LBV210U-LABORATUVAR HAYVANLARI YETİŞTİRME VE
SAĞLIĞI
Ünite 6: Diğer Deney Hayvanlarının Yetiştiriciliği
Giriş
Laboratuvarlarda sıklıkla kullanılan deney hayvanları fare ve sıçanlardır. Fare ve sıçan kadar sık kullanılmasalar da bilimsel çalışmalara daha uygun olması sebebiyle kullanılan başka deney hayvanı türleri de vardır. Bu hayvanlar laboratuvar deneylerinde kullanılma sıklığına göre kitabın 131. sayfasındaki tablo 6.1'de gösterildiği gibi sınıflandırılabilmektedir.
Fare ve sıçan dışındaki deney hayvanlarının kullanımını sınırlayan bazı nedenler arasında, bu hayvanların yetiştirilmesinde karşılaşılan zorluklar önemli bir yer tutar. Barınak tesisi kurma, türe özel fiziki koşulları yerine getirebilme ve bakım gibi hayvan refahının sağlanmasına ilişkin çabalar yetiştirme zorlukları arasında yer alır. Bir başka neden ise farklı cins ve tür deney hayvanlarının farklı fizyolojik niteliklere sahip olmalarıdır. Bu nedenle laboratuvarlarda yapılması tasarlanan deneysel çalışmaya uygun hayvan türünün belirlenmesinde türün fizyolojik özelliklerinin önemsenmesi gerekir.
Kobay
Hem fare hem de sıçan gibi kobay da laboratuvar araştırmalarında tercih edilebilen bir kemirici türdür. Kobay İngilizce karşılığı “guinea pig” ya da “ginepig” olarak da adlandırılır. Kobaylar Orta ve Güney Amerika ana karasında yaygın bir doğal yaşam bölgesine sahiptirler.
Kobayların Genel Özellikleri
Kobaylar kulak ve gözleri açık aynı zamanda dişleri de gelişmiş olarak doğan kuyruksuz hayvanlardır. Tüyleri de çıkmış olarak doğan bu hayvanlar aynı zamanda hareketlidirler. Boy uzunlukları 25 cm kadar olan yetişkin kobaylarda büyük bir baş yapısı olmasına rağmen üyeleri küçüktür. Kobayların ön üyelerinde 4, arka üyelerinde ise 3 parmak yer alır. Kobaylara ait bazı temel biyolojik ve fizyolojik özellikler kitabın 131. sayfasındaki tablo 6.2’de özetlenmeye çalışılmıştır.
Yenidoğan yavrular anneleriyle birlikte bulunmalarına rağmen 12-24 saat kadar boyunca yavruları emzirilmez. Yavrular emzirilmeye başladıktan 1-2 gün sonra ise doğuştan gelişmiş dişleri olan yavrular katı gıda maddelerini kemirerek yerler. Doğum sonrasında ortalama 3-4 hafta içinde yavrular sütten kesilirler. Yenidoğan dişiler bir ay içinde östrus döngüsüne girerler.
Kobaylarda erişkinliğe geçiş 30-60 gün zaman alır. Kobayların üretilmesi için en uygun erişkinlik zamanı erkek bireylerde doğumdan 3-4 ay sonra, dişi bireylerde 2- 3 ay sonradır. Kobaylarda erkek cinsiyetin tespiti genital bölge çevresine hafifçe baskı uygulanarak ortaya çıkan penisin görülmesiyle, dişilerde ise östrus ve gebelik dönemi dışında kapalı olan vajinal zarın gözlenmesiyle cinsiyet tespiti sağlanabilir. Kemiricilerin diğer türleri gibi cinsiyet tayini anogenital bölgenin (anüs ve genital bölge arasındaki) uzunluğuna bakılarak da yapılabilir. Bu durumda, bahsedilen aralık uzunsa hayvanın erkek, daha kısa ise dişi olduğu anlaşılabilir.
Kobaylar, mevsimsel değişikliklerden bağımsız olarak sürekli poliöstrus göstermekte ve yılda ortalama iki kez doğum yapmaktadırlar. Her doğumda ortalama yavru sayısı 2 ile 5 arasında değişiklik göstermektedir. Deney hayvanları arasında, kobayların 59-72 gün (ortalama 9 hafta) süren gebelik süreleri ve 15-17 gün aralığında tekrar eden östrus döngüleri vardır.
Kobay Yetiştiriciliği
Kobaylar, bilimsel araştırmalarda özellikle immün sistem hastalıklarının teşhis ve tedavisi, genetik kontroller, anaflaktik şok ve alerjik ensefalomiyelit çalışmaları, hipersensitivite çalışmaları ile mikobakteri ve tüberküloz gibi hastalık etkenlerinin tercih ettiği iyi bir konakçı olmaları nedeniyle özellikle tercih edilirler. Çalışmalarda kobayların tercih edilme nedenlerinden bir diğeri de periferal kan ve kemik iliği morfolojisi bakımından insan kan ve kemik iliği yapısına olan benzerliğidir.
Kobay barındırılan alanlarda optimum sıcaklık 18-22 C0
derece olmalıdır. Kobayların optimum sıcaklık üzerindeki ortamlara dayanıklılık toleransları azdır. Ortam sıcaklığına ek olarak %45-70 arasında nem olması, 12-16 saat arasında aydınlık periyodunun olması ve saatte 10-20 kez tekrarlı hava değişiminin yapılması sağlanmalıdır.
Yer bölmeleri ve sığınaklarda genellikle metal, ahşap ya da plastik malzemeden yapılmış farklı tipte kafesler içinde yetiştirilen kobaylar arka üyeleri üzerine dikilebildiklerinden düzenlenecek yer bölmelerinde bariyerlerin en az 40 cm yükseklikte olması gerekir.
Kobaylar otçul beslenen herbivor hayvanlardır. Yaban yaşamları yeşil bitkiler, tohumlar ve bitki kökleri gibi gıda kaynaklarının olduğu alanlarda geçen kobaylar laboratuvarlarda pellet yem ile beslenirler. Pellet yem yanında kuru ot verilmesi gereklidir.
Gerbil
Çin, Moğolistan, Hindistan gibi Asya ülkeleriyle Güney Afrika’nın çoğu ülkesinde doğal olarak yaşam süren gerbillerin ekolojik toleransı diğer kemiricilere göre daha fazladır. Kazarak toprakta tüneller açarlar ve besinlerini buralarda saklayıp depolarlar. Çoğu noktürnal hayvandır. En yaygın olanlar Moğol ve Çin gerbilleridır. Laboratuvar deneylerinde sıkça kullanılan bir tür olan Moğol gerbili veya bilimsel adıyla Meriones unguiculatus, alt familyası koşarfareler (Muridae) olan bir türdür.
Gerbillerin Genel Özellikleri
Gerbil yavruları kobayların aksine doğduklarında kulak ve gözleri kapalıdır ve 3-7 günlük iken kulakları, 15. gün iken de gözleri açılır. Gerbilin vücudu sık ve kısa boylu tüylerle kaplıdır. Gerbilin kulak ve ayak tabanlarının da tüylerle kaplı oluşu birçok kemirici deney hayvanında bulunmayan özelliklerden birisidir. Gerbillerin ön ve arka üyelerinin her birinde 5’er parmak yer alır. Bu morfolojik özelliklere ek olarak gerbil biyolojisi ve fizyolojisi hakkında bazı bilgiler kitabın 136. sayfasındaki tablo 6.3’te verilmiştir.
Gerbiller bırakır. Vücutlarına su almadan birkaç hafta kadar hayatta kalabilen bu hayvanlar ortamdaki sıcaklık değişikliklerine de kolayca adaptasyon sağlayabilirler. 2,5- 3 aylık bir erişkinliğe sahip olduklarında damızlık olarak kullanılabilirler. Yavrular sütten kesildikten yaklaşık 20-30 gün sonra hemen cinsiyet ayrımı yapılmalıdır. Diğer deney hayvanlarında olduğu gibi gerbilde de cinsiyet ayrımı kolay biçimde yapılır. Sadece erkeklerde bulunan skrotal keseler koyu renkli ve dikkat çekicidir. Anogenital mesafe cinsiyet ayrımı için kolay bir başka yoldur. Doğurduklarında 4-6 adet yavrulayabilen gerbillerin 4-6 gün devam eden östrus döngüleri ve 21-24 gün kadar da gebelik süreleri vardır.
Gerbil Yetiştiriciliği
İskemi hayvan modeli çalışmalar çoğunlukla gerbillerin denek olarak kullanıldığı bilimsel araştırmalardır. Buna ek olarak parazit ve enfeksiyon kökenli hastalıkların, beyinsel fonksiyonların araştırılmalarında özellikle gerbiller tercih edilir.
Gerbil yetiştiriciliğinde kullanılacak mekanlarda sıcaklık 20-24 C0 derece, nem oranı %35-55 arasında ve aydınlık-
karanlık periyodu 12’şer saat olmalıdır. Fare ile sıçan vücut büyüklüğü arasında bir iriliğe sahip olan yetişkin bir gerbil için yetiştiricilikte fare ve sıçanlar için önerilen kafes tipleri rahatlıkla kullanılabilir. Kafeslerin en az 15-18 cm derinlikte olması tercih edilmelidir. Buna ek olarak, tek bir ergin gerbil için kafes alanı en az 200 cm² olmalıdır. Kafes zeminine yataklık olarak 2-3 cm yükseklikte olacak biçimde odun talaşı serilmelidir.
Granivor ve otçul olan gerbiller laboratuvar koşullarında pellet yem ile beslenirler. Ad libitum beslemede her 100 g katı yem için oransal olarak 4 mL su verilmesi gerekir. 15. güne kadar gözleri kapalı olan yenidoğan gerbiller sadece anne sütü ile beslenirler ve besin arama, bulma, kemirme gibi yetenekleri henüz gelişmemiş olduğundan yavruların hayatta kalabilmeleri açısından bu süreç önemlidir. Bu süreden sonra ise annelerinin yemlerinden az da olsa takviye almaya başlarlar. Doğumdan sonraki ikinci haftadan itibaren anne sütü dışında yavruların beslenmesi için kafeslerine düzenli olarak yeşil taze otlar, meyve parçaları ve tohum karışımları bırakılmalıdır.
Hamster
Doğal yayılım alanı Avrupa, Afrika ve Asya kıtasında da Çin’e kadar olan Uzak Doğu ülkeleridir. Belirgin yanak keseleri ve çok kısa olan kuyruğu ile dikkat çeken hamsterlar boyları kısa sempatik hayvanlardır. Genel olarak laboratuvarlarda Çin, Golden (altın) veya Suriye, Avrupa, Macar, Amerikan ve Kafkas hamster çeşitleri deney hayvanı olarak kullanılırlar. Hamsterların şu an bilinen 50’den fazla farklı türü bulunmaktadır.
Hamsterlerin Genel Özellikleri
Tüysüz, açık pembe renkte ve opak deri görünümüyle doğan hamsterların gözleri henüz işlevsel değildir ve görme duyusundan yoksundurlar. Ortalama 7 günlük olduklarında annelerinin sunduğu yiyecekleri kemirmeye başlayan
yavruların, 16. günden itibaren gözleri açıldığı için yardım almaksızın gıda almaya başlarlar. Ön üyelerinde 4 parmak, arka üyelerinde ise 5 parmak yer alır. Yaklaşık 1 cm olan kısa kuyruk, bazı hamster çeşitlerinde uzun tüyler nedeniyle örtüldüğü için fark edilmeyebilir. Hamster biyolojisi ve fizyolojisine ait bazı bilgiler kitabın 141. sayfasındaki tablo 6.4’te verilmiştir.
Süte benzeyen renge sahip olan hamster idrarı, pH’sı 8 gibi bazik karakterdedir. Hamsterların kan serumlarındaki kolesterol seviyesi diğer deney hayvanlarına göre daha yüksektir.
Hamsterlar ortam ya da çevre sıcaklığının 5-6 C0 derecenin ve aydınlık periyodunun 8 saatin altına düştüğü dönemlerde kış uykusu (kış katılaşması) metabolizmasına geçerler. Kış katılaşmasına giren hamsterlarda nabız ve solunum sayısı ile vücut sıcaklığı da düşer. Herhangi bir çevresel uyaran olduğunda ise kış uykuları bölünebilir. Hamsterlar kış uykusu başladığında 2 ya da 3 gün kesintisiz uykuya devam eder fakat gıda ve su gereksinimleri için yaklaşık 12 saat kadar tekrar uyanmak durumunda kalırlar.
Macar, Suriye ve Çin hamsterlarının ergin erkeklerinde testis çıkıntısı belirgin olduğu için cinsiyet tayini çok zor olmaz. Anogenital mesafenin uzunluğu gerbil ve sıçanlarda olduğu gibi hamsterlarda da cinsiyet saptanması için bir başka belirleyicidir. Ortalama olarak erkek hamsterlar 7-9 haftalıkken dişi hamsterlar 4-6 haftalıkken cinsel olgunluğa erişirler. Erkek hamsterlar genellikle 10-12 haftalıkken, dişi hamsterlar ise 6-8 haftalıkken üreme yeteneğine sahip hâle gelirler.
Hamsterların dişilerinde östrus döngüsü 4 gün sürerken, gebelik süreleri ise ortalama 16 gündür. Her doğumda genellikle 6 ila 8 arasında yavru ortaya çıkar.
Hamster Yetiştiriciliği
Araştırmacıların hamsterları deney hayvanı olarak kullanmalarının bazı sebepleri vardır. Bu sebeplerden bazıları hamsterların parazit, virüs, insan tümörleri ve bakterilere karşı toleranslarının geniş olması, belirgin yanak keselerinin varlığı nedeniyle insan dâhil diğer canlılara göre tümörlerin aşılanabilmesi bakımından immünolojik çalışmalarda avantaj sağlıyor olmalarıdır. Ayrıca gebelik sürelerinin kısa olması teratojenik araştırmalarda hamsterların tercih edilme sebeplerinden biridir. Kromozom sayılarının az olması da sitogenetik ve hücre kültürü çalışmaları için yine tercih sebebi olan hamsterlar gebelikte diabetus mellitus araştırmaları için de tercih edilir.
Hamsterların barındırılacağı ortamda optimum sıcaklık 20- 24 C0 derece, nispi nem oranı da %50-60 arasında
olmalıdır. 12-14 saat aydınlık ve buna göre sırasıyla 12-10 saat karanlık periyodu sağlayabilecek bir sistemle birlikte saatte 10-15 kez havanın değiştirilmesini sağlayabilecek şekilde bir sistem tasarlanmalıdır.
Hamsterlar da gerbil türlerinin çoğunda olduğu gibi noktürnal hayvanlardır fakat gerbillerden farklı olarak
doğada tek başına yaşama özellikleri vardır. Bu nedenle barınma ortamı olarak bireysel ayrı kafeslerin kullanılması gerekir.
Hamsterların kazıcı hayvanlar olması nedeniyle kafes ya da barınağın taban yataklığının hazırlanmasında bu durum göz önünde bulundurulmalıdır. Kafes tabanında yataklık olarak serilecek kuru ot, yumuşak kâğıt parçaları ve kaba odun talaşının kalın ve hacimli olması gerekir.
Hamsterlar gıda olarak çoğunlukla meyve tohumları, dut, çilek, böğürtlen, ahududu gibi küçük ve sulu meyveleri tercih ederler. Başlıca enerji kaynağı %30-35 oranında nişasta ihtiva eden besin maddeleri olan hamsterlara gıda seçilirken ayrıca %18 protein, %3,7 yağ ve %8 oranında selüloz bulunmasına da önem verilmelidir. Hamsterlar için fare ve sıçan beslenmesinde kullanılan pellet yemler rahatlıkla kullanılabilir. Gıda maddelerine ek olarak hamsterlarda vücut ağırlığının kilogramı başına 100 mL içme suyu mutlaka verilmelidir. Hamster yavruları 20-22 günlük sütten kesilme sürecinin sonuna kadar anneleriyle birlikte aynı kafeste barındırılabilirler.
Tavşan
Yerküredeki yarı kurak alanlardan subtropikal bölgelere kadar büyük bir yayılım gösteren tavşanların çok çeşitli cinsleri vardır. Tavşan cinsleri arasında göze çarpan en önemli ayrım kulak boylarıdır.
Tavşanların Genel Özellikleri
Tavşanlar doğduklarında kapalı gözlere, yapışık kulaklara ve çok seyrek tüylere sahiptir. Tavşan yavrularının 7-10 gün içinde gözleri açılır. Ortalama 21 gün içinde fark edilebilir bir bedensel büyüme gösterirler ve katı gıda maddeleri ile beslenmeye başlarlar.
Ön ve arka ayaklarında sırasıyla 5 ve 4 parmak bulunan tavşanların üst dudaklarında belirgin bir yarık göze çarpar. Tavşanların vücut büyüklüğüne göre kuyrukları oldukça küçüktür ve uzun kıllarla kaplıdır. Tavşanlarda tüy rengi mevsimsel farklılıklar gösterse de kahve rengine yakın gri ya da beyazdır ve yılda 2 kez tüy değiştirme vardır. Koku alma ve işitme duyuları iyi gelişmiş olan tavşanların biyokimyasal ve fizyolojik özelliklerden bazıları kitabın 144. sayfasındaki tablo 6.5’te özetlenmiştir.
Tavşanlarda 2 çeşit dışkı bulunur. Bunlardan ilki tavşan tarafından dışkıladıktan sonra tekrar yenilen “Caecotroph” isimli yumuşak kıvamlı körbağırsak dışkısıdır. Tavşanlarda “kaprofaji” ismi verilen bu davranış ile aslında B vitamini ihtiyacı karşılanır. İkinci çeşit dışkı ise hayvan tarafından tekrar tüketilmeyen, sert kıvamlı normal bağırsak dışkısıdır.
Burunlarını oynatmaları tavşanların en dikkat çekici hareketidir. Bu hayvanlar dakikada 20-120 kez olmak üzere burunlarını aşağı ve yukarı yönde hareket ettirirler. Bu hareketin nedeni, tavşanların solunum sırasında havanın burun yan duvarında bulunan türbinat kemiklerden etkili şekilde girmesidir.
Yenidoğan tavşan yavrularında cinsiyet ayrımı yapabilmek çok zor değildir. Genital bölgeye sıkma hareketiyle incitmeden baskı yapıldığında üreme organları görünür hâle gelir. Yenidoğan yavrular 1,5-2 aylık olduklarında annelerini emmeyi bırakırlar. Tavşan yavrularının 2,5-3 aylık oluncaya kadar cinsiyetlerinin belirlenerek birbirlerinden hemen ayrılması gerekir.
Düzenli bir östrus periyodundan yoksun olan tavşanlarda üreme mevsimsel olarak çeşitlilik gösterir. Dişiler her 4-17 gün arasında sadece 1-2 günlük kısa bir süre çiftleşmek istemezler. Kendiliğinden gerçekleşmeyen ovulasyon için dişi tavşanın uyarılması gereklidir. Tavşanlarda gebelik süresi 31-32 gün olup yavru sayısının az olduğu durumlarda doğumun tamamlanması 2 gün kadar sürebilir. Yılda 6-9 kez doğum yapabilen tavşanlar her doğumda 7-8 adet yavru meydana getirebilirler. İlk yavrunun doğumunun ardından diğer yavruların doğumu birkaç saat sonra ya da 1-2 gün sonra gerçekleşebilir. Normal olarak plesantalı olarak doğan yavrunun plasentası anne tarafından doğumdan hemen sonra yenilerek tüketilir. Yavru tavşanlar en az 10 gün süresince anne sütüne tam bağımlı yaşarken 20. güne ulaştıklarındaanne sütüne katı besinleri de tüketmeye başlayabilirler. Yavrular 45-60 günlük olduklarında da tamamen sütten kesilirler.
Tavşan Yetiştiriciliği
Tavşanlar genellikle yaşlanma çalışmaları, immünoloji, endokrinoloji, toksikoloji, arteriosklerosis araştırmaları, kist ve yüksek tansiyon araştırmaları için tercih edilir.
Laboratuvarda 15-20 C0 sıcaklık, tavşanlar için optimum
bir değerdir. Diğer yandan 5-30 C0 arasındaki ortam sıcaklıklarını da tolere edebilirler. Tavşan bakım odalarında nem seviyesi %50-60 arasında tutulmalı ve ortam havası saatte 8-10 kez yenilenmelidir. Ayrıca, 12 saatlik aydınlık ve 12 saatlik karanlık periyotlar sağlanmalıdır.
Zemini ve yan duvarları ayrılmış büyük hacimli, yüzey alanı geniş bir oda 50-60 hayvan barındırılabilecek bir ünite olarak tasarlanabilir. Saman gibi organik altlık malzemeleri kullanarak ünite tabanı ile zemin arasında bir bariyer oluşturulması ve yan duvar yüksekliği 50-60 cm arasında değişen yer bölmelerinin inşa edilmesi suretiyle tavşan yetiştiriciliği yapılabilmektedir. Eğer tavşanların kafes sistemi içinde barındırılması düşünülüyorsa, genellikle sıçanlar için tasarlanmış fakat tavşanlar için daha büyük boyutlara sahip kafesler tercih edilmektedir.
Tavşanların çiftleşme işlemlerini başarılı bir şekilde gerçekleştirebilmek için, 6 ila 9 aylık damızlık yaştaki bir erkek tavşanın yanına 10-12 adet dişi tavşan konulmalıdır.
Doğal ortamlarında yaşam süren tavşanlar yeşil bitkileri tüketerek beslenirler. Tavşanlar için uygun besin maddeleri taze otlar, yonca, burçak, lahana, marul ve benzeri bitkilerdir. Laboratuvarda barındırılan hayvanlar için besin olarak hazır karma yemler kullanılmaktadır. Tavşanlar için önerilen karışım yemlerde, çiftleştirilmeyecek erkek veya dişi damızlıklara %12 protein içeriği (gebe ve emziren tavşanlarda %15-17), %5-40 arasında selüloz ve %2,5-5
arasında yağ içeriği ideal olarak tercih edilir. Karma yemlerin hazırlanması sırasında tavşanların kaprofaji özellikleri göz önünde bulundurulmalı ve B vitamini desteği verilmelidir. Pellet yemle beslenen tavşanlar için birey başına günlük su tüketimi yaklaşık 250 mL olmalıdır. Örneğin; 3,5 kg canlı ağırlığa sahip bir tavşan, belirtilen koşullara uygun olarak hazırlanmış pellet yemlerden günlük olarak yaklaşık 150 gram tüketebilir. Laboratuvar ortamında yaşayan tavşanlarda genellikle karın bölgesinde gözlemlenebilen yağ birikimi bulunabilir.