Söz konusu hareketlerden birincisi bir önceki ünitede de tartışılan, Buddha’nın yaşlı bir çağdaşı olan Mahavira tarafından kurulan Cayinizm; ikincisi ve birincisinden daha da önemli olarak ele alınanı ise Budizm’dir.
Yaşayan Dünya Dinleri — Ünite 3 Soru-Cevap
Yaşayan Dünya Dinleri (ILH2009) soru-cevapları.
MÖ altıncı yüzyılda Brahmanların hâkim olduğu, kurbanın kurtuluşa götüren yegâne yol olarak kabul edildiği ve acımasız bir kast sisteminin bulunduğu bir dönemde alternatif kurtuluş yolları bulmak maksadıyla ortaya çıkan birçok hareketten bugün varlığını devam ettiren en önemli iki tanesi hangileridir?
Yaygınlık bağlamında Cayinizm ve Budizm'i karşılaştırınız.
Doğduğu yerin dışına çıkmayan Cayinizm'den farklı olarak Budizm, kurucusunun vefatından sonra Hindistan’ın doğusunda, kuzeyinde ve güneyinde kalan ülkelere yayılmış ve yerel kültlerin katkısıyla farklı nitelikler kazanarak bulunduğu ülkelerin ya hâkim dini ya da önemli dinlerinden biri hâline gelmiştir.
Budizm tarihçesinde Siddharta'nın rolü nedir?
Bir din olarak Budizm’in tarihi, Goutoma Siddhartha’ya kadar geri gider. Siddhartha 35 yaşında Bodhi ağacının altında, dört soylu gerçeği keşfeder. O artık aydınlanmış, uyanmış bir kimsedir (Buddha). Bu hâlde dört hafta kalan ve bulduğu gerçeğin, anlaşılmasının zorluğundan dolayı insanlara anlatılıp anlatılmaması hususundaki tereddüdünü, Tanrı Brahman’nın müdahalesi ve kurtulacak olan insanların sayısının çokluğu ortadan kaldırır. Daha önce çile hayatını bıraktığı için kendisini terk eden beş müridini Varanasi/Benares’deki geyik parkında bulur ve onlara dört soylu gerçek ve çilecilikle dünyevi zevkler arasındaki orta yoldan bahseder. “Dharma/yasanın çarkını döndürmek” olarak bilinen bu ilk vaaz aynı zamanda, bugün Batı literatüründe Budizm, kendileri tarafından ise Buddhasasana (Buddha talebeliği) olarak adlandırılan dinin tarihinin de başlangıcını oluşturur. Bu beş kişi, onun öğretisini kabul ederek arhat (aziz) hâline gelirler ve daha sonra sangha adını alacak olan Budist cemaatin ilk çekirdeğini oluştururlar. Bir süre sonra Benaresli bir sarrafın oğlu ve ailesi de cemaate girer. Kısa zamanda cemaatin sayısı altmışa yükselir. Uruvila’daki gösterdiği birçok mucize sayesinde Agni tapınıcısı olan Brahmanlara ve Kasyapa kardeşlere öğretisini kabul ettirmeyi başarır. Kasyapa’nın bin kadar müridini de öğretisine dâhil eder. Bu andan itibaren yeni öğretiyi kabul edenlerin sayısı hızla artar. Kırk beş yıllık faaliyeti boyunca krallar da dâhil birçok mürit edinen Buddha, Kuşinagara’da seksen yaşında vefat ettiğinde (parinirvana=nirvanaya girme/ölme) cenazesinde binlerle ifade edilen bir cemaat toplanır.
Budizm tarihinde birinci ve ikinci konsil neyi ifade etmektedir?
Buddha’nın vefatından sonraki yaz, Kral Ajataştru’nun desteğiyle, öğretisini emanet ettiği Maha-Kaşyapa’nın gözetimi altında Rajagrah’da bir mağarada bir toplantı yapıldı. Budizm tarihinde birinci konsil olarak kabul edilen bu toplantıda keşişler, doktrini (dharma) ve disiplini (vinaya), onların nakli ve haklarındaki başka birçok tartışmayı hallettikten sonra derlediler.
Buddha’nın nirvanaya ulaşmasından yüzyıl sonra sangha arasında, özellikle manastır kurallarının yorumu ve Buddha’nın manevi statüsü hakkındaki olmak üzere birtakım kanaat farklılıkları ortaya çıktı. Kral Kalasoka’nin hâkimiyeti sırasında Vesali’de ikinci konsil gerçekleştirildi. Keşişlerin en yaşlısı olan Sabbakami’nin başkanlık ettiği bu konsilde, ayrılıklar giderilerek vinaya ve dhammanın sahihliği onaylandı. Bu konsilde üzerinde uzlaşılan vinaya ve dhamma Budizm’deki bütün okullardaki öğretinin temeli kabul edildi.
Kral Aşoka’nın Budizm tarihçesindeki rolü nedir?
Hem kendisi hem de bazı şakirtlerinin birkaç komşu ülkeyi ziyaret ettiklerine dair bilgiler olsa da, Buddha’nın faaliyet sahası hayatı boyunca kuzey Hindistan ve Hindistan’ın güneyindeki birkaç küçük toplumla sınırlı kaldı. Sonraki iki yüzyıl boyunca Hindistan’ın başka bölgelerine yayılmış olsa da, Kral Aşoka’nın onu din olarak kabul etmesine kadar (MÖ 3. yüzyılın ortası), Budizm’in gerçek bir yayılım gerçekleştirdiği söylenemez. Kalinga’yı işgalinin hayatı için dönüm noktası olduğu Maurya Hanedanlığının kralı Aşoka (MÖ 304-232), burada sebep olduğu ölümlerden dolayı büyük bir pişmanlık duydu. Halkı dindarların kurallarını yerine getirmeye teşvik etmek için gerektiğini düşündüğü birtakım adımlar attı ve onlara rehberlik yapsın diye kayalara oyulmuş fermanlar yayımladı. Aşoka’nın Budizm’e büyük faydaları dokunmuş olduğu ve seksen dört bin stupa inşa ettiği söylenir.
Güney, Kuzey ve Doğu Budizm’iyle hangi ülkelerdeki yayılma kastedilmektedir?
Güney Budizm’iyle güney Asya ülkelerinden Sri Lanka, Seylan, Burma, Kamboçya, Endonezya, Laos, Tayland ve Vietnam gibi ülkelerdeki Budizm kastedilir. Kuzey Budizm’i, Tibet, Moğolistan ve merkezi Asya’daki Budizm’i içerir. Doğu Budizm’i kategorisi içinde Çin, Kore ve Japonya’daki Budizm yer alır.
Budist kutsal metinleri nelerdir?
Budist kutsal metinleri üç kategoriye ayrılır: Birincisi, içeriklerinin genel olarak Buddha’nın ağzından geldiği kabul edilen Pali dilindeki Tipitakada (Sanskritçe=tripitaka) korunmuş olan erken dönem kanonik metinlerdir. İkincisi kronolojik olarak kanonik metinleri takip etseler de, onların tespit edildiği zaman bu grup içine girme imkânı bulamayan, fakat kanonik olanlara benzeyen metinlerdir. Üçüncü kategoride yer alanlar ise birçok sahte kononik ya da kanonik olmayan metinlerdir. Bunlar tarihçi bakış açısından Mâhâyana’nın sutraları, Vajrayana’nın tantraları (bu metinler iki grup tarafından Buddha’ya atfedilir) ve kononik metinler etrafında oluşan geniş yorum edebiyatını oluştururlar.
Bir kimseyi Budist yapan esaslar nelerdir?
Klostermaier genel anlamda Budist olunamayacağını, ancak tarihî gelişimi sırasında gördüğümüz ve mezhepler kısmında da ele alınan şekillerden birini seçmenin mümkün olduğunu (Klostermeier,1999, 3) belirtse de ayrıntılardaki farklılıklara rağmen, üzerinde uzlaşı olan esaslar hepsinde ortaktır: Triratna (üç mücevher). Budistlerin her eyleme kendileriyle başladıkları üç mücevher, “Buddha’ya (aydınlanmış olana) sığınırım, Dharma’ya (öğretiye) sığınırım ve Sangha’ya (cemaate) sığınırım” şeklinde dile getirilen, Buddha, dharma ve sanghadan oluşur. Bunlar aynı zamanda bir kimseyi Budist yapan esaslardır ve bu yüzden de Budist âmentüsü olarak kabul etmek mümkündür.
Mahayana’ya göre Buddha hangi beden / görünüşlere sahiptir?
Mahayana Budizm’i Buddha’yı aşkın bir varlığa dönüştürmüş ve onun her yerde hazır olduğunu ve aydınlanma yolunda insanlara yardım için bu dünyada Buddha olarak doğmuş olduğuna inanır. Gautama Buddha bu aşkın Buddha’nın tezahürü olarak kabul edilir. Mahayana’ya göre Buddha üç bedene/görünüşe sahiptir. Nirmankaya, evrensel aşkın buddha’nın dünyevi tezahürü olan beden; Sambhogakaya, Buddha’nın semavi bedenidir. Buddha bu bedeni, boddhisattvaları öğretmek için giyinir; Dharmakaya, Buddha’nın şekilsiz, tanımlanamaz hakiki bedenidir. Mahayana Budizm’inde mutlak hakikat düzeyinde yalnızca bu bedeni gerçektir. Diğerleri onun şekil aldığı, Dharmakayaya gönderme yapan geçici yollardır.
Karma nedir?
Karma, bütün Hint kökenli dinlerde kabul edilen ortak inançlardan biridir. “Fiil, eylem” anlamına gelen karma, aynı zamanda eylemin sonucu için de kullanılır. Ahlaki bir yasa olarak faaliyet gösteren karmaya gelince, insanların bu dünyada iradi olarak yaptıkları her şeyin karşılığını bu dünyaya bir sonraki gelişlerinde görecekleri, anlayışıdır. Şimdi bir insan bu dünyada belli bir fiziki yapıda, belli bir sosyal statüde bulunuyorsa, bu onun daha önceki hayatında ya da hayatlarında yaptıkları eylemlerin bir sonucudur. İnsanın mevcut hâlini belirleyen, herhangi bir varlık aşkın ya da içkin değil, bizatihi kendisidir. İyi davranışlar iyi karmaların, kötü davranışları ise kötü karmaların birikmesine ve sonraki hayatta kendilerine uygun sonuçların ortaya çıkmasına yol açarlar. Bu yüzden de, bir sonraki hayatında daha iyi bir hâle gelmek istiyorsa ona göre bir hayat yaşamak zorundadır.
Budist dünya görüşünün ve düşüncesinin de temelini oluşturan "varlığın üç özelliği" nelerdir?
Budist dharmanın ikinci önemli yönünü varlığın üç özelliği oluşturur. Bunlar aynı zamanda, Budist dünya görüşünün ve düşüncesinin de temelini oluşturan şeylerdir.
1. Geçicilik (anicca). 2. Acı (dukkha). 3. Ruhun Yokluğu (anatman).
Nirvana nedir?
Budizm’in nihai hedefi olan kurtuluşu ifade etmek için kullanılan nirvana (Palice=nibbana), ateşin sönmesi için kullanılan bir kelime olup “sönme, “sakinleşme” anlamına gelir. Cehaletin ortadan kalkması durumudur. Bu Budistlerin ulaşmak istedikleri nihai hâldir. Ancak burada kendisinden ulaşılmak istenen bir durum olduğundan söz edilmesi, onun bir yer olduğu anlamına alınmamalıdır. Çünkü nirvana bir yer değildir. O, bir hâldir; mutluluk hâli, duyuların faaliyet göstermediği bir mutluluk hâlidir. Ancak bu hâl tanımlamaz, kelimelerle ifade edilemezdir. Bu yüzden de, nirvana olumlu sıfatlarla tanımlanmış olsa da, daha çok olumsuz sıfatlarla, ne olmadığı anlatılmaya çalışılır.
Budizm'de meditasyon ne anlama gelmektedir?
Budist ibadeti dışsal ibadet ve içsel ibadet olarak ikiye ayrılır. İçsel ibadet, Budizm’i meydana getiren temel unsurlardan ve aydınlanmaya götüren yoldaki temel uygulamalardan biri olarak kabul edilen, Buddha tarafından uygulanmış olan meditasyondur. Meditasyon zihnin şeklî olarak eğitilmesini, konsantrasyonu ve derin anlayışı içerir. Genel olarak kişisel bir rehberliğe ihtiyaç olduğu kabul edilen meditasyonun hedefi, zihni arındırmak ve hakikatin ya da nirvananın gerçekleştirilmesine götüren farkındalığı, enerjiyi ve huzuru geliştirmektir.
Budizm’deki meditasyon türleri nelerdir?
Budizm’de iki türlü meditasyon vardır. Birincisi, zihnin dingin, sakin ve yoğunlaşmış hâle gelecek şekilde, her şeyi dışlayarak belli bir nesne üzerinde zihni yoğunlaştırma olan, samhatadır. Bu nesneler ateş, ölü bedenler, Buddha vs. olabilir. Bununla bilinç yükselir ve meditasyon yapan daha yüksek mistik durumları gerçekleştirir. Bu tür meditasyon, nirvanayı anlamaya götürmez. Buddha tarafından keşfedilen ikinci tür meditasyon ise, eşyanın ve nirvananın doğası hakkında bir anlayış sağlayan vipassanadır. Bu meditasyon tipi, düşünceli olmayı, gözlemi, dikkati ve analitik idrakin artışını içerir. Meditasyon yapan, düşünmeyle anlaşılamayacak türden çeşitli tecrübeler yaşar. Budizm’e has esas meditasyon türü, vipassna olarak adlandırılan bu meditasyondur (Harvey, 2001,144;
Goonewardene, 1996, 178).
Budizm'in diğer dinlere bakış açısı nasıldır?
Her ne kadar Buddha’nın başka din mensuplarının da kendi dinleri içinde kalarak kurtuluşa erebilecekleri sonucunun çıkarılabileceği sözleri bulunsa da; insanların kurtuluşa ermek için eski bağlarını koparmalarını istemesi, kendi yolunu/dinini doğru diğerlerini yanlış olarak değerlendirmesi ve aydınlanmaya götüren tek yolun kendisininkinin olduğunu ısrarla vurgulaması göz önünde bulundurulduğunda, kendi yolu/dini dışında kalanların kurtuluşa ulaşacağını kabul etmediği sonucuna ulaşılabilir. Yalnızca kendisinin bulduğu sekiz katlı yolu takip edenlerin yani, Budist cemaatin/sanghanın kurtuluşu gerçekleştirebileceklerine inanır. Fakat bu cemaat içinde de, herkesin eşit derecede bu kurtuluş durumuna ulaşacağı anlamına gelmez. Kurtuluş dereceleri olan dört arhatlığın en yüksek derecesine ulaşmak mutlak anlamda kurtuluşu gerçekleştirmez. Bu duruma en yakın olanlar, laik inananlar değil fakat her türlü meşgaleden uzakta münzevi bir hayat yaşayarak bütün zamanlarını söz konusu duruma ulaşmak için harcayan, dilencilik yaparak hayatlarını idame ettiren keşişler cemaatidir.
Sihizm nedir?
Sihlerin mensup oldukları dinî gurubu ifade eden, Sanskritçe, “talebe, öğrenci” anlamına gelen şisya ya da “öğreti” anlamına gelen şikşadan türeyen Sihizm, on beşinci yüzyılda güney Asya’nın Pencap bölgesinde ortaya çıkan ve dünyanın farklı yerlerindeki bağlılarıyla dünyanın ana dinlerinden birini oluşturan bir inanç sistemidir.
Sih cemaatinin (Sikh Panth) gelişiminde ikinci guru olan Angad'ın rolü nedir?
Sih cemaatinin (Sikh Panth) gelişiminde kitabınızda zikredilen gurulardan bazıları önemli bir işlev görmüşlerdir. İkinci guru olan Angad, cemaatin varlığının devamını sağlamak için, Guru Nanak’ın ilahilerini, bir metin hâline getirdi. Bu metin kendisinden sonraki gurular tarafından da geliştirildi. Ayrıca, dağınık şekilde bulunan sihlerin örnek alacakları bir hayat tarzı, ibadetlerinde kullanacakları malzeme sağlayan, Guru Nanak’ın doğum hikâyelerinden oluşan Janam Sakhinin derlenmesini teşvik etti.
Guru Grant Sahib nedir? İçeriğinden söz ediniz.
Sihlerin kutsal metinleri, Guru Grant Sahib olarak bilinen kitaptır. Guruların öğretileri yüzyıl kadar şifahi olarak dolaştıktan sonra dördüncü Guru olan Arjan tarafından 1604 yılında bir araya getirildi. Guru Gobind Singh’in guruluk makamına Adi Granth’ı atamasından sonra kitap Guru Granth Sahib olarak adlandırıldı ve bugün bu şekilde isimlendirilmektedir. Kitaba verilen ismin anlamı (Granth=derleme, Sahib=efendi, üstat) ona yönelik sih saygı ve hürmetinin bir ifadesidir. Kitap, ibadetle ilgili ilahileri içerir, hiçbir anlatı malzemesine yer vermez. Guruların yanı sıra Sih olmayan ortaçağ Hindu ve Müslüman azizlerinin (Namdev Ravidas; Kebir, Şeyh Ferid) kutsallaştırılmış olan seçkilerini de içerir. Farklı din ve inançtan insanların metinlerinin kitaba dâhil edilmesinin, hakikatin herhangi bir dinin tekelinde olmadığı, farklı yollarla ve Tanrı inayetiyle onu seven herkes için ulaşılabilirliğini ifade eden sembolik bir anlamı da vardır. Metnin ana dilinin Pencapca olmasına rağmen içinde Farsça, Sanskritçe yazılmış olan metinlerin bulunması da bunu destekler mahiyettedir.
Genel hatlarıyla Sih ibadetleri nelerdir?
Sih ibadetinin merkezini Guru Granth Sahib oluşturur. Sih ibadeti onun huzurunda yapılır. İbadet, ilahilerin toplu olarak söylenmesi ve kutsal kabul edilen kitapların okunması yorumlanmasından ibarettir. İlahilerin söylenmesi müzisyenler tarafından icra edilirken, kutsal metin okuma ve yorumu ise cemaat üyeleri tarafından yapılır.
Sihizm'in diğer dinlere bakışları nasıldır?
Müslüman sufi Kebir geleneğinden gelen bir kökene sahip olan Sihizm, tek bir hakikat olmakla birlikte insanların ona farklı yollarla ulaşabileceğini; dolayısıyla da Sih olmayanların da kurtuluşa ulaşacağını kabul ederler. Kutsal kitapları Guru Granth Sahib’de Guru Nanak dışındaki kişilerin metinlerinin bulunması da bunun bir işareti olarak kabul edilir.
Sih mezhepleri nelerdir?
Modern dönemlere kadar iki önemli sih grubu vardı. Kesadhariler ve Sahajdhariler olan bu iki grubun ortaya çıkışı Guru Gobind Singh tarafından khalsanın kuruluşuna kadar geri gider. Bu gruplardan birincisi geçiş törenine tabii olarak khalsaya giren ve dolayısıyla yukarıda zikredilen beş ayırt edici işaretini taşıyanlardır. İkinciler ise, her yönüyle sih inancına sahip ve sih toplumunun bir parçası olarak kabul edilen ancak khalsaya girmemiş dolayısıyla söz konusu beş ayırt edici işareti taşımayanlardır. Bunlar, henüz tam sih olmamış ancak ileride olacak kişiler olarak görülürler.
Modern dönemde ise, hem Arya Samaj’ın hem Hıristiyan misyonerlerin Sihlerden tabiiler kazanma faaliyetleri hem de Sihizm ahlakını düzeltmeye yönelik çabaların bir sonucu olarak reform hareketleri ortaya çıkmıştır. Bunlar kendilerini Sing Sabha gibi organizasyonlarla ifade etmişlerdir. Kahlsa tarafından kurulan okullarda eğitimi teşvik etmek amacıyla çaba göstermişlerdir.