KMT104U-MÜZECILIK VE SERGILEME
Ünite 5: Müze Yönetimi ve Pazarlaması
Giriş
Dünyada ve ülkemizde uzun yıllardır müzeler hem personel hem de çevre açısından çok sayıda değişikliğe uğramaktadır. Birbirine bağlı olan bu değişiklikler, müzelerin belki daha önce ihmal ettiği bir konu olan yönetim ve pazarlamanın önemini ortaya koymaktadır. Özellikle son yüzyılda kültürel etkinliklerin kendilerine ekonomik getiriler getirmesini isteyen yerel topluluklar nedeniyle de müzeler düzensiz bir şekilde kurulmuş ve çeşitlenmiştir. Son yıllarda da dünyada ve ülkemizde müze pazarlaması, gerekliliği ve pazarlama faaliyetlerine yönelik çalışmalara hız verilmiştir. Artık müzeleri yalnızca eserlerin korunması ve sergilenmesi amacıyla çalışır durumda tutmak yeterli değildir. Müzeleri tanıtmak, daha fazla ziyaretçi çekmek, mali durumlarını iyileştirmek ve bir müze ile ziyaretçileri arasında daha güçlü bir ilişki kurmak için pazarlama stratejileri ön plana çıkmaktadır.
Müze Yönetimi
Müze yönetimi; günümüzde müzenin idari, ticari ve daha genel olarak, müze işinin belirli alanlarına (koruma, araştırma ve iletişim) doğrudan bağlı olmayan tüm faaliyetlerinin yürütülmesini sağlama eylemi olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, müze yönetimi temel olarak finansal (muhasebe, yönetim kontrolü, finans) ve yasal sorumluluklar, güvenlik ve bakım, personel yönetimi ile stratejik prosedürler faaliyetlerinin genel planlaması ile ilgili görevleri kapsar. Müzelerde yönetimin amacı; amaç hedeflerin gerçekleştirilmesinde, talimatlara bağlı kalınarak yerine getirilecek işler ve müzenin görevini başarmasına önderlik edecek kararların alınmasına yardımcı olmaktır. Ziyaretçi sayısından, koleksiyon yönetimine; müze altyapısının gereksiniminden müzenin misyon ve vizyonuna kadar olan sürecin çeşitlenmesi, müze yönetimi ve işletimine bağlıdır. Yöneten ve yönetilenler arasındaki ilişki de yönetim sürecinin temelini oluşturur. Bu bağlamda yönetimin üç özelliği ortaya çıkmaktadır: 1. Yönetim hem bir sanat hem de bilimsel bir süreçtir. 2. Yönetimin özünü insanlar ve bunlar arasındaki ilişkiler meydana getirir. 3. İnsanlar arasındaki ilişkiler sonucu sağlanan iş birliğinin belirli bir amaca yönelmiş olması gerekir. Müzenin amaçları, hedefleri, görevleri ve yetkileri belirlendikten sonra ise temel altı fonksiyonu ortaya çıkar. Bu fonksiyonlar “varlık” ve “aktiviteler” (faaliyetler) olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. “Toplama (koleksiyon), dokümantasyon ve koruma (saklama)” varlıklar başlığında; “araştırma, sergileme (gösteri), yorumlama ve açıklama” ise faaliyetler başlığı altında ele alınır. Müze faaliyetleri şunları içerir: uygar, kültürel ve doğal kaynakların ve bunların koleksiyonun mesleki ve bilimsel olarak işlenmesi ve sistematik hâle getirilmesi, müze koleksiyonunun, müze belgelerinin, müze ören yerlerinin doğrudan ve dolaylı olarak kalıcı olarak korunması, kalıcı ve geçici sergiler yoluyla kamuoyuna sunulması ve bu konudaki bilgi birikimlerin yaygınlaştırılması. Müzelerin amaç ve hedeflerine ulaşabilmesi için de etkin bir yönetim politikası izlemesi önemlidir. Müzeler diğer tüm şirketler gibi amaçları, stratejileri ve stratejik eylemleri doğrultusunda faaliyet göstermelidir. Stratejik hedefler aslında uzun vadelidir ve müzenin gelecekte ne olmak istediği, nasıl görünmek istediği gelecekte gerçekleştirmek istediği vizyon (program planlama, organizasyon, iç yapı, mali politika) sorularına da cevap verir. Dolayısıyla müzeyi olmak istediği yere götüren vizyon ve misyon arasındaki ilişki de oldukça önemlidir. Müzeler, kâr güdüsüyle hareket eden ticari şirketler olmadığından geleneksel yönetim araçları müzeler söz konusu olduğunda her zaman ilgili olmayabilir. Ancak yine de müze yönetimlerinin bileşenleri; Koleksiyon Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi, Finansal Yönetim, Pazarlama, Kalite Yönetimi olmak üzere beş başlık altında ele alınabilir. Koleksiyon Yönetimi : Yeni nesnelerin edinilmesi veya ödünç alınması gerekliliği, nesnelerin kapsamı, kayıt tutma, envanter, sigorta faktörleri, bakımı ve muhafazası, teşhiri, eğitimi ve belirli bir politika kapsamında diğer müzelere erişimin kaldırılması veya ödünç verilmesi. İnsan Kaynakları Yönetimi : Bir organizasyonun insanlarının veya personelinin, o organizasyonun önceden belirlenmiş misyon ve hedeflerine uygun olarak yetenek, verimlilik, nitelik ve deneyimlerini kullanmak için yönetilmesi ile ilgilidir. Finansal Yönetim : Finans herhangi bir kuruluşun temelidir, onsuz hiçbir kuruluş hayatta kalamaz. Bu nedenle, güçlü yönetimi sürdürerek tanımlanmış amaçlar üzerinde tam ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için gereksinime göre üretmesi ve iyi yönetmesi gerekir. Pazarlama : Bir veya galerinin misyonunu doğrulayan yönetim sürecidir. Kalite Yönetimi : Bir organizasyonu yönetmek için gerekli tüm unsurları içeren bir sistem aracıdır. Müzelerin finansal ve yasal sorumlulukları bağlı bulunduğu organizasyona aittir (ister belediye ister özel kuruluşlara ya da bir üniversiteye bağlı olsun). Çalışanların seçimi, atanması ve işten çıkarılması; çalışanların sorumlulukları, çalışma uygulamaları bağlı bulunulan yönetim organına göre ulusal, özerk ve özel müzelerin yönetsel yapılarında farklılık göstermektedir. Bu bağlamda müzelerin yönetsel yapıları “ulusal, özerk ve özel yönetimlere bağlı” olarak üç başlık altında incelenmektedir.
Ulusal Yönetime Bağlı Müzeler
Ulusal müzelerin finansal kaynakları ilgili hükûmet biriminin bütçesinden karşılanmaktadır. Sözü edilen kaynak hibe olmadığı ve bütçenin düzenli bir parçası olduğu için ulusal müzelere girişler ücretsiz ya da çok düşük ücretlidir. Örneğin; Londra’da British Müzesi ya da New York Metropolitan Müzesine girişler ücretsizdir. Ziyaretçiler isterlerse müzeye giriş için bağış niteliğinde ödeme yapabilirler. Avrupa’da ulusal yönetime bağlı müzeleri yönetme yetkisi, devlet adına müze müdürlerine aktarılmıştır. Türkiye’de ise devlet öncelikli olarak müzelerin korunmasından sorumludur. Bu görevi Kültür Bakanlığı aracılığı ile üstlenmektedir. Ülkemizdeki müzelerin büyük çoğunluğu Kültür Bakanlığına bağlıdır. “Köşk, saray ve kasırlar” ise TBMM’ye bağlı müzeler grubunu oluşturur.
Özerk Yönetime Bağlı Müzeler
Bakanlık, üniversite, belediye, askeriye, vakıf ve çeşitli kuruluşlara bağlı müzeler Özerk Yönetime Bağlı Müzelerdir. Ulusal müzeler devlete bağlı otoriteler tarafından yönetilirken, özerk yönetime bağlı müzeler bağlı bulundukları üst düzey politik otoritelere ve bu üst düzey yönetim aracılığı ile devlet otoritelerine bağlıdır. Bağlı bulundukları kurum, devlet bütçesinden pay alırken bu paydan belirlenen kısmı kendilerine bağlı müzeler için harcayabilirler. Ancak bunun yanında kendilerine alternatif gelirler ve bağışlar da bulabilirler.
Özel Yönetime Bağlı Müzeler
Özel müzeler, Koleksiyonlarının yönetimi özel kişi ya da kuruma bağlı müzeler özel yönetime bağlı müzeler içinde değerlendirilmektedir. Özel olmalarına karşın, kuruluşlarını onaylayan devlet kurumları tarafından da denetlenmektedirler. Bu müzelerin yöneticileri, müze kurucusuna veya yönetim kurullarına karşı sorumludurlar. Söz konusu müzelerin yönetimi, binaları ve koleksiyonları tamamen müzeleri işleten kişi, vakıf ya da kuruluşlara aittir. Ödeneklerinin de tamamını gelirlerinden ve sahiplerinden karşılarlar.
Pazarlama
Günümüze kadar çeşitli şekillerde tanımlanan pazarlama, İktisatçılara göre zaman, yer ve mülkiyet faydası yaratan eylemlerdir. Mal ve hizmetlerin üretimi ve tüketimi arasında zaman ve yer farkı varsa pazarlama bu farkı giderir ve dengeyi kurar.
Pazarlama Nedir?
Düşüncelerin de pazarlanabileceği kabul edilerek 1985 yılında AMA tarafından pazarlama için şu tanım yapılmıştır: “Pazarlama; kişilerin ve örgütlerin amaçlarına uygun şekilde değişimi sağlamak üzere, malların, hizmetlerin düşüncelerin yaratılmasını, fiyatlandırılmasını, dağıtımını ve satış çabalarını planlama ve uygulama sürecidir”. Pazarlamanın ilk amacı, olası müşterilerinin gereksinimlerini (ihtiyaç) ortaya çıkarmaktır. “Gereksinim” basit olarak bir davranışa neden olan içsel etkiler olarak tanımlanabilir. “İstek” ise yoksunluk durumunu giderecek olan mal ve hizmetlere karşı duyulan eğilimin ifade edilmesidir. “Talep”, tüketicilerin ve diğer kurumsal müşterilerin gereksinimlerini karşılayacak belirli ürünler (mal, hizmet, bilgi, düşünce, kişi, yer, vb.) için satın almaya yönelik gösterdikleri isteklilik durumu ve satın alma yeteneğidir. İnsanların gereksinimlerini giderme özelliğine sahip olan soyut ve somut unsurlara da kısaca “ürün” denir. “Değişim”in konusu ise genellikle mal ve hizmettir. Ancak yeni ekonomi koşullarında değişimin konusunu sadece mal ve hizmet oluşturmaz. Bunun dışında bilgi, düşünce, yerler ve diğer unsurlar da değişimin kapsamındadır.
Pazarlama Karması ve Pazarlama Kararlarını Etkileyen Çevresel Faktörler
Pazarlama karması, pazarlama bilgisinde kullanılan temel kavramlardan biridir. Kavram, şu dört elemandan oluşur: 1. Ürün, 2. Fiyat, 3. Dağıtım, 4. Tutundurma. Pazarlamacının temel görevi, bu dört elemandan, seçilen hedef pazarın özellikleriyle uyuşan bir karma oluşturmaktır. “Ürün”, pazarlama karmasının önemli elemanlarından birisidir. Ürün kavramı, işletmelerin ya da kâr amacı olmayan örgütlerin müşterilerine arz ettikleri tüm sunumları içerir. “Fiyat”, modern pazarlama anlayışına göre yönetimin pazarlama çabalarında yararlanabileceği ve kontrolü altında tutabileceği bir araçtır. Ürünler, üretim noktasından itibaren değişik yoldan geçerek alıcılara ulaşır. Bu yollara pazarlama kanalları ya da “dağıtım” kanalları adı verilir. Pazarlama kanalları, pazarlama yönetimi için ürünü doğru yerde ve uygun miktarda bulunmasını sağladığından oldukça önemlidir. Pazarlama karmasının son grubu olan “tutundurma” ise işletme tarafından hedef pazara gönderilen ve alıcılarla iletişim kurmak ve hizmetlerle ilgi bilgi vererek işletme yararına gerekli diğer değişiklikleri sağlamaya yönelik mesajların iletilmesine ilişkin pazarlama çabalarıdır. Pazarlamada, pazarlama kararlarını etkileyen çevresel faktörler önemli rol oynamaktadır. Söz konusu çevresel faktörler “Makro Çevre Faktörleri” ve “Mikro Çevre Faktörleri” olarak iki başlık altında değerlendirilmektedir. Makro Çevre Faktörleri ; ekonomik çevre, demografik çevre, sosyal ve kültürel çevre, politik ve hukuki çevre, doğal çevre ve teknolojik çevre alt başlıkları altında ele alınmaktadır. Mikro Çevre Faktörleri ise “işletme içi” ve “işletme dışı” faktörler olarak ikiye ayrılır. İşletme dışı faktörleri tedarik kaynakları, rakipler, aracılar ve tüketiciler oluşturur. İşletme içi faktörler “pazarlama dışındaki faktörler” ve “pazarlama karması elemanları” şeklinde gruplanmaktadır.
Müze Pazarlaması
Müze sektöründe pazarlama ile ilgili yapılan ilk çalışmalardan biri Kotler ve Levy’nin (1969) “Pazarlama kavramını genişletmek” adlı makalesidir. Bu makalede araştırmacılar, “müzelerin sunması gerekenleri sunma biçimindeki başarısızlıkları” üzerinden müzelerin o zamanlar “soğuk mermer anıt mezarlar” olma ününün bir tür olup olmadığı sorusunu tartışmışlardır. Pazarlamanın müzelerdeki rolü üç ana dönemde kavramsallaşmıştır. Birincisi 1975-1983 yılları arasında Kuruluş Dönemi olarak kabul edilir. 1988-1993 yılları arası Profesyonelleşme Dönemi olarak adlandırılır. Üçüncü dönem ise 1994’ten günümüze değin süreci kapsayan Girişimcilik Dönemidir. Pazarlamanın müze sektörüne girmesi dört farklı faktöre bağlanabilir. 1. Birincisi, müzelerin büyümesi ve son yıllarda müzelerin çeşitlenerek çoğalmasıdır (Örneğin, 20. yüzyılın sonunda Birleşik Krallık‘ta yaklaşık 2500 müze ve galeri vardı). Devlet tarafından finanse edilen büyük kuruluşlar olan müzeler için bu durum önemli bütçeler ve geniş bir personel anlamına gelmektedir. 2. İkinci faktör finansmandır. Çünkü pazarlama artık gelir elde etmede önemli bir role sahiptir. Müzeler hükümet gibi geleneksel kaynaklar tarafından sağlananlara ek olarak, hükümet dışı kaynaklara yönelmek ve gelir akışlarını genişletmek zorunda kalmışlardır. 3. Üçüncü faktör, kültürel kurumların hızla çoğaldığı rekabet ortamında müze ziyaretçisi pazarının değişen zevklerinin dikkate alınması zorunluluğudur. Yeni bir toplumsal ve ekonomik düzenin devreye girmesiyle televizyon, internet ve sosyalleşme gibi “evde kalma davranışlarından” kültür ve eğitim faaliyetleri, eğlence faaliyetleri ile müzelerin de pazar payı için birbirleriyle rekabet hâlinde olmasına neden olmuştur. 4. Dördüncü faktör ise müze ziyaretçisini daha iyi anlama ihtiyacı olduğu söylenebilir. Bir kuruluşun istenen mal veya hizmeti sunmak için pazarını anlaması gerektiği fikri, herhangi bir pazarlama veya müşteri odaklı felsefede çok önemlidir. Ayrıca sosyal, politik ve ekonomik değişimler göz önüne alındığında, sektöründeki bu değişiklikler müzelerin nasıl çalışması gerektiği üzerinde derin bir etkisi olmuştur. Müze pazarlaması için önemli olan hizmet boyutları bulunmaktadır. Bunlar; eğitim, ulaşılabilirlik ve iletişim. Eğitim : Koleksiyonların ve sergilerin doğası ve kapsamı hakkında halkın eğitimi, tüm müze hizmeti ürününün merkezinde yer alır. Ana koleksiyonun kapsamı ve yelpazesi, ziyaretçilere sunulan hizmetin seçimi ve kalitesi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Ayrıca, özel sergilerin alaka düzeyi, “sıklığı ve kalitesi, özellikle yerel ve düzenli kullanıcılar tarafından tekrarlanan ziyaretler için bir müzenin çekme gücünün merkezinde yer alır. Ulaşılabilirlik: Müze hizmetinin erişilebilirliği, fiziksel tesislerin kullanım kolaylığını, temel ürünün ziyaretçiler için yakınlığını, farklı pazarlardaki tekliflerin çeşitliliğini ve müze hizmetlerinin mevcudiyetini içerir. Müzeler hem koleksiyonlar hem de farklı ziyaretçi gruplarına uygun hizmet sunumunun önemli yönleri açısından, örneğin okul grupları gibi farklı ilgi gruplarına yönelik farklı hizmetler, tekrar ziyaretçiler, turistler ve yeni ziyaretçiler. İletişim: Müze hizmetinin iletişim yönü, etkileşimlerin, eğlencenin ve yorumlamanın doğasını ve kapsamını içerir. Müze çalışanları ile ziyaretçileri arasında farklı noktalarda etkileşim ve rehberlik, ziyaretçinin deneyimine önemli katkılar sağlıyor. Müzeler 3 temel sorumluluğu yerine getirebilmek için stratejileri uygulamak zorundadır. Bu sorumluluklar şunlardır: • Toplumun nasıl düşündüğünü onların ihtiyaçlarına nasıl cevap verebileceğini bilmek, • Her tür duruma uyum göstermek, • Ziyaretçilerin ihtiyaçlarını, isteklerini, beklentilerini ve onları heyecanlandıran şeyleri daha iyi anlamak ve diğer müzelerde, eğlence endüstrisinde yenilenmeyi sağlamak.
Pazarlama Stratejileri
Müzeler, ziyaretçilerini anlamaya ve müze ziyaretini unutulmaz ve eğlenceli bir aktivite hâline getirmeye çalışmaktadırlar. Her müzenin sunacak ilginç bir şeyi vardır. Dolayısıyla pazarlama stratejileri ile ziyaretçiler, önceki yıllarda hiç katılımın olmadığı müze tarafından sağlanan bir etkinliğe aktif bir şekilde katılabilir. Yani uzun vadeli sonuçları olan stratejik pazarlama süreci dünyadaki her müze için gerekli bir plandır. Bu planlama ile müzelerin, ihtiyaçlarını belirlemesine, ziyaretçi çekmek için uygun önlemleri almasına ve kuruluşlarına fayda sağlayabilir. Ziyaretçilerin doğasını anlamak ve pazarlama stratejilerini uygulamak, ziyaretçi sayısı ve ziyaret kalitesi açısından müze performansını büyük ölçüde arttırmaktadır. Pazarlama stratejileri ise iki aşamalı olarak gerçekleştirilmektedir. Birinci hedef pazarın belirlenmesi, ikincisi ise pazarlama karmasının oluşturulmasıdır.
Hedef Pazarın Belirlenmesi
Her müze pazarını belirlemeli, analiz etmeli, bölümlemeli ve stratejisini ona göre ayarlamalıdır. Müze pazarında çok sayıda potansiyel hedef grup vardır. Ziyaretçi araştırması başlama noktalarından biridir. Yani önce izleyicilerini ziyaretçi ve ziyaret özelliklerine göre türlere ayırmak gerekmektedir. Bölümleme: Genel olarak tek bir işletme için pazarlar çok büyüktür. Bir pazar birçok bölümden oluşur. Pazarlar yaş, cinsiyet, gelir, eğitim, coğrafi, büyüklük, vb. değişkenlere göre bölümlere ayrılır. Müze pazarında bir bölümleme yaparak pazar potansiyeli, pazar bölümleme yoluyla incelenebilir. Müze ve sanat galerileri için pazarı şu şekilde bölümlere ayırabiliriz: Demografik Özelliklerine Göre Bölümleme (Nüfusun yaş ve cinsiyet, gelir düzeyi, coğrafi dağılım, eğitimi, etnik yapısı, sosyal sınıfı, yaşam stili, hane halkı yapıları pazarın demografik özelliklerini oluşturmaktadır. Bu demografik özelliklerdeki değişiklikler aktivitelerini etkilemektedir.) 1. Yaşam Tarzına Göre Bölümleme (Müze hangi yaşam tarzına sahip insanlara hizmet verecektir? sorusuna cevap aranmalı.) 2. Coğrafi Bölgelere Göre Bölümleme (Aynı ülkenin farklı bölgelerinde yaşayan insanları ya da yurt dışından gelen ziyaretçileri müzeye çekebilmenin yolu.) 3. Okullara Göre Bölümleme (İlköğretim, lise ya da sanat okulları öğrencileri pazarın büyük kısmını meydana getirmektedir.) 4. Özel İlgilenenlere Göre Bölümleme (Müze ziyaretiyle ilgilenenlerin bir bölümünü amatörce ya da profesyonel olarak özel ilgi duyan kesim oluşturmaktadır.)
Pazarlama Karması
Müze pazarlaması, yalnızca bir müzenin çalışır durumda kalmasına yardımcı olacak yeni fonlar bulmaya odaklanmaz. Müze pazarlaması, müzelerin yeni ziyaretçiler çekmesine ve mevcut ziyaretçilerini memnun ve tekrar ziyaret etmeye hevesli tutmasına da yardımcı olur. Müze pazarlamasında fiyatlandırma ikincil bir öneme sahipken, ilk kaygılardan biri, olası ziyaretçi sayısının nasıl artırılacağıdır. Pazarlama, ticari bir bağlamda doğan ve benimsenen bir uygulamadan daha fazlasıdır. Pazarlama aynı zamanda kuruluşun toplumdaki rolüne ve bunu daha iyi nasıl yerine getirebileceğine ilişkin bir felsefedir. Amerikan Pazarlama Birliği (www.marketingpower.com) tarafından önerilen kavramın en son tanımı şöyledir: “Pazarlama, müşteriler için değeri olan tekliflerin yaratılması, iletilmesi, sunulması ve değiş tokuşu için faaliyet, kurumlar dizisi ve süreçlerdir.” Bu tanım, pazarlamanın amaçlarının esas olarak ticari olmadığını, ilgili organizasyonun rolü ile sıkı bir şekilde ilişkili olduğunu vurgulamaktadır. Ürün Müze ürün/hizmet paketi, ziyaretçilerin deneyiminden edindikleri tüm izlenimlerin toplamıdır. Bir müze ürünü kabaca tarihi alan, binalar, bahçeler, tesisler, personel, erişilebilirlik, koleksiyonlar, sergiler, etkinlikler, vb. olarak anlaşılabilir. Yer ve Dağıtım Pazarlama dilinde “yer” ile “dağıtım” kavramları birbirinin yerine kullanılmış olup doğru ürünü, doğru zamanda, doğru yerde teslim etmek anlamına gelmektedir. Herhangi bir hizmeti başlatmak için müzelerin bulunduğu yerin doğasını ve hizmet vereceği hedef kişilerin konumunun doğasını bilmesi çok önemlidir. Müzenin asıl faydası ziyaretçilerine en yüksek düzeyde erişilebilirlik, uygunluk ve kolaylık sunmak için tasarlanmış olmasıdır. Fiyat Kâr amacı gütmeyen her kurum gibi müzeler de hayatta kalmak ve gelir elde etmek için çeşitli hizmetleri karşılığında fiyat talep edebilir. Fiyatlar hizmetin kalitesine uygun olmalıdır, aksi takdirde fazla fiyat, ziyaretçileri de caydırabilir. Geleneksel olarak fiyat, pazarlama karmasında tüketicinin satın alma davranışını etkileyen en önemli faktördür. Dolayısıyla karmanın diğer elemanlarını çok etkilemektedir. Tutundurma Bir müzenin hizmetlerinin ya da ürünlerinin tanıtımı olarak da tanımlanan tutundurma aynı zamanda ziyaretçiler ve kullanıcılar yani müze ve hedef kitle arasındaki iletişim biçimidir. İlişkilerin oluşturulması ve devam ettirilmesi için gerekli olan önemli pazarlama karması elemanı olan tutundurma ayrıca çalışanlar, fon temin edenler, bağışta bulunanlar, sponsorlar gibi diğer pazarlama faktörlerinin alt yapısının oluşturulması ve sürdürülmesi için de gereklidir. Tutundurma, pazarlama karmasının diğer elemanları ile uyum içinde düzenlenmesi gereken, kendi içinde de farklı özellikler taşıyan tutundurma karması olarak adlandırılan elemanlardan oluşur. Sunuş Günümüzde farklı yaratıcı gösterimler yorum yöntemleri arttığı için fiziksel delil olarak da adlandırabileceğimiz sunuş, bir değişken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir araştırma enstitüsü olan müzeler, anlam ve ilişkileri iletmeyi uygun mekânlarda, iyi derecede bilgilendirilmiş bir topluma sunmayı tercih etmektedir. İnsanlar İnsanları, ziyaretçiler ya da çalışanlar olarak tanımlayabiliriz. Müze, hizmet vereceği kişilerin veya ziyaretçilerin taleplerini bilmiyorsa, tüm pazarlama çabası yatırım boşa gidecektir. Dolayısıyla ziyaretçilerinin müzede karşılaştıkları insanlar, müzelerde sunulan objeler kadar önemlidir. Bütün müze personelinin görünüşü, tutumları, davranışları ve motivasyonu müzede sergilenen eserler ile birlikte ziyaretçilerin gözünün önündedir. Ziyaretçilere gösterilen ilgi başarılı bir müzenin kalite işareti sayılmaktadır.