar üzerinde çalışmalar yürütülebilir.
Biyogüvenlik seviyesi 2 (BGS-2) laboratuvar, insan ve çevreye orta derecede tehlike oluşturabilecek etkenler ile enfekte olmuş laboratuvar hayvanlarının işlendiği ve ça- lışmaların yapıldığı bir laboratuvar tipidir.
Biyogüvenlik Seviyesi 3 (BGS-3) laboratuvarları, aerosoller yoluyla (gaz hâlindeki duman, sis, sprey gibi partiküller aracılığıyla) bulaşabilen ve ölümcül hastalıklara neden olabilen bilinen doğal veya ekzotik ajanlarla enfekte laboratuvar hayvanları üzerinde çalışma için uygun ortamlardır.
BGS-3 laboratuvarlarında ayrıca aşağıdaki önlemler de alınmalıdır:
• Laboratuvar giriş ve çıkışları otomatik olarak ve iki ayrı kapıdan kontrol edilerek gerçekleştirilmelidir.
• Laboratuvar kıyafetleri, tüm atıklarla birlikte otoklav ile dezenfekte edilmelidir.
• Kıyafetler ve uygun solunum maskeleri özel olarak tasarlanmalıdır.
• Eğer pencere varsa, bu pencereler kapalı olmalıdır.
• Çalışmalar sırasında sınıf II biyogüvenlik kabini kullanılmalıdır.
• Laboratuvar ortamı negatif basınçlı olmalıdır.
Biyogüvenlik seviyesi 4 (BGS-4) laboratuvarı, insan ve hayvanlarda aşısı ve tedavisi olmayan tehlikeli ve ölümcül enfeksiyonlara yol açabilen, korunma önlemleri tam olarak bilinmeyen, aerosol yolla bulaşma riskleri çok yüksek olan ekzotik ve tehlikeli ajanlarla enfekte olmuş hayvanlarla yapılan çalışmalarda kullanılmaktadır.
Laboratuvar güvenliği ve biyogüvenlik kapsamında uyulması zorunlu tutulan bazı kurallar şu şekilde özetlenebilir;
• Laboratuvarlarda çalışma olmadığı zamanlarda da uygun dezenfektan ve temizleyicilerin kullanılması • Laboratuvarın girişinde biyolojik tehlike ikaz işareti bulunmalı, ek olarak enfekte bölgelere veya laboratuvarlara yanlışlıkla girişi engellemek için uygun standart işaretler konulmalıdır. • Laboratuvar veya barınak yöneticisi, tesisin laboratuvarlarında günlük ve acil durumlarda izlenecek iş akış çizelgesi ile ilgili bir kılavuz oluşturmalıdır. • Deney hayvanlarıyla çalışan tüm personelin, işe alım öncesinde ve sonrasında düzenli aralıklarla, her altı ayda bir sağlık muayenesinden geçirilmesi gerekmektedir. • Enfekte materyal veya hayvan dokusu/sıvıları ile yapılan işlemler biyogüvenlik kabinlerinde gerçekleştirilmeli ve özel solunum maskeleri kullanılmalıdır. • Laboratuvar ve araştırma birimlerinde görev yapacak olan tüm tesis personeline önceden eğitim verilmesi gerekmektedir. • Laboratuvarlara sterilizasyon sonrasında hava, su, yem, altlık ve ekipmanların girişi, aerosol oluşumuna veya çevreye sıçrama riski taşıyan tüm uygulamalardan kaçınılarak yapılmalıdır,
Atıklar ve Depolanması
Evsel, tıbbi, tehlikeli veya radyoaktif maddeleri içeren atıklar düzenli olarak “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ne uyacak biçimde sorumlu kuruluş veya görevliler imha edilmeli veya geçici atık depolarından uzaklaştırıldıktan hemen sonra tüm deponun temizliği ve dezenfeksiyonu sağlanıp gerekirse ilaçlanmalıdır.
Ayrıca tıbbi atık torbaları eğitimli personeller tarafından gerekli güvenlik önlemleri alındıktan sonra torbalarda kesinlikle hasar oluşturmayacak şekilde ve torba ağızları sıkıca kapatılmış biçimde taşınmalı, taşımada kullanılan turuncu renkli, tekerlekli ve kapaklı konteynerlerin üzerinde de yine biyolojik tehlike uyarı işareti ile “DİKKAT! TIBBİ ATIK” uyarı yazısı bulunmalıdır.