AÖF Soru Bankası

İşletme FonksiyonlarıÜnite 6 Özeti

Finans Fonksiyonu

İŞL106U-İŞLETME FONKSİYONLARI

Ünite 6: Finans Fonksiyonu

İşletmelerin Finansal Çevresi

İşletmeler faaliyetlerini ekonomik sistem, iş çevresi ve finansal sistem gibi çevrelerinde yer alan çok sayıda farklı unsur ile etkileşim hâlinde olarak sürdürürler. Sıklıkla paydaşları ile etkileşimde oldukları gibi, içinde bulundukları toplumla da farklı noktalarda bütünleşirler. İşletmelerin çevresinde yer alan unsurlara dâhil olan her bir birime çıkar grubu veya paydaş denilmektedir. Paydaşlar denildiğinde akla ilk olarak işletme sahipleri, çalışanları, tedarikçiler, işletmeye kredi kullandıran kreditörler, devlet, müşteriler ve toplum gelmelidir.

İşletmelerin finansal çevresinde yer alan unsurları finansal sistem ve finans piyasaları olarak düşünebiliriz. Bu kısımda finansal sistem ve finans piyasaları hakkında bilgiler verilecek; finans çevresinin, finans yöneticilerinin aldıkları kararlar üzerindeki etkileri anlatılacaktır. En basit borç- alacak ilişkisinde kredinin hangi kaynaktan kullanılacağını, miktarını, maliyetini, vadesini ve diğer şartlarını finansal çevrede yer alan kurumlar ve piyasa koşulları belirlemektedir. İşletme yöneticileri çevredeki bu unsurları dikkate alarak, işletmenin gelecekte ne tür finansal adımlar atacağı ile ilgili kararları da verirler ve gelecekle ilgili beklentilerini finansal planlara yansıtırlar. Finansal planlama, işletmelerin uzun dönemli amaç ve hedeflerinin belirlenmesi ve belirlenen amaç ve hedeflere ulaşmada gerekli kaynakları ayırarak uygun faaliyet programlarını hazırlamak şeklinde tanımlanabilir (Aydın vd., 2015, s. 176).

Finansal Sistem

Finansal sistem, işletmelerin çevresinde yer alan ve beş ana unsuru olan bir sistem olarak düşünülmelidir. Bu unsurlar:

• Fon talep eden birimler (tasarruf açığı olanlar), • Fon arz eden birimler (tasarruf fazlası olanlar), • Finansal aracılar, • Finansal araçlar ve • Hukuki ve idari düzenlemeler.

Az gelişmiş veya çok gelişmiş bir ekonomi olsun, her ülkede işletmelerin çevresinde yer alan bir finansal sistem görmek mümkündür. Gelişmiş ekonomilerde, az gelişmiş ekonomilere nazaran finansal sistemin daha sağlıklı çalıştığı, sistemin unsurları arasındaki ilişkilerin daha rahat kurulduğu ve böylece hem işletmelerin fon bulmalarının, hem de küçük tasarrufların finansal sisteme dâhil olmasının daha kolay olduğu görülür.

Finansal Piyasalar

Piyasaları genel olarak alım-satıma konu olan varlıkların niteliğine göre reel piyasalar ve finansal piyasalar olmak üzere iki grupta incelemek mümkündür. Reel piyasalarda alım-satım konusunu i) mal ve hizmetler, ii) mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan üretim faktörleri oluşturur. Bunlardan ilki “mal ve hizmet piyasaları”, ikincisi “faktör piyasaları” olarak adlandırılır.

Finansal piyasalarda alım-satımın konusu, reel piyasalardaki işlemlerin parasal yönünü temsil eden finansal araçlardır. Reel piyasaların ihtiyaç duyduğu fonların rahat bir şekilde temin edilebilmesi için finansal piyasaların gelişmiş, sağlıklı ve yaygın olması, başka bir deyişle etkin olması gerekir.

Finans Yöneticisinin Sorumlulukları

Finans yöneticisi işletmelerde finansal kararlar alma işini yapan kişidir. İşletmelerde alınan pek çok karar, finansal karar olarak değerlendirilebilir. Bu kararlar finans kitaplarında yatırım, finansman ve kâr payı ile ilgili kararlar olmak üzere üç grupta ele alınmaktadır. Finans yöneticisinin işletmelerde yatırım, finansman ve kâr payı ile ilgili kararlar alırken temel amacının, işletme sahiplerinin varlıklarını, başka bir deyişle işletme değerini en yüksek seviyeye yükseltmek olduğu varsayılır.

Birçok işletmede finans yöneticilerinin sorumluluklarının, hem muhasebe hem finans ile ilgili konuları kapsadığı görülmektedir. Daha çok küçük ölçekli işletmelerde muhasebe ve finans ile ilgili işler tek bir yöneticinin sorumluluğundadır. Fakat işletmeler büyüdükçe bu iki alan arasındaki ayrım netleşmekte, muhasebe ve finans kararları farklı yöneticilerin sorumluluğunda olmaktadır.

Finans yöneticisinin sorumlulukları ve görevleri iki konuyu kapsamaktadır: Hazine ve kontrol. Hazine işleri daha çok, işletme ile ilgili finansal bilgilerin işletme dışı kullanıcıları olan tedarikçiler, kreditörler, yatırımcılar ve devlete yönelik işlerdir. Bu paydaşlar işletme faaliyetlerinin ve performansının nasıl olduğu ile yakından ilgilenirler. Hazine işleri kapsamında nakit yönetimi, kredi yönetimi, banka ilişkileri yönetimi, yatırımcı ilişkileri yönetimi ve menkul kıymet ihraçları yönetimi gibi sorumluluklar bulunur. Finans yöneticisinin kontrol işleri ise işletme ile ilgili finansal bilgilerin işletme içi kullanıcıları olan yönetim kurulu, üst ve orta düzey yöneticiler ve diğer çalışanlara yönelik işlerdir. Bu işler finansal tabloların analizi, iç denetim, bütçeleme ve vergi yönetimi gibi işlerdir ve finansal bilgi daha çok planlama ve faaliyetlerle ilgili ihtiyaçlar için kullanılır.

Yatırım Kararları

Yatırım kararları işletmelerin kıt kaynaklarını en iyi kısa vadeli ve uzun vadeli yatırım alternatiflerine dağıtılması ile ilgili kararlardır. Varlıklar işletmenin sahip olduğu değerlerdir. Varlığın niteliğine göre iki şekilde sınıflandırılabilirler: reel varlıklar ve finansal varlıklar Reel varlıklar değeri maddesinden veya özelliklerinden kaynaklanan fiziksel varlıklardır. Finansal varlıklar bir finansal kurum ile yapılan kontrata bağlı olarak mülkiyet hakkı sağlayan ve değer yaratan varlıklardır.

Finansman Kararları

İşletmelerin geçmiş yıllarda elde ettiği kazançlar ile hali hazırda ellerinde bulunan fonlar yatırımlarının tamamını karşılamaya yetmez. İşletmeler sıklıkla kısa, orta ve uzun vadeli yatırımlarının bir bölümünün veya tamamının


finansmanı için, en düşük maliyetle elde edebilecekleri kısa, orta ve uzun vadeli fon arayışı içinde olurlar. Bunun için iki seçenekleri vardır: i) yabancı kaynakla (borçla) finansman, ii) öz kaynakla finansman.

Kısa vadeli finansman genellikle vadesi bir yıldan daha kısa olan borçları anlatmak için kullanılan bir ifadedir. Kısa vadeli borçlar ticari kredileri ile banka kredilerini kapsar. Aynı zamanda faktoring ve finansman bonosu ihracı da kısa vadeli borçlar kapsamındadır. Faktöring, yurt içi ve yurt dışı mal ve hizmet satışlarından kaynaklanan alacak hakkının faktoring şirketi adı verilen kuruluşa satılmasıdır. Finansman bonosu, işletmelerin borçlu sıfatı ile düzenledikleri kısa vadeli fon ihtiyaçlarını karşılamak için ihraç ettikleri menkul kıymetlerdir.

Orta vadeli finansman; vadesi genellikle 18 ay ile 15 yıl arasında değişen para ve ekipman ödünç alımlarıdır. Banka kredileri ve finansal kiralama (leasing), en sık kullanılan orta vadeli finansman çeşididir. Finansal kiralama, herhangi bir yatırım malının mülkiyeti leasing şirketinde kalmak üzere, belirlenen kiralar karşılığında, her türlü kullanım hakkının kiracıya verilmesini ve sözleşmede belirlenen değer üzerinden sözleşme süresi sonunda malın mülkiyetinin leasing firmasından kiracıya geçmesini sağlayan bir finansman yöntemidir.

Uzun vadeli finansman için işletmeler uzun vadeli krediler ile ödünç fon bulabilir, aynı zamanda sahibine borçluluk veya alacaklılık hakkı sağlayan menkul kıymet ihracı yapabilirler. Ödünç fon bulunması ve borçluluk hakkı sağlayan menkul kıymet ihracı yapılması yabancı kaynakla (borçla) finansman olarak adlandırılırken; alacaklılık hakkı sağlayan menkul kıymet ihracı yapılması özkaynakla finansman olarak adlandırılır. İşletmelerin borçla ve özkaynakla finansman arasında bir denge kurmaları gerekir. Bu iki seçeneğin karışımına ve dengesine sermaye yapısı adı verilir.

Kâr Payı ile İlgili Kararlar

İşletme kazançlarının bir bölümü işletme ortaklarına (hissedarlara) kâr payı (temettü) şeklinde dağıtılabilir. Eğer dağıtılacaksa kazançların ne kadarının dağıtılacağına karar verilmelidir. İşletmelerin gelecek dönem yatırımlarını geçmiş yıllarda elde ettiği kazançlarla finanse etmesi otofinansman olarak adlandırılmaktadır.

İşletme yöneticilerinin kâr payı dağıtımı ile ilgili karar vermekle ilgili hazırladıkları hareket planına kâr payı politikası adı verilmektedir.

Bir işletme kâr payı dağıtımı yapmaya karar verdikten sonra cevap verilmesi gereken sorular “ne kadar”, “ne zaman” ve “nasıl” sorularıdır.

Temel Finansal Tablolar ve Finansal Analiz

İşletmelerin iç çevresindeki bilgi kullanıcıları işletme sahipleri, çalışanları ve yöneticileri; dış çevresindeki bilgi kullanıcıları ise işletmeye borç kullandırabilecek kişi ve kurumlar, işletmeye ortak olabilecek kişi ve kurumlar, müşteriler, tedarikçiler ve diğer paydaşlardır. Sayılan bu

paydaşların her birinin bilgi alma amacı farklı olduğu için bilgiyi kullanış biçimleri de farklı olacaktır. Bu nedenle farklı paydaşların ihtiyaç duydukları bilgiler farklılık gösterecektir. İşletmelerin faaliyet sonuçları ile ilgili bilgilere, işletmenin iç ve dış çevresinde yer alan kişi ve kurumlar finansal ve finansal olmayan kararlarında kullanmak üzere ihtiyaç duyarlar. İşletmelerde finansal bilgileri ilgili kişilerin kullanımına sunan bilgi sistemi muhasebe olmaktadır. Finans bölümü ve diğer bilgi kullanıcıları, muhasebe bilgi sisteminin çıktısı olan finansal tabloları alır, işler ve amaçlarına uygun olarak bilgi üretimi yapar.

Farklı bilgi kullanıcılarına işletmenin finansal durumu, faaliyet sonuçları ve nakit akışları konusunda gerçekçi bilgilerin sunulduğu tablolara finansal tablo denilmektedir. Finansal tabloların bu amaca hizmet edebilmeleri için belirli ilke ve kurallar çerçevesinde düzenlenmesi ve sunulması gerekmektedir. Ülkemizde finansal tabloların hazırlanması ve sunulmasıyla ilgili uluslararası finansal raporlama standartlarına paralel muhasebe standartları geliştirilmekte, gerekli düzenlemeler yapılmaktadır. Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS), Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) tarafından geliştirilerek yayımlanan muhasebe standartları setidir. Bu Standartların dünya genelinde tutarlı bir şekilde uygulanmasıyla halka açık işletmelerin finansal durumlarının yatırımcılar ve diğer finansal tablo kullanıcıları tarafından uluslararası düzeyde karşılaştırılabilmesine olanak sağlanması amaçlanmaktadır.

Finansal tablolar; bilanço, gelir tablosu, satışların maliyeti tablosu, fon akım tabloları, nakit akım tablosu, kâr dağıtım tablosu ve öz kaynaklar değişim tablosudur. Bu tablolardan bilanço ve gelir tablosu dipnotları ve ekleri ile birlikte temel finansal tabloları, diğerleri ise ek finansal tabloları oluşturur. Bu bölümde sadece temel finansal tablolar olan bilanço ve gelir tablosu ile ilgili bilgi verilecektir.

Bilanço (Finansal Durum Tablosu)

Bilanço, bir işletmelerin belirli bir tarihteki varlıklarını, borçlarını ve öz sermayesini gösteren tablodur. Bilançonun en önemli özelliklerinden biri, belirli bir döneme ilişkin değil, düzenlendiği an itibarıyla işletmenin finansal durumunu göstermesidir. Bilançoda yer alan hesap grupları Varlıklar (Dönen Varlıklar ve Duran Varlıklar) ve Kaynaklar (Kısa Vadeli Borçlar, Uzun Vadeli Borçlar ve Öz Sermaye) şeklinde gruplandırılır. Varlıklar grubuna “Aktif ”, kaynaklar grubuna “Pasif ” denilmektedir.

Varlıklar bilançoda likidite dereceleri ve kullanım amaçları esas alınarak dönen varlıklar ve duran varlıklar olarak gruplandırılır. Dönen varlıklar; hazır değerler, menkul kıymetler, kısa vadeli alacaklar, stoklar ve diğer dönen varlıklardan oluşan ve bir yıl içinde ya da işletmenin normal faaliyet dönemi içinde ve doğal koşullar altında paraya çevrilmesi veya tüketilmesi öngörülen


varlıklardır. Duran varlıklar, prensip olarak bir yılda veya işletmenin normal faaliyet dönemi içinde paraya çevrilmesi veya tüketilmesi öngörülmeyen, bir döneminden daha uzun süre yararlanılan uzun vadeli varlıkları ifade eder (Aydın vd., 2015: 95-101).

Kaynaklardan kısa vadeli yabancı kaynaklar vadesi bir yıl içinde dolacak olan borç kalemlerini içeren hesap grubudur. Uzun vadeli yabancı kaynaklar, bilanço tarihi itibarıyla vadesine bir yıldan daha uzun süre kalmış bulunan yabancı kaynakları ifade eder. Öz kaynaklar, işletmenin net aktifleri üzerinde işletme ortaklarının haklarını ifade eder.

Gelir Tablosu

Gelir tablosu işletmenin bir hesap döneminde elde ettiği tüm hasılat ve gelirler ile yaptığı tüm maliyet ve giderleri gösteren tablodur. Gelir tablosu net satışlar, brüt satış kârı veya zararı, esas faaliyet kârı veya zararı, faaliyet kârı veya zararı, dönem kârı veya zararı ve net dönem kârı veya zararı kalemlerini açıkça gösterecek şekilde hazırlanır. “Muhasebe Fonksiyonu” ünitesinde özet gelir tablosunu görebilirsiniz.

Finansal Analiz

Finansal analiz; finansal tablolardaki verilerden anlamlı bilgiler elde etmek için, bu tablolardaki hesap kalemlerinin zamana göre değişiminin ve finansal tabloda hesap grubu içindeki payının incelenmesi ile farklı hesap kalemleri arasında ilişkiler kurulması şeklinde yapılan analizdir.

Finans yöneticilerinin en sık kullandıkları finansal analiz teknikleri şunlardır:

• Oran analizi (Rasyo analizi) • Yüzde yöntemi ile analiz (Dikey analiz) • Karşılaştırmalı analiz (Yatay analiz) • Eğilim analizi (Trend analizi)

Sermaye Bütçelemesi

Sermaye bütçelemesi duran varlık yatırımları ile ilgili uzun vadeli karar alma süreçleridir. Sermaye bütçelemesi kararları, işletme yöneticilerinin işletmenin kurumsal stratejisinden bağımsız olarak aldıkları kararlar olarak görülmemelidir. Aksine, işletmenin genel amaçlarının, hedeflerinin ve stratejisinin bir parçası olarak ortaya çıkan kararlar olarak değerlendirilmelidir.

Sermaye Bütçelemesine İlişkin Temel Kavramlar

Sermaye bütçelemesi işletmelerin uzun vadeli ve duran varlıklara yatırımları ile ilgili kararlarıdır. Dolayısıyla bu kısımda üzerinde durulması gereken ilk kavram “yatırım” olmalıdır. Yatırım, üretim faktörlerini elde etmek, korumak ve artırmak üzere yapılan her çeşit harcamadır. Eğer bir finans yöneticisi bir yatırım kararı aldı ise o yöneticinin yaptığı yatırımın faydasının veya getirisinin, maliyetinden veya riskinden daha yüksek olacağını beklediği varsayılır. Harcamadan sağlanacak faydaların bir yıldan daha uzun sürelerde ortaya çıktığı işletme fonu

harcamalarına sermaye harcaması denilmektedir. Sermaye harcamalarından elde edilecek faydaların veya getirilerin bir yıldan daha uzun sürede elde edilmesi beklendiği için, bu türlü harcamalar ile ilgili kararların alınması, faydaların ve getirilerin bir yıl içinde elde edilmesinin beklendiği operasyonel harcamalara ilişkin kararların alınmasından daha zor olur. İşletmelerin sermaye harcaması yapma nedenleri faaliyetlerini genişletme, duran varlıkları değiştirme/yenileme veya uzun vadede maddi olmayan fayda elde etme gibi nedenler olabilir. İşletmelerin bu türlü uzun vadeli yatırımları, temel amaç olan hissedarların değerlerini maksimize etme amacı doğrultusunda seçme ve değerlendirme sürecine ise sermaye bütçelemesi denilmektedir. Sermaye bütçelemesi uzun vadeli yatırım fırsatlarının miktarı, riski ve beklenen nakit akışlarının zamanlaması ile ilgilidir (Ross vd., 2004). Sermaye bütçelemesi kararları hangi yatırım projesinin kabul/ret edileceği ve alternatif seçeneklerin araştırılmasını kapsar.

Megginson vd. (2010) sermaye bütçelemesini üç aşamadan oluşan bir süreç olarak tanımlamaktadır. Bu aşamalar:

1. Potansiyel yatırımları tanımlama, 2. Yatırım fırsatları setini analiz etme, hissedar değeri yaratacak olanları belirleme ve gerekirse önceliklendirme, 3. Seçilen yatırım projesini/projelerini uygulama ve izleme.

Üç aşamanın her biri sermaye bütçelemesi süreci içinde kritiktir ve eğer yönetim, aşamalara ilişkin gerekli çabayı göstermezse diğer aşamalar bu durumdan zarar görür.

Sermaye yatırım projelerini iki şekilde sınıflandırmak mümkündür: projenin yapılma nedeni ve farklı proje alternatiflerinin birbirine bağımlı olma durumu.

1. Projenin yapılma nedenine göre yatırım projeleri üç sınıfta ele alınabilir: o Mevcut tesis ve ekipmanların değiştirilmesi için yapılan projeler o Mevcut tesis ve ekipmanların moderni- zasyonu için yapılan projeler o Mevcut ve yeni ürünlerin genişletilmesi ile ilgili projeler 2. Farklı proje alternatiflerinin birbirine bağımlı olma durumuna göre yatırım projeleri üç sınıfta ele alınabilir: o Birbirini dışlayan projeler o Bağımsız projeler o Koşullu projeler

Bir proje seçildiğinde diğer projelerin gerçekleştirilemediği proje türlerine birbirini dışlayan projeler denir. Diğer taraftan projelerin birbiri ile rekabet içinde olmadığı ve birinin seçilmesi diğer projelerin gerçekleştirilmesini etkilemediği proje türlerine bağımsız projeler denir. Son olarak, birinin seçilip gerçekleştirilmesi bir diğer projenin seçilip


gerçekleştirilmesine bağlı olan proje türlerine koşullu projeler denir. Mevcut ürünleri ile yeni coğrafi pazarlara açılmayı planlayan bir işletme düşünelim. Eğer bu işletmenin farklı pazarlarla ilgili, içlerinden birini seçmesi gereken iki veya daha fazla alternatif projesi varsa, bu projeler birbirini dışlayan projelerdir. Eğer işletmenin değer yaratabileceği alternatif pazarlara açılacağı farklı projeleri varsa, bu projeler bağımsızdır. Son olarak, eğer işletme başka bir pazara açılmadan önce belirli bir pazara açılmak zorunda ise bu projeler koşullu projelerdir.

Sermaye Bütçelemesinde Yatırım ve Değerlendirme Yöntemleri

Sermaye bütçelemesi kararları işletme yöneticilerinin bağımsız projeleri değil; işletmenin genel amaç ve stratejilerinin bir parçasıdır. İşletme içinde farklı bölümlerden gelen fikirler üst yöneticilere taşınır ve yöneticiler de en fazla değer yaratacağına inandıkları projeye işletme fonlarını yönlendirirler. Baker ve English’e göre (2011) kurumsal strateji, “işletmenin tüm kaynak portföyünün ve aynı zamanda farklı iş birimlerinin ürünlerinin anahtar kararlarının oluşturulması ve uygulanması”dır. Sermaye bütçelemesi ile ilgili olarak kurumsal stratejinin amacı, işletmeye pozitif net bugünkü değer yaratan projeler bulunması olmalıdır.

İşletme yöneticileri işletmenin mevcut işlerine ve gelecek planlarına uyumlu projeler bulduktan sonra, bu projeler hakkında kabul veya red kararı verebilmek için analiz araçlarına, bir başka deyişle değerlendirme yöntemlerine ihtiyaç duyarlar. Bu araçları kullanılırken değerlendirmeye “risk” kavramının dâhil edilip edilmeyeceği, değerlendirme yapan yöneticilerin ilk başta vermesi gereken bir karardır. Riskin dâhil edilmemesi ile anlatılmak istenen, tüm yatırım projelerinin aynı risk seviyesine sahip olduğunun varsayılmasıdır. Tüm hesaplamalar bu varsayıma dayandırılmaktadır. En sık kullanılan yatırım projesi değerlendirme yöntemleri şunlardır:

o Geri ödeme süresi o Net bugünkü değer o İç kârlılık oranı o Kârlılık endeksi.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında