Muhasebe, işletmede gerçekleşen tüm finansal nitelikli olayların tanımlanması, kayda alınması, analiz edilip yorumlanması ve karar vericilere iletilmesi sürecini kapsar ve bir bilgi sistemidir.
Genel İşletme — Ünite 8 Soru-Cevap
Genel İşletme (ISL107U) soru-cevapları.
Muhasebe nedir?
İşletme yöneticileri hangi konularda karar verirken muhasebe bilgisine ihtiyaç duyarlar?
İşletme yöneticileri aşağıdaki konularda karar verirken muhasebe bilgisine ihtiyaç duyarlar (Atrill ve McLaney, 2004, s.2):
- İşletmede yeni ürün veya hizmetlerin geliştirilmesine ihtiyaç var mı?
- Mevcut mal ya da hizmetlerin fiyat veya miktarlarının değiştirilmesi doğru olur mu?
- Büyümeyi finanse etmek için yabancı kaynak kullanmalı mıyız?
- İşletmenin faaliyet kapasitesinde artışa mı gitmeliyiz yoksa azaltmaya mı?
- İşletme süreçlerinde değişiklik yapmalı mıyız; örneğin tedarik, imalat veya satış yöntemlerini değiştirmeli miyiz?
Muhasebe bilgisine ihtiyaç duyan taraflar kimlerdir?
Muhasebenin faydalı olabilmesi için bilgilerin kimler tarafından ve ne amaçla kullanılacağının bilinmesi önemlidir. Belirli bir işletme ile ilgilenen ve o işletme ile ilgili çeşitli ve farklı kararlar almak zorunda olan birçok farklı taraf vardır. Her birinin işletmeyle ilgilenme nedenleri ve dolayısıyla ihtiyaç duydukları bilgiler de farklıdır. İşletme ile ilgili taraflar, işletmenin yöneticileri, sahibi veya sahipleri, borç verenleri, müşterileri, tedarikçileri, çalışanları ile rakipler, devlet ve düzenleyici kurumlar vb. olarak sıralanabilir.
Muhasebe süreci sırasıyla hangi adımlardan oluşmaktadır?
Muhasebe sürecinde, öncelikle gerçekleşen işlemler kaydedilmelidir. Bu amaçla, işletmede gerçekleşen tüm finansal nitelikli işlemler, belgelere dayalı olarak gerçekleşme sırasına göre yevmiye defterine kaydedilir ve ardından her bir yevmiye kaydı, büyük defterdeki (defteri kebirdeki) ilgili hesaplara aktarılır. Dönem sonunda günlük işlemler tamamlandıktan sonra, öncelikle Genel Geçici Mizan hazırlanır. Yevmiye defterinden defteri kebire yapılan aktarmaların doğruluğunu kontrol etmek için genel geçici mizan hazırlanır. Genel geçici mizandaki borç ve alacak kalanlarının (bakiyelerinin) denkliği sağlandıktan sonra sıra dönem sonu işlemlerine gelir.
Dönem sonunda envanter işlemleri (hem muhasebe dışı hem de muhasebe içi) tamamlandıktan sonra, varlık ve kaynaklara ilişkin hesapların kalanları onların dönem sonundaki gerçek değerlerini gösterir hâle gelmiş olur ve kesin mizanda listelenir. İşletmenin finansal tabloları da kesin mizandaki hesapların kalanları yardımıyla hazırlanır.
Temel finansal tablolar nelerdir?
İşletmenin yeni ulaştığı finansal durumun ve faaliyetlerinin sonucunda elde ettiği kâr veya zararının bilinmesi alınacak kararlar için çok önemlidir. İşte bu bilgileri raporlayabilmek için işletmenin finansal tabloları hazırlanır. Birbirinden ayrı fakat birbiriyle bağlantılı dört temel finansal tablo vardır. Bunlar; bilanço (finansal durum tablosu), gelir tablosu (kâr-zarar tablosu), nakit akım tablosu ve öz kaynaklarda değişim tablosudur.
'Temel Bilanço Eşitliği' nedir?
“Varlıklar = Borçlar + Sermaye” şeklinde ifade edilen Temel Muhasebe Eşitliği aynı zamanda Temel Bilanço Eşitliğini de ifade eder.
'Varlıklar' nelerden oluşur?
İşletmenin varlıkları bilançoda genellikle dönen varlıklar ve duran varlıklar olarak iki ayrı grupta raporlanır.
Dönen varlıklar, bir faaliyet dönemi içinde kullanılacak, tüketilecek, satılacak, tahsil edilecek
unsurlar ile paranın kendisinden oluşur. Dönen varlıklar nakde dönüşümü kolay olan, likiditesi yüksek olan varlık unsurlarıdır. İşletmenin günlük faaliyetlerinin sürdürülmesinde fayda sağlar. Para ve para benzeri kalemler, kısa vadeli alacaklar ve stoklar dönen varlıklar içinde yer alır.
Duran varlıklar, işletme faaliyetlerinin sürdürülmesinde bir faaliyet döneminden daha uzun süre kullanılacak olan ve hemen paraya çevrilmesi beklenmeyen varlıkları kapsar. Dolayısıyla duran varlıkların likiditesi düşüktür. Maddi ve maddi olmayan duran varlıklar, uzun vadeli alacaklar, uzun vadeli finansal yatırımlar duran varlıklar grubunda yer alır.
Gelir tablosu ne işe yarar?
Gelir tablosu (Kâr-Zarar Tablosu), işletmenin bir döneme ait faaliyet sonuçlarının özetlendiği bir finansal tablodur. Gelir tablosunda işletmenin faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan tüm hasılat, gelir, kâr, gider, zarar unsurları yer alır ve işletmenin döneme ait net kâr veya zarar büyüklüğünü gösterir. İlgili dönemde ne kadar kâr veya zarar oluştuğu, kâr veya zararın oluşumuna hangi faaliyet sonuçlarının etkide bulunduğunu gelir tablosundan görebiliriz. Gelir tablosu bir döneme ait faaliyetleri gösterdiği için bilanço gibi anlık değil dönemlik bir finansal tablodur. Bilançoyu bir fotoğrafa benzetirsek gelir tablosunu da bir filme (video) benzetebiliriz.
Tahakkuk esası ve nakit esası arasında nasıl bir ilişki vardır?
Tahakkuk Esası: Finansal olayların etkileri, nakit hareketinin gerçekleştiği tarihte değil, işlem tarihinde kaydedilir. Hasılat, satış gerçekleştiğinde; gider ise oluştuğunda kayda alınır.
Tahakkuk esasının karşıtı Nakit Esasıdır. Nakit esasında ise işlemlerin gerçekleştirilmesinden çok, nakit hareketlerinin gerçekleştiği tarihler esastır.
Finansman faaliyetleri, yatırım faaliyetleri ve işletme faaliyetleri ne anlama gelir?
Üretimde kullanılacak ham madde ve malzemenin edinilebilmesi, çalışanlara ücret ödenebilmesi, makine ve teçhizat alınabilmesi, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunulabilmesi vb. için kaynağa ihtiyaç vardır. İşletmenin faaliyetlerini sürdürmede kullanılacak bu unsurların edinilebilmesi için gerekli olan kaynak işletme sahiplerinden veya işletme dışı taraflardan sağlanır. İşletmeye kaynak sağlama faaliyetleri finansman faaliyetleri olarak adlandırılır (TMS-7, paragraf 17).
İşletmeye sağlanan kaynaklar ile faaliyetlerin sürdürülmesinde fayda sağlayacak üretim faktörlerinin edinilmesi, sağlanan kaynakların yatırıma dönüştürülmesi gerekir. Gerekli üretim faktörlerinin edinilmesine yönelik bu faaliyetlere yatırım faaliyetleri denir. Yatırım faaliyeti uzun vadeli varlıkların ve diğer yatırımların elde edilmesi ve elden çıkarılmasına ilişkin faaliyetlerdir (TMS-7, paragraf 16).
Sadece yatırım ve finansman faaliyetlerinin yerine getirilmesi işletmenin faaliyetlerini gerçekleştirebilmesi ve kâr elde etmesi için yeterli değildir. Bu üretim faktörlerinin işletme faaliyetlerinde kullanılması, yani üretim ve satışa dönüştürülmesi gerekir. Aksi takdirde işletmenin kâr elde etmesi ve yaşamını sürdürmesi mümkün değildir. İşletme faaliyetlerinin
gerçekleştirilebilmesi için ürün ya da hizmetin üretiminin tamamlanması, müşterilere
satılması ve satış bedelinin tahsil edilmesi gerekir. Bu tür faaliyetler de işletme faaliyetleri (esas işletme faaliyetleri veya üretim-satış faaliyetleri) olarak gruplandırılır. İşletme faaliyetleri, işletmenin ana gelir getirici faaliyetleri olup net kâr veya zararın belirlenmesinde yer alan işlem ve olaylardan kaynaklanır (TMS-7, paragraf 13).
Finansal analiz çeşitleri nelerdir ve nasıl sınıflandırılırlar?
Finansal tabloların analizi işletme içinden taraflarca yapılabileceği gibi işletmeye kredi verecek kişi ya da kurum, yatırımcı ve ortaklar gibi işletme dışı taraflarca da yapılabilir. Analizi yapacak tarafların konumuna göre analiz iç analiz ve dış analiz olarak gruplandırılabilir. Analize konu olan finansal tabloların kapsadıkları dönem sayısına göre analiz statik ve dinamik analiz olarak sınıflandırılabilir. Analizin yapılma amacına göre yatırım analizi, yönetim analizi ve kredi analizi olarak sınıflandırılabilir.
Oran analizi tekniğinin amacı nedir?
Oran analizi tekniğinin amacı, finansal tablo kalemlerinin aralarındaki anlamlı ve yararlı ilişkilerden yola çıkarak bir işletmenin cari finansal durumunu, faaliyet sonuçlarını, borç ödeme gücünü, varlıklarının verimliliğini, kârlılığını, çalışma durumunu, etkinliğinin uzun süreli beklentilerini ve yönetiminin yeterliliğini değerlendirmektir.
Finansal analizin önemi nedir?
Finansal analiz, işletmenin finansal durumunu ve performansını analiz etmek ve gelecekteki finansal performansını tahmin edebilmek için finansal tablolardaki çeşitli kalemler arasında ilişkiler kurulması, ölçülmesi ve yorumlanmasını kapsayan bir süreçtir. Finansal analiz ile işletmenin geçmiş finansal verileri incelenerek geleceğe yönelik kararlar alınır. Dolayısıyla finansal analiz, bir işletmedeki finansal planlama ve kontrolün sağlanabilmesi için son derece önemlidir ve birçok yazar tarafından finansal yönetimin ilk işlevi olarak kabul edilmektedir. Finansal analiz sonucunda elde edilen veriler değerlendirilerek işletmenin mevcut durumda güçlü ve zayıf yönleri belirlenir; aynı zamanda geleceğe ilişkin yapılacak tahminlere, hazırlanacak planlara, izlenecek politikalara katkıda bulunacak veri ve ipuçları sağlanır (Akgüç, s.1).
Finansal tablolar analizinde oranlar hangi gruplara ayrılmaktadır?
Oranlar dört grupta toplanabilir:
- Likidite Oranları (Dönen varlıklar ile kısa vadeli yükümlülükler arasında ilişki kurulurken dönen varlık grubundan dikkate alınacak kalemlerin özelliklerine göre “Cari Oran, Asit Test (Likidite) Oranı ve Nakit Oranı” olarak üç temel likidite oranı hesaplanabilir.)
- Finansal Yapı Oranları (İşletmenin ölçülü bir biçimde finanse edilip edilmediği, finansman riskinin yüksek olup olmadığı, işletmeye kredi verenlerin emniyet payının yeterli olup olmadığı konularında karar vermek için genellikle işletmenin öz kaynakları ile yabancı kaynakları arasındaki ilişkileri gösteren oranlardan yararlanılır. Örneğin, Yabancı kaynakların aktif toplamına oranı (Kaldıraç oranı); kredi verenlerin uzun dönemli risklerini ölçer.)
- Faaliyet Oranları (Stok devir hızı bir işletmede stokların ne kadar bir sürede satışa konu olduğunu, diğer bir ifade ile satış hasılatına dönüştüğünü ölçmeye yarar. Alacak devir hızı, işletmenin alacaklarını bir yılda kaç kez tahsil ettiğini gösterir.)
- Kârlılık Oranları (döneme ait tüm faaliyetlerin nihai sonucu olarak hesaplanan kâr büyüklüğü ile dönem boyunca gerçekleşen satış hasılatı arasındaki ilişkiyi görmek için Net Kar Marjı hesaplanır. İşletmenin elde ettiği kâr ortakların hakkı olduğu için kaynakların kârlılığını değerlendirirken özellikle öz kaynak büyüklüğü ile kâr arasındaki ilişkiyi gösteren Öz Kaynakların Kârlılığı hesaplanır. İşletmenin kazanç elde etmek amacıyla varlıklarını kullanmadaki başarısını, onların finansmanının ne şekilde olduğuna bağlı kalınmaksızın ölçen oranlardır. Bunun için sahip olunan varlık büyüklüğü ile kâr arasındaki ilişkiyi gösteren Varlıkların Kârlılığı oranı hesaplanır.
Finans, finansman ve finansal yönetim kavramları birbirleriyle ilişkili olarak nasıl açıklanabilir?
Finans kelimesi para, fon ya da sermaye anlamında kullanılırken finansman kelimesi para,
fon ya da sermayenin sağlanması anlamında kullanılmaktadır. Finansal yönetim ise işletme için gerekli olan fonların uygun koşullarda sağlanması ve bunların uygun varlıklara yatırılması ile ilgili faaliyetlerdir (Aydın, Başar, Coşkun, s.2).
Uzun dönemli finansman hangi şekilde elde edilebilir?
Uzun dönemli finansmanın iki ana kaynağı vardır: (1) borç finansmanı ve (2) öz kaynak finansmanı. İşletmeler ihtiyaç duydukları kaynakları dışarıdan borçlanarak sağlayabilecekleri gibi ortaklardan sermaye şeklinde de sağlayabilir. Bunların yanı sıra işletme kendi kendine, faaliyetleri sonucu da fon yaratabilir. Otofinansman olarak adlandırılan bu kaynak da öz kaynakların bir unsuru olduğu için finansman kaynaklarını temel olarak yabancı kaynaklar ve öz kaynaklar olarak iki ana grupta ele alabiliriz.
Finansal kontrole neden ihtiyaç duyulur?
İşletmenin başarısı açısından sadece finansal planların hazırlanmış olması yeterli olmayacaktır. Gerçekleşen durum ile planlanan durumun karşılaştırılması ve varsa aradaki farkların ve farklılığın nedenlerinin belirlenmesi gerekir. Ortaya çıkan farklılıkların nasıl düzeltilebileceği araştırılır. Dolayısıyla finansal kontrol şarttır. Finansal kontrol aşaması, finansal planların uygulanması, tahminlerin geri bildirimler ışığında yeniden gözden geçirilmesi ve hedeflenen noktaya erişebilmek için ne tür değişimlerin yapılması gerektiğini içerir.
Uzun dönemli finansman hedefleri belirlenirken finans yöneticileri genellikle hangi sorulara yanıt ararlar?
Uzun dönemli finansman hedefleri belirlenirken finans yöneticileri genellikle şu üç soruya yanıt ararlar (Nickels, McHugh, McHugh, s. 519):
- İşletmemizin uzun vadeli amaç ve hedefleri nelerdir?
- İşletmemizin uzun vadeli amaç ve hedeflerine ulaşmak için hangi fonlara ihtiyacımız var?
- Hangi uzun vadeli finansman kaynakları mevcuttur ve hangileri ihtiyaçlarımızı en iyi şekilde karşılar?
Kısa dönemli finansman kaynakları nelerdir?
Genelde işletmelerin kullandıkları kısa vadeli finansman kaynakları satıcı tarafından sağlanan ticari krediler, kısa vadeli banka kredileri ve diğer diye üç grupta toplanabilir. İşletme varlıklarının peşin olarak satın alınması yerine kredili ya da vadeli alınması nedeniyle doğan borçlar, satıcı tarafından işletmeye sağlanmış bir fon kaynağını ifade eder. Ticari krediler diğer finansman kaynaklarından yararlanma olanakları sınırlı küçük ve yeni kurulmuş işletmeler için en önemli fon kaynağıdır.
Ticari bankalar, özellikle kısa vadeli finansman ihtiyacının karşılanmasında işletmelere değişik kredi olanakları sunar. Banka kredileri senet iskontosu ve iştira kredileri, borçlu cari hesap şeklindeki krediler, çek-senet karşılığı krediler, spot krediler, döviz kredileri, dövize endeksli krediler, ihracat kredileri ve akreditifler, prefinansman kredileri gibi değişik türlerde olabilir.
Kısa dönemli finansmanda kullanılan diğer araç ve yöntemlere finansman bonosu, factoring örnek olarak gösterilebilir. Finansman bonosu, anonim şirketler tarafından kısa vadeli finansman sağlamak için çıkarılan menkul kıymetlerdir. Factoring, işletmelerin alacak hakkının factor adı verilen bir aracı kuruma satılmasını ifade eder.
Borç finansmanı nedir?
Borç finansmanı, işletmenin vadesi geldiğinde geri ödemek üzere banka gibi borç veren bir kuruluştan borç para almasını veya tahvil ihraç etmek yoluyla borçlanmasını ifade eder. İşletmeler, tahvil ihraç ederek ya da orta ve uzun vadeli banka kredileri alarak borçla finansman sağlayabilir. Bazı işletmeler varlıkları satın almak yerine finansal kiralama (leasing) yoluyla elde etmeyi tercih edebilir. Bu işletmeler finansal kiralama yoluyla edindikleri bu varlıklar üzerinde tam kontrole sahiptir ve kira sözleşmesinde belirtilen süre boyunca periyodik kira ödemeleri yapmak zorundadır. Dolayısıyla finansal kiralama da borçla finansmanın bir şeklidir (Madura, s. 605).