AÖF Soru Bankası

Restorasyon ve Koruma İlkeleriÜnite 7 Özeti

Mimari Korumanın Yeni Dinamikleri

KMT106U-RESTORASYON VE KORUMA İLKELERI

Ünite 7: Mimari Korumanın Yeni Dinamikleri

Giriş

Mimari ve kentleşme alanındaki en büyük dönüşüm bilinen tarihe göre Endüstri Devrimi’yle yaşanmıştır. Özellikle sanayi alanında çeliğin standardizasyonu, yüksek yapılar ve geniş açıklıklı yapılar yapma imkânını artırmış ve betonarmenin keşfi ile çok nüfuslu kentler oluşturmak mümkün olmuştur. İş bulma imkânının arttığı sanayi kentlerinde mimari ve kentleşme hızla dönüşmüş ve kentler yükselmiş ve genişlemiştir.

Mimari Koruma Alanının Genişleyen Kapsamı

Arkeolojik kazılardan bilinen insanoğlunun tarihte geçirdiği çeşitli devrimlerin dinamikleri, fiziki çevreyi şekillendirmiş, toplumsal gelişmelere öncülük etmiş ve buna bağlı olarak yaşam biçimlerini değiştirmiştir. Tanınmış sosyolog ve filozof Alvin Toffler’e göre; bilinen insanlık tarihi üç kritik eşikten geçmiştir. İlk eşik olan tarım devrimi, Neolitik dönemden sonra ortaya çıkmıştır. Arkeolojik verilerden tarım döneminde avcı-toplayıcı olan toplumun, çiftçi toplumu hâline geldiği bilinmektedir. Bu dönem insanlığın binlerce yılını almıştır. Tarım döneminde insanlar birlikte yaşamayı öğrenmiştir. Birlikte yaşam beraberinde mülkiyet kavramını doğurmuş ve toplu yaşam için gerekli temel kural ve kanunların temelleri atılmıştır. Medeniyetin tarım kültürü ile geliştiğini söylemek mümkündür. İkinci eşik ise 1750’lerde İngiltere’de başlayıp Avrupa kıtasına yayılan endüstri devrimidir. İlk iplik eğirme makineleri Britanya Adaları’nda üretilmiştir. Bunları, tekstil fabrikalarını oluşturan mekanik dokuma tezgâhları izlemiştir. Zamanla demir endüstrisinde, kömürün kok kömürüne nasıl dönüştürüleceğinin keşfiyle kömür havzaları ciddi dönüşümler yaşamıştır. Kömürü daha hızlı ve etkin bir şekilde ısıtmak için buhar motorlarının keşfedilmesiyle, sanayi kuleleri ve bacaları, sanayi bölgelerinin fiziksel oluşumunu ciddi ölçüde şekillendirmiştir. Üçüncü eşik, bilgi gücüne dayalı “bilgi ve teknoloji çağı”dır. 20.ve 21. yüzyıllarda Endüstri 3.0, Endüstri 4.0 gibi bilgi ve teknolojik alandaki değişimlerle “Bilgi ve Teknoloji devrimi” olarak nitelendirilen yeni bir çağa girilmiştir. Bilgi toplumunda, bilgi sektöründeki çalışan sayısı sanayi alanındaki çalışan sayısını geçmiş ve bilgi ve teknoloji üretimi değer yaratmanın temel unsuru hâline gelmiştir. 1970’lerden sonra üçüncü eşik, etkisini piyasalarda göstermeye başlamıştır. Buna bağlı olarak sanayi kültürü bilgi ve gelişen teknoloji içerisinde yeni bir biçim almıştır. Bu eşiklerin üçü de yeni yaşam tarzları, fiziksel oluşumlar ve kültürler yaratmıştır. “Bilgi ve Teknoloji devrimi” olarak nitelendirilen günümüz çağında, 1750’lerde İngiltere’de başlayıp önce tüm Avrupa kıtasına sonra da hemen hemen tüm kıtalara hızla yayılan Sanayi Devrimi’ne ait fiziki bileşenler ve bu bileşenlerin oluşmasındaki sosyokültürel, sosyoekonomik değerler yavaş yavaş terk edilmekte veya yeni koşullara göre dönüşmektedir. Bu değerleri miras olarak tanıma konusunun düşünsel altyapısı 20. yüzyılın ortalarında Avrupa’da tartışmaya açılmıştır.

Modern Mimari Miras-Endüstri Mirası Kavramları ve Kapsamları

21. yüzyılda bilgi ve teknolojik alandaki değişimlerin gerektirdiği dönüşümün düşünsel altyapısını oluşturmak amacıyla mimari koruma alanının genişleyen kapsamına 20. yüzyılda dâhil edilen “Modern Mimari Miras” ile “Endüstri Mirası” kavram ve kapsamları açıklanmıştır.

Modern Mimari Miras

19. yüzyıl sonundaki endüstrileşmeyle beraber toplumsal yapının ihtiyaçlarında değişiklikler olmuştur. Modern mimarlık ürünleri bu ihtiyaçlara cevap vermeyi amaçlayan düşünce sistemi içinde gelişmiştir. Yeni anlayış eğitim, sağlık, endüstri, ulaşım, spor, eğlence gibi farklı işlevlere yönelik yapılar ile konut yapılarında yenilikler getirmiştir. Bu yapılar döneminin ileri teknolojisi ile üretilen malzemeler, yeni uygulanmaya başlanan yapım sistemleri ile gerçekleştirilmiştir. 20. yüzyılın sonlarına doğru, koruma alanının kapsamına kültürel mirasın bir parçası olarak bu yüzyıl yapılarının dâhil edilip edilemeyeceği tartışılmıştır. 20. yüzyılın başında modernizm ile çatışan ve bu çatışmadan beslenen koruma kuramı, yakın geçmişe ait bu mimarlığın ürünlerinin korunması konusuna çekinceli yaklaşmıştır. Ancak Frank Lloyd Wright’in Tokioter Imperial Oteli, Auguste Perret’in Esder Fabrikası, Mendelsohn’un Kaufhaus Schoken binası, Louis Kahn’ın Philadelphia Sağlık Müdürlüğü gibi yapılarının 1960’lı ve 1970’li yıllarda gerçekleşen yıkımlarının ardından, St. Louis Missouri’deki Pruitt-Igoe konut kompleksinin 1972’de dinamitle yıkılmasını teorisyenler, modern mimarlığın kültür mirası olarak tanımlanması meselesinin başlangıcı olarak nitelerler. Modern mimari mirasın kapsamı belirlenirken en genel anlamda, “tarihî referansların olmadığı, süsleme ve dekorasyon yerine işleve, tekniğe ya da mekânsal şartlara dayalı modern tasarım ilkelerini barındıran ürünler” tanımı tercih edilmiştir. Ancak farklı coğrafyalara yayılan modern mimarlığın değişik varyasyonlarının da olabileceği anlaşıldıktan sonra bölgesel varyasyonlar ve gelenekselden etkilenen örnekler de mirasın bir parçası olarak kabul görmektedir.

Endüstri Mirası

Geçmişe ait üretim etkinlikleri ve bu amaçla oluşturulan mimari bütünler, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren endüstri mirası kapsamında ele alınmaktadır. “Endüstriyel miras”, 20.yüzyılın ikinci yarısında endüstri yapılarının yok olma tehdidi altına girmesiyle, ilk olarak Endüstri Devrimi’nin ve endüstrileşmenin etkin olarak yaşandığı İngiltere’de ortaya atılmış bir kavramdır. Endüstri kalıntılarının önemi ilk vurgulandığında amaç bilimsellikten öte; yeni endüstriyel gelişmelerin mevcut endüstri komplekslerini işlevsiz, kullanışsız, değersiz kılması sonucunda yıkılmasına duyulan tepki ve kaygı niteliği taşımaktadır. ‘Nizhny Tagil’ Tüzüğü’nde yapılan tanıma göre endüstri mirası; sanayi kültürünün tarihsel, teknolojik, sosyal, mimari ve bilimsel değere sahip kalıntılarından oluşur. Bu kalıntılar, binalar ve makineler, atölyeler, imalathaneler, fabrikalar, madenler ile işletme ve arıtma sahaları, ambarlar ve depolar, enerji üretilen, iletilen ve kullanılan yerler, ulaştırma ve tüm altyapısı, ayrıca sanayi ile ilgili barınma, ibadet etme veya öğretim gibi sosyal faaliyetler için kullanılan yerler olarak tanımlanmıştır. Aynı tüzüğe göre endüstri mirasını inceleyen “endüstri arkeolojisi”; mimarlık tarihi, teknoloji tarihi, arkeoloji ve koruma boyutları olan bir disiplindir. Konu; koruma, mimarlık tarihi, sosyoloji- teknoloji tarihi, tasarım, kent, bölge ve peyzaj planlama, makine, inşaat ve elektrik mühendisliği, ekonomi gibi çok sayıda meslek alanını ilgilendirir, dolayısıyla disiplinlerarası bir çalışma alanıdır. ‘Endüstri mirası’ ve ‘endüstri arkeolojisi’ terimleri arasındaki fark, bu kavramların tanımlarından yola çıkılarak daha kolay anlaşılabilmektedir. Endüstriyel mirasın korunmasında karşılaşılan temel sorunlar; Terk, İhmal ve bakımsızlık, Hızlı teknolojik değişimler, Kötü onarımlar, Rant baskısı, Koruma yasalarının çerçevesinin yetersizliği, Yanlış plan kararları, Yeniden kullanım kararlarının verilmesinde ölçeğin zorladığı ekonomik koşullar, Yaygın bir kamuoyu desteği eksikliği olarak sıralanabilir.

Endüstri ve Modern Mimari Mirasın Korunması Konusundaki Ulusal ve Uluslararası Örgütlenme

International Council on Monuments and Sites/ Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) başlıca amacı, tarihî anıtlar ve sitlerin korunması ve değerlendirilmesine yönelik ilkeler, teknikler ve siyasetler geliştirmek ve ilgili her türlü araştırmayı desteklemek ve yönlendirmek olan uluslararası bir organizasyondur. Korumanın yeni dinamikleri olarak tanımlanan endüstri mirası ve bu kültürün bir parçası olan modern mirasın korunması konusunda ICOMOS bu miraslara özgü spesifik çalışmalar yürüten örgütlenmelerle kapsayıcı işbirlikleri yapmaktadır. Bölümün alt başlıklarında endüstri ve modern mimari mirasın korunması konusundaki örgütlenmeler ayrıntılı olarak açıklanacaktır.

Modern Mimari Mirasın Korunması Konusundaki Örgütlenme

Modern mimarlık hareketine özgü birikimin yitirilme tehlikesi Avrupa’da 1980’li yıllarda kapsamlı biçimde tartışılmıştır. 1988’lerde başlatılan örgütlenme düşüncesi, Documentation and Conservation of Modern Movement- DoCoMoMo (Modern Hareketin Korunması ve Belgelenmesi) adıyla 1990 yılında somutlaştırılmıştır. Modern mimarlık mirasının belgelenmesi, mirası tehdit eden faktörlerin tespit edilmesi, korumaya ve tahribatı durdurmaya yönelik stratejiler geliştirilmesi gibi konularda çalışmalar yapan örgüt, bu yeni miras kavramının ve bu alandaki eylemlerin dünyanın farklı bölgelerinde yaygınlaşmasını sağlamıştır. Avrupa Konseyi’nin 1991 tarihli ve “Yirminci Yüzyıl Mimari Mirasının Korunması Hakkındaki Tavsiye Kararı” başlıklı belgesi, 20. yüzyıl mimarisinin Avrupa tarihî mirasının dâhili bir parçası olduğunu ortaya koymuş; mirasın korunması ve değerinin arttırılması için bu konuda üretilecek bilgiyi teşvik etmek, sistematik listeler yapmak, yasal mülkiyet konusunu ele almak, uzmanlık eğitimi, kamu bilinci ve işbirliği konularında çalışmak gibi konuları karara bağlamıştır. 2002 yılında kurulan DoCoMoMo_Türkiye Ulusal Çalışma Grubu, kurulduğu tarihten bu yana Türkiye’deki Modern Mimarlık mirasının belgelenmesi ve korunması konusunda faaliyet göstermektedir. DoCoMoMo_ Türkiye Ulusal Çalışma Grubu’nun; Türkiye’nin Modern mimarlığına yönelik arşiv eksiklerini giderecek bir dokümantasyon (bilgi ve belge) merkezinin kurulması, Türkiye’nin Modern mimarlığına yönelik olarak, farklı dönem, stil, mimar ve ilgili kaynakçaları, önemli yapı ve kentsel sit alanlarını, yapısal bütünlük ve yoğunluk arz eden kentleri, dönem mimarlığında Türkiye’de gerçekleşen teknoloji ve malzeme konusundaki gelişim ve uyarlamaları ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne önerilecek tehdit altındaki yapı ve kentsel sit alanlarını kapsayan bir ulusal envanter çalışmasını başlatarak sürdürmek, Türkiye’deki modern mimarlık örneklerinin korunması için gerekli yasa ve yönetmeliklerin geliştirilerek onaylanması için çalışmak, Ulusal Çalışma Grubu’nu genişletmek, Bilimsel toplantılar, bilimsel ve kamuoyuna yönelik çeşitli yayınlar ve bir web sitesi aracılığıyla Türkiye’nin Modern mimarlığına ilgiyi arttırmak, bu amaçla halkla ilişkiler çalışmaları yapmak ve etkinlikler düzenlemek gibi çeşitli amaçları bulunmaktadır.

Endüstri Mirasının Korunması Konusundaki Örgütlenme

Endüstri Devrimi’nin ardından kurulan sanayi kentleri ve bölgeleri, hızlı değişen teknoloji nedeniyle 20. yüzyıl ortalarına doğru işlevlerini yitirmeye başlamışlardır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası bu alanlar işlevlerini kaybederek, terk edilmişlerdir. İşlevini yitiren, terk edilen endüstriyel alanlar zaman içerisinde kentlerde çevresel ve görsel kirlilik yaratmış, sosyokültürel ve sosyoekonomik yapının bozulmasında büyük rol oynamıştır. Konu ile ilgili ilk çalışmalar 1950’li yıllarda İngiltere’de başlatılmıştır. İngiltere’de terk edilmiş endüstriyel alanlarda yoğunlaşan yenileme çalışmaları sırasında endüstriyel anıtların kaydı ve korunması ile ilgili kararlar alınarak 1963 yılında “Endüstriyel Anıtları İnceleme Kurulu” (The Industrial Monuments Survey) kurulmuş ve ilk kayıt işlemleri “Ulusal Endüstri Anıtlarının Kayıtları” (NRIM) adıyla başlatılmıştır. 20. yüzyılın modern mimarlık mirası ile ilgilenen DoCoMoMo da söz konusu dönemde inşa edilmiş modern endüstri yapılarını kapsayan çalışmalar sürdürmektedir. Endüstri mirası ve arkeolojisi üzerine çalışan ulusal ve uluslararası diğer topluluklar: ICOHTEC (International Committee for the History of Technology), SHOT (Society for the History of Technology), NEKTAR (Europäischen Netzwerk der Kultur der Arbeit), E-FAITH (European Federation of Associations of Industrial and Technical Heritage), AIA (Association for Industrial Archeology)- İngiltere, Industriedenkmal Stiftung-Almanya, Comité d’Information et de Liaison pour l’Archéologie-Fransa, CILAC (l’Étude et la Mise en Valeur du Patrimoine Industriel) - Fransa, SIA (American Society for Industrial Archaeology) - ABD, APPI-Associação Portuguesa para o Património Industrial Portugese Association for Industrial Heritage The Swedish Industrial Heritage Association (Svenska industriminnesföreningen) Japan Society for Industrial Archaeology-Japonya olarak sıralanabilir.

Endüstri ve Modern Mimari Mirası Koruma Yöntemleri

20. yüzyılda mimaride etkin olan Modern Hareket akımına özgü yapılar ve çeşitli nedenlerle işlevsiz kalan tarihî endüstri yapılarının korunmaları/yeniden işlevlendirilmeleri sürdürülebilir bir yaklaşımdır. Sürdürülebilirlik kavramının tüm dünyada yeteri kadar anlaşılamamış olması, koruma yasalarının yetersizliği ve rantsal baskı gibi nedenlerle, özellikle gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde bu tür yapılar sürekli yenilenerek dönüştürülmekte ya da dönüştürülmek istenmektedir. İşlevini yitiren tarihî yapıların yıkımı, kültürel değerlerin yok edilmesi yanında, ayrıca maliyetli de olmaktadır. Endüstriyel tesislerin yıkımı ise çevreyi tehdit eden tehlikelere neden olabilmektedir.

Modern Mimarlık Mirasını Koruma Yöntemleri

Konu hakkında kuramcıların yaklaşımları irdelendiğinde birbirinden farklı iki temel görüşün varlığından bahsedilebilmektedir. Bunlardan biri, modern mimarlık mirasının mevcut koruma kuramı, ölçütleri ve pratiği ile değerlendirilebileceği yönündedir. Diğer görüş ise bu mirasın ürünlerini ortaya çıkaran kuram ve pratiğin, mevcut koruma kuramının yeniden tartışılmasını gerekli kıldığını ve kuramsal alandaki yeni yaklaşımların pratikteki etkilerinin de araştırılmasını savunmaktadır. Türkiye’de 50 yaşın altındayken tescillenmiş ve 1999 tarih ve 660 sayılı ilke kararına uygun olarak hazırlanmış rölöve- restitüsyon-restorasyon projesi süreciyle kapsamlı onarım geçirmiş en “genç” anıtlardan ikisi, 1963-65 yıllarında Muhteşem Giray’a ait İstanbul’daki Ataköy İlkokulu ile 1951-1967 yıllarında Turgut Cansever ile Ertur Yener’e ait Ankara’daki Türk Tarih Kurumu binasıdır. Abdullah Gül Üniversitesi Sümer Kampüsü Büyük Ambar binası restorasyon ve yeniden işlevlendirme uygulaması da 2022 yılında “Old Buildings, New Uses/Eski Yapılar, Yeni Kullanımlar” başlıklı uluslararası seçkide Türkiyeden sergilenmeye layık görülen 10 iyi uygulama projesi arasında yer almıştır.

Endüstri Mirasını Koruma Yöntemleri

Endüstriyel alanların dönüşümünde yürütülen uygulamalar, bölgesel yenileme açısından faydalı bir strateji olarak değerlendirilmektedir. Özellikle kent merkezlerinde veya yakın çeperlerinde yer alan tarihî endüstriyel alanların dönüşümü, hem kent merkezlerinin gereksinimlerini karşılamak hem de kent imajına katma değer kazandırmaları bakımından önemli misyon yüklenmektedir. Dünyada endüstriyel dönüşüm uygulamalarında çeşitli yaklaşım farklılıkları ile karşılaşılmaktadır. Bu uygulamalar aşağıda sıralanmıştır: Alandaki tüm yapıların hemen hemen korunduğu yaklaşımlar, Alandaki tarihî yapılarının bir bölümünün korunduğu, bir bölümünün yıkılarak yeni kullanım alanlarının yaratıldığı yaklaşımlar, Alandaki tüm yapıların yıkılarak yeni kullanım alanlarının yaratıldığı yaklaşımlardır. 1990’lı yıllarda Bologna Belediyesi tarafından kentsel yenileme alanı ilan edilmiştir. Alan kamusal amaçlı ve karma kullanım stratejisi ile kentsel hayata hemen hemen tüm yapıları korunarak kazandırılmış başarılı bir uygulamadır. Venedik’in güneybatısında Dorsoduro’da 1883 yılında inşa edilen pamuk fabrikası terk edildikten 30 yıl sonra, 1990’lı yıllarda Mimarlık Fakültesi olarak işlevlendirilmiş diğer başarılı bir uygulamadır. Endüstri mirası yapılarının seçilecek doğru işlevlerle yaşayan mekânlara dönüştürülmesi gereği yadsınamaz. Bir endüstri mirasının yeniden yaşayan bir mekâna dönüşmesi için gerekli olan süreci; Mimari özelliklerini, ne tür enerji kullanıldığını, ne tür makineler içerdiğini, eklentilerinin olup olmadığını vb. konuları ayrıntılı şekilde araştıran belgeleme, Temizleme, onarım, sağlamlaştırma, bütünleme, yeniden işlevlendirme ve gerektiği durumlarda yeniden tasarım vb. koruma kararlarının belirlenmesi, Uygulama, Kullanım olarak özetlemek mümkündür. 20.yüzyılın ortalarından sonra bilgi ve teknoloji çağına adım atan dünyada endüstri devriminin somut ve soyut endüstriyel kalıtlarının dünya coğrafyasına, iklimine ve canlılar üzerine tesirlerinin tespiti yeni çağda dünya sürdürülebilirliği adına oldukça önemlidir. Endüstriyel izlerin iyi anlaşılması, insanlık için gerekli ve faydalı üretimlerin geçmişte nasıl ve hangi ortamlarda gerçekleştirildiğinin gelecek kuşaklara doğru ve sürdürülebilir bir şekilde aktarılması amacıyla endüstri mirasının ve onun yarattığı endüstriyel kültürün mimarlık, planlama, mühendislik, arkeoloji, antropoloji, sosyoloji, ekonomi, coğrafya, iklim, çevre vb. bilimler tarafından ortak çalışmalarla araştırılması ve belgelenmesi gereklidir. Türkiye’de de bu konuda hızlı adımlar atılarak Anadolu topraklarında teknolojik, sosyokültürel, sosyoekonomik etkiler yaratan, marka değeri oluşturan endüstriyel miras değerlerinin, bütüncül anlamda hangi üretim temaları; “tarım-gıda üretimi, madencilik-kömür sanayi, cam sanayi, metalürji, tekstil sanayi, kâğıt sanayi, tekstil sanayi, enerji yapıları, su yapıları ve demir yolları vb.” altında korunarak tanıtılacağı da önemli bir gündem oluşturmaktadır. Özgün mekân düzeni korunan fabrikaların mümkün olduğunca geleneğini sürdüren tesisler olarak, özgün mekân düzeni korunamayan fabrikaların ise bulundukları bölgenin ihtiyaçlarına cevap verecek farklı işlevlerle kent yaşamına kazandırılmaları hem teknolojik hem de ekolojik açıdan sürdürülebilir bir yaklaşım olacaktır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında