İŞY204U-KÜÇÜK İŞLETME YÖNETİMİ
Ünite 2: Küçük İşletmeleri Etkileyen Günümüz Çevre Koşulları
Giriş
Küçük işletmeler, ülke ekonomilerinin ve toplum yaşamının temel taşını oluşturmaktadır. İstihdamı, girişimciliği, yenilikçiliği artırarak ve yoksulluk düzeyini azaltarak ekonomik kalkınmaya aracılık ederler. Bu nedenle küçük işletmelerin günümüz çevre koşullarında hayatta kalabilmeleri toplumsal kalkınma açısından çok önemlidir. Çevresel koşullar ise sürekli değişim içindedir ve bu değişimler, küçük işletmeler üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Bu etki sadece küçük işletmelerle ilişkili bir konu değildir. Hangi büyüklükte olursa olsun işletmelerin içinde bulunduğu çevreler söz konusu olduğunda ilk vurgulanan nitelik “hızlı değişim”dir. Günümüzde küresel anlamda öngörülemez nitelikte bir değişimin varlığı söz konusudur. Küçük işletmelerin de varlığını sürdürebilmeleri için bu “hızlı değişen” çevrede “nelerin” değiştiği ve bunların işletme üzerindeki etkileri konusunda farkında olmaları beklenir.
Küçük İşletmelerin Genel Çevresi
Çevre, işletmelerin faaliyetlerini ve sürekliliklerini etkileyen, işletmenin hem içindeki hem de dışındaki faktörlerden oluşan bir yapıdır. Tüm bu faktörlerin toplamı işletmenin genel çevresini oluşturmaktadır. Genel çevre temelde yedi boyutta sınıflandırılmaktadır:
Politik Çevre: İşletmenin faaliyette bulunduğu ülkede resmi otoriteler ve bunlara bağlı diğer organizasyonların siyasi faaliyetleri sonucu oluşan ortamdır.
Yasal Çevre: Politik çevreyi oluşturan aktörlerin çıkardıkları yasalar, yönetmelikler ve diğer düzenlemelerinin oluşturduğu kurallar ortamıdır.
Ekonomik Çevre: Toplumun ihtiyaçlarının karşılanması için mal ve hizmetlerin üretildiği, tüketildiği, kaynakların ve gelirlerin bölüşüldüğü ortamdır.
Sosyokültürel Çevre: İnsanların değer yargıları, tutumları, davranış biçimlerini, kültürel alışkanlık ve yaşam biçimlerini oluşturan ortamdır.
Demografik Çevre: İşletmenin faaliyette bulunduğu çevredeki nüfusun yapısı, özellikleri vb. unsurlardan oluşan ortamdır.
Teknolojik Çevre: Yeni bilgilerin yaratıldığı, bu bilgilerle yeni ürün ve süreçlerin geliştirildiği ve değiştirildiği ortamdır.
Uluslararası Çevre: İşletmenin faaliyette bulunduğu ülke dışındaki yabancı ülkelerde oluşan fırsat ve tehditlerin oluşturduğu ortamdır.
Çevreyle ilgili yukarıdakilerden farklı sınıflandırmalar da mevcuttur. İşletmenin yakın ve uzak çevresi bunlardan biridir. Bu sınıflandırmaya göre yakın çevre, mikro veya ulusal çevre olarak da anılmaktadır. İşletmenin yakın çevresini müşterileri, çalışanları, tedarikçileri, hissedarları, rakipleri gibi paydaş grupları oluşturur. Bu paydaş gruplarının ise işletmeler üzerindeki etkisi çok büyüktür.
Uzak çevre ise işletmenin makro çevresi olarak da anılmakta; kanuni ve siyasi çevre, sosyal ve kültürel çevre, ekonomik çevre, tabi çevre, global çevre, bilimsel ve teknolojik çevre gibi boyutlardan oluşmaktadır. Bu boyutlarda ortaya çıkan değişimlerin de işletmeler üzerindeki etkisi çok büyüktür.
İş çevresi de işletme çevresi denildiğinde akla gelen sınıflandırmalardan biridir. Bu sınıflandırmaya göre işletmenin sınırlarının dışındaki tüm aktörler (rakipler, müşteriler, devlet, tedarikçiler vb.) kararları, uygulamaları, kurallarıyla bu çevrenin sınırlarını oluşturmaktadır. İş çevresi de kendi içinde çeşitli sınıflandırmalara ayrılmaktadır. Bu çevre kimi zaman makro ve rekabet çevresi olarak iki ana gruba; kimi zamansa uzak çevre, endüstri çevresi ve rekabet çevresi olarak üç ana gruba ayrılarak sınıflandırılmaktadır.
Yukarıda sıralanan farklı çevre sınıflandırmaları bir bütün olarak genel çevreyi oluşturmakla birlikte işletmenin genel çevresi temelde işletmenin iç çevresi ve dış çevresi olmak üzere iki ana gruba da ayrılabilmektedir. Dış çevre, küçük işletmenin sınırları dışındaki her şeydir. İşletmenin sınırları dışındaki bu güçler, temelde tüm kurumlar ve insanlardan oluşur. İşletmenin biraz daha yakından ilişkili olduğu müşteriler, tedarikçiler, danışmanlar, medya, hükümet, ticaret ve meslek birlikleri, tüketici grupları, çevre grupları, finans kuruluşları, çıkar grupları ve benzeri paydaş grupları da işletmenin dış çevresini oluşturur. İç çevre ise temelde işletmenin sahipleri, yöneticileri, çalışanları ve yönetim kurulu üyeleri dahil olmak üzere bir işletmenin sınırları içindeki insanlar ve gruplardan oluşur.
Dış Çevrenin Küçük İşletmeler Üzerindeki Etkileri
Dış çevre, küçük işletmelerin müdahale edemeyecekleri çok sayıda değişken ve dinamikle çevrilidir. İşletme yöneticilerinin kaynağını kontrol edemeyeceği bu dinamikler, küçük işletmelerin başarısızlığa uğrayacağı sonuçlara yol açabilmektedir. Kimi araştırmalar, bu ilişkiyi ortaya koyan sonuçlara sahiptir. Buna göre dış çevredeki enflasyon, yüksek vergiler ve faiz oranları, haksız rekabet koşulları, devlet desteğinin eksikliği vb. sorunlar; küçük işletmelerin başarısızlığı üzerinde etkili bir rol oynamaktadır. Bu etkileri anlaşılabilir kılmak için ünitenin bu bölümünde, küçük işletmelerin başarısı ya da başarısızlığı üzerinde etkili olan önemli dış çevre etmenleri açıklanacaktır.
Yasal Düzenlemeler
Küçük işletmelerin başarılı bir şekilde faaliyetlerine devam etmesi veya büyümesi faaliyet gösterdikleri ülkelerin hükûmet politikalarıyla, yasal düzenlemeleriyle yakından ilişkilidir çünkü yasal düzenlemeler, küçük işletmelerin uyması gereken temel zorunlulukların çerçevesini çizmektedir. Bu düzenlemelerin küçük işletmeler tarafından anlaşılamaması, düzenlemelere uyum sağlanmaması küçük işletmelerin aleyhine sonuçlar doğurmaktadır.
Rekabet
Rekabet koşulları, işletmelerin stratejik yönetim becerileriyle yakından ilişkilidir. Günümüzde birçok işletme rakipleriyle başa çıkabilmek adına, çeşitli çevre analizleri yaparak fırsatlardan yararlanmaya ve farklılaşmaya çalışırlar. Dolayısıyla rekabet işletmenin ekonomik sürdürülebilirliğinin temel belirleyicilerinden biridir. Küçük işletmeler de faaliyet gösterdikleri pazarlarda rakiplerinin davranışlarından etkilenir ve davranışlarıyla onları etkilerler. Bu etkinin küçük işletmeler için olumsuz sonuçlar doğurmaması için adil rekabet koşullarının varlığı, rakiplerin şeffaf ve etik uygulamalar gerçekleştiriyor olmaları önemlidir. Devletin ise haksız rekabet koşullarını önleyici tedbirler alması yine küçük işletmelerin başarıları üzerinde etkili olacaktır.
Tedarikçiler
Herhangi bir pazar sektöründe artan rakiplerin yoğunlaşmasına paralel olarak bu işletmelere hammadde sağlayan satıcı seçeneklerinin sayısında da artış görülmektedir. İnternet ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler, küçük işletmelerin rekabet kazancını en üst düzeye çıkarmak için tedarik zincirini yönetmede maliyet verimliliğinden yararlanmalarını mümkün kılar. Tüm bu nedenlerle küçük işletme sahipleri artık daha fazla tedarikçiye ulaşabilir hâle gelmiştir. Bu sayede küçük işletme sahipleri; potansiyel tedarikçilerin içlerinden kendileri için en avantajlı maliyetle, en kısa sürede, en doğru siparişleri teslim edebileni seçme konforuna sahip olmuştur.
Finansman Kaynaklarına Erişim
Küçük işletmeleri etkileyen önemli çevresel etmenlerden biri de finansman kaynaklarına erişimdir. Hangi büyüklükte olursalar olsunlar, tüm işletmeler faaliyete başlayabilmek ve faaliyetlerini sürdürebilmek için finansal kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu çevresel etmenden daha az etkilenmek, işini verimli şekilde yönetmek için her küçük işletme sahibi bugün ihtiyaç duyduğunu nakit miktarını ve gelecekte ihtiyaç duyacağı nakit miktarını planlama yeteneğine sahip olmalıdır. Aynı zamanda ekonomideki ve finans kuruluşlarındaki gelişmeleri de takip edebilmelidir. Böylece değişen koşullara uyum sağlanması kolaylaşır ve nakit akışında bir dengesizlik nedeniyle başarısızlığa uğramaktan kaçınılabilir. Aynı zamanda finans kaynağını etkili yönetmek için küçük işletmelere tavsiye edilebilecek konulardan biri de dış kaynak kullanımıdır. Dış kaynak kullanımı yoluyla küçük işletmeler, kendi öz yeteneklerine odaklanarak ihtiyaç duydukları diğer hizmetleri (örneğin bilgi teknolojileri kullanımı) farklı işletmelerden satın alma yoluyla maliyetlerini azaltabilir.
Müşteriler
Müşteriler veya tüketiciler, işletmelerin sürdürülebilirliği için vazgeçilmez unsurlardan biridir. Bu nedenle müşteri beklentilerinin ya da tercihlerinin araştırılması, analiz edilebilmesi, izlenebilmesi ve bu beklentilerinin karşılanabilmesi tüm işletmeler için hayati öneme sahiptir.
Büyük işletmeler bu önemin farkındadırlar, sahip oldukları kaynaklar ve daha büyük pazarlar nedeniyle de pazar araştırmaları konusunda uzmandırlar fakat küçük işletmeler için pazarların derinlemesine analizinde zaman, kaynak ve maliyet yükleri gibi temel meseleler bulunmaktadır. Müşteri ilişkileri yönetimindeyse işletmeler temelde şu soruları sorarak pazarlama becerilerini geliştirmelidir:
• Müşterilerimizi ne kadar iyi anlıyoruz? • Mevcut müşteri tabanımıza nasıl daha fazla satış yapabiliriz? • En sadık müşterilerimize nasıl değer katabiliriz? • Müşterilere karşı finansal riskimiz nedir? • Pazarlama girişimlerimiz ne kadar etkilidir?
Küçük işletmeler, müşterilerini etkileyecek ve onları diğer küçük ve büyük işletmelerden farklılaştıracak stratejilerin arayışlarına da girmelidir. Müşterileri etkilemek için kullanılacak önemli yöntemlerden biri, çevreyi korumaya yardımcı olan ürün ve hizmetler üretecek kurumsal stratejiler izlemek olabilir çünkü çevreyi koruyan işletmelerin müşteriler tarafından daha fazla tercih edildiğini gösteren çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Çevreyi iyileştirmekle ilgili olan bu durum, sürdürülebilirlik ve kurumsal sosyal sorumluluk konularıyla yakından ilişkilidir. Bu kavramlar ise ünitenin ilerleyen bölümlerinde detaylıca açıklanacaktır.
Makroekonomik Faktörler
Küçük işletmeleri etkileyen dış çevreyle ilişkili faktörlerden biri de faaliyet gösterdikleri ülkelerin ekonomik koşullarıdır. Bu işletmelerin başarısı ya da başarısızlığı üzerinde etkili olan önemli ekonomik unsurlar bulunmaktadır.
Bilgi Teknolojileri ve İnovasyon
Küçük işletmeler üzerinde etkili olan dış çevreyle ilişkili etmenlerden biri de teknolojik gelişmelerdir. Teknolojik gelişmeler bir yandan insanların yaşama biçimlerini değiştirirken öte yandan işletmelerin iş yapış biçimlerini de temelden değiştirmiştir. Bilgi teknolojileri günümüzde ekonomik büyümenin de arkasındaki temel güçle ilişkilendirilmektedir.
Bilgi teknolojileri; kurumsal kaynakların planlanması, müşteri ilişkileri yönetimi, bilgi yönetim sistemi gibi sistemleri, iş dünyasına kazandırmıştır. Bu tür teknolojik değişimlerin farkında olan ve çevredeki bu değişimlere ayak uyduran küçük işletmeler rakiplerine göre daha avantajlı hâle gelmiştir. Küçük işletmelerin teknolojik çevredeki bu değişiklerden farkında olması ve yeniliklere uyum sağlaması, onların avantajına sonuçlar doğururken bu bilgilerin gerisinde kalması rakipleri karşısında geri planda kalmalarına ve hatta girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açabilir. Günümüzde teknolojik yetenekler, küçük işletmelerin rekabet gücünü artırmaya yönelik temel araçlardan biri olarak kabul edilmektedir.
Küreselleşme
Küreselleşme, işletmelerin pazar yapısını değiştirerek onlara yeni alternatifler yaratan bir gelişimi tetiklemiştir. Bu gelişme, gelecekte de devam edecektir. Bu nedenle küçük işletme sahipleri de kendilerini küçük bir coğrafi bölgede yerleşik olarak görmek yerine küresel bir vatandaş olarak görerek başarıyı yakalayabilir.
İç Çevrenin Küçük İşletmeler Üzerindeki Etkileri
İç çevre; işletmeler tarafından büyük ölçüde kontrol edilebilen, işletmenin içinde gelişen etmenlerle ilişkilidir. İşletme sahibinin kişiliği, yönetimsel beceriler, işletmedeki insan kaynağının profili bu etmenleri oluşturur. Bir diğer deyişle işletmenin iç çevresini etkileyen konular, sınırları içindeki insanlardan kaynaklanmaktadır. İşletmeleri başarıya ya da başarısızlığa götürebilecek iç çevre etmenleri, genel olarak iki başlık altında ele alınmıştır. Bunlardan ilki işletmenin insan kaynağı, ikincisiyse işletme sahibinin kişiliği ve yönetim becerileridir.
İnsan Kaynakları
İnsan kaynağı, işletmeler için taklit edilmesi zor rekabet üstünlükleri sağlayan stratejik kaynaklardan biridir. Verimli, deneyimli, motive edilmiş bir şekilde çalışan insan kaynakları; işletmelerin performansı üzerinde son derece etkilidir. İşletmelerdeki insan kaynaklarının temel görevi ise işletmenin ihtiyacına uygun iş gücünü yaratmak ve bu iş gücünü performansları yüksek bir şekilde işletme içinde tutmaktır. Başarılı insan kaynakları yönetimine sahip işletmelerde işe devamsızlığın ve personel devir hızının daha düşük olduğu, çalışanların motivasyonun ve işe adanmışlığının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Küçük işletmelerin insan kaynakları uygulamalarını benimsemeleri ve uygulayabilmeleriyle çalışanların üretkenliğinin, işletmeninse hayatta kalma olasılığının artması beklenmektedir çünkü çalışanların etkin yönetilmesi, örgütsel performans üzerinde olumlu etki yaratır. Küçük işletme sahipleri veya yöneticileri; iş görevlerini analiz etme, bu görevlere uygun kişi-iş uyumunu yakalayan kişileri işletme içine transfer etme, bu kişileri işletme içinde tutacak motivasyon teknikleri uygulama, performanslarını izleme, performansı yüksek olanları ödüllendirebilme, insan kaynağı eğitim ve geliştirme süreçlerinden yararlanma, adil ücret sistemi uygulama gibi politikalar geliştirmelidir.
İşletme Sahibinin Kişiliği ve Yönetim Becerileri
İşletmelerin başarıları üzerinde etkili olan faktörlerden biri de işletme sahiplerinin ve yöneticilerinin yönetimle ilgili becerileri ve kişilik özellikleridir. Özünde işletmenin nasıl yönetildiğinin, alınan kararların, planlamaların, uygulamaların ya da atılamayan adımların arkasında işletme sahipleri veya yöneticileri bulunmaktadır. Temelde işletme sahibinin yaşı, cinsiyeti, motivasyonu, deneyimi, eğitim geçmişi, ailesi, risk alma eğilimi, yenilik tercihi, zihniyeti ve kişilik özellikleri gibi pek çok faktör işletmenin geleceğini belirleyebilir. Bir diğer deyişle işletme sahibinin öznel dünya görüşü, işletmenin geleceğini belirlemektedir.
İşletme sahibinin kişilik özelliklerinin de küçük işletmeler üzerindeki etkisi büyüktür. Bazı önemli kişilik özellikleri sezgi, dışa dönüklük, risk alma, yaratıcılık, değişim esnekliği, bağımsızlık duygusu, etkili zaman yönetimi, kendine güven, rekabet ruhu, iletişim becerileri, sağlık ve duygusal istikrardır. İşletme sahiplerinde bu özelliklerin varlığı ya da yokluğu, kimi zaman küçük işletmelerin kaderini belirlemektedir.
Küçük İşletmelerin Çevreyle İlişkilerini Yönetmesine Katkı Sağlayan Güncel Konular
Çevre türü fark etmeksizin, işletmelerin etkileşim hâlinde oldukları çoklu paydaş gruplarıyla olan ilişkilerini yönetebilmeleri, tüm çevrelerdeki değişim ve belirsizliklerden daha az etkilenebilmeleri ve böylece sürdürülebilir rekabet üstünlüğü kazanabilmeleri için etkili olabilecek üç temel güncel konu bulunmaktadır. Bunlar sürdürülebilirlik, kriz yönetimi ve sosyal ağlardır.
Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilirlik en basit hâliyle süreklilikle ilişkilidir. Bu kavram, gelecekte var olabilme çabalarıyla da ilişkilidir ve temelde ekonomik, çevresel ve sosyal boyutlarla ilişkilendirilmektedir. Bu boyutlar aracılığıyla gerçekleştirilecek faaliyetlerle sürdürülebilirliği tehdit eden unsurların önüne geçilmeye çalışılır. İşletmeleri de yakından ilişkilendiren bu kavram, işletmelerin sürdürülebilirliği söz konusu olduğunda genellikle “kurumsal sürdürülebilirlik” adıyla anılmaktadır. Kurumsal sürdürülebilirlik; işletmelerin ekonomik, çevresel ve sosyal konularda gerçekleştirdikleri faaliyetlerle hem sürdürülebilirliğe katkı sağlamaları hem de bu sayede işletme için de sürdürülebilirlik kazanmalarıyla açıklanabilir. Bu boyutlar ise;
Ekonomik sürdürülebilirlik, temelde işletmenin sermayesinin korunmasıyla ilişkilidir. İşletmenin finansal dengelerinin korunması için gerçekleştirilen faaliyetleri içerir. Ekonomik sürdürülebilirlikte temel amaç, işletme sahibine ya da sahiplerine kâr sağlamaktır. Bu kazancı ise işletmenin finansal dengesini bozmadan, maliyet yönetimi konusunda etkin, nakit akışını sıkıntıya sokmayacak ustalıkla yapmak önceliklidir. Verimlilik, kârlılık, yatırım, büyüme gibi kavramlar ekonomik sürdürülebilirlik için önemlidir.
Sosyal sürdürülebilirlik, özünde toplumun kalkınması fikrine dayanmaktadır. İşletmelerden ise bu kalkınmaya aracılık etmek üzere önemli roller üstlenmeleri beklenmektedir. Bu yaklaşıma göre işletmeler; sadece sahiplerinin ya da hissedarlarının refahını değil, tüm paydaşlarının refahını düşünmelidir. Toplumun gelişmesi ve ilerlemesi için toplumu oluşturan bireylerin sağlığı, eğitimi, güvenliği gibi sosyal konularda gösterilen çabalar sosyal sürdürülebilirlikle ilişkilidir. Bu sayede bir yandan toplumun refahı gözetilirken öte yandan işletmenin gelecekte ihtiyaç duyacağı eğitimli, topluma duyarlı insan kaynağına da yatırım yapılmış olur. Aynı zamanda kalkınan toplum, işletmeler için potansiyel müşteri grupları
oluşturarak işletmenin sürdürülebilirliğine gelecekte de katkı sağlamış olur.
Çevresel sürdürülebilirlik, fiziksel ve biyolojik çevrenin korunması ve bu sayede gelecekte de doğasını ve yeşilliğini koruyan bir dünyaya sahip olma arzusuyla ilgilidir. Temelde, insanların eylemlerinin dünyanın toprak, hava ve su kaynaklarını yok etmemesini gerektiren çevresel bütünlük ilkesine dayanır. Atık yönetim sistemleri, geri dönüşüm sistemleri, yeşil teknolojiler ve yenilikler gibi araçlar; çevresel sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için kullanılabilir. Bu boyutta, kaynaklar verimli kullanılarak ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlanır. Enerji tasarrufları, kirliliği önlemeye yönelik çabalar da yine bu yaklaşıma örnek gösterilebilir.
Kurumsal sosyal sorumluluk kavramı da sürdürülebilirlikle yakından ilişkilidir. Birçok işletme; bu tür faaliyetlerini ya sürdürülebilirlik ya da kurumsal sosyal sorumluluk başlığı adı altında ele almakta, bu faaliyetlerle ilgili raporlarını sürdürülebilirlik raporları ya da kurumsal sosyal sorumluluk raporları adıyla izleyicileriyle paylaşmaktadır. Sosyal sorumluluklar, işletmelerin toplum üzerindeki olumlu etkilerini en üst düzeye çıkarmak ve olumsuz etkilerini en aza indirmek için gerçekleştirdikleri faaliyetlerdendir. İşletmeler kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerini toplum üzerinde ekonomik, yasal, etik ve hayırsever olmak üzere dört düzeyde gerçekleştirmektedir.
Kriz Yönetimi
Ölçekleri fark etmeksizin tüm işletmeler er ya da geç bir tür krizle karşı karşıya gelmektedir. Krizler ise ister dış çevre ister iç çevre koşullarından kaynaklansın, işletmelerin varlıklarını tehdit eden sonuçlar doğurabilir. Küçük işletmelerin krizlerden büyük işletmelere göre daha çok etkilendikleri bilinmektedir. Bunun çeşitli nedenleri şöyle sıralanabilir;
• Uzun süre faaliyette bulunmadan hayatta kalabilecek kadar nakit rezervleri bulunmayabilir. • Finansal erişim konusunda dezavantajlıdırlar. • Birçoğunun kriz yönetimi ya da risk değerlendirme prosedürel hazırlıkları yoktur. • Planlama, müdahale ve iyileştirme için büyük işletmelere göre daha az kaynağa sahiptirler. • Genellikle tek bir fiziksel bölgede, binada faaliyet göstermeleri sonucu riskleri yayamazlar. • Afetlere karşı sigorta (deprem, yangın vb.) yaptırma alışkanlıkları daha düşüktür.
Bu işletmelerin krizlerden daha az etkilenmek için kriz sürecinde nasıl davranılacağını bilmeleri oldukça önemlidir. Kriz durumlarında hayatta kalabilmek için küçük işletmelere tavsiye edilebilecek temel adımlar bulunmaktadır. Bunlardan ilki, kriz öncesinde krizlere hazırlıklı olmak açısından yatırımlar, sigortalama ya da yedekleme gibi yöntemlerle korunmuş olmaları gerekmektedir. Küçük işletmelerin krizden daha az etkilenmesi için önemli olan şeylerden biri de diğer
kuruluşlardan ya da hükûmetlerinden destek bulabiliyor olmalarıdır.
Sosyal Ağlar
İnternet teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan çevrimiçi sosyal ağ siteleri, günümüzde sadece bireylerin değil işletmelerin de etkileşim biçimlerini kökünden değiştirmiştir. Facebook, Twitter, Linkedin, Instagram gibi büyük ölçekli sosyal medya uygulamaları; birçok işletmenin aktif olarak kullandığı ağlara örnek verilebilir. Sosyal medya kullanıcılarının işletmelere sağladığı avantajlar kısaca şöyle özetlenebilir:
• Uzun süreli ilişkiler kurmaya yardımcı olur, • İşletmenin itibarını ve imajını güçlendirmeye katkı sağlar. • İşletmenin meşruiyetini ve işletmeye olan güveni artırır. • İzleyiciler karşısında açık ve şeffaf bir kültür oluşturulur. • Mevcut ve potansiyel müşterilere erişilmesini kolaylaştırır. • Haberlerin izleyicilere hızlıca duyurulmasına yardımcı olur. • Daha ekonomik halkla ilişkiler, reklam ve tanıtım faaliyetleri sağlar.
Bu faydalar nedeniyle küçük işletmelerin de bir sosyal medya stratejisi geliştirmesi, sürdürülebilirlikleri için önemlidir. Bu stratejide, öncelikle hangi platformların işletmenin özel ihtiyaçlarına en uygun olacağını belirlemek gerekmektedir. İkinci olarak işletme yönetiminin sosyal medya stratejisinden elde etmeyi umduğu temel sonuçları tanımlaması, bunları izlenebilecek ve analiz edilebilecek ölçütleri belirlemesi gerekir. Üçüncüsü, sosyal medyaya içerik göndermeden önce işletmenin iletmek istediği mesaj konusunda net olması ve bu hikayenin tutarlı ve işletme stratejisiyle entegre bir şekilde geliştirilmesini sağlaması gerekir.