İşletme sahiplerini büyümeye iten temel faktör refahlarını artırmaktır.
İşletme İlkeleri — Ünite 6 Soru-Cevap
İşletme İlkeleri (ISL105U) soru-cevapları.
İşletme sahiplerini büyümeye iten temel faktör nedir?
İşletmelerin kuruluş aşamasındaki sorunları atlattıktan sonra gelişebilmesi için yöneticilerin sorumlulukları nelerdir?
İşletmenin, başlangıçtaki yönetim, pazarlama ve finans sorunlarını çözülebilirse büyümeye devam edebilmesi ve resmî bir yapıya kavuşabilmesi için yöneticilerinin; liderlik yapması, işletmenin hedeflerini belirlemesi, iş bölümünü gerçekleştirmesi, sorumlulukları devretmesi ve bir hiyerarşi oluşturması gerekmektedir.
İşletmenin dinozorlaşması evresinde bürokratik kurallar nasıl işler?
İşletme bu aşamaya geldiğinde bürokratik denetimler artık işe yaramaz hâle gelir. Çok sayıda kural olması işletmeyi hantallaştırır ve karmaşıklaşan yapıda işletmenin bir bölümünde işe yarayan bürokratik kurallar diğer bölümlerinde işe yaramaz hâle gelir. Kurallar denetimi ve iletişimi kolaylaştırmaktan ziyade zorlaştırmaya başlar. İşletme bu aşamada genellikle bürokratik kurallardan ortak değerlere göre kendi kendine yönetim anlayışına ve takım çalışmasına geçiş yapar.
İşletmelerin büyümesinin sağladığı yararlar nelerdir?
İşletmelerin büyümesi, işletmeler için çok sayıda yarar sağlayabilmektedir. Bu yararlar şöyle sıralanabilir:
• İşletmelerin büyümesinin en büyük yararı optimal kapasitede, başka bir deyişle ölçek ekonomisinde üretim yapılmasıdır. İşletme büyüklüğü arttıkça daha fazla ürünün üretilmesiyle birlikte birim başına düşen sabit maliyet (belirli bir noktaya kadar) düşmektedir.
• Artan üretim hacmi ile ortaya çıkan ölçek ekonomileri, üretim dışında pazarlama, araştırma-geliştirme, dağıtım ve satış giderleri gibi alanlarda da büyük işletmelere maliyet avantajı sağlamaktadır.
• Büyük işletmeler tedarikçiler, müşteriler, işletmeye finansman sağlayan kreditörler ve düzenleyici kurumlar üzerinde daha fazla güç sergilemektedir.
• Büyük işletmeler, pazarlık güçleri sayesinde tedarikçilerinden özel koşullar talep edebilmekte ve bu sayede daha uygun maliyetle daha geniş ürün yelpazesi sunabilmektedir.
• Büyük işletmeler büyük reklam ve tutundurma kampanyaları ile müşterilerin tercihlerine daha fazla etki edebilmektedir.
• Büyüyen işletmelerin birden fazla sektörde ya da birden fazla ülkede yatırım yapmaları söz konusu olduğundan riskin azaltılması mümkün olabilmektedir.
• Büyük işletmelerde, aynı zamanda, uzmanlaşmaya dayalı yönetim sayesinde faaliyetlerde daha yüksek verimlilik ve etkinlik sağlama olanağı vardır.
• Büyük işletmelerde, işletmede görev alacak yöneticilerin küçük işletmelere göre daha nitelikli profesyonel elemanlardan oluşması, kararların daha sağlıklı alınmasına yardımcı olur.
• Büyük işletmeler para ve sermaye piyasalarına daha kolay erişebilir ve daha elverişli koşullarda finansman sağlama fırsatına sahip olur. Riskin azalması ve pazarlık gücünün artması nedeniyle kredi maliyetinde ve sermaye maliyetinde düşüş sağlanır.
• Büyük ölçekli araştırma-geliştirme projelerini yürütebilmek mümkün hâle gelir ve yeni ürünlerin geliştirilmesi kolaylaşır.
• Büyük işletmeler piyasada daha yaygın olarak tanınmakta ve markalaşmaktadır.
• Büyük işletmelerin uluslararası pazarlara açılması ve yabancı işletmelerle iş birliği yapması daha kolaydır.
• Daha etkin halkla ilişkiler faaliyetlerinde bulunmak ve işletmenin itibarını geliştirmek için daha fazla kaynak ayrılabilir.
• Yetenekli çalışanları işletmeye çekmek ve işletmede tutmak üzere cazip koşullar sağlanabilir.
• Çalışanlar için daha fazla eğitim ve yükselme olanağı yaratılabilir.
• İşletmenin hisse senetleri çekici hâle gelir, hisse senetlerinin değeri artar.
İşletmelerde büyümenin getirebileceği potansiyel zorluklar nelerdir?
Büyümenin potansiyel zorlukları arasında şunlar yer almaktadır:
• Büyüme işletmenin yönetimini zorlaştırabilir, işletmeyi hantallaştırıp hareket kabiliyetini azaltabilir.
• İşletmeler büyüdükçe, yapılacak işler ve bürokrasi artar. Bürokrasi arttıkça, katı kurallar uygulanır. Bu da zaman içinde, değişime direnen, mevcut yapıyı korumaya çalışan çalışanlar için uygun bir ortam yaratır. Bu yüzden de örgütlerde yenilikler ortaya çıkmaz ve örgüt gelişemez.
• İşletme büyüdükçe, çalışan sayısı da artar. Bu yüzden işi yerine getirmeme veya sonuçlandırmamalar artar.
• Yeni çalışanlar işe alındıkça eski çalışanlar işten çıkartılacaklarını ya da yeteneklerinin göz ardı edileceğini düşünmeye başlarlar. Bu olumsuz düşünceler, çalışanların motivasyonunu azaltır, işletme faaliyetleri aksamaya başlar, genel anlamda verim düşer.
İşletmelerde küçülme nasıl uygulanır?
İşletmelerde küçülme, personel giderlerinin azaltılması, işten çıkarma, erken emeklilik veya kısa dönemli işten çıkarma gibi yöntemlerle yapılır. Küçülme, sadece işletmedeki yönetim kademelerinin ve çalışan sayısının azaltılması değil, işletmenin tüm süreçlerinde kısıtlamaya gidilmesidir. Küçülme, başarılı bir şekilde uygulandığında, işletmede verimliliğin artırılmasına yardımcı olur. İşletme yöneticileri, öncelikle, küçülmeye gerçekten gereksinim olup olmadığına karar vermelidir. Küçülmeye karar verildikten sonra, küçülmenin planlaması ve uygulaması yapılmalıdır.
İşletmelerin genellikle küçülme kararıyla ulaşmayı istediği hedefler nelerdir?
İşletmeler küçülme kararı ile çoğunlukla aşağıdaki hedeflere ulaşmayı bekler:
• İşletmedeki maliyetleri düşürmek,
• İşletmedeki karar sürecini yalınlaştırmak ve hızlandırmak,
• Piyasadaki gelişmelere daha hızlı cevap vermek,
• İşletme paydaşları ile iletişimi güçlendirmek
İşletmelerde büyümenin başarısız olma nedenleri nelerdir?
Büyüme konusundaki başarısızlık nedenleri olarak şunlar gösterilebilir:
• Satış hedeflerinin gerçekleştirilememesi: Ekonomideki dalgalanmalar, sektörle ilgili olumsuz gelişmeler, planlama veya uygulama hataları gibi unsurlar satış bütçelerinden sapmalara yol açabilir.
• Yüksek faaliyet giderleri: Gerçekleşen faaliyet giderlerinin planlanan değerlerden yüksek olması kârlılığı olumsuz etkileyecektir.
• Sermaye yetersizliği: Planlama hatalarından kaynaklanan sermaye yetersizliği büyümenin
finansmanında sıkıntıya yol açmaktadır.
• Çalışma sermayesi yönetimi sorunları: Satın alma ve üretimdeki dengesizlikler, stokların finansmanı ve depolama sorunlarını ortaya çıkarmaktadır. Büyüme önündeki en önemli engellerden biri de kredili satışların etkin yönetilememesidir.
• Gereksiz sabit varlık yatırımları
Stokastik (Rastgele) yaklaşıma göre işletmelerin büyümeleri nasıl açıklanabilir?
Bu yaklaşıma göre işletmenin gelecekteki bir noktadaki büyüklüğü geçmişteki büyüklüğünden bağımsızdır. Dolayısıyla, işletmenin geçmişteki büyüme performansı gelecekteki büyüme performansını öngörmekte kullanılamaz. İşletmenin geçmişteki büyümesi; yöneticilerin kalitesi, müşterilerin tercihleri, yasal düzenlemeler gibi çok sayıda unsura dayanabilir ancak bu unsurların büyümeye görece katkıları küçüktür ve bu unsurlardan hiçbiri zaman içinde önemli bir etki yaratmayacaktır.
Tanımlayıcı yaklaşımda küçük işletmelerin büyümesi nasıl incelenmektedir?
Bu yaklaşımda işletmenin büyüme nedenleri üzerinde durmak yerine küçük işletmenin büyümeye devam edebilmesi için kendini nasıl adapte etmesi gerektiği incelenmektedir. Tanımlayıcı yaklaşımla işletmenin büyümesi görece uzun ve pürüzsüz evreler olarak tanımlanmakta ve bu evreler ortaya çıkan krizlerle altüst olmaktadır. İşletmenin büyümeye devam edebilmesi için bu krizlerin aşılması gerekmektedir.
Evrimsel yaklaşım küçük işletmelerin büyümesini nasıl açıklamaktadır?
Bu yaklaşıma göre, işletmenin büyümesi içsel ve dışsal çeşitli güçlerin etkileşimine bağlıdır. Dolayısıyla, işletmenin büyümesi kendine has koşullara göre şekillenmektedir. Dolayısıyla, büyümenin doğası ve zamanlaması, standart bir modelle veya aşamalarla açıklanamaz.
Kaynak temelli yaklaşıma göre küçük işletmelerin büyümesi neye bağlıdır?
Küçük işletmelerin büyümesi, faaliyetlerini devam ettirmesi ve büyümeyi planlayıp yönetmesi beklenen yönetsel kaynaklarına bağlıdır. Özellikle küçük işletmeler için, piyasadaki boşluklardan kaynaklanan büyüme fırsatlarını görebilen stratejik kapasiteye sahip kurucular, büyümede kritik öneme sahiptirler.
Öğrenme yaklaşımı küçük işletmelerin büyümesini nasıl açıklamaktadır?
Bu yaklaşıma göre, işletmelerin büyüme yolculuğu işletmeye öğrenme dinamiklerinin ne ölçüde yansıdığıyla ilgilidir. Dolayısıyla, girişimcilerin nasıl ve ne zaman en etkin şekilde öğrendiklerinin anlaşılması gerekmektedir.
Deterministik (Rastgele Olmayan) yaklaşım küçük işletmelerin büyümesini açıklamada neye odaklanmaktadır?
Bu yaklaşımda, işletmelerin büyüme hızlarındaki farklılığın önemli bir kısmını açıklayabilecek değişkenlerin belirlenmesine çalışılmaktadır. Büyümeyi etkileyebilecek çeşitli unsurlar (kuruculara, işletmeye veya sektöre özgü unsurlar) incelenmektedir.
Küçük işletmelerde büyümeyi etkileyen değişkenler kaç grupta toplanmaktadır?
Küçük işletmelerde büyümeyi etkileyen değişkenleri araştıran çalışmalar değerlendirildiğinde, bu değişkenler aşağıdaki gibi 4 grupta sınıflandırılmaktadır:
1. Yönetim Stratejileri
2. Girişimcilerin Özellikleri
3. Çevresel ya da Sektöre Özgü Unsurlar
4. İşletmeye Özgü Özellikler
Yönetim stratejileri kapsamında işletmenin büyümesini etkileyen unsurlar nelerdir?
Yönetim stratejileri ile işletmenin faaliyetlerinin belirlenmesi, geliştirilmesi ve işletme politikalarının
eyleme geçirilmesi ifade edilmektedir. Bu kapsamda işletmenin büyümesini etkileyen unsurlar şunlardır:
Büyüme hedefi
Personel işe alım ve geliştirme kapasitesi
Ürün pazarı geliştirme
Finansal kaynaklar
Yurt dışı pazarlara açılma ve işletmeler arası işbirlikleri
Esneklik
Girişimcilerin özellikleri kapsamında işletmenin büyümesini etkileyen unsurlar nelerdir?
Girişimci, işletmenin büyümesine pozitif yönde etki edecek kişidir. Çünkü girişimcinin risk alabilme özelliği vardır. Bu nedenle işletmenin büyümesi konusunda tetikleyici konumdadır. Küçük işletmelerde kurucu ortakla veya ortaklarla yöneticiler arasında büyük işletmelere göre daha yakın bir ilişki vardır. İşletme ortakları yönetici rolünü kendileri üstlenmekte ya da işletmenin faaliyetlerini yakından denetlemektedirler. Dolayısıyla, kurucular işletmeye damgalarını vurmakta ve işletme kültürünü ve davranışını güçlü bir şekilde etkilemektedirler. Girişimcinin motivasyonu, girişimcinin eğitim durumu, girişimcinin deneyimi, kurucu takımın büyüklüğü işletmenin büyüme performansı üzerinde etkili olmaktadır.
Centilmenlik anlaşmaları nelerdir?
Centilmenlik anlaşmaları, işletmelerin fiyatlarda anlaşarak rekabeti azaltmaya yönelik iş birliğine girdikleri karşılıklı güvene dayanan anlaşmalardır. Bu tür anlaşmalar ile ürünlerin ya da girdilerin fiyatları, anlaşma kapsamındaki işletmeler tarafından kontrol edilir. Centilmenlik anlaşmaları, rekabetin sınırlandırılmasına neden olmaktadır.
Kartel nedir?
Kartel, aynı sektörde faaliyet gösteren ve piyasa payının çoğunluğuna sahip işletmelerin, rekabeti ortadan kaldırmak ya da sınırlandırmak amacıyla yaptıkları anlaşmalardır. Kartel anlaşmaları çoğunlukla gizli yapılır ve geçici nitelik taşır. Kartel bünyesindeki işletmeler kendi hukuki bağımsızlıklarını korumakla birlikte ortak bir üretim ve dağıtım politikası izlemek zorundadır. Karteller ulusal düzeyde veya uluslararası düzeyde ortaya çıkabilir. Uluslararası kartellerin merkezi çoğunlukla tarafsız bir ülkede bulunur.
Konsorsiyum nedir?
Birden fazla işletmenin hukuksal ve ekonomik bağımsızlığını yitirmeksizin belirli bir işi yapmak üzere geçici olarak iş birliği içine girmesi konsorsiyum olarak adlandırılır. Büyük miktarda yatırım gerektiren işlerin gerçekleştirilmesi uzmanlaşmış iş gücü, yüksek teknoloji ve yeterli finansal kaynak gerektirmektedir. Konsorsiyum, işletmelerin kaynaklarını birleştirmeleri sayesinde işin gerektirdiği kapasiteye ulaşabilmesini sağlayan iş birliğidir. Konsorsiyumlarda her ortak, işin belli bir bölümünü üstlenmektedir. Projenin tamamlanmasından sonra konsorsiyum sona ermekte, kârlar işletmeler arasında anlaşma koşullarına göre paylaşılmaktadır.
Holding nedir?
Bir ya da birden fazla sayıda bağlı şirketin hisse senetlerini bünyesinde tutarak onları finansman ve yönetim açısından kontrol altına alan şirkete holding adı verilmektedir. Ana şirket, yavru şirketlerin temel politikalarının oluşturulmasında ve denetiminde aktif rol üstlenmektedir.
Tröste dâhil olan işletmeler nasıl yönetilmektedir?
Tröste dâhil olan işletmelerin hisse senetleri tröstün hisse senetleri ile değiştirilmekte ve tröst kendisine katılan işletmelerin yönetimini ele geçirmektedir. Tekelleşmeye neden olduğu için ülkemizde yasalarla önlenmiştir.
Konsern şeklinde iş birliği içine giren işletmelerin gelişimi ve işleyişi nasıl olmaktadır?
Konsern şeklinde iş birliği içine giren işletmeler, ticari unvanlarını ve markalarını korumakla birlikte konserne girdikten sonra ekonomik bağımsızlıklarını kaybederek dâhil oldukları konsernin bir parçası olur. Konserne giren işletmeler ekonomik bağımsızlıklarını kaybettiklerinden finansal yönetim fonksiyonları tek elden yürütülür. Konsernin temel amacı, işletmeleri verimli ve kârlı çalıştırmaktır. Bu nedenle konserne giren işletmelerin verimsiz çalışıp başarısız olanlarının kapatılması da söz konusu olabilmektedir.
Holdingin yararları nelerdir?
Holdingler, büyük işletme toplulukları olduklarından, büyük işletme olmanın bütün avantajlarından yararlanır. Holdingin yararlarını kısaca şöyle özetleyebiliriz;
• Holdingler tedarik, üretim, pazarlama, finansman, yatırım, denetim gibi temel fonksiyonların daha etkin bir biçimde yönetilmesini sağlar.
• İşletmelerin uzmanlaşması ile önemli ölçüde verimlilik artışı sağlanır.
• Holding sistemi içinde her işletme hukuken bağımsızlığını koruduğu için, holding içindeki bir grubun yükümlülüğünden dolayı diğer işletmeler sorumlu tutulamaz.
• Holdingi oluşturan işletmelerin farklı sektörlerde faaliyet göstermesi sayesinde ekonomideki dalgalanmalardan kaynaklanan riskler azalır.
• Holdinglerin iştiraklerinden elde ettikleri kazançların, kurumlar vergisinden istisna edilmesi sayesinde vergi avantajı elde edilir.
• Finansal piyasalardan daha uygun koşullarda fon sağlanması mümkün olur.
• Holding yapısı, güçlü ve dünya piyasalarında rekabet edebilir işletmelerin kurulmasını kolaylaştırabilir
Ortak girişimlerin başarılı olabilmesi için dikkat etmesi gereken konular nelerdir?
Ortak girişimlerin başarılı olabilmesi aşağıda belirtilen konulara dikkat edilmesi gerekir:
• Ortakların rolleri detaylı şekilde belirlenmelidir,
• İş birliğinin ortaklara katkısı tanımlanmalıdır,
• Üst yöneticilerin desteği sağlanmalıdır,
• Her seviyede yöneticilerin iş birliği yapmaları sağlanmalıdır,
• Anlaşmazlıkların çözümü için dışarıdan bir aracı sağlanmalıdır,
• Kültürel farklılıklara saygı gösterilmelidir
Yatay birleşme nedir?
Yatay birleşme, benzer mal ve hizmet üreten şirketlerin ya da rakiplerin birleşmesi olarak tanımlanabilir. İşletmeler rekabet ortamında hayatta kalabilmek, maliyetlerini azaltabilmek, üretim ve satışlarını artırabilmek için yatay birleşme yolunu tercih eder. İki bankanın birleşmesi yatay birleşmeye örnektir.
Dikey birleşme nasıl olmaktadır?
Dikey birleşmede, işletme rekabet gücünü artırmak amacıyla, tedarik zincirinde yer alan dağıtım işlevini veya pazarlama işlevini üstlenen bir işletmeyle birleşir. Dikey birleşme, birleşen şirketlerden birinin, diğerinin mal ve hizmetlerinin üreticisi olması durumunda ortaya çıkan birleşme durumudur. Birleşen şirketler arasında fiili ya da potansiyel satıcıalıcı ilişkisi vardır. İşletmelerin, gereksinim duyduğu ham maddeyi veya ara mamulü satan işletmelerle birleşmesine geriye doğru dikey birleşme; ürettiği mal ve hizmetleri pazarlayan işletmelerle birleşmesine de ileriye doğru dikey birleşme adı verilmektedir.
İşletmelerde çapraz birleşme nedir?
Çapraz birleşme birbirinden farklı ürün ya da hizmet üreten iki ya da daha fazla işletmenin birleşmesini ifade eder.
İşletme birleşmelerinin yararları nelerdir?
Birleşme, işletmelerin yeni pazarlara girmesini kolaylaştırır. Aynı sektörde faaliyette bulunan işletmelerin birleşmesi rekabetin azalmasına yardımcı olur. Birleşme işletmeler arası teknoloji ve bilgi transferini kolaylaştıracaktır. İşletme birleşmelerinde ortaya çıkması beklenen diğer faydalar ölçek ekonomilerinden, finansman kolaylığından, vergi avantajlarından yararlanmaktan, riskleri çeşitlendirmekten kaynaklanmaktadır.
Satın almalar sayesinde işletmelerin elde edebileceği faydalar nelerdir?
Satın almalar sayesinde işletmelerin elde edebileceği faydalar şunlardır:
• Yeni piyasalara giriş,
• Yeni ürün veya hizmetlerin elde edilmesi,
• Yeni kaynak dönüşüm süreçlerinin öğrenilmesi,
• Yeni bilgi ve becerilerin kazanılması,
• Dikey bütünleşme
Satın alma stratejilerinin aşamaları nelerdir?
Satın almalarda kapsamlı bir planlamanın ve hızlı bir uygulamanın doğru iletişim politikalarıyla desteklenmesi gerekir. Satın alma stratejilerinin dört aşaması bulunmaktadır:
• Satın alma stratejisinin açıkça formüle edilmesi,
• Satın alınabilecek işletmelerin bulunması ve analiz edilmesi,
• Satın almanın gerçekleştirilmesi,
• Satın alma sonrasında işletmelerin birleştirilmesi
Satın almalarda karar almadan önce değerlendirilmesi gereken hususlar nelerdir?
Satın almalarda karar almadan önce değerlendirilmesi gereken hususlardan bazıları şunlardır:
• Satın alan işletmenin satın alınan işletmeyi sindirmesi için nasıl yeniden yapılandırılması gerektiği,
• Satın işletmenin mevcut iş kolları içindeki yerinin ne olacağı,
• Satın almanın mevcut çalışanlar için ne gibi sonuçlar yaratacağı,
• Satın alınacak işletmenin değerinin nasıl belirleneceği,
• Satın alma için ne kadar ödeme yapılabileceği, bunun nasıl finanse edileceği,
• Satın alınan işletmedeki önemli çalışanların devamlılığının nasıl sağlanabileceği,
• Satın alınan işletmedeki yöneticilerin değiştirilip değiştirilmeyeceği
Satın almalarda karşılaşılabilecek potansiyel sorunlar nelerdir?
Satın almalarda karşılaşılabilecek potansiyel sorunlar şunlardır:
• Satın alan tarafın yüksek fiyat ödemesi,
• Danışmanlık ve işlem maliyetlerinin yüksek olması,
• Satın almada kullanılan finansal kaynakların maliyetinin yüksek olması,
• Satın almada kullanılan finansal kaynaklar yüzünden finansal riskin artması,
• Satın alınan işletmedeki yöneticilerin işten ayrılması,
• Satın alman işletmenin yöneticilerinin işten çıkarılmasında karşılaşılabilecek yüksek tazminatlar,
• Satın alma sürecinde yöneticilerin diğer faaliyetlerden uzaklaşması,
• İşletmelerin yapısal ve kültürel olarak uyumsuz olması