İŞL132U-FİNANSAL MUHASEBE
Ünite 1: Finansal Muhasebeye Giriş
Giriş
Toplumu oluşturan bireylerin birbirinden farklı ihtiyaçları ya da istekleri bulunmaktadır. Bu ihtiyaçların ya da isteklerin giderilmesi için çeşitli mal ve hizmetler gereklidir. İşte sermaye ve emek gibi üretim unsurlarını bilinçli ve sistematik bir şekilde bir araya getirerek bireylerin ihtiyaçlarını gidermek üzere ekonomik mal ve hizmet üretmeyi ve bunu yaparken belli bir kâr elde etmeyi amaçlayan bu üreticilere “işletme” adı verilmektedir.
Bir işletme ile ilgili tarafların, işletmenin finansal işlemleri ve olayları hakkında gereksinim duydukları bilgiyi onlara muhasebe sağlar. Muhasebe, işletme tarafından gerçekleştirilen faaliyetleri ve buna bağlı olarak meydana gelen değişmeleri saptar ve bu değişmelere ait verileri yeni kararların alınmasında ve faaliyetlerin izlenmesinde kullanılabilir bilgiler haline getirir.
Muhasebe ve İşlevleri
İşletmeler, mal ve hizmet üretmek, satmak için çeşitli faaliyetlerde bulunur. Örneğin; mal alınır-satılır, ödemeler yapılır, para tahsil edilir, çalıştırılan işçilere ücret ödenir, hammadde alınarak üretimde kullanılır, bankaya para yatırılır veya bankadan para çekilir ve bunlar gibi binlerce işlem yapılır. Bunların sonucunda ise, işletme hakkında eski ya da yeni, önemli ya da önemsiz, finansal ya da finansal olmayan, öznel ya da nesnel, kanıtlanabilir ya da kanıtlanamaz gibi değişik özelliklere sahip oldukça fazla bilgi oluşur. Bu önemli işlev işletmenin muhasebe bilgi sistemi tarafından yerine getirilmektedir.
Muhasebenin Tanımı
En basit tanımı ile muhasebe, paydaşlara doğru kararlar alabilmeleri için gereken bilgiyi sunan bilgi sistemidir.
Ancak burada söz edilen bilgi finansal bilgidir. Personel sayısı, çalışma süreleri, pazar payı gibi finansal olmayan pek çok bilgi de kararlarda kullanılmasına rağmen, bu bilgiler muhasebenin ilgi alanına girmemektedir.
Muhasebede, değer akışını izlemek için, ölçü birimi olarak para kullanılır. İşletmeye giren üretim faktörleri ve işletmeden çıkan mal ve hizmetler paraya çevrilir ve bunların parasal tutarları muhasebe anlamında kayıtlara geçirilir. Para ile ifade edildiği için bu değer hareketlerine, mali nitelikteki işlemler denir. Muhasebenin görevi, para ile ifade edilebilen değer hareketlerini belirli bir kayıt düzeni içerisinde izleyip, elde edilen sonuçları belirli dönemler itibari ile ortaya koymaktır.
Muhasebe; işletmenin varlıklarının, sermayesinin ve borçlarının ne olduğu, parasal değerleri, hangi değişmelere uğradıkları, faaliyetlerin sonunda ne elde edildiği veya ne kaybedildiğinin bilinmesi için varlıkların, sermayenin ve borçların saptanması, diğer bir ifadeyle, ekonomik faaliyetlerin belirlenmesi, izlenmesi ve sonuçların ölçülmesi işlevini yerine getirerek bilgi kullanıcıları tarafından ihtiyaç duyulan bilgiyi sağlamaktadır.
Muhasebenin İşlevleri
Bir bilgi sistemi olarak muhasebe, ilgili verilerin toplanıp derlenmesi ve ardından yorumlanarak karar almaya yarayacak bilginin ortaya çıkarılması temelinde işleyen bir süreçtir. Bu sürecin aşamaları da muhasebenin işlevlerini oluşturmaktadır. Muhasebenin kaydetme, sınıflandırma, özetleme ile analiz ve yorumlama olmak üzere 4 adet temel işlevi bulunmaktadır.
1. Kaydetme: Sürecin ilk aşaması olarak işletmeye ilişkin ekonomik olaylar sonucunda ortaya çıkan verilerin belgelere dayanarak düzenli bir biçimde deftere yazılması işlevidir. 2. Sınıflandırma: Kaydedilen mali nitelikteki işlem ve olayların niteliklerine ve etkiledikleri unsurlara göre ayrıştırılarak aynı niteliklerdeki verilerin aynı, farklı niteliklerdeki verilerin ise farklı sınıflar altında incelenebilmesi için verilerin gruplara ayrılması işlevidir. 3. Özetleme: Belirli dönemler itibariyle kaydedilmiş ve sınıflandırılmış olan verilerin dönem sonlarında anlamlı ve sistemli bir şekilde bir araya getirilerek raporlanması; diğer bir ifadeyle bilgi kullanıcılarına kararlarında dayanak olarak kullanabilecekleri finansal raporların oluşturulması işlevidir. 4. Analiz ve Yorumlama: Raporlanan verilere anlam kazandırılan ve ekonomik olaylar ile sonuçları arasındaki ilişkilerin yorumlandığı işlevdir.
Yerine getirdiği işlevler çerçevesinde muhasebe en genel anlamda, mali (finansal) nitelikteki olayları para ile ifade edilebilir bir şekilde kaydeden, sınıflandıran, özetleyerek raporlayan ve analiz ederek yorumlayan bir bilgi sistemi olarak tanımlanır.
Muhasebe Bilgisinin Kullanıcıları
İşletmenin çevresinde pek çok paydaş bulunmakta ve bu paydaşların işletme ile aralarında doğrudan ya da dolaylı olarak bir ekonomik çıkar ilişkisi bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle, bu paydaşlar bir şekilde ya işletme ile iş yapmakta (müşteriler, tedarikçiler, vb.) ya da işletmenin yaptığı işlerin sonuçlarından etkilenmektedir (devlet, işletme yönetimi, vb.).
Muhasebe sisteminin ürettiği bilginin kullanıcılarını iç kullanıcılar ve dış kullanıcılar olarak ayırmak mümkündür. İç kullanıcılar işletmenin içinden olan, diğer bir ifadeyle bilgiye doğrudan erişimi olabilecek kullanıcılardır.
Öte yandan, dış kullanıcılar işletme bünyesinde faaliyet göstermemekle birlikte işletme hakkında bilgi ihtiyacı bulunan kullanıcılardır.
Yaşanan ekonomik ve teknolojik gelişmeler sonucunda işletmelerin büyük ölçekli çok ortaklı şirketlere dönüşmesi, işletme yönetimini özel bilgi ve beceri gerektiren bir işe dönüştürmüş, bunun sonucunda ise işletme sahipliği ile işletme yönetimi ayrı kişilerde
toplanmaya başlamıştır. Bu durum, işletme sahiplerinin, sahibi oldukları fakat başka kişiler tarafından yönetilen işletmeleri hakkında daha fazla bilgiye ihtiyaç duymalarına yol açmıştır.
Yatırımcılar finansal tablolardan işletmenin sürekliliği ya da yatırım yapılabilirliği gibi konularda değerlendirmeler yapmak üzere yararlanırken, kredi verenler verdikleri krediyi anapara ve faiz olarak geri alıp alamayacaklarını diğer bir ifadeyle işletmenin borç ödeme gücünü ve kârlılık durumunu analiz etmektedirler. Tedarikçiler ise bir yandan pazarlık gücü konusunda bilgi edinirken diğer yandan işletme ile gelecekte de iş yapıp yapamayacaklarını değerlendirmeyi amaçlamaktadırlar. Son olarak devlet kurumları, finansal bilgi yardımı ile işletmelerin ödemeleri gereken vergi tutarını belirlemekte- dirler. Ayrıca mikro ve makro ekonomik analizler yapabilmek için de finansal bilgi toplamaktadırlar.
Muhasebenin Bölümleri
Muhasebe bilgisinin kullanıcılarının işletme içinden ve işletme dışından kullanıcılar olarak ayrıldığı düşünüldüğünde, iki farklı boyutta muhasebe bilgisine ihtiyaç olduğu ortadadır. İlk boyut her iki bilgi kullanıcısının da ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen “finansal muhasebe” sisteminin çıktıları, ikinci boyut ise yalnızca işletme içindeki kullanıcılara bilgi sağlayan “yönetim muhasebesi” sisteminin çıktıları ile temsil edilmektedir.
Finansal muhasebe olarak da adlandırılan genel muhasebe, tüm bilgi kullanıcılarının kararlarına temel oluşturacak bilgiyi sunmak üzere finansal raporların oluşturulması sürecini ifade etmektedir. Genel muhasebede bilgiler hiçbir analize ve değişmeye uğratılmaksızın kaydedilir.
Finansal raporlar geçmiş olaylar sonucu ortaya çıkan mevcut finansal durumu ve geçmiş olayların işletmenin performansı üzerinde yarattığı etkileri yansıtmaktadır. Ancak şurası önemlidir ki, her ne kadar finansal raporlar gereken bilgileri sunsalar da geleceği kesin olarak gösteren kristal küreler değildirler.
Öte yandan, yönetim muhasebesi, işletmenin faaliyetlerinin planlanması ve kontrolü amacıyla yönetime sunulacak ve karar almalarına destek olacak bilginin oluşturulması ve yorumlanması sürecidir.
Maliyet muhasebesini, işletmenin yapısına ve iş yapma şekline en uygun sistemin uygulanması yoluyla üretilen ürünün, üretim sürecinin ya da sunulan hizmetin maliyetini hesaplamayı amaçlayan bilgi sistem olarak tanımlamak mümkündür.
Maliyet ve yönetim muhasebesi kapsamındaki işlemler genellikle işletmeye bağlı olarak çalışan yönetim muhasebecileri tarafından gerçekleştirilirken, finansal muhasebe bilgisinin oluşturulması yani işletme defterlerinin tutulması, konusunda daha çok işletmeden bağımsız muhasebe meslek mensuplarından yararlanılmaktadır.
Muhasebe Mesleği
Meslek mensupları muhasebe bilgi sisteminin işçileri olarak da tanımlanabilmektedir. Diğer bir ifadeyle, muhasebe bilgisinin ortaya çıkması sürecini bizzat işleten kişilerdir. Yaptıkları işin niteliklerine göre bağımsız denetçi, iç denetçi, yönetim muhasebecisi gibi unvanlar taşımalarına rağmen yasal olarak Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) ve Yeminli Mali Müşavir (YMM) olarak iki unvana ayrılmaktadırlar. Mesleğin gelişiminin temelinde 1989 yılında çıkarılan 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik yasası yer almaktadır; çünkü bu yasa ile meslek yasal gü- venceye kavuşturulmuş olmaktadır.
Muhasebenin Temel Kavramları
Muhasebenin temel amacı, ilgili taraflara kararlarında kullanabilecekleri bilgileri sunmaktır. Sunulan bu bilgilerin herkes tarafından anlaşılabilmesi, karar almada kullanılabilecek kadar güvenilir olması ve kullanıcısına fayda sağlayabilmesi için belirli ilkeler ve uygulamalar çerçevesinde hazırlanmış olması gerekmektedir.
Muhasebe uygulamalarına yol gösteren genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinin var olması, bir taraftan söz konusu farkların nedenlerini açıklarken bir taraftan bu farkların en aza indirilmesini sağlar. Genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri şöyle sınıflanmaktadır:
• Gelir Tablosu İlkeleri: Bu ilkelerin amacı, işletmenin belirli bir döneme ilişkin faaliyet sonuçlarını oluşturan gelir ve giderlerini sınıflandırarak gerçeğe uygun olarak göste- rilmelerini sağlamaktır. • Bilanço İlkeleri: Bilanço ilkelerinin amacı ise, işletmenin varlıkları ve bu varlıkların edinildiği kaynakların muhasebe kayıt, hesap ve tablolarında anlamlı bir şekilde gösterilmesinin sağlanması ve böylelikle işletmenin finansal durumunun bilgi kullanıcılarına gerçek durumuyla yansıtılmasıdır. Bilanço ilkeleri kendi içinde üç gruba ayrılır; o Varlıklara ilişkin ilkeler, o Yabancı kaynaklara ilişkin ilkeler, o Öz kaynaklara ilişkin ilkeler.
Muhasebenin temel kavramları finansal nitelikli olayların nasıl ve ne zaman kaydedileceği, ne şekilde ölçüleceği gibi konuları açıklar. Muhasebenin temel kavramları aşağıdaki gibi sıralanabilir:
1. Sosyal Sorumluluk Kavramı 2. Kişilik Kavramı 3. İşletmenin Sürekliliği Kavramı 4. Dönemsellik Kavramı 5. Parayla Ölçülme Kavramı 6. Maliyet Esası Kavramı 7. Tarafsızlık ve Belgelendirme Kavramı 8. Tutarlılık Kavramı 9. Tam Açıklama Kavramı 10. İhtiyatlılık Kavramı
11. Önemlilik Kavramı 12. Özün Önceliği Kavramı
Sosyal Sorumluluk Kavramı
Sosyal sorumluluk kavramı, muhasebe uygulamalarının yürütülmesinde ve finansal tabloların düzenlenmesi ve sunulmasında sadece belirli bir grubun değil tüm ilgili tarafların çıkarlarının gözetilmesini gerekli kılar.
Kişilik Kavramı
Kişilik kavramı işletmenin, sahiplerinden ve işletmeyle ilgili tüm taraflardan (yönetici, çalışan, müşteri, satıcı, kredi verenler vd.) ayrı bir kişiliği olduğunu ifade eder.
İşletmenin Sürekliliği Kavramı
İşletmenin sürekliliği kavramı, işletmelerin belirli bir süre sonunda faaliyetlerini durdurmak üzere kurulmadığı ve aksi yönde bir kanıt bulunmadıkça, bütün işletmelerin faaliyetlerini öngörülemez bir süre boyunca sürdüreceği varsayımının geçerli olduğunu ifade etmektedir.
Dönemsellik Kavramı
Kâra geçiş noktasının hesaplanmasında eşitlik veya Bu kavram işletme faaliyetlerinin belirli zaman aralıkları ile kontrol edilmesi ve sonuçlarının ne olduğunun değerlendirilmesi gereksiniminin sonucu ortaya çıkmıştır. İşletmenin sürekliliği kavramı gereği işletmenin ömrünün sınırsız olduğu kabul edildiğine göre, performansın ölçülebilmesi için faaliyetlerin durmasının beklenmesi olanaksız olmaktadır.
Parayla Ölçülme Kavramı
Bu kavram, işletmede gerçekleşen olaylardan niteliksel olanlarının değil niceliksel (sayısal) olan olayların muhasebeleştirildiğini, bu muhasebeleştirme sürecinde de paranın temel ölçüt olarak kullanılması gerektiğini belirtmektedir.
Maliyet Esası Kavramı
Bu kavram, varlıkların, elde edilmeleri için katlanılan toplam maliyet ile muhasebeleştirilmeleri gerektiğini işaret etmektedir. Katlanılan maliyet ise elden çıkarılan kaynakların (ödenen para mevcudu ve varsa elden çıkarılan diğer kaynakların) toplam parasal değeri ile ölçülmektedir.
Tarafsızlık ve Belgelendirme Kavramı
Bu kavram, olayların sonuçlarının muhasebe sisteminde kayıt altına alınabilmesini objektif belgelere dayanması ön koşuluna bağlamaktadır. Muhasebede yapılan her kayıt, mutlaka bir belgeye dayandırılmalıdır. Bu belge mali olayı tarafsız ve yargısız bir biçimde yansıtmalıdır.
Tutarlılık Kavramı
İşletmenin ömrünün dönemlere ayrılıp her dönemin kendi içinde değerlendirilmesinin yanı sıra dönemler arasında karşılaştırma yapılarak işletmenin performansının zaman içerisinde değerlendirilmesi de önemlidir. Diğer bir ifadeyle, başarımın değerlenmesinde karşılaştırmanın önemli rolü vardır. Bu karşılaştırmanın yapılabilmesi tutarlılık kavramı sayesinde olmaktadır.
Tam Açıklama Kavramı
Bilgi kullanıcılarının karar almada ihtiyaç duydukları finansal bilginin oluşturulması ve sunulması muhasebenin görevidir. Bu görevin düzgün bir şekilde yerine getirilmiş olması tam açıklama kavramı ile ifade edilebilmektedir.
İhtiyatlılık Kavramı
Bu kavram, muhasebe olaylarında temkinli davranılmasını ve işletmenin karşılaşabileceği risklerin göz önüne alınması gereğini ifade eder. Bilgi kullanıcılarının beklenmeyen kötü sonuçlarla (sürprizlerle) karşılaşmasını engelleyen bu kavram, temelinde işletme ile ilgili risklerin veya belirsizliklerin ortaya çıkması durumunda muhasebecilerin en az seviyede iyimserlik sergilemesini gerektirmektedir.
Önemlilik Kavramı
Hangi bilginin ne şekilde sunulacağına karar verilirken göz önünde bulundurulan bir diğer ölçüt bilginin önemidir. Bir bilginin sunulmaması ya da yanlış sunulması karar vericilerin verecekleri kararı değiştirebilecek niteliğe sahipse, o bilgi önemli bir bilgi olarak kabul edilmektedir.
Özün Önceliği Kavramı
Bu kavram, bir işlemin özünün yasal biçiminden farklı olması durumunda muhasebeleştirmede esas alınacak olanın öz olduğunu belirtmektedir. Görünüşün, gerçekleri işlemin özü kadar güvenilirlikle sunamayacağı düşüncesi bu kavramın temelini oluşturmaktadır.
Temel Finansal Tablolar
İşletme yönetiminin başarısı, işletmenin varlıkları ve bu varlıkların kaynakları üzerinde para ile ifade edilebilen değişimlere neden olan her karar üzerinden ayrı ayrı değerlendirilemez. Gerçekleşen mali nitelikteki işlemlerin çokluğu düşünülürse böyle bir yaklaşım gereksiz bilgilerin üretildiği, zaman alıcı ve akıl karıştırıcı bir uygulama olmaktan öteye gidemeyecektir. Bu bakımdan yönetimin başarısını oluşturan, işletmenin varlıklarında ve bu varlıkların kaynaklarında (sermaye ve borçların) para ile ifade edilen değişimler yaratan söz konusu olayların etkilerinin tek tek değil, belirli bir süreyi kapsayacak şekilde bir bütün olarak ele alınmaları, özetlenerek analiz ve yoruma sunulmaları gerekir.
Muhasebe, temel işlevlerinden biri olan özetleme işlevini, finansal tabloları düzenleyerek yerine getirir. Özellikle işletme bünyesi dışında kalan bilgi kullanıcılarına yönelik bilgi ihtiyaçlarının giderilmesi için düzenlenen finansal tablolar, işletmenin finansal sonuç yaratan bütün işlemleri ve bunların sonuçları hakkında bilgiler sunmaktadır.
Bilanço (Finansal Durum Tablosu)
Bilanço, işletmenin sahip olduğu ve iktisadi faaliyetlerinde kullanarak fayda sağladığı varlıkları ile bu varlıkların edinilmesinde finansman kaynağı olarak kullandığı tüm borçları (yükümlülükleri) ve sermaye tutarlarını belirli bir tarihte listeleyen finansal tablodur. Daha özet bir tanım ile işletmenin finansal durumunun belirli bir anda çekilmiş
fotoğrafı olarak da düşünülebilir. Bu nedenle finansal durum tablosu olarak da anılmaktadır.
Bilançonun temeli, işletmenin, sahiplerinden ayrı bir kişiliğe sahip olduğu kabulüne dayanmaktadır. Bir işletmenin var olabilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi için başta nakit para olmak üzere bir kısım varlıklara gereksinimi vardır.
Bir işletme faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duyduğu varlıkları edindiği iki kaynağa sahiptir. Bu kaynaklardan biri öz kaynaklar, diğeri ise yabancı kaynaklardır. Öz kaynaklar, işletmenin sahiplerinden sağladığı kaynaklar (sermaye) ve yıllar itibariyle kendi faaliyetleri sonucu oluşturduğu kaynaklardır. Yabancı kaynaklar ise, işletmenin üçüncü kişilerden (kredi verenler vd.) sağladığı borçlardır.
İşletmenin toplam varlıklarının tutarı ile bu varlıkların elde edilmesinde kullanılan toplam kaynak tutarının aynı olması gerektiğine göre, işletmenin varlıklarının toplam tutarının (aktif taraf toplamının), borçları ile sermayesinin toplamına (pasif taraf toplamına) eşit olması da zorunlu olmaktadır. Bu eşitliğe “temel muhasebe eşitliği” ya da “bilanço eşitliği” adları verilmektedir. Çift taraflı kayıt yönteminin temelini oluşturan bu eşitlik şöyle ifade edilir:
Varlıklar = Kaynaklar Varlıklar = Yabancı Kaynaklar + Öz Kaynaklar
Yeni kurulmuş ve faaliyetlerine yeni başlayacak bir işletme için öz kaynakları sadece sahiplerinin vermiş olduğu sermayeden oluşacağından ve yabancı kaynaklar da üçüncü kişilerden sağlanan borçları ifade ettiğinden, söz konusu eşitlik aşağıdaki gibi de ifade edilebilir:
Varlıklar = Borçlar + Sermaye
Varlıklar, işletmenin sahip olduğu ve gelecekte fayda sağlamayı beklediği ekonomik değerlerdir. Bir unsurun varlık olarak tanımlanması için fiziksel (maddi) bir yapıya sahip olması zorunluluğu yoktur. Varlıklar; para, mal, bina, makine, taşıt gibi fiziki yapıya sahip değerler olabileceği gibi, işletmenin başka kişi veya kuruluşlardan olan alacakları veya bir değeri kullanma hakkı (patent, lisans gibi) gibi değerler de olabilir.
Borçlar, işletme sahipleri dışındaki taraflardan ya da işletme sahiplerinden ortak olmaları vasfı kullanılmadan elde edilen kaynaklardır. İşletme dışındaki kişi veya kuruluşlardan elde edildikleri için yabancı kaynaklar olarak da adlandırılır. Dolayısıyla yabancı kaynaklar, işletmenin gelecekte ödemesi veya yerine getirmesi gereken yükümlülükleri ifade eder.
Sermaye ise, işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için sahipleri tarafından, işletmeye sahip veya ortak olmaları vasfı ile sağlanan kaynaklardır. Farklı şekilde ifade edilirse, işletme varlıklarının borçlar ile karşılanmayan kısmı olarak da tanımlanması mümkündür.
Kitabınızın 16. ve 17. Sayfasındaki Şekil 1.1 ve şekil 1.2’de görüldüğü gibi bilanço, rapor tipi ve hesap tipi
olmak üzere iki şekilde sunulabilmektedir. Rapor tipi bilançoda bütün kalemler (sırasıyla varlıklar, borçlar ve sermaye grupları olmak üzere) alt alta yazılarak sunulurken (Şekil 1.1), hesap tipi bilançoda varlıklar solda, borçlar ve sermaye ise sağda gösterilecek şekilde bir sunum bulunmaktadır (Şekil 1.2). Ayrıca bilançonun üzerinde başlık olarak yazılması gereken bazı bilgiler de bulunmaktadır.
Gelir Tablosu
İşletmelerin temel amacı kendilerine emanet edilen kaynakları kullanarak (işleterek) sahiplerinin servetlerini artırmaktır. Bilançoda öz kaynaklar ile temsil edilen bu servetin artırılabilmesi için de işletmeler faaliyetlerde bulunurlar. Bu faaliyetlerden bazıları servetin miktarını değiştirmez; yalnızca içeriğini etkiler.
En geniş tanımı ile gelir tablosu, işletmenin belirli bir zaman aralığında gösterdiği finansal performansı yansıtan tablodur. Gelir tablosunu, belirli bir dönem için işletmenin kullandığı kaynak tutarı ile bu kullanım karşılığında yarattığı değeri karşılaştırarak, ortaya çıkan kâr ya da zarar rakamının hesaplandığı tablo olarak tanımlamak da müm- kündür. Bu bakımdan “kâr-zarar tablosu” olarak da adlandırılmaktadır. Kaynak kullanımı, karşılığında değer yaratılabildiği durumda “gider”, değer yaratılamadığı durumda ise “zarar” adı ile anılmaktadır. Yaratılan değer ise “gelir” olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda gelir ile gider arasındaki fark olumlu ise “kâr”, olumsuz ise “zarar” ortaya çıkmaktadır.
Gelir tablosu, işlemlerin/olayların sonuçlarını ortaya çıktıkları nedeni de göz önünde bulundurarak sınıflara ayırmakta ve birden fazla sayıda kâr/zarar rakamı sunarak daha detaylı değerlendirmeler yapılmasına olanak vermektedir. İlk olarak ulaşılan performans ölçütü olarak Brüt Kâr, işletmenin yalnızca satış faaliyeti sonucunda elde ettiği kâr rakamını ifade etmektedir. Net satış hasılatından (indirimler ve satıştan iadeler düşüldükten sonra kalan net hasılat) hasılata konu satışların maliyetinin düşülmesi ile hesaplanmaktadır.
Brüt kârdan faaliyet giderlerinin düşülmesi sonucunda elde edilen bu yeni performans ölçütüne Faaliyet Kârı denmektedir. Faaliyet kârına işletmenin esas faaliyetleri dışında kalan ve işletmenin o döneme ilişkin diğer faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan olağan gelir ve kârların eklenip, olağan gider ve zararlar ile finansman faaliyetleri sonucunda dönem içinde ortaya çıkan finansman (faiz) giderlerinin düşülmesi sonucunda Olağan Kâr tutarına ulaşılır.
Olağan kâr tutarına olağandışı gelirler ilave edilip, olağandışı giderler düşündüğünde ise Dönem Kârı olarak adlandırılan performans ölçütüne ulaşılır.
Dönem net kârı performans ölçütünden ödenecek vergi tutarı düşüldüğünde Dönem Net Kârı olarak adlandırılan son performans ölçütü bulunur.