İŞL303U-ÜRETİM YÖNETİMİ
Ünite 4: Tesis Yerleşimi ve Kapasite Planlaması
Giriş
Üretim sistemlerinin kurulması ve yürütülmesi sırasında verilmesi gereken kararların başında tesisin kapasitesinin ve konumunun belirlenmesi gelmektedir. İşletmelerin belki de yaşam süreleri boyunca etkili olabilecek olan bu kararlara tesis içindeki yerleşim düzeni de dâhil edilebilir. Bu ünitede, bu üç konuya ilişkin bilgiler yer almaktadır.
Tesis Yeri Seçimi
Tesis yeri seçimi, bir kuruluşun tesisi için en iyi coğrafi konumu belirlemesi olarak tanımlanabilir. Büyük yatırım gerektiren sanayi kuruluşları gibi işletme tesislerinin nereye konumlandırılacağına ilişkin kararlar sıklıkla alınmaz ancak bir işletmenin kârlılığı ve uzun vadede hayatta kalması açısından çok önemli olmaktadır. Restoran, otel veya perakende mağaza gibi bir hizmet operasyonu için doğru yerde olmak, genellikle müşterilerin uygun ve kolay erişebileceği bir yerde olmak anlamına gelmekte ve imalat tesislerine göre daha sık verilen bir karar olabilmektedir.
Hem hizmet hem de üretim organizasyonlarının yöneticileri, belirli bir konumun arzu edilirliğini de- ğerlendirirken, müşterilere ve tedarikçilere yakınlık, işçilik ve nakliye maliyetleri dâhil olmak üzere birçok faktörü hesaba katmalıdırlar. Konum alternatiflerini seçme, karmaşık bir problemdir ve üretim maliyetleri, navlun oranları gibi somut karakteristiklerin yanı sıra güvenlik, kalite gibi somut olmayan nitelikte farklı karakteristikler de içerir. Diğer yandan, eğer tesis kapasitesinin artırılması söz konusu ise yeni bir konum belirlenebilir ya da ek tesis seçeneğinin değerlendirilmesi gerekebilir.
Tesis Yeri Seçim Kararlarını Etkileyen Faktörler
Müşterilere yakınlık, ulaşım olanakları, iş gücü kaynağı, topluluk tutumu, tedarikçilere yakınlık gibi birçok faktör tesis yeri seçim kararlarını etkileyebilir. İşletme işinin doğası, yer kararında hangi faktörlerin baskın olması gerektiğini belirleyecektir. Hizmet ve imalat işletmeleri farklı faktörlere odaklanırken kâr amacı güden ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar da farklı faktörlere odaklanmaktadır. Kâr amacı güden işletmeler, hizmet ettikleri pazarların yakınında yer alma eğilimindeyken kâr amacı gütmeyen işletmeler genellikle başka kriterlere odaklanır. Bir başka deyişle, işletmenin stratejik hedefleri üzerinde kritik etkisi olan faktörlerin belirlenmesi önemlidir.
Tesis yeri seçim kararlarını etkileyen faktörler;
• Tedarikçilere yakınlık • Müşterilere yakınlık • İşgücüne yakınlık • Toplum konuları • Yaşam kalitesi
Tesis yeri seçimi sürecinde bölgelerin doğal kaynakları, gelişmişliği, yaşam kalitesi ve ulaşım olanakları gibi birçok bilgiyi konumsal veri tabanlarında saklayıp sunabilen coğrafi bilgi sistemlerinden faydalanılabilmektedir.
Küreselleşmenin Tesis Yeri Seçim Kararlarına Etkileri
Küreselleşme nedeniyle geçtiğimiz 20 yılda büyük işletmeler tesis yeri seçiminde üretimin avantajlı olduğu ülkeleri tercih edebilmektedir. Bu sadece bir trend değil, aynı zamanda iş yapmanın gerçek bir yolu hâline gelmektedir. Fakslar, e-Postalar, video konferans ve hızlı teslimat sistemleri gibi teknolojiler, mesafeyi hiç olmadığı kadar kısaltmaktadır. Maliyete dayalı etkin bir şekilde rekabet edebilmek için birçok işletme operasyonlarını küresel tedarik kaynaklarını içerecek şekilde genişletmek zorunda kalmaktadır. Coğrafi konum seçiminde uzaklık dışındaki faktörler kritik hâle gelmektedir.
Uluslararası işletmeler küreselleşmenin nimetlerinden faydalanırken birçok farklı sorunu da çözmek durumunda kalmaktadır.
Şirketlerin üretimlerini küresel olarak genişletmeyi seçmelerinin birçok nedeni vardır. Bunun en büyük sebeplerinden biriyse dış piyasalarda ürün satabilmektir. Üretim tesislerinin yabancı ülkelerde bulunması, ülkelerdeki ithal ürün satın almayla ilgili kötü algıyı da azaltmaktadır.
İşletmelerin üretim tesislerini farklı ülkelerde kurmalarının avantajları olmasına rağmen, göz önünde bulundurulması gereken birtakım sınırlılıkları kaçınılmazdır. Politik riskler, özellikle istikrarsız yönetimlere sahip ülkelerde sıkıntılar oluşturabilmektedir.
İşletmeler yatırım yaptıkları ülkelerin nispeten daha ucuz olan yabancı iş gücünü kullanma eğilimindedir. Ancak birçok işletme yerel çalışanların geç kalma ve devamsızlık konusundaki hassasiyetinden memnun olmamaktadır. Ayrıca düşük ücret ile çalıştırılan personelin becerileri ve üretkenlik konusunda bir ödünleşmeye gitmesi gerekebilmektedir.
Tesis Yeri Seçim Kararları
Yöneticilerin tesis yeri seçim kararlarını verirken üç aşamalı karar süreci izlenebilecek yöntemlerden biridir. Bu yöntemin adımları aşağıdaki gibidir:
1. Baskın Tesis Yeri Seçim Faktörlerinin Belirlenmesi: Bu adımda yöneticiler, işletme için baskın olan tesis yeri seçim faktörlerini belirler. Bu, yönetimsel yargı ve bilgi gerektirir.
2. Tesis Yeri Seçim Alternatiflerinin Geliştirilmesi: Yöneticiler hangi faktörlerin baskın olduğuna karar verdikten sonra seçilen faktörleri karşılayan konumları alternatif olarak belirlerler.
3. Tesis Yeri Seçim Alternatiflerinin Değerlendirilmesi: Bir dizi konum alternatifi belirlendikten sonra, yöneticiler bunları değerlendirir ve nihai bir seçim yapar. Bu kolay değildir çünkü bir konum bir dizi faktöre göre tercih sebebi iken, diğer bir faktör grubuna göre de dezavantajlı olabilir.
Faktör derecelendirmesi yöneticilerin tesis yeri seçim alternatiflerini değerlendirirken göz önünde bulundurması gereken yöntemlerden biridir. Bu yöntem seçilen bir dizi faktöre dayalı olarak birden fazla alternatifi değerlendirmek için kullanılabilir. Alternatif konumların karar vericiler tarafından önemli olarak tanımlanan faktörlere göre puanlanmasına olanak sağlar. Bir faktör derecelendirmesi süreci için aşağıdaki altı adım kullanılmaktadır.
1. Baskın faktörler belirlenir (pazara yakınlık, erişim, rekabet, yaşam kalitesi). 2. Diğer faktörlere göre her bir faktörün önemini yansıtan ağırlıklar atanır. Bu ağırlıkların toplamı 100 olmalıdır. 3. Konumları faktörlere göre değerlendirmek için bir ölçek seçilir. Yaygın olarak kullanılan bir ölçek, 1 zayıf ve 5 mükemmel olmak üzere beş puanlık bir ölçektir. 4. Adım 3’te seçilen ölçeği kullanarak alternatif konumlar her bir faktöre göre puanlanır. 5. Bir önceki adımda belirlenen faktör değerleri Adım 2’de belirlenen değerlerle ağırlıklandırılır. Bir başka deyişle faktör değerleri ağırlık değeri ile çarpılır. Bu işlem her bir konumun baskın faktörlere göre öneminin hesaplanmasını sağlar. 6. En yüksek puan toplamına sahip konum alternatifi seçilir.
Tesis Yerleşim Planlaması
Tesis yerleşim planlaması, mal ya da hizmet üreten bir tesis içinde yer kaplayan tüm kaynakların en iyi fiziksel düzenlemesine karar vermektir. Burada söz edilen kaynaklar bir torna tezgâhı, bir masa, bir çalışma merkezi, bir dolap, bir personel, bir ofisin tamamı ve hatta bir departman olabilir. Bir işletmede kaynakların yerlerinin düzenlenmesine ilişkin kararlar, yalnızca yeni bir tesis tasarlanırken verilmemekte; yeni bir işçinin eklenmesi, bir makinenin taşınması veya iş süreçlerindeki bir değişiklik gibi durumlarda da verilebilmektedir.
Tesis yerleşim planlamasındaki hedefler işletmelerin üretim özellikleri ve sektörüne göre farklılaşabilmektedir. Ancak üretim sürecinin gerçekleştirilmesinde tüm tesisler için geçerli olan temel yerleşim hedefleri vardır. Tesis yerleşim kararlarında aşağıda sıralanan başlıkların göz önünde bulundurulması önemlidir.
• Emniyet ve Güvenlik • Akış • Konfor • Alan Kullanımı • Darboğazlar • Koordinasyon • Esneklik
Tesis Yerleşim Türleri
Tesis yerleşimi türlerinde üretim sürecinin bu sınıflamalar ile doğrudan ilişkili olduğunu söylemek doğru olacaktır.
Atölye tipi ve parti tipi gibi kesikli üretim sistemlerinde aralıklı ve tekrarlayan işlemler yürütülür. Öte yandan sürekli üretim sistemlerinde küçük bir çeşitlilikte standartlaştırılmış ürünlerin yüksek hacimde üretilmesi için tekrarlayan işlemler bir sıra boyunca yerine getirilir.
Birçok farklı yerleşim düzeninden bahsetmek mümkün ancak bunların hepsi dört temel yerleşim türünden türetilmiştir. Bunlar;
• Sabit konumlu yerleşim • Sürece göre yerleşim • Ürüne göre yerleşim • Karma yerleşim
Sabit konumlu yerleşim, ürünün veya projenin sabit kaldığı ve gerektiğinde işçilerin, malzemelerin ve ekipmanın hareket ettirildiği yerleşim düzenidir.
Sürece göre yerleşim parça çeşitliliği fazla, üretim hacmi düşük olan üretim sistemlerinde benzer süreç ve fonksiyonlara dayalı olarak üretim kaynaklarının beraber konumlandırıldığı yerleşimdir.
Ürüne göre yerleşim hızlı, yüksek hacimli bir akış elde etmek amacıyla üretim kaynaklarının ürünün işlem görme sırasına göre sıralandığı yerleşim düzenidir.
Hibrit yerleşimler hem sürece hem de ürüne göre yerleşim türlerinin özelliklerini birleştirir. Bu, üretim sürecinin bir bölümü kesikli üretimin, diğer bölümü ise sürekli üretimin gerçekleştirildiği tesislerde uygu- lanmaktadır.
Hizmet Süreçleri ve Tesis Yerleşimi
İmalatta olduğu gibi, hizmet üreten tesislerin yerleşimleri de ürüne göre, sürece göre veya sabit konumlu yerleşim olarak sınıflanabilmektedir. Sabit konumlu bir hizmet yerleşiminde (cihaz onarımı, çevre düzenlemesi, ev tadilatı gibi) malzeme, işçilik ve ekipman müşterinin konutuna veya ofisine getirilmektedir. Sürece göre yerleşim ise müşterinin hizmet gereksinimlerinin yüksek çeşitlilik gösterdiği hizmetlerde yaygındır. Örnekler arasında hastaneler, süpermarketler ve büyük mağazalar, araç onarım merkezleri ve bankalar sayılabilir.
Tesis Yerleşim Tasarımı
İşletmelerde tesis yerleşim türünün belirlenmesinde en önemli kriterlerden biri hammaddenin ürün hâline gelinceye kadar izlediği yoldur. Akış olarak adlandırılan malzeme hareketinin iyi planlanması üretim sisteminin performansını belirleyen etkenlerden biridir. Hizmet üretilen bir tesiste akış, müşterinin ya da servis görenin hareketi olarak ele alınabilir. Bir tesisteki akışın öneminin belirlenmesindeki temel etmenler üretim hacmi ve ürün çeşitliliğidir.
Sürece Göre Yerleşim Tasarımı
Sürece göre yerleşimde fonksiyonel olarak benzer üretim kaynaklarının bir iş merkezinde yer aldığını ve bu iş merkezleri arasında işlerin rota boyunca hareket ettiğini
öğrenmiştik. Bu yerleşim düzeninde karar problemlerinden biri iş merkezlerinin birbirlerine göre en iyi konumlarına karar vermektir. İş merkezi sayısı az olduğunda bu karar kolay olabilmektedir.
Sürece göre yerleşim tasarımında yerleşimin gerçekleştirilmesi için her iş merkezi için gerekli olacak alan miktarının belirlenmesi, iş merkezlerinin yerleştirileceği bina ya da alanın kısıtlarının belirlenmesi, iş merkezleri arasında olası iş akışı şekli ve miktarının listelenmesi ve uzaklık ya da yakınlık kısıtlarının listelenmesi gerekmektedir.
Ürüne Göre Yerleşim Tasarımı
Ürüne göre yerleşimde belirli bir ürünü işlemek ya da onun montajını yapmak üzere makineler veya çalışanlar işlemlere göre akış oluşturacak şekilde sıralanmaktadır. Bu durumda ürün malzeme listesinde yer alan montaj sırası takip edilerek yerleşim düzeninin belirlenebileceği söylenebilir. Hangi işlemlerin diğerlerinden önce yapılması gerektiğini, hangilerinin aynı anda yapılabileceğini belirten öncelik gereksinimleri, ürün yerleşim kararına önemli bir girdidir.
Kapasite Planlaması
Kapasite, bir tesisin ulaşabileceği maksimum çıktı oranı olarak tanımlanabilmektedir. Burada tesis, tüm bir organizasyon, bir bölüm veya sadece bir makine olabilir. Bir şirkette kapasite planlaması stratejik veya taktik kararlara karşılık gelen iki düzeyde gerçekleştirilmektedir. Kapasite kararlarının ilk seviyesi, doğası gereği stratejik ve uzun vadelidir. Bu, bir şirketin yeni tesis ve ekipmanlara hangi yatırımları yapması gerektiğine karar verdiği yerdir. Bu kararlar doğası gereği stratejik olduğundan şirketin uzun süre bunlarla birlikte yaşaması gerekmektedir. Ayrıca, büyük sermaye harcamaları gerektirir ve şirketin iş yapma kabiliyeti üzerinde büyük bir etkileri olmaktadır.
Teorik Kapasite: Teorik kapasite ideal şartlar altında belirli bir sürede ulaşılabilecek en büyük çıktı miktarıdır. Teorik kapasite tüm üretim kaynaklarının kayıpsız, yüzde yüz verimle kullanıldığı varsayımıyla hesaplanır. Bu nedenle tasarım kapasitesi olarak da adlandırılmaktadır. Gerçekte ulaşılması neredeyse imkânsızdır. Makine arızası, makine yüklemedeki insan hataları, vardiya değişimleri, periyodik bakım süreleri, planlama hataları gibi nedenler pratikte teorik kapasiteye ulaşmayı olanaksız kılmaktadır.
Etkin Kapasite: Normal şartlar altında elde edilebilecek kapasite miktarıdır. Üretim süreçlerinde üretimin doğası gereği bakım faaliyetleri, makine hazırlık süreçleri, parça rotaları ve benzer nedenlerle beklemeler oluşabilmektedir. Bu beklemeler nedeniyle sistemin kapasitesi düşerek teorik kapasitenin altına inmektedir. Etkin kapasite, pratik kapasite olarak da adlandırılmaktadır.
Kapasite Planlaması Aşamaları
Kapasite planlaması sürecinde aşağıdaki adımlar uygulanmaktadır:
• Uzun dönem için kapasite gereksinimlerinin tahmin edilmesi • Mevcut kapasite ve tesislerin değerlendirilmesi ve tahminle karşılaştırılması • Gereksinimlerin karşılanması için alternatiflerin belirlenmesi • Her alternatifin mali analizinin yapılması • Her bir alternatif için temel niteliksel konuların değerlendirilmesi • Uzun vadede en iyi alternatifin belirlenmesi • Seçilen alternatifin uygulamaya konması • Sonuçların izlenmesi
Kapasite Gereksinimlerinin Kestirilmesi
Kapasite planlama kararları hem uzun vadeli hem de kısa vadeli hususları içermektedir. Uzun vadeli hususlar, tesis büyüklüğü gibi genel kapasite düzeyiyle ilgilidir; kısa vadeli değerlendirmeler, mevsimsel etkiler, talepteki düzensiz dalgalanmalar gibi durumların yarattığı kapasite gereksinimlerindeki olası değişikliklerle ilgilidir. Uzun vadeli kapasite ihtiyaçları, bir zaman ufku boyunca talebin tahmin edilmesini ve ardından bu tahminlerin kapasite gereksinimlerine dönüştürülmesini gerektirir.
Dış Kapasite Kullanımı
Kapasite gereksinimleri belirlendikten sonra, kuruluş üretimi kendisinin mi gerçekleştireceğine yoksa dış kaynaktan mı sağlayacağına karar vermelidir. Bu kararı etkileyen faktörler aşağıda sıralanmaktadır:
• Mevcut kapasite. Bir kuruluş donanıma, gerekli becerilere ve zamana sahipse üretimi işletme içinde gerçekleştirmesi daha mantıklıdır. Öte yandan, dış kaynak kullanımı kapasite ve esnekliği artırabilir. • Uzmanlık. Bir işletme bir işi tatmin edici bir şekilde yapacak uzmanlığa sahip değilse satın almak makul bir alternatif olabilir. Ancak genellikle bir işletme piyasada rekabet üstünlüğü sağlayan özel üretim yeteneklerini dış kaynaklardan sağlama yoluna gitmez. • Kalite. Uzmanlaşan işletmeler genellikle bir organizasyonun elde edebileceğinden daha yüksek kalite sunabilir. Tersine, benzersiz kalite gereksinimleri veya kaliteyi yakından izleme isteği, bir organizasyonun bir işi kendisinin yapmasını da teşvik edebilir. • Talebin doğası. Ürüne olan talep yüksek ve istikrarlı olduğunda işletme üretimi kendi tesislerinde yapmayı tercih edebilir. Aksi durumda dış kaynak kullanımı tercih edilebilmektedir. • Maliyet. Ürünü dış kaynaktan satın alma ya da üretim seçenekleri karşılaştırılırken tüm maliyet
kalemleri hesaba katılmalıdır. Bazı durumlarda dış kaynak kullanımı bir işletmenin sabit maliyet- lerden kurtulmasına yardımcı olabilir. • Riskler. Dış kaynaktan ürün sağlamak önemli riskler içerebilir. Kontrolün kaybedilmesi, bilgi paylaşımı ve özel bilgilerin ifşa edilmesi işletmenin yaşayabileceği olası üç risktir. Ürün satın alınan şirketlerin ürünleri veya hizmetleri müşterilere veya çevreye zarar veriyorsa doğrudan işletmenin itibarına büyük zarar verir.
Kısa Dönem Kapasite Kararları
• Stok: Talebin en üst seviyede olduğu dönemler için kapasitenin boş olduğu zamanda stoğa üretim yapmak, • Geciktirme: Talebin en yüksek olduğu dönemlerde ürün için beklemeye istekli müşteriler için daha sonra üretim gerçekleştirmek, • İş gücü seviyesi: Talebin yüksek olduğu dönemde ek iş gücü kiralamak, düşük olduğu dönemde iş gücünü çıkarmak (sezonluk iş gücü stratejisini kullanmak), • İş gücünün eğitimi: Personelin farklı becerileri kazanması için eğitilmesi sağlanarak ek iş gücü ihtiyacını çözmek (rotasyon), • Taşeron kullanımı: Talebin yüksek olduğu dönemlerde ürün veya bileşenlerin üretimi için diğer firmaların kapasitelerini geçici olarak kiralamak (dış kapasite kullanımı), • Süreç tasarımı: İş sürecini yeniden tasarlayarak kapasiteyi artırmak.