Latince “stringere” sözcüğünden gelmelen stres sözcüğü geçmişten günümüze çeşitli biçimlerde tanımlanmıştır. 17. yüzyılda stres kavramı felaket, bela, musibet, dert, keder, elem gibi farklı anlamlarda karşımıza çıkmaktadır. 18. yüzyıldan sonra ise stres kavramı güç, baskı, zorlanma gibi anlamlarla nesnelere, bireye, vücuda ve ruhsal yapıya yönelik olumsuz ortaya çıkaran bir etken olarak kullanılmıştır.
1914’te Walter Canon stresi “olumsuz çevresel faktörlerden sonra bozulmuş olan fizyolojik iç dengeyi ve ruhsal yapıyı yeniden kazanmak için stres önemli bir uyaran” olarak açıklarken, stresi araştıran öncü isimlerden biri olan Selye de benzer biçimde bireyi etkileyen çevresel uyarıcı olarak ifade ederken 1950 yılında yaptığı bir çalışmadan sonra stres terimini, organizmanın içindeki çevreye karşı aldığı bir durum olarak tanımlamıştır. Cüceloğlu ise stresi, “bireyin fiziksel ve sosyal çevresindeki uyumsuz koşullar nedeniyle, bedensel ve psikolojik sınırlarının ötesinde harcadığı gayrettir” şeklinde tanımlamaktadır.