AÖF Soru Bankası

Etkili İletişim TeknikleriÜnite 3 Özeti

Sanal İletişim

İLT104U-ETKİLİ İLETİŞİM TEKNİKLERİ

Ünite 3: Sanal İletişim

Giriş

Bireylerarası iletişim ile diğer insanlarla etkileşimde bulunuruz, onlardan bir şeyler öğreniriz ve duygularımızı diğerlerine gösterme fırsatı buluruz. İletişimde bulunduklarımız yeni tanıdığımız insanlar olabileceği gibi eski arkadaşlarımız, ailemiz, sevgilimiz ve eşimiz de olabilirler ve biz bu insanlara kendimizi anlatır, tanıtır bazen de onlarla olan ilişkilerimizi sonlandırırız. Küçük grup iletişiminde diğer grup üyeleriyle etkileşimde bulunurken çeşitli sorunları çözeriz, yeni fikirler geliştiririz ve aynı zamanda bilgi ve deneyimlerimizi de paylaşırız. Kültürerarası iletişim ile yeni kültürler öğrenirken bize yabancı toplum ya da topluluklardan arkadaşlar ediniriz, onlarla etkileşimde bulunurken birbirimizin yaşam biçimini, kültürünü, hayata bakışını, duygularını ve düşüncelerini öğreniriz. Kitle iletişimi ile medya adını verdiğimiz kitle iletişim araçlarıyla bilgileniriz, eğleniriz, medya tarafından bazı konularda ikna da edilmeye çalışılırız. Son yıllarda teknolojinin hızla gelişmesi ve yayılması, toplumların artık bilgi toplumları olarak adlandırılması ve bilgi toplumunda teknolojik araçların, özellikle de bilgisayarların devreye girmesi ile birlikte iletişim artık sanal iletişim olarak algılanmaktadır.

İletişim: Tanımı

İletişimi bir ya da birden fazla bireyin katılımı ile gerçekleşen, bir bağlam içerisinde oluşan, bazı etkileri olan ve çevredeki gürültüden az ya da çok etkilenen ve sonucunda da bazı geribildirim olanakları sunan bir tür eylem olarak açıklayabiliriz.

İletişim Bağlamı

İletişim bağlamını daha iyi anlayabilmek için bağlamın üç boyutunu incelemek gerekmektedir.

İletişim bağlamının üç boyutu; fiziksel, sosyo-psikolojik ve zamansal boyut olarak sınıflandırılır. Elle tutulur ya da maddi ortam ve çevrelerde gerçekleşen iletişimde fiziksel boyut ön plandadır. İletişim bağlamının sosyo-psikolojik boyutu bireyler arasındaki sosyal statü farklarını, oyunlardaki rolleri, toplumlardaki töre ve gelenekleri, bazı durumlardaki arkadaşlık ilişkilerini, kurallı ya da kurallı olmayan durumları, yine bazı durumlardaki ciddiyeti ya da şakaları kapsamaktadır. Örneğin doğum günü ya da mezuniyet partisindeki iletişim ortamı ile cenaze evi ya da hastane ortamındaki iletişim, iletişimin sosyo-psikolojik bağlam boyutu olarak açıklanabilir. İletişim bağlamının zamansal boyutu iletişimin gerçekleştiği günün ve tarihin zamanı olarak açıklanabilir. Pek çok insan için sabah saatleri iletişim için uygun bir zaman değildir, ama diğerleri için ise en uygun zaman olabilir.

Kaynak ve Alıcılar

İletişimin kaynak-alıcı arasındaki bu ikili işlevini birbirinin yerine geçme olarak vurgulayabiliriz. Genel olarak iletilerimizi konuşarak, yazarak, mimik hareketlerimizle ya da gülerek göndeririz. Bize gelen iletileri de dinleyerek, okuyarak, koklayarak, dokunarak

vb. yollardan alırız. İletileri almamızda en önemli unsur beş duyumuzdur. Konuşurken hem iletimizi yollarız hem de kendimizden ileti alırız çünkü aynı zamanda kendi söylediklerimizi de duyarız. Mimiklerimizi ve vücut hareketlerimizi görürüz ve hissederiz. Aynı zamanda karşımızda bulunan kişi ya da kişilerin de gönderdikleri iletileri alırız.

İnsanların neyi nasıl söylediği, aslında onların kim olduklarını, ne bildiklerini, neye inandıklarını, ne tür değerleri olduğunu, ne istediklerini, ne söylediklerini, ne kadar akıllı olduklarını, tutumlarının ne olduğunu vb. bize anlatır. Örneğin zengin ve iyi eğitimli bir genç ile fakir, eğitilmemiş ve bir kenara atılmış bir gencin benzer bir olayı konuşmaları ve yorumlamaları arasında fark vardır çünkü aynı iletiyi farklı bir biçimde algılarlar.

Kodlama ve Kod Açma

İletişim çalışmalarında konuşma ve anlama, ya da yazma ve yazılanları okuyarak anlama süreci kodlama ve kod çözme işlemleri olarak tanımlanmaktadır. Konuşma ve yazma diğer bir deyişle iletişimde ileti üretme süreci, iletişim çalışmalarında, iletiyi kodlama olarak tanımlanmaktadır.

Görüş ve fikirleri bir biçimde konuşmaya veya yazıya dönüştürmek iletileri kodlama anlamına gelmektedir. Kodlanmış iletileri diğer bir deyişle ses ya da yazı biçimine dönüştürülmüş iletilerin kodlarını çözme işlemine de iletinin kodunu çözmek veya kod açma denir. Bu nedenle konuşmacılara ya da yazarlara kodlayıcı, dinleyici ya da okuyuculara da kod açıcılar ismi verilir. İletişimde kaynak ve alıcılar aslında kodlayıcı ve kod çözücülerdir. Bir iletişim ortamında, karşılıklı konuşmada, bir diğeri ile iletişimde bulunan bir birey hem kodlayıcı hem de kod açıcıdır.

İletiler ve Kanallar

Genel olarak yazılı-sözlü (sözel iletişim) olarak gönderilen ve alınan iletiler çok değişik biçimlerde de olabilir. Sözel (verbal) iletişimin yanı sıra, sözsüz (non-verbal) iletişim de gündelik yaşamımızda önemli bir yer tutar. Örneğin, insanın giydiği bir kıyafet ve kıyafetin renkleri kendimize ve aynı zamanda karşımızdakilerine belirli iletiler iletebilir. Bazı günler, bazen de genelde, taraftarı olduğumuz futbol takımının forması ya da forma renklerinde, belirli renklerde kıyafetler giymeyi tercih ederiz (sözsüz iletişim). Tanışma sırasında insanların ellerini sıkma biçimimiz, kafamızla insanları selamlamamız, saçımızı kestirme biçimimiz, oturuşumuz, gülüşümüz, kaşlarımızı çatışımız vb. jest ve mimiklerimiz kendimizi anlatmak istediğimiz iletilerimizi kodlama biçimimizdir.

Gönderilen ve alınan iletilerin iletildiği kanalları iletişim ortamları olarak tanımlıyoruz. Gerçekte iletişim çok seyrek olarak tek bir kanaldan oluşmaktadır. Genelde bir, iki, üç ve hatta dört kanaldan anlık olarak (eş zamanlı) iletişim gerçekleşmektedir. Bu nedenle, örneğin, yüz yüze gerçekleşen iletişimde hem konuşur hem dinleriz (ses


kanalı), aynı zamanda jest ve mimiklerimizi de kullanırız (görsel kanal), bunlara ek olarak koku da duyarız (kimyasal-koku kanalı), çoğunlukla da birbirimize dokunuruz, bazen de tat almak için dilimizi kullanırız (deri-dokunma ve tat alma kanalı).

Yansıma

Kaynağa geri gönderilen bilgi ya da iletiye yansıma diyoruz. Yansıma bireyin kendinden (kaynaktan) gelebileceği gibi diğerlerinden de gelebilir (alıcıdan). Yansıma hem olumlu hem de olumsuz olabilir. Kendi kendimize aldığımız bu geribildirimlere ek olarak iletişim ortamında karşımızda bulunan birey ya da bireylerden de iletiler alırız. Başka bir bireyle konuşurken hem biz ileti yollarız hem de karşımızdaki bireyden gelen iletileri alırız. Karşımızdaki bireyden gelen ileti ya da bilgilere yansıma adı verilmektedir. Geribildirim de diğer iletiler gibi herhangi bir biçimde olabilir. Örneğin, bir gülümseme, onaylama, kızgınlık, bir tokat ya da yumruk vb. herhangi bir ileti olabilir. Olumlu yansıma kaynağa gönderdiğin iletiler yerine ulaştı ve olumlu bir izlenim yarattı mesajını iletir. Olumsuz yansıma ise kaynağa, başka deyişle iletileri gönderene şunu der: “Gönderdiğin iletiler karşı tarafta olumsuz bir izlenim yarattı, iletinin biçimini ya da davranışını değiştir.” Olumsuz yansıma, kaynağa iletinin değiştirilmesi ve yeniden yapılandırılması gerektiğini söyler. Yansımada anındalık bireylerarası ve kitle iletişimini birbirinden ayıran en önemli unsurlardan biridir. Bireylerarası iletişimde aldığımız yansıma genelde anında olur. Karşımızdaki bireyin gülümsemesi ya da suratını asması ve bizi sözleriyle onaylaması ya da onaylamaması anında olur. Kitle iletişiminde ise yansıma genellikle gecikmeli olarak gerçekleşir.

Gürültü

İletişim kuramının daha yeni geliştirilmeye başlandığı yıllarda iletişimde gürültü kavramı telefon ile konuşanların kablo sisteminden dolayı (elektrik tesisatındaki sorunlar) birbirlerini tam anlamı duyamamalarından ortaya çıkan sorun olarak tanımlanmaktaydı. Diğer bir deyişle, gürültü iletişim kanalındaki yaşanan herhangi bir sorunun alıcı ve kaynak arasındaki iletişimi etkilemesi durumu olarak tanımlanmaktaydı. Ancak, gürültü, gerçek anlamda, iletişim sistemini etkileyen ve iletileri bozan bir durum olarak tanımlanabilir. Fiziksel gürültü ileti ya da sinyalin iletimi sırasında bozulmaya uğraması durumudur. Örneğin, bilgisayarın bir anda durması, konuşma yapan bireyin ağzındaki fiziksel bozulma dolayısıyla peltek konuşması, görüşü engelleyen gözlükler ve güneş gözlükleri vb. Fiziksel olarak iletişimi bozan engeller olarak tanımlanabilir. Fiziksel gürültü, aynı zamanda, yazılı iletilerin de bozulması durumudur. Önyargılar, yanlılık, peşin hükümler, yanlış varsayımlar, kapalı görüşlülük ya da fikirlilik ve benzer zihinsel engeller iletiyi almada ve işlemede sorun çıkaran durumlardır. Açıklanan ve benzeri zihinsel engeller iletişimin tam manası ile yapılmasına engel olur. Bu gibi zihinsel

engellere iletişimde psikolojik gürültü adı verilir. Anlamsal (semantik) gürültü iletişimde kaynak tarafından üretilen iletilerin alıcı tarafından tam olarak anlaşılamaması durumudur. Geniş anlamda, iletişim sürecinde kaynak ve alıcının aynı dili konuşmaması durumu olarak özetlenebilir.

Bilgi Toplumu

Bilgi üretimindeki artış oranı ile yetinmeyen araştırmacılar işgücünün niteliksel olarak da yeni sosyal oluşumlara ve ekonomik-politik yapılara doğru gelişim gösterdiğini söylerler. Pek çok araştırmacı, bu süreç içerisinde –ki daha önce bahsedilen 1960’lı ve 70’li yılların sonları- bilginin değişen rolü ve organizasyonundan söz etmektedirler. Bilgilendirmek ya da bilgilendirme süreci olarak dilimize tercüme edilebilecek “informatisation” terimi bilgi toplumu kuramcıları tarafından, o yıllarda, sosyo- ekonomik yapıdaki değişimleri açıklamak için kullanılmaktaydı. Drucker 1968 yılında yazdığı The Age of Discontinuity (Süreksizlik Çağı) adlı eserinde modern ekonominin temel zenginliğinin yaratıcısı olarak bilgi ekonomisini vurgulamaktaydı. 1970’li yılların sonu ve 1980’li yılların başları itibari ile Bilgi Toplumu terimi Amerika Birleşik Devletleri’nde endüstri, araştırma ve politika üçgeninde konuşulan konular arasına girmiştir.

Daniel Bell’in Bilgi Toplumu Kuramı

1973 senesinde yayımladığı çalışmasında, Prof. Bell Toplumsal Gelecek Üzerine Deneme isimli makalesinde gelecek 30-50 sene içinde kendisinin “the post industrial society” olarak tanımladığı Türkçemize endüstri ötesi toplum olarak çevirebileceğimiz toplumsal gelecek yapılanmasını değerlendirmiştir. Daha sonra, Bell endüstri ötesi toplum terimi yerine bilgi toplumu “information society” terimini kullanmaya başlamıştır. Bell’e göre modern toplum üç parçaya bölünmüştür ve her bir parça farklı ilkelerle yönetilir. Birincisi ekonomik, teknolojik ve mesleki ya da tabakasal sistemleri içeren sosyal yapıdır. Batı toplumlarında görülen bu sosyal yapı kaynakları düşük fiyat, optimizasyon (en uygun duruma getirme) ve maksimizasyon (azami ölçülere çıkarma, genelde üretimdeki kazancı) ilkeleriyle kullanma düşüncesindedir. İkinci parça yönetim biçimidir. Bu yönetim biçimi, bireyin ya da grupların gereksinimlerine göre yönetimin dağılımını ayarlar. Bell’e göre bu yönetim biçimi katılıma odaklıdır ve tabandan (geniş halk kitlelerinden) gelen isteklerle biçimlenir. Üçüncü parça ise kültürdür.

Yeni Medya ve Sanal İletişim

Kısa bir tanımlamayla yeni medya iletilerin sayısallaşması ile ortaya çıkmış bir terimdir denilebilir. Metin, ses, resim, hareketli resim ve hem hareketli resim hem de sesleri sayısal ortamlara aktarmak, işlemek, düzenlemek, depolamak ve yeniden üretmek için kullanılan araçlar bilgisayarlardır ancak yeni medya kavramı iletilerin bilgisayarla sayısallaştırılmasından çok daha ileride ve çok daha geniş bir kavramdır. Bilgi toplumunun özelliklerine baktığımızda bilgisayarlaşma ve iletişimin, ticaretin,


üretimin ve hizmetlerin bilgisayar desteği ya da tamamen bilgisayarlarla yapıldığını görmekteyiz. Bu nedenle bilgi toplumu yeni medya araçlarını kullanmanın yanı sıra iletişiminin büyük bir bölümünü de yeni medya araçları yardımıyla gerçekleştirmektedir.

Tarihçe

Medyanın kısa tarihçesine göz attığımızda 19 Ağustos 1839’da Paris’te meraklı kalabalığın bakışları arasında Louis Degauerre’un müthiş buluşunu halka tanıttığını gözlemliyoruz. Degauerre’nin buluşuna ilk ticari fotoğraf işleme ünitesi denilebilir. Bulduğu mekanizmaya yine kendi adından esinlenerek Degauerreotype adını vermiştir. Medya tarihindeki turumuza devam ettiğimizde 1890’lı yıllarda hareketsiz görüntülerin yanına hareketli görüntülerin de eklendiğini görmekteyiz. 1893 yılında ilk film stüdyosu olan Edison’u medya tarihinin kilometre taşları arasında gözlemliyoruz. Bundan iki sene sonra Lumiere kardeşler yeni icatları olan sinematografi kamerasını tanıtmışlardır. Tarih turumuzda 1609 yılında ilk gazetenin yayınlamasına şahit oluyoruz. İlk ses kaydı ise 1877 yılında yapılmıştır. Ses kayıtlarını büyük kitlelere taşımak için de 17 yıl beklenmişti. Tahmin edeceğiniz gibi ses kayıtlarını taşıyan plaklar 1894 yılında üretilmeye başlanmıştır.

Yeni Medyanın Tanımı

McQuail’e göre yeni medya geleneksel, diğer bir deyişle var olan medyanın yerini almaktan çok ona yapılan bazı ilaveler olarak tanımlamaktadır. İlave edilenleri ise sayısal (dijital) ve kümelenme olarak açıklamaktadır. Burada sözü edilen sayısallık bilgisayarın verileri “0” ve “1” lerden oluşan sayı formlarına çevirerek işlemesi durumudur. Yeni medya araçları ile yapılan iletişime de sanal iletişim adını vermekteyiz.

Yeni Medya Araçları

Yeni medya iletişim ortam ve araçlarını akıllı taşınabilir ortamlar, internet, internet uygulamaları, ara yüzleri ve sayısal görsel oyunlar olarak sıralayabiliriz.

Akıllı Taşınabilir Ortamlar

Akıllı taşınabilir ortamlar iletişim uygulamalarında gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Alanyazında mobil iletişim (seyyar iletişim) olarak da adlandırılan yöntem akıllı taşınabilir araçlar yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Mobil iletişimde iletiler PDA’ler, cep telefonları ya da tablet bilgisayarlar ile taşınabilir.

Türkçe olarak kişisel sayısal yardımcı adı verilen ve İngilizce kısaltması PDA olan bu teknolojik ürün bilgisayar, cep telefonu, sayısal müzik çalar ve kameradan oluşan taşınabilir bir ortamdır. Akıllı taşınabilir teknolojilerin belki de en bilineni GSM ya da cep telefonlarıdır. Global System for Mobile Communications ya da kısaca GSM olarak isimlendirilen teknoloji Türkçe olarak Mobil İletişim için Küresel Sistem olarak tercüme edilebilir. Sistem adından da anlaşılacağı gibi bir cep telefonu iletişim protokolüdür. Çeşitli ekran boyutlarında

ancak taşımaya olanak veren, günümüzde oldukça hafif ve hızlı modelleri bulunan, bilgisayar gibi değişik işletim sistemleriyle çalışabilen, kalemle ya da dokunmatik olarak çalışabilen ekran özelliklerine sahip, kolayca her yere taşınabilen, el yazısını metne çevirebilen ve hemen hemen kişisel bilgisayarların yaptığı her işlemi yapabilen bir teknolojik ortamdır.

İnternet ve Sayısal Ağlar

Çağdaş toplum çeşitli niteleme ve adlandırmalarla anılmaktadır. Bu nitelendirmeler arasında bilgi toplumu, teknoloji toplumu, iletişim toplumu ve ağ toplumu gibi kavramlar sayılabilir (Şimşek, 2011). Bu kavramların bize anlatmaya çalıştığı en önemli değer ise günümüz insanının iletişimi ve özellikle uzak mesafelerle iletişimi yoğun bir şekilde kullanmasıdır. Uzak mesafelerle iletişim de teknolojik araçların yardımıyla gerçekleşmektedir. Teknolojik araçları birbirine bağlamak ve aralarında iletişim kurmak için de çeşitli ağlar bize yardımcı olmaktadır. Kısaca Web (ağ) adı verilen World Wide Web (www) dünya üzerindeki en önemli sayısal ağdır. Web teknolojisi kullanıcılarına bir adres üzerinde sisteme bağlanma olanağı sunar ve “www” ile başlayan adreslerdeki sayfaların görüntülenmesini sağlayan bir hizmeti ifade eder.

İkinci Kuşak Web Hizmetleri

Günümüzde yaygın bir biçimde ikinci kuşak web hizmetleri kullanılmaktadır. Blog, Türkçede internet günlüğü olarak adlandırılan (Web Log) teriminin kısaltmasıdır. RSS, İngilizce Really Simple Syndication kelimelerinin kısaltmasıdır. Web kullanıcılarının içerikte yapılan değişikleri otomatik olarak almalarını sağlayan bir tür güncelleme sistemidir. Wiki Türkçe “çabuk” kelimesinin Hawicesidir. Kullanıcıların web içeriği oluşturmalarına ve düzenlemelerine olanak veren bir tür yazılımdır. Sosyal Ağlar, bireyleri internet sistemi üzerinden birbiriyle buluşturan ve metin, ses ve video paylaşarak eşzamanlı ve eşzamansız sosyalleşmelerini sağlayan bir tür yazılımdır.

Sayısal Görsel Oyunlar

Geleneksel kültürlerde oyunlar bir iletişim aracı olarak da kullanılmaktaydı. Çocuklar diğer arkadaşlarıyla iletişimi ve sosyalleşmeyi oyunlarla sağlamaktaydı. Yeni medya oyun kültürüne de çok değişik boyutlar getirmiştir. Yeni medya araçlarıyla oynanan oyunlar hem bireysel hem de bireylerarası olabilmektedir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında