AÖF Soru Bankası

Kurum KültürüÜnite 8 Soru-Cevap

Kurum Kültürü (ILT213U) soru-cevapları.

Kurum kültürü kavramı nasıl ve neden ortaya çıktı ?

Kültür, belirli bir insan topluluğunun karakteristik davranış kalıpları, inançları, kurumları ve insan yapımı tüm diğer ürünlerini ifade eder (Ashby, 1999:5). Dolayısıyla bir arada yaşayan tüm insan topluluklarının kendilerine ait bir kültürleri vardır. Bu kültür yaşantısı yeni nesillere iletişim yoluyla aktarılarak devam eder.

Kurum kültürü kavramındaki kurum kelimesinin İngilizce karşılığı olan ‘corporate’ sözcüğü, anlam olarak tüzel/kurumsallaşmış olmayı ifade eder. Yani buradaki kurum, toplumsal kurumları (aile, evlilik gibi) değil, bir tüzel kişilik kazanmış kurumları ifade etmektedir. Kamu kurumları, ticari işletmeler, sivil toplum kuruluşları gibi. Bahsedilen bu kurumlar da, insanların belli bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya geldikleri yerler olarak kültürel ögeleri içerisinde barındırır ve içinde bulundukları toplumun kültüründen bağımsız düşünülemez.

Durum kültürü kavramı ilk nasıl ortaya çıkmıştır?

Endüstri toplumu ile birlikte, insanlar ‘mesai’ kavramı ile tanışmıştır. Onlar için belirlenen saatlerde, belirlenen yerde, belirlenen işi, belirlenen şekilde yapmak zorunda oldukları yeni bir çalışma biçimi, hayatlarına girmiştir. Bu yeni çalışma biçimi yeni bir hayat düze- nini de beraberinde getirmiştir. Günün belli saatlerini işte geçirip geriye kalan zamanda temel ihtiyaçlarını karşılamaları, dinlemeleri ve ailelerine ya da kendilerine zaman ayır- maları gerekmektedir. Günün en verimli saatlerini iş yerinde geçirip geriye kalan zamanda bir sonraki iş günü için fiziki olarak yeteri kadar dinlenmek ama aynı zamanda zihnen de yeni bir güne hazır olmak için kendinlerini rahatlacak zaman geçirmeleri gereklidir.

İş yerinde geçirilen zaman, evde ya da dışarıda, aile ya da arkadaşlarla geçirilen za- mandan oldukça fazladır. Bu nedenle iş hayatındaki olumlu ya da olumsuz her türlü du- rum hayatın tamamını etkilemektedir. Dolayısıyla çalışma ortamına hakim olan kültür farkında olunmasa da yaşamları biçimlendirmektedir diyebiliriz.

Kültür hayatlarımızda bu denli etkin biçimde yer alırken kurumları etkilememesi dü- şünülemez. Bu nedenle yönetim konusunda yalnızca somut değerleri inceleyerek yapılan çalışmalar, bu yolla kurumların başarı ve başarısızlıklarını açıklamakta yetersiz kalmıştır; öte yandan 70’li yıllarda Japonya’ dan çıkan ve dünya çapında başarılı olan kurumların, Batılı yönetim sistemlerinden oldukça farklı bazı ‘kültürel’ özellikler barındırdığı bu fir- maları inceleyen kuramcılar tarafından ortaya konmuştur.

Böylelikle 1980’li yıllara gelindiğinde, kurumların başarısını olumlu ya da olumsuz etkileyecek bir güç olarak kurum kültürü kavramı önem kazanmaya başlamıştır.

Durum kültürü nasıl oluşur?

Kültür kavramı bir grup özelliğidir. Herhangi bir grup yeterli ortak tecrübeye sahip olduğu zaman kültür oluşmaya başlar. Küçük takımlar, aileler ve çalışma gruplarında kültür göz- lemlenir. Bunun yanında kültür işletmelerde, departmanlar, fonksiyonlar ya da herhangi başka bir ortak görev yapısı olan organizasyonel birimde, her düzeyde görülür. Her bir hiyerarşik kademede kültür vardır. Bir organizasyonda kayda değer bir geçmişi olan her katmanda oluşabilir. Dolayısıyla bir organizasyonel sistemin tamamını kapsayan bir kültür de söz konusudur. Tıpkı bölgelerin ya da ülkelerin tamamını kaplayan kültürler gibi.

Dolayısıyla denilebilir ki her insan aslında çok kültürlü bir yapı arz eder. Farklı du- rumlarda koşulların gerektirdiği şekilde farklı kültürel davranışlar sergileyebilir. Ancak bir iş yerinde çok çok uzun yıllar geçirirseniz oradaki kişilerle paylaştığınız kültürel te- malar artık farkına varmayacağınız, altta yatan varsayımlar hâline gelecektir. Kültürü bu kadar güçlü yapan da bu bilinç dışı niteliğidir (Schein, 2009:18-19).

Bu geniş tanımlamadan sonra kurum kültürünün kısa bir tanımını yapmak gerekirse kurum kültürü, bir kurumda kuruluşundan bu yana oluşan ve gelişen, değerler, inançlar ve bunların iş yapış biçimini ve çalışan davranışlarını yönlendirmesi ile oluşan sosyal yapıdır.

Bir kurumda dekorasyondan ofis yerleşimine, iş yapış biçimlerinden ücretlendirmeye, yönetici davranışlarından müşteri ilişkilerine kadar hemen her süreç o kurumun kültürü- nü yansıtır. Karar alma süreçlerini etkileyen kurum kültürü bu nedenle bir kurumun her katmanında hissedilir.

Her kurumun bilinçli olarak yönetilsin ya da yönetilmesin bir kültürü vardır. Bu kül- türün etkilerinin istenilen biçimde olmasını sağlamak için öncelikle kültürün bilincinde olmak, onu yönetmek için neler yapmanız gerektiğini bilmek ve uygulamak gerekir.

Kurum kültürünü temel düzeyde anlamak için söz konusu hangi kavramlardan bahsedilir?

  • Alt Kültür / Baskın Kültür
  • Güçlü Kültür / Zayıf Kültür

Alt Kültür / Baskın Kültür nedir?

Küçük ve orta ölçekli kurumlarda genellikle homojen bir kültürel yapı görülür. Organizas- yonların çoğu küçük birer işletme olarak hayatlarına başlamışlardır. Bu dönemdeki yapıları işletme sahibinin etrafında toplanmış ve herkesin birbirini çok iyi tanıdığı küçük bir grup şeklindedir. Bu nedenle kültürün oluşmasında birebir etkisi olan kurucu yani lider herkese eşit mesafededir ve kendi değer ve inançlarını gruba benimsetmekte etkisi oldukça yük- sektir. Özellikle kurucusu tarafından yönetilmeye devam eden kurumlar oldukça güçlü ve köklü kültürlere sahiptirler. Ancak büyük ölçekli kurumlarda tek ve homojen bir kurum kültürünün olması mümkün olmayabilir. Farklı birimlerin ve departmanların kendi içlerinde farklı kültürleri olabilir. Bunlara “alt kültürler” denir. Örneğin, bir firmanın muha- sebe departmanı riski yüksek bir iş yürütmekte olduğu için daha katı bir kontrol mekaniz- masına ve bireysel inisiyati ere açık olmayan bir kültüre sahipken AR-GE departmanı, yeni ürün ve fikir geliştirmeyi destekleyici, daha rahat, açık ve yaratıcılığı besleyen bir kültüre sahip olabilir. Bu örnekteki gibi yapılan işin özelliği nedeniyle farklılaşan kültürler sağlıklı yapılardır. Ancak zaman zaman yapılan işle ilgisi olmaksızın, grup liderinin ya da üyeleri- nin kişisel özellikleri ya da yönetim anlayışı nedeni ile de alt kültürler oluşabilir. Örneğin, bir bankanın şubeleri arasında, aynı işi yapıyor olsalar da şube müdürlerinin yönetim an- layışındaki farklılıklar nedeni ile bir şubede baskıcı bir kültür hakimken başka bir şubede küçük bir aile gibi hareket edilen bir kültür söz konusu olabilir.

Homojen ve kurumun tamamına hakim bir kurum kültürünün olmadığı durumlarda ise kurumun kültürü bu alt kültürlerden birinin daha baskın olması ve kurumun tamamı- na etki etmesi ile belirlenir. Bu kültüre ise “baskın kültür” adı verilir.

Güçlü Kültür / Zayıf Kültür nedir?

Kurum kültürüne dair yapılmış pek çok sını andırma söz konusudur. Bu sını andırmalar kurum kültürünün yönetimi açısından son derece önemlidir. Ancak kurum kültürünün tipolojisi her ne olursa olsun, güçlü ya da zayıf olması işlevlerini yerine getirmesinde et- kilidir. Güçlü ve zayıf kültür kavramlarından kısaca bahsetmek gerekirse güçlü bir kültür, kurumsal değerleri ile resmî olmayan kural sistemleri olan ve bu şekilde insanların nasıl davrandıklarının açıklandığı kurumsal kültürdür. Güçlü kültürlerde yöneticilerin hemen hemen hepsi tutarlı bir değerler sistemi ve iş yapış biçimleri setini paylaşırlar. Yeni çalı- şanlar bu değerlere çok çabuk adapte olular (Kotter ve Heskett, 1992: 15). Güçlü kültürler, çalışanların yaptıkları işler hakkında kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar dolayısıyla onları daha özverili çalışmaya yatkın hâle getirir. Buna karşılık zayıf kültürlerde değerler ve inançlar net değildir ya da yoktur. Liderleri yapıcı değil yıkıcıdır. Kurumun geleneksel eylemlerinde devamlılık yoktur. Böyle bir kültür içe dönük ve kısa vadeli çözümlere dayalı hâle gelir. Çalışanlar kronik mutsuzluğa kapılır. Zayıf kültürlerde çalışanların mo- ral düzeyi çok düşük ve giriş-çıkış hızı çok yüksektir. Zayıf bir kültür kendi sıkıntılarını beslemeye başlar. Eğer bir kültür zayıf ya da zor durumdaysa çalışanlar korkuya kapılır; kızgın, duygusal ve kopuk hâle gelirler ve bireysel hayatları da yıkıcı bir hâl alır (Deal ve Kennedy, 2000:15). 

Bu açıklamadan hareketle, kurum kültürüne yüklenen işlevlerin ancak güçlü kültürlerde gerektiği gibi yerine getirilebileceğini belirtmemiz gerekir.

Çalışanların bakış açısıyla değerlendirildiğinde kurum kültürünün hangi üç temel işlevi söz konusudur?

  1. Kararların Basitleştirilmesi ve Adaptasyon
  2. Üyeliğe Kabul
  3. Motivasyon

Çalışanların Bakış Açısından Kurum Kültürünün İşlevleri ile ne kastedilmektedir?

Kariyerinin hangi aşamasında olursa olsun insanlar kurum kültürünü ve onun nasıl işlediğini anlamalıdırlar çünkü çalışma hayatlarında güçlü bir etkisi vardır. Kariyerlerine yeni başlayan insanlar bir işi sadece iş olarak algılayabilir. Aslında çalışmak için bir şirket seçtiklerinde bir yaşam biçimi seçmiş olurlar. Kültür onların tepkilerini güçlü ancak gö- rünmeyen bir şekilde şekillendirir. Kültür onları hızlı ya da yavaş, takım oyuncusu ya da tekil çalışanlar, sert ya da dost canlısı bir yönetici yapar. Zamanla, uzun yıllar çalıştıktan sonra kültürü o kadar içselleştirirler ki artık farkında bile olmazlar. Ancak işlerini değiştirdiklerinde büyük bir sürprizle karşılaşabilirler.

Çalışanlar için kurum kültürü neden önemlidir buna bir örnek verebilirmisiniz?

General Electric şirketinden Xerox’a yüksek bir ücret, daha büyük bir ofis ve daha fazla sorumlulukla transfer teklifi alan bir çalışanın hikâyesi şöyledir: Eğer bu harika teklifi he- men kabul etseydi muhtemelen hayal kırıklığına uğrayacaktı. Çünkü iki firmanın kültürü birbirinden oldukça farklıydı. Xerox’da başarı, çılgınca bir yolu yürümeyi başarmak demek- ti. Çok çalışıp sert oynamaya hazır olması gerekiyordu. GE’de ise tersine çok düşünerek ve yavaş hareket edilerek çalışılan bir kültür vardı. GE kültürü, her bir iş eylemine, her birinin çok büyük etkisi olacakmışçasına ciddi yaklaşılırdı. GE’de başarı ciddi çalışmanın, içinde bulunulan grubun saygısına karşı duyarlılığın, otoriteye saygının ve düşünceliliğin sonu- cuydu. Bu kültürde başarısını kanıtlamış bir çalışan Xerox’a gittiğinde bu değerleri de bera- berinde götürecekti çünkü onu başarıya ulaştıran şey bunlardır. Ancak bu değerlerin başka bir yerde aynı sonuçları sağlamayabilme ihtimali yüksektir. (Deal ve Kennedy, 2000: 16-17)

Bu örnekte de olduğu gibi başarı yalnızca sizin kişisel özelliklerinize değil, bunların çalıştığınız kurumun kültürü ile ne kadar uyumlu olduğuna da bağlıdır. Bu sebeple kurum kültürü, yönetim ya da firma sahibi için ne kadar önemli ve farkında olunması gereken bir kavramsa çalışanlar için de öyledir. Diyebiliriz ki kurum kültürü, kurumun başarısında etkili olduğu kadar çalışanın başarısında da etkilidir.

Kararların Basitleştirilmesi ve Adaptasyon ile ilgili bir örnek verebilirmisiniz?

1995’te Continental Havayolları ciddi bir i as riski ile karşı karşıya kalmıştır. Firma yöne- ticileri tüm çalışanları bir araya toplamış ve herkesin gözü önünde firmanın yazılı kuralla- rını içeren tüm yönetmelik ve prosedürlerin bulunduğu belgeleri yakmışlardır. Ardından firmanın başkanı, çalışanların rekabetçi olabilmek için yeni yollar düşünüyor olmaları, doğru olanı yapmak adına hızlı düşünüp karar alabilicek şekilde yetkilendirilmiş olma- ları gerektiğini ve bunun yönetmeliklerle sağlanamayacağını dile getirmiştir. O günden beri firmanın başarısı hiç bir zaman eskisinden daha düşük olmamıştır (Go ee ve Jones, 2002:32-33).

Bu örnekten çıkarılacak sonuç nedir?

Kurum kültürü bir karar alma programı ya da süregelen bir karar alışkanlığının için- deki gizli manifestodur. Paylaşılan bu yönlendirici bilgi, bireysel ya da organizasyonel kararları ve davranışları anlamayı daha kolay hâle getirir. Her bir olay için ayrı ayrı değer- lendirme yapma gereği ortadan kalkar. Resmî kurallara dayanarak üretilen rutin eylemler oldukça dar bir hareket alanına sahiptir. Bu kurallar fazla açıklayıcı değildir ve genel geçersınırları belirler. Ancak normlar yani yazılı olmayan, kültür tarafından oluşturulup paylaşılan kurallar; çalışanlara deneyim geliştirmek ve bu deneyimleri sergilemek için daha geniş bir faaliyet alanı sunar. Örneğin müşteri ilişkileri konusunu ele alalım: Çalışılan or- ganizasyonun kuralları, müşterilere resmî bir dille hitap etmenizi gerektirmektedir. Bu durumda çalışan bireyler, pek çok alternatif üretebilirler. Bay/bayan ve kişilerin soyadı ile onlara hitap etmek, isminin ardında hanım/bey gelimesini eklemek ya da isim kullan- maksızın “efendim” şeklinde hitap etmek gibi. Çalışanların bu kararı burada örnek ver- diğimiz alternati erden hangisi ile çözeceğine o kurumun kültürü yol gösterecektir. Bu güne kadar oluşmuş olan ortak tecrübenin ürünü olarak örneğin ismin ardına hanım/ bey kelimelerinin getirilmesi bir davranış kalıbı hâline gelmişse tüm çalışanlar ilgili kuralı uygulamakta bu çözümü kullanacaktır. Burada çalışanlar arasındaki etkileşim, dolayısıyla iletişim çok önemlidir. Grup üyeleri arasındaki sağlıklı bir etkileşim başarılı uygulama- larla ilgili bilgi paylaşımını mümkün hâle getirir. Bu koşullar altında gruplar, benzer algı biçimleri, bazı konular hakkında benzer yorumlar ve benzer alternatif yöntemler üretirler. Çalışan gruplarının ihtiyaçlarını giderme konusunda başarılı sonuçlar elde ettiklerinde geldikleri bu noktada bir adaptasyon fonksiyonu söz konusudur.

Adaptasyon, daha önce de bahsedildiği gibi, her bir olay ya da olgu için ayrı ayrı değer- lendirme yapma gerekliliğini ortadan kaldırır. Çalışanlar karşılaktıkları durumlarda nasıl tepki vereceklerini, nasıl davranacaklarını bilirler. Kurallar, kurum kültürünün benimsen- mesi sayesinde uygulanabilir hâle gelir.

Yeni bir karar alındığı ve uygulamaya konduğunda çalışanlar bu konuda ne yapmaları gerektiğini kurum kültürünün onlara sunduğu, geçmiş tecrübelerle oluşturulmuş değer- ler aracılığıyla bilirler. Kurum kültürü doğru analiz edilmişse yeni uygulamaları kurum kültürünü gözeterek ve ona uygun bir biçimde, kabul edilmesi kolay bir hâlde hayata ge- çirmek mümkün olacaktır.

Çalışanlar ise kurum kültürünü doğru tanıyarak ve gözeterek verilen kararları nasıl uygulayacaklarına karar verebilirler. Böylece inisiyati erin çığrından çıkarak çalışanla- rın bencilce davranması engellenmiş olacaktır. Öte yandan verilen yeni bir kararı nasıl uygulayacağı konusunda ne yapacağını bilmeyen bir çalışan profili kurumları başarıya götüremez. Bu nedenle kültürün benimsenmesi çalışanlar için ne yapacağını bilmek an- lamına geldiği kadar ne yapacağını bilen çalışanlardan oluşan bir kurumu da başarıya gö- türecektir. Sonuçta kurumun başarısı yine çalışanlara yansıyacak ve olumlu bir geri dönüş yaşanacaktır. Çalışanlar için ne yapacağını bilmek kadar yaptığının işe yaradığını ve doğ- ru olduğunu görmek de önemlidir. Böylece doğru kararlar pekişir ve kültürün değerler sistemine dahîl olur.

Üyeliğe Kabul ile ne kastedilmektedir?

İnsanlar, bir grubun normlarını benimseyerek o gruba kabul edilir. Bir grubun bakış açısı ile arzu edilen bir karar alma biçimi, grup normu olarak adlandırılır. Eğer bir kişi, grup normlarını takip etmezse yalnız kalır. Bir gruba kabul aynı zamanda birleşme ve bağlayıcılığı ifade eder. Grup üyeliğine kabul; çalışanın kültürel ögeleri benimsemesini, dolayısıyla kurum kültürüne uygun davranmasını ve böylece potansiyelini ortaya çıkar- masını sağlar.

Bir çalışan yeni bir işe başladığında, transfer ya da terfi nedeni ile grup içindeki rolü değiştiğinde, o kurumun kurallarını öğrenme ve anlama konusunda daha açık algılara sa- hiptir. Ondan ne beklendiğini anlamak, işinde mükemmel hâle gelmek için nelerin ödül- lendirildiğini, organizasyon içindeki hiyerarşide potansiyel yükselme fırsatlarının neler olduğunu ve disiplin prosedürlerini öğrenmek ister. Öte yandan mevcut kültürü benim- semiş çalışanlar, yeni gelenlere birkaç farklı biçimde davranırlar.

Yeni gelenlere ne biçimde farklı davranılır?

  • Bazıları hikâyeler anlatır ve “münasip” davranışlar hakkında tavsiyeler verir.

  • Bazıları ise alaya alır, ders vermeye çalışır ya da

  • Onlardan uzak durmayı tercih ederler.
    Yeni çalışanlar, daha çok hikâyeleri dinleyerek ve tanık oldukları olayları izleyerek öğ-

    renirler. Sonuçta organizasyonun kurumsal kültürünün doğal ve tuhaf yanlarını öğrene- rek topluluğun bir parçası hâline gelirler (Korolko ve Nekrasova, 2007:114-115).

    Daha önce de bahsedildiği gibi çalışma hayatı insanların yaşamında en etkili faktör- lerden biridir. Bu nedenle çalışanların iş yerinde, kendilerini bir gruba ait hissetme ih- tiyaçlarını karşılamaları gereklidir. Aksi hâlde çalışan bağlılığından söz etmek mümkün olmayacaktır. Özellikle yüksek paylaşımlı, takım çalışmasının yoğun olduğu ve özverili çalışmayı zorunlu kılan sektörlerde çalışanlar ne kadar birbirine bağlı ve birtakım ola- rak çalışmayı başarabilirlerse o kadar iyi sonuçlar elde edilir. Çalışanların birtakım olarak davranılmasının gerekli olduğunu görecekleri yer ise yine kurum kültürüdür.

Üyeliğe kabulün en önemli sonucu nedir?

Üyeliğe kabulün en önemli sonucu çalışan bağlığıdır. Çalışanların kuruma bağlı ol- ması, yaptıkları işleri benimsemeleri onları zor zamanlarda da bir arada tutar. Özverili çalışmayı beraberinde getirir. Çalışanlarıyla birlikte yemek yiyen, ofis kapılarını açık tutan yöneticiler çalışanların kendilerini tüm grup üyeleri ile eşit hissetmelerini sağlayacaktır. Kendisine değer verildiğini hisseden çalışanlar işlerine ve çalıştıkları kuruma daha çok bağlıdırlar. Pek çok başarılı firmanın öyküsünde canını dişine takarak çalışan bir ekip ve kendisini o kurumun bir parçası olarak tanımlayan çalışanlar vardır.

Procter & Gamble’ın kurucusu Willian Cooper Procter, şirketin kuruluş yıllarında ça- lışanlarıyla birlikte yere oturup yemek yiyen, onlar gibi çalışan bir liderdir. Bu felsefesini her zaman devam ettirmiş ve çalışan odaklı felsefesi en zor zamanlarda bile şirketi ayakta tutmayı sağlamıştır.

Motivasyonun önemi nedir?

Çalışanlar, organizasyonun değerlerini paylaşarak işlerinin anlamını daha iyi kavrayabilir ve başarı ihtiyaçlarını tatmin edebilirler. Motivasyon en temel düzeyde çalışanların ça- lışmasını sağlayan duygudur. İsteksiz, mutsuz ya da ne yapacağını bilemeyen çalışanlar, görevlerini gerektiği gibi yerine getiremeyeceklerdir. Bunun hem çalışanın kendisi hem de organizasyon için sonuçları söz konusudur. Çalışan, motivasyonunu yitirirse kariyeri için ciddi sonuçlar ortaya çıkar, terfi alamaz, kurumun ödül sisteminden yararlanamaz. Mutsuz olur, üzerine düşen görevi yerine getirmediği için cezalandırılabilir ve daha da ötesinde organizasyonel hede erin gerçekleştirilmesinde gerekli katkıyı yapamadığı için diğer çalışanlar tarafından dışlanabilir.

Motivasyon, sağlıklı ve güçlü bir kültürün çalışanlar açısından yerine getirdiği çok önemli bir işlevdir. Kurum kültürü aracılığıyla çalışanlar yaptıkları işe bir anlam kazandı- rabilirler. Yalnızca para için çalışmazlar. İçinde bulundukları kültürün değerleri doğrultu- sunda yapmakta oldukları iş bambaşka bir anlam kazanacaktır. Çalışmak bazen arkadaş- larınıza destek olmak, bazen müşterilerinizi mutlu etmek, bazen yatırımcılarınıza kazanç sağlamak, bazen de kurumunuzun çok zor bir krizden çıkmasını sağlamaktır.

Motivasyona bir örnek verebilirmisiniz?

Aralarında Panasonic’in de bulunduğu markaları ile Philips, Siemens gibi markalarla aynı pazarda yarışan Japon Matsushita Elektrik şirketinde “Tüketicilere su kadar bol ve ucuz elektrikli ev aletleri sunacağız!” ifadesi bir kurumsal felsefeye dönüşmüştür. Bu felsefe kadınlardan oluşan buzdolabı üretim personelinin rutin günlük işlerine anlam katmalarına yardımcı olmuştur. Firma felsefesi çalışanların iş hayatlarına aldıkları maaş ya da ürettikleri ürünlerin ötesinde bir anlam verir. Matsushita, felsefesini bir firma marşıyla seslendiren ve yazılı bir ant ve yasa ile açıklayan ilk Japon firmasıdır. Her sabah 8’de ülkenin değişik kentlerinde 87.000 çalışanın bu andı ve marşı söylemesi Batılı işletmelere gülünç gelebilir ancak bu kurumun çalışanlarını birleştiren ve toplum yapan şeydir (Kozlu, 2013:76-77). Bu çeşit bir motivasyon ancak sunulan kültür çalışanlar tarafından özümsendiğinde ve bu felsefe çalışanların değerleri ile örtüştüğünde oluşabilir.

Çalışan motivasyonu konusunda bir başka örnek daha verebilirmisiniz?

Çalışan motivasyonu konusunda ilk akla gelen örneklerden biri de Google’dır. Google, kurum kültürünü firma stratejisi ve hede eri ile ilişkilendiren kurumlara başarılı bir örnektir. Google, çalışan dostu, geleneksel olmayan bir kurum kültürünü destekleyen yenilikçi bir firmadır. Fortune dergisinin çalışmak için en iyi 100 şirket listesinde tekrar tekrar yer almaktadır. Sayısız ikramiye ve esnek çalışma saatleri, eğitim ücretlerinin karşılanma- sı, ücretsiz öğle yemekleri, spor tesisleri gibi tesis içi hizmetler ile ev ve iş arasındaki çizgiyi esnetir ve yüksek üretkenliği desteklerken insanları ofiste daha uzun süre tutabilmektedir. Çalışanlar ofiste asansör yerine eğlenceli kaydıraklar kullanırlar, konferans salonlarında havuz masaları bunulur. Atmosfer; genç, enerjik ve yaratıcı çalışanlar için son derece çe- kicidir ve çalışmayı eğlenceli hâle getirir. Yeni ve yenilikçi çalışmaların Google’daki ödülü de oldukça büyüktür.

Güçlü ve olumlu kültüre sahip firmalar bunun pek çok yararını görür. Stratejik inisiyatifleri uygulamak daha kolaydır çünkü bu firmalar odaklanma, değişim ve adaptasyona karşı daha yeteneklidirler. Moral yüksektir bu da çalışanları işe alma ve işte kalmalarını sağlamada kolaylık sağlar. Mutlu çalışanlar mutlu müşteriler yaratır. Üretkenlik yüksektir bu da yüksek kâr anlamına gelir. (Simoneaux ve Stroud, 2014:52-53)

Bu örnekte olduğu gibi kurum kültürünü yansıtan bir ofis tasarımı ve sosyal olanaklar çalışan motivasyonu üzerinde oldukça etkilidir. Bu uygulamaların benimsetilmek istenen kültürel değerlerle uyum arz etmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde yaratacakları sonuç istenilen şekilde olacaktır.

Doğru motive olmuş çalışanlar, kendilerinden beklenenden daha fazlasını yapmaya gönüllü, görev tanımlarını gerekli hâllerde esnetebilecek, risk almaktan korkmayan ve ku- rumun hedef ve amaçlarını kendi çıkarlarının önünde tutan, verimli çalışanlardır.

Kurum kültürünün temel işlevlerini daha iyi anlamak için hangi bakış açılarıyla konuyu ele almak gerekir?

  1. Çalışanların Bakış Açısından Kurum Kültürünün İşlevleri
  2. Kurumun Bakış Açısından Kurum Kültürünün İşlevleri

Kurumun Bakış Açısından Kurum Kültürünün işlevi ile ne kast edilmektedir?

Kültür organizasyonlar için kendini tanımlamak, müşterileri üzerinde marka farkındalığı oluşturmak ve kendini rakiplerinden ayırmakta kullanılabilen güçlü bir yoldur (Sadri, 2014:18). Kültürünü tanıyan ve profesyonel bir şekilde yöneten kurumlar, bu yolu başarılı bir şekilde kullanırlar.

Özellikle son yıllarda kurumlarda kültürün başarıya olan etkisi daha da artmıştır. Bu nedenle kurum kültürünün işlevleri önemini arttırmıştır.

Gelinen son nokta itibarıyla kurum kültürünün öneminin artmasının nedenlerini nasıl sıralayabiliriz?

  • Küreselleşme ile kurumların bir çoğu uluslararası pazarda yer almaya başlamış veyerel piyasalarda başarı sağlayabilmek için farklı bölgelere yayılmış birimlerle, bir- birinden bağımsız takımlarla çalışır hâle gelmişlerdir. Bu nedenle kurumlar aynı dili konuşmayan, başarı ya da rekabet konusundaki algıları aynı olmayan çalışan- ları bünyelerinde bulundurmaya başlamışlardır.
  • Bilişim teknolojileri ve özelllikle de İnternet’in ortaya çıkışı, İnternet üzerindensanal olarak faaliyet gösteren pek çok kurumun ortaya çıkması sonucunu doğur- muştur. Çalışanların yüz yüze iletişim kurmadığı bu tip işletmelerin yanı sıra bu şekilde çalışmayan firmalar bile İnternet üzerinden iletişime ağırlık vermeye baş- lamışlar, çalışanlar arasındaki temas gitgide azalmaya başlamıştır.
  • Rekabetin yoğunlaşması nedeniyle firmalar küçülmeye ya da bazı fonksiyonlarınıdış kaynaklar aracılığıyla gerçekleştirmeye başlamışlardır. Böylece çalışanlarının birbirini tanımadığı ve daha da önemlisi güvenmediği kurumlar ortaya çıkmıştır. İşe giriş çıkışların çok kısa süreli olduğu böylesi bir ortamda olumlu bir topluluksal bilinç duygusu ve davranışı geliştirmek zorlaşmaktadır.
  • Tek bir ürüne odaklanan ve onu üreten firmalardan pek çok farklı sektörde bam- başka ürünlerle faaliyet gösteren firmalara gelinmiş olmasıyla kurumlar birleşiklik kavramını yitirmektedirler (Go ee ve Jones, 2002:31).

    Bu koşullar altında kurumlar güçlü kültürlere her zamankinden daha çok ihtiyaç duy- maktadırlar. Bu nedenle kurum kültürünün kurumlar için yerine getirdiği işlevler daha önemli hâle gelmiştir.

Kurum kültürünün kurumlar için yerine getirdiği işlevler arasında "Dış Çevreye Adaptasyon'un" anlamı nedir?

Kurumsal ya da yukarıdan aşağıya şeklinde tabir edilen bakış açısı ile kurum kültürü ku- rumun dış çevreye adaptasyonunu sağlar. Kurumsal inanç ve davranış kurallarının fiilî olarak uygulamaya konulması stratejik kararları müşterilerin taleplerine adapte olabilecek şekilde yönlendirmeyi kolaylaştırır. “Müşteri odaklı pazarlama” ya da “önce kalite” gibi stratejik felsefeler buna örnek olarak gösterilebilir. Eğer çalışanlar bu felsefeleri kabul edip içselleştirirlerse bu sloganlar bir süre sonra karar alma kalıpları hâline gelecektir.

Değişken rekabet koşullarında ayakta kalabilmek için kurumların sürekli olarak kendilerini yeni koşullara adapte edebilmeleri gerekmektedir. Bu konu üzerine yapılmış bir çalışmada izlenen 10 yıllık süreçte en yüksek performansa sahip firmaların, yenilikçilik, kaliteyi sürekli geliştirme, ilgili alanda dünyanın en iyisi ile kendini kıyaslama ve kurumun içinde geliştirilen ya da dışarıda herhangi bir yerden iyi fikirler bulup uy- gulama çabalarını yüreklendiren değerlere ve liderlik biçimlerine sahip olanlar olduğu görülmüştür. Bu firmalar, organizasyonun rekabet çevresi, sosyal çevre ve içinde bulu- nulan çevrenin resmî düzenleyicilerinde yaşanan değişimlere adapte olmasına destek olan kültürlere sahiptirler (Heskett, 2012:62). Kurum kültürü, değişim sürecinde bir engel değil destek görevi görmelidir. Kurumların değişimler esnasında sarsılmalarını engelleyecek sağlam yapılar olarak görev yapmalıdırlar. Yaşanan değişim esnasında çalı- şanların, değerler sistemleri aracılığıyla bocalamasını engellemek kurum kültürünün en önemli işlevlerindendir.

Özellikle iki durumda kriz ve organizasyon yapısında oluşan (satın alma, birleşme, küçülme) değişimlerde kurum kültürü hayati işlevler üstlenir.

Kriz Sırasında Kurum Kültürü'nün önemi nedir?

Krizler, kurumları yerle bir edebilecek kadar tehlikeli bir süreçtir. Bu nedenle tehdit oluş- turan durumları önceden fark edebilmek ve eyleme geçebilmek kurum kültürünün gücü ve sağlığı ile yakından ilgilidir. Krizler güçlü kültürleri daha da güçlendirebilir. Ancak zayıf ve sağlıksız kültürleri ise kurumları ile birlikte mahvedebilir.

Kültür; tehdit durumlarında, karşılaşılan zor durumlarla kurumun performansı ara- sında bir filtre görevi görür. Bireylerin karşılaşılan bu güç durumu nasıl algıladıklarını kültür belirler. Kültür güçlü ve sağlıklı ise böyle durumlar yetenekli insanların bir an önce bu güç durumu aşacak fikirler ortaya çıkarıp uygulamaya koyması yani başarılı perfor- mansla sonuçlanır.

Buna karşın zayıf bir kültürde ise ortaya çıkacak sonuçlar nelerdir?

  • Fikir birliği gerekliliği ve değerler adına eylemsizliğe sebep olur.
  • Farklı mantıklı stratejilerin ortaya çıkmasını engelleyen davranış ve eylemler üretir.
  • Yüksek bir bedeli olacağı düşünülen gerekli eylemlerin, kültüre zarar verme pahasına bertaraf edilmesine neden olur.
  • Organizasyonun başarısında engel oluşturanların ayrılmasını geciktirir (Heskett,2012: 215-216).

Krize neden olabilecek tehditleri içeren zor zamanlarda strateji ve uygulama yöntemleri ile uyumlu, güçlü ve sağlıklı bir kültür ne tür avantajlar sağlar?

• Ortak bir tehdide karşı insanları bir araya getirmek.
• Kritik yetenekleri elinde tutarak kurumun yeniden iyileşme süreci için gerekli kapasiteyi hazır bulundurmak.
• Organizasyonun tüm katmanlarında eylem için tolerans beslemek.
• Bireyleri tehdit altındayken harekete geçirebilecek paylaşılan varsayımların yansı  malarından oluşan ortak dili sunmak.
• Kötü performans gösterenlerin ne zaman ve nasıl ayrılmaları gerektiğine rehberlik etmek.

Organizasyon Yapısındaki Değişimler Sırasında Kurum Kültürü'nün önemi ve işlevi nedir?

Yeni rekabet koşulları, küreselleşme, ekonomik krizler ya da yeniden yapılanmalar nedeni ile organizasyon yapıları değişime uğramaktadır. Bu tür yapısal değişimler, kimi zaman yeni yasal düzenlemeler nedeni ile kimi zaman satın alma, birleşmeler nedeni ile kimi zaman da kriz sonucu küçülmeye gidilmesi nedeni ile olabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu yapısal değişimlerde kültür oldukça önemli işlevler üstlenir.

Güçlü kültürlere sahip kurumlar, kültürel değerlerini çalışan kuşakları arasında sağlıklı bir biçimde aktarmayı başarabilirler. Böylece kurum içerisinden yeni liderler çıkabilir ya da kuruma dâhil olan liderler kısa sürede kültüre adapte olup, gruba dâhil olabilirler. Bu nedenle farklı nedenlerle yaşanılan organizasyon yapısındaki değişimler sonrasında kültür kendini yenileyerek kurumun yoluna devam etmesini sağlar. Örneğin, kriz sonrası küçül- meleri ele alalım. Güçlü bir kültüre sahip kurumlarda çalışanlar zor zamanlarda kurumun çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne koyabilirler. Bu nedenle kurum için kritik olan yete- nekler daha önce de belirtildiği gibi kurumda kalmaya devam eder. Yetersiz performansı olan çalışanların elenmesi sonrasında yeni oluşan eskisine göre daha az kişinin bulunduğu bu yeni grup, kültürel değerleri sayesinde kendisini kısa sürede toparlayacaktır.

Organizasyon birleşmelerinde de kültür çok önemli bir rol oynar. İki tasarruf banka- sının birleşmeden önce ve sonraki durumu üzerine yapılan çalışmaya dayanarak farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumların kültürleri arasında farklıklar olduğu gibi aynı sektördeki farklı kurumlar arasında da kültürel farklılıklar olduğu ortaya konmuştur. Bir- leşme öncesi ve sırasında çalışanların yaşadığı kafa karışıklığının yanı sıra birleşme sonra- sında oluşan bu yeni bütünlük kendi kültürünü oluşturmaya çalışır görünürken yaşadığı önlem alma çabaları da incelenmiştir. Orta büyüklükteki iki bankanın birleşme öncesi ve sonrasının derinlemesine incelendiği bu çalışmanın sonuçlarında kültürün iş tatmini, bireysel davranış ya da organizasyonel birleşmelerin altta yatan süreçleri üzerinde kayda değer etkisi olduğundan söz edilmektedir. (Korolko ve Nekrasova, 2007:114-116)

Bu örnekte de olduğu gibi farklı kültürlere sahip gruplar tek bir kurumda bir araya gel- diğinde alt kültür baskın kültür ilişkisi ortaya çıkacaktır. Gruplardan hangisinin kültürü daha köklü ve güçlü ise o kültür baskın hâle gelecek ve kurumun tamamına hakim olacak- tır. Kimi zaman yönetim tarafından bunun olması istenmez ve yeni oluşan organizasyon için baştan, yeni bir kültür bilinçli bir şekilde oluşturulur.

Edgar Schein, değişim ve öğrenme sürecine girecek kurumlarda çalışanların yeni oluşacak kültürü daha kolay içselleştirebilmeleri için yapılması gerekenleri 8 madde'yi nasıl sıralamaktadır?

  • İlgi çeken olumlu bir vizyon yaratmak: Eğer bir değişimin hedefi olan çalışanlar, çalışma ve düşünme biçimi olarak yeni sunulan bu yolu benimserse kendileri ve ku- rumlarının daha iyi işler çıkaracağına inanmalıdırlar. Bu vizyona tepe yönetim ta- rafından öncülük edilmelidir. Hepsinden önemlisi vizyon, arzu edilen bu yeni çalış- ma biçiminin lokomotifi olmalıdır. Eğer öğreneler olarak çalışanlar, onlardan talep edilecek asıl davranışın ne olduğunu anlamazlarsa neyi yapmamaları gerektiğini ya da işe nereden başlayacaklarını bilemezler. Bu yeni çalışma biçimi, organizasyonun büyüyebilmesi için gerekli olarak sunulmalı ve tartışılmaz olarak algılanmalıdır.

  • Formel eğitim: Çalışanlar yeni düşünce biçimleri, yeni tutumlar ve yeni yeterli- likler öğrenmek üzere iseler neyi formel olarak deneyimlemeleri gerektiğine karar verilmelidir. Örneğin bu yeni sistem takım çalışması gerektirecekse takım oluştur- ma üzerine yapılandırılmış bir eğitim düzenlenmelidir.

  • Eğitilenlerin katılımı: Böyle bir eğitim süreci başlatılacaksa çalışanların öğrenme metotlarının gözetilmesi gerekir. Herkes farklı yollarla öğrenir, bu nedenle eğitilenle- rin kendileri için en ugun öğrenme biçimi tasarlanırken dahîl edilmeleri gerekmekte- dir. Eğitimin amacı taştışılmaya açık olmasa da öğrenme metotları fazlasıyla kişiseldir.

  • Takımların ve grupların informel eğitimi: Grup normları nedeni ile genellikle değişime direnç gösterildiği için informel eğitim ve uygulama tüm gruplara sunul- malıdır ki yeni norm ve varsayımlar kalıcı bir içeriğe sahip olabilsin. Böylece çalı- şanlar bu yeni öğrenme sürecine girdiklerinde kendilerini dışlanmış hissetmezler.

  • Uygulama alanları oluşturma ve geri bildirim sunma: Öğrenme sürecinin sağ- lıklı bir biçimde gelişip sonuçlanması için zaman, kaynak, yönlendirici ve geri bildirim gereklidir. Uygun uygulama alanları yaratıldığı takdirde çalışanlar yeni süreçleri organizasyona zarar vermeden hata yaparak deneyimleyebilirler.

  • Olumlu rol modeller: Benimsetilmek istenen yeni kültür oldukça farklı olabilir. Bu takdirde sadece eğitim yeterli olmayacaktır. Çalışanlar kendilerini bu yeni kül- türün kurallarını uygularken hayal etmeden önce nasıl göründüğünü uygun rol modellerle izlemelidirler. Özdeşleşebilecekleri kişiler üzerinde bunları görürlerse her şey daha kolay olacaktır.

  • Destek grupları oluşturma: Öğrenme süreci ile ilgili problemlerin tartışılıp gün- deme getirildiği birtakım gruplar oluşturulmalıdır. Çalışanlar yeni kültürle ilgili yaşadıkları sorunları birbirleriyle paylaşabilmelidirler.

  • Değişimle tutarlı yapı ve sistemler: Çalışanlardan dahîl olmaları istenen bu yeni kültürün sunduğu düşünce ve iş yapış biçimleri ile örtüşen ödül ve disiplin sistem- leri ve organizasyonel yapılar tasarlanmalıdır. Örneğin yeni kültürünüzün çalışma biçimi takım çalışması şeklinde olacaksa grup çalışmalarını destekleyen ödüllerin yanı sıra bencilce bireysel davranışları da cezalandıran sistemler olmalıdır. Pek çok değişim programı, yeni koşullara uygun yapılar oluşturulamadığı için başarısız ol- maktadır (Schein, 2009:115-117).

Edgar Schein, kurum kültürünü, çalışanların eylemlerini bütünleştirmenin üç aracından biri olduğunu ortaya koyarken bunları nasıl tanımlamaktadır?

• Kurallar (bürokrasi)
• Pazar mekanizması (ürün bölümleri ve iştiraklerin kârına yönelik ödül sistemleri)

• Kurum kültürü (Schein, 1985, akt. Kono ve Clegg, 1998:18)

Kurum kültürü bağlamında- Organizasyon Hedfleri ile Bütünleşme ne anlama gelmektedir?

Kurum kültürü, birey ve grupların kararlarının, organizasyonun hede eri ile bütünleş- mesini sağlar. Sağlıklı bir kurum kültüründe, organizasyonun üyeleri dış dünya ile bağ- lantılıdırlar. Yeni fırsatlar ararlar ve yeni fikirler sunarlar. Geleneğe yenilikçiliğin önünde bir engel oluşturacak biçimde sarılmazlar. En önemlisi çalışanlar bu eylemleri zorlama ile yapmazlar dolayısıyla amaca uygunluk ve tatmin gelişir. Değerleri paylaşmak ve benzer algı ve varsayımlara sahip olmak, uyum içerisindeki eylemlerle sonuçlanacaktır.

Kurum kültürünün, kurum performansı üzerine etkilerini araştıran Kotter ve Heskett yaptıkları araştırmanın sonucunda kurum kültürünün etkilerini nasıl sıralamışlardır?

  1. Kurum kültürü, kurumun uzun dönemli ekonomik performansı üzerinde kayda değer etkiye sahiptir. Yönetim için anahtar olan destek gruplarının (müşteriler, paydaşlar, çalışanlar) tamamına vurgu yapan kültürlere sahip kurumlar diğerlerine

    kıyasla yüksek ekonomik başarı elde etmektedirler.

  2. Kurum kültürü her geçen gün kurumların başarısı üzerindeki önemini artıracak-

    tır. Zayıf ve sağlıksız kültürler, kurumların stratejik ve taktiksel değişimlere ihtiyaç duyduklarında kurumları adaptasyondan alıkoydukları için başarısızlığa neden ol- maktadırlar. Değişimin giderek daha kaçınılmaz hâle geldiği dünyada bu nedenle kültür daha önemli olacaktır.

  3. Kurumları başarısızlığa götüren kültürler nadir değildir. Kolaylıkla gelişebilirler ve zeki ve çalışkan insanlarla dolu olan kurumlarda bile ortaya çıkabilirler. Uygun olmayan davranışları besleyen ve daha uygun stratejilere adapte olmaktan alıkoyan kültürler, yıllar içerisinde yavaşça ve genellikle kurumların performansı iyi gider- ken ortaya çıkarlar. Böyle kültürler bir kez ortaya çıktıklarında onları değiştirmek son derece zordur çünkü dahîl olan bireyler tarafından farkına varılmazlar.

  4. Değiştirilmeleri oldukça zor olsa da kültürler olumlu performansı destekleyecek bir hâle getirilebilirler. Bu değişim karmaşıktır ve zaman alır ve liderlik gerektirir ki bu kimi zaman mükemmel yönetimden daha zordur (Kotter ve Heskett, 1992:11-12).

Yönetim süreci; planlama, düzenleme, istihdam, motive etme ve kontrol (ödül sistemi- ni de içeren) süreçlerini içerir. Eğer kültür güçlüyse ve üyeler içselleştirilmiş bir kurumsal felsefeye ve karar alma biçimine sahipse kültür, formel yönetim sisteminin yerini alabilir. Böylece ortaya çıkan sonuç kendi kendini örgütlemedir. Üyeler pek çok eylemi kendi ini- siyati erine dayanarak gerçekleştiriler. Diğer bir yandan kültür zayıf olduğunda yönetim, tüm sistemi domine etmek zorunda kalmaktadır.

Kültür içselleştirilir ve artık bilinç dışı bir şekilde yaşanmaya başlarsa, yönetimin kontrol mekanizmasını da kendiliğinden yerine getirmiş olur. Kültürel değerler, özüm- sendiklerinde çalışanlar için bir otokontrol mekanizması hâlini alır. Bunun yanında ça- lışanlar formel bir uyarıya gerek duymaksızın kendi aralarında da kontrol mekanizması olarak kültürel değerleri kullanırlar. Bu sayede yönetim, farklı konulara odaklanma fır- satını yakalar.

Çalışanların organizasyonel hedefleri özümsemesinde genellikle ne tür yöntemler kullanılmaktadır?

Çalışanların organizasyonel hede eri özümsemesinde sıkça kullanılan bir yöntem ödül sistemleridir. Bu sistemler, kurumun temel değerleri (dinamizm, yenilikçilik vs.) ile uyumlu, aynı zamanda organizasyonel hede eri benimsetici yönde olmalıdırlar.

Pek çok köklü kurumda öneri sistemleri bir ödül sistemi olarak kullanılmaktadır. Ça- lışanlar süreçler ya da uygulamalar hakkında öneri sundukça ve bu öneriler hayata geçi- rilebilir bulundukça çeşitli ödüller kazanmaktadırlar. Bu ödüller kimi zaman çalışanların performans değerlendirmelerinde ekstra puan olarak kimi zaman da küçük ikramiye ya da hediyeler gibi maddi imkânlar olarak sunulmaktadır. Ödüller, motivasyon üzerinde de olumlu etki yaratmaktadır ancak belirli bir konu üzerinde sınırlı kalan bu motivasyon ça- lışanların sadece ödül karşılığı olan görevler konusunda motive olması, çalışma hayatının geneli üzerinde bu motivasyonun etkili olmaması sonucuna neden olabilir.

Çalışanlar, yeniliğin ve yapmakta oldukları işin anlamını kavramaları halinde ne olur?

Çalışanlar, yeniliğin ve yapmakta oldukları işin anlamını kavramaları sağlanabilirse hare- kete geçerler. Burada motivasyonu sağlayacak olan liderler yani yönetimdir. Tepe yöneti- min davranışları organizasyonun kültürünün göstergesidir. Çünkü onlar; maaş artışları, terfiler gibi arzu edilen ödüllerin kontrol edicisi ve karar vericisidirler; değer sistemlerini çalışanlara, en azından organizasyonun sınırları içinde yansıtabilecek bir konumdadırlar.

Yöneticilerin varsayımlarını organizasyona sunacakları ne türlü seçenekleri var?

Yöneticilerin varsayımlarını organizasyona sunacakları iki yol vardır:

  1. Ne söyledikleri, kimi ödüllendirdikleri ve ne tür davranışları cesaretlendirdikleri gibi eylemlerde sergiledikleri kişisel davranışları ile

  2. Oluşturdukları teşvik sistemleri, rapor mekanizmaları ve eleme programları gibi formel kanallar aracılığıyla (Korolko ve Nekrasova, 2007:114-116).

Yeni düşünce ve yönelimler saygı duyulan bir lider tarafından sergilendiğinde kala- balık bir çalışan grubu üzerinde çok büyük heyecan ve çaba ortaya çıkarabilir. Liderler, sayıları binlerle ifade edilen, kendini işine adamış ve çok çalışan insanların enerjisini tek noktaya odaklayabilir. Çalışanlar bahsedilen bu planların hayata geçmeye başladığını gör- düklerinde motivasyonel etki son derece güçlüdür (Wilcock, 2004:87).

Bu nedenle kurum kültürünün harekete geçirme işlevini gerçekleştirebilmesi için kül- türü içselleştirmiş ve onun bilincinde olan liderlere ihtiyaç vardır.

Liderlerin bu işlevi gerçekleştirirken kulalnacakları olgu ise elbette kurumun değerleri olacaktır. Değerler aracılığı ile daha önce de bahsedildiği gibi çalışanlar yaptıkları işe ve kurumlarına manevi değerler atfederler.

Organizasyonel değerler, insanların yaptıkları şeyleri bu kadar derinden etkileyebildi- ği için değerler üzerindeki vurguya çok önem veren bir yönetimin olduğu firmaların son derece başarılı olduğu görülmüştür.

Bu firmaların üç ortak özelliği nedir?

Bu firmaların üç ortak özelliği ise şöyledir:

  • İşlerini yürütme konusunda kesin ve net bir felsefeye sahiptirler ve bu felsefeninsavunucusudurlar.

  • Yönetim, firmanın ekonomik ve sektörel çevresine uymasını sağlayan bu değerle- rin şekillendirilmesi ve ince ayarlarının yapılmasına ve bu değerlerin organizasyo- na iletilmesine ciddi bir dikkat harcar.

  • Bu değerler, en alttaki üretim işçisinden tepe yönetime kadar firma için çalışanherkes tarafından bilinir ve paylaşılır. (Deal ve Kennedy, 2000:22)

    Sonuç olarak, kurum kültürü çalışma hayatında hem çalışanlar açısından hem de ku- rumların yönetimi açısından önemsenecek sonuçlar doğuracak işlevleri üstlenir. Burada önemli olan bu işlevleri yerine getirebilmesi için kurum kültürünün, sağlıklı ve güçlü ol- ması gerekmektedir. Bahsedildiği gibi kurumsal kültürler kurum ve bireylerin başarılarında başat rol oynadığı gibi onların mahvına da sebep olabilirler.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında