AÖF Soru Bankası

Türkiye'nin Kültürel Mirası IIÜnite 7 Özeti

UNESCO Dünya Mirasında Türkiye VII

KMT204U-TÜRKİYE’NİN KÜLTÜREL MİRASI II

Ünite 7: UNESCO Dünya Mirasında Türkiye VII

Giriş

Bu ünitede; tümü kültürel kategoride olmak üzere UNESCO Dünya Mirası Listesine giren; Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu Dünya Mirası ile Safranbolu Şehri ve Dünya Mirası Geçici Listesine alınan; İznik, Mudurnu Tarihi Ahi Kenti: Ahiliğin Tanıkları, Gaziantep Yeraltı Su Yapıları: Livas ve Kasteller, Odunpazarı Tarihi Kent Merkezi tanıtılmaktadır.

Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu

Anadolu’nun batısında Marmara Bölgesi’nin güneyinde bulunan Bursa, binlerce yıllık geçmişiyle pek çok uygarlığın beşiği olmuştur. Bursa’nın fethi Osmanlı tarihinde bir dönüm noktasıdır. Çünkü Bursa Osmanlı’nın kesin olarak yerleştiği, başkente yaraşır biçimde imar ettiği ve devlet örgütlenmesini sağladığı yer olmuştur.

Mimari

Bursa’nın sadece Anadolu’daki Türkleşme-İslamlaşma çabaları ile değil, daha sonraki Osmanlı kentlerinin biçimlenmesinde de önemli bir örnek olduğu görülmektedir. Fetihten sonra kentin boşalan bölgelerine, devam eden göçlerle Anadolu’ya gelen Türklerin yerleştirilmesi, külliyeler etrafında oluşan ticari doku ve mahalleler ile kent Türk-İslam kimliğine bürünmüştür.

Bursa’nın Erken Osmanlı döneminden günümüze gelebilen en önemli yapı örneklerini Osmanlı’nın fetih anlayışının nasıl işlediğini de gösteren zaviyeli ya da tabhaneli camiler oluşturur. Zaviyeli camilerin Bursa’da inşa edilenleri mimari kuruluşlarıyla bu tür camilerin en gelişmiş örneklerini oluşturduklarından bu yapılara Bursa Tipi cami ya da yapının oturtulduğu alanın biçimine dayanılarak ters T tabanlı/planlı cami de denilmektedir.

Osmanlı mimarisinin en erken tarihli külliyesi, Bursa kent merkezinde, kalenin doğusunda 1339-1340 yılları arasında inşa edilen; cami, imaret, medrese, hamam ve han yapılarından oluşan Orhan Gazi Külliyesi’dir. Bursa’daki ters T planlı ilk cami olan beş gözlü son cemaat yerli ve tek minareli Orhan Gazi Camii, taş ve tuğla malzemeyle almaşık teknikte inşa edilmiştir. Bu külliyenin en önemli yapısını Osmanlı hanlarının ilk örneği olan ipek ticaretinin yapıldığı Emir Han oluşturur.

Yeşil Külliye, Bursa’nın sembollerinden olan bir diğer yapı topluluğudur. Yeşil Külliye, Sultan Çelebi Mehmed zamanında 1419-1430 yılları arasında inşa edilmiştir. Külliye yapılarının mimarı Hacı İvaz Paşa’dır. Ters T planlı camilerin en gelişmiş örneği olan Yeşil Cami (Resim 7.3,5), mermer kaplı giriş cephesi ve süslemeleriyle dikkati çeker.

II. Murad zamanında, 1426 yılında inşası tamamlanan ve bulunduğu semte adını veren Muradiye Külliyesinin ana yapısı yine zaviyeli bir camidir. Açık avlulu, tek eyvanlı ve 16 öğrenci hücresi bulunan medrese yapısı erken dönem örneğidir. Muradiye Külliyesi, Bursa’da sultanlar tarafından inşa ettirilen son külliyedir.

Bursa kentinin tarihi Hanlar Bölgesi’nde Çelebi Mehmed döneminde İpek Han; II. Murad döneminde Kütahya Han; Fatih Sultan Mehmet döneminde Fidan Han, Bali Bey Han ve Tuz Han; II. Bâyezid döneminde Koza Han ve Pirinç Han inşa edilmiştir (Akan Mimarlık, 2013:77). Bu yapılardan II. Murad döneminde inşa edilen Kütahya Han, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin doğu-batı aksını oluşturan önemli bir yapıdır. Hanlar çoğunlukla dikdörtgen planlı bir avlu etrafında iki katlı olarak inşa edilen eş büyüklükteki kubbe örtülü dükkânlardan oluşmaktadır. Koza Han ile İpek Han’ın farklı olarak avlularının ortasına birer köşk mescit inşa edilmiştir (Resim 7.6).

Ticaret yapıları içinde en ilginç örneklerden birisini Osmanlıların tek arasta köprüsü olan Irgandı Köprüsü oluşturur. II. Murad döneminde, 1442 yılında inşa edilen Irgandı Köprüsü’nde günümüzde her iki tarafta 16 olmak üzere 32 dükkân vardır.

Bursa’da Geleneksel konutlardan farklı olarak 19. yüzyılda Avrupa tarzında inşa edilen, üst kattaki saçak altı ahşap süslemeleriyle dikkati çeken Çekirge Caddesi’nde yer alan Atatürk Köşkü, Mustafa Kemal Atatürk tarafından Bursa ziyaretlerinde kullanmıştır. Daha sonra Atatürk’e hediye edilen köşk günümüzde müzeye dönüştürülmüştür.

Cumalıkızık

Osmanlı’nın Bursa’daki egemenliği ile birlikte bölgeye Oğuzların Kayı Boyu Türklerinden Kızıkların yerleştiği ve yedi köy kurdukları bilinmektedir. Bunlardan sadece Cumalıkızık, dokusunu bütüncül olarak koruyabilmiş, özgün sivil mimari örnekleri, tarihi cami, hamamıyla, önemli bir yerleşimdir (Perker, 2012:4). Orhan Gazi zamanında kurulan Cumalıkızık köyündeki Osmanlı evleri, yaşamın kesintisiz olarak devam ettiği Anadolu geleneksel konutlarının en erken tarihli örnekleridir. Cumalıkızık merkezini cami ve kahvehanelerin bulunduğu Orta mahalle oluşturur. Mahallede iki ya da üç katlı, bitişik nizamda inşa edilmiş geleneksel konutlar bulunmaktadır (Resim 7.9-10). Konutların zemin katlarında avlu, ahır, kiler ve tuvalet gibi mekânlar yer alır. Üst katlarının mekân düzeni odalar ile sofanın birbirleri ile ilişkilerine göre farklılıklar göstermektedir. Alt katlarda arazi biçimine uyumlu olan mekânlar, üst kat odalarında sokağa doğru çıkmalar bulunur.

Bursa’nın 2014 yılında UNESCO’nun Dünya Miras Listesine girmesinde Erken Osmanlı Dönemi anıtsal yapılarının, Hanlar Bölgesi ile Cumalıkızık köyünün büyük önemi vardır.

Safranbolu

Safranbolu, Karabük ilinin tarihi dokusuyla ünlü ilçesidir. Kültür Bakanlığı Koruma Kurulu tarafından 1975 yılında kentsel sit alanı ilan edilen Safranbolu, UNESCO’nun 1994 yılında Dünya Miras Listesine dahil ettiği bir müze şehirdir. 1940’li yıllarda açılan Demir Çelik Fabrikası, Safranbolu yerine fabrikaların olduğu Karabük’ün yoğun göç almasına neden olmuştur. Nüfus artışlarından etkilenmeyen


Safranbolu bu sayede Türk kentini ve Türk evini çok iyi yansıtan bir kent olarak korunabilmiştir (Resim 7.10).

Mimari

Safranbolu’nun çarşı bölgesinde hanlar, camiler, Hükümet Konağı, resmi daireler, arasta, tabakhane, hamamlar bulunmaktadır. 18. ve 19. yüzyıldan günümüze gelebilmiş ahşap ve kerpiç malzemeli Safranbolu evleri çoğunlukla bahçe içinde iki, üç katlı yapılardır (Resim 7.10). Kastamonu evlerinde olduğu gibi Safranbolu evlerinde de yeğdane denilen kerpiç dolgu kullanılmıştır. Dar sokaklar üzerinde bulunan evler diğer evin mahremiyetine zarar vermeyecek şekilde yerleştirilmiştir.

Safranbolu’da Osmanlı döneminden günümüze gelen çok sayıda eser bulunmaktadır. 1661 yılında ibadete açılan tek şerefeli minaresi bulunan kare tabanlı tromp geçişli kubbe örtülü, moloz taştan inşa edilmiş Köprülü Mehmet Paşa Camii ile Padişah 3. Selim’in sadrazamı Safranbolulu İzzet Mehmet Paşa’nın, sadrazamlığı (1794-1798) sırasında yaptırdığı 20 metre yüksekliğindeki, kiremitli çatılı saat kulesi kentin önemli sembollerindendir.

1796 yılında inşa ettirdiği İzzet Mehmet Paşa Camii, plan ve cephe özellikleri ile İstanbul’daki Nurosmaniye Camii’nin küçük bir modelidir. 17. yüzyılda inşa edilen Cinci Hanı’nın boyutları Safranbolu’nun Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan önemli ticari kavşaklardan olduğunun göstergesidir.

Safranbolu, Türkiye’de kentsel koruma, yaşatma ve tanıtma bilincini oluşturan en erken tarihli kenttir. 1985 yılında Taşınmaz Kültür Varlıkları Yüksek Kurulu, Safranbolu kentinin Bağlar ve Çarşı bölgesinde bulunan iki kentsel alanın 810 sivil mimarlık örneği, 165 anıtsal eseri ile tescil edilmesine karar vermiştir. Bu sayede kentin geleneksel dokusu korunmuş ve pek çok eserin günümüze kadar gelebilmesi sağlanmıştır.

İznik

İznik gölü etrafında gelişen tarih öncesi çağlardan günümüze kadar kesintisiz iskân gören İznik, Bursa kent merkezine 76 km uzaklıkta bir ilçedir. Ticaret yolları üzerinde önemli bir kavşakta yer alan kentin en önemli ürünü, Kırmız Böceği ile boyanan kırmızı kumaştır.

Mimari

İznik Hristiyanlar açısından önemli şehirlerden birisidir. Çünkü İmparator I. Konstantin zamanında Hristiyanlığın serbest bırakılmasıyla 325 tarihinde 300’den fazla din adamı İznik’te toplanan I. Konsilde bir araya gelmiştir. İznik’te Erken Hristiyanlık döneminden günümüze gelebilen en önemli eser, kentin 6 km kadar dışında yer alan kayaya oyulmuş, dikdörtgen tabanlı bir mezar odasının üzerinin beşik tonozla örtüldüğü ve duvarlarına karşılıklı olarak bir kaptan su içen tavus kuşu freskolarının yapıldığı Elbeyli Hipojesi’dir (Eyice, 1988:72).

Kentin en eski eserlerinden biri olan, Yenişehir Kapısı’na yakın olarak inşa edildiği bilinen Roma Tiyatrosu’ndan

günümüze kaliteli işçilikleriyle dikkat çeken mermer kalıntılar gelebilmiştir (Taylor, 2000:56).

5-6. yüzyılda İznik’in Bizans dönemi gymnasiumunun üzerine Ayasofya Kilisesi inşa edilmiştir. Üç nefli bazilika planlı kilisenin, dışardan yedi cepheli bir apsisi bulunmaktadır. Orhan Gazi döneminde camiye çevrildiği bilinen Ayasofya Kilisesi (Resim 7.14), daha sonra Ulu Cami olarak adlandırılmıştır.

Bu dönemden, temel hizasındaki kalıntıları sayesinde yeri tespit edilen Koimesis Kilisesi’nin doğusunda yer alan Böcek Ayazması günümüze gelebilmiştir. Bizans döneminin bilinen diğer eserlerini yine kalıntılarından yerleri tespit edilen Hagios Triphanos ve Hagios Tryphon Kiliseleri oluşturmaktadır.

Kentin en eski camisi olan Hacı Özbek Camii, kare tabanlı kubbe örtülü cami tipinin örneklerinden, Orhan Gazi İmareti ise zaviyeli (ters T planlı) camilerin gelişmiş örneklerindendir. 1330’lu yıllarda inşa edilen Süleyman Paşa Medresesi Osmanlının en erken tarihli medresesidir.

İznik’te bulunan önemli yapılardan bir diğeri Yeşil Camii’dir. Yeşil Cami, Osmanlı mimarisinin mimar adı bilinen en erken tarihli yapısıdır (Resim 7.14). Dikdörtgen tabanlı bir alana oturan yapının, yanları açık üç gözlü son cemaat yerinin ortadaki birimi dilimli kubbe, iki yandaki birimleri aynalı tonoz örtülüdür. Yeşil Cami’nin taş mihrabındaki işçilik dikkat çekicidir. I. Murad’ın oğlu Yakup Çelebi tarafından 14. yüzyıl sonlarında İznik’te inşa ettirilen zaviye ve türbe günümüzde oldukça iyi durumdadır. Tabhaneli bir cami olan yapının önünde aynalı tonozlarla örtülü beş açıklıklı revaklı bir giriş yer almaktadır. Yapı bir sıra kesme taş, üç sıra tuğla almaşık teknikte inşa edilmiştir.

Mudurnu Tarihi Ahi Kenti

Eski çağlardan itibaren yerleşim görülen Mudurnu, günümüzde Ahilik kültürünün yaşatıldığı kentlerden biridir. Mudurnu’da cuma günleri Orta Çarşı’da namazdan önce esnaf duası yapılmakta ve ihtiyacı olanlar için “orta parası” toplanmaktadır. Ayrıca Ekim ayının ilk haftasında “Ahilik Kültürü Haftası” düzenlenerek vefa ve teslimiyet sembolü olarak, Ahilikte en önemli gelenek olan şed kuşatma töreni yapılmaktadır.

Mimari

Mudurnu’nun en anıtsal Osmanlı yapısı, Yıldırım Bayezid’in şehzadeliği sırasında 1382 tarihinde inşa ettirdiği Yıldırım Camii’dir. Ortadakinin daha küçük ölçekli olduğu her biri kubbe örtülü üç bölümlü son cemaat yeri bulunan Yıldırım Camii, kare tabanlı tromp geçişli kubbe örtülüdür. Kanuni Sultan Süleyman Camii’nin (Yeni Cami) 16. yüzyılda inşa edildiği düşünülse de bunu doğrulayan bir kitabesi bulunmamaktadır. Ahşap direklerin taşıdığı son cemaat yeri bulunan dikdörtgen tabanlı cami, ahşap kirişlerin taşıdığı kırma çatı ile örtülüdür. Tek minaresi bulunan yapının beden duvarları moloz taş örgülüdür. Yapının son derece yalın süslemeleri


bulunmaktadır. Kentin doğusunda Hisarlı Tepesi’nde yer alan giderek daralan üç bölümden oluşan ahşap kaplı ve kırma çatılı Saat Kulesi’nin ise özgün hali ve inşa tarihi bilinmemektedir.

Kentsel SİT alanı ilan edilen Mudurnu, eski Türk evleri bakımından zengindir (Resim 7.18). Mimari özellikleri açısından Göynük evleri ile benzerlik gösteren, ilçenin tarih ve kültürünü yansıtan evlerinden 162’si Kültür Bakanlığı ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla koruma altına alınmıştır. Çoğunlukla iki ya da üç katlı olan bu yapıların kare tabanlı cihannümalı geniş sofaları, büyük odaları bulunur. Odalarda yüklük ya da gusülhane olarak kullanılan geleneksel dolaplar çoğunlukla çıralı çamdan karkaslı ve ahşap kaplamalıdır. Geleneksel Mudurnu evlerinin manzaraya hâkimiyeti, üzerlerinde bulundukları yamaçların eğimine göre değişmektedir. Evler, iç sofa çıkmalı veya çıkmasız, balkonlu veya balkonsuz olabilmektedir. Genellikle sofalar, konukların ağırlandığı “yazlık oda” manzaraya ve sokağa, “kışlık oda” ise arkaya yamaç tarafına bakmaktadır.

Odunpazarı Tarihi Kent Merkezi

Eskişehir İç Anadolu, Ege ve Marmara bölgeleri arasında karayolu ve demir yolu ulaşımında önemli bir kavşakta yer almaktadır.

Mimari

Odunpazarı tarihi yerleşiminin alt sınırında 1267 tarihinde Selçuklu döneminde inşa edilen, ancak geçirdiği onarım ve yenileme çalışmalarıyla özgünlüğünü tamamen yitiren Alaeddin Camii bulunmaktadır. Bir yamaca yaslanmış olarak kurulan Odunpazarı tarihi bölgesinin merkezini Çoban Mustafa Paşa’nın yaptırdığı Kurşunlu Külliyesi oluşturmaktadır (Resim 7.19). Külliye, camisinin kurşun kaplı kubbesi nedeniyle Kurşunlu Külliyesi olarak tanınmıştır. Yapı topluluğunun merkezinde beş gözlü son cemaat yeri bulunan kare tabanlı, kubbe örtülü cami yer almaktadır. Kitabesine göre 1525 yılında tamamlanan yapının mimarı Acem Ali’dir. Caminin önünde bir şadırvan, yan tarafında bir zaviye (tekke), zaviyenin arkasında medrese, iki Mevlevi şeyhi türbesi ve batısında iki kervansaray yer almaktadır. Günümüzde medrese yapısı, el sanatları müzesi olarak kullanılmaktadır. Külliye kervansaraylardan biri fırınların bulunduğu sıcak cam yapım merkezi olarak kullanılmakta, diğerinde küçük cam eserlerin satışı yapılmaktadır. Kurşunlu Külliyesi’nde, kervansarayların arasında yer alan girişin karşısında Mevlevi Şeyhi Şahabettin Sühreverdi ve oğlu Şeyh Muhiddin’in sandukasının bulunduğu Şeyh Şahabettin Türbesi bulunmaktadır. Günümüzde üzeri sıvalı ve boyalı olan, kerpiçten inşa edilmiş dikdörtgen tabanlı türbe, demir profillerden oluşan bir kubbeyle örtülüdür. Bu bölgede bulunan Orta Mescid, Ala Mescidi ve Salı Mescidi etrafında oluşan mahalle yerleşimlerinin Selçuklulara kadar indiği bilinmektedir. Sivrioğlu Camii, Tiryaki Hasan Paşa Camii, Akoğlan Camii kentsel sit alanı içinde yer alan dini yapılardan bazılarıdır.

Odunpazarı bölgesinin alt sınırında Erken Cumhuriyet döneminin belirleyici mimarlık anlayışı olan ve 1908-1930 yılları arasını kapsayan dönemde Birinci Ulusal Mimarlık üslubunda inşa edilmiş binalar bulunmaktadır. Hükümet Konağı olarak inşa edilmeye başlanan ancak ihtiyaç üzerine eğitim yapısına dönüştürülen Atatürk Lisesi bu yapıların en anıtsal olanıdır. Mal Hatun Mektebi olarak inşa edilen ve kısa bir süre Etnografya Müzesi olarak kullanılan yapı ile Turan Numune Mektebi olarak inşa edilen günümüzde Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesi’ne dönüştürülen yapılar diğer önemli mimarlık örnekleridir. Tarihi Odunpazarı bölgesi 1986 yılında Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu tarafından Kentsel Sit olarak kabul edilerek koruma altına alınmıştır ve 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine girmiştir.

Odunpazarı bölgesinde geleneksel konutların yoğun olduğu mahalleler genel olarak Anadolu-Türk kenti dokusunu yansıtmaktadır (Bölüm Görseli). Arazinin şekline göre biçimlenmiş kıvrımlı yollar, dar çıkmaz sokaklarla sonlanmaktadır. Bölgede yaşam, bitişik ya da ayrık düzenli cumbalı evleri ile burada yaşayan ailelerin gelenekleri korunarak, kesintisiz günümüze kadar gelebilmiştir. Odunpazarı konutları genelde iki tipte inşa edilmişlerdir (Resim 7.20-21). İlk tipteki konutların girişleri sokaktan, bahçeleri arkadandır. İkinci tipteki konutlarda bahçeler önde, konutlar bahçe içinde olacak şekilde bir, iki veya üç katlıdır. Çoğunlukla bağdadi teknikte inşa edilen bu evlerin ana inşaat malzemesi moloz taş, kerpiç ve ahşaptır. Çok katlı konutlarda zemin kat, mutfak, depo gibi servis hizmetlerine ayrılmış olarak yaşam üst katta sürmektedir. Evlerde banyonun az bulunmasının nedeni Eskişehir’de günümüzde de devam eden hamam kültürüdür. Özellikle Hamam Yolu olarak adlandırılan bölgedeki doğal ve şifalı sıcak sular, temizlik ve sağlık amaçlı olarak tarih boyunca kesintisiz kullanılmıştır ve kullanılmaktadır. Bazı evlerin geç dönem özelliği olarak duvarlarında ve duvarlarının üst bölümlerinde resimler ve süslemeler bulunmaktadır. Günümüzde Eskişehir Kurtuluş Müzesi olarak kullanılan 19. Yüzyılın ikinci yarısına tarihlendirilen Mestanoğlu Halil Evi’nin duvarlarında yer alan resimler bunların en güzel örneklerindendir.

Gaziantep Yeraltı Su Yapıları: Livaslar ve Kasteller (13-16. Yy)

Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kesişim noktasında yer alan ve yerleşimin tarihi Alt Paleolitik (Yontma Taş) çağına kadar inen Antep Kalesi, Yavuz Sultan Selim döneminde 1516 yılında Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir. Kent, 1919’da İngilizler tarafından işgal edilmiş, aynı yıl Fransız işgaline terk edilmiştir. Antep halkı, Milli Mücadele sırasında 6317 şehit vererek işgallere karşı büyük kahramanlık göstererek direnmiştir. Milli Mücadele sürerken Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 6 Şubat 1921’de Antep’e Gazi unvanı verilmiştir.


Yeraltı Su Yapıları: Livas ve Kasteller Gaziantep tarihi yer altı su tünellerinin bir parçası da evlerin Tarihi yapıları gastronomi ve el sanatları ile çok zengin bir ihtiyacını karşılamak için açılan kuyulardır. Su, kuyuların kültüre sahip olan Gaziantep’in kendine özgü yer altı su ağzında dolap adı verilen, elle çevrilen sistemle yukarı tünelleri olan livaslar ve yer altı mekânları olan kasteller çekilmektedir. Gaziantep’teki kuyular, kaynak kuyuları ve 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine livas kuyuları olarak ikiye ayrılmaktadırlar. Livas alınmıştır. Yapılan çeşitli bilimsel araştırmalarla detaylı hatlarının yan tarafına kazılmış olan kuyular çoğunlukla olarak çalışılan ve haritaları çıkartılan su yapıları, kentin evlerin avlularında bulunmaktadır. Gerektiğinde kuyulara nasıl zengin bir su kültürünün olduğu, bu zenginliğin inilebilmesi için kuyu yüzeyinde karşılıklı ayakçak ya da sağlıklı ve düzenli olarak nasıl devam ettirildiğini tutamak denilen nişler yapılmıştır (Uçar, 2018:20).

göstermektedir. Kentin yer altı su yapılarına dair ilk bilgileri veren Evliya Çelebi’nin, Gaziantep’te 70 kadar çeşme olduğunu ama onlara çok fazla ihtiyaç duyulmadığını, çünkü her evden su geçtiğini, bahçeli evlerde havuz ve şadırvanların olduğunu belirtmiş olması, kentin su ihtiyacının 17. yüzyılda evlerdeki çeşme ve kuyuları besleyen yer altı su kanalları ile sağlandığını açıkça göstermektedir (Akpolat, 2010:20).

Gaziantep’in tarihi yer altı su yapılarını kaynaktan kente su taşıyan yer altı su tünelleri ile suyun kullanıma açıldığı yer altı mekânları oluşturmaktadır. Yer altı su tünellerine halk ağzında livas adı verilmektedir (Resim 7.26). Dünya üzerinde farklı bölgelerde benzer örneklerini gördüğümüz bu sistemlere literatürde qanat denilmektedir. Günümüzde giderek yok olan yer altı su tünellerinin bilimsel olarak çalışılması, 2012 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Çekül ve Obruk Mağara Araştırma Grubu’nun ortaklığı ile başlamıştır (Uçar, 2018:29).

Gaziantep kentinin üzerinde bulunduğu yumuşak killi ve tebeşirli kireçtaşı zemin, kesilerek kullanılmaya ve şekillendirilmeye son derece uygundur. Kent geliştikçe yapılan yeni eklemelerle yer altı tünel sistemi büyütülmüştür. Bu sayede livaslar, sabit akışı sürdürerek doğru eğimin verilebildiği, bakım ve onarımının düzenli olarak yapıldığı bir sistem olarak günümüze kadar gelebilmişlerdir. Livasların bir kısmı kaynaklardan suyu şehre taşımak, diğer kısmı yerleşim içinde suyun dağıtımı için kullanılmaktadır. Suyun kullanıma açıldığı yapıların yanı sıra suyun gücünden yararlanan ve livaslardan gelen suyla çalışan değirmenler de bulunmaktadır

Livasların benzerleri farklı coğrafyalarda görülse de kasteller sadece Gaziantep’e özgü mekânlardır (Resim 7.27). Bunlar temiz su dağıtımına halkın kolayca erişmesini sağlayan, ana blok içine oyulmuş, merdivenlerle inilen yerlerdir. Kasteller, çoğunlukla bir ibadet mekânı ile ilişkilidir. Kastellerde, havuz, hela, yıkanma yerleri, abdest alma mekânları, çamaşır yıkama alanlarının yanı sıra mescitler de bulunabilmektedir.

Şeyh Fethullah, Ahmet Çelebi, Kozluca Kastelleri ve İhsan Bey Mescidi ve Kasteli, Pişirici Mescidi ve Kasteli günümüze gelebilmiş örneklerdir. Bu örneklerden biri olan İmam Gazali Kasteli, İmam Gazali’nin burada yıkandığına inanıldığı için Hamam Gazel olarak anılmaktadır. Tamamen yer altında yer alan sivri kemerli bir giriş kapısı olan kastelin içinde ibadet amaçlı kullanılan bir bölüm vardır. Kastele inen merdivenlerin solunda kayaya oyularak oluşturulmuş mekân, kadınların ibadeti için ayrılmıştır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında