Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Piramidi incelendiğinde insanı davranışa yönelten beş temel basamağın tanımlandığı görülmektedir. Hiyerarşik bir düzende yer alan bu ihtiyaçlar her basamakta tam olarak veya en azından belli bir oranda karşılanmadan, kişi bir sonraki basamaktaki ihtiyacına yönelmeyecektir.
Piramidin en alt basamağında “temel fizyolojik ihtiyaçlar” yer alır. Bunlar kişinin biyolojik bir varlık olarak en temel düzeyde varlığını sürdürebilmesi ve hayatta kalmasını sağlayan (oksijen, yeme-içme, barınma vb.) insani ihtiyaçlarıdır (Yaşar, 2018, s. 128). İnsanoğlu ilk basamaktaki ihtiyaçlarını tamamen veya belli bir oranda karşılamadan bir üst basamakta yer alan ihtiyaçlarına yönelmeyecektir.
Piramidin ikinci basamağında fiziksel ve duygusal zararlardan kaçınmayı ve korunmayı ifade eden “güvenlik ihtiyacı” yer alır. Çeşitli boyutlarda ortaya çıkabilecek tehlike ve tehditler ile potansiyel mahrumiyet durumlarına karşı korunabilmek ve elde edilen düzeni muhafaza edebilmek, bu basamağın temel karakterini teşkil etmektedir. Fiziksel ve ruhsal anlamda korunma ya da kaçınmayı gerektirecek muhtemel her türlü durum ve tedbir bu kapsamda ele alınabilir. Kişinin olası kaza ve sakatlanmalara karşı sahip olduğu imkânları korumak amacıyla yaptırdığı her türlü maddi veya sağlık sigortası buna örnek olarak gösterilebilir (Larson, 2010, s. 182).
Hiyerarşik sıralamanın üçüncü basamağında insanoğlunun sosyal bir varlık olmasından kaynaklanan “sosyal ihtiyaçlar” yer alır. Bir toplumun içine doğan ve zamanla onunla bütünleşerek bir parçası haline gelen insan, geri kalan bütünle bir şekilde bütünleşmek ve kendini oraya ait hissetmek ister. Bu yönüyle diğerleri tarafından takdir edilmek, kabullenilmek ve sevilmek gibi durumlar birey açısından mutluluk ve huzur kaynağı olabilirken dışlanmak ve sevilmemek gibi durumlar bireye acı verebilir. Dolayısıyla sevgi, arkadaşlık, ait hissetme ve kabul edilme gibi sosyal ihtiyaçlar insan hayatında oldukça önemli bir yer tutmaktadır (Gass ve Seiter, 2018, s. 218).
Birey, yukarıda sayılan ilk üç basamağı ister tamamen olsun isterse belli oranda tatmin etmiş olsun, “statü ve prestij ihtiyacını” karşılamak üzere dördüncü basamağa yönelecektir. Zira diğer üç basamaktaki arzularını bastırmış olan birey bu aşamada diğerleri tarafından değerli görülmek ve saygıdeğer olarak algılanmak isteyecektir. Diğerleri tarafından sevilip takdir edilen kişiler, bunu olanaklı kılan yetenek, bilgi, tecrübe, uzmanlık ve başarı gibi özelliklerinden ötürü kendilerine karşı da saygı duyarlar (Larson, 2010, s. 183-184). Özetle statü ve prestij ihtiyacı, kişinin kendine saygı ve özgüven duyma, başarı gibi içsel saygınlık faktörleriyle; tanınma, statü sahibi olma ve itibar elde etme gibi dışsal saygınlık faktörlerine duyulan ihtiyaçlardır.
Piramitte en üst basamakta yer alan ve önceki tüm basamaktaki ihtiyaçların karşılanması aracılığıyla ulaşılacağı savunulan son basamak “kendini gerçekleştirme” olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte basamak, oldukça popüler bir deyiş haline gelmiş olmasına rağmen tüm ihtiyaç ve basamaklar içerisinde ölçülmesi en zor olan basamaktır. Basamak, en basit ifadeyle kişinin sahip olduğu özgün potansiyeli keşfetmesi, kendi varoluş amacını anlaması ve bu doğrultuda kendi hayat tablosunda eksik kalan kısmı tamamlaması şeklinde açıklanabilir. Bu düzeyde olan kişilerin, kendilerini ve içinde oldukları koşulları olduğu gibi kabul ettiği, kişisel meselelerden öte toplumsal konulara bilişsel çaba harcadıkları, başkalarının fikirlerine açık oldukları, özel hayatlarına düşkün ve kendi iradeleriyle hareket etmeye son derece önem verdikleri belirtilmektedir (Yaşar, 2018, s. 130-131). Bu düzeyde olan kişiler ayrıca diğer insanlarla yüzeysel ilişkiler geliştirmektense az sayıda insanla daha yakın ilişkiler geliştirmeyi tercih etmektedir.