AÖF Soru Bankası

Sektörel İş Sağlığı ve GüvenliğiÜnite 1 Özeti

Tarım, Orman ve Hayvancılık Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

İŞG202U-SEKTÖREL İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Ünite 1: Tarım, Orman ve Hayvancılık Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

Tarım Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

Tarım kesimini sanayi, inşaat, hizmetler ve benzeri üretim faaliyetlerinden ayıran en önemli özellik evrensel olmasıdır. Tarımın evrensel özellikleri, ekonomilerin gelişmişlik düzeyine bağlı olmamakla beraber doğal koşullarla yakından ilgili olması her ülke ekonomisinin uğraşısı olmaktadır. Bunun yanında, gelişen ülkelerde yaklaşık 2,6 milyar kişi geçimini tarımdan sağlamakta ve bunların çoğu ürünlerini ya da emeklerini pazarlayarak gelir elde etmektedirler.

Türkiye’de nüfusun önemli bir bölümü geçimini tarım, hayvancılık ve ormancılıktan sağlamakta ve bu bakımdan çoğunlukla üçü veya ikisi (tarım ve hayvancılık) bir arada yürütülen söz konusu faaliyetler ekonomi üzerinde büyük bir paya sahip olmaktadır. Tarım, birçok ülkede en yaygın ve tehlikeli sektörlerden birisi olmasına rağmen üzerinde fazla durulmayan alanlardandır. ILO verilerine göre, bir buçuk milyara yakın tarım çalışanından her yıl iki yüz bin civarı ölmekte önemli bir kısmı da ciddi şekilde yaralanmakta veya iş hastalığına yakalanmaktadır. Kimyasallara maruz kalma, böcek ilaçları ve tarım makineleri kazaları sektördeki ölüm, yaralanma ve hastalıkların temel nedenleri olarak ifade edilebilir.

Dünyada yaşayan her dört fakir kişiden üçü gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Bu kişilerin çoğunun yaşamlarını devam ettirebilmeleri doğrudan ya da dolaylı bir şekilde tarıma bağlıdır. 2000’li yıllardan sonra bu sorunu gidermek amacıyla ülkelerin yapmış olduğu başarılı çalışmalar bulunmaktadır.

Tarımda çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından yeterli bir seviyede olmamalarının önündeki temel engeller ve nedenler hemen hemen tüm az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde benzerlikler göstermektedir. Bunlar arasında; tarımda çalışanların genellikle organizasyon eksikliği, eğitim seviyelerinin yetersizliği, kadın çalışanların çoğunlukta oluşu, çalışanlar arasında mevsimlik olanların veya yer değiştirme oranının yüksek olması gibi nedenler sayılabilir.

Tarımsal faaliyetlerde bulunan kişiler çalışma ortamı, tarımsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için kullanılan ekipmanlar ile ilaçlama ve gübreleme maksadıyla kullanılan kimyasal ürünlerden kaynaklanan pek çok sağlık riski ile karşı karşıyadırlar. Tarım sektöründe İSG’yi tehdit eden bir unsur kullanılan kimyasallardır. Özellikle verimliliği arttırmak için son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılan pestisit ve suni gübreler tarımsal faaliyetlerde tehlike riskini arttırmaktadır. Pestisitler; akut zehirlenmelere, kanser, sakat doğumlar, sinir sistemi bozuklukları, hormonal sistem bozuklukları, diyabet gibi pek çok hastalığa neden olabilmektedir.

Türkiye’de tarım sektörünü de kapsayan çalışan sağlığını ve güvenliğini düzenlemeye yönelik ilk müstakil Kanun 2012 yılında yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’dur. ILO tarım sektöründe iş güvenliği

ve sağlığı alanında yaşanan zorlukları aşmak amacıyla üye ülkelere sözleşmeler, tavsiye kararları ve uygulama kılavuzlarından oluşan önemli kaynaklar sunmaktadır. Ülkemiz tarafından onaylanmış konuyla ilgili ILO sözleşmeleri şunlardır:

• 11 No’lu Örgütlenme Özgürlüğü (Tarım) Sözleşmesi • 99 No’lu Asgari Ücret Tespit Mekanizması (Tarım) Sözleşmesi • 155 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme • 161 No’lu Sağlık Hizmetlerine İlişkin Sözleşme • 187 No’lu İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve Sözleşmesi

Diğer yandan ILO’nun 2001 tarihli 184 Sayılı Tarımda İş Güvenliği ve Sağlığı Sözleşmesi henüz Türkiye tarafından onaylanmamıştır.

Tarımsal çalışma ortamı; havadan, araziden ateşten ve makinalardan kaynaklanan ‘fiziksel ve mekanik tehlikeleri’, pestisit, gübre ve yakıttan kaynaklanan ‘toksikolojik tehlikeleri’ ve tozlardan kaynaklanan tehlikeleri içinde barındırmaktadır. Bunlar şu biçimdedir:

1. Solunum yolları tehlikeleri 2. Solunum yolları tehlikeleri 3. Dermatolojik tehlikeler 4. Toksik ve neoplastik tehlikeler 5. Kazalar ve yaralanmalar 6. Mekanik ve termal stres 7. Davranış kaynaklı tehlikeler

Tarım sektöründe görülen bu tehlikelere karşı alınabilecek maliyetsiz ve karmaşık olmayan önlem önerilerinden bazıları şunlardır:

• Öncelikle tarım alet ve makinelerini kullanma eğitimleri yapılmalı, • Tarım alet ve makinelerini kullananlar tedbirli ve dikkatli olmalıdır. • Tarım alet ve makinelerinin bakımı düzenli yapılmalı ve ehliyetsiz/yetkisiz kişilerce de kullanılmamalıdır. • Açık kasa araçlarla (römork, pikap vb.) işçi taşınmamalı, yolcu taşımacılığına uygun servis araçları kullanılmalıdır.

Tarım işletmelerinde işveren, işletmeci, çalışan, çalışan temsilcileri gibi bütün paydaşlar iş sağlığı ve güvenliğine yönelik bilgilendirilmeli, eğitim almalı; İşletme büyüklüğüne göre risk değerlendirmeleri yapılarak öncelikler tespit edilmelidir. Çalışma koşullarında risk ve kazaları kaynağında yok etmenin yanı sıra koruyucu ekipman ve malzeme kullanımı gibi temel önlemler alınmalıdır.

Genel olarak tarım sektöründe kazaya yol açan tehlikeler: Yol araçları kazaları, zirai makinalar, objelerin vurması, düşmeler, oksijen azalması ve ateşler; Traktörler; Matkap;


Elektrik; Makinalar, büyük baş hayvanların çifte vurması ve saldırması, düşmeler; Saman balyalama; Mısır toplama; Ateş ve patlamalar şeklinde özetlenebilir.

Tarım çalışanları, olumsuz çalışma koşulları nedeniyle birçok hastalıklarla karşı karşıya kalmaktadır. Örneğin; tarım çalışanlarının kimyasal kullanımı, uzun süre güneş altında çalışması, fiziksel olarak zorlayıcı ve yorucu hareketleri yapmak zorunda olmaları, kesici alet ve makineleri kullanması yaralanma ve hastalıklarının nedenidir.

Ormancılık Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

Ormanlar, en eski çağlardan beri insanlığın birçok alanda kullandığı önemli bir kaynak olmuştur. Günümüzde, mobilya, kâğıt ve ahşap sanayii başta olmak üzere ormanlardan gelen ham maddeler pek çok alanda kullanılmaktadır.

Ormancılık işi doğada yapıldığından çalışanlar; aşırı soğuklara, aşırı sıcaklara, yoğun kar yağışına, sağanak yağmur yağışına ve Ultraviyole Radyasyona (UV) sunuk kalabilirler. Bunun dışında çamura batma riski, ortamın dev bitkilerle dolu olması ve benzeri ağır koşullar her zaman var olabilir. Bunlarla birlikte işin genelde oturma alanlarından uzak yapılması, acil müdahale isteyen durumlarda, büyük sıkıntılar doğurur. Ayrıca uzun süre evden uzakta çalışma da bazı psikolojik tehlikeleri beraberinde getirir.

Ormancılık, çoğu ülkede hâlâ en riskli endüstrilerden biridir. Orman sektöründe çalışanların erken emekliliği, meslek hastalıkları ve iş kazalarının görülme sıklığı oranları arzu edilmeyen bir görünüm sergilemektedir. Buna rağmen, bu sektörde iyi güvenlik ve sağlık uygulamalarının gerçekleştirilmesi de iyi bir risk değerlendirmesi ve yönetimle mümkündür.

Ülkemizde orman çalışanlarının, özellikle işçilerin, belirlenmesi, seçilmesi veya eğitilmesi yeterince dikkate alınmamaktadır. Bu yüzden orman kaynaklarından üretimler sırasında çalışanların yeterli eğitimi almamış olması nedeniyle iş sağlığı ve güvenliği riskleri oluşmakta aynı zamanda da önemli hammadde kayıpları ortaya çıkmaktadır. “Özellikle orman işçisi alınırken veya işçi grupları oluşturulurken daha seçici davranılmalı hem ekonomi hem de İSG açısından önem taşımaktadır. Özellikle iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili tedbirler alarak organizasyon yapılmalı, gerekli araç ve gereçleri sağlanmalı, sağlık ve güvenlik tedbirleri değişen şartlara uygun hâle getirilmeli ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

Türkiye’de ormancılık ile ilgili mevzuat, Anayasanın ilgili hükümleri, ormancılık ile doğrudan ilişkili mevzuat (Orman Kanunu, Orman Köylülerinin Kalkındırılmasının Desteklenmesi Hakkında Kanun, Ağaçlandırma Millî Seferberlik Yasası, Millî Parklar Yasası, Kara Avcılığı Yasası, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü Kuruluş Kanunları, bunların uygulanması

amacıyla hazırlanmış yönetmelikler, genelgeler, vb.) ile ilgili diğer mevzuattan (Çevre Yasası, Mera Yasası, Özel Çevre Koruma Alanları Yasası, Turizmi Teşvik Yasası, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası, Arazi Kadastro Yasası, bunların uygulanması ile ilgili yönetmelik ve genelgeler) oluşmaktadır. Bunların yanında, ülkemizin taraf olduğu ormancılık ile ilgili uluslararası sözleşmeler de yasa statüsüne sahip olup ormancılık mevzuatı içinde kabul edilmek ve dikkate alınmak durumundadır.

Ormancılık faaliyetlerinde, iş kazaları sıklıkla görülmektedir. Ancak bundan daha önemli ve fark edilemeyen sağlık sorunu, aşırı ve etkili fiziki strese neden olan sıcak veya soğuk hava hâlleri ile gürültü, titreşim etkisi ve kontrol edilemeyen çevresel faktörlerin de etkisiyle ortaya çıkan mesleki hastalıklardır. İşitme kaybı sürekli basınç ve gürültü etkisi sonucu ortaya çıkmaktadır.

Ağaç kesme, devirme ve boylama işlerinde tespit edilen tehlikelerin büyük bir çoğunluğunun motorlu testere kullanımıyla alakalı olduğu tespit edilmiştir. Yapılan literatür çalışmasında da odun üretimi sahalarında meydana gelen yaralanma ve ölümlerin %60’ının motorlu testere kullanımından kaynaklı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, odun üretimi işinin birçok ülkede en tehlikeli mesleklerden biri olarak kabul gördüğü ve kaza sıklığı ile ölümcül kaza oranının diğer endüstriyel işlerden çok daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Odun üretimi işlerinin ağır ve tehlikeli olması, dolayısıyla yüksek yaralanma ve ölüm olaylarının görülmesi yapılan ön tehlike analizinden de anlaşıldığı üzere büyük oranda şu nedenlere bağlıdır:

a. Çalışma alanının eğimli, arazinin yoğun orman örtüsüne sahip ve her türlü hava şartlarına açık olması b. Temel ve ileri kesim teknikleri ile ilgili bilgi eksikliği c. Çalışanların kişisel koruyucu donanım kullanımının düşüklüğü ve bu konuda yeterli bilince sahip olmaması d. Sektördeki İSG ile ilgili risklere karşı yeterli bilgi ve farkındalığın bulunmaması e. Ekipman ve araçların yetersizliği f. Kötü organizasyon ve planlama g. Çalışanların sık sık değişmesi (iş gücü devri) ve mesleki yeterliliği olmayan mevsimlik veya geçici çalışanların sahada görev yapması

Tehlikelerden kaynaklı risklere maruz kalınmasının esas nedeninin güvensiz hareketler olduğu ve bunların da büyük oranda eğitim ve çalışanların bilinçlendirilmesi yolu ile kontrol altına alınabileceği tespit edilmiştir.

Ormancılık sektörü çalışmalarının doğasından kaynaklanan kendine özgü risklerin sınıflaması şu biçimdedir:

1. Fiziksel Risk Etmenleri: Aşırı sıcak ve soğuk havada çalışmanın vücut üzerinde yarattığı çeşitli olumsuz etkiler.


2. Gürültü ve Titreşimden Kaynaklı Risk Faktörleri: Duyu bozuklukları, beyaz parmak hastalığı (Raynoud) kol kaslarında güç kaybı, eklem zedelenmeleri, dolaşım bozuklukları. 3. Kimyasal Risk Etmenleri: Taşınabilir makinaların yakıt ve yağları, benzen, toluen, hidrokarbon gibi kimyasallara sunuk kalma sonucu çeşitli zehirlenmeler, cilt sorunları, aşırı sinirlilik, yangın riski. 4. Biyolojik Risk Etmenleri: Hayvan ve bitkilerden geçen çeşitli enfeksiyon ve hastalıklar, zehirli böcek ve arı sokmaları, hayvan saldırılarına maruz kalma, çeşitli bitki ve polenlerden kaynaklı alerjiler. 5. Psiko-sosyal Risk Etmenleri: Düşük statülü ve güvencesiz iş ortamından ve sosyal ortamdan izole olmuş kamplarda çalışma ve monotonluktan kaynaklı stres ve strese bağlı rahatsızlıklar.

Kereste, odun üretiminde güvenlik, üzerinde önemle durulması gereken bir konu olup hem üretim hem de maliyet üzerinde doğrudan etkiye sahiptir; üretimi ağacın kesilmesi, dallarının temizlenmesi, boylama gibi farklı aşamalardan oluşmaktadır. Odun üretiminin en zor ve güç koşullarını içeren bu aşamalarda çalışanlara büyük görevler düşmektedir. Ağaç kesimi yapan bir çalışanın başlıca görevleri şunlardır:

• Ağacı tespit edilen devirme yönüne devirmesi • Hem kesilen hem de geride kalan ağaçların en az zarar görmesi • Güvenlik kurallarına uyulması, dolayısıyla sağlığın ve güvenliğin korunması • Odun hasadı işleri amaçlarından birisi de, çalışanların sağlık ve güvenliğinin sağlanması, korunması ve bunun sürdürülmesi

Hayvancılık Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği

Tarımsal faaliyetlerin önemli bir kolu olan hayvancılık, dünyada kırsal kesimde yaşayan insanların ekonomik geçimleri ve uğraşılarından olmuştur. Ülkemizde kırsal kesimde ise genellikle tarımsal faaliyetlerin yanında ikinci derecede yer alan hayvancılık, yardımcı bir gelir kaynağı gibi görülmektedir. Ülkemizde hayvancılık büyük ölçüde açık mera hayvancılığı şeklinde, fazla emek harcamadan yapılır. İklim koşulları nedeniyle ilkbahara cılız bir biçimde çıkan hayvanlar, otlak alanı bulmak için göçebe olarak dolaştırılır. İlkbaharda alçak otlak alanlarda otlatılan hayvanlar, yazın kurak geçmesi nedeniyle daha serin olan ve ot örtüsünün daha yoğun olduğu yaylalara çıkarılır. Yaylacılık adı verilen bu faaliyet biçimi sonbahar mevsiminde yüksek yaylalara kışın erken gelmesi nedeniyle tekrar alçak alanlara, ova veya platolara inilmesi biçiminde devam eder. Hayvanlar kışı ağıl adı verilen etrafı çitlerle çevrili, bazı bölümlerin üstü örtülü olan barınaklarda geçirir.

Hayvancılık sektörü iş sağlığı ve güvenliği açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir sahadır. Büyük

veya küçük çiftlikler, çalışma alanları fark etmeksizin mutlaka iş sağlığı ve güvenliği politikasının oluşturulması gerekmektedir. Hayvansal üretimde ortaya çıkan tehlike ve riskleri önleyici programların ve yönetim sistemlerinin hazırlanması gerekmektedir.

Hayvancılık sektöründe çalışanlar ve paydaşlar, kanser, solunum yolu hastalıkları, yaralanmalar ve kazalar konusunda önemli tehlikeler ve neticesinde risklerle karşılaşmaktadırlar. Hava, ortam, ateş ve alet, ekipman, makine gibi çalışma ortamı kaynaklanan fiziksel tehlikelerin yanı sıra, pestisit, gübre ve kullanılan yakıt ve diğer tehlike ajanlarından kaynaklanan toksikolojik tehlikeleri ve ortam tozlarından kaynaklanan hayvancılık sektöründe iş sağlığı ve güvenliği için önlemlerin alınması kaçınılmazdır. Hayvancılık sektöründe iş sağlığı ve güvenliğine yönelik duyarlılık oluşmaya başlamış olmasına rağmen sürdürülebilir ve sürekli olması için daha çok çalışılması gerekmektedir. Bu sayede gerekli önlemlerin alınmasıyla da hayvansal üretimdeki kazalar ve hastalıklar en aza indirgenebilir.

Türkiye’de hayvancılıkta yaşanan sorunlar şu şekilde sıralanabilir:

1. Düşük verimli yerli ırklar 2. İşletme büyüklüklerinin küçük olması 3. Uygun teknoloji ve yeterli hijyene sahip olmayan işletmeler 4. Yem fiyatları ile ürün fiyatları arasındaki dengesizlik 5. Hayvan hastalıkları ile mücadelenin yetersiz oluşu 6. Pazarlama zincirinin uzunluğu ve örgütlenmenin yetersiz oluşu

Dünyanın en önemli sektörlerinden biri olan hayvancılık sektörü, özellikle de besicilik sektörü, bünyesinde farklı sınıfta tehlike ve riskleri barındırmaktadır. Tehlikelerden kaynaklı yaralanma ve ölümlü kazaların yanı sıra, duyma kaybı, makinaların neden olduğu travmalar, kas ve iskelet sistemi rahatsızlıkları gibi fiziksel etmenlerden kaynaklanan sağlık sorunları ile de sıklıkla karşılaşılmaktadır.

Hayvancılık sektöründe cilt hastalıkları da son derece yaygındır. Gübreler, bitkiler, yemler, pestisitler, otlar, böcekler, güneş, mikroplar, bakteriler ve virüsler cilt hastalıklarına neden olmaktadır. Bu nedenle çalışılan ortama uygun koruyucu giysiler kullanılmalıdır.

Bunlara ilave olarak, işverenler, uygun mühendislik önlemleri ve idari önlemler almalı, işçilerin anlayabilecekleri malzeme güvenlik bilgi formları oluşturmalı, kimyasalların etiketlenmesini sağlamalı, işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmeli, “Acil Yardım Kılavuzu” oluşturmalı, işçilerin periyodik sağlık kontrollerini yaptırmalı ve bu raporları dosyalayıp saklamalıdırlar. İşçiler; Eldiven, ayakkabı, koruyucu iş elbisesi, göz, yüz ve solunum koruyucularını kullanmalı ve çalışırken çıkarmamalıdırlar. Koruyucuları temiz


tutmalı, temiz ortamda saklamalı ve eskimiş, aşınmış veya kullanım süresi dolmuş koruyucuları değiştirmelidirler. Atıklar için; Çalışma alanlarında ve özellikle de kapalı yerlerde, gübre türü atıkların zehirli gaz yaymasını önlemek çok önemlidir. Bu yayılımı önlemek için: Hayvanların tutulduğu yerler çok iyi havalandırılmalıdır. Hayvan atıkları kanalizasyona atılmamalıdır. Gübre depolarında gaz dedektörü bulunmalı, içeriye koruyucu (maske, önlük, bot vb.) takmadan girilmemelidir. Gazdan zehirlenen kişi için ilk yardım planı olmalıdır. İlk yardım ve uygun teçhizat kullanımı için çalışanlara eğitim verilmelidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında