İŞG206U-İŞ SAĞLIĞI YÖNETİMİ
Ünite 8: Sağlık Kuruluşlarında Kalite Programlarında İş Sağlığı ve Güvenliğinin Yeri
İş Sağlığı ve Güvenliği Kalite Yönetim Sistemleri
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan ve sağlık kuruluşlarında uygulamanın zorunlu tutulduğu Sağlıkta Kalite Standartları (SKS) kaliteyi gerçekleştirme adına çalışan güvenliğini de dikkate alarak sağlık hizmeti sunumuna yeni bir bakış açısı getirmiştir. Sağlık Bakanlığının sunduğu hizmet kalite standartları, hasta ve çalışan güvenliğine işaret eden bu yönetmelik ile hasta güvenliğini sağlamanın yanında çalışan güvenliğinin sağlanmasına ait kriterlere de yer vermiş, konunun önemi vurgulanmış, yapılan düzenlemelerle sağlık alanında çalışanın iş güvenliği güvenceye alınmaya başlanmıştır.
Sağlık Hizmetlerinde Kalite Kavramı
Sağlık hizmetlerinde kalite yönetimi ile ilgili çalışmalar oldukça eskilere dayanmaktadır. Sağlık hizmetleri alanında, ilk kez 1914 yılında Ernest Codman tarafından ABD’de hastaların memnuniyetine odaklı olmasa bile, hastanelerin standartlarını belirleyecek istatistiki çalışmalar yapılması, sağlıkta kalite ölçümüyle ilgili ilk uygulama olarak kabul edilmektedir. 1987 yılında, Harvard Üniversitesi öncülüğünde yürütülen National Demonstration Project ve daha küçük ölçekli diğer benzer projelerde elde edilen başarılar, SKİ’nin sağlık hizmetlerinde yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır. Özellikle 1990’lı yıllarda sağlık çalışanları, sağlıkta kalite iyileştirmeye dönük uygulamalar gerçekleştirmeye, bilimsel tıbbın gelişmesi, mesleki örgütlenmelerin ve meslek standartlarının geliştirilmesi, toplumun bilinçlenmesi, sağlık hizmetlerinin artması ve yasal düzenlemeler nedeniyle sağlık kurumlarının verdikleri kalite boyutu ile daha yakından ilgilenmeye başlamışlardır.
Sağlık hizmetlerinde kalite çalışmalarının üçüncü aşaması özetle şu süreçleri izlemiştir:
• Endüstriyel Devrim (1800) • Taylor’un bilimsel yönetim modeli (1900) • Shewhart (1920’ler) • 4 sigma-Amerika endüstri sektörü (1940’lar) • Deming, Juran, Japonya çalışmaları (1930’lar- 1980’ler) • 6 sigmaya ulaşım • Toplam kalite (1980’ler-1990’lar) (Baldridge- ISO 9000) • Öğrenen organizasyonlar-insan faktörü (1990’lar) • Komplex oluşumlar teorisi (2000’ler)
Sağlıkta Sürekli Kalite İyileştirme
Sağlık hizmetinin kendine özgü özellikleri şunlardır:
• Hizmet doğrudan doğruya insandan insanadır. • Müşteri ile hizmeti veren arasında doğrudan bir ilişki vardır. • Hizmetin zamanında yapılması esastır. • Hizmet kusursuz ve mükemmel olmalıdır. • Hizmette verimliliği ve başarıyı ölçmek çok zordur.
Kaliteli bir sağlık hizmeti için ön koşullar: Sunulan bir sağlık hizmetini pek çok etken etkilemektedir. Bu etkenlerden bazıları şunlardır:
• Kaynak kullanım ve dağılımı politikaları • Hastane/toplum sağlık ve bireysel bakım hizmetlerinin nitelik ve niceliği • Genel sağlık politikaları • Halka karşı duyulan sorumluluklar • Halkın sağlık konusundaki bilgi, tutum ve uygulamaları • Sağlık sektörü dışındaki sektörlerin sağlığa yaklaşımları • Ulusal ve uluslararası etkiler • Basın/medya
Bunların yanı sıra, başarılı bir kalite programının oluşturulması için gereken pek çok farklı koşulların bulunduğu akılda tutulmalıdır. Bu koşulların bazıları şunlardır:
Mevcut Kalite Düzeyinin Ölçülmesi
Bir sağlık hizmetinin kalite düzeyinin belirlenebilmesi için çeşitli yöntemlere başvurulabilir. Mevcut kayıt ve raporların incelenmesi, özel değerlendirme çalışmalarının yapılması, kişiye ve topluma yönelik araştırmalar bunlardan bazılarıdır.
Kalite Düzeyinin Sürekli İyileştirilmesi
KSİ kavramının mantığı gereği mevcut kalite düzeyinin tespit edilmesinin ardından bu düzeyin korunması değil sürekli iyileştirilmesi, geliştirilmesi için problem belirleme (balık kılçığı gibi) ve çözme yöntemlerine ekip anlayışı içinde sıfır hata yaklaşımı ile başvurulmalıdır.
Dinamik Bir Süreç
Seçilen bir sağlık hizmetinin, gerek kalite düzeyinin ölçülmesi, gerek bu düzeye göre müdahalelerin saptanıp uygulamaya konması, gerekse yeni kalite düzeyinin ve yeni hizmet hedeflerinin tespit edilmesi sürekli bir dinamizm gerektirmektedir. Bu devamlı süreç, planlamanın klasik spiralindeki uygulamalara da benzetilebilir.
• Standart saptama • Kriter belirleme • Ölçme • Değerlendirme • Problem çözme (balık kılçığı vb.) • Uygulama
Kalite düzeyinin sürekli iyileştirilmesi için kurumda;
• Öneri sisteminin kurulması, böylece sürekli öneriye açık olma, • Sorun çözme ekiplerinin kurulması, sorun oluşmadan önleme, • İstatistiki kontrol sisteminin uygulanması, böylece alınan kararların isabetli olması, • Çalışanların kendi kendini kontrol etmesi gerekir.
Sürekli Kalite İyileştirme
Sürekli iyileşme, dinamik bir süreçtir. Bu süreç için, değişime açık, kendisini sürekli yenileyen çalışan ve yöneticiler gerekir. Sürecin dört aşaması vardır. Bu aşamalar Sheward’ın PUKO döngüsünde (bazı kaynaklar Deming’in PUKO döngüsü olarak kabul etmektedir); Planla, Uygula, Kontrol Et ve Önlem Al şeklinde özetlenebilir.
Bu döngüde yapılan işlemler aşağıdaki gibidir;
1. Amacın Ortaya Konması 2. Mevcut Durum Nedir? 3. Sorunun Kaynağının Araştırılması 4. Önlem Alınması 5. Sonuçların Değerlendirilmesi 6. Uygulamanın Süreçte Yer Alması 7. Yeni gelişme ya da değişim için başa dönülmesi
Çalışanların Katkısının Sağlanması
Sağlık hizmetlerinde, çalışanların kalite çalışmalarına katılmaları için; verimini ve başarısını artıracak fiziksel çalışma koşulları; mesleğinde gelişmeyi, ilerlemeyi sağlayacak yeterli destek; sevgi ve saygı içeren bir çalışma ortamı; adil ücret; yetki ve sorumlulukların belirgin olması; makul çalışma temposu; çalışmalarının takdir edilmesi ve desteklenmesi bazı beklentilerinin karşılanması gerekir.
Hastanın ve Personelin Memnuniyeti
Kalite ile ilgili tüm yaklaşımların temel elementlerinden birisi de müşterinin tam memnuniyetidir. Sağlık hizmetlerin planlanmasında, uygulanmasında ve izlenmesinde hasta memnuniyeti mutlaka önemli bir adım olarak ölçülmeli ve sonuçları planlama, öncelik belirleme ve uygulamaların yeniden şekillendirilmesinde dikkate alınmalıdır. Hizmet sunan personelin de gerek yaptığı işten, gerek hastalarından gerekse diğer çalışma arkadaşlarıyla olan ilişkilerinden memnun olması şarttır.
Sağlık Bakanlığı, Sağlıkta Kalite Standartları
Sağlık hizmetlerinin kalitesini ve güvenliğini artırmaya odaklanmış, Sağlık Bakanlığının sunduğu Sağlıkta Kalite Standartları, hasta ve çalışan güvenliğine işaret eden yönetmelik ile hasta güvenliğini sağlamanın yanında çalışan güvenliğinin sağlanmasına ait kriterlere de yer vermiş, konunun önemi vurgulanmış, yapılan düzenlemelerle sağlık alanında çalışanın iş güvenliği güvenceye alınmaya başlamıştır.
Hastanelerde sunulan hizmet süreçleri ile hastaneyi fiziki ve teknik açıdan sorgulamayı içeren 383 standarttan oluşan “Hizmet Kalitesi Standartları” belirlenmiştir. Hizmet Kalitesi Standartları hizmet sunumu açısından farklılıklar gösteren hastanelerimizde hizmet sunumunun iyileşmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Hastaneler böyle bir değerlendirme ile ulusal ölçekte standartların ne kadarını karşılayabildiklerini görmektedirler.
Çalışan sağlığı ve güvenliği ile ilgili standartların amaçları her bölüm için kısaca aşağıda özetlenmiştir:
Risk yönetimi; hasta, hasta yakını, ziyaretçi, çalışan, tesis ve çevre güvenliği ile hastanede sunulan hizmetlere ilişkin tanımlanan diğer risklerin önlenmesi veya kaynağında mücadele edilerek en az seviyeye indirilmesidir.
İstenmeyen olay bildirim sistemi; bu standart kapsamında hasta ve çalışanların güvenliğini tehdit edebilecek, gerçekleşmek üzereyken son anda gerçekleşmeyen (ramak kala) ya da gerçekleşen istenmeyen olayların bildirilmesini, bildirimlerin sonucunda bu olaylara yönelik gerekli önlemlerin alınmasını sağlamıştır.
Beyaz kod; bu standart ile sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının yönetimine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
Sağlıklı çalışma yaşamı; bu standart çalışanların sağlığını ve güvenliğini tehdit eden fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psiko-sosyal risklere yönelik düzenlemeleri kapsamaktadır.
Sağlık taramaları; bu standart çalışanların sağlık taramalarına yönelik düzenlemeleri kapsamaktadır. Amaç sağlık taramalarına yönelik bir plan hazırlanarak bu plan doğrultusunda sağlık taramalarının gerçekleştirilmesini ve sağlık tarama sonuçlarında olumsuz bir durum tespit edilen çalışanlar için gerekli tedavi ve bakım olanaklarının sağlanmasıdır.
Kişisel koruyucu ekipman kullanımı; bu standart çalışanlar tarafından kullanılması gereken kişisel koruyucu ekipmanların (eldiven, maske, önlük, biyogüvenlik kabini, kilitli enjektör, yüz maskesi, kurşun önlük, kulaklık vb.) belirlenmesidir.
Çalışma ortamlarının ve çalışma yaşamının geliştirilmesi; bu standart çalışma ortamına yönelik fiziksel düzenlemeleri kapsamaktadır.
Personelin sağlık durumlarına ve ihtiyaçlarına yönelik düzenleme; bu standart personelin sağlık durumlarına ve ihtiyaçlarına yönelik düzenlemeleri kapsamaktadır.
Çalışanların görüş, öneri ve şikâyetleri; standart çalışanların görüş, öneri ve şikâyetlerinin alınması ve değerlendirilmesine yönelik düzenlemeleri kapsamaktadır.
Enfeksiyonların önlenmesi ve kontrolü; standart çalışanların çalışma ortamından kaynaklı enfeksiyonlardan korunmasına yönelik düzenlemeleri kapsamaktadır.
Radyasyon güvenliği; Bu standart radyasyon içeren teşhis ve tedavi hizmetlerinde hasta, hasta yakını ve çalışanların radyasyon maruziyetlerini azaltmaya yönelik önlemlerin alınmasını kapsamaktadır. Amaç çalışanların radyasyondan korunmasına yönelik tedbirlerin alınması ve uygulanmasıdır.
T.C. Sağlık Bakanlığının çalışan sağlığı ile ilgili kalite standartlarının ana başlıkları şöyledir;
• Çalışan sağlığı ve güvenliği komitesi bulunmalıdır. • Çalışanların sağlığını ve güvenliğini tehdit eden risklere yönelik düzenleme bulunmalıdır.
• Çalışanların sağlık taramaları yapılmalıdır. • Çalışanlar tarafından kişisel koruyucu ekipman kullanılmalıdır. • Personelin sağlık durumlarına ve ihtiyaçlarına yönelik düzenleme yapılmalıdır • Çalışanların görüş, öneri ve şikâyetleri alınmalı ve değerlendirilmelidir. • Çalışan geri bildirim anketleri uygulanmalıdır.
Ayrıca Sağlık Bakanlığı tarafından COVID-19 (SARS CoV2) pandemisi nedeni ile bu süreçte en iyi sağlık hizmetini sunabilmek için özveri ile çalışan sağlık çalışanlarının ve ailelerinin sağlığını korumak amacı ile Sağlık Bakanlığı tarafından alınan tedbirler sağlık kuruluşları (hastane, ADSM/ ADSH, diyaliz merkezleri, 112 acil sağlık hizmetleri) ve çalışan güvenliği komitelerince hayata geçirilmiştir.
ISO 45001-2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi
Çalışan sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir diğer önemli uluslararası standart ISO 45001-2018 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemidir.
ISO 45001 Standardı
Uluslararası Standardizasyon Organizasyonu (ISO) tarafından, Mart 2018 tarihinde yayımlanmış olan ISO 45001- İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi standardı TSE tarafından TS ISO 45001: 2018 olarak Nisan 2018 tarihinde Türk Standardı olarak yayımlanmıştır.
Çalışanların güvenliğini artıracak, işyeri risklerini azaltacak ve güvenli çalışma koşullarını daha iyi seviyelere yükselten bir çerçeve sağlayarak organizasyonların iş sağlığı ve güvenliği külfetini azaltmasına yardımcı olacak İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemleri standardıdır.
İSG Yönetim Sisteminin Amacı
İSG yönetim sisteminin amacı, İSG risklerinin yönetilmesi için bir çerçeve sağlamaktır. İSG yönetim sistemi, işçilerin yaralanma ve/veya sağlık sorunlarını önlemek, güvenli ve sağlıklı iş yerleri oluşturmayı amaçlamaktadır.
ISO 45001 Neler Getirdi
• Çalışanların yanı sıra liderliğin katılımını • İlgili tüm çalışan/işveren risk faktörlerinin daha iyi kontrolünü • Operasyonel tehlikeleri ve riskleri tanımlamak için geliştirilmiş süreçleri • Operasyonel risk faktörlerinin kontrolü, en aza indirilmesi ve/veya ortadan kaldırılması için daha iyi yöntemleri • Yasal belgeleri ve beklentileri yönetmek için gelişmiş yolları • Saha içi ve saha dışı süreçlerin başarılı bir şekilde izlenmesini ve ölçülmesini • İSG uygulamasına ve uyumuna çalışanın katılımını sağlamak için geliştirilmiş yöntemleri
ISO 45001 Faydaları
İş güvenliği yönetim sistemi, kuruluşa aşağıdaki gelişim faydaları sağlayacaktır:
• Kuruluşun bağlamını dikkate alan, risklerini ve fırsatlarını, yasal ve diğer gereklerini dikkate alan sistematik süreçler oluşturma, • Tüm faaliyetleri ile ilgili tehlikelerin ve İSG risklerinin belirlemeyi; bunları ortadan kaldırmak için çalışmayı veya potansiyel etkileri en aza indirmek için kontroller koymayı, • İSG risklerini ve yasal ve diğer gereklerini yönetmek için operasyonel kontroller oluşturmayı, • İSG riskleri konusunda artan farkındalığı, • Uygun önlemleri alarak İSG performansını değerlendirme ve iyileştirmeyi, • Çalışanların İSG konularında aktif rol almasını sağlar.
Genel olarak, bir kuruluşun çalışmak için güvenli bir yer olarak tanınmasının teşvik edilmesini ve aşağıdaki gibi daha doğrudan sahip olacağı faydaları:
• Yasal mevzuat uyum yeteneklerinin geliştirilmesini, • Genel olay maliyetlerinin azaltılmasını, • Aksama sürelerini ve operasyonlardaki aksaklık maliyetlerini azaltmayı, • Sigorta primlerinin maliyetini azaltmayı, • Devamsızlık ve çalışan dönüşüm hızlarını azaltmayı, • Uluslararası bir ölçüt sağladığının tanınmasını sağlar.
İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Uygulanma Sürecinde Karşılaşılan Problemler ve Çözüm Önerileri
Yaklaşık on yıldır yasalaşmayı bekleyen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 30 Haziran 2012 tarih 28339 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun’un yürürlüğe girmesiyle, İSG alanı, diğer kanunlardan ayrılarak bağımsız bir temel kanuna kavuşmuş, kendi başına çalışanlar hariç bütün iş yerleri ve çalışanları kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bu durum son derece olumlu bir gelişmedir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hazırlanan “İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Risk Grupları Listesi Tebliği’’ nde risk grupları 1’den (en az tehlikeli) 5’e kadar (en çok tehlikeli) kademeli sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Tebliğde sağlık işletmeleri 5. risk grubunda sıralanmış olup sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı açısından en riskli grupta yer almaktadır.
Son yirmi yıldan beri sağlık çalışanları arasında meslek hastalıkları, iş kazaları ve işe bağlı sağlık sorunlarında artma mevcuttur. Teknolojik gelişmeler, aşırı uzmanlaşmaya bağlı yeni mesleksel riskler ve sağlık
kuruluşlarının çoğunda “İşçi Sağlığı İş Güvenliği Yönetim Sistemleri” gibi bir yaklaşımın olmaması, sadece hasta odaklı yönetim anlayışı ve iş yeri sağlık birimleri ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kurullarının bulunmaması gibi bazı diğer nedenlerde, sağlık çalışanlarının sağlığını tehdit eden önemli problemler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu sorunları ana başlıklar altında incelersek:
1. Mevzuat eksikliği; ülkemizde doğrudan “Sağlık Çalışanlarının Sağlığı” ya da “Sağlık Çalışanlarının İş Sağlığı ve Güvenliği” başlıklı bir düzenleme bulunmamaktadır.
2. Nitelikli insan gücü ve eğitim eksikliği; İş kazalarının ve meslek hastalıklarının azaltılabilmesi için “İş Sağlığı ve Güvenliği” alanında uzman, nitelikli kişilere ihtiyaç duyulmaktadır. Hâlen görevli olan iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi sayısı yeterli değildir. Son yıllarda İSG inşaat, elektrik, maden, petro-kimya gibi pek çok mühendislik dalıyla beraber, tıp, eğitim, hukuk gibi çeşitli bilim dallarından yararlanan çok disiplinli bir bilimdir. Bu nedenle iş güvenliği uzmanlarının eğitimi güçlendirilmeli ve standardize edilmelidir.
Bu çerçevede çözüm önerileri:
a. Örgün eğitim: Anaokulundan üniversiteye kadar bütün öğrencilerin her yıl en az ikişer saat yaşam güvenliği dersleri almaları gerekir. b. Meslek Yüksek Okulları: Bu okullara uzmanlık alanına göre en az 3-4 saat iş sağlığı ve güvenliği eğitimi konulmalıdır. c. İş Sağlığı ve Güvenliği Meslek Yüksek Okulları: Eğitim kriterleri ve asgari müfredat içerikleri belirlenmeli ve standardize edilmeli, bu okullarda ders veren öğretim üyelerinin hizmet içi eğitimleri güçlendirilmelidir. d. Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Profesyonellerin Eğitimleri: İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliği’ne göre işveren tüm çalışanlarını iş sağlığı ve güvenliği ile çalışma hayatına dair hak ve sorumlulukları hakkında bilgilendirmek zorundadır.
3. Etkin bir kayıt sisteminin olmaması; 6331 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu “İşveren bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak bunlar ile ilgili raporları düzenler” der. Ulusal düzeydeki iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerine sağlık çalışanlarına ait yaralanma ve hastalık bilgileri yansıtmamakta ya da sadece iş sağlığı birimi olan ve düzenli kayıt tutan oldukça az sayıdaki hastaneden bildirilenler yansımaktadır.
4. İSG yapılanması ve sağlık kuruluşlarındaki hiyerarşi nedeniyle yaşanan problemler; İş Sağlığı ve Güvenliği birimleri direkt olarak hastane yönetimine bağlı olmalıdır. Pek çok sağlık kuruluşunda düzenleme bu şekilde yapılmamıştır.
İş Sağlığına Özgü Problemler ve Çözüm Önerileri
Sağlık kuruluşlarında sunulan iş sağlığı hizmetlerindeki sorunlar ve çözüm önerileri ayrı olarak değerlendirildiğinde iş yeri hekimlerinin bu görevi verdiği görülmektedir. İş yeri hekimleri (İH): iş sağlığı ve güvenliği alanında bakanlıkça görevlendirilmiş iş yeri hekimliği belgesine sahip hekimlerdir. İH’leri görevlerini ve uzmanlık bilgilerini mesleğin gerektirdiği etik ilkeler ve mesleki bağımsızlık içerisinde sürdürmekle birlikte iş sağlığı alanında bazı problemler mevcuttur.
İş sağlığındaki sorunların çözümü için;
• yasal düzenlemelerin denetimle desteklenmesi, idari para cezalarının uygulanması, • koruyucu-önleyici İSG hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve yurt sathına dengeli şekilde dağıtılması, • bilhassa uzman ve hekimlerin çalışma sürelerine riayet ederek yapılan sözleşmelerde belirtilen süre kadar iş yerlerinde bulunmalarının sağlanması, • çalışan eğitimine önem verilmesi ve alınacak tedbirlerin katılımcı şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, işverenlerin iş kazalarının maliyetleri konusunda bilinçlenmesi, İSG ile ilgili çalışmalara destek vermesi, kanun ile getirilen yükümlülükleri uygulamaya gayret etmesi, yapılan işlemleri devamlı surette izleme amaçlı kontrol ve dokümantasyon sistemlerini oluşturması ciddi yaptırımlara maruz kalmaması bakımından önem taşımaktadır.