AÖF Soru Bankası

Yönetimde Güncel YaklaşımlarÜnite 3 Özeti

Yenilik Yönetimi

İŞL305U-YÖNETİMDE GÜNCEL YAKLAŞIMLAR

Ünite 3: Yenilik Yönetimi

Yenilik Kavramı ve İlgili Kavramlar

Yenilik Tanımı

Köken olarak Latince ‘innovatus’tan türediği ve toplumsal, kültürel ve idari alanlardaki yeni yönetimlerin kullanılması anlamına geldiği bilinen İngilizce “innovation” sözcüğünün karşılığı olarak Türkçede; “yenilik”, “yenilikçilik” ve “yenileşim” gibi kavramlar kullanılmaktadır. İngilizcedeki innovation kelimesini tam karşılamadığı düşünülerek dilimizde bazen yenilik kavramını “inovasyon” olarak adlandıran kavramlar da bulunmaktadır. Dolayısıyla yenilik ve inovasyon kavramının çoğu zaman eş anlamlı olarak kullanıldığını söyleyebiliriz.

Yeniliğin Özellikleri

Yenilik kavramının pek çok farklı tanımları yapılmıştır. Bu tanımların ortak bazı özellikleri vardır. Bu özelliklerin bir kısmı örgütsel bir kısmı toplumsal iken önemli bir kısmı da hem örgütsel hem toplumsal olarak sınıflandırılabilir. Toplumsal yönüyle bakıldığında yenilikler önemli ölçüde toplumun istek ve ihtiyaçlarının daha iyi karşılanması ve daha rahat ve daha uzun bir hayat sürmesinin sağlanması amacıyla yapılmaktadır. Bu toplumsal yönüyle yenilikler, bireylerin yaşam kalitelerinin artmasında ve daha konforlu bir yaşam sürmesinde önemli etkiye sahiptir. Yeniliğin örgütsel özellikleri ise yeniliğin tek bir defaya mahsus olmadığını, yeni olan şeylerin geliştirilmesi, üretilmesi, benimsenmesi ve yayılmasından oluşan bir süreç olduğunu ve tek aşamalı olmadığını bizlere anlatır. Yenilik bazı özelliklere sahiptir (Yılmaz, 2015):

Yenilik, hedeflenen nitelikteki çıktıların ortaya konulması için bu konuda gereksinim duyulan düzeydeki birtakım girdilerin kombine edilmesini gerektirir: Yenilik sırasında yeni bir şey yaratılır. Yeniliğin ortaya çıkarılması için belirli kritik girdilerin hazır olması gerekir ve sözü edilen girdilerin hepsinin yapısı arzu edilen çıktı ve sonuçlara bağlı olarak farklılaşır.

Yeniliğin girdileri somut (dokunulabilen) ve soyut (dokunulamayan) özellikler taşır: Yenilik faaliyetlerinde hem dokunulur hem de dokunulamaz nitelikteki çeşitli girdiler kullanılır. Dokunulur girdiler fiziksel nitelikte somut ve maliyeti olan girdilerdir. Dokunulamaz girdiler fiziksel bir niteliğe sahip değildir. Fakat bu girdilerin de bir maliyeti olabilir. Dokunulamaz aktifler çoğunlukla ekonomi literatüründe “bilgi aktifleri” olarak, işletme yönetimi literatüründe ise entelektüel aktifler olarak isimlendirilir. Girdilerin, gelecekte faydaları olacaksa aktif oldukları düşünülür.

Yeniliğin anahtar girdisi bilgidir. Yenilik, yaratıcı faaliyetlerde bilginin kullanılmasını ifade eder: Yenilik mevcut durumda, kaynaklar, araçlar, teknolojiler, araçlar ve pazarlar ile ihtiyaçlar bilinmeden gerçekleştirilmez. Yenilik süreci için bilginin taşıdığı büyük önem bakımından yenilikçi organizasyonlar, araştırmaya ve bilginin elde

edilmesine (entelektüel mülkiyet vb.) önemli miktarda kaynak tahsisi yapmaya hazırdır.

Yenilik, ekonomik değer yaratma amaçlı faaliyetlerden oluşur: Yenilik kavramının temelinde, yeniliği yapan için ekonomik değeri olan bir şeyi yaratmak -yani yenilikçiye ekonomik getiriler sağlaması, müşteriler için faydalar sağlayan bir şeyi ortaya koyması- vardır. Ticarileştirme, müşterinin yeniliğinin faydalarını sağlamasıyla söz konusu olan mekanizma ile yenilikçi getiri sağlar. Bundan dolayı yenilikçi süreç için oldukça önemlidir.

Yenilik süreci karmaşık bir süreçtir: Yenilik ne ölçülebilir unsurlara kolayca indirgenemeyen (Araştırma ve Geliştirmeye harcanan para, alınan patentlerin değeri ve sayısı gibi) bir süreçtir ne de doğrusal bir nitelik gösterir. Bunun yerine, çoğu kez tekrarlı -başlangıçtaki faaliyetlerin çıktılarının daha sonraki süreçler için kullanıldığı- bir süreç olarak karşımıza çıkar.

Yenilik beraberinde riskleri de getirir: Kullanılan girdi kombinasyonları çoğu kez arzu edilen yeniliği ve hasılayı ortaya koymada yetersiz kalır. Yenilik sürecinin başarılı olmaması olasılığı her zaman mevcuttur.

Yenilikte çıktılar tahmin edilemez: Yeniliğin girdilerini tanımlamak kolaydır. Bunlar her zaman kaynaklardan ve aktiflerden oluşur. Bununla raber çıktıların özellikle süreç tamamlanmadan önce tanımlanması zordur. Çıktılar, doğal olarak kazara değerli keşifler yapılması bakımından, gelişen fırsatlara cevap teşkil ettiğinden, yeniliğin kendisi riskli, karmaşık ve doğrusal bir nitelik taşımadığından tanımlanması zordur.

Yeniliğin anahtar çıktısı bilgidir: Ne olursa olsun yeniliğin çıktıları ilgili zamandaki firmanın bilgilerini bir araya getirebilir. Her dokunulur ve dokunulmaz çıktı (ürün ve süreçler gibi) firmanın kullandığı kaynaklar, teknolojiler, odaklandığı pazarlar ve tüketicilerine ilişkin bilgisini yansıtır.

Yeniliğin Amaçları

Sayfa 59, Şekil 3.1’e göre, yenlik işletmelere sağladığı yararların yanında hem insanlara hem de müşterilere de birtakım avantajlar sağlamaktadır. İnsana sağladığı yararlara bakacak olursak artan iş fırsatlarını, çalışanlar için enerjik bir çalışma ortamının sağlanmasını görürken; müşteriye sağladığı yararlarda müşterilerin istek ve ihtiyaçlarının layığıyla karşılanması, müşterilerin mutluluğunun artması buna bağlı olarak da yine müşterilerin işletmeye duyduğu sadakat ve bağlılığında artması olduğunu görürüz (Doğancılı, 2018).

Yeniliğin Önemi

Yenilikler ülke ekonomisine katkı yapar. Bu katkılar ekonomi için önemli bir itici güç oluşturur. Bu bağlamda yenilikçilik (Uzkurt, 2008: 9-10);

• Sürdürülebilir ekonomik büyümenin, • Sosyal kalkınma ve refah düzeyi ile rekabet gücünün temel dinamiğini oluşturmaktadır.


Ülke düzeyinde yeniliğin önemi böyle iken yeniliğin önemine daha mikro baktığımızda da benzer bir tablo görünmektedir. Ekonomilerin motorları olan işletmelerin hem var olan çetin rekabet ortamında yaşamlarını sürdürülebilir kılmaları hem de müşterilerini değişen dünya ve teknoloji sebebiyle isteklerini tatmin edebilmeleri ancak yenilikle mümkün kılınabilir. Bunun yanında yeni girişimlerin tutunabilmesi ve büyüyebilmesi içinde yenilikçi ürünler, fikirler, hizmetler üretebilmeleri gerekiyor. Özetle, günümüz ekonomilerinde yenilik iş dünyasında sağlanacak başarının temel taşı halini almıştır. Müşterilere uzun yıllar satılan aynı ürün ve hizmetler artık kabul edilemez olmuştur. Bu nedenle işletmeler en başta faaliyet gösterdikleri pazarı doğru analiz etmeli; çalışanların çevresinden edindiği bilgiyi de kendi bilgileriyle bir araya getirerek yeni mal ve hizmetler yaratabilmelidir. Yeniliğin ekonomik anlamda önemi de iki şekilde karşımıza çıkar (Yılmaz, 2015):

1. Yenilik, insanların isteklerini, arzularını ve ihtiyaçlarını tam olarak karşılar ve böylece bütünüyle yeni imkânlar sunarken pazarda da yeni değer kaynakları ortaya çıkarır. 2. Yenilik insanların ihtiyaç duydukları şeyleri karşılama anlamında beklendiğinden çok daha fazla etkinlik sağlar.

Yukarıda saydığımız iki biçimde de yenilik yapmak işletmeler için koydukları sermayeye oranla ekonomik çıktı tutarını artırarak yenilikçilik odaklı bir ekonominin değer yaratma yeteneğini daha çok arttırır. Artan bu verimlilik de ücretlerde artışa ve dolayısıyla daha yüksek refaha neden olur.

Yenilik ile Karıştırılan Kavramlar

Yeniliğin tanımı, amaçları ve önemini açıkladıktan sonra şimdi de yenilikle sıkça karıştırılan kavramları inceleyelim. Bu kavramlar zaman zaman birbirlerinin yerine de kullanıldığı gibi aslında oldukça farklı anlamlar taşımaktadır.

Teknoloji: Ticari bir değer elde etmek için ortaya konan bilimsel uygulamalara teknoloji denir.

Yaratıcılık: Yeni fikirleri benzersiz yollarla birleştirme için yararlı çağrışımlar yapabilme yeteneğidir.

İcat: Bir ürün, süreç veya hizmet için yeni fikrin yaratılmasıdır.

Ar-Ge: Araştırma, “bilinmeyen bir teknoloji, ürün ya da bilgiyi ortaya çıkarmak ve mümkün olan durumlarda bunları uygulamaya yöneltmek” anlamında iken geliştirme ise, “mevcut teknoloji ya da bilgiyi yeni ürünler veya üretim teknikleri ile ilgili uyarlamalara doğru yönlendirme ve mevcudu kullanma süreci”dir.

Girişimcilik: “Ekonomik bir çıktı doğurabilecek bir işe girişme” şeklinde açıklanabilir.

Tasarım: Yeni bir obje (makine, bina, ürün vb.) bir plan yaratma ve geliştirme sürecine işaret eder.

Yenilikçilik Çeşitleri

Yenilik tek bir şekilde yapılmaz. Etki ettiği alanlara göre, yapılış şekillerine göre, ne ile yapıldığına göre yeniliğin adı de değişir.

Etki Derecesine Göre Yenilikler

Bıraktıkları etki derecesine göre yenilikleri radikal ve artımsal olarak ikiye ayırıyoruz. Bazı kaynaklarda radikal yeniliklere “köklü” artımsal yeniliklere ise “kademeli” dendiğini de görmek mümkündür. Etki derecesi ile kastedilen ise yenilikten etkilenme boyutudur. Radikal yenilikler yıkıcıdır, öncesinde var olan ürün, hizmet, iş yapış şekli vb. bir şeyi büyük derece değiştirir. Artımsal yenilikler ise daha yavaş ve var olan ürün/hizmet üzerine farklı bir şey eklenerek yapılan yeniliklerdir.

Radikal yenilik piyasaya daha önce var olmamış yani yeni bir ürün ya da hizmetin sunulması; yepyeni bir teknolojinin geliştirilmesi, farklı bir iş yapış şeklinin, yönetiminin veya sürecinin ortaya konmasıdır. Adından da fark edilebileceği gibi radikal yenilikler bambaşka, eskiden oldukça farklı bir farklılaşmayı gerektirir. Bu farklılaşmanın ya da yeniliğin devrim niteliğinde olması gerekir.

Artırımsal yenilikler ise adım adım yapılan bir dizi geliştirme, iyileştirme veya yeniden yapılandırma faaliyetlerini içeren çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıkan yenilikçilik türüdür. Artımsal inovasyon; küçük değişimleri kapsar. Bu değişimler müşteri istek ve ihtiyaçlarını karşılamak ya da işletmenin herhangi bir sürecinin verimliliğini arttırmak olabilir. Artımsal yenilikler genel olarak yapılan radikal yenilikler üzerinde bazı iyileştirmeler, değişiklikler ve eklemeler yaparak meydana getirilir. Bu yönüyle artımsal yenilikler, radikal yeniliklerin zaman içerisinde daha çok gelişmesine ve olgunlaşmasına dolayısıyla da daha fazla katma değere dönüştürülmesine neden olur.

Kullanım Alanlarına Göre Yenilikler

Kullanım alanlarına göre yenilikleri ise üçe ayırılmaktadır: Ürün ve hizmet yeniliği, süreç yeniliği ve pazarlama yeniliği.

Ürün yeniliği, mevcut durumda bulunan özellikler veya hedeflenen kullanıma uygun fonksiyonlar gözetilerek, iyileştirilmiş mal veya hizmetin piyasaya sunulmasıdır.

Hizmet kavramına baktığımızda fiziki ürünlerin tam tersi özelliklere sahip olduğunu görürüz. Hizmet üretildiği anda tüketilen, elle tutup gözle görülmeyen, insan ihtiyaçlarının giderilmesi için üretilen faaliyetlerin genel adıdır. Bunun yanında ürünlerin aksine hizmetin bir mülkiyeti yoktur. Bu da hizmeti üründen ayıran temel özelliklerden biridir. İşletmeler ürün ve hizmeti bir arada sunabilecekleri gibi ayrı ayrı da sunabilirler. Örneğin restoranlar ürünü ve hizmeti bir arada sunan işletmelere örnek olarak verilebilirken hastanelerin sadece hizmet sunduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, bir mobilya işletmesi ürettiği mobilyalar ile müşteriye bir ürün sunar. Mobilyaları müşterinin evine götürüp monte ettiğinde müşteriye bir de


hizmet sunmuş olur. Bu bağlamda işletmelerin sunduğu hizmetlerin müşterilerin ilgilerine, istek ve ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi ve yenilenmesini hizmet inovasyonu olarak adlandırabiliriz.

Süreç, girdilerin çıktıya dönüştürülemesinde yararlanılan faaliyetlere verilen addır. Buna bağlı olarak süreç yeniliği ise işletmenin iş süreçlerinde meydana gelen değişimler, performansı arttırmak adına kullanılan yeni yöntemler şeklinde ifade edilebilir.

Pazarlama yeniliği, mal ve hizmetlerin kabul edilebilirliğini artırmak veya yeni pazarlara girebilmek amacıyla, ürün tasarımında, ürün yerleştirmede, ürün promosyonunda, fiyatlamada veya satış ve dağıtımında önemli değişikliklerle pazarlamaya yeni ve farklı bir yön verilmesidir.

Teknolojik Yoğunluğuna Göre Yenilikler

Yenilik türlerinden teknolojik yoğunluğuna göre yenilikleri iki bölüme ayrılmaktadır: Teknolojik yenilikler ve teknolojik olmayan yenilikler.

Bir yeniliğin teknolojik yenilik olarak adlandırılabilmesi için o yeniliğin mevcut bir teknolojinin kullanımıyla gerçekleşmesi ya da teknolojik bir gelişmeyle ortaya çıkması gerekir. Ürünlerin ve hizmetlerin depolanmasında, sunumunda, çalışanların iş yapış şekillerinde teknolojinin fazlaca hatta hiç kullanılmadığı durumlarda da buna teknolojik olmayan yenilikler diyebiliriz. Teknolojik yenilikler genellikle bir ürün ya da hizmetin tasarımında, üretim şeklinde veya sunumunda kendini gösterirken teknolojik olmayan yenilikleri üretilmiş olan bir hizmet ya da ürünün müşteriye sunulmasında, işletmenin farklı pazarlar bulmasında, farklı bir müşteri ilişkileri yönetimi bulunduğunda veya ödeme şekillerinde yapılan birtakım değişiklerle görürüz. Ürünlerin ve hizmetlerin müşterilere pazarlanmasıyla ilgili olan bu yenilikler de teknolojik olmayan yenilikler kapsamında değerlendirilir. Pazarlama yeniliklerine ek olarak işletme içinde personelin ücretlendirilmesine, ürünlerin yönetilmesinde, örgütlenme biçiminde ve çalışanların iş yapış şekillerinde gerçekleşen örgütsel yenilikleri de teknolojik olmayan yenilikler çerçevesinde değerlendirmek mümkündür.

Diğer Yenilikler

Diğer yenilikler yukarıda bahsedilen kategoriler dışında kalan yeniliklerdir. Toplumsal yenilikler ve ekoyenilikler bunlardan iki tanesidir. Toplumsal yenilik, toplumun belirli bir kısmını veya çoğunluğunu ilgilendiren faaliyetlerin geliştirilerek toplum yararına yönelik olarak uygulanmasını ifade eder. Ekoyenilik ise işletmelerin kullandığı kaynaklarında ekonomik olmasını ve çevreye verdiği kirliliğin azaltılmasını hedefler.

Yenilik Yönetimi

Yenilik yönetimi özetle yaratıcı fikirlerin uygulanma sürecini ifade eder. İşletme içerisinde değişimi ve yeniden yapılanmayı sağlayan bir disiplindir.

Örgütsel Yenilik Kavramı

Örgütsel bağlamda yenilik, örgütü ve örgüt üyelerini ilgilendiren yeni bir ürün, hizmet, üretim süreci, üretim teknolojisi, üretim sistemi, yeni bir plan ve program olabilir. Bu bağlamda örgüt için yenilik, temin edilen yeni bir ürün veya hizmetin örgüt içerisinde kullanılması, getirilen yeni bir sürecin, uygulamanın, programın veya bir aygıtın benimsenmesi olarak düşünülebilir.

Yenilik ve Örgütsel Kültür İlişkisi

Örgüt kültürü, bireylerin tutum ve davranışları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğundan, örgütün yeniliklere karşı tutumunu belirlemede önemli bir rol oynamaktadır. Buna paralel olarak, örgüt kültürüne göre çalışanlar ve yönetim, farklı tutum ve davranış göstereceklerdir. Buna göre; yeniliğe karşı direnç veya destek, yapılan hatalara karşı hoşgörü veya tepki ile karşılaşılabilir. Kültürel unsurların yenilik yönetimini desteklediği girişimlerde değişimlerin ve olası hataların hoşgörülü şekilde karşılanması, yenilikçi faaliyetlerde elde edilecek faydanın maksimize edilmesine katkı sağlayacaktır.

Yenilikçi Örgüt Kültürü

Kültür örgüt içinde çalışanları birbirine bağlayan ve örgütün amaçlarına yönlendiren bir kavramdır. Dolayısıyla örgütün hedeflediği amaçlara ulaşabilmesinde çalışanlar üzerinde etkili olan kültürün oldukça önemli bir yeri vardır. Kuvvetli bir örgüt kültürü sayesinde de çalışanları örgütün amaçlarına yöneltmek kolay olacaktır. Örgüt kültürünü benimseyen çalışanlar örgütün beklentileri çerçevesinde yönlendirilebilir. Özellikle çalışanlarını yenilik konusunda cesaretlendiren, onları yenilikçi fikirlerini özgürce ve korkmadan ifade etmeleri konusunda destekleyen bir kültürün kurulması onların hem örgüt içerisinde hem de örgüt dışında ilişkiler geliştirmesini sağlayacaktır. Örgütlerde yeniliği teşvik eden ve yenilik sürecini sürekli hâle getiren bir örgüt çevresinin oluşturulması, yenilikçi örgütsel kültürün etkili olabilmesi açısından oldukça önemlidir.

Yenilik Süreci

Yenilik yapmak bir süreç işidir. Türü fark etmeksizin yenilik sürecini beş temel adımda anlatılabilir: Yenilik için problemin belirlenmesi, fikirleri oluşturma işlemi, kavramsallaştırma, yeniliğin geliştirilmesi ve son olarak yeniliğin uygulanması.

Yenilik Kaynakları

Yenilik için gerekli olan fikirlerin kaynağını genel tanımla pazar bilgisi ve teknoloji oluşturmaktadır. Bu bilgilerin hangi kaynaklardan elde edileceği yenilik sürecinin başarısı ve etkinliği için oldukça önemlidir. Bu bilgiler temelde yenilik sürecinin başlangıcı ve gelişimi için gereklidir. Bu bilgilerin hangi kaynaklar aracılığıyla elde edileceğinin bilinmesinin önemi üç grupta toplanabilir. Yenilik için bilgi kaynaklarının bilinmesi;


• İşletmeye, yenilik için yapılacak araştırmalara kaynakların en doğru yolla tahsis etme imkânı verir, • Hangi bilgilerin yeni ürün ve hizmet oluştururken önemli potansiyele sahip olduğunun bilinmesini sağlar, • İşletmeye, potansiyel rakiplerini tanıması konusunda önemli ipuçları sunar.

Yeniliğin kaynakları genel olarak üç grupta incelenebilir. Bunlar işletme dışındaki kurum, kişi, örgüt ve ülkeleri kapsayan dışsal kaynaklardır. İkinci olarak işletme içindeki fonksiyonları ve çalışanları kapsayan içsel kaynaklardır. Üçüncüsü ise belirli şartlara bağlı olarak ortaya çıkan şartların getirdiği yeni fikir, durum ve teknolojileri tanımlayan durumsal kaynaklardır.

Yenilik Stratejileri

Yenilik stratejilerini sadece rekabetçi avantaj elde etmek için kullanılan stratejiler olarak değerlendirmek yanlıştır. Bu stratejilerin temel olarak ve öncelikle işletmenin stratejileri ile uyumluluk göstermesi gerekir. Bununla beraber örgüt yöneticilerinin yenilikle ilgili fikirleri, genel olarak yeniliğe bakış açıları, işletmenin altyapısı, çalışanların yeniliğe hazır oluşluluğu ve eğitim durumları, örgüt kültürü gibi faktörler yenilik stratejinin belirlenmesinde önemli rol oynar (Aygen, 2006). İşletmelerin kullandığı yenilik stratejileri şunlardır: Saldırgan stratejiler, savunmacı stratejiler, taklitçi stratejiler, bağımlı stratejiler, geleneksel stratejiler, fırsatları izleme stratejileri. Saldırgan strateji, yeni bir ürünü veya yeni bir üretim sürecini rakip firmalardan daha önce geliştirip pazara sunarak teknik alanda ve pazarda önderliği ele geçirme amacını taşır. Savunması stratejiler saldırgan stratejilerde olduğu gibi piyasaya tüm işletmelerden önce ve ilk girmenin taşıyacağı risklerden çekinen işletmeler tarafından tercih edilir. Bu stratejiyi benimseyen işletmeler saldırgan strateji güderek pazara ilk defa giren işletmeleri izlerler. Taklitçi stratejiyi izleyen işletmeler, teknolojilerinde “önder” işletmeleri izlerler. Bağımlı stratejileri benimseyen işletmelerin genellikle Ar- Ge anlamında veya ürün tasarımıyla ilgili hiçbir faaliyeti yoktur. Bu işletmeler büyük işletmelerin bir küçük atölyesi olarak düşünülebilir. Geleneksel stratejiler mesleki yeteneklere dayanan stratejilerdir. Burada değişikliğe ancak pazarın ya da rekabetin zorlaması ile gidilir. Burada yapılan değişiklikler de genellikle moda olan ve tasarımda yapılan değişikliklerdir. İşletmelerin yaşamlarını sürdürmek ve kar yapmak ve büyümek yönündeki çabaları onları bir veya daha fazla strateji izlemeye yöneltebilir. Değişen koşullar karşısında işletmeler pek çok değişik olası karşılık vermektedir ki bunlar fırsatçı stratejiler olarak tanımlanır. Fırsatçı stratejileri benimseyen işletmeler pazarda daha önce akla gelmeyen bir boşluk yakaladığında, çok karmaşık tasarımlar gerektirmeyen durumlarda ve pazarlarda önemli bir boşluk yakaladıklarında başarı elde ederler.

Sağlık Kurumlarında Yenilik

Yenilik konusu tüm işletmelerde olduğu gibi sağlık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde de oldukça önemlidir. Hastaneler başta olmak üzere tüm sağlık sektörü kurumları faaliyetlerini devam ettirebilmek ve rekabet edebilmek için başta hastaların olmak üzere çalışanlarının ve paydaşlarının istek ve ihtiyaçlarına cevap vermek zorundadır. Bu cevabı etkin bir şekilde verebilmek için ise yeniliği kullanmak zorunda olması kaçınılmazdır. Sağlık kurumlarında inovasyon konusu hem sahadaki çalışanlar hem de akademisyenler ve araştırmacılar tarafından sıklıkla incelenir. Fakat sağlık kurumlarının dinamik yapısı, paydaş sayısının fazlalığı, yapılan işin insan canı gibi çok önemli bir konuyla ilgili olması ve çok değişkenli yapısı nedeniyle birçok konu gibi yenilikçilik de uygulama anlamında zorlanılan konuların içinde yer almaktadır (Uzuntarla vd. 2016).

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında