İŞG206U-İŞ SAĞLIĞI YÖNETİMİ
Ünite 2: Meslek Hastalıkları
Giriş
İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalar temelde işçileri ya da çalışanları iki sonlanım noktasından korumayı hedefler. Bunlardan birisi iş kazaları, diğeri de meslek hastalıklarıdır. Tüm iş sağlığı güvenliği hizmetleri nihai olarak insanların işe bağlı olarak sağlıklarını kaybetmesinin önüne geçmek için kurgulanmıştır. Daha önceki bölümde de özetlendiği gibi (Bölüm 1) insanlar tarih boyunca yapılan işlerin sağlığı olumsuz etkilediğini görmüşlerdir. Ancak bunun bir sağlık hizmeti boyutuna evrilmesi Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkabilmiştir. Meslek hastalığı çalışma koşulları ile ilişkili hastalıklardır. İş yerinde fiziksel, kimyasal ya da biyolojik bir etkene maruz kalmak zamanla hastalıklara yol açabilmektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu’nda ise meslek hastalığı, mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalığı tanımlamaktadır (Berk, 2011; Bilir ve Yıldız, 2014; Bilir, 2016; Resmî Gazete, 2012).
Meslek hastalığının klasik tanımı da günümüzde değişime yüz tutmuştur. Uzunca bir dönem meslek hastalığı kavramı denilince pnömokonyozlar hatırlanmaktaydı. Oysa günümüzde psikolojik sorunlar, kas iskelet sistemi hastalıkları gibi sorunlar ön plana çıkmaktadır. Bu durum dünyanın yaşadığı teknolojik, sosyal ve ekonomik değişimlerle ilişkili olarak görülebilir (ILO, 2013).
Meslek Hastalıkları Kavramı
Meslek hastalığı yapılan işe ve mesleğe özgün hastalıklardır. Bu hastalıkların özelliği yapılan iş ile hastalık arasında illiyet bağı (Nedensellik) bulunmaktadır. Bu nedenselliğin özelliği, eğer iş yapılmaz ise hastalığın ortaya çıkmaması ile ilişkilidir. Örneğin asbest ile ilişkili hastalıklar ancak asbest ile ilgili işleri yapan iş yerlerinde çalışan işçilerde ortaya çıkabilmektedir (Akarsu, 2013; Bilir ve Yıldız, 2014; Bilir, 2016). Meslek hastalığı konusunda küresel ve ulusal düzeyde çok sağlıklı bir veri bulunmamaktadır. Tahminlere bakıldığında ise yılda her bin çalışandan 4-12’si meslek hastalığına yakalanmaktadır (Kurt ve ark.).
ILO’ya göre meslek hastalığı tanımında iki temel bileşen bulunmaktadır (ILO, 2009):
a. Belirli bir iş ortamına maruz kalma ya da yapılan bir işle spesifik bir hastalık arasında nedensel ilişki ve b. İşe maruz kalan işçilerde hastalığın nüfusun geri kalanına oranla yüksek bir sıklıkta ortaya çıkmasıdır.
İşle İlgili Hastalıklar
Çalışanlar arasında meslek hastalıklarından daha fazla sıklıkla görülen bir başka hastalık grubu bulunmaktadır. Bu hastalıklar toplumda da yüksek sıklıkla görülebilen hastalıklardır. İşle ilgili hastalık olarak tanımlanan bu grupta kronik hastalıklar (kardiyovasküler hastalıklar, kronik obstruktif akciğer hastalıkları, diyabetes mellitus,
kas iskelet sistemi hastalıkları, ruhsal bozukluklar vb.) yer almaktadır.
Meslek hastalıklarının özellikleri;
• Genellikle süreğen (kronik) seyirli hastalıklardır. • İş yerinde risk faktörüne birkaç kez maruz kalmak bu hastalıklara neden olmaz. • Uzun yıllar devam eden maruziyet gerekmektedir. • Hasta olan kişi ömrü boyunca bu hastalıkları taşımak zorunda kalabilir. • Zamanla hastalanan işçinin fonksiyonel kapasitesi azalır, iş görme gücünü kaybeder. • Hastanın kayıplarının karşılanması için kendisine ya da ölüm durumunda yakınlarına tazminat ödenmesi gerekir. • Hastalanan kişiye meslekte kazanma gücü kaybı nispetinde gelir bağlanması gerekmektedir. • Bu yönüyle hastalığın sigortacılık boyutu da bulunmaktadır. • İş sağlığı güvenliği çalışmalarının zamanında ve uygun olarak yapılması bu hastalıklardan korunmada oldukça etkili sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. • Kısaca özetleyecek olursak meslek hastalığı, sigortalının yaptığı işin niteliği nedeniyle tekrarlayan bir sebeple ya da işin yürütüm şartları nedeniyle uğradığı geçici veya sürekli bedensel ya da ruhsal özürlülük hâlleridir (Bilir ve Yıldız, 2014; Bilir, 2016).
Meslek Hastalığı Epidemiyoloji, Nedenleri, Tanı Yöntemleri
İşle ilgili hastalıklara bağlı ölümler oldukça yüksektir. ILO ve DSÖ’nün yapmış olduğu tahminler sanayi ülkelerinde tüm ölümlerin % 5-7’sinin işle ilgili hastalıklar ve mesleki yaralanmaları bağlı olduğu sonucuna varmıştır (Takala ve ark, 2014). DSÖ Avrupa Bölgesi Ofisinin tahminlerine göre sağlıksız çalışma koşulları Avrupa bölgesindeki hastalık yükünün en az % 1,6’sına katkı yapmaktadır. Bu yük içinde yaralanmalar % 40’lık, gürültü % 22’lik, kanserojenler % 18’lik, havadaki partikül madde % 17 ve ergonomik tehlikeler % 3’lük bir paya sahiptir (WHO-Europe).
Meslek hastalığı istatistikleri tüm dünyada sorunludur. ILO ve DSÖ meslek hastalıklarını düzenli olarak raporlamak ile birlikte, gelişmekte olan ülke verilerinin çok da sağlıklı olduğu söylenemez (Takala ve ark, 2014).
Meslek Hastalıklarının Sınıflandırılması
Bir hastalığın meslek hastalığı olarak tanımlanması 1919 yılında “antraks” hastalığı ile başlamıştır. ILO tarafından 1925 yılında 18 sayılı Çalışanların Tazmini (Meslek Hastalıkları) Sözleşme’yle ilk meslek hastalıkları listesi yayımlanmıştır. İlk listede 3 meslek hastalığı tanımlanmıştır. Liste 1934 yılında güncellenmiş ve 42 no.lu sözleşmeyle 10 adet meslek hastalığı tanımlanmıştır.
Meslek hastalıkları listesi 1964 ve 2002 yıllarında güncellenmiştir (Berk ve ark, 2011; ILO, 2010). Meslek hastalıkları listesi en son 2010 yılında 194 sayılı sözleşme ile güncellenmiştir (ILO, 2010).
Yeni liste kimyasal, fiziksel, biyolojik ajanların neden olduğu hastalıklardan solunum ve cilt hastalıklarına, kas iskelet sistemi hastalıkları ve mesleki kanserlere kadar geniş bir listeyi içermektedir. Zihinsel ve davranışsal bozukluklar ilk kez listeye girmiştir. Bu listenin bir özelliği de listede açık ögelerin bulunmasıdır. Bu iş faaliyetlerinden kaynaklanan risk faktörlerine maruz kalma durumunda sözleşmeye bağlı bulunan bozukluklar arasında bir bağlantı kurulursa, listede belirtilmeyen hastalıkların da mesleki ilişkilerinin tanınması anlamına gelir (Berk ve ark, 2011; ILO, 2010).
İş ve Meslek Hastalıklarından Korunma Yöntemleri
Meslek hastalıklarının en önemli özelliklerinden birisi bu hastalıklardan korunmanın büyük ölçüde mümkün olmasıdır. Meslek hastalıkları 2015 yılında 1,2 milyondan fazla ölüme yol açmış olup tüm ölümlerin %2,1’ine karşılık gelmektedir. Meslek hastalıkları hastalık yükünün % 2,7’sine karşılık gelmektedir. Kronik hastalıklarının %70’i, yaralanmaların %22’si ve enfeksiyon hastalıkların % 8’i işle ilgili risklerle ilişkilidir. Düşük ve orta gelirli ülkelerdeki işçiler, işyeri maruziyetlerinden kaynaklanan ölüm ve sakatlıklarının büyük payına sahiptir (WHO, 2018).
Meslek hastalıklarından korunmak için doğru stratejiler iş yerinde alınacak doğru önlemlerle mümkün olabilecektir. Meslek hastalıkları korunulması gereken hastalıklar içinde bulunmaktadır. Korunma stratejileri arasında çoğunlukla iş yerlerinde alınacak önlemler ön plandadır. Ancak bazı tıbbi önlemlerin de bu korunma önlemleri arasında yer almaktadır (Bilir ve Yıldız, 2014; Bilir, 2016)
Meslek hastalıklarından korunma stratejileri şunlardır:
A. Primordiyal Korunma: Bu korunma düzeyinde sağlık sorununun nedenselliğine yol açan ekonomik, sosyal ve çevresel koşulların kontrol edilmesi amaçlanmaktadır. Bu sayede sağlığa yönelik tehlikeleri en aza indiren koşullar ve bu koşulların devamlılığı sağlanabilecektir. Bu noktada ilgili sağlık sorununu etkileyecek makro politikalar oluşturabilecektir. Meslek hastalığı bağlamında bakıldığında primordiyal korunma düzeyinde iş ve çalışma koşullarının düzenlenmesi anlaşılmalıdır. Örneğin çocukların çalışma koşullarına yönelik düzenlemeler ve bazı yaş gruplarında yasaklamalar getirilmesi; havalandırma şartlarını sağlamayan işyerlerinin çalışma ruhsatlarının askıya alınması; iş sağlığı güvenliği hizmetlerinde yasal zorunluluklar getirerek süreklilik sağlanması; meslek hastalıklarına yönelik periyodik muayenelerin zorunlu hâle getirilmesi; meslek hastalıklarının
bildirimi için yasal şartlar konulması gibi önlemler bu grupta sayılabilir. Bu düzeyde temel amaç hastalığın oluşmasına neden olan sosyal, ekonomik ya da çevresel koşulları düzenlenmesidir. Böylece hastalıkların ortaya çıkması engellenmeye çalışılır. Örneğin kayıt dışı ekonominin engellenmesi ve ekonomik ve sosyal olarak yetecek düzeyde gelir güvencesinin sağlanması ve işsizlik ödeneklerinin düzenli olması insanları sağlıklarını bozacak riskli işlere mahkûm etmekten alıkoyacaktır. Bu nokta meslek hastalıklarından korunmak için aslında en etkin düzeyde önlemlerin alınmasını sağlayacaktır. Primordiyal korunma politik düzeyde alınacak önlemlerle mümkün olabilecektir. B. Primer Korunma: Primer korunmada hastalıkların spesifik nedensel faktörlerine odaklanılmaktadır. Bu noktada insanlar ya da toplum hastalığın nedenlerinden ve risk faktörlerinden korunmaya çalışılır. Çocuklara aşı uygulamak ya da sigara içmemek bu düzeyde bir korunma önlemidir. Böylece hastalığın oluşması engellenmiş olur.
Meslek Hastalıkları Bildirimi
Meslek hastalıklarının İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili yönetmeliklerinde tanımlandığı şekilde yapılmaktadır. Burada kanun hem işverene hem de iş yeri hekimine yükümlülükler vermektedir. Meslek hastalığı bildirim sisteminde uygulanan şema Şekil 2.9’da verilmiştir (İSGGM). Ulusal mevzuata göre iş yerlerindeki meslek hastalıklarının araştırılması, izlenmesi, şüpheli durumlarda sağlık kuruluşlarına gönderilmesi iş yeri hekiminin başlıca görevidir. İSG Kanunu madde 14, “İşveren, iş kazası ve meslek hastalıklarını aşağıdaki hallerde belirtilen sürede; iş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde, sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirir.” der (İSGGM). Meslek hastalıkları tanısı sonucunda tazminat, iş göremezlik ödentisi, işverene cezai sorumluluklar getirdiği için bildirimlerinde sorunlar yaşanmaktadır. Oysaki meslek hastalığının zamanında bildirilmesi sadece hastanın tedavisinin zamanında yapılması değil diğer işçiler için de gerekli önlemlerin zamanında alınmasına katkı sağlayacaktır.