AÖF Soru Bankası

Türkiye'nin Kültürel Mirası IIÜnite 6 Özeti

UNESCO Dünya Mirasında Türkiye VI

KMT204U-TÜRKİYE’NİN KÜLTÜREL MİRASI II

Ünite 6: UNESCO Dünya Mirasında Türkiye VI

Giriş

Bu ünitede; tümü kültürel kategoride olmak üzere UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine alınan Beçin Orta Çağ Kenti, Birgi Tarihi Kenti, Hacı Bektaş Veli Külliyesi, Hacı Bayram Cami ve Çevresindeki Tarihi Alanlar ile Ahi Evran Türbesi tanıtılmaktadır. Beçin Ortaçağ Kenti, nitelik ve değer olarak (iii) ölçütüne uyduğu gerekçesiyle 2012 tarih/5730 referans numarasıyla; Birgi Tarihi Kenti, nitelik ve değer olarak (ii, iv) ölçütlerine uyduğu gerekçesiyle 2012 tarih/5728 referans numarasıyla; Hacı Bektaş Veli Külliyesi nitelik ve değer olarak (iii, vi) ölçütlerine uyduğu gerekçesiyle 2012 tarih/5735 referans numarasıyla; Hacı Bayram Camii ve Çevresindeki Tarihi Alanlar nitelik ve değer olarak (iv, vi) ölçütlerine uyduğu gerekçesiyle 2016 tarih/6124 referans numarasıyla; Ahi Evran Türbesi nitelik ve değer olarak (iii, vi) ölçütlerine uyduğu gerekçesiyle 2014 tarih/5902 referans numarasıyla UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesine alınmıştır.

Beçin Orta Çağ Kenti

Muğla’nın Milas ilçe merkezine yaklaşık 5 km uzaklıktadır. Roma, Bizans, Menteşeoğulları ve Osmanlı dönemlerinde yerleşim gören kent, en parlak zamanını Menteşeoğullarının başkenti olduğu dönemde yaşamıştır. 13. yüzyılın ikinci yarısından sonra yaklaşık iki yüzyıl Muğla, Balat, Milas, Beçin, Çine, Tavas ve Köyceğiz’e hâkim olan Menteşeoğulları (1300-90;1402-24), başkent Milas dışında yazlık ikametgâh merkezi olarak Beçin kentini kullanmışlardır. 1972 yılından bu yana düzenli olarak kazı çalışmalarının sürdürüldüğü Beçin Kalesi’nde 2000 yılında 48.849 Osmanlı sikkesiyle 848’i Avrupa kökenli sikke ele geçmiştir. Elen geçen en büyük Osmanlı definesi olarak kayda geçirilen sikkeler, aynı zamanda Türkiye’deki kazılarda ele geçen en büyük defineyi oluşturmaktadır. Menteşeoğulları Beyliği döneminde 13. yüzyılda birçok eser inşa edilen ve 17. yüzyıla kadar yerleşim gören Beçin, bu yüzyıldan sonra terk edilmiş olmakla birlikte Orta Çağ Türk yerleşimini gösteren özgün planını herhangi bir bozulma olmadan günümüze kadar korumuş ve Türk kültür tarihine ışık tutan önemli bir kent olma özelliğiyle 13 Nisan 2012 tarihinde UNESCO Dünya Mirası Geçici listesine alınmıştır.

Beçin Kalesi ile kalenin güneyindeki yerleşim alanını kapsayan Beçin’in en belirgin yapılarını 14.-15. yüzyıllara tarihlendirilen Orhan Camii, Ahmed Gazi Medresesi, Ahmed Gazi İmareti, Orman Tekkesi, Büyük Hamam, Bey Hamamı, Yelli Hamam, Seymenlik Zaviyesi, Lokman Zaviyesi, Küçük Zaviye, Mültezim Evi, Bey Konağı, Kubbeli Çeşme, Taş Ev, Menteşe Mezarlığı, Orhan Bey Türbesi oluşturmaktadır.

Birgi Tarihi Kenti

İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı bir mahalle olan Birgi, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış ve geç dönem Türk Beyliklerinden Aydınoğulları Beyliği’nin başkenti olmuştur. Frig Uygarlığından günümüze kadar

kesintisiz yerleşim gören Birgi, Bozdağ’ın güney eteklerinde tepeler arasından inen Sarıyar Deresi’nin iki yamacına kurulmuş bir kent olarak Aydınoğulları Beyliği döneminden başlayarak sekiz yüzyıllık bütünlüğünü ve özgünlüğünü koruyan ve Orta Çağ kenti özelliklerini yansıtan düzenli planlanmış kentsel dokusu ve doğal güzellikleriyle öne çıkmaktadır. Yerleşme tarihi MÖ 3000’li yıllara kadar geri gittiği tahmin edilen kentinin yer aldığı bölge kronolojik olarak; Frig, Lidya, Pers, Bergama, Roma ve Bizans egemenliğine girmiştir.

Türkiye Selçuklularının 11. yüzyılda bölgeye yönelik akınlarda bulundukları bilinmektedir. Birgi, 1193-1199 yıllarında Bizans Dönemi’nde metropolitlik derecesini kazanmıştır. 13. yüzyılın sonlarında bölgede faaliyet gösteren Menteşe Bey’in damadı Sasa Bey’in, Bizans tarafından bölgeye yerleştirilen Katalanların çekilmesiyle birlikte 1304 yılında Birgi’yi fethettiği tahmin edilmektedir. 1308 yılında kenti ele geçiren Aydınoğlu Mehmed Bey Aydınoğulları Beyliği’nin başkenti yaparak 1312 yılında bir cami, medrese ve türbe inşa ettirmiştir.

Kentin, Aydınoğlu olarak anılan meydanın güneyinde yapıların birbirine bitişik nizamda inşa edildiği görülmektedir. Osmanlı kentlerinin önemli özelliği olan çıkmaz sokaklar Camikebir Mahallesinde yoğunlaşmıştır. Sivil konutlar çoğu mahallede bitişik nizamda inşa edilirken, arazi yapısı nedeniyle bazı mahallelerde konutlar bağımsız olarak inşa edilmişlerdir. Günümüzdeki adlarıyla İkinci ve Üçüncü Beyzadeler Sokağı, Camikebir Mahallesi ve Çakırağa Konağı’nın da bulunduğu Kurtgazi Mahallelerinde geleneksel Türk evleri ve onların oluşturduğu sokak biçimleri dikkati çekmektedir. Birgi’de tarım ve hayvancılığa dayalı ekonominin yer alması evlerin mimari yapısını da şekillendirmiş, konutların avlulu ve iki katlı olmasına neden olmuştur. Avlulara büyük bir kapıyla geçilmiş, alt katlarda tarım ve hayvancılığa hizmet edecek ahır, depo, kiler gibi mekanlara, üst katlarda sofa, eyvan ve sekilere yer verilmiştir. Konutların çoğunluğu güney ve güneydoğu yönden açık dış sofalı plan tipinde inşa edilmişlerdir. Sayıca az olsalar da sofasız, orta ve iç sofalı olarak tasarlanan konutların da bulunduğu görülmektedir

Birgi’nin kentin çekirdeğinde Ulu Camii bulunmaktadır. Ulu Camii dışında önemli dini yapılarını Güdük Minare Mescidi, Derviş Ağa Camii, Karaoğlu Camii’nin Kale Medresesi’nin İmam Birgivi Darülhadisi, Derviş Ağa Darülhadisi oluşturmaktadır. Birbirinden güzel konaklar arasından Çakır Ağa Konağı öne çıkmaktadır.

Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi

Hoca Ahmed Yesevi’nin öğretilerinin Anadolu’daki uygulayıcısı olan Hacı Bektaş Veli, 13. Yüzyılın büyük Türk filozofudur. Bektaşiliğin “Evren-Tanrı-İnsan Aşkı”na dayalı inanç sistemi, onun vefatından sonra Anadolu, Balkanlar ve Ortadoğu’da yaygınlaşmıştır. Hacı Bektaş Veli’nin öğretileri ve öğretilerin getirdiği sembolleri bünyesinde toplayan külliyesi 2012 yılında


UNESCO Geçici Miras Listesine alınmıştır. 13. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın başlarına kadar aralıksız olarak biçimlenmeye devam eden külliye, hemen hemen bütün unsurları günümüze ulaşan ender eserlerdendir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin, mürşidi Baba İlyâs-ı Horasânî’nin öldürülmesinin ardından Anadolu’ya gelerek Nevşehir’e bağlı bir yerleşim yeri olan Sulucakarahöyük’e yerleşerek burada zaviyesini kurmuştur. Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi’nin güney duvarına bitişik olarak inşa edilen ve Kızılca Hâlvet olarak adlandırılan hâlvethanenin ilk zaviyeden kaldığı ve Hacı Bektaş-ı Veli tarafından kullanıldığı kabul edilmekte; Hacı Bektaş-ı Veli Külliyesi’ne ait ilk yapıların 13. yüzyılın son çeyreğine tarihlendirilen türbe ile hâlvethane olduğu genel kabul görmektedir.

Külliye yapıları, pîr evinin ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde tasarlanmış ve bu birimler Bektaşîlik terminolojisine göre “mihman evi, aşevi, ekmek evi” gibi isimlerle anılmıştır. Her birimin başında “baba” ve onun maiyetindeki dervişler bulunmaktadır. Eski Türk saraylarında uygulanan üç avlulu plan şemasının uygulandığı Bektaş-ı Veli Külliyesi, 13. yüzyılın sonlarından 20. yüzyıla kadar değişik dönemlerde onarımlar ve eklemelerle günümüzdeki şeklini almıştır.

Külliyenin farklı işlevde yapılarının yer aldığı üç avlusundan Nadar Avlusu olarak da adlandırılan Birinci Avlusu’nda külliyeye girişi sağlayan Çatal Kapı olarak anılan bir taç kapı, Üçler Çeşmesi, bahçe, misafirhane ve at evi yer almaktadır. Dergâh Avlusu olarak da adlandırılan İkinci Avlu’da Üçler Kapısı, Meydan Havuzu, Aslanlı Çeşme, Aşevi, Çamaşır Evi, Meydan Evi, Tekke Camii bulunmaktadır. Hazret Avlusu olarak adlandırılan Üçüncü Avlu’da Altılar Kapısı ve Hazret Avlusu, Balım Sultan Türbesi, Hacı Bektâş-ı Veli Türbesi, Güvenç Abdal Kümbeti ve Resul Bali Türbesi ile Kırklar Meydanı bulunmaktadır. Hazret ya da Huzur Avlusu olarak da adlandırılan bu avluda Balım Sultan Türbesi, Hacı Bektaş Veli Türbesi, Güvenç Abdal Kümbeti, Resul Bali Türbesi ve Kırklar Meydanı bulunmaktadır.

Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Çevresindeki Tarihi Alanlar

Ankara’nın Ulus ilçesinde Ankara Kalesi’nin kuzeybatısında Hacı Bayram mahallesinde yer alan Hacı Bayram Veli Külliyesi ile çevresinde bulunan Ahi Yakup Camii ve Türbesi, Ahi Tura, Şeyh İzzettin Camii ve Türbesi, Balaban Camii ve günümüzde dövme demirden (ferforje) bir düzenek ile çevrelenen Gül Baba Türbesi 2016 yılında iv ve vi kriterlere göre UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine alınmıştır. Bölgenin tarihi MÖ 8. yüzyıla kadar gitmekte, dönem kaynakları ve arkeolojik buluntular, Hacı Bayram mahallesinin ve çevresinin akropol alanı olarak kullanıldığını göstermektedir.

Hacı Bayram-ı Veli’nin türbesinin de içinde bulunduğu külliyenin bünyesinde yer alan Ak Medrese, Bizans kilisesinden dönüştürülmüştür. Tük döneminde medreseye

dönüştürülen kilisenin Bizans döneminde Roma dönemine tarihlenen Augustus Tapınağı’ndan kiliseye dönüştürüldüğü bilinmektedir. Külliyenin merkezini oluşturan cami, inşa kitabesi olmadığından bazı araştırmacılar tarafından 1425’e bazıları tarafından 1427- 28’e tarihlendirilmiştir. 1393 yılı civarında Ankara’ya gelen Hacı Bayrâm-ı Veli ve ona tabi ilk dervişlerin caminin yerinde bulunan başka bir mescitte irşad faaliyetine başladıkları, zaviye yapısının bizzat Hacı Bâyram-ı Veli tarafından 15. yüzyılda inşasının başlatıldığı genel kabul görmektedir.

Erken Osmanlı külliyelerinde görülen plan düzenlemesi burada da kendini göstermekte yapıların belli bir simetriye göre değil, birbirleriyle olan ilişkileri gözetilerek konumlandırıldığı görülmektedir. Külliyenin merkez yapısını oluşturan cami doğu bölümde bulunur, güney duvarına Hacı Bayrâm-ı Velî Türbesi bitiştirilmiştir. Türbenin güneydoğu köşesinde, yüksek bir kaide üzerinden çift şerefeli silindirik gövdeli minare yükselmektedir. Minare kaidesinin doğusuna müezzinlerin konakladığı birimler yerleştirilirken bu bölümü takip eden sokağın güney yakasına da bir medrese inşa edilmiştir. Medresenin olduğu bölümde bir muvakkithâne ve bu yapının güneyinde Nezihe Hanım Çeşmesi bulunmaktadır.

15. yüzyılda inşa edildiği genel kabul gören, 17. ve 18. yüzyıllarda önemli ölçüde onarım görerek büyük değişiklikler geçiren caminin son onarımı 2011 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilmiştir. Doğuda Augustus Tapınağı’na, güneyde Hacı Bayram Veli Türbesi’ne dayanan caminin ibadet alanı, kuzey ve batı yönlerde yapıya eklenen revaklarla genişletilmiştir. Kuzey-güney yönünde dikdörtgen bir tabana oturan caminin, doğu ve batı cephelerinde beşer, kuzey ve güney cephelerinde ikişer altlı üstlü pencere bulunur. Alt pencereler sivri kemer alınlıklı dikdörtgen biçimli, üst pencereler sivri kemer biçimlidir. Hiçbir taşıyıcının bulunmadığı cami mekânı bitkisel bezmeli düz ahşap tavana örtülmüş, dıştan kırma çatı içine alınmıştır. Duvarları pencerelerin üst kotlarına kadar çinilerle kaplanmıştır. Kuzey duvar önünde ahşap kadınlar mahfili, güney duvar ekseninde kalıplama tekniğinde yapılmış alçı mihrap yer almaktadır. Mihrabın hemen batı yanında yalancı kündekâri tekniğinde yapılmış ve boyalı bezemelere sahip ahşap minber yer almaktadır. Cami içinden doğu duvarında yer alan bir kapı ile harimin altında bulunan ahşap hatıllarla desteklenen bir koridorla bağlantılı farklı büyüklükteki çilehane hücrelerine geçilmektedir.

Ahi Evran Türbesi

Kırşehir merkezde Ahi Evran mahallesinde, Ahi Evran Zaviyesi’nin bünyesinde yer alır. Tam adı Şeyh Nasîrüddin Mahmûd Ahî Evran b. Abbas olan, dericilerin (tabakçıların) piri, 32 zanaat ve ticaret türünün lideri olarak kabul edilen Ahi Evran, Ahilik Teşkilatını kuran bir Türk filozofudur.


En erken tarihli kitabesi 1450 Zaviyesi ile bünyesinde bulunan Ahi Evran Türbesi’nin inşa tarihleri bilinmemektedir. Türbesi’nde yer alan 13. yüzyılın son çeyreğine tarihlenen çiçekli kufî yazılı kitabesi bulunan Şeyh Erzurumî’ye ait ahşap sanduka ile eğer başka bir yerden taşınmadıysa zaviyenin haziresinde bulunan 1310 tarihli mezar taşının, 13. yüzyılın son çeyreğinde yapısının bulunduğunu göstermesi Ahi Evran Türbesi’nin, Ahi Evran’ın 1261 tarihindeki vefatının ardından inşa edilmiş olacağına işaret eder. Ters T tabanlı olan Ahi Evran Zaviyesi, günümüzdeki arasında Vakıflar gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla almıştır. Zaviye iki ana bölümden oluşmaktadır. Cami ve divanhanenin bulunduğu ilk bölümü Türbesi’nin bulunduğu ikinci bölümü doğu kesiminde yer almaktadır.

-51 tarihli olan Ahi Evran

Evvelce Ahi Evran

hazire yakınında zaviye

halini 1968-1972 yılları Genel Müdürlüğü tarafından

zaviyenin batı, Ahi Evran

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında