Hindular kendi dinlerini ifade etmek için sanatana dharma ismini kullanırlar. “Sonsuz/ ezelî dharma/yasa” anlamına gelen bu kelimeyle belli bir kurucuyla ilişkendirilen dünyanın diğer büyük dinlerinin aksine, onun bir başlangıcının olmadığını ifade etmek isterler.
Yaşayan Dünya Dinleri — Ünite 2 Soru-Cevap
Yaşayan Dünya Dinleri (ILH2009) soru-cevapları.
Sanatana dharma nedir?
Bugün dünyada varlığını devam ettiren en eski din hangisidir?
Bugün dünyada varlığını devam ettiren en eski din, Hinduzimdir. Bu din, aynı zamanda Hindistan nüfusunun yaklaşık yüzde 80’inin tabi olduğu; Batı ülkeleri de dâhil olmak üzere Hindistan dışında da 45 milyondan fazla mensubu bulunan bir din olarak bilinmektedir.
Hinduizm'i devlet dini ilan eden ülke hangisidir?
Hinduizm’i devlet dini ilan eden tek ülke Nepal’dir. Hindistan dışındaki 45 milyon bağlıdan 18 milyonu, Nepal’de yaşamaktadır.
Hinduizm'in bir din olarak adlandırılmasının güç olmasının nedeni nedir?
Hinduizm birçok bakımdan dinler tarihinde benzeri olmayan bir fenomen olarak görünür. Kelimenin kabul edilmiş anlamında onu bir din olarak adlandırmak güçtür. Çünkü Tanrı inancını kendisi için merkezî olarak kabul etmediği gibi tanrının doğası hakkında fikir yürüten sistematik bir teolojiye de sahip değildir. Hintliler tek bir tanrıya inandıklarını düşünürken bile, çoğunlukla birçok tanrıya tapıyormuş gibi görünürler.
Hinduizm’i diğer geleneklerden ayıran ölçütler nelerdir?
Hinduizm’i diğer geleneklerden ayıran birtakım ölçütler tespit etmeye yönelik teşebbüsler olmuştur. Tartışılacak yönleri olmakla birlikte, tespit edilen bu ölçütler arasında şunlar yer almaktadır. Hinduizm, Vedaların mutlak otorite olduğunu kabul ederler. Hinduizm’in bir din olarak varlığını sürdürmesini isteyen modern Hindu düşünürler, gerçek bir lanet olduğunu düşündükleri kast sisteminin ve yerine getirilmesi gereken onunla ilgili kuralların kaldırılması gerektiğini açıkça savunurlar. Yüzeysel bir özellik olsa da, ineğin ve Brahmanların kutsallığının kabul edilmesi de bu ölçütlerden biridir. Atman, karma, samsara ve mokşa ile ilgili inançlar da, Hinduizm söz konusu olduğunda ne evrensel ne de esas inançlar olmasa da, Hint dinî-felsefi okulların hepsi tarafından gerçek olarak kabul edilirler.
Veda dininin özellikleri nedir?
Veda dini, fetih, yerleşme ve asimilasyon yoluyla söz konusu yüzyıllar boyunca kuzey Hindistan’a yayılan, ana mekânları Belh civarı olan ilk Aryanlar tarafından ortaya konuldu. Bunlar İran, Afganistan ve daha sonra Hindistan’a doğru hareket eden Hint Avrupalıların bir koluydu. Veda dini tarihsel Hinduizm için bir ara dönemdir ve onun oluşumunda genellikle kabul edildiği gibi, önemli ve hayati bir rol oynamamıştır. Aksine, bu din tarafından tehlikeye düşürülen hususi dinî felsefi şartlara karşı bir tepki olarak tarihsel Hinduizm ortaya çıkmıştır. Ancak Hinduizm, sırtını Veda inançlarına ve uygulamalarına dönmemiş, fiilen Vedaya mensubiyetini itiraf da etmiştir. Veda döneminin genel olarak MÖ 2000’den 500’e kadar devam ettiği kabul edilir. Vedalar; samhitalar, brahmanalar ve upanişadlardan oluşur.
Samhitaların en eskisi olan Rig-vedanın ritleri nelerdir?
Samhitaların en eskisi olan Rig-veda, resmî dinî ritlerde kullanılan ve farklı tanrılara ya da ilahi güçlere (asura) hitap eden ilahileri içerir. Bu ritler, ateş kurbanları ve Soma bitkisi etrafında merkezîleşen ritlerdir. Törenler karmaşık olduğundan metinleri kullanacak din adamlarını gerektirmekteydi. Bu resmî dinin yanı sıra, hane sahibi tarafından icra edilecek ritleri gerektiren ev kültleri de vardı.
Vedalar dininin son safhasında ne vardır?
Vedalar dininin son safhası, Vedaların son bölümlerini oluşturan Upanişadlarda bulunur. Burada vurgu, ritüelden Bir olan ile kişisel ve mistik tecrübeye doğru kayar. Her şey teke indirildiğinde insan ruhu atman, Bir’i yani Brahmanı bizatihi tecrübe edebilir. Samsara, her bireyin brahmanla birleşmeyi gerçekleştireceği kurtuluşa (mokşa) kadar maruz kalacağı sonsuz döngüdür. Bu sonsuz döngünün şartlarını ise, insanların daha önceki hayatı boyunca, belli bir hedefe yönelik olarak yapılan davranışlar (karma) belirlemektedir. İlahilerin çoğunun konusunu bu genedoğum-ölüm çemberinden nasıl kurtulunacağı oluşturur.
Klasik Hinduizm döneminin temel özellikleri nelerdir?
MÖ 500’den MS 500’e kadarki on yüzyıllık dönem klasik Hinduizm dönemidir. Hinducu sentez olarak da adlandırılan bu dönem, bugün hâlâ geçerliliğini muhafaza eden temel kavramların yerleştiği bir dönemdir. Altı darşana (altı görüş) ya da felsefi ekollerin, kast (varna) düşüncesinin, her bir Hindunun hayatının altı safhaya ayrılması (aşrama), kutsal metinler arasında şruti (vahiy) ve smrti (gelenek) şeklindeki ayrımların ortaya çıktığı dönemdir.
Hinduizmin orta çağ safhasında ne tür olaylar yaşanmıştır?
Hinduizm’in bir sonraki safhası, altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar devam eden ortaçağ safhasıdır. Bu dönem, kökenlerine dair herhangi bir teorinin bulunmadığı ancak Varna hiyerarşi modelinden öz bakımından ayrı kastlardaki (jatis) bir artışa şahit oldu. Kast sistemi çoğu kişi tarafından ciddi şekillerde eleştirilmiş olsa da, siyasi karmaşa anlarında toplumsal istikrarı sağlama ve zengin kültürü devam ettirme ve Hindulara bir kimlik sağlama hususundan önemli bir hizmet görmüştür.
Hinduizm kaç safhaya ayrılır?
Hinduizm’i beş safhaya ayırmak mümkündür: Birinci safhayı Hinduizm’in köklerinin bulunduğu İndus Vadisi medeniyeti dönemi; ikinciyi Brahmanızm olarak da adlandırılan Veda Dini Dönemi; klasik Hinduizm, Ortaçağ Hinduizm ve Yeni Hinduizm.
Hinduizm’in en temel özelliği nedir?
Hinduizm’in en temel özelliği kendisinin herhangi bireysel bir kurucuya dayandırılmamış olmasıdır. Onun kurucusunun bu bilinmezliğinin bir ifadesi olaraki, bir anlamda “ezelî hikmet” olarak da çevrilebilecek olan sanatana dharma kelimesini kullanırlar. Ancak asıl ifadesini Vedalar’da bulduğundan ve Hindular ortodoksluğu Vedaların kabul edilmesiyle eş anlamlı olarak kabul ettiklerinden, Vedaların kendilerine atfedildikleri kişileri bu dinin kurucuları olarak kabul etmek mümkündür.
Rşi nedir?
Hinduizm’in en temel özelliği kendisinin herhangi bireysel bir kurucuya dayandırılmamış olmasıdır. Onun kurucusunun bu bilinmezliğinin bir ifadesi olarak "ezelî hikmet” olarak da çevrilebilecek olan sanatana dharma kelimesini kullanırlar. Ancak asıl ifadesini Vedalar’da bulduğundan ve Hindular ortodoksluğu Vedaların kabul edilmesiyle eş anlamlı olarak kabul ettiklerinden, Vedaların kendilerine atfedildikleri kişileri bu dinin kurucuları olarak kabul etmek mümkündür. Bu ezelî hakikatler ya da yasalar ve bu hakikatleri ya da yasaları gerçekleştirme yolları, söz konusu hakikatleri içeren kutsal ilahileri ya da ifadeleri “gördükleri” söylenen bir grup “rşi=gören, hâkim kimse” vasıtasıyla ifşa edilmişlerdir.
Tapas nedir?
Muni ya da rşinin hakikati görme sürecinin safhaları olan “sessizlik, derin düşünme ve vizyon” tapas olarak isimlendirilir. Tapas, yeteneklerin içe dönüşüne ve tefekküre dalmaya işaret eder.
Hindu kutsal metinleri kaç gruba ayrılır?
Hindu kutsal metinleri iki gruba ayrılır: Şruti ve Smriti. “İşitilen, görülen” anlamına gelen şruti kategorisi içinde Vedalar; smriti kategorisinde ise Puranalar, Ramayana, Mahabharata ve Dharma-şastralar yer alır.
Vedaların anlamı nedir?
Vedalar, insanlık tarihinin günümüze kadar gelen en eski metinleri olarak kabul edilirler. Sanskritçe “bilmek” anlamına gelen “vid” kökünden gelen veda “bilgi” anlamına gelmektedir.
Vedaların dört derlemesi nedir?
Vedaların en eski parçasını dört derleme (samhita) oluşturur: Rig-veda, Sama-veda, Yacur-veda ve Atharva-veda. Bunlar uzun bir süre şifahi olarak nakledildikten sonra yazıya geçirilmiş olan metinlerdir. Bu dört metnin her biri yüksek derecede felsefi ve ilahi bilgiyi içermektedir. Her birinin hedefi ise, daimi barış, refah ve ebedî kurtuluştur.
Veda kaç bölümden oluşur?
Her veda üç bölümden oluşur: Brahmanalar, Aranyakalar ve Upanişadlar. Bunlardan Brahmanalar, ayinler ve onların yerine getiriliş tarzıyla ilgili metinlerdir. En önemlileri; Aitareya, Kauşitaki, Caiminiya, Taittiriya ve Satapata Brahmana’dır. Aranyakalar, geleneksel Hindu hayat tarzının üçüncü aşaması olan ormanlarda ikamet/vanaprasthya etme yemini edenlerin çalışmaları/onların okuyacakları eserler olup, kurban törenlerinin anlamını ve yorumunu ele alan metinlerdir. Üçüncüsü ve vedaların sonunda yer alan bu yüzden de vedanta (vedaların sonu) olarak isimlendirilen metinler upanişadlar. “Üstadın dizinin dibine oturmak” anlamına gelen “upanişad” kelimesi, herkesin duymasının uygun olmadığı veda hikmetin, hoca-talebe yakın ilişkisiyle ehil olana aktarılmasını ifade eder.
Smriti nedir?
Smriti, kelime olarak “hatırlanan şey” ya da “hafıza” ve “gelenek” anlamına gelir. Bunlar Hint dinî düşüncesi için ikinci en yüksek otoriteyi temsil ederler. Bu metinler, bir Hindunun gündelik hayatını belirleyen şeyleri içerdiklerinden şrutiden daha önemlidirler. Üç ana gruba ayrılır. Hindin iki önemli destanı olan Ramayana, Mahapharata’nın yer aldığı ithasa, Puranalar ve Dharma-şastralar.
Deva teriminin Hinduizmdeki anlamı nedir?
Sanskirtçe’de tanrı anlamına gelen deva ya da devata kelimeleri bütün yüce güçler ve Hindular tarafından “deva” sıfatıyla onurlandırılan önemli insanlar için serbest bir şekilde kullanılır. Deva, alışılmamış ve sıradan olmayan bir şey ifşa eden, güç ve etki uygulayan, faydalı ya da zararlı olan her şeydir. Vedalar 11 yeryüzüne, 11 göklere ve 11 de ikisi arasındaki havaya ait olan 33 tanrıdan söz eder. Agni (ateş), Sûrya (güneş) ve Uşas (şafak) devalar olarak zikredilir. Vedalar, yaratan ve kurtaran tanrı olarak öteki tanrıların üstüne yüceltilen, Aryan halkının güçlü koruyucusu olan Indra’ya yönelik ilahileri de içerirler ve “Indra tek olduğu hâlde o birçok isimle adlandırılır.” şeklinde bir ifadeye yer verilir. Upanişadlarda devalar arka plana düşerler ve nihai hedef olarak görülene ulaşma hususunda artık önemli olarak görülmezler.
Puranalar dönemi Hinduizm’inde öne çıkan tanrılar hangileridir_
Puranalar dönemi Hinduizm’inde bazı tanrılar, büyük şahsiyetler olarak öne çıkarlar: Brahma, Vişnu ve Şiva (trimurti). Bunların her biri, yaratma, muhafaza etme/koruma ve yok etme güçlerini temsil ederler. Bunlar, yalnızca evrenin varlığının devamı ve kendilerine tapınanların korunması için değil aynı zamanda, kurtuluşu sağlama hususunda büyük öneme sahip işvaralar (Rabbler) olarak da görülürler.
Hinduizm ve onun devamı sayılan Hint kökenli dinler tarafından kabul edilen inançlar nelerdir?
Hinduizm’in diğer inançları olarak kabul edilebilecek inançların/düşüncelerin en önemlileri; kast sistemi, karma, samsara, reenkarnasyon (tenasüh/ruh göçü), mokşa şeklinde sıralanabilir.
Hint toplum yapısının kastları hangileridir?
Ortaçağ toplumları hiyerarşik bir yapı arz etme bakımından özdeş olsalar da, hiçbiri Hindistan’daki kast sistemi kadar kadim ve katı bir yapı arz etmemekteydi. Kast, Portekizce “saf, temiz” anlamına gelen castadan türer. Hint toplum yapısının zamanı bilinmeyen bir andan beri devam eden dört kastı (çatur varna); Vedaların kutsal sözlerinin gözeticileri olan Brahminler, savaşçılar ve yöneticiler olan Kşatriyalar, çiftçiler, zanaatçılar, iş adamları olan Vaişyalar ve Hindu toplumunun temelini oluşturan yoksul işçiler, hizmetçiler ve köleler olan Şudralara ayrılmış yapısını ifade etmek için kullanılır.
Hinduizm’de karma anlayışı ile Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm’daki kader anlayışı arasında nasıl bir fark vardır?
Hinduizm ve soru kökünde belirtilen dinlerde insanın hayatının akışının belli olması bakımından bir ortaklık olmakla birlikte; Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm’da bunu belirleyen bizatihi Tanrı iken; Hinduizm’de insanların bir önceki hayatlarında yaptıkları işleri yani, bizatihi kendisi belirlemektedir.
Reenkarnasyon nedir?
Hindular için ruh ölümsüzdür ve insanların eylemleri sonucu olarak sürekli bu dünyaya gidip gelen ölümsüz olduğu kabul edilen bu ruhtur. Ruhun, bir bedende yaptığı işlerin sonucuna uygun olarak yeni bir bedende dünyaya gelmesine reenkarnasyon, bu sonsuz gidiş-geliş döngüsüne de samsara denir.
Mokşa nedir
Hindular için ruh ölümsüzdür ve insanların eylemleri sonucu olarak sürekli bu dünyaya gidip gelen ölümsüz olduğu kabul edilen bu ruhtur. İnsanların ruhlarının sürekli olarak ölümden sonra yeni bedenlerle bu dünyaya gidip gelmeleri, onlar eylemde bulundukça kaçınılmaz olsa da, söz konusu ölüm ve yeniden doğum zincirinden kurtulmak mümkündür. Hem dinî grupların hem de felsefi grupların hepsinin amacı insanları bu sonsuz ölüm-yeniden doğum zincirinden kurtarmanın yolunu bulmaya çalışmaktır. İnsanların öldükten sonra, ölüm-yeniden doğum döngüsünden kurtulmaları ve bir daha başka bir bedende yeniden bu dünyaya gelmemelerine, mokşa denir
Hindu ibadeti kaça ayrılır?
Hindu ibadetleri hem yapıldıkları zaman, yapıldıkları tanrı hem de yapılış amacı, yapanın mensup olduğu kast ve ibadetin yapıldığı ülkenin farklı bölgeleri bakımından önemli farklılıklar gösterirler. Her Hindu’nun yerine getirmekle yükümlü olduğu; tanrılara, görücülere (rşilere), atalara, küçük hayvanlara ve insanlığa takdime sunmaktan ibaret olan Hindu ibadeti gene olarak; evde yapılanlar, mabette ve hususi vesilelerle yapılanlar olmak üzere ikiye ayrılabilir.
Hinduizme bağlı mezhepler hangileridir?
Günümüz Hinduizm’i içinde de varlığını devam ettiren ancak ortaya çıkışları çok eskilere giden üç ana mezhep vardır. Bunlar: Şivacılık, Vişnuculuk ve Şaktizm.
Yeni Hinduizm anlayışının ortaya çıkmasına yol açan sebepler nelerdir?
Yeni Hinduizm’in ortaya çıkmasına yol açan sebepler, Hıristiyan misyonerlerinin Hindistan’daki faaliyetleri; İngilizlerle birlikte gelen modern eğitim sistemi ve modernizmin yol açtığı etkilerdir.
Mahatma Gandhi'nin dine ilişkin görüşü nedir?
Hindistan’ın modern dönemde yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerden biri olan Mahatma Gandhi, başlangıçta Hinduizm’i en hoşgörülü, bütün dinlerdeki doğruluğu ve hakikati kabul eden bir din olarak görürken yani, Hinduizm’e diğer dinlerden daha üst bir yer verirken daha sonraları, bütün dinlerin eşitliğini öne çıkarmaya çalışır. Bunun sonucu olarak da, “dinlerin aynı ağacın dalları” olduğu benzetmesini kullanmaya başlar. Bununla da, dinlerin köken ve öz itibarıyla aynı olduklarını ifade etmeye çalışır.
Cayinizm nedir?
Bugün Hindistan’da üç milyon kişinin dinî kimliğinin ifadesi için kullanılan Cayinizm, bir cinanın (zafer kazanan)ın takipçilerini ifade etmektedir. Bu kavram, dokuzuncu yüzyıldan sonra bugün bilinen grup için kullanılmaya başlanmıştır.
Cayinizmde cinalar neyi ifade eder?
Cayinizmde cinalar insanları kurtuluşa götüren yolu hazırlayanlar anlamına gelmektedir. Cinalar, tarihin her safhasında var olmuşlardır. Vardhamana bunların yirmi dördüncüsüdür. Her cina, daha öncekiler tarafından tebliği edilen ancak artık unutulmuş olan hakikati keşfeder ve insanlar tebliğ eder. Dolayısıyla hepsinin tebliğ ettiği aynı şeydir; yeni bir şey değildir.
Vardhamana kimdir?
Mahavira/büyük kahraman olarak da adlandırılan Vardhamana, MÖ altıncı yüzyılda kurtuluşu yalnızca kurbanla elde edileceğini kabul eden Vedacı yaklaşıma ve kast sistemine karşı olarak, alternatif kurtuluş yolları arayan ve bulduklarını söyleyen, Buda’nın da içlerinden biri olduğu bağımsız (nigantha) gezici dervişler (şramana) içinde yer alır. Otuz yıllık çilekeşlik ve meditasyon hayatından sonra evrenin doğası hakkında tam bir anlayışa ve dünyevi arzulardan mutlak bir kopuşa ulaşan Mahavira, ulaştığı bu anlayışı başkalarına da öğretmeye başlar. Cayin geleneğin anlatısına göre, yetmiş iki yaşında öldüğünde kadın ve erkeklerden oluşan birkaç yüz bin kişilik bir takipçi grubuna sahipti.
Cayin kutsal metinlerinde hangi dil kullanılmıştır?
Cayin kutsal metinlerinin diline gelince, Mahavira’nın daha fazla insana ulaşmak istemesi yaşadığı bölge olan Madagha’nın diliyle, bölgenin sınırlarında bulunan yerel dillerin karışımı bir dil kullanmasına sebep olmuştur. Bu yüzden onun kullandığı dil yarı Magad-hi anlamında Ardha-Magadhi olarak adlandırılır. Ancak Cayin kutsal metin külliyatının Madaghi’den daha çok Maharaştri’ye yakın olduğundan onu, Cayin-Praktrita’sı olarak adlandırırlar. Cayinler genel olarak kutsal metin dilini Arşa, yani rişilerin dili olarak isimlendirirler ve onu, tanrıların dili ve Sanskritçe ile diğer dillerin kendisinden kaynaklandığı temel dil olarak kabul ederler
Cayin kutsal kitabı kaç bölümden oluşmaktadır?
Farklı isimlerle bilinen Cayin kutsal kitap külliyatı (agama) 3 ana bölümden ve altmış kitaptan oluşur. I. Purvalar, II Angalar ve III Angabahyalar. Bunlar hem Svetambaraların hem de Digambaraların metinlerinin tamamını içerir. Her iki grubun kabul ettiği kutsal metin külliyatı hakkında farklılıklar olsa da, ortak noktalar da vardır. Mesela her ikisi için de temel metinler Angalardır. Svetambaralar Angaların on ikincisine yer verirken, Digambaralar bunun kaybolduğunu kabul ettikleri için Angalar içinde ona yer vermezler.
Cayinist inanç esasları nelerdir?
Cayinistlerin inanç esasları üç tanedir ve “üç mücevher” olarak adlandırılır: Doğru inanç (samyagdarşana), doğru bilgi (saygcnâna) ve doğru davranış (samyakcârita). Bunlardan öncelik doğru inancındır. Çünkü doğru inançtan kaynaklanmayan davranışların fazla bir değeri yoktur. Bu doğru inançtan maksat, Cayin kutsal kitaplarıyla onların içerdikleri öğretiye olan kesin inançtır. Bu inançla manevi gelişmenin önündeki engeller olarak görülen şüpheciliğin ortadan kaldırılması hedeflenir. Doğru bilgi ise, Cayin dini ve felsefi ilkeleri hakkındaki bilgidir. Doğru davranışa gelince bu, insanın öğrendiği ve doğru olduğuna kanaat getirdiği şeyi eyleme dönüştürmesidir. Bu öğretinin en önemli kısmıdır. Çünkü insan ancak doğru eylem sayesinde karmadan kurtulabilir ve hayatın hedefi olan kurtuluşu gerçekleştirebilir.
Cayinist inancına göre manastır hayatına başlayacakların yerine getirilmesi istenen eylemler nelerdir?
Manastır hayatına başlayacak (erkek ya da kadın) herkesten yerine getirilmesi istenen ve “beş büyük yemin/mahabavrata” olarak da adlandırılan eylemler vardır. Bunlar keşiş için: Var olan herhangi bir canlıya zarar vermeme (ahimsa), yalan, uydurma söz söylememe (satya), çalmama (asteya), bekâr bir hayat sürme (brahma-carya) ve dünyayı terk etme (aprigraha). Keşiş olmayan laikler için ise, son ikisinin yerini iffet ve kanaatin alması dışında aynıdır.
Cayinizmin karma anlayışı nedir?
Cayinist hayatın hedefi, karmadan kurtulmaktır. Cayinizm ezelî ve ebedî ve yaratılmamış olduğunu kabul ettiği ruhun bu dünyaya sonsuz defa gidiş gelişine (reenkarnasyon) inanır. Ancak Hinduizm ve Budizm’le ortak olan ve bu gidiş gelişe yol açan karma anlayışı onlardan farklıdır. Cayinizm’de karma, maddi olan ve civa(ruh)ların hepsine nüfuz eden ve onları dünyevi hayata maruz bırakan bir şey olarak kabul edilir. Civa haraket etmeye başladığı andan itibaren ruhla birliktedir. Bu şekilde karmanın civa ile olan birlikteliği onun doğasını lekeler ve civanın asli niteliklerinden yoksun hâle getirir. Bu durum kölelik olarak adlandırılır.
Cayinlerin mabedlerindeki ibadet nesneleri nelerdir?
Cayinlerin mabedlerindeki ibadet nesneleri tirthankaraların heykelleridir. Doğası gereği yaratıcı tanrıyı kabul etmemelerine rağmen hem tirthankaralar hem mükemmelliğe ulaşan ruhlar hem de Hinduizm’den geçmiş olan bazı küçük tanrılar ibadete konu olurlar. Cayin mabetleri başta yirmi dört tirthankara olmak üzere, kurtuluşa erenlerin ve küçük tanrıların heykelleriyle doludur. İbadette heykellerin kullanılması, bunların kurtuluşa ermeye çalışanlara örnek oluşturmaları ve kendilerine ibadet eden kimselerin zihinlerini nirvanaya hazırlama amacına yöneliktir. Mabetlerde bulunan cinaların, çoğunlukla da beyaz kireç taşından yapılmış olan heykelleri, onların arınmış durumunu gösterir ve simetrik ve mükemmel çıplak bedenleri evrenin tepesinde ikamet eden üstün insanın dinginliğini akla getirir.
Cayinizmde mezhepler arasındaki ayrılığın nedenleri nelerdir?
Cayin cemaat içindeki en eski ayrılık Digambara (hava giyinenler ya da çıplaklar) takipçileriyle Svetambara (beyaz giyinenler) bağlıları arasında olmuştur. Birinciler, Mahavira’nın dünyayı tam bir terkin ifadesi olarak elbiselerini çıkarması geleceğini takip ettiklerini düşünürler. Bu ayrılığa daha sonra başka farklı düşünce noktaları da ilave edilince Cayinizm’in iki ana gruba ayrılması kalıcı bir hâle gelir. Digambaralar, normal hayatlarını kesintiye uğratmaksızın hava giyinemeyeceklerini bu yüzden de kadınların kurtuluşu gerçekleştirmeye muktedir olmadıklarını kabul ederler. Kadınlar yalnızca, erkek olarak yeniden bedenlenmeleri durumunda kurtulabileceklerdir. Yine onlar, Svetambaraların Mahavira’nın esas olarak bir Brahman ailesinden olan Devânanda rahminde bulunduğu ancak tirthankaralar kşatriyadan olmaları gerektiği için bir kşatriya leydisi olan Trişalâ’nın rahmine nakledildiğini de reddederler. Digambaralar MÖ üçüncü ve dördüncü yüzyılda birkaç cemaate daha ayrıldılar ancak bunlar arasındaki ayrılık konuları yüzeyseldir ve önemsizdir. Cayinler arasındaki söz konusu ayrılık bugün hâlâ devam etmektedir. Svetambaraların merkezi Kathiavar, Digambaraların merkezi ise Mysore’dir