AÖF Soru Bankası

Üretim YönetimiÜnite 1 Özeti

Üretim Yönetimine Giriş

İŞL303U-ÜRETİM YÖNETİMİ

Ünite 1: Üretim Yönetimine Giriş

Giriş

Üretim yönetimi, bir işletmenin kârlılığının en önemli unsurudur. İşletmenin varlığı üretim ile başlamakta ve bu faaliyetlerin etkin yönetiminin sonucu başarılı işletme olmaktadır. Bu nedenle, üretim yönetimi bir işletmenin en önemli unsuru olmaktadır. Üretim yönetimi sürecinde ise hem müşteriler hem de tedarikçiler önemli bir rol almaktadır.

Üretim Yönetimi Kavramı

Üretim mal ve hizmetlerin üretiminden sorumlu olmaktadır. “Business Dictionary” web sitesinde üretim “bir ya da daha çok alt görevlerden oluşan görev ya da işlerin genellikle belirli bir yerde gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanmaktadır. “My Accounting Course” adlı diğer bir web sitesine göre ise üretim, “malzemeleri bitmiş mal ya da hizmete dönüştüren, müşterilere satan ve kar elde eden işletme faaliyetleridir”. O hâlde, üretim, kaynakları istenen mal ve hizmetlere dönüştüren ve sonucunda müşteriye değer yaratan ve sunan faaliyetler olarak tanımlanabilmektedir.

Üretim sisteminin çıktıları ise mal ve hizmettir. İnsanların ihtiyaç ve gereksinimlerini karşılayan ve fayda yaratan somut (sandalye, elma, kalem) ögeler olarak bilinen Mallar’a ait bazı örnekler olarak bilgisayarlar, otomobiller, motorlar vb.leri verilebilmektedir. Hizmet ise soyut bir çeşit ekonomik faaliyet olurken aynı zamanda zaman, yer, form ya da psikolojik değer kazandıran bir grup faaliyeti yansıtır. Hizmete bir örnek olarak televizyon teslim eden kargo hizmetinde malların taşınması verilebilir.

Mal ve hizmetlerin üretimine dâhil birbiriyle ilişkili bir grup faaliyetlere üretim yönetimi adı verilmektedir. Üretim yönetimi, üretimde kullanılan insan, donanım, teknoloji, bilgi ve diğer kaynakların yönetiminin dâhil olduğu bir yönetim fonksiyonudur. Üretim yönetiminin temel amacı; doğru miktar ve kalitede, doğru zamanda ve doğru üretim maliyetinde mal ve hizmet üretmektir.

Üretim yönetiminin bazı önemli anahtar kavramları arasında kaynaklar, sistemler, dönüşüm ve değer katan faaliyetler bulunmaktadır. Öte yandan mal ve hizmet üretimi günümüz üretim yönetim ve sistemiyle yoğun şekilde ilişkili olmakla beraber bunların arasında önemli farklılıklar da bulunmaktadır. Bu farklılıkların belirlenmesinde; müşteriyle mekânda temas, girdilerin ya da çıktıların tekdüzeliği, işçilik oranı, verimliliğin ölçümü, ham madde yoğunluğu, envanter ve müşteriyle zamanlı temas gibi özellikler göz önünde tutulmalıdır.

Üretim Yönetiminin Tarihsel Gelişimi ve Güncel Sorunları

İşletmelerde üretim yönetiminde her dönem farklı sorunların ortaya çıkması sonucunda kullanılan yöntem ve araçlar da değişmekte ve güncellenmektedir. Bu bölümde üretim yönetiminin tarihsel gelişimi kısaca anlatıldıktan

sonra günümüz işletmelerinin üretim yönetimi ile ilişkili sorunlarından söz edilecektir.

Üretim Yönetiminin Tarihsel Gelişimi

İnsanoğlunun ihtiyaçları ile ortaya çıkan üretim birçok evrimden sonra çağımızda kitlesel üretime dönüşmüştür. Satış için ürünlerin üretimi ve modern üretim sistemlerinin kökleri endüstri devrimine dayanmaktadır. Endüstri devriminden önce her bir parçanın üretimi tek kişi tarafından elle yapılmakta ve el sanatı (zanaat) üretimi adı verilmekteydi. Endüstri devrimi 1770’lerde İngiltere’de başlamış ve 19. yüzyılda tüm Avrupa ve ABD’ye yayılmıştır. 18. yüzyıldaki bazı önemli değişimler üretimin yapısını da değiştirmiş, insan gücünün yerini makine gücü almaya başlamıştır. Bu değişim buhar makinesinin icadıyla ortaya çıkmıştır. Enerji ve makine üretimi için çok miktarda kömür ve demir kullanılmıştır. Yeni demirden yapılmış makineler tahta olanlarına göre çok daha dayanıklı ve güçlü olmuştur. Standart ölçme cihazlarının geliştirilmesi ile üretimde önemli bir değişiklik meydana gelmiş ve endüstri devrimi hız kazanmıştır.

1900’lü yılların başında bilimsel yönetimin babası olarak bilinen Frederick W. Taylor iş yönetimine bir bilim olarak yaklaşmıştır. Taylor tarafından geliştirilen bilimsel yönetim kavramı ile üretime sistematik bir yaklaşım kazandırılmıştır. Taylor, gözlem, ölçüm ve analize dayanarak her işin yapılması için en iyi yöntemi tanımlamıştır. Bu tanımlamanın yapılmasından sonra tüm çalışanlar için yöntemler standart hâle getirilmiş ve çalışanların standartları izlemesini sağlamak için ekonomik teşvikler oluşturulmuştur. Buna hareket etüdü adı verilmektedir. Bunun dışında, Taylor personel seçimi, planlama, çizelgeleme ve ergonomi alanında katkılar sunmuştur. Taylor’un görüşleri birçok bilim insanı tarafından onay görmüş ve çeşitli uygulamalar geliştirilmiştir. 1900’lerin başlarında Henry Ford bilimsel yönetimin bazı ilkelerini uygulayarak üretim verimliliğini artırmıştır. Ford, 1913 yılında Model T otomobilinin üretimini yapmış ve ilk defa hareketli montaj hattını kullanarak bir otomobilin montaj süresini 730 saatten bir buçuk saate düşürmüştür.

19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarında üretim ile ilgili sorunların çözümünde kullanılan matematiksel modeller ve analizler arasında; Max Weber’in matematiksel modeli, 1915 yılında F. W. Harris’in envanter sipariş miktarı matematiksel modeli, 1930’larda A.K. Erlang’ın kuyruk modeli ve stokastik sistemleri ve W. Shewhart ve arkadaşlarının örneklem ve kalite kontrol için istatistiksel yöntemleri bulunmaktadır. 1960 ve 1970’li yıllarda yönetim bilimi teknikleri yaygın bir şekilde kullanılmış, yanı sıra bilgisayarlar ve otomasyon, üretim yönetimi modellerinin uygulanmasında gelişme sağlamıştır. J. Orlicky Malzeme İhtiyaç Planlamasını daha sonra da G. Plossl Üretim Kaynakları Planlamasını geliştirmiştir. 1970’lerde Japon işletmeleri özellikle çelik, otomobil, ev gereçleri ve elektronik üretimi ile dünya ekonomisinde yer


almaya başlamıştır. 1980 ve 1990’larda da yine Japon işletmeleri tarafından bu kez Toplam Kalite Yönetimi olarak bilinen kalite kontrol ve yönetiminin yeni bir aşaması uygulanmaya başlanmıştır.

Yazılım ve donanım sistemlerindeki gelişmeyle birlikte üretimde, bilgisayar destekli tasarım (CAD), bilgisayar destekli üretim (CAM) ve bilgisayarla bütünleşik üretim (CIM) gibi bilgisayarlı araç ve yöntemler kullanılmaya başlanmıştır. Günümüz pazarları ise ürün çeşitliliğinin artması, kısa ürün yaşam süreci, hızlı yeni ürün geliştirme süreci, teknolojide değişim, daha fazla müşteriye özel ürünler ve bölünmüş pazarlar gibi kavramlarla tanımlanmaktadır.

Üretim Yönetiminin Güncel Sorunları

Üretim yönetiminin çok dinamik ve sürekli gelişen bir alan olması yanında küresel dünyada rekabet, müşterilerin sürekli değişen talebi ve gelişen teknoloji gibi birçok faktör bu konuda değişime ve gelişime neden olmaktadır. Çevrenin de hızla değişimine bağlı olarak üretim yönetimi birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunlardan önemli olanları;

• İşletme ile tedarikçileri arasındaki ilişkinin koordinasyonu • Tedarikçi, üretim ve dağıtım ağının küreselleşmesi • Mal ve hizmetlerin ortak üretiminin artması • Müşteri ile iletişimin yönetilmesi • Rekabet aracı olarak işletme üretim gücünün farkında olunması • Ürün geliştirme aşamasının kısaltılma gerekliliğinin bilinmesi • e-İş’in öneminin artması

şeklinde özetlenebilir.

Üretim Yönetiminin Kapsamı

20. yüzyılın başlarından günümüze kadar üretim yönetiminin kapsamı giderek genişlemekle birlikte işletme büyüklüğü, bulunduğu sektör, ürettiği ürünler ve işletme stratejisi gibi unsurlar etkili olmaktadır. Öte yandan üretim yönetiminin kapsamına giren faaliyetler arasında ürün tasarımı, süreç ve teknoloji seçimi, iş tasarımı, tesis yeri seçimi ve yerleşimi, malzeme elleçleme, üretim planlama ve kontrolü, kalite kontrol, talep tahmini, kapasite planlama, çizelgeleme, malzeme yönetimi, envanter kontrol, bakım, dağıtım ve lojistik ve satış sonrası hizmet gibi unsurlar yer almaktadır.

Tesis Yerleşimi ve Malzeme Elleçleme

Tesis yerleşimi, personel, makine ve malzemenin dâhil olduğu tesisin fiziksel düzenlemesidir. Tesis yerleşiminin temel amacı; tesiste makine, çalışan ve depo alanı gibi tüm fiziksel malzemelerin düzenlenmesiyle istenilen nitelik ve miktarda çıktıya ulaşmaktır. Malzeme elleçleme ise, her şekildeki ürünün taşınması, paketlenmesi ve stoklanması sanatı ve bilimidir. Bu işlemler sırasında forklift, konveyör

ve el arabaları gibi çeşitli malzeme elleçleme araçları kullanılmaktadır.

Ürün Tasarımı

Müşterilerin memnuniyeti için fikirlerin gerçek ürünlere dönüşümü için malzeme, teknoloji ve sanatın birleştirilmesi işlemi ürün tasarımını oluşturmaktadır. İşletmeler pazarda yaşamlarını sürdürebilmek için yeni ürünler tasarlamalı, geliştirmeli ve bunları pazara sunmalıdır.

Süreç ve İş Tasarımı

Süreç tasarımı, ham maddelerin ve malzemelerin bitmiş ürüne dönüştürülmesinde kapsamlı süreç rotası için önemli bir karar olup süreç seçimi, teknoloji seçimi, süreç akış analizi ve tesis yerleşimini içermektedir. Bu esnada yapılan iş tasarımında ise; iş standartlarının geliştirilmesi, iş organizasyonu ve üretimde personelin rolü ve sorumluluğu gibi önemli faaliyetler söz konusudur.

Üretim Planlama ve Kontrolü

Üretim planlama, neyin, ne zaman, ne kadar ve nerede üretileceği konuları ile ilgilidir. Üretim kontrolü ise, üretim sisteminin hedeflenen planlara ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmeyi amaç edinir. Ayrıca, kaynakların en iyi şekilde kullanımını, kalite yönetimini ve maliyet tasarrufunu da sağlamaktadır.

Kalite Kontrol

İşletmede üretimin istenen kalite düzeyini sağlaması için kullanılan bir yöntem olan kalite kontrolün amacı ürün ve üretimi müşteri istekleri doğrultusunda uyumlu tutmaktır. İşletmenin hem yüksek kaliteli ürünler sunmasını hem de pazarda marka tanınırlığını sağlaması kalite kontrol işlemleri ile mümkündür.

Malzeme Yönetimi

İhtiyaç duyulan malzemelerin elde edilmesi, kontrolü ve kullanılması ve görünürde önceden belirlenmiş amaçları olan üretim süreci ile ilişkili mal ve hizmet akışıyla ilgilenen en önemli işletme fonksiyonlarından biri olan malzeme yönetiminde malzemenin kesintisiz akışı üretim verimliliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Bakım Yönetimi

Bakım faaliyetlerinin verimliliği ve yeterliliği ile kaynakların boşa harcanmasının ya da arızalı donanım nedeniyle üretimin durmasının engellenmesini sağlamak için kaynak, zaman ve para dağıtımının kontrol edilmesini amaçlayan bakım yönetiminde yatırımda kullanılacak makine, tesis ve hizmetlerin hazır olmasının da sağlanması önem taşımaktadır.

Üretim Süreci Tiplerinin Sınıflandırılması

Üretim sistemlerini talebe bağlı olarak 3 sınıf altında toplamak mümkündür. Bunlar; stoğa üretim, siparişe göre üretim ve siparişe göre montaj şeklinde açıklanabilir. Bir diğer sınıflandırma ise üretim miktarı ve akış hızına göre yapılmaktadır ve bu sınıflandırma kesikli üretim, sürekli


üretim ve proje tipi üretim şeklinde belirtilmektedir. Kesikli üretim sınıfının alt sınıfları olarak da parti tipi üretim ve atölye tipi üretimden bahsetmek mümkündür. Sürekli üretim ise kütle üretimi ve akış tipi üretim olmak üzere iki alt sınıfa ayrılmaktadır.

Üretim Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar

Çevre koşullarının değişimi yanında rekabetin yoğunlaşması, müşteri profilinin değişmesi ve teknolojik gelişmelerin artması üretim yönetiminde çağdaş yaklaşımların oluşturulmasını da gerekli kılmıştır. Bu yaklaşıma doğrudan etkili olan unsurlar ise aşağıda kısaca açıklanmaktadır;

Toplam Kalite Yönetimi

Toplam kalite yönetimi (TKY) işletmedeki herkesi kaliteyi iyileştirmek ve müşteri memnuniyetini sağlamak için sürekli bir çabaya dâhil eden bir felsefedir. Bu felsefenin bazı önemli ilkeleri arasında sürekli iyileştirme, üst yönetimin liderliği, çalışanların eğitimi ve çalışanların yetkilendirilmesi yer almaktadır. Kalite yönetimi öncülerinden Walter Shewhart sürekli iyileştirme için planla, uygula, kontrol et, önlem al (PUKÖ) diye bilinen döngüsel modeli geliştirmiştir. Deming döngüsü ya da Shewhart döngüsü olarak da bilinen PUKÖ döngüsü, geliştirilen sürecin doğal sürekliliğinin önemini vurgulamaktadır.

Değişim Mühendisliği

Değişim mühendisliğinde bir çalışma yapılırken işletmenin tüm iş süreçlerinde ne yaptığı ve nasıl yaptığı gözlemlenerek anlaşılmaya çaba gösterilmekte ve sonrasında maliyetler ve gereksiz süreçler azaltılmakta, süreçlerde müşteriye değer katmayan tüm aşamalar ortadan kaldırılmakta ve amaçları gerçekleştirmek için değişiklikler yapılmaktadır. Bu değişikliklerin gerçekleştirilmesi sürecinde her basamak başarılı bir şekilde yürütülmezse değişim girişimi oldukça zaman alıcı, pahalı ve riskli olabilmektedir.

Yalın Üretim

Bu çağdaş yaklaşım modelinde ise israfın ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Bu düşüncenin izlenmesi ile işletmelerin daha fazla rekabetçi ve daha az kaynak tüketen üretim sistemlerini tasarlaması, geliştirmesi, yürütmesi ve sürekli geliştirmesi sağlanmaktadır.

Tedarik Zinciri Yönetimi

Tedarik zinciri yönetimi iki temel düşünceye dayanmaktadır:

1. Birincisinde, genel olarak son müşteriye ulaşan bir ürün, tedarik zincirine dâhil tüm işletmelerin toplam çabasını göstermektedir. Bu işletmeler, topluca tedarik zinciri olarak adlandırılır. 2. İkinci fikirde, tedarik zincirleri uzun zamandan beri var olurken işletmelerin büyük bir kısmı sadece kendi “dört duvarlarının arasında” neler olduğunun farkındadır. Çok az sayıda işletme

ürünlerin son müşteriye ulaştırılmasını sağlayan tüm zincir faaliyetlerini anlamaktadır. Sonuç, tedarik zincirinin parçalanması ve genel olarak verimsiz olmasıdır.

Günümüzde rekabet, işletmeler arasında olmaktan tedarik zincirleri arasında olmaya doğru gitmektedir. Bugün bir işletmenin yaşamını sürdürmesi; rekabet etmek için sadece kendi yeteneğine değil aynı zamanda tedarik zinciri içinde iş birliği yeteneğine ve “kazan ve kazan” görüşüne açık bir yönetim takip etmesine bağlıdır.

Çevik Üretim

Çevik üretimin beş temel ögesi bulunmaktadır.

1. Modüler ürün tasarımı: İşletme, hızlı ve kolay çeşitlilik sunacağı platformlar oluşturabilmek için ürünleri modüler şekilde tasarlamalıdır. 2. Tam bağlantılı bilgi teknolojisi: Çevik işletme siparişleri ışık hızında karşılayabilmek için işletme genelinde bilginin hızlı dağıtımını otomatikleştirir. 3. Kurumsal ortaklar: Çevik işletme, diğer işletmelerle gerçek kısa vadeli ortaklıklar kurarak seçili ürün grupları için zamanında pazarda olmayı sağlamaktadır. 4. Bilgi kültürü: Çevik bir işletmede sürdürülebilirlik için bilgi kültürü yaratılması çok önemlidir. 5. Tam işletme katılımı: Bir işletmede çevik dönüşüm bir ekibin sorumluluğu olarak görüldüğü zaman başarılı olmaz. Tüm işletme bunun içine dâhil olmalıdır.

Kitlesel Özel Üretim

Kitlesel özel üretim yüksek ölçekte, nispeten düşük maliyetli kitlesel özel ürünler üretmeye çalışmaktadır. Yani bu çağdaş üretim yaklaşımı; özel sipariş ürünlerin esnekliğini ve özelleştirilmesini düşük birim maliyetli seri üretimle bir araya getiren pazarlama ve üretim tekniğini içerir.

Seri üretimi yeni bir düzeye taşıyan dört temel tipte kitlesel özel üretim bulunmaktadır;

1. İş birliğine dayanan özel üretim: İşletmeler her bir müşteriye özel mal ve hizmet sunmak için müşterilerle ortak çalışmaktadır. 2. Uyarlanabilir özel üretim: İşletmeler müşterilerinin özelleştirebileceği standart ürünler üretmektedir. 3. Şeffaf özel üretim: İşletmeler bireysel müşterilerine ürünlerin özelleştirildiğini açık bir şekilde belirtmeden eşsiz ürünler sunmaktadır. 4. Kozmetik özel üretim: İşletmeler standart ürünler üretmekte ancak farklı müşterilere farklı şekillerde pazarlamaktadır.


Esnek Üretim Sistemleri

Son derece otomatikleştirilmiş bir sistem olan esnek üretim sistemi, işletme ortamındaki önemli değişikliklerle başa çıkmak için bir işletmenin üretim odaklı yönlerine hızlı ve ekonomik bir şekilde tepki vermesini bütünleşik bir şekilde sağlayan bir dizi iş istasyonunu içermektedir. Bu sistemin temel avantajı üretim verimliliğini artırmaktır ancak dezavantajı ise yüksek miktarda yatırım gerektirmesi ve sistem özelliklerinin ön planlanması için gereken süredir.

Altı Sigma

Altı sigma, hataları azaltmak, maliyeti düşürmek, zaman tasarrufu sağlamak ve müşteri memnuniyetini artırmak için Motorola firması tarafından kullanılmaktadır. Sigma sürecin standart sapma sayısını göstermektedir. Altı sigma milyonda 3,4 hatalı parça anlamına gelmektedir. Altı sigma genelde altı sigma geliştirme yöntemi olarak bilinen DMAIC (Define, Measure, Analyze, Improve, Control) yöntemini kullanmaktadır. Günümüzde hem imalat hem de hizmet sektöründe kullanılmaktadır. Bu yöntem sadece kalite geliştirme yöntemi değil aynı zamanda işletme gelirini artırmanın bir yoludur.

Bilgisayarla Bütünleşik Üretim

Bilgisayarla bütünleşik üretimin (Computer Integrated Manufacturing, CIM) mantığı, karar verme ve verinin bütünleşmesidir. Bilgisayarla bütünleşik üretim ortamında tasarımda bir değişiklik istendiğinde bilgisayar destekli tasarım terminali kullanılmakta ve yeni tasarlanan parça ya da ürün birkaç dakikada atölyede üretilmekte ve üretim sisteminin bir parçası olan envanter kontrolü, depolama ve teslimat aynı anda ve uygun bir şekilde bütünleşmektedir.

e-Üretim

İnternetin hayatımıza girmesiyle e-Ticaret ve e-İş de olduğu gibi iş hayatında da birçok değişim söz konusu olmuştur. Gerçek zamanlı ve bütünleşik iş mantığı işlemleri internet ve ileri ağ bilişim teknolojileri ile kolay ve hızlı yapılmaktadır. Bu nedenle, işletmelerde e-İş uygulamalarının adaptasyonu tüm dünyadaki iş sektörlerinde hızlanmaktadır. Bir üretici için fabrika genelinde gerçek zamanlı bilgi sistemi, üretim katındaki e-Üretim sisteminin kritik bir rol oynadığı e-İş uygulamalarında çok önemlidir.

e-Üretimin sağladığı bazı önemli avantajlar arasında;

• Envanter, fazla kapasite ve belirsizliği azaltarak üretim sürecine benzeri görülmemiş hız, esneklik ve görünürlük seviyelerini sağlamak • Üretim birimleri, müşteri ilişkileri yönetimi sistemleri ve tedarik zinciri yönetim sistemleri arasında etkili ve verimli yapılandırılabilir bilgi alışverişini sağlamak. • Üreticilerin değişen taleplere hızlı bir şekilde yanıt vermesini sağlamak yer alır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında