AÖF Soru Bankası

Yönetim Sistemleri ve Risk YönetimiÜnite 5 Özeti

Sosyal Sorumluluk ve Yönetim Sistemleri

İŞG102U-YÖNETİM SİSTEMLERİ VE RİSK YÖNETİMİ

Ünite 5: Sosyal Sorumluluk ve Yönetim Sistemleri

Sosyal ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Sosyal sorumluluk yaklaşımı, kanunların kuruluşların üzerinde oluşturduğu yükümlülüklerin ötesinde, kuruluş yönetiminin toplumun amaç ve değerleri doğrultusunda politikalar geliştirmesi, kararlar alması ve faaliyetlerde bulunması anlamına gelmektedir. Sosyal sorumluluk düşüncesi, kurumun uymak ile yükümlü olduğu bir takım sosyal yükümlülükleri ifade etmektedir. Sivil toplum kuruluşları açısından sosyal sorumluluk, sosyal problemler ve toplumsal reaksiyonlara dirençli olması gibi, kuruluşlarla bireyler arasında bir sosyal anlaşma ya da uzlaşmadır. Kuruluşlar açısından bakıldığında; sosyal sorumluluk, kuruluşun genel ve çalışma etik kurallarını, çalışanların ve kurumların beklentilerini ve mevzuat gerekliliklerini dikkate alması ve faaliyetlerinin toplumdaki etkisini ciddi bir şekilde değerlendirmesi ve neticede sağlıklı bir toplum oluşması için katkı ve yardımlarda bulunmasıdır. Sosyal sorumluluğun diğer bir önemli unsuru da kurumun çalışanlarının haklarını korumasıdır. Kuruluşun sosyal sorumluluğu, topluma yönelik tercih ve kararlarda örgütün etik davranması yani örgütün toplumla ilişkilerinde olumsuz yönlerini minimize ederek olumlu yönlerini çoğaltma gayreti ve bu gayretini yönetmesi anlamına gelmektedir.

Sosyal Sorumluluk ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kavramları

İşletmelerin sosyal sorumluluğunun dört boyutu olduğu söylenebilir: (1) Sosyal Sorumluluğun Ekonomik Boyutu: Ürünlerin ve hizmetlerin üretiminde kullanılan kaynakların, sosyal sistem içinde nasıl bir dağılımı olduğu ile ilgilenir. (2) Sosyal Sorumluluğun Hukuki Boyutu: İşletme faaliyetlerinin tümünün, kanuni ve yasal düzenlemeler çerçevesinde yürütülmesini ifade etmektedir. (3) Sosyal Sorumluluğun Ahlaki Boyutu: İşletmelerin, toplumun değerleriyle (Toplumun belirlediği norm ve kurallara uyulmak gibi) uyumlu bir şekilde faaliyet göstermesi üzerine odaklanan beklentilerin tümünü ifade etmektedir. (4) Sosyal Sorumluluğun Gönüllü (Yardımseverlik) Sorumluluklar Boyutu: Toplum tarafından işletmeden temenni edilen ve işletmenin zorunlu olmadığı halde isteyerek yerine getirebileceği düşünülen sorumluluklar olarak ifade edilmektedir.

Sosyal sorumluluk dendiğinde genellikle bir işletmenin sosyal sorumluluğundan bahsedildiği düşünülmektedir. Buna rağmen kurumsal sorumluluk literatürde değişik şekillerde tanımlanmıştır. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) kurumsal sosyal sorumluluğu, iş dünyasının etik davranmak, işgücünün ve ailelerinin aynı zamanda yerel halkın ve toplumun genelinin yaşam kalitesini artırarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunmak üzere taahhüdü olarak tanımlamaktadır. Kurumsal Sosyal Sorumluluk, kurumları çevresel ve sosyal sorumluluklarını yerine getirme konusunda harekete geçiren, pazarlama stratejilerini etkileyen ve gönüllülük esasına dayanan bir uygulamadır. Burada önemli nokta, kurumların daha iyi bir toplum ve daha iyi bir çevre için gönüllü olarak

katkıda bulunmalarıdır. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramının üç temel elemanı bulunmaktadır: (1) ‘Kurumsal’ (Corporate) kavramı gelişmekte olan veya yeni endüstrileşen ülkelerdeki şirketleri kendi tedarik zincirine ekleyen endüstrileşmiş ülkelerdeki, özellikle çok uluslu şirketler olmak üzere, her türlü girişimi ifade eder. (2) ‘Sosyal’ terimi sosyal sorumluluğun kendisini içerebileceği gibi daha geniş anlamda toplumsal özelliği ile sürdürülebilir kalkınma kavramını açıklamaya olanak verecek ekolojik sorumluluğu ima eder. (3) ‘Sorumluluk’ şirketlerin toplum içinde hangi temel işlevleri ve amaçları yerine getirdikleri şeklindeki soruyu ifade etmektedir. Şu ana kadar evrensel kabul görmüş bir kurumsal sosyal sorumluluk tanımı yapılmamakla birlikte son yıllarda bu kavramın çağrıştırdığı anlam, temel ilkeler ve uygulamalara yönelik bazı ortak açıklamaların yapıldığı görülmektedir. Bunlar ışığında, “Kurumsal Sosyal Sorumluluk; hissedarlar adına kâr yaratma ve kâr etme sorumluluğu taşıyan bir girişimde; çalışanlar, tüketiciler, hükümet organları, rakipler, tedarikçiler, işçi sendikaları, yerel topluluk, kamusal kâr grupları ve çevre adına toplumsal sorumluluğu almak şeklinde tanımlamaktadır.

Kurumsal sosyal sorumluluğun kuruluş ve işletmeler açısından önemli hâle gelmesinde en büyük etken yoğun rekabet olgusu olmasına karşın, bilinçlenen tüketici, bilgi iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, sivil toplum kuruluşlarının artan toplumsal istekler de sorumluluğu etkileyen faktörler olmuştur. Kurumsal sosyal sorumluluklarını yerine getiren işletmeler bu uygulamalarından marka değerlerinin artması, daha nitelikli personeli cezbetme, personelin yaratıcılık potansiyelini artırma, müşteri sadakatini artırma gibi birtakım faydalar da elde etmektedir.

Sosyal Sorumluluk ve Ekonomik Başarı

Sosyal sorumluluk ile işletmenin ekonomik başarısı arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların çoğunda iki değişken arasında oldukça düşük oranda olumlu bir ilişki olduğu saptansa da bu ilişkinin işletme büyüklüğü, sektör, ekonomik koşullar ve yasal düzenlemelerden etkilenmiş olması oldukça muhtemeldir.

Üçlü sorumluluk, kuruluşun toplumsal, çevresel ve ekonomik sorumlulukları olduğu ve bu sorumlulukların dengeli bir şekilde yerine getirilmesi anlamı taşımaktadır. Sosyal sorumluluk girişimlerinin savunucuları genelde kuruluşların sorumluluklarının üç başlık altında toplanması gerektiğini ileri sürmektedir. Genel olarak belirtmek gerekirse kuruluşlar, özellikle de büyük kuruluşlar, elde ettikleri finansal başarıyı tüketicilere ve faaliyet gösterdikleri topluma borçludur. Üçlü sorumluluk, artan düzeyde çevrecilik ve “yeşil hareket” olarak adlandırılan toplumsal akımın güçlenmesiyle önemini koruyan ve giderek arttıran bir kavramıdır. Günümüzde üçlü sorumluluğun gereği olarak, üç bileşenli bir değerlendirmenin daha sağlıklı sonuçlar doğuracağı ve kuruluşu daha başarılı kılacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle yöneticilerin; (a) Paydaşlarımıza adil düzeyde


gelir getirebiliyor muyuz (Ekonomik bileşen)? (b) Çalışma yöntemlerimiz çevreyi koruma ve geliştirme işlevini yerine getiriyor mu (Çevresel bileşen)? (c) Faaliyet gösterdiğimiz yerlerde yaşayan bireylerin yaşam kalitelerini koruyup geliştirebiliyor muyuz (Toplumsal bileşen)? şeklinde sıralanan soruları tüm karar verme süreçlerine dâhil ederek hareket etmesi önerilmektedir.

Sosyal Sorumluluk Alanları

Literatürde en çok karşılaşılan kurumsal sosyal sorumluluk alanları şunlardır: (1) Çalışanlar ile İlişkilerde Sosyal Sorumluluk (İşletmelerin çalışanları ile ilgili sosyal yükümlülükleri), (2) Tüketicilere Karşı Sorumluluklar (Tüketicilerin ihtiyacına uygun ürün ve hizmeti sağlamak, kaliteli ürün sunmak, yeterli ve düzenli mal akışı, makul fiyatlandırma, doğru bilgilendirme, saygılı hizmet, tüketici şikayetleri ile hemen ve nezaketle ilgilenme vb.), (3) Hissedarlara/Sahiplere/Yatırımcılara Karşı Sorumluluklar (Kurumun işleyişi ve finansal durumu hakkında güncel, doğru ve düzenli bilgilendirme, sermayenin korunması, planlı büyüme, kaynakların optimum kullanımı, makul kazanç, aidatların zamanında ödenmesi vb.), (4) Çalışanlara Karşı Sorumluluklar (İş güvenliği, iyi çalışma koşulları, iş memnuniyeti, kişisel gelişim ve terfi fırsatı, adil ve eşit muamele, bireysel farklılıklara saygılı olma, vb.) (5) Tedarikçilere Karşı Sorumluluklar (Mal için tedarikçilere adil bir ücret ödeme, ödemeleri düzenli yapma, tüketicilerin tercihleri konusunda onları bilgilendirme vb.), (6) Rakiplere Karşı Sorumluluklar (Karşılıklı iş birliği içinde olma, sağlıklı bir rekabet ortamının sağlanması, haksız rekabetin önlenmesi, piyasa rekabet kurallarına saygılı hareket etme, maddi ve fikri mülkiyet haklarına saygılı olma vb.), (7) Çevreye Karşı Sorumluluklar (İş faaliyetlerinin çevreye zarar vermeyecek şekilde yürütülmesi, atık üretimin asgari düzeye indirilmesi ve atıkların yeniden kullanımı, doğal kaynakların tahrip edilmemesi, hayvan ve bitki türlerinin korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi, ortaya çıkabilecek çevresel sorunlara karşı önlem alınması, çevre bilincinin oluşmasına yönelik faaliyetlerde bulunma vb.).

Sosyal Sorumluluk Temel Yaklaşımları

Sosyal sorumluluk kavramı ile ilgili geliştirilmiş dört temel yaklaşım şu şekilde açıklanabilir (1) Savunmacılık (İşletmenin bir faaliyetinin sosyal sorumluluk düşüncesine aykırı bir nitelik taşıması nedeni ile ortaya çıkan olumsuz bir duruma karşı, bu olumsuz durumun etkisini azaltıcı yönde hareket etmesi), (2) Tepkisellik (İşletmenin, bir sosyal konuya, kendi finansal amaçları lehinde etki yaratabileceğini gördükten sonra ilgi göstermesi), (3) Uyum sağlayıcılık (Kanunların ve/veya toplum kültürünün ortaya koyduğu gereklilikler doğrultusunda işletme yönetiminin bir politika benimseyip o politikaya göre genel davranış tarzını belirlemesi), (4) Proaktif yaklaşım (İşletmenin, toplumda var olan sosyal bir talebi daha ortaya çıkmadan öngörüp o talebe göre bir politika geliştirmesi). Sosyal sorumlulukla ilgili yaklaşımlar diğer yandan şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

Sosyal Sorumlukta Klasik Bakış Açısı: Kuruluşların üzerinde kanuni bir baskı var ise ve/veya sosyal faaliyet işletmenin kâr etmesine aracılık ediyor ise sosyal sorumluluk, bir sosyal yükümlülük olarak adlandıran bu görüşe göre kuruluşun böyle bir sosyal faaliyet içinde yer alması gerekir.

Kâr Motivasyonuna Dayalı Sosyal Sorumluluk: Kâr motivasyonuna dayalı veya kâra odaklı sosyal sorumluluk olarak adlandırabilir.

Sosyal Duyarlılık: İşletmenin kâr hesabı yapmadan sosyal konularda yer alması gerekliliğini savunan görüştür.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Kavramsal olarak Kurumsal Sosyal Sorumluluk ilk kez 1953’te yayımlanan H. Bowen’in ‘İşadamlarının Sosyal Sorumlulukları’ (Social Responsibilities of the Businessman) adlı kitabında yer almaktadır. Bowen; işadamlarının, toplumun değer ve amaçlarıyla örtüşen sosyal sorumluluk faaliyetleri ile ilgilenmelerini savunmuştur. Kurumsal Sosyal Sorumluluk’un ilk tanımı ‘Kısmen de olsa, şirketin dolaysız ekonomik veya teknik çıkarlarının ötesinde aldığı karar ve davranışlar’ olarak Keith Davis tarafından 1960 yılında yapılmıştır. “Bir başka tanım da Walton tarafından 1961 yılında ‘kurumsal girişimin sosyal sahnede boy göstermesiyle ortaya çıkan problemler ve kurum ile toplum ilişkisini düzenlemesi gereken etik prensipler’ olarak yapılmıştır. AB Komisyonu ise kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramını, işletmelerin kendi istekleri doğrultusunda sosyal ve çevresel konuları çalışmalarının ve çalıştıkları kişi ve kurumlarla ilişkilerinin bir parçası haline getirmesi olarak tanımlamaktadır. Birleşmiş Milletler ise Kurumsal Sosyal Sorumluluk kavramını “Şirketlerin yalnızca müşterileri, tedarikçileri ve çalışanları ile ilgili değil, aynı zamanda şirket faaliyetlerini yürüttüğü toplum içindeki diğer grupların ihtiyaçları, amaçları ve değerleri ile ilgilidir.” şeklinde ifade etmektedir. Bu tanımlar çerçevesinde, Kurumsal Sosyal Sorumluluk herhangi bir organizasyonun hem iç hem de dış çevresindeki tüm paydaşlara karşı ‘etik’ ve ‘sorumlu’ davranmasını, bu yönde kararlar alması ve uygulamasını ifade eden bir kavramdır.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk; markanın itibarı, bilinirliği ve tercih edilirliğine doğrudan etki eder. Proje yürüten bir şirketin, satılan üründen elde edilen gelirin belirli bir kısmının projeye aktarılacağını duyurması o ürünün tercih edilirliğini, çalışanlarının projede bizzat yer almalarını sağlaması ise çalışanların aidiyet duygularını artırır. Tüm bunların yanı sıra Kurumsal Sosyal Sorumluluk, yardımseverliğin ötesinde bir kavramdır. Bir şirketin kurumsal sosyal sorumluluğunu yerine getirmesi demek, tüm paydaşlarına (çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, ortaklar, bulunduğu çevre, yatırımcılar vb.) ve çevreye karşı tamamen sorumlu olması ve tüm kararlarında bu unsurları göz önünde bulundurması anlamına gelmektedir.

İşletme sosyal sorumluluğu dört alt sorumluluk alanından oluşmaktadır: Ekonomik, yasal, etik ve sağduyu


sorumluluk alanları. İşletme sosyal sorumluluğunu oluşturan bu dört unsur bir piramit biçiminde algılanabilir. Ekonomik Sorumluluklar: İşletmenin temel sorumluluğu ekonomik faaliyetlerini etkili kılmaktır.

Yasal Sorumluluklar: Ekonomik faaliyetlerini sürdürürken, işletmelerin belli yasal ve denetim kısıtlarını da göz ardı edemeyecekleri olmalarıdır.

Etik Sorumluluklar: Yasalarda yer almasa da toplumun işletmelerden beklediği doğru ve adil davranışlardır.

Sağduyu Sorumlulukları: İşletmenin kaynaklarından bir kısmını sanatsal, eğitim ve toplumsal projelere ayırmasıdır.

Sosyal Sorumluluk Standartları ve Yönetim Sistemleri

Kuruluşlar içinde bulunduğu toplumsal ve çevresel beklentilerine cevap veren veya bu beklentileri fazlasıyla karşılayan işletme faaliyetlerinde, gönüllü olarak benimsediği davranışlar ve ilkeleri ortaya koymak için; SA 8000 Sosyal Sorumluluk Standardı, Küresel İlkeler Sözleşmesi, Adil İş gücü Örgütü Düzenlemeleri, AA 1000 Standartları, ISO 26000 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistemi Standartları, IQ Net SR 10 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistemleri gibi standartlar geliştirilmiştir. Tüm bu standart ve davranış ilkeleri sektöre ve ülkeye göre değişiklik gösterse de temelde sosyal, çevresel ve ekolojik koşulların iyileştirilmesine yönelik girişimlerdir.

SA 8000 Sosyal Sorumluluk Standardı

İş yerinde insan haklarını yönetmek için en yaygın olarak benimsenen global standart, Uluslararası Toplumsal Hesap Verilebilirlik tarafından geliştirilen SA 8000 standardıdır. Dünyanın her yerinde, her büyüklükteki kuruluşa uygun, ilk denetlenebilir standarttır ve yönetiminizin toplumsal hesap verilebilirliğe önem verdiğine tüm hissedarlarını inandıracak bir çerçeve oluşturur. Faaliyet alanı sosyal politika olan SA 8000 standardının temel misyonu, tüm dünyada çalışanların insan haklarını geliştirmektir. İş yaşamında çalışanların hak ve çıkarlarını korumak, işletmelerin en temel sorumlulukları arasındadır. İşletmeler bu sorumlulukları yerine getirmekle bir yandan toplum gözünde iyi bir itibara sahip olma ve bu itibarı koruma amacını gerçekleştirirken diğer yandan da çalışanlarının örgüte bağlılıklarını ve performanslarını arttırmaktadır. SA8000, kalite denetim standardı olan ISO 9000 ve çevre standardı olan ISO 14000 standardını örnek almıştır. Bununla birlikte, SA 8000 standardının ISO standartlarından temel farklılığı, performans ve bunun yanında sistem gerekliliklerini de kapsamasıdır.

Küresel İlkeler Sözleşmesi

Sosyal sorumluluk ile ilgili bir diğer standart ya da diğer bir ifadeyle uluslararası örgütler tarafından başlatılan ve sürdürülen bir diğer girişimde yabancı literatürde ‘Global Compact’, yerli literatürde ise ‘Küresel İlkeler Sözleşmesi’ olarak ifade edilen çalışmalardır. “Bu sözleşmenin bazı kaynaklarda Birleşmiş Milletler Küresel

İlkeler Sözleşmesi olarak da ele alınıp incelendiği görülmüştür. Küresel İlkeler Sözleşmesi, sürekli rekabet içindeki iş dünyasına ortak bir kalkınma kültürü oluşturmak üzere evrensel ilkeler öneren yenilikçi bir kurumsal sorumluluk yaklaşımıdır. ‘Küresel İlkeler Sözleşmesi’ dört farklı kategori içinde yer alan on temel ilkeden oluşmaktadır. Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin on ilkesi insan hakları, işgücü, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanında evrensel olarak kabul görmüş beyannamelerden alınmış olup, küresel ilkeler sözleşmesi şirketlerden bu ilkeleri kavramalarını, desteklemelerini ve uygulamalarını beklemektedir.

Adil Çalışma Anlaşması İlkeleri

İşletmelerin sosyal sorumluluklarını yerinde getirme yükümlülüklerini sağlamada yardımcı olan diğer bir standart, Adil Çalışma Anlaşması İlkeleri (Adil İşgücü Örgütü Düzenlemeleri, Adil Çalışma Birliği; İngilizce: Fair Labor Association) girişimidir. Bu girişimde de temel odak noktası çalışanların hak ve çıkarlarını korumak ve onlara daha iyi çalışma koşulları hazırlamaktır. Adil İşgücü Örgütü’nün ortaya çıkardığı standartlar ile kötü çalışma koşullarının iyileştirilmesi için çaba sarf edilmektedir. Bu düzenlemede de diğer standartlarda olduğu gibi işletmelerin uyması gerektiği düşünülen dokuz temel ilke üzerinde durulmuş (istihdam ilişkisi, ayrımcılık, taciz ve kötü davranış, zorla çalıştırma, çocuk işçiliği, örgütlenme özgürlüğü ve toplu iş sözleşmesi, çalışma saatleri, ücretlendirme), ve bu ilkeler doğrultusunda işletmelerin çalışanlarına karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiği belirtilmiştir.

AA 1000 Standartları

İşletmelerin sosyal sorumlulukları kapsamında uyguladığı yaygın standartlarından birisi de AA 1000 Standardı’dır. Orijinal adı ‘AccountAbility, AA 1000 AcountAbility Principles Standard’ olan bu standartlar, tüm paydaşlara karşı olan sorumlulukları temel almaktadır. Orijinal adından (accountability) anlaşılacağı üzere temel noktası hesap verebilirliktir. AA 1000 standartları işletmelerin sosyal ve ahlaki açıdan hesap verebilirlikleri konusunda genel ilkeler sağlar. Planlama, uygulama, raporlama ve denetim gibi tüm süreçlerde paydaşlar ile diyaloğun sağlanması gerektiğini açıkça vurgulayan az sayıdaki standarttan birisidir. AA 1000 standartlarının, kurum ve paydaşları için sağlayabileceği faydaların bazıları şunlardır: Ölçme, kalite yönetimi, dış paydaşlarla işbirliği, ortaklık, risk yönetimi, yatırımcılar, yönetişim, devlet ve öz denetim ilişkileri, eğitim.

ISO 26000 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistemi

Bu yönetim sistemi literatürde sosyal sorumluluk rehberi olarak da bilinmektedir. Diğer standartlarla oranla ISO 26000 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistemi’nin günümüze yakın bir zamanda (2010 yılında) ortaya çıktığı görülmektedir. Amacı, iş dünyasını ve diğer kuruluşları işçileri, doğal çevreleri ve toplulukları üzerindeki etkilerini geliştirmek için sosyal sorumluluk uygulamaya teşvik ederek küresel sürdürülebilir kalkınmaya katkıda


bulunmaktır. İşletmelerin, kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının yararlanabileceği kılavuz niteliğindeki bu standart, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen sosyal sorumluluk kavramlarının tamamlayıcısı olmuştur. ISO 26000 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistemi işletmelerin ve kuruluşların sosyal sorumlu bir biçimde nasıl faaliyet gösterebilecekleri konusunda kılavuzluk yapmaktadır. Bunun anlamı toplumun sağlık ve refahına katkı sağlayacak etik ve şeffaf bir şekilde faaliyet göstermek demektir. ISO 26000 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistemi, sosyal sorumluluğun ne olduğunun anlaşılmasına destek olmakta, işletme ve kuruluşların ilkeleri etkili eylemlere dönüştürmelerine ve sosyal sorumluluğa dair en iyi uygulamaları küresel olarak paylaşmalarına yardım etmektedir.

IQ Net SR 10 Sosyal Sorumluluk Yönetim Sistemleri, sosyal sorumluluğu yönetmek için gereken alt yapıyı oluşturmayı amaçlayan uluslararası bir standarttır. SR 10 sertifikası, bir kuruluşun sosyal sorumluluğa yapılandırılmış bir şekilde yaklaştığını, böylece faaliyetlerinin sürdürülebilir gelişimine katkıda bulunduğunu garanti eder. Standardın amacı, sosyal sorumluluk alanında bir politika ve hedefler uygulayarak ve şeffaf ve etik davranış yoluyla ilgili tarafların memnuniyetini sistematik olarak iyileştirmektir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında