İŞG201U-İŞ HİJYENİ VE ERGONOMİ
Ünite 1: İş Hijyeninin Tanımı ve Gelişimi
İş Hijyeni Kavramına Giriş
Dilimize Fransızcadan (Hygiène) giren “Hijyen” kelimesi, Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde “sağlık bilgisi”, “sağlığı koruma”, “hıfzıssıhha ve sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü” olarak tanımlanmaktadır. İş Hijyeni ise mesleki sağlık ve güvenlik risklerini kontrol etmek, tehlikeyle karşılaşmayı en aza indirmek, bilim ve mühendisliğin kullanılması ile tehlikeyle mücadele ederek mühendislik kontrollerinin uygulanmasıdır.
İş Hijyenistliği
“İş Hijyeni” ile ilgilenenler için genel olarak “İş Hijyenisti” tabiri kullanılmaktadır. İş Hijyenistleri; fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ya da psikososyal etkenlere maruz kalınması sonucu oluşabilecek sağlık risklerinin önlenmesi için çalışmalar yapmaktadır.
İş Hijyenistlerinin üzerinde çalışabileceği tipik proje örnekleri şunlardır:
• Çalışanların maruz kaldığı gürültü seviyelerini belirlemek için bir fabrikada gürültü belirleme faaliyetlerinin yapılması, • İşçi maruziyetini değerlendirmek için özel ekipman kullanarak agrega (kum, çakıl) tesisindeki veya taş ocağındaki toz seviyelerini ölçme ve örnekleme yapılması, • Kas-iskelet sistemi hastalıkları, astım ve dermatit gibi hastalık durumlarını önlemek için bir fabrikada kimyasal ürünlerin kullanımını etkili bir şekilde yönetmek.
İş Hijyenin Tarihî Gelişimi
İlk insanla başlayan üretim sürecinin; teknik ve biçimleri de sürekli olarak değişmiştir. Taşın ve toprağın işlenmesi, madencilik tekniklerinin geliştirilmesi, ateşin bulunması, buhar gücünden yararlanma, iş aletlerinin ve üretim araçlarının gelişiminde önemli etkileri olmuştur.
İş Hijyeninin Milattan Önceki Gelişimi
Çalışma yaşamındaki gelişmelerin getirdiği sorunların çözümü için yapılan faaliyetler, çalışan sağlığı ve güvenliğinin gelişiminde de temel unsurlar olmuştur. Bu sebeple “yapılan işle sağlık arasında ilişki”nin (İş Hijyeni) tarihçesi oldukça eski çağlara dayanmaktadır. Toplamda 283 maddeden oluşan MÖ 2000’lerde Babil İmparatorluğu’nun kurucusu Hammurabi (MÖ 1810- 1950) tarafından hazırlanan “Hammurabi Kanunları”nda İş Sağlığı ve Güvenliği ile İş Hijyeni hususunda ciddi müeyyideler bulunmaktaydı. Hammurabi Kanunları’nda (MÖ 1750) hastaları ve hekimleri koruyan, mesleğin icrasını düzenleyen maddeler bulunmaktadır.
Hipokrat hastalıkların daima doğal nedenlerden ileri geldiğini iddia etmiştir. O dönemde kutsal hastalık olarak kabul edilen “sara” (epilepsi) için; “Hiçbir hastalık diğerinden daha kutsal veya daha insani değildir.
Hipokrat’ın tedavide başlıca kabul ettiği düstur; “önce zarar verme” (primum non nocere)dir.
İş Hijyeninin Milattan Sonraki Gelişimi (Orta Çağ Dâhil)
Hijyen denince akla ilk gelen kavramlardan olan “banyo yapma” konusunda Avrupa kültüründe reaksiyon yaşanmıştır. Tüm Orta Çağ (MS 476 – 1453) süresince hijyenin büyük ölçüde ihmal edildiği söylenebilir. Bu dönemde uygulanan yegâne hijyenik önlem, salgın hastalığa tutulmuş kişilerin özel olarak hazırlanmış alanlara yerleştirilmesiydi. O dönemlerin İngiltere’sinde istendiği hâlde banyo yapılamamaktaydılar. Akan su kıtlığı, nehirlerin yıkanmak için soğuk, yakıtın ise pahalı ve sabun bulmak kolay olmadığı yıllardı. Kişisel temizlik için bir serbesti tanınmıyordu, çünkü temizlik halk kültürünün bir parçası değildi.
Girolamo Fracastorius (1478-1553), yayımlandığı kitabında (1546), bulaşıcı hastalıkların jermler (Seminaria Morbi) tarafından sağlamlara nakledildiği, bulaşmada direkt temas, hastaların eşyası ve havanın önemli olduğu üzerinde durmuştur. Böylece, ilk defa Jerm Teorisi ortaya atılmış ve bulaşmada da canlı varlıkların (Contagium vivum) rol alabileceği düşünülmüştür. Von Plenciz (1762), Fracastorius’un görüşlerini benimseyerek, hastalıkların gözle görülemeyen küçük canlılar aracılığı ile bulaşabileceğini ileri sürmüştür.
İşçi Sağlığı ve Güvenliğinde ve iş hijyeninde köklü ve çağdaş nitelikteki gelişmeler Bernardino Ramazzini (1633-1714) ile İtalya’da başlamış, bilimsel diyebileceğimiz iş hekimliği ortaya çıkmış fakat gelişmelerin devamı Sanayi Devrimi sonrası İngiltere’de olmuştur. 1633 ile 1714 yılları arasında yaşayan İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda önemli çalışmalar yapan İtalyan Bernardino Ramazzini felsefe ve tıp okuyarak yetişmiş ve Padova Üniversitesinde öğretim üyeliği yapmıştır. Uzun incelemeler sonucu 1713 yılında meslek hastalıklarına ilişkin tam bir inceleme olarak değerlendirilebilecek “De Morbis Artificum Diatriba” isimli kitabında özellikle meslek hastalıklarını ve ayrıca iş kazalarını önlemek için, iş yerlerinde koruyucu güvenlik önlemlerinin alınmasını önermiştir.
Ramazzini İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili sayısız çalışmalar yapmış, çok önemli bilimsel görüş ve öneriler getirmiştir. Hipokrat’tan bu yana hastalara sorulan gelenekselleşmiş sorulara İş Sağlığı ve Güvenliği ilkesini eklemiştir. Bu ilke, kişinin karşılaştığı etkenlerin bilinmesi ile sonuca kolayca ulaşılmasını sağlamıştır. Kurşun ve cıva zehirlenmelerini incelemiş ve belirtilerini saptamıştır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili korunma yöntemleri üzerinde durmuş, iş yerlerinin sıcaklık derecesinden, iş yeri havasında bulunabilecek zararlı etkenlerden ve bunların giderilmesi için alınması gerekli önlemlerden ve havalandırma yöntemlerinden söz etmiştir. İş yerlerindeki çalışma ortamından kaynaklanan olumsuz koşulların düzeltilmesi ile iş veriminin artacağını ileri sürmüştür.
Sanayi Devrimi Dönemi İş Sağlığı ve Güvenliği
Sanayi Devrimi ile insan, rüzgâr su, hayvan enerjisi gibi doğa ve organik gücün yerini; buhar gücünün harekete geçirdiği makinaların alması ile küçük zanaat, tezgâh ve atölye üretiminin yerine yeni teknik buluş ve makinelerle donatılmış fabrika üretimi geçmiştir. Bu durum çalışma ortam ve koşullarında, üretim araç ve yöntemlerinde büyük değişikliklere neden olmuştur. Aile işletmelerinin yerini fabrika üretiminin alması sonucu üretim sürecinde çalışacak insana gereksinim giderek artmıştır. Bu nedenle kırsal bölgelerden kentlere göç başlamıştır. Alt yapı gereksinimleri bakımından büyük insan kitlesinin barınmasına uygun olmayan bu yeni kentlerde sağlıklı konut ve çevre koşulları sağlanamamış, beslenme sorunları ortaya çıkmış ve salgın hastalıklar artmıştır.
Sanayi Devrimi sonucu yaşanan gelişmelerin topluma getirdiği olumsuz etkiler çalışma yaşamında da görülmüştür. İşçiler fabrika ve maden ocaklarında çok kötü koşullarda iş kazalarına ve meslek hastalıklarına neden olabilecek etkilere maruz kalarak günde 16-18 saat gibi uzun süreler çalıştırılmışlardır. Sanayi Devrimi sonucu yaşanan gelişmelerin topluma getirdiği olumsuz etkiler çalışma yaşamında da görülmüştür. İşçiler fabrika ve maden ocaklarında çok kötü koşullarda iş kazalarına ve meslek hastalıklarına neden olabilecek etkilere maruz kalarak günde 16-18 saat gibi uzun süreler çalıştırılmışlardır. Özellikle dokuma sanayinde kadın ve çocuklar yoğun olarak çalıştırılmıştır. Çocuk ve kadınlara ödenen ücretlerin düşük olması nedeniyle sanayide kadın ve çocukların çalıştırılması giderek yaygınlaşmıştır.
İş Hijyeninin Sanayi Devrimi Sonrası Gelişimi
İş Hijyeni uygulamaları, modern zamanlarda olduğu gibi, birçok kaynakta “sağlık’ kavramı ile eş anlamlı olarak kabul edilmiştir. Avrupa’da modern sağlık ve hijyen önlemleri, 19. ve 20. yüzyıla kadar yaygın olarak kabul edilmedi. Mikrobiyolog ve kimyager Louis Pasteur’un (1822-1895) deneyleri, bir süre sonra hastalığın mikrop teorisini ispatlamıştır. Pasteur, 1879-1880 yılları arasında, hayvanlardaki antraks hastalığına karşı hazırladığı iki attenüe suşla (Pasteur-1 ve -2) bağışıklık elde etmiş ve koyunları bu hastalıktan korumuştur. Bu çalışmaların yanı sıra 1885’te, kendi yöntemi ile virüs fiksli tavşan omuriliğini bir desikatöre uygun bir süre (8-14gün) koyarak kurutmuş ve böylece hazırladığı aşı ile korunmanın mümkün olabileceğini ortaya koymuştur. Diğer taraftan, antiseptikleri bulan Joseph Lister (1827- 1912) sağlık önlemlerini alırken hijyen uygulamalarına da geniş yer vermiştir.
Sanayi Devrimi sonrası çalışma yaşamındaki niteliksel değişimlerin getirdiği sorunlar giderek daha çok toplumsal huzursuzluklara yol açmıştır. Uzun çalışma süreleri, düşük ücretler, sağlıksız ve güvensiz çalışma koşulları, çok sayıda çocuk ve kadının ağır işlerde çalıştırılmaları her yerde sanayileşmenin hızına ve yoğunluğuna göre tepkilere neden olmuştur.
Sanayi devriminin getirdiği sorunların çözümü amacıyla yasal düzenlemeler yapılması ve güvenlik önlemlerinin geliştirilmesi konularındaki çalışmalar yoğunlaşmıştır. Bu dönemde İngiliz Antony Ashly Cooper (1671-1713) çalışma koşullarını düzeltmek amacıyla çalışma saatlerinin azaltılması, maden ocaklarında ve fabrikalarda çalıştırılan kadın ve çocukların korunmasını öngören yasalar çıkarılması konusunda çaba harcamıştır.
Lağımların olmadığı o zamanlarda kentlerdeki insanların pisliklerini ortadan kaldırmak için bir yola ihtiyaçları vardı ve “gece adamları” (nightmen) mesleği bu noktada ortaya çıktı. Onlar sadece geceleyin çalışabiliyorlardı, pislikleri çukurdan boşaltıp götürmek onların göreviydi. Genellikle dört kişilik takım hâlinde çalışırlardı. Sonra o toprağı başka çerçöplerle de karıştırıp gübre olarak çiftçilere satarlardı. 1802 yılında çıkarılan bu kanun, sanayileşmenin hızlanması (mekanizasyon hızı artması) ile, İngiltere’de (yaşları 4-6 civarında olan ve günde 14 saat çalıştırılan çocuk) işçiler için “Çocukların Korunması Kanunu” çıkarıldı. İngiltere’de boyları tezgaha yetişmeyen çocukların çalışırken sandalyeye çıkarılmaları gibi kolaylıklar getirilmiştir! Bu kanun daha sonra, 1833’lerde kadınları da koruyacak şekilde genişletilmiştir. Çıkarılan bu kanun ile çalışma saati günde 12 saat olarak sınırlamış, iş yerlerinin havalandırılmasını öngörmüştür.
Bugünkü anlamda İş Hijyenistliği (İş Hijyeni) uygulamalarının yerleşmesi, 19. yüzyılın sonlarında ve yirminci yüzyılın başlarında İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki eş zamanlı gelişmelerden kaynaklanmıştır. Amerika’da hızlı sanayileşmenin getirdiği olumsuz çalışma koşullarının önlenmesi için eyalet hükûmetleri kendi bünyelerinde gerekli gördükleri önlemleri alma konusunda yetkilendirilmiştir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği çalışmalarında Massachusetts eyaleti öncülük etmiş ve 1836 yılında çocuk işçiler ile ilgili bir kanun çıkarılmıştır. İlerleyen yıllarda, 1867 yılında özel denetim yasasının uygulanmasını sağlayacak örgüt kurulmuş, istatistik veri toplama çalışmaları yoğunlaşmıştır. Daha sonra federal hükûmet iş yerlerinin sağlık ve güvenlik yönünden denetimi sorumluluğunu kendi üzerine almıştır.
1839 yılında Prusya’da İş Güvenliği Kanunu çıkarıldı. Kanun’la, 9 yaşından küçük çocukların çalışması yasaklanmış, 9-15 yaş arası çocukların günde en çok 10 saat çalışması sınırı getirilmiş, gece 21-05 arası vardiya çalışması çocuklara yasaklanmış, öğle paydosu 1 saat, kahvaltı ve ikindi yemeği 15 dakika olarak kabul edilmiş ve ayrıca Çalışma Bakanlığı kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda yapılan başka bir yasal düzenleme ile de kadınların ve 10 yaşından küçük çocukların maden ocaklarında çalıştırılmaları yasaklanmıştır.
Sanayi Devrimi ile başlayan gelişmelerin çalışma yaşamına, İş Sağlığı ve Güvenliğine olumsuz etkilerinin tersine; bilimsel teknolojik devrimle sağlanan gelişmeler, çalışma koşullarının iyileştirilmesine, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesine çok büyük olanaklar
sağlamıştır. Bilimsel teknolojik devrim sonucu üretim sürecinde otomasyonun ağırlık kazanması iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılmasına yardımcı olmuştur. İnsan sağlığına uygun olmayan çalışma ortamlarında giderek daha çok robotlar kullanılmaya başlanmıştır. Denizaltı çalışmalarında, zehirli gaz ortamında veya radyoaktif çevrede yapılacak çalışmalarda robotların kullanılması yaygınlaşmıştır.
Günümüzde sağlanan bilimsel, teknolojik gelişmeler iş kazaları ve meslek hastalıklarının nedenlerini ortadan kaldırma olanakları getirmiştir. Özellikle Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütünün de katkılarıyla olumsuz çalışma ve sağlık koşullarının düzeltilmesi amacıyla yasal düzenlemeler ve bilimsel çalışmalarla başlayan bu süreç gelişkin ve kapsamlı bir İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatının oluşmasına yol açmıştır.
İş Hijyeninin Dünyadaki Kronolojik Gelişimi
İş Sağlığı ve Güvenliğinde İş Hijyeninin kronolojik (tarihsel gelişim) listesindeki köşe taşları hükmündeki birkaç önemli gelişme şunlardır:
• MS 50-Filozof Gaius Plinius Secundus, toz ve kurşun dumanının solunmasını önlemeye yönelik hayvan keselerinin kullanımını belirlemiştir. • 1500-De Re Metallica’da (1556), Georgius Agricola madencilik, eritme ve rafine etmenin her yönünü, yaygın hastalık ve kazalar ile havalandırma ihtiyacı da dâhil olmak üzere önleme araçlarını tanımladı. • 1700-“Mesleki Tıbbın Babası” Bernardino Ramazzini, “Meslek Hastalıkları” (De Morbis Artificum Diatriba) kitabını yayımladı (1713). • 1869 yılında Kuzey Almanya Sanayi Derneği kurularak, fabrikalarda Teknik İş Güvenliği sistemi kuruldu. • 1913’te Amerika’da Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC) kuruldu. • 1925 yılında, meslek hastalıkları ve yol kazalarının iş kazası kabul edilmesi gibi sigorta kanununda düzenlemeler yapıldı. • 1977 yılında Amerika’da “Federal Maden Güvenlik ve Sağlık Kanunu” çıkarıldı. • 2000 yılında “Uluslararası İş Hijyenistleri Derneği” (International Occupational Hygiene Association (IOHA) kurulmuştur.
İş Hijyeninin Ülkemizdeki Gelişimi
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de İş Hijyeninin tarihsel gelişimi çalışma yaşamındaki gelişmelere bağlı olarak benzer aşamalardan geçmiştir. Meslek hastalıklarının ve iş kazalarının önemli bir sorun olarak gündeme gelmesi sanayileşmenin gelişimi ile yoğunluk kazanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda kömür üretimi dışında tersane, baruthane, top arabası, fişekhane, dökümhane gibi askerî amaçlı iş yerleri ile dokuma fabrikalarının ağırlık taşıdığı görülmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’nda küçük
zanaat ve atölye üretimine dayanan iş yerleri Sanayi Devrimi öncesi oldukça yaygındır. Ülkede iş yaşamı “Mecelle” tarafından düzenlenmiştir. Ancak, bu Mecelle Kanunu’nda, işçi işveren ilişkilerini kapsayan hükümler bulunmadığından, çalışma yaşamındaki bu boşluğu doldurmak ve işçi işveren ilişkilerini yeni gelişmelere uygun olarak düzenlemek amacıyla değişik tarihlerde çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır.
İş Sağlığı ve Güvenliği ve İş Hijyeni ile ilgili ilk çalışmaların başladığı 1850 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu’nda, askerî amaçlı üretimlerin yanı sıra, daha çok el tezgâhları olarak gelişmeye başlayan sanayileşme, daha sonraları kömür ocakları ve madenler, demir yolu yapımı, tütün işletmelerinin katılımı ile sürmüştür.
İş Hijyeni ile ilgili ilk önlem Birinci Büyük Millet Meclisi Dönemi’nde 1921 yılında alınmıştır. Zamanın İktisat Vekili Mahmut Celal Bey meclis kürsüsünde bu işçilerin çalışma koşullarını bütün yönleri ile ortaya koyarak işçilerin sağlık, sosyal ve ekonomik durumlarının düzeltilmesine yönelik bazı yasaların çıkarılmasına öncülük etmiştir. Bu dönemde çıkarılan ikinci yasa, Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik 151 Sayılı Kanun 1921 tarihinde çıkarılmıştır. Bu kanun ile kömür işçilerinin çalışma koşullarının düzeltilmesine yönelik hükümler getirilmiştir. 151 sayılı Kanun uyarınca 1923 yılında çıkarılan bir yönetmelik ile söz konusu sandıkların ve bunları bir araya getiren Amele Birliğinin çalışmaları düzenlenmiştir.
Sanayileşmede sağlanan gelişmelerin getirdiği sorunların giderilmesi amacıyla Cumhuriyet Dönemi’nde İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili mevzuatta pek çok (yasa, tüzük, yönetmelik vb.) yeni düzenleme çıkarılmıştır. Cumhuriyet’in ilanından sonra ilk yasal düzenleme 2 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu olmuştur. Bu kanun Cumhuriyet Dönemi’nde İş Sağlığı ve Güvenliği konusundaki ilk olumlu düzenlemelerden birisidir.
Türkiye’de meslek hastalıkları üzerine resmî çalışmalar 1946 yılında çıkarılan 4792 Sayılı İşçi Sigortaları Kurumu Kanunu ile başlamıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanarak 2003 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği ile İş Hijyeni açısından getirdiği hükümler dikkate alındığında, devletimizce çıkarılan en önemli kanun konumundadır. İş Kanunu’nda İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili yer alan hükümler, Kanun’un Beşinci Bölümünde (İş Sağlığı ve Güvenliği İşverenlerin ve İşçilerin Yükümlülükleri) madde 77-89’da yer almaktadır. Ve nihayet İş Sağılığı ve Güvenliği ile İş Hijyeni konularını kapsayan 20 Haziran 2012 tarihli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu TBMM’ce kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.