AÖF Soru Bankası

Türkiye'nin Somut Olmayan Kültürel MirasıÜnite 4 Özeti

Gösteri Sanatları

KMT103U-TÜRKİYE’NİN SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASI

Ünite 4: Gösteri Sanatları

Giriş

2003 Sözleşmesi kapsamında oluşturulan İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi (İSOKTL) ve Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne kayıtlı birçok unsur, gösteri sanatları başlığı altında değerlendirilir.

SOKÜM Sözleşmesi ve Gösteri Sanatları: Tanımlar, Sınıflandırmalar

Gösteri sanatları başlığı altında kültürel pek çok unsur vardır. Bu unsurlar oldukça geniş bir yelpazede şekillenir. Müzik, dans, tiyatro performanslarından, pandomim, hikâye anlatıcılığı, âşık sanatı, kukla gösterilerine kadar uzanan ve insan yaratıcılığının en güzel örneklerini içeren pek çok unsur Sözleşme içinde gösteri sanatları başlığı altında değerlendirilir. Geleneksel gösteri sanatları Sözleşme’de “toplulukların, grupların, kimi durumlarda bireylerin kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar” (Madde 2) şeklinde tanımlanan somut olmayan kültürel mirasın sosyal hayatla bütünleşmiş görünen yüzlerinden biridir. Dans, ritim, kostüm, jest ve mimikler, çalgı yapım teknikleri, kukla yapım teknikleri gibi eğitim ve aktarıma olanak sağlayan alanları gösteri sanatlarını bir istihdam alanına da dönüştürmüştür. Gösteri sanatlarını icra edenlerin büyük bir kısmı için bu aynı zamanda bir istihdam alanıdır. Bu yönüyle de sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile ilişkilendirilebilir. Gösteri sanatları insanları bir araya getirip eğlenme ve eğlenirken öğrenmeyi hedefleyen unsurlardır. Topluluk, grup ve bireylerin bir araya gelerek eğlenmeleri kimlik ve aidiyet duygularını güçlendiren bir etkiye sahiptir. Bu sanatların icrası topluluk olma bilincini pekiştirir. Kuşaktan kuşağa genellikle usta çırak ilişkisi ile aktarılan bu unsurların bir diğer özelliği ise köklerini arkaik tören, ritüel ve mitlerden almasıdır. Bu da güçlü bir kök ve ata kültürlerle bağlantılı olması anlamına gelir. Bu nedenle gösteri sanatları somut olmayan kültürel miras alanları içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye’nin somut olmayan kültürel miras unsurlarına dair sunduğu adaylık formlarındaki verilere göre Mevlevi Sema Törenleri (2008), Meddahlık Geleneği (2008), Karagöz (2009), Âşıklık Geleneği (2009), Geleneksel Sohbet Toplantıları (2010), Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah (2010), Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali (2010), Mesir Macunu Festivali (2012), Nevruz (2016), Bahar Bayramı Hıdırellez (2017), Dede Korkut-Korkut Ata Mirası: Kültürü, Efsaneleri ve Müziği (2017), Nasreddin Hoca/Molla Nesreddin/Molla Ependi/Apendi/Afendi Kozhanasyr Fıkra Anlatma Geleneği (2022) olmak üzere 12 unsuru doğrudan ya da dolaylı olarak gösteri sanatlarıyla ilişkilidir. İnsanlığın somut olmayan kültürel mirası temsilî listesine kaydedilen bu unsurlar dışında halk müziği, halk oyunları ve halk tiyatrosu gibi daha pek çok geleneksel unsur bulunmaktadır.

Müzik, dans ve anlatılar yerel özellikler barındırmak ile birlikte evrensel nitelikler de taşırlar. Ritüeller, festivaller ya da sözlü geleneklerle iç içe geçen gösteri sanatları somut olmayan kültürel mirasın önemli bir parçasıdır. Bu nedenle

gösteri sanatlarının bağlamı da çeşitlilik gösterir. Gösteri sanatları kutsal ve dinî alanlardan, klasik ve popüler alana ya da iş ve eğlence hayatına kadar çeşitli bağlamlarda kendine yer bulur. Ayrıca gösteri sanatlarının politik ya da ekonomik boyutları da vardır. Kimi zaman bir milletin tarihîni anlatabilir, kahramanlıklarını dile getirebilir. Kimi zaman da mevsimlik ve tarımsal uygulamalarla eş zamanlı icra edilir. Bunların yanı sıra bu unsurlar ekonomik değer de içerir. Unsurun icracıları sergiledikleri gösteriler sayesinde geçimlerini sağlarlar. Ayrıca sosyal hayatımızın önemli geçiş aşamaları olan doğum, düğün, ölüm gibi alanlarda da görülür. Gösteri sanatları için yaşamsal olan dans ise beden ve ruhun bütünlüğünü sağlayan ve müzik eşliğinde icra edilen karmaşık bir yapıdır. Düzenli bedensel hareketler bütünü olarak tanımlansa da dans ruhsal yönüyle de karşımıza çıkar. Dansın ritmik hareketleri genellikle arkasında ruhsal, duygusal ve sosyal bir anlam dünyası içerir. Geleneksel kültürde belirli bir duygu durumunu, topluluk tarafından önemsenen bir olayı ya da toplumu derinden etkileyen bir doğa olayı dans figürleriyle anlatılır. Bunun bir nedeni de dansın getirdiği ruh ve beden bütünlüğünün o olayı ya da duygunun hatırlanması içindir. Geleneksel kültürün yaşaması gelecek kuşakların bu kültürü hatırlaması ile mümkündür. Dans bu anlamda önemli bir hatırlatıcıdır. Dans aracılığıyla arkaik dönemlerin av sahnelerini, kutsal birleşme ve üreme ritüellerini ya da bir kahramanın canavarı alt ediş hikâyelerini gelecek kuşaklara aktarmak olasıdır. Gösteri sanatlarının önemli bir parçası da tiyatro gösterileridir. Geleneksel tiyatro gösterilerinde oyunculuk, dans, şarkı söyleme, müzik, diyalog, hitabet, doğaçlama gibi unsurlara rastlanır. Geleneksel tiyatro formaları insanın sahnede olması ya da insanın bir başka unsurla birlikte sahne alması şeklinde olabilir. Örneğin gölge tiyatrosu, kukla, pandomim ve ibiş gibi türler icracının perde arkasında ya da geri plandaymış hissi yarattığı gösteri sanatlarındandır. Geleneksel halk tiyatrosunun izleyicisi için tiyatro yalnızca eğlenme aracı olarak görülmez. İzleyicinin tiyatronun bir parçasına dönüştürüldüğü bu tür geleneksel formlarda seyirci aynı zamanda oyuncudur. Bu da geleneksel tiyatroyu halkın gelenek ve göreneklerine, inanış ve yaşayışlarına yaklaştırır. Dolayısıyla bu yalnızca bir gösterim olmaktan çıkar. Tiyatro yaşamın pek çok alanına yansır. Sözleşme’de kültürel ifade ve uygulamalarla ilişkili nesne, araç ve gereçlerle birlikte bu uygulamaların icra edildiği mekânlar kültürel miras tanımı içinde yer alır. Gösteri sanatlarının bir parçası olan bazı nesneler de bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Gösteri Sanatlarının Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ndeki Güncel Durumu

Somut olmayan kültürel miras listelerinde farklı ülkelere ait gösteri sanatlarıyla ilgili unsurlar bulunmaktadır.

Hindistan’a ait Kalbelia folk songs and dances of Rajasthan adlı unsur Temsilî Liste’ye 2010 yılında kaydedilmiştir. Bu unsur, Hindistan’daki Kalbelia topluluğunun yaşam


tarzının ifadesidir. Bu dansta siyah etekli kadınlar bir yılanın hareketlerini taklit edip dans ederken, erkekler onlara khanjari vurmalı çalgısı ve poongi ile eşlik ederler. Kalbelia şarkıları, mitolojik bilgiyi hikâyelerle aktarırken dansçılar geleneksel dövme tasarımları, mücevherler ve küçük aynalar ve gümüş ipliklerle zengin bir şekilde işlenmiş giysiler giyerler.

Gösteri sanatlarına örnek olarak gösterebileceğimiz bir diğer unsur ise Japonya’ya adına İSOKTL’ne 2011 yılında kaydedilen Kumiodori, traditional Okinawan musical theatre adlı unsurdur. Kumiodori, Okinawa adalarında bulunan bir Japon performans sanatıdır. Geleneksel Okinawa müziğine ve dansına dayanır, ancak aynı zamanda Nogaku veya Kabuki’den de ögeler içerir. Kumiodori dramaları, geleneksel üç telli bir çalgı eşliğinde yerel tarihî olayları veya efsaneleri anlatır. Cümleler, geleneksel şiire ve Ryukyu ölçeğinin ayırt edici tonlamasına dayanan belirli bir ritme sahiptir ve Okinawa’nın eski dilinde icra edilir. Oyuncuların fiziksel hareketleri, antik Okinawa’nın geleneksel ritüellerinde bir pythoness’i çağrıştırır. Tüm parçalar erkek oyuncular tarafından oynanır ve sahnede kullanılan kuaförlük, kostüm ve dekorasyon yöntemlerinde Okinawa’ya özgü teknikler görülebilir. Sadakat ve evlatlık görevi temalarını vurgulayan klasik eserlere ek olarak, modern temalar ve koreografi ile ancak geleneksel Kumiodori tarzını koruyan yeni dramalar üretilmiştir.

Gösteri sanatlarının bir diğer taziye geleneği ise 2010 yılında İran asına İSOKTL’ne Ritual dramatic art of Ta‘zīye adıyla kaydedilmiştir. Ta’zīye, dinî olayları, tarihî ve efsanevi hikâyeleri ve halk hikâyelerini anlatan ritüel bir dramatik sanattır. Her performansın dört unsuru vardır: şiir, müzik, şarkı ve hareket. Bazı performanslar, tarihî, dinî, politik, sosyal, doğaüstü, gerçek, hayali ve fantezi karakterlere bölünmüş yüze kadar role sahiptir. Her ta’zīye draması bireyseldir, kendi konusu, kostümü ve müziği vardır. Sanatçılar her zaman erkektir, kadın rolleri erkekler tarafından oynanır ve çoğu, hayatlarını başka yollarla kazanan ama manevi ödüller için performans gösteren amatörlerdir.

Dünyada gölge oyunları temsilleri de çeşitlilik göstermektedir. Ülkemiz adına Temsilî Liste’ye kaydedilen Karagöz’e oldukça benzer bir unsur da Çin Halk Cumhuriyeti adına İSOKTL’sine 2011 yılında kaydedilen Çin gölge tiyatrosu geleneğidir. Listeye Chinese shadow puppetry adıyla kayıtlı olan bu unsur gölge kuklalarının hayal perdesinde canlandırılmasını içerir. Çin gölge kuklası, deri veya kâğıttan yapılmış renkli silüet figürlerinin müzik ve şarkı eşliğinde oynadığı bir tiyatro türüdür. Kuklacılar tarafından çubuklar kullanılarak manipüle edilen figürler, arkadan aydınlatılan yarı saydam bir kumaş ekranda hareketli görüntüler yanılsaması yaratır. Birçok yaşlı gölge sanatçısı, sözlü olarak aktarılan veya yazılı olarak bulunan düzinelerce geleneksel oyun oynayabilir. Doğaçlama şarkı söyleme, falsetto, birkaç kuklanın aynı anda manipüle edilmesi ve çeşitli müzik aletleri çalma gibi özel tekniklerde ustalaşırlar. Birçok

kuklacı, on iki ila yirmi dört hareketli eklemi olabilen kuklaları da oyar. Gölge oyunları, yedi ila dokuz kişilik büyük topluluklar ve yalnızca iki ila beş kişilik daha küçük topluluklar tarafından, öncelikle eğlence veya dinî ritüeller, düğünler ve cenazeler ve diğer özel günler için gerçekleştirilir. Bazı kuklacılar profesyonelken, diğerleri gevşek tarım mevsimlerinde performans gösteren amatörlerdir.

2008 yılında İSOKTL’ne Japonya adına kaydedilen geleneksel ve popüler kültürel anlatım biçimi olan Nogaku Tiyatrosu; gösteri sanatı niteliği taşıması, dans, müzik, tiyatro gibi unsurları içinde barındırması açısından önemli bir konumdadır. Nogaku Tiyatrosu Japon tiyatrosunda ezgili, danslı, dinsel niteliği olan eski bir oyun biçimidir. 14. yüzyılda geleneksel Çin sanatından ve geleneksel Japon halk oyunlarından yaptığı alıntılarla Japon tiyatrosunun içinde şekil alan Nogaku, başkarakterlerin duygularının ve düşüncelerinin bir ifadesi olan ağır başlı ve gösterişli dansların eşlik ettiği, Japon edebiyat klasiklerinin şiirsel dille sahneye uyarlanmış hâli olarak başlamıştır

Slovakya ve Çekya’daki topluluklar için kukla tiyatrosu, yalnızca popüler bir geleneksel eğlence biçimi değil, aynı zamanda dünya vizyonunu aktarmanın bir yolu ve ahlaki değerler içeren bir eğitim aracıdır. 2016 yılında İSOKMTL’sine Puppetry in Slovakia and Czechia adıyla kaydedilmiştir. Karakterleri gerçek veya hayali olan kuklalar, çoğunlukla tahtadan yapılmış ve çeşitli yöntemlerle canlandırılmıştır.

2016 yılında Slovenya adına İSOKMTL’ne Škofja Loka passion play adıyla kaydedilen toplumsal katılım oranı yüksek bir gösteri sanatları unsurudur. Slovenya’nın Škofja Loka kentinde, Lent ve Paskalya sırasında şehrin ortaçağ merkezinin sokaklarında 900’den fazla yerel sanatçının katıldığı bir halk oyunu alayı olarak gerçekleştirilir. Bir Capuchin keşişinin eski eserlerine dayanan bu oyun, Eski Ahit ve Yeni Ahit’ten izler taşır. Yazıldığı dönemin lehçesinde oynanan oyun, bir dizi mekânda geçmektedir. Oyuncuların yanı sıra topluluktan 400 gönüllü daha oyunun prodüksiyonuna katılır. Škofja Loka Passion Play sadece altı yılda bir gerçekleştirilir. Yerel kimliğin önemli bir parçası olarak kabul edilir.

2019 yılında Nijerya adına Kwagh-Hir theatrical performance başlığıyla İSOKML’ne kaydedilen Kwagh- Hir tiyatro performansı hem görsel hem de kültürel olarak eğitici bir gösteriyi kapsayan karma bir sanat formudur. Tam bir tiyatro biçimi olarak Kwagh-hir, Tiv halkının gerçekliğini ifade etmek için kuklacılık, maskeli balo, şiir, müzik, dans ve hareketli anlatıları birleştirir. İnsanların günlük mücadeleleri, özlemleri, başarıları ve başarısızlıkları yaratıcı dramatizasyon yoluyla ifade edilir.

Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi altındaki listelerden biri de Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’dir. Bu listeye kayıtlı gösteri sanatlarına ilişkin unsurlar da bulunmaktadır. Bu unsurlardan biri 2011 yılında İran adına Naqqāli hikâye


anlatma geleneğidir. Daha çok meddah tarzı bir anlatıma sahip olan anlatıcılar tarafından icra edilir. Taşıyıcısı oldukça az olduğu için Acil Koruma Listesi’ne kaydettirilen Nakqāli, İran İslam Cumhuriyeti’ndeki en eski dramatik performans biçimidir ve mahkemelerden köylere kadar toplumda uzun süredir önemli bir rol oynamıştır.

Acil koruma gerektiren somut olmayan kültürel miras listesine kayıtlı bir başka unsur da Çin Halk Cumhuriyeti adına Meshrep ismiyle kaydedilmiştir. Geleneksel sohbet toplantılarına benzer biçimde yapılandırılmış Uygurlar arasında yaygın olarak uygulanan Meshrep, Uygur geleneklerinin en önemli kültürel unsurlarından biridir. Tam bir Meshrep etkinliği, müzik, dans, drama, halk sanatları, akrobasi, sözlü edebiyat, yemek ve oyun gibi zengin bir gelenek ve performans sanatları koleksiyonunu içerir. Uygur makamı, şarkı, dans ve eğlenceyi bütünleştiren etkinlikte yer alan en kapsamlı sanat formudur. Meshrep, hem ev sahibinin çatışmalara aracılık ettiği ve ahlaki standartların korunmasını sağladığı bir “mahkeme” olarak hem de insanların geleneksel unsurları öğrenebilecekleri bir okul işlevi görmektedir.

Uluslararası Listelerde Türkiye’nin Gösteri Sanatları Unsurları

Daha önce de belirtildiği üzere Türkiye’nin UNESCO SOKÜM listelerine kayıtlı toplam 25 unsuru bulunmaktadır. Bu unsurlardan 12 tanesi bir şekilde gösteri sanatları ile ilişkilidir.

Meddahlık

2008 yılında İSOKMTL’ne kaydedilen bir unsur olan Meddahlık anlatım esasına dayalı bir gösteri sanatıdır. Meddahlık, meddah adı verilen tek bir hikâyeci tarafından icra edilen bir geleneksel tiyatro türüdür. Geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Meddahlar sadece hikâye anlatmaz aynı zamanda anlattıkları hikâyelerle toplumu aydınlatmayı da hedeflerler. Günümüzde ise meddahlık yerini daha çok kafe, tiyatro salonları, okul ve müzelerde kendine yer bulan bir sanat dalıdır. Arapça maddah kelimesinden “övmek” için alınan meddah terimi, “hikâyeci” olarak tercüme edilebilir. Meddah, popüler romanslar, efsaneler ve destanlardan oluşan bir repertuvardan şarkılar ve komik hikâyeler seçer ve malzemesini belirli mekâna ve dinleyiciye göre uyarlar. Bununla birlikte, performansın kalitesi büyük ölçüde hikâye anlatıcısı ile seyirciler arasında yaratılan atmosferin yanı sıra meddahın genellikle güncel olaylarla ilgili taklitleri, şakaları ve doğaçlamaları bütünleştirme becerisine bağlıdır.

Karagöz

Karagöz; deve veya manda derisinden yapılan ve tasvir adı verilen insan, hayvan veya eşya şekillerinin çubuklara takılıp arkadan yansıtılan ışıkla beyaz perde üzerinde hareket ettirildiği bir gölge oyunu türüdür. Küşteri meydanı olarak anılan Karagöz perdesinin ismi Şeyh Küşteri isimli tarihî bir simaya dayandırılmaktadır. Karagöz, sanatçının performansına dayalı bir gölge oyunu olup Karagöz ve

Hacivat arasında geçen karşılıklı diyaloglar ve atışmalara dayanır. Bu diyaloglarında sıkça mizah unsurlarına rastlanır. Komik unsurlar dil şaşırtmacaları, kelime tuzakları, dans ve tuhaf bedensel hareketlerle perçinlenir. Oyunlar dört bölümden oluşur. Karagöz oynatan sanatçıya hayalî denir. Karagöz sanatında usta çırak ilişkisi önemlidir. Karagöz sanatçıları yeni oyunları yaratma ve halkın ihtiyaçlarını belirlemede önderlik etmiş yazar, yönetmen, müzisyen, oyuncu ve tasvir yapımcısı kimliklerini birleştiren çok yönlü sanatçılardır. Bu sanatçılar oyunlardaki bütün tipleri ve müzikleri tek başına seslendiren, oyunları izleyici kitlesine göre doğaçlama olarak değiştirebilen, tasvirlerini kendi yapmaktadırlar. Hayalî’nin yanındaki çırağa “yardak” denir. Bu yardımcının eğitimi, tasvirlerin çubuklara takılması ile başlar ve yardağın oyun oynatabilecek niteliğe erişmesine kadar devam eder. Eskiden kahvehanelerde, bahçelerde, sünnet düğünlerinde, evlerde, açık alanlarda oynatılan Karagöz, günümüzde genellikle sahnelerde oynatılmaktadır. Bununla birlikte, Karagöz’ün açık ve kapalı alanlarda oynatılabilir olması sebebiyle karagöz gösterilerinin kamusal hayatın farklı alanlarında gerçekleştirilebildiğini de görmek mümkündür. Özellikle Ramazan ayında yapılan gösteriler, hâlâ canlılığını korumaktadır. 1990 yılında kurulan Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği Türkiye Millî Merkezi, Karagöz’ün gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayacak, üyelerinin ve Karagöz sanatçılarının Karagöz’e dair bilgilere ulaşabilecekleri bir ağ oluşturmuştur.

Âşıklık Geleneği

Köklü bir geçmiş ve sayısız icra biçimleriyle kültürel belleğin, çeşitliliğin ve zenginliğin önemli bir ifadesi olan ‘Âşıklık Geleneği’, şiiri, müziği ve hikâye anlatımını içeren çok yönlü bir sanattır. Aşıklık geleneğinin en önemli niteliği, döneminin yaşayış ve hayata bakış tarzını, etik ve estetik değerlerini yansıtarak geniş halk kitlelerine hitap edebilmesidir. Âşıklığın ozan-baksı edebiyatı olarak adlandırılan Türk destan anlatım geleneğine dayandığı ve Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra ortaya çıkan tasavvufi düşünce ile Selçuklu ve Osmanlı yaşamı biçimi ve kabullerinin bu geleneği şekillendirdiği söylenebilir.

Ulusal Envanterde Gösteri Sanatları ve SOKÜM Unsurları

192 adet olarak sıralanan ulusal envanterde yer alan unsurlar dikkatle incelendiğinde sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir kültür turizmi, sürdürülebilir istihdam alanları bağlamında değerlendirilebilecek pek çok unsurla karşılaşılır.

Geleneksel Sirk Sanatları

Ulusal envanterde yer alan neredeyse unutulmaya yüz tutmuş bir kültürel miras unsuru olan Geleneksel Sirk Sanatları Türk seyirlik sanatların bir türü olan Halk Tiyatrosu Geleneği içindeki, “sözsüz” oyunlar kapsamında bir seyirlik sanat türüdür.


Orta Oyunu

Ulusal envanterde yer alan ve halk arasında nadir de olsa yaşatılan orta oyunu yuvarlak, çepeçevre seyircilerle kuşatılmış bir alanda oynanır. Bu çeşit oyun yerlerine başka ülkelerde çeşitli çağlarda rastlanır. Orta oyununun iki temel tipi Pişekâr ve Kavuklu’dur. Araştırmacılar Orta oyununun İtalya’da oynanan “Commedia Dell Art”a benzediği de söylemektedirler. “Arte Oyunu”nu değiştirip orta oyunu demişlerdir. Orta oyunu 19. yüzyıl boyunca oluşurken, Batı tiyatrosunun da Türkiye’ye yerleşmesi aynı yıllara rastladığı için, burada orta oyununun gelişmesini zorlaştıran bir durum doğmuştur. Orta oyunu daha çok doğaçlamaya, yaratıcılığa ve söz sanatına dayalı olduğundan elde bulunan metinleri azdır.

Gösteri Sanatları, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Risk Alanları

SKH’nin onaylandığı karar metni incelendiğinde teorik altyapısı barış ve yoksulluğun ortadan kaldırılması için küresel bir farkındalık yaratılması, her birimin kapasitenin arttırılması ve her bir hedefin bireyden evrensele uygulama alanlarının kapsayıcı olması gerektiğidir. Ayrıca metinde iş birliği içinde hareket eden tüm ülke ve paydaşların bu planı uygulayacakları da belirtilmesine karşın hükûmetler üzerinde bir yaptırımı ve kontrol mekanizması yoktur. Metinde sürdürülebilir kalkınma olgusu evrensel barışı sağlamlaştırmak için insan, gezegen, refah, barış ve iş birliği eylem planı olarak görülür ve sorun sosyal, çevresel ve ekonomik boyutlarıyla ele alınır. Eylem planını gerçekleştirmek üzere 17 hedef ve 169 alt hedef belirlenmiştir. Amacı gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak olan SKH, SOKÜM Sözleşmesi’nde sıkça vurgulanan kültürün kuşaktan kuşağa aktarılma gerekliliğiyle örtüşür. Özünde döngüsel bir kalkınma modeli olarak görülebilecek hedefler toplumların yerel bilgi ve duyarlılıklarını gözetmeksizin sosyal çevresel ve ekonomik dinamikleri görmeksizin başarılı olamayacaktır.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile SOKML’lerindeki gösteri sanatları unsurları arasında sıkı bir ilişki vardır. Örneğin Kore Cumhuriyeti adına kayıtlı “Jultagi, tightrope walking” adlı unsur SKH’nin nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, barış ve adalet gibi hedefleriyle ilişkilidir. 2011 yılında temsilî listeye eklenen bu unsurda ip cambazlığı, müzik ve çeşitli diyaloglar bulunmaktadır. İp cambazı daha basit becerilerle başlar, yavaş yavaş daha zor akrobasi hareketlerine geçer ve birkaç saat sürebilen bir performansta kırk kadar farklı ip tekniği sergiler. Bugün Kore’de bu unsurun korunması için oluşturulmuş bir sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır ve bu kuruluşun merkezinde olduğu eğitim faaliyetleri yürütülmektedir. Bu unsur için iki tür eğitimden bahsedilebilir. Ustaların uygulayıcıları eğittiği ve öğrencileri çırak olarak aldığı eğitim, diğeri ise deneyim dersleri ve yaz kampları gibi çeşitli biçimler alan halk eğitimi. Bu da bu unsurun “nitelikli eğitim” başlıklı sürdürülebilir kalkınma hedefiyle ilişkisini açıklamaktadır. Bir yandan deneyime dayalı uygulama eğitimleri diğer yandan ise okul eğitiminin bir

arada yürümesi SOKÜM Sözleşmesi’nin okul içi ve okul dışı eğitim felsefesini de desteklemektedir.

Kültürel unsurların yalnızca rakam ve yüzdelerle anlatılmaya çalışılarak bağlamından kopartılması, aşırı ticarileştirilmesi, tek tipleştirilerek tüketim nesnesine dönüştürülmesi, bir nostalji nesnesi gibi sergilenerek müzeifikasyona uğraması, dondurulması gibi risk alanlarıyla karşı karşıya getirebilir. SKH ve somut olmayan kültürel miras arasındaki paradoksal durumlardan biri de sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında kültürün olmamasına karşın kültür penceresinden bakıldığında her hedefin kültürden bağımsız düşünülemeyeceğidir. SOKÜM unsurlarının sürdürülebilir kalkınma alanında kullanılması esnasında karşılaşılabilecek riskler her zaman akılda tutulmalıdır. SOKÜM unsurlarının sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik yönünde hizmet edebileceği açıktır ancak bu durum çoğu zaman bıçak sırtında yürümeye benzer. Örneğin bir bölgenin hasat şenliklerinin aşırı turistikleştirilerek bir tüketim festivaline dönüştürülmesi bölgedeki biyolojik çeşitliliğe zarar vererek çevresel bir felakete dönüşmekle kalmaz aynı zamanda hasat şenliklerinin binlerce yıldır insanlık için önemli olan ritüelistik boyutunu da tahrip edebilir. Bu nedenle SOKÜM unsurlarının ticari ve turistik amaçlarla sürdürülebilir kalkınmaya hizmet etmesi konusu hassas bir konudur. SOKÜM listelerinde gösteri sanatları önemli yer tutmaktadır. Gösteri sanatları unsurlarının büyük kısmı festivaller içinde yaşatılmaktadır. Bu festivallerin pek çoğu geçmişte üreme/yeniden doğum ritüelleri oldukları ve gösteri sanatları unsurlarını barındırdıkları hâlde günümüzde bu işlevlerini yitirerek turistik bir tüketim nesnesine dönüşmüşlerdir. Bu, aynı zamanda festivale katılan turistik ritüel uygulayıcıları ya da sözde miras taşıyıcıları ile festivali izlemek için gelen kalabalık arasındaki mesafeyi büyütür. Örneğin 2016 yılında Valencia Fallas Festivali buna örnek olarak gösterilebilir. Bu festival geçmişteki ritüelistik anlamını yitirmiş ve tamamıyla ticari ve turistik bir eğlence biçimine dönüşmüştür. SOKÜM Sözleşmesi’nin Hükûmetlerarası Komite toplantılarında ortaya çıkan raporlarda ticari olarak uygulanan, bağlamından kopartılarak farklı mecralarda icra edilen ritüel ve uygulamalarla, gerçek ritüel ve uygulamalar arasındaki farkın belirlenmesinin önemi dile getirilmiştir. SOKÜM unsurlarının bazı zamanlarda turistik gösteri amaçlı kullanıldıkları, belirli bir ölçüde bunun kabul edilebilir olduğu vurgulanır. Bu tür durumlarda ise dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta uygulamayı yapan kişilerin ücretli çalışan olup olmadıkları ücretlilerse uygulamalarının karşılığını tam olarak almaları gerektiği ifade edilmiştir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında
KMT103U Ünite 4 Özeti — Türkiye'nin Somut Olmayan Kültürel Mirası | AÖF Soru Bankası