İŞY203U-YENİLİK YÖNETİMİ
Ünite 1: Temel Kavramlar
Yenilik Kavramı ve Önemi
Pek çok sektör için yenilik rekabetin en önemli itici güçlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Yenilik kavramının öneminin artmasında pazarların küreselleşmesinin önemli etkileri bulunmaktadır.
İşletmeler ekonomik yaşamlarını devam ettirebilmek amacına sahip oldukları sürece değişmek ve uyum sağlamak zorundadırlar. Değişebilme ve uyum sağlayabilme gücüne sahip olmak işletmelerin ayakta kalabilmeleri için son derece önemlidir.
Yenilik faaliyetleri için farklı bakış açıları bulunmaktadır. Schumpeter yenilik faaliyetlerini şu şekilde tanımlamıştır:
• Yeni ürünlerin geliştirilmesi ya da mevcut üründe niteliksel değişimler gerçekleştirilmesi • Sektör için yeni süreçlerin geliştirilmesi • Yeni pazarların açılması • Hammadde ve diğer girdiler için yeni tedarik kaynaklarının bulunması • Endüstriyel örgütlenmedeki değişimlerin gerçekleştirilmesi.
Udwadia, yeniliği, yeni ürünlerin, hizmetlerin ve süreçlerin etkili bir şekilde yaratılması, geliştirilmesi ve uygulanması olarak tanımlamıştır.
Yenilik mikro ve makro ölçekte büyümenin temel itici güçlerinden biri olarak kabul edilebilir. Schumpeter, ekonomik kalkınmada yeni ürünlerin ve hizmetlerin önemini vurgulayan ilk isimlerden biridir. Schumpeter, mevcut ürün ve hizmetlerin fiyatları üzerinde yapılan marjinal değişiklikler yerine, yeni ürünlerin geliştirilmesi sonucu ortaya çıkan rekabetin çok daha önemli olduğunu savunmuştur. Ar-Ge laboratuvarları ile donatılmış modern işletmelerin yeniliğin en önemli aktörleri olduğunu ifade eden de yine Schumpeter’dir.
İşletmelerin teknolojiye yapmış oldukları yatırım düzeyleri ile verimlilik ve rekabet üstünlüğü arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Yenilik becerilerine sahip olamayan ve mevcut rekabet koşullarına ayak uyduramayan işletmelerin ekonomik devamlılıklarını sürdürebilmeleri son derece zordur.
Yenilik konusunun tam olarak anlaşılabilmesi sürecinde özellikle “yeni” kelimesinin üzerinde durulmasında yarar vardır. Çünkü içerik boyutundan bakıldığında akla iki soru gelebilmektedir. Bu sorulardan birincisi “Yeni ile kastedilen nedir?” ikincisi ise “Kimin için yeni?”dir.
Ürünler perspektifinden bakıldığında bir ürünün yeni olarak kabul edilebilmesi için aşağıdaki koşullardan en az bir tanesini sağlaması gerekmektedir:
• Ürünün ya da hizmetin maliyetinde önemli bir düşüş sağlanmış olması. • Ürün yeni özelliklere ve yeni fonksiyonlara sahip olması • Tamamen yeni bir ürün ya da hizmet olması.
Yenilik ile İlişkili Kavramlar
Çoğu zaman yenilik kavramı başlı başına ele alınmakta ve diğer yönetim kavramlarından ayrı olarak ele alınmaktadır. Yenilik sürecinin disiplinlerarası bir süreç olduğu ve pek çok yönetim yaklaşımı ve kuramı ile ilişkili olduğu unutulmamalıdır. Bu yönetim kuramları incelendiğinde yenilik konusunun en çok girişimcilik, yaratıcılık, icat ve tasarım gibi konular ile ilişkilendirildiği görülebilmektedir.
Yenilik ve Girişimcilik
Yenilikçilik ve girişimcilik birbiri ile iç içe olan kavramlar olup kesinlikle aynı anlamı taşımamaktadır. Schumpeter’e göre ekonomik kalkındırmayı hızlandıran unsurların başında yenilik gelmektedir ve söz konusu yenilikler girişimciler tarafından gerçekleştirilmektedir.
Yeniliğin ticari bir kimliğe sahip olduğu unutulmamalıdır. Eğer yenilik olarak kastedilen ürün/hizmet, süreç ya da iş modeli ticari anlamda bir değer yaratmıyorsa yeniliğin varlığından söz edilemez.
Yenilik ve Yaratıcılık
Yeni fikirlerin yaratılması, yenilik sürecinin ilk aşaması olarak kabul edilmektedir. Özellikle iki tip yaratıcılığın yenilik sürecinde önemli rol oynadığı ifade edilebilir.
1. Bireysel yaratıcılık: Kişinin entelektüel becerilerinin bilgisinin, düşünce tarzının, kişiliğinin, motivasyonunun ve çevrenin bir fonksiyonudur. 2. Örgütsel yaratıcılık: Örgüt içerisindeki bireylerin yaratıcılık düzeylerinin, örgüt içerisindeki sosyal süreçlerin ve bireyler arasındaki ilişkilerin bir fonksiyonudur.
Tüm bu süreçler düşünüldüğünde bireysel ve örgütsel yaratıcılığın yenlik sürecinin başlangıç noktası olduğu kabul edilmektedir.
Yenilik ve İcat
Yenilik kavramı, yeni bir ürün, yeni bir hizmet, yeni bir süreç ya da örgütsel yapının ortaya konulmasını barındırmaktadır. Yenilik kavramı çoğu zaman icat kavramı ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır ancak bu iki kavram aynı anlamda değerlendirilemez. İcatlar ancak ticari bir kimliğe taşındığında yenilik olarak isimlendirilebilir. Kısacası yenilik ticarileştirilmiş icat olarak tanımlanabilmektedir.
Yenilik ve Tasarım
Tasarım bir şeylerin geliştirilmesi ve yaratılması anlamına gelmekte, bu anlamda yenilik kavramı ile karıştırıldığı görülmektedir. Geleneksel anlamda tasarım çizimlerin, planların ve modellerin geliştirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Örneğin havacılık sektörünü ele alırsak, bir uçağın modelinin geliştirilmesi sürecinde mühendisler ve tasarımcılar yıllarca birlikte çalışmışlardır. Tasarım süreci, araştırma ve geliştirme süreci ile iç içe olarak
düşünülebilir. Yenilik süreci içerisinde tasarımın önemli bir yere sahip olduğu ifade edilebilir.
Yenilik Yönetimi Kavramı
Yenilik sistemi, bireylerin bilgilerinin ve tecrübelerinin biraraya geldiği, yeteneklerin belli bir amaca dönük faaliyetlere ve projelere dönüştürüldüğü ve sonuç olarak bu çıktıların ticari bir başarı ile taçlandırıldığı bir süreçtir. Yenilik, yönetilmesi gereken sistematik bir çalışmanın çıktısı olarak kabul edilebilir ve yenilik bir süreçtir. Eğer işletmeler Ar-Ge faaliyetlerini yönetmek üzere Ar-Ge süreçlerine sahipse, üretim faaliyetlerini yönetmek üzere sipariş-teslimat süreçlerine sahipse, yenilik faaliyetlerini yönetmek üzere de yenilik süreçlerine sahip olacaktır.
Yenilik yönetimi üzerine yapılan çalışmalar da göstermektedir ki, yenilik süreci işletmelerin hayati önem taşıyan temel süreçlerinden bir tanesidir. Yeniliğin işletme içerisinde kendiliğinden ortaya çıkması beklenemez. İşletme, yaratıcılığı ve deneysel çalışma biçimini desteklemelidir. Ayrıca yenilikçi olarak kabul edilebilecek bir işletmenin etkili ve esnek olması gerekir (Kettunen ve diğ., 2007, s.46). Yenilikçi işletmelerin ortak özelliklerinden biri de çevik bir yapıya sahip olmalarıdır. Bütün bu özelliklerin örgüte kazandırılabilmesi için yenilik çabalarının yaratıcı düşünceden, ticarileştirme boyutuna kadar yönetilmesi gereken bir süreç olduğu gözönünde bulundurulmalıdır.
Yenilik Yönetiminin Başarısını Etkileyen Faktörler
Örgüt içerisinde gerçekleştirilen yenilik faaliyetlerinin başarısını etkileyen çok sayıda faktörün varlığından söz etmek mümkündür. Bu faktörlerin işletme içerisinde var olması örgüte daha yenilikçi bir kimlik kazandıracağı gibi yenilik yönetimi süreçlerinin de etkililiğini arttıracaktır.
Örgüt kültürünün yenilik üzerindeki etkileri son derece büyüktür. Bazı örgüt kültürleri yenilik ve yaratıcılık süreçlerini desteklerken, bazıları ise örgüt içerisindeki yenilik ve yaratıcılık ruhunu ortadan kaldırabilmektedir. Yenilik ve yaratıcılığı destekleyen örgüt kültürünün en temel özelliklerinden biri, bu tip örgütlerin sahip olduğu yüksek hata toleransıdır. Bu tip örgütlerde çalışan bireylerin fikirlerini paylaşmaları ve deneysel girişimlerde bulunmaları desteklenir. Böylece bireyler cezalandırılma korkusu olmaksızın düşüncelerini yönetimle ve iş arkadaşları ile paylaşabilirler. Yenilikçi girişimleri destekleyen ve ölçülebilir riskleri almayı özendiren bir örgüt kültürü çalışanların yeni ve yaratıcı fikirlerini paylaşabilecekleri bir ortamın yaratılmasında son derece önemlidir.
Kanter,
(a) bütünleşik yapıya sahip, (b) farklılıklara değer veren ve saygı duyan, (c) bireylerin beceri ve yeteneklerine inanan, (d) işbirliği ve ekip çalışmasına önem veren
örgütlerin yenilik becerilerinin, diğer işletmelere göre daha gelişmiş olduğunu ifade etmiştir (McLean, 2005, s.232).
Örgüt kültürünün yanı sıra örgütsel yapının da işletmelerin yenilik kapasitesi üzerinde etkileri bulunmaktadır. Mekanik olarak nitelendirilebilecek sıkı denetim sistemlerinin görüldüğü, yüksek hiyerarşinin mevcut olduğu, standartlaşma ve uzmanlaşmanın yoğun olduğu örgütlerde yenilik becerilerinin genellikle gelişmemiş olduğu söylenebilir. Bunun tersine organik olarak nitelendirilen örgüt yapıları genellikle daha yüksek bir yenilik kapasitesine sahiplerdir. Bu tip örgütlerde, uzmanlaşma ve standartlaşma düşük düzeydedir. Hiyerarşi daha yatay bir yapıdadır. Bütün bu özellikler organik örgütlerin esnekliklerini arttırmakta ve sonuç olarak yenilikçi becerilerini geliştirmektedir.
Örgütün içerisinde ve dışarısında bulunan çok sayıda faktör yenilik performansını doğrudan etkiler. Örgütler yenilik çabalarında başarılı olmak istiyorlarsa, inovasyonu destekleyen ya da yavaşlatan bütün faktörleri yönetebilmelidirler.
Örgüt içerisinde istenilen düzeyde yeniliklerin gerçekleştirilebilmesi için bireylerarası ilişkilerin yönetilmesi ve ekiplerden yararlanılması gerekmektedir. Çünkü örgüt içerisindeki bireylerin arasındaki ilişkiler, örgütün yenilikçilik düzeyi ile yakından ilişkilidir. Yenilikçi girişimlerden beklenen sonuçların alınabilmesi için çoğu zaman iyi bir ekip çalışmasına ihtiyaç duyulacaktır.