KMT203U-TÜRKİYE’NİN KÜLTÜREL MİRASI I
Ünite 6: Akdeniz’den Batı Anadolu’ya Antik Kentler ve Yapılar
Giriş
Dünya Mirası Komitesi’nce (ii, ii) ölçütlerine uyduğunun onaylamasından sonra 1988 tarihinde 484 referans numarasıyla kültürel kategoride UNESCO Dünya Mirası Listesine Xanthos-Letoon başlığı altında alınan, Likya’ya başkentlik yapmış olan Xanthos ile çok yakınındaki Tanrıça Leto ve ikiz çocukları Apollon ve Artemis için önemli bir tapınım merkezi olan Letoon Antik Kentlerinin yanı sıra Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’nde alınmış Likya, Pamphilya, Kilikya Pisidya, Karya Frigya, Lidya Bölgelerinin antik kentleri bu ünitede anlatılacaktır.
Belirtilen ölçütler şunlardır: (i); İnsanın yaratıcı dehasının bir başyapıtını temsil etmeli (ii); Bir zaman zarfı içinde veya dünyanın bir kültürel alanında mimarlık veya teknoloji, anıtsal sanatlar, şehir planlama veya peyzaj tasarımı alanlarındaki gelişmeler ile ilgili insani değerler arasında önemli bir alışverişi sergilemeli.
Likya Bölgesi Tarihi ve Kentleri
Antik dönemde Likya Bölgesi olarak isimlendirilen coğrafi bölge; Toros Dağları’nın batı ucunda Teke Yarımadası’nda bulunmakta ve Antalya, Burdur ve Muğla illerini kapsamaktadır. Eski Mısır ve Hitit İmparatorluğu’nun Geç Tunç Çağı kayıtlarında bahsi geçen, MÖ 15-14. yüzyıllardan MÖ 546’ya kadar gelişen bir millet ve/veya devlet olarak Likyalılar ve Likya; Luvi dil grubunun ait topluluklar içine yerleştirilmektedir. Eski Mısır kayıtlarında Hititlerin müttefiki olarak tanımlanan Likyalılar, MÖ 1250 Hitit yazıtlarında Lukka veya Luqqa olarak adlandırılmışlardır. Yeni Hitit Krallığı zamanında Likya bağımsız bir devlet olmuştur. Likyalıların konuştukları Likçe’nin MÖ 500 ile MÖ 300 arasında kendisine özgü bir alfabesi bulunmakta, yazılarda yalnızca büyük harf kullanılmakta ve kelimeler arasında boşluk bırakılmazdı.
Sarp bir coğrafyaya sahip olan Likya’da kentler; deniz kıyısında korunaklı koylara konuşlandırılmış, ulaşımın yollarla sağlanabildiği dağlık kesimlere de arazi koşulları elverdiğince yerleşilebilmiştir. Likya halkının savaşçı niteliği, coğrafyanın getirdiği zor ulaşılabilirlik ve kentlerin gelişmiş savunma sistemleri; Likya kentlerinin zor fethedilmesini ve bölgenin uzun süre bağımsızlığını korumasını sağlamıştır. Öte yandan engebeli araziye ve korunaklı birçok koya sahip kıyı şeridi, Likya Bölgesi’ne korsan filolarının yerleşmelerine ve Doğu Akdeniz’e egemen olmalarına da imkân sağlamıştır.
Telmessos, Xanthos, Letoon, Patara, Myra, Pınara, Tlos, Limyra, Olympos ve Phaselis; Antik Likya’nın başlıca kentleridir. Antik yazarlar Eski Yunan Klasik döneminden sonra Likya kentlerinin “eski ihtişamlarından hiçbirini korumadıkları” söylemişlerse de bölgede kentlerinde yer alan anıtsal eserlerden eskinin görkemi izlenebilmektedir. Herodotos’a göre, bölgenin bilinen en eski adı Milyas’tır.
MÖ 5. yüzyılda Likya’ya hâkim olan Persler, burada başlangıçta bir satraplık kurmayarak yerel kralların Pers
büyük kralına bağdaşık bir krallık olarak hâkimiyetlerini sürdürmelerine izin verdiler. Bu devirde merkez Xanthos olmak üzere Batı Likya etkin oldu. Persler, kendi kontrolleri altında monarşi sisteminde bir bağımlı devlet kurmayı tercih ettiler. Likya yazıtlarında xñtawati, daha fonetik olarak khñtawati olarak adlandırılan kral unvanın sahipleri; madeni para basım hakkının kendilerine verildiği yöneticilerdir. Likya Xanthos’taki saraydan tek bir hükümdar tarafından yönetiliyordu. Monarşi kalıtsal olduğundan Perslere bağlı olunan bu devir Likya Hanedanlık dönemi olarak isimlendirilmektedir. MÖ 478 dolaylarında Doğu Akdeniz’deki Spartalı Pausanias’ın karşı saldırıları sırasında geçici olarak Yunan tarafına katılmış olsalar da MÖ 470 dolaylarında Kimon’un seferleri sırasında hâlâ Pers tarafında olan Likyalılar, Yunan-Pers Savaşları sırasında Perslere bağlı kalmışlardır.
Likya’nın MÖ 334-333 tarihinde Makedonyalı III. İskender (Büyük) tarafından fethedilmesine kadar Pers egemenliğinde kaldılar. Büyük İskender’in (öl. MÖ 323) ölümünden sonra Likya, MÖ 304’te general Antigonos’un eline geçti. MÖ 301’de Antigonos öldürülünce MÖ 281 tarihine kadar Lysimakhos Krallığı’nın bir parçası oldu, daha sonra da Mısır merkezli Ptolemaios Krallığı’na geçti. II. Ptolemaios Philadelphos (MÖ 285-246) Galatlar tarafından tehdit edilen Limyralıları destekleyince Limyralılar, MÖ Ptolemaios’e 270 dolaylarında bir anıt adadılar. MÖ 240’a gelindiğinde Likya, MÖ 200’e kadar kontrollerinde kalacağı Mısır merkezli Ptolemaios Krallığı’nın önemli bir parçası olmuştur. MÖ 197 yılında Likya Bölgesi, Seleukosların egemenliğine girdi.
Seleukoslar, MÖ 190’da Magnesia Savaşı’ndaki yenilip MÖ 188’de yapılan Apamea Barışı ile Likya’yı Rodos’un egemenliğine bırakınca Likya kentleri Rodos yönetimine karşı birlik oluşturdular. Likya kentlerinin oluşturduğu bu birlik, tarihte bu türden kurulmuş ilk demokratik birliktir.
Birliğin savaş ve barış konularında özgürlüğü Roma egemenliğine girince sona erdi. Romalıların yönetimi altında iç işlerinde bağımsız olma, birlik başkanı olarak bir Lykiarkh seçebilme ve genel mahkemeleri belirleme özgürlüğünü sürdürdüler. Likya MÖ 168’de Roma’nın himayesinde özerklik kazandı ve MS 43’te İmparator Claudius, Likya’yı Pamphilya ile birleştirerek bir Roma eyaleti yapana kadar bu ayrıcalığını korudu. Erken Hıristiyanlık döneminde her iki bölge de ayrı piskoposluk merkezlerinden yönetildiler.
Pınara
Bizanslı Stephanos’un bildirdiğine göre Likya başkenti Xanthos’un nüfusu artınca kentin yaşlılarından oluşan bir grup, Kragos Dağı’nın yüksek kayalık tepelerinden birinde “Pınara” isimli bir kent kurmuşlardır.
Pınara Nekropolü’nde her çeşit Likya Mezar yapısına rastlamak mümkündür. Kaya mezarlarının üzerinde yapılan şehir tasvirleri Likya sanatında önemli bir yer tutmaktadır. Hâlen arkeolojik kazılar başlamamış olsa da agora ve
odeonun güneyinde kentin ana caddelerinden biri görülebilmektedir.
Sidyma
Sidyma kentinden günümüze ulaşan kalıntıların büyük çoğunluğu Roma dönemine aittir. Kent topografyaya uygun olarak inşa edilmiş bir sur ile çevrelenmiştir. Kentte bulunan Artemis Tapınağı, tiyatro, hamam, sütunları hâlen ayakta olan stoa eski güzelliği korumaktadır. Mezarlık alanında bulunan kaya mezarları, Likya mezar mimarisinin önemli eserlerindendir. Bizans döneminde inşa edilmiş bir kilisesi bulunmaktadır.
Pydnai
Helenistik döneme ait iyi korunmuş sur sistemi ile tanınan kent, Patara ve Xanthos’un batısındadır. Küçük bir koya sahip olduğundan kentte bir limanın varlığından söz etmek mümkün değildir. Kentin sur duvarlarında 11 kule, 7 merdivenli ulaşım yolu tespit edilmiştir. Bizans döneminde kentte payeli bir bazilika yapılmış, sur duvarları onarılmıştır.
Antiphellos
Phellos’un Helenistik dönemde önemini yitirmesinden sonra önemli bir liman kenti olarak gelişip büyüyen Antiphellos, Likya’nın önde gelen kentlerinden olmuştur. Günümüzde modern Kaş yerleşmesinin altında kalan antik kente ait dokular modern kent yapısı içerisinde görülebilmektedir.
Phellos
Kaş ilinin, Pınarbaşı mahallesinde bulunan antik kenti günümüz yerleşim içerisinde izleyebilmek oldukça güçtür. MÖ 5. yüzyılda Xanthos Kralı Harpagos yönetiminde bir Orta Likya kenti olan Phellos’da MÖ 4. yüzyılda para basılmaya başlanmıştır. Helenistik ve Roma döneminde Likya Birliği’ne üye olan kentin limanı Antiphellos kentiydi.
Apollonia
Çevresinde altı payeli Likya mezarı ve bir büyük anıt bulunan akropolün güneybatı kesimine evler inşa edilmiştir. Kilisesi ve geç devir surlar 6. veya 7. yüzyıla Erken Bizans dönemine tarihlenir.
Aperlai
MÖ 3. yüzyılın başlarında kurulmuş, MS 7. yüzyıla kesintisiz yerleşim görmüş bulunan kent; Aperlai Simena ve İsinda ile yerel bir federasyon (sympoliteia) oluşturmuştur. Karadan ulaşımın oldukça zor olduğu kentte doğal su kaynağı olmadığından etrafına yapılmış çok sayıda sarnıç bulunmaktadır. Kentte Murex salyangozlarından mor renkli kumaş boyalarının elde edildiği ve ticaretinin yapıldığı bilinmektedir.
Simena
Günümüzde Kaleköy olarak isimlendirilen Simena, Türkiye’de yalnızca denizden ulaşılan nadir yerleşimlerdendir. Kekova bölgesinde yer alan kentin kıyı
şeridi su altında kalmıştır. Nümizmatik verilere göre MÖ 4. yüzyılda kurulduğu kabul edilmektedir. Simena ve Aperlai kentleri ile sympoliteia oluşturmaktadır. Kente ait Likya tipi bir lahit halen denizin içinde durmaktadır. Kentin doğu kesiminde, bazılarında Likçe yazıtlar buluna Likya lahitlerinin yer aldığı nekropol alanı ve konutlara ait temel kalıntıları izlenebilmektedir.
Olympos
Tahtalı Dağı’nın antik ismi Olimpos’tan alır. MÖ 2. yüzyılda kent Likya Birliği’nin önemli bir üyesidir. İmparator Hadrianus zamanında 130 tarihinde Hadrianopolis adı verilen kent; Roma döneminde Pax Romana (Roma Barışı) ile barış içinde yaşamış, Bizans döneminde önemli bir piskoposluk merkezi olmuştur.
İmparator Marcus Aurelius zamanına tarihlenen tapınağın kapısı hâlen tüm görkemi ile ayaktadır. Önünde yer alan piskoposluk sarayında kilise, vaftizhane, çeşme, trinklinium, yönetim kısmı ve piskoposun özel dairesi bulunmaktadır. Roma kalıntılarının üzerine gelişen Hristiyanlık devri daha baskındır.
Antik kaynaklar Olympos yakınındaki Khimaira olarak isimlendirilen bölgede bulunan Hephaistos kutsal alanının çok ünlü olduğundan bahsetmektedir. Kayalar arasından çıkan doğal gazın yanması ile oluşan alevler nedeniyle burası halk arasında Yanartaş olarak adlandırılmaktadır. Hephaistos Kültü ve Kutsal alanının burada olduğuna inanılmaktadır.
Xanthos, Letoon, Perge, Sagalassos, Aizanoi
Xanthos antik kenti ile Kutsal Alanı Letoon UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer almaktadır. Perge, Sagalassos ve Aizanoi ön koşulu oluşturdukları için bekleme listesindedir.
Xanthos
Xanthos; Antalya ili, Kaş ilçesi Kınık Mahallesi sınırlarının içindedir. İlk kez İngiliz Charles Fellow tarafından 1838 yılında ziyaret edilmiştir. 1842’de Xanthos’un pek çok önemli eseri Londra’daki British Museum’a götürülmüştür. Herodot’a göre Pers askerlerinin eline düşmemeleri için eş ve çocuklarını öldüren Xanthoslu erkekler, ölene kadar savaşarak teslim olmamışlardır. Bu trajik olayın ardından kent dışında bulunan 80 aile geri dönerek Xanthos’u yeniden inşa etmişlerdir. Roma döneminde MS 1. ve 2. yüzyıllarda Xanthos’da görkemli yapılar inşa edilmiştir. MS 1. yüzyılın sonunda Lykia halkının metropolisi ünvanını alarak ayrıcalıklı bir konuma yükselen kent; 145 yılında gerçekleşen büyük bir depremle büyük ölçüde tahrip olmuştur.
5.-6. yüzyıllarda Hristiyanlaşan ve piskoposluk merkezi olan Xanthos 655 yılında Sasanilerin hâkimiyeti altına girmiştir. 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra bölgede Türkler görünmeye başlamış, özellikle 1176 Miryokefalon Zaferi’nin ardından Kınık boyu Türkleri bölgeye yerleşerek Xanthos kentinin hemen altına Kınık yerleşimini kurmuşlardır.
Letoon
Likya Birliği’nin bayram ve şölenlerinin yapıldığı kutsal alanı olan Letoon; Xanthos’un 5 km uzağında, günümüzde Muğla ili Fethiye ilçesi Kumluova beldesinin sınırları içindedir. MÖ 8. Yüzyıldan kalıntılar bulunan MÖ 5. yüzyılın sonunda Aribas Hanedanı döneminde önem kazanmaya başladığı tahmin edilen kutsal alana bu dönemde tanrıça Leto ve Artemis ile tanrı Apollon’a adanmış tapınaklar inşa edilmiştir. Araştırmacılar; Letoon’un su kültüyle bağlantılı kutsal bir yer olduğunu, Leto, Artemis ve Apollon’a adanan tapınakların ise yerel kültürlerle ilişkili olduklarını düşünmektedirler. Su kültüne ilişkin olabilecek mitolojik bir öyküye göre Zeus’tan hamile kalan tanrıça Leto, Zeus’un eşi tanrıça Hera’dan korkarak kaçmıştır. Doğum yapacağı güvenli bir yer ararken adını alacak olan Letoon’a gelerek su içmek için bir çeşme başında durduğunda çobanlar tarafından kovulmuş, Apollon ve Artemis’i doğurduktan sonra tanrıça bu çobanları kurbağaya dönüştürerek cezalandırmıştır.
Perge
Antalya’nın Aksu ilçesinde yer alan Pamphilya’nın üç büyük kentinden biridir. Kent denize uzak bir alanda kurulmuştur. Kente 1 km uzaklıkta antik Kestros (Aksu Nehri) limanı tespit edilmiştir. En eski yerleşim, Bizans dönemine kadar kesintisiz iskân gören akropolis üzerinde yer almaktadır. MS 2. yy’da Hadrianus’a adanan iki katlı, üç girişli bir tak inşa edilmiştir. Meydanın batı tarafında iki katlı Severuslar dönemi nymphaeumu ve güney hamamın girişini oluşturan anıtsal bir propylon durmaktaydı. Hadrianus dönemine ait olan bu hamam Severuslar döneminde genişletilmiştir. 4. yüzyılda Severuslar dönemi nymphaeumunun güneyine ikinci bir çeşme binası inşa edilmiştir. Bu yapı daha eski olan nymphaeumun hem yapısal hem de form bakımından bir yansıması olmalıdır. Meydanın doğu tarafında Helenistik surun üzerine inşa edilmiş Roma agorası yer almaktadır. Pergeliler çok çeşitli mezar tipi geliştirmiş, başta Pamphilya tipi lahitler olmak üzere tüm tiplerden lahitler yapmışlardır. Perge kentinin lokal tanrıçası Artemis Pergaia, Helenistik döneme tarihlenen sikkeler üzerinde “Wanassa Preiias” olarak isimlendirilmiştir. Geç dönemlerde Helen Artemis’i ile eşleştirilirse de tanrıça tasvirlerinde erken dönemlerin idol tarzı Roma dönemine kadar sürdürülmüştür. Artemis Pergaia, sikkelerde Helen geleneğindeki gibi Avcı Artemis ve yerel betimi olan idol tarzında olmak üzere iki farklı şekilde tasvir edilmiştir.
Sagalassos
Burdur’un Ağlasun ilçesinde yer alan Sagalassos Antik Kenti’nin erken dönemine ait kalıntılara hâlen rastlanmamıştır. Burdur ovası gibi verimli bir alana sahip olan Pisidya kenti Sagalassos’un, Pers egemenliği sırasında küçük bir yerleşime sahip olduğu düşünülmektedir. Kentin Pisidya Kült Merkezi olarak ilan edilmesiyle birlikte nüfuzu artar. Roma yol ağı sistemine bağlanan ve denizle bağlantılı kentin, Pax Romana (Roma Barışı) ile ekonomik gücü artmıştır.
Kentin önemli yapılarını; Tiberius Kapısı, yukarı ve aşağı agoralar, Apollon Klarios Tapınağı, Antoninler Çeşmesi, Helenistik dönemde inşa edilmiş Geç Helenistik Çeşme, bouleuterion, Neon Kütüphanesi, hamam, tiyatro, stadion ve nekropol alanındaki yapılar oluşturur.
Augustus döneminde inşa edilmiş basit bir çeşme üzerine yedi farklı renkte taş kullanılarak inşa edilen Antoninler Çeşmesi’nin ortasında yarım kubbe ile örtülmüş bir niş bulunmaktadır. Nişin her iki yanı Korinth sütunlarının taşıdığı üçgen ve kavisli alınlıklarla taçlandırılmış aedikulalar ile süslenmiştir.
120-125 yılları arasında gymnasiasrkh (spor ve eğlencenin hamisi) ve hayırsever Severianus Neon tarafından ölen babası onuruna yaptırılan dörtgen planlı Neon Kütüphanesi’nin duvarlarına kitap rulolarının konulduğu nişler yapılmıştır.
Burdur Müzesi’nde sergilenen imparator heykelleri bu binadan ele geçmiştir. Erkekler ve kadınlar bölümüne sahip olan hamamın, sıra odalar tarzında frigidarium (soğukluk), tepidarium (ılıklık) ve caldarium (sıcaklık) mekânları bulunmaktadır. Kentin batısında bulunan en büyük nekropol alanında lahit gömünün ağırlıklı olduğu görülür.
Aizanoi
Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde yer alan Aizanoi, Roma döneminde Frigya Bölgesinin önemli bir kentiydi. İçinden akan Kocaçay (Penkalas), şehre hayat vermekteydi. Zeus Tapınağı, tiyatro ve stadion, hamam yapıları, macellum, sütunlu cadde ve stoa, Meter Steunene kutsal alanı ve nekropolü ile kent önemli donanımlara sahiptir. Kentte tespit edilen iki hamamdan sıra odalı yıkanma mekânları, bir palaestra ve mermer mobilyalar içeren, tiyatrostadyum ile tapınak arasında bulunanı 2. yüzyılın I. yarısına tarihlenmektedir. İmparator Diocletianus, madeni paranın değeri düşünce yükselen enflasyonu kontrol altına almak için 301’de narh (resmi tavan fiyat belirlenmesi) koyduğunda bu narhın bir kopyası yapının duvarına yazılmıştır.
Laodikeia, Sardes, Kaunos
Laodikeia Batı Toroslarda Gediz ve Menderes Vadisi, Teke yarımadası ve İç Ege’yi birbirine bağlayan coğrafyada ticaret merkezi olarak doğmuş ve tekstil üretimi ile ünlenmiştir. Sardes Lidya’nın başkenti ve Pers egemenliğinde Batı Anadolu’nun en büyük şehridir. Roma döneminde liderliğini kaybetmiş olsa da Smyrna ve Ephesos’dan başlayarak iç Anadolu’ya uzanan ticaret yolunda önemli bir noktadır. Kaunos hem limanı hem de deniz tuzu üretimi ile Karya’nın tanınmış ticaret merkezidir.
Laodikeia
Denizli ilinin 6 km kuzeyinde yer alan Laodikeia Antik Kenti, Çürüksu (Lykos) Vadisi’nin ortasındadır. Vadinin güneyinde Babadağ (Salbakos), kuzeyinde Çökelez, doğusunda Honaz (Kadmos), batısında Buldan Dağları yer alır (denizli.ktb.gov.tr). Önemli bir ticaret yolu üzerinde
bulunan kent ve çevresinde ayrıca birçok önemli antik kent bulunmaktaydı. Antik kentin eski büyüklüğünü ve zenginliğini kanıtlayan bina ve donanımları şunlardır; Kent kapıları ve kuleler, stadyum, hamamlar, tapınaklar, nympheumlar, Merkezi Agora ile çev resindeki Merkezi Hamam ve Merkezi Kilise, Kuzey Agora ve çevresindeki tiyatro ve kilise, Güney Agora ve çevresindeki Güney Hamam-gymnasium kompleksi, Güney Agora ile bağlantılı bouleuterion (meclis binası), batı tiyatro, anıtsal geçişler (propylon), su dağıtım terminalleri, su deposu, latrina (tuvalet yapısı), kiliseli peristilli ev.
Sardes
Sardes Antik Kenti; Manisa ili, Salihli ilçesi, Sart Mahallesinde, Bozdağlar (Tmolos)’ın kuzey eteğinde ve Gediz Nehri Vadisi (Hermos)’nde yer alır. Lidya Krallığı’nın başkentidir. Kenti besleyen ve altın cevheri kaynağı olan Sart Çayı, kentin zenginliğini pekiştirmiştir. Tarihteki ilk parayı basan Lidyalılar zenginlikleriyle ünlüdür. Sarp yamaçlara sahip bir tepe üzerinde inşa edilmiş yukarı akropolis, kentin en eski yerleşim alanıdır. Sart Çayı çevresinde maden işlikleri ve Kybele Tapınağı tespit edilmiştir. Antik kente ait en çarpıcı örnek hamam- gymnasium kompleksidir. Roma İmparator hamamlarını aratmayacak şekilde büyük ebatlarda yapılmış çifte hamam şeklinde inşa edilmiş yapının doğusunda porticus ile çevrili büyük bir palaestrası vardır. 4. yüzyılda hamam-gynmasion kompleksinin kuzey dış cephesine inşa edilen dükkânlar, kentin Yahudi cemaatine aittir. Kentin dışında Sart Çayı kıyısında, akropolisin eteklerinde Artemis Kutsal Alanı yer almaktadır.
Kaunos
Kaunos Antik Kenti, Muğla’nın Köyceğiz İlçesinde yer almaktadır. Ekolojik ve arkeolojik açıdan ilgi çeken kentin kalıntıları Dalyan yakınlarında, antik Dalyan Çayı’nın batı kıyısındadır. Bir kalker kayalık kütlesi olan kent akropolisi; güney, güneydoğu ve doğu cephelerde diktir. Ölçüm Platformu olarak isimlendirilen alan, MÖ 150 yılından önce yapılmış yalnızca üç basamaktan ibaret yuvarlak bir yapıdır. Ilıklık (tepidarium) ve iki eğitim (Ambulacrum) salonu, orta aks üzerindeki soğukluk (figidarium) ve onun ucundaki terleme odasının (laconicum) her iki yanına karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Apollon Kutsal Alanı: Tapınağının hemen batısında, alçakta bulunan kayalık düzlükte ele geçirilen çok sayıdaki adak heykel kaidesi ve stellerden burasının MÖ 4. yüzyılın başlarından Roma dönemi içlerine kadar yerel tanrı Basileus Kaunios’un kutsal bir alanı olarak kullanıldığına işaret etmektedir.
Kaunos Antik Kenti dışında yer alan nekropol alanında kral mezarı olarak adlandırılan önemli kaya mezarları bulunmaktadır. Tapınak cepheli kaya mezar tipinin yanı sıra, yine kayaya oyulmuş “güvercin yuvası” ismiyle tanımlanan derin dikdörtgen prizma biçimli Oyuk Mezarlar, Nişler ve Lahitler, yerleri özel olarak seçilmiş Anıt Mezarlar ve daha çok şehir surunun dışındaki yamaçlara açılmış Sandık Mezarlar bulunmaktadır.
Korykos, Stratonikeia, Kibyra
Korykos; Hıristiyanlık’ta çok önemsenmiş, adeta kiliseler kenti şekline çevrilmiş Doğu Akdeniz liman kentidirKuruluşu bir aşk hikâyesine dayandırılan Stratonikeia; hem Halikarnassos, Teke Yarımadası, İonia bölgesinden gelen yolların kavşak noktası hem de Hekate kutsal alanı ile bir din merkezidir. Kibyra Roma döneminde altın çağı yaşamış bir kenttir.
Korykos
Liman Kenti olan Korykos Mersin’in Erdemli İlçesinde yer alan Kızkalesi’dir. Cennet ve Cehennem Obrukları kentin egemenlik bölgesinde kalmaktadır. Toplamda 14 kilisenin yer aldığı kentte, Adamkayalar, kentin oldukça geniş bir coğrafyaya yayıldığını göstermektedir. Ayrıca sarnıçlar, katedral ve transeptli bazilika yanında kutsal kabir, manastır, mezarlık, ortaçağ kiliseleri bulunmaktadır.
Stratonikeia
Stratonikeia Muğla’nın Yatağan İlçesinde Eskihisar’da yer alan antik kenttir. Tiyatro; Kadıkulesi Tepesi’nin kuzeydeki düzlük alan ile birleştiği yerdeki doğal eğime kuzeygüney yönünde, Greko-Romen tipinde inşa edilmiştir. Stratonikeia’da ele geçen yazıtlardan, kentte en az üç hamamın olduğu ve en az birisinin kadınların kullanımına yönelik inşa edildiği bilinmektedir. Erikli Kilisesi, Stratonikeia kenti batı surunun yaklaşık 600 m batısındaki Erikli Mevkii olarak bilinen alana inşa edilmiştir. İğdemir, Kabasakız, İkiçeşmeler, Kocadere, Kıryaka, Kocayamaç, Akdağ ve Aldağ nekropollerinde antik dönem mezarları tespit edilmiştir.
Kibyra
Kibyra Burdur’un Gölhisar ilçesinde yer almaktadır. Antik Likya eyaletinin kuzey-batı sınırlarının dışında uzanıyordu ve Kibyratis olarak bilinen bağımsız bir devletin başkentiydi. MÖ 133’te, son Pergamon Kralı III. Attalos Krallığı’nı Roma’ya vasiyetle bırakmış ve Roma Cumhuriyeti yönetiminde Asya eyaleti olarak yeniden oluşturan bölgede kalmıştır. Yapı çeşme binası olarak inşa edilmiştir. Yapının merkezinde yuvarlak planlı bir yapı bulunmaktadır Su kaynağı merkezden içteki havuzu doldurmaktadır. Odeion tepenin yoğun yerleşimli güneybatı köşesindedir ve dünyada eşi benzeri olmayan Medusa mozaik zeminli bir orkestraya sahiptir. Helenistik dönemde kent konseyi meclis binası (bouleuterion) olarak kullanılan yapı, önemli davaların yapıldığı Roma İmparatorluk döneminde Küçük Asya’nın hukuk merkeziydi. Stadion şehrin üzerinde durduğu sırtın alt ucundadır. Ele geçen gladyatör frizlerinin gösterdiği gibi sadece yarışlar için değil aynı zamanda gladyatör dövüşleri için de kullanılıyordu.